Z

Teğmen
21 Nisan 2018
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
8 üye
Görüntülenme (?)
408 (Bu ay: 1)
Gönderiler Hakkında
Z
geçen hafta
Cambly indirim kodu kullanan var mı?
Arkadaşlar Cambly almayı düşünüyorum da indirim kodu bulamıyorum. Birde biraz pahalı, daha önce kullanan var mı ?
Z
geçen ay
Hayallerimde Yaşıyorum
Son zamanlarda okuduğum bir kitap hayata olan bakış açımı sorgulamama neden oldu. Kitabın adı "Şimdinin Gücü". Kitap kısaca yaşadığımız anın değerini fark etmemiz gerektiğini, tüm ıstırap, endişe ve korkularımızın dolayısıyla mutsuzluğumuzun gerçek kaynağını çarpıcı bir biçimde gösterip, onu şimdi ve burada nasıl aşabileceğimizi, huzur ve mutluluğa hemen şimdi nasıl kavuşabileceğimizi, bilincimizi hemen şimdi dönüşüme uğratıp nasıl aydınlanabileceğimizi anlatıyor.

Kitap hakkında fazla ayrıntıya gerek yok isteyenler bakabilirler. Kitabı okuduktan sonra yaşadığım hayatın ne kadarında gerçek manada uyanık olduğumu sorgulamaya başladım. Gerçekten ne kadar şimdideyim? Ne kadar hissediyorum yaşadığımı? Ne kadar hayal dünyasında ne kadar içinde yaşamadığım bir hayatın hayali içerisinde yaşıyorum?

Bu soruların cevabı beni ciddi manada etkiledi. Fark ettim ki zamanımın çoğunu içinde bulunduğum hayatta değil de kafamda kurduğum hayali dünyalarda, hayali duygular ve düşünceler içerisinde geçirdiğimi fark ettim. Bunda o kadar ustalaşmışım ki hayalini yaşadığım dünyada çok mutluydum. Otobüste yolculuk yaparken, müzik dinlerken, uyumadan önce, uzun yürüyüşlerimde sürekli kafamda kurduğum alternatif dünyalarla kendime biçtiğim "kahraman" rolü oynuyorum. Bu durum beni çok yoruyor sanki 2 hayatı birden yaşıyor gibiyim ve hayallerim bittikçe yaşadığım hayatın gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalıyorum. Ama dedim ya bu dünyaların hayaline daldığımda çok mutluyum. Madem öyle o zaman bu dünyalardan çıkmanın, gerçek hayata dönmenin ne anlamı var?

Daha sonra fark ettim ki hayal ettiğim her şey hayal olarak kalmaya mahkum. Hayallerim hiç gerçekçi değil, uğruna hiç bir çaba sarf etmediğim şeyleri yaşadığımı hayal etmek çok manasız. Yaşadığım hayattan memnunsuzluğum beni hayallere süren temel nedenmiş. Bende bir karar aldım ve artık gerçek olmayacak hayallerde yaşamaktan vazgeçip içinde bulunduğum hayatı sonuna kadar hissederek anı yaşayacağım.

Zihnimi düşüncelerin zincirlerinden kurtardığımda gerçekten huzura ermiş oldum. Sürekli bir şeyler düşünen ben, artık günde en az 1 saat hiç bir şey düşünmeden ana odaklanıyorum. Çevremdeki şeylerin güzelliği, hayvanların ve insanların seslerini dinliyorum. Benliğim ön plana çıktıkça hayattaki sıkıntılarım ve dertlerim aynı oranda azaldılar. Yaşadığım hayattan memnuniyetsizliğim gitti ve yaptığım her şeyden tat almaya başladım.

Mutlu olmak için ihtiyacım olan her şeye zaten sahiptim ve hepte sahip oldum. Yaşadığımım hayatın tadına varmak , yediğim yemeklerin gerçekten tadını almak, yaşadığım güzellikleri fark etmek hayatıma daha fazla anlam kattı ve beni zihnimin esaretinden kurtardı. Sürekli bir şeyler düşünür, sürekli geçmişe takıntılı kalırken artık kendime daha fazla zaman ayırıp zihin gücümü gerçekleşmeyecek hayallerle harcamak yerine, kendi hayatımda gerçekleştirebileceğim hedeflere odaklanarak onları başarmak için harcıyorum.

Hayal kurmak kötü değil tabii ki ama sürekli hayallerde yaşayıp gerçek hayattan kopmak kişinin kendine yapabileceği en büyük kötülüklerden biri ...
Z
3 ay
1 aylık sigara içme tecrübem (SS'Lİ)
< Resime gitmek için tıklayın >
Arkadaşlar son 1 aydır sigara içiyorum. Nedenini anlatayım kısaca, çocukluktan itibaren sigara içmeyi çok saçma bulurdum. İnsanlar neden kendini zehirliyor falan diye düşünüyordum. Neyse son 1 aydır arkadaşlarımdan almaya başlayarak sigara içmeye başladım. Psikolojimin bozuk olması, yalnız yaşamaya başlamam vs derken içmeye başladım. İlk başlarda verdiği baş döndürme, uyuşturma hissi iyi geldi. Biraz özgüven tazeledim; sigara içmeye başlayınca büyüdüğümü falan düşündüm herhalde, yaş 22 ama biraz ergen kafasına girdim.

Biraz düzenli içince sigara olumsuz etkisini göstermeye başladı. Nefes almada biraz zorlanmaya başladım, burun tıkanıklığı, boğaz kuruluğu ve tahrişi oldu, iğrenç koku da var tabii. Neyse dedim yine takılmaya devam ettim. İçtikçe alışacağımı düşündüm ama resimdeki gibi başka paketlerinde yarısına kadar içip gerisini kırıp attım çünkü iğrenmeye başlıyordum. Yine verdiği hafif uyuşma efekti, iyi hissettirmesi vs hoşuma gidiyordu.

Birden fazla sigara denedim ama sonuç aşağı yukarı aynıydı. Bir noktadan sonra pek etki etmeme başladı ve sağlık sorunlarını ve kötü kokuyu daha fazla hissetmeye başladım. Ekonomik olarak zor duruma düştüm çok pahalı geliyordu sigara. Yine de içtiğimde cool hissediyordum pc de depresif şeyler izlerken yakıyordum falan.

Zamanla fark ettim ki sigara içmeden önce daha iyi bir ruh halim vardı. Sigara bana bir şey katmayı bırak bir sürü başka sıkıntı getirdi. Kötü koku (kokuya hassasımdır) , boğaz sorunları, para sıkıntısı gibi. Bugün kendimi sorguladım ve aslında sigara içmemin faydasının hiç olmamasının yanında zararının da artık katlanacak seviyede olmadığını fark ettim. Resmen kendimi zorlamaya başlamıştım.

İnternetten biraz araştırma yaptığım zaman ne kadar zararlı olduğu ortadaydı zaten ama ben bunu pek önemsememiştim zaten çok içmiyorum diye. Ama az da içsem sağlığımı ciddi etkileyen bir şey olduğu da ortada ve devam etmemin hiç bir mantığı yok. Bunu yazarken bile ellerim kokuyor mide bulantım da geçmedi.

Bugün içerken yine kendimi sorguladım ve sigaradan ne beklediğimi kendime sordum. Sigara hayatımdaki hangi boşluğu dolduruyor ki bu kadar zararlı ve faydasız olmasına rağmen içmekte ısrar ediyorum? Buna cevabım ise hayattaki sorunlarımdan kaçmak. Sigara içmek beni oyalıyor ve uyuşturuyordu ve aşırı düşünen birisi olduğum için (overthinking) beni sıkıntılarımı düşünmekten alı koyuyordu ve bu boşlukta da zihnim boş olduğu için biraz rahatlıyordum. Ama bunun yanında hayatıma bir çok yeni sorun ekledi ve sonuç olarak ben öncekinden daha kötü bir hal aldım. Sonuç olarak elimdeki tüm sigaraları, çakmakları ve küllüğü çöpe attım. Diş fırçasını neredeyse boğazıma sokacaktım öyle bir ağız temizledim. Evde sigaraya dair tüm izleri sildim ve güzelce havalandırdım.

Tamamen hevesimi almış durumdayım bir daha böyle bir şeye kalkışır mıyım hiç sanmıyorum ama şuan ki psikolojim bu yönde ileride belki değişir ama 1 ay gibi kısa sürede edindiğim bu deneyimi kolay kolay unutmayacağım. Sanırım yıllarca sigara içen insanların hangi mantıkla içtiğini hiç anlayamayacağım belki de herkesin kendisine göre bir nedeni var sigara içmek için ama anlaşılan o ki sigara kesinlikle bana göre bir şey değil. Giden parama ve zamanıma acımıyor değilim ama en azından tecrübe edinmiş oldum.
Z
3 ay
Çay bardağının çay içmek için uygun olmaması
Çay içerken fark ettiğim detay. Normalde çay içmeyi kolaylaştırması beklenir ama aksine bence ağız kısmı dar olduğu için istemsiz hüpürdetmeye yol açıyor ve içmesi zorlaşıyor (özellikle büyük burunlu insanlar için) . Neden çay bardağı diye bir şey var merak ediyorum.
Z
3 ay
Bir anda her şeyi bırakıp sokaklarda yaşamaya başlasam
Bazen aklıma böyle şeyler yapmak geliyor. Deterministik birisi olduğum için zaten hayatı anlamlandırmaya çalışmıyorum. Okul, iş, her şeyi bırakıp kendimi sokaklara atsam bir gün orda bir gün burda yaşasam. Besin için gezdiğim yerdeki ağaçları kullansam. Yıkanmak için derelere girsem. Tam bir göçebe gibi olsam kışın doğuya yazın batıya gelsem. Parasız, dertsiz, tasasız bir yaşamım olurdu.
Z
3 ay
Master shef izlerken makarna yiyorum ssli
Bizimde elimizden bu geliyor ama kendimi geliştirip master shefte birinici olucam < Resime gitmek için tıklayın >
Z
3 ay
15 temmuz neden resmi tatil?
15 temmuz neden resmi tatil? Yarın cuma ondan sonra da bayram tatili var zaten 9 gün hangi akla hizmet bu günü tatil yapıyorlar anlamıyorum. Bu iş iyice çığırından çıktı, çanakkale zaferi ile bir tutuyolar diyeceğim de çanakkale bile resmi tatil değil. Heralde cumhuriyetin kuruluşuyla bir tutuyorlar.
Z
4 ay
Malum parti olmasaydı bu kadar dindar bir toplum olur muyduk?
Malum parti insanların daha fazla dindarlaşmasına ve dinden daha geç soğumalarına neden oldu. İlk olarak kabul etmek gerekir ki Türkiye laik bir ülke; Nüfusunun %50 si muhafazakar olsa bile geri kalanlar laiktir ve laik kesimden olan insanlar her ne kadar Müslümanım dese de aslında dinle alakaları olmadığı bilinir. Hatta bir çoğu Müslümanım bile demez dinin ne diye sorulduğunda "bana dinimi soramazsın" vs derler. Neyse ben bu insanları Müslüman çatısı altına almıyorum çünkü hayatlarına bakarsanız bir dinsizin hayatından fark göremezsiniz.

Videoyu izlemek için tıklayınız

Cumhuriyet'in kurulmasından bu yana laik insanların sayısı hep artmıştır. Ama malum parti bunun önüne geçmek için elinden gelen her şeyi yaptı. Dine yatırım yaptı, din adamlarına değer verdi, yüksek konumlara getirdi, kendi taraftarlarına çok çocuk yapmayı öğütledi (dikkat ederseniz iyi eğitim verebileceğiniz kadar çocuk yapın demiyor), evrimi müfredattan çıkarttı, alkol yasağı getirdi, okullara din dersi getirdi, dini yayınları arttırdı, dindar insanları medyada önemli konumlara getirdi vs. sayamayacağımız kadar dine yatırımı var. Kendisi de dini propagandayı çok yapıyor "Ya Allah Bismillah" diyerek kilise açmış birisi...

Şimdi tüm bunların ne önemi var diyebilirsiniz şöyle açıklayayım. Müslümanlıkta dini propaganda çok önemlidir. Hatta 7 yaşında çocuklar namaza falan başlatılır, o yaşta bir çocuk namazdan pek bir şey anlayamaz ama çocuk yaşta din beynine işlenmiş olur ve onu bir ömür boyu taşıması sağlanır. İddia ediyorum ki günümüz şartlarında ailesi tarafından hiç bir dini propagandaya maruz kalmamış, aynı şekilde çevresinde de dini olarak hiç bir zorlama ve baskı görmemiş birisinin büyüdüğünde Müslüman olma şansı %0,01 falandır. Şimdi araştırarak olabilir diyen tipler çıkacaktır ama böyle bir şey de pek mümkün değil araştırarak inandığını arttığını söyleyen insanlar aslında bu araştırmaları kendi dini inançlarına olan şüphelerini ortadan kaldırmak için yapıyorlar. Bu önyargıyla yaklaştıkları için zaten farklı bir bilgi beyinlerine girmez. Çocukken ailenizin yaptığı dini baskı, ufak yaşta kuran kurslarına gitmeniz, babanızın sizi cuma namazlarına götürmesi, okulda din dersinde vaaz dinlemeniz, televizyonu açtığınızda dini propaganda almanız, tarih kitaplarında, bilim kitaplarında dini karakterlerin ön plana çıkartılması aslında sizi Müslüman yapan şeyler. Tüm bunlar olmasa zaten Müslümanlıkla falan uğraşmazsınız ama ufak yaşlardan yapılan bu propaganda siz farkında olmasanızda hayata bakış açınızı oldukça etkiliyor ve karşı görüşlerinde beyninize girmesini engelliyor.

malum parti yerine başka bir parti olsaydı ne olurdu?

Varsayalım ki malum parti yerine insanlara dini hiç baskı yapmayan laik her dine ve inanca eşit davranan bir parti geldi. Bu durumda yukarıda bahsettiğim olayların bir çoğu olmayacaktı ve insanlar çok daha çabuk dinsizleşecekti. Ama bu partinin sol yobaz olmaması gerekiyor. Çünkü böyle olduğunda Müslümanlara zorlamalar yapacak ve bu insanlarda mağduriyet psikolojisi oluşturup onların daha fazla dinlerine bağlanmalarına neden olacaktır. Üniversitelerde başörtü yasağı buna en güzel örnektir. Bu yasağı koyanların birazcık kafası çalışsaydı o öğrencilerin ders programlarına koyacağı bir kaç dersle hatta buna bile gerek yok zaten tüm dünya bunun propagandasını yapıyor (bu kızların izledikleri dizilere, okudukları kitaplara bir bakın) serbest bıraksa bile mezun olduğu zaman bir çoğu başını açacaktı. Nitekim günümüzde üniversitede gördüğüm bir çok kapalı başlayan kız başını üniversitede açıyor. Bazıları eve gidince kapanıyor üniversiteye gelince açılıyor. Ama zamanında onlar bu baskıyı yaptığı için bugün dayılar "Üniversite başı kapalı kızlarımızı okutmadılar" deyip kendilerine argüman üretip haklı çıkmaya çalışıyorlar.

Parti belki ailenizin size yaptığı baskıyı değiştiremez ama siz ailenizden daha laik olursunuz kendinize yine Müslüman dersiniz ama dinle alakanız olmaz sizin çocuğunuzda bundan çok daha az nasibini alır ve dinsiz olur. Nitekim Türkiye'de bir çok insan bu şekilde dinsiz olmuştur dindar aileden gelip dinsiz olanalar yeni yeni türediler eskiden bu kadar yoktu.


Türkiye laik bir ülke olduğundan beri zaten bu ülkenin üzerinden dinin etkisi kalkmıştır. Geriye bir tek zaman geçmesi kalıyor. Daha cumhuriyet kuruları 100 yıl oluyor. Eski insanlar düşüncelerini kolay kolay değiştiremezler ve bu insanlar iktidara geldiklerinde de kendi düşüncelerini topluma dayatırlar. Ama bunların hiçbiri fayda etmez; açıkça görülüyor ki malum partiye rağmen Türkiye'deki dinsiz sayıları ortada. Malum parti sadece bu zamanı biraz daha uzattı ve bana kalırsa Türkiye siyasetindeki son muhafazakar temelli parti olacak. Bundan sonra çözülme çok hızlı olacak ve toplumumuz bu değişime ayak uydurabilmesi için çok ciddi bir şekilde felsefe ve bilimin yaygınlaşması gerekiyor. İnsanların doğruyu ve yanlışı sadece bir kitaba bakarak değil bilinçli bir şekilde ayırt edebilmesi ve mantık ile hareket edebilmesi için bu şart. Yoksa dinin üzerindeki baskısını bir anda kaybeden insan cahilse tehlikeli olabilir.
Z
4 ay
Sizi sürekli rahatsız eden dilenciye ne yaparsınız?
Arkadaşlar düşünün ki dışarıda oturmuş yemek yiyorsunuz ve bir dilenci sizi sürekli rahatsız ediyor. Tek işi oraya gelenleri rahatsız etmek olan bu dilenci sizden sürekli yemek ve para istiyor. Bir kere verip yolluyorsunuz yine geri geliyor. Sürekli başınızda sizden bir şeyler istiyor ve sizi rahatsız ediyor. En sonra raddeye geldiğinizi hayal edin, ne yaparsınız?
Z
5 ay
Güzellik ya da çirkinlik diye bir şey yoktur
Boşuna kendinizi çirkinim diye üzüyorsunuz arkadaşlar. Güzellik veya çirkinlik diye bir şey yoktur. Bu kavram hayata nasıl baktığınız ile alakalı. Uzunluk kısalık, kalıplı olmak, cılız olmak bunlarında hiçbiri aslında yoktur. Tüm bu bahsettiğim kavramlar sizin referans noktanıza göre değişiyor. Örnek olarak ortalama boyun 180 cm olduğu Hollanda gibi bir ülkede yaşadığınızı düşünün ve sizin boyunuzda 170 cm olsun. Doğal olarak Hollanda da yaşarken kendinizi kısa hissedeceksiniz çünkü çevrenizdeki insanlar sizden uzun boylu. Sizi alıp ortalama boyun 160 olduğu Endonezya ya götürsem oradaki insanları sizin boyunuzun çok uzun olduğunu söyleyecekler ve içlerinden "keşke boyum bu adam gibi olsa" diye geçirecekler. Şimdi bu durumda sizin boyunuz uzun mu yoksa kısa mı? Görüldüğü üzere birbirine zıt gibi gözüken tüm bu kavramlar aslında birdir ve sizin referans noktanıza göre değişmektedir.

Güzellik ve çirkinliği ele alalım mesela, kendine güzel diyen insan neye göre bunu söylüyor veya çirkin diyen insan nasıl bu kararı vermiş? Kendini kimlerle ne açıdan kıyaslamış? Genelde bu tarz kavramlar diğer insanların size bakış açısına göre değişiyor çünkü normal şartlar altında hepimiz çevremizdeki insanlarla kendimizi kıyaslıyoruz. Örnek olarak normal bir zekaya sahipsiniz diyelim. Normal şartlar altında rahat bir şekilde okul okurken birden çok zeki insanların olduğu bir okula gitmeye başladığınız. Diğer öğrenciler soruları çok hızlı bir şekilde çözerken siz bunu yapamadınız. Bu durumda istemsizce kendinizi etrafınızdaki insanlarla kıyaslamaya başlayıp "Aptal" olduğunuza hükmedebilirsiniz. Ama önceki okulunuzdayken oldukça normal bir zekaya sahiptiniz. Güzellik ve çirkinlikte de aynı durum geçerli eğer hayatı instagramdan, filmlerden sosyal medyadan takip ediyorsanız kendinizi ister istemez bu insanlarla kıyaslamaya başlayıp çirkin olduğunuzu düşünebilirsiniz çünkü sosyal medyada herkes yakışıklı veya herkes çok güzel. sokakta gezen kekolarla kıyaslarsanız yakışıklı bile olduğunuza hükmedebilirdiniz oysaki.


Anlatmaya çalıştığım bir insanın güzel yada çirkin olduğuna hükmedebilecek bir şey bu dünyada yoktur. Size çok güzel görünen bir kızı arkadaşınıza gösterdiğinizde "bu ne knk çok çirkin?" cevabı alabilirsiniz. O kız ne siz güzel dediğinizde güzel oldu nede arkadaşınız çirkin dediğinde çirkin oldu.

Sürekli kendinizi başkalarıyla kıyaslarsanız en sonunda üzülmeye mahkum olursunuz çünkü elbet kendinizden iyi yanı olan birisini bulursunuz. Bunun yerine kendinizi olduğunuz gibi kabul etmekte ve bu tarz yargılamalar yapmaktan kaçınmakta fayda var.
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.