O

Yüzbaşı
28 Ocak 2006
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
1 üye
Görüntülenme (?)
98 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
O
9 yıl
Maci Ozetleyen Fotograf
< Resime gitmek için tıklayın >

Bu takimda bu yurek, basinda Fatih hoca oldugu surece bu takim VAZGECMEZ.
O
9 yıl
TAKIMIMLA GURUR DUYDUM
Macta yenildik, saglik olsun.

Maci ABD Seattle'da bir Ingiliz barinda izledim. Iki tane buyuk ekranin birinde bizim mac digerinde Dortmund-Malaga oynaniyordu. Diger maci izleyen 2-3 kisi, bizim maci izleyen 20 kisi vardi. Macin sonlarina dogru herkes hakemden o kadar tiksindi ki oradaki tum insanlar Galatasaray'i desteklemeye basladi, Hintli'si, Amerikali'si, Arap'i, Ingiliz'i, herkes Galatasaray'i destekliyordu. Bana dunya'nin oteki ucunda bu gururu yasatan GALATASARAY'ima tesekkur ediyorum.
O
9 yıl
EuroStar Braga Maci
Arkadaslar DigiturkPlay yurtdisindaki Euro Star kanalinin maci verip vermeyecegini bilen var midir?
O
10 yıl
Manchester United Nike Formasi
Su ana kadar gordugum en kotu formalardan biri. Bildigin masa ortusu kumasina yapmislar sanirim. Umarim Nike bize de buna benzer bir sey yapmaz.

< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
O
10 yıl
Seneye PlayOff YOK!
Acaba bu sene ligi birinci bitirdiğimiz halde kirli oyunlar yüzünden sampiyon olamazsak bunun hesabını kim verecek

http://spor.milliyet.com.tr/play-off-sistemi-kalkiyor/spor/spordetay/25.04.2012/1532421/default.htm

Spor Toto Süper Lig Kulüpler Birliği Vakfı toplantısı Ankara’da yapılırken Gaziantepspor ve Sivasspor kulübünün temsilcileri görüşmede yer almadı.
Başkan Vekili Recep Mamur başkanlığında Sheraton Otel’de gerçekleştirilen toplantıda Galatasaray Başkanı Ünal Aysal, 2. başkan Ali Dürüst, yönetici Abdurrahim Albayrak, Fenerbahçe başkan vekili Nihat Özdemir, Beşiktaş futbol komitesi üyesi Deniz Atalay, Trabzon Başkanı Sadri Şener hazur bulundu.
Ankara’daki toplantıya damga vuran ilginç diyalog sonunda Play-Off’un gelecek sezon oynanmayacağı yolunda Futbol Federasyonu’ndan söz alındığı ortaya çıktı.
Yayıncı kuruluşun sözleşmesinin uzatılması konusunun görüşülmesi sırasında söz alan Aysal’ın, “Bir şartla Rekabet Kurulu’na giderim. O da gelecek sezon Play-Off oynanmaması konusunda söz verilsin” diye konuştu. Toplantıya katılan kulüp başkanları ve temsilcileri bu çıkış karşısında şaşkına dönerken, Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav telefona sarılarak Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören’i aradı. Cavcav konuyu kısa şekilde anlattıktan sonra telefonu Aysal’a verdi. İkili arasındaki görüşmenin ardından Galatasaray Başkanı Play-Off’un oynanmayacağı yolunda söz aldığını açıkladı. Bu gelişmenin ardından Vakıf üyeleri, yayıncı kuruluşun sözleşmesinin uzatılması için ortak hareket etme ve Rekabet Kurulu’na gitme kararı aldı.
O
10 yıl
Neyin Inancsizligi Bu?
Forumda bakiyorum, her konuda en az 3-4 kisi "Kesin sampiyon olmayacagiz, ss alin fener soyle sampiyon, bu takim sampiyon olamaz" tarzi seyler yaziyor. Birader sizin kendi takiminiza hic mi inanciniz yok? Sampiyon olamayacagiz yazmak icin mi giriyorsunuz foruma?

Bakin playoff fiksturune. 2. haftada feneri yenersek evimizde biter playoff, niye agliyorsunuz fikstur icin anlamiyorum.

UEFA kupasini alirken imkansiz maclara galibiyet sarkisi soyleyerek cikiyorduk. Simdi 2 kici kirik takimdan sampiyonluk alacagimiz garantiyken ne Fatih Hoca'ya, ne takima zerre guven duymayan boyle taraftar bozuntularini gormek beni yikiyor. Ciddi soyluyorum gunahim kadar sevmedigim Fener taraftari boylelerinden kat kata daha iyi taraftar.
O
10 yıl
Emre 6 kırmızı kart
Her pozisyonda direk arkadan ayaga giriyor, arkadaş naapıyorsun diyen yok. Kaç oldu ben sayamadım.
O
10 yıl
Galatasaray Sevgim Artık Şekle Büründü
Selam arkadaşlar, uzun süredir yaptırmayı düşündüğüm dövmeyi sonunda yaptırdım. Umarım beğenirsiniz. Bu arada yeni yaptırdığım için kırmızılıklar var, normali siyah

< Resime gitmek için tıklayın >
O
10 yıl
Bir türlü anlamıyorum
Fernandes Selçuk'tan
Almeida Elmander'den
Egemen Urfalı'dan
Q7 Emre'den
Simao Engin'den
Cenk Muslera'dan
daha iyi ise.


Beşiktaş'lı arkadaşlar bu kadar puan farkı nasıl açıldı yahu
O
10 yıl
Microsoft - ABD ve Başımdan Geçen Olaylar
Selam arkadaşlar, bir önceki konumda size Microsoft mülakatımda başımdan geçenleri anlatmıştım. O konuya gösterdiğiniz ilgi ve iyi dilekleriniz için tekrar teşekkür ederim. Gerek o konuda, gerek daha sonra attığım mesajlarda başka yazılar da yazıcağımı söylemiştim. Biraz geç oldu, tabi, iş güç işte anlayın Mülakat tecrübelerimi anlattığı konunun linki;http://forum.donanimhaber.com/m_51288949/mpage_1/f_/key_//tm.htm#51909435

Açıkçası bu yazımda tam olarak ne yazacağıma karar vermiş değilim. Başlarken "Olmadı biraz Microsoft'tan, biraz hayattan bahseder, iki smili koyar, basar geçerim " diyorum ama biraz uzun olacak gibi bu yazı da, bakmışsınız neler anlatıyorum. İdare edin işte siz de canım! Doğaçlama yapıyoruz yani...

Türkiye'den Ayrılış ve ABD

<Bu kısımda Microsoft'la ilgili pek bilgi yoktur, Microsoft'u merak edenler bir sonraki kısımdan okumaya devam edebilir>

Diplomamı alıp ODTÜ'nün yeşil kampüsünde en azından uzun bir süre için son biralarımı içtikten sonra uzun bir tatil beni bekliyordu. ABD çalışma vizelerini en erken 1 Ekim'de çıkarıyor. Yani 3-4 aylık bir tatile başlamıştım. Bu süre zarfında part-time olarak muhtemelen iş bulabilirdim ama "Ulan zaten hayatım boyunca çalışacam, boş ver dedim. Tatilde biraz kilo vereyim diye düşündüm, koşuya felan başladım, sonra arkadaşlarla Avrupa'ya interrail'e gitme kararı aldık. Bu 1 aylık interrail'de yaşadıklarımı yazsam kitap olur, o yüzden hiç girmiyorum. Ama hafızalar terk-i zihin eylemeden yazmak lazım, o ot kokulu Amsterdam'ı (red light... ), Polonya'nın o gece hayatını bir daha görmek nasip olmaz, neyse.

Teoman'ın da "Nasıl oluyor, vakit bir türlü geçmezken yıllar hayatla geçiyor." dediği gibi Vize derken, son seyahat planlamaları derken ayrılık günü geldi çattı. Bu arada merak eden varsa 10 kilosu Avrupa'da olmak üzere 3-4 ayda 30 kilo'ya yakın verdim. Mezuniyet civarında 130'ken Türkiye'den ayrılırken 100 kilo civarındaydım, iyi oldu kütleyi attık, boy 1.87. Neyse, zaten Microsoft'un ayarladığı taşıma şirketiyle eşyalarımın çoğunu göndermiştim. Havaalanına bir battal boy bavul (32 kg) bir de GS store'dan aldığım laptop cantasıyla geldim. Özel isteğim üzerine Microsoft uçak biletimi THY'den almıştı. Seyahat planım Ankara-İstanbul, İstanbul-Chicago, Chicago-Seattle şeklindeydi.

Havaalanında çektirdiğim bir fotoğraf;

< Resime gitmek için tıklayın >


Uçağa binme vakti gelince bütün yaz "Bıktım yee" diye salladığım Türkiye gözümde acayip değerlendi. Avrupa'da da çok özlemiştim, hala da özlüyorum. Annem şaşırtmayarak ağladı, o yüzden mülakata giderken kıpır kıpır olan içim şimdi düğüm düğüm olmuştu. Serde erkeklik vardı, ağlayamazdım. Bindim İstanbul uçağına, İstanbul'da indim. 12 saatlik bir uçuş beni bekliyordu. Yolda okurum diye bir kaç dergi aldım (çoğunu okumadım). Check-in yaptım. Bu arada check-in sırasında acil çıkış kapısından yer isterseniz veriyorlar. Benim gibi normal koltukta rahat edemeyen cüsseli arkadaşların aklında bulunsun.

12 saatlik uçuş tam bir Çin işkencesiydi. Geçmiyor zaman aga, geçmiyor. Uyurla uyanıklık arasında bir halle saatlerce oturdum, yemek getirdiler arada bir kaç kere, onları yedim. Acil çıkış kapısı tuvaletin yakınında, dakika tutarak kim sıçtı, kim işedi onları hesapladım. Hayal kurmuştum yanıma güzel bir hatun oturur da en azından kendi içimde de olsa bir aşk yaşarım diye, yalan oldu tabi. Neyse popomdaki her santimetre uyuştuktan sonra, Chicagoya indik.

Gümrükte herhangi bir sorun yaşamadım. Zaten bir kaç kere Türkiye'de de Amerika'ya gidenlerin geçtiği güvenlik kontrollerinden geçmiştim. Sonra bir uyanış gerçekleşti "Amerika'dayım lan" dedim, böyle çok değişik bir şey olacak felan sandım, çok değişik bir şey olmadı. Terminaller arası trenle Seattle uçağımın kalkıcağı terminale gittim. Starbucks gördüm orada. Hemen orta boy kahve aldım, tadı Türkiye'dekine benziyordu, çaktırmadım. Bir dergi, gazete satan yer gördüm, yine dergi aldım (okumadım) ama bu seferki İngilizceydi.

Uçağıma bir iki saat vardı. Havaalanı terminali bildiğiniz kızartma kokuyordu. ABD'de harbi bir kilo problemi var. Herkes kızartma yiyor. Ben bunu meyve, sebze gibi sağlıklı gıdaların acayip pahalı oluşuna bağlıyorum, düşük bütçeli alamıyor. Bir de namussuzlar sağlıksız besinlerin reklamını iyi yapıyor, arada denk gelince ağzımın suyu akıyor. Laptop'ı açtım, beleş internet ağı görünüyordu, ona bağlanamadım, bir iki tane şifreli ağa 123456 felan gibi şifreler denedim, yemedi. Derken son uçağımın vakti geldi bindim uçağa. Bu uçuş 4 saatti, şirket United Airlines. İçecek dağıtan abla geldiğinde filmlerden ismini duyduğum "Ginger Ale" istedim. Garip bir tadı var, fena sayılmaz. Oradaki saat akşam 7-8 civarıydı. Türkiye'de sabaha karşı... Yaklaşık 20 saattir yoldaydım, hiç uyumamıştım. Sonuçta bir şekilde bu uçuş da bitti.

İndim uçaktan, vaadedilmiş toprak Seattle'a ayak bastım. Gene değişik bir şey olmadı. Valizimi alıp benim için Microsoft tarafından rezerve edilmiş ve ödenecek olan kiralık arabayı almak için Avis Rent a Car'a doğru yollandım. Tabi böyle anlattığıma bakmayın, her adımda 3-4 kişiye yol soruyorum. Araba'nın yanında GPS cihazı istedim, onu da Microsoft karşılıyormuş, bir keyiflendim. Arabanın anahtarlarını aldım, ve arabaya gittim. Araba Dodge Avenger'dı. "İyiymiş lan" dedim. GPS cihazına 2 ay kalacağım Microsoft tarafından tahsil edilen evin anahtarın alacağım yeri girdim, sonra bastım gittim ABD'nin geniş yollarından.

Sonunda eve vardım. Ev itin g.tündeydi, biraz kıl oldum bu duruma. "Neyse" dedim. Vurdum kafayı yattım.

Sıradaki bölüm; Çevreyi Tanıma, Oryantasyon ve Microsoft'ta İlk Günler. Zamanım olunca yazıcağım, o zamana kadar görüşürüz.
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.