M

Çavuş
17 Ocak 2006
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
0 üye
Görüntülenme (?)
10 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
M
15 yıl
Beşiktaş'ta ilginç gelişme
Beşiktaş'ta sürpriz gelişme
Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören, yönetim kurulu üyesi Gülnaz Arsel'in istifasını istedi.


NTVSPOR ve Ajanslar
Güncelleme: 21:47 TSİ 23 Temmuz 2007 Pazartesi






Beşiktaş'ta, kulüp başkanı Yıldırım Demirören'in, yönetim kurulu üyesi Gülnaz Arsel'in istifasını istediği öğrenildi.



Akaretler'deki kulüp binasında yapılan yönetim kurulu toplantısı sonrasında basın mensuplarının konuyla ilgili sorularını yanıtlayan kulüp genel sekreteri Kenan Öner, Gülnaz Aysel'in Yıldırım Demirören'in istediği üzerine yönetimden istifa edeceğini belirterek,"Sayın Gülnaz Aysel, yapılan toplantıda yer almadığı için istifasını veremedi. Ancak ilk fırsatta istifasını başkan Demirören'e verecek"dedi.



Başkan Demirören de, kulübün resmi internet sitesine yaptığı açıklamada, "İletişim Komitesi'nden Sorumlu Yönetim Kurulu üyemiz Sayın Gülnaz Arsel ile son zamanlarda ortaya çıkan bazı anlaşmazlıklar dolayısıyla bir görüşme yapıp, kendisiyle mevcut şartlarda çalışma imkanı kalmadığını belirterek istifasını istedim" ifadelerini kullandı.



Demirören'in, Arsel'den istifasını istemesinin nedeninin, kulüp futbol şubesi sorumlusu Celalettin Kolot ile yaşadığı tartışmalar olduğu öğrenildi.

NTV

Bjk'de ılımlı tek yönetici Gülnaz Arsel vardı,o da gitti..
M
15 yıl
Futbolcuların sözleşme maddeleri!..
Figo, Gökhan Ünal, Mehmet Topuz...
İspanya'daki transfer sisteminden söz etmek istiyorum. Bir futbolcu İspanya'ya transfer olduğunda ya da ülke içinde bir takımdan diğerine geçtiğinde yapılan sözleşmeye futbolcunun transfer bedeli de yazılıyor. Örnek mi? Portekizli yıldız Figo, Barcelona'da oynarken sözleşmesinde 54 milyon euro yazıyordu. Bu şu anlama geliyor: "Figo'yu 54 milyon euro getiren kulüp satın alabilir."
Real Madrid'in eski başkanı Florentino Perez, "Figo'yu alacağım" vaadiyle seçim kazanmış ve 54 milyon ödeyip Figo'yu alarak sözünü tutmuştu.
İspanya'da ilginç bir olay yaşandı... Valencia'da forma giyen Arjantin Milli Takımı'nın kaptanı Roberto Ayala, sözleşmesi bittiği için sıfır bonservisle Villarreal'e imza attı. Hatta Ayala, Valencia'nın ezeli rakibi Villarreal'e gittiği için Valencialı taraftarlardan ölüm tehdidi bile aldı.
Villarrealli yöneticiler Ayala için sözleşmeye İspanya'daki transfer yönetmeliği gereği "6 milyon euro karşılığında serbest kalır" maddesini koydu. Ölüm tehdidinden etkilenmiş olacak ki; Ayala, Villarreal'de oynamaktan vazgeçip Zaragoza'ya gitti. Villarreal, tek kuruş ödemeden aldığı Ayala'yı sözleşmesine koyduğu madde gereği 6 milyon euroya Zaragoza'ya sattı.

FUTBOLCU MU KÖLE Mİ?
Bunları neden anlattım? Türkiye'de ne yazık ki böyle bir sözleşme sistemi yok. Türkiye'de sözleşmeleri süren oyuncular kulüplerinden ayrılmak istediğinde kaç paraya serbest kalacaklarını bilmiyor. Çünkü bu konuda İspanya'daki gibi sözleşme koşulları devreye girmiyor. Sözleşmeli oyuncunun özgürlüğünü kulüp yöneticilerinin tavrı belirliyor. Örneğin Kayserisporlu Gökhan Ünal ile Mehmet Topuz transferin yıldızları. Kayseri satmıyor; Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş bu iki oyuncuyu almak için her şartı zorluyor. Gökhan, "Ben Galatasaray'da oynamak istiyorum" diyor. Topuz'u Beşiktaş ve Fenerbahçe kapmak için uğraş veriyor. Sakarya, kaleci Martinez için anasının nikahını istiyor. Sözleşmesi süren oyuncu Türkiye'de köle gibi muamele görüyor. Oysa İspanya'daki gibi oyuncuların sözleşmelerine "Şu kadar para getiren talip olduğu oyuncuyu alır" ibaresi konmuş olsaydı Gökhan'ın, Mehmet'in, Martinez'in transferleri çıkmaza girmezdi. Bu nedenle; Türk futbolcular hedef büyütmek istediklerinde kaderlerini kulüp yöneticilerine bırakmamalı. İmza atarken sözleşmeye "Şu kadar paraya serbest kalırım" maddesini koydurmalı.

Levent Tüzemen

Levent Tüzemen zaman zaman yurtdışından çok güzel örnekler vererek,Türkiye'deki sporun üst seviyelere gelmesi hakkında iyi yazılar yazıyor.ben bu yazısına tamamen katılıyorum.ya siz ?
M
15 yıl
Celal Kolot:"Nobre 10 Nuno Gomes eder"(miş)
"Nobre 10 Nuno Gomez eder"
Yeni sezon hazırlıklarının 2. etap çalışmaları için Avusturya'nın Seefeld kasabasında bölgesinde kampa giren Beşiktaş, buradaki ilk antrenmanını sabah saatlerinde yaptı.

Alp dağlarının eteğinde, etrafı tamamen ağaçlarla çevrili bu bölgede yapılan çalışmaya milli takım kamplarında bulunan Rodrigo Tello, Batuhan Karadeniz, eşi doğum yapan Koray Avcı, tedavisi süren Nobre ve Murat Şahin yer almadı.

Yaklaşık 20 derecelik bir hava sıcaklığında gerçekleştirilen çalışmada teknik direktör Ertuğrul Sağlam, antrenman öncesi futbolcuları ile kısa bir toplantı yaptı. Sağlam oyuncularına yoğun bin kamp dönemi geçireceklerini hatırlattı ve herkesin 1 Ağustos'ta oynanacak

Şampiyonlar Ligi ön eleme maçına kadar hazır olmasını istedi. Kondisyon hareketleri ile başlayan antrenman 5'e 2 pas çalışması ile devam etti. Yaklaşık 10 dakika süren tempolu koşunun ardından yarı sahada yapılan çift kale maç ile yaklaşık 2 saat süren antrenman sona erdi.

Kafile ile beraber Avusturya'ya gelen Futbol Şube Sorumlusu Celal Kolot ve Dış İlişkiler Sorumlusu Mario Berk de antrenmanda yer aldılar. İki yönetici menajer Ali Gültiken ile antrenman sahasının dışarısında bir süre spor yaparak form tuttular.

Öte yandan Beşiktaş'ta transfer çalışmaları da sürüyor. Futbol Şube Sorumlusu Celal Kolot basın mensuplarıyla yaptığı sohbette, defansa alınacak oyuncu için araştırmalarının sürdüğünü dile getirdi. Bu bölgeye transfer edecekleri futbolcu için acale etmediklerini tekrarlayan Kolot, "Biz takıma alacağımız her futbolcu için çok kapsamlı araştırmalar yapıyoruz. Aceleci olmaya gerek yok. Hata yapmak istemiyoruz. Ama en geç hafta sonuna kadar bu konu netlik kazanır. Ayrıca bize forvet oyuncuları da öneriliyor. Son olarak menajerler Nuno Gomez'in ismini verdi. Bence 1 Nobre 10 tane Nuno Gomez eder" şeklinde konuştu.

08.07.2007

Kaynak : DHA


M
15 yıl
Fener Uzak Ara ÖNDE!!!
Fener uzak ara önde
Futboldan 80 milyon YTL'yi aşan bir geliri kasaya koyan sarılacivertliler, taraftarının katkısıyla ezeli rakiplerine fark atıyor..

Forbes Türkiye'nin Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş'ın bütçelerini analizinden çıkan sonuca göre sarı-lacivertliler futboldan taraftarının da katkısıyla elde ettiği 80 milyon YTL'yi aşan gelirle ezeli rakiplerinin bir hayli önünde. Fenerbahçe'nin 150 milyon YTL'lik 2006 geliri içinde futbolla ilgili doğrudan kazanımlar (Bilet, kombine, loca gelirleri, transfer kazançları ve Şampiyonlar Ligi gelirleri) 86.3 milyon YTL. Bunlara markalı ürün satışı ve TV gelirlerinin devredildiği iştirak olan Fenerbahçe Sportif'ten alınan temettü (36.4 milyon YTL) ve diğer futbol faaliyet dışı gelirler eklendiğinde Fenerbahçe'nin amatör şubeler dışındaki gelirleri 137.4 milyon YTL oluyor.

AVRUPA HEDEFİ
Fenerbahçe'nin 2007 bütçesinde gelir 210 milyon YTL olarak öngörülüyor. Geçen yıl futbolcu satışından elde edilen 18.7 milyon YTL, bu yıl 8 milyon YTL'ye çekilmiş. Bu açık Şampiyonlar Ligi gelirlerini % 260 arttırıp 15 milyon YTL hesaplanarak kapatılmış. Fenerbahçe'nin doğrudan ve dolaylı futbol geliri hedefi 2007 için 169 milyon YTL.

G.SARAY FARK YEDİ
Farklı bilanço yapıları ve Galatasaray'ın mali verilerinin 7 ayrı şirketle takip edilmesi nedeniyle kıyaslama yapmak zor. G.Saray'ın 2006'daki 136 milyon YTL'lik gelirin 97.3 milyon YTL'si futbolcu bonservislerinin Futbol AŞ'ye devrinden geldi. Futbol dışı da dahil olağan gelirler 38.8 milyon YTL olmuştu. 2007 bütçesi 37 milyon YTL gelir ve 35.3 milyon YTL gider üzerine kurulu. Futbol AŞ'ye sadece bonservisler değil, futboldan kaynaklanan giderler de aktarıldı. Futbol AŞ'nin 1 Haziran-30 Kasım 2006 6 aylık bilançosunda 14.2 milyon YTL gelir, 39.1 milyon YTL gider gözüküyor. FENER 4'E KATLADI Beşiktaş AŞ'nin ana faaliyetlerinden 70 milyon YTL civarında bir geliri var; bunun % 40'ını TV gelirleri oluşturuyor. Maç hasılatı ve kombine kart geliri 10 milyon YTL civarında. Fenerbahçe'nin kombine ve loca geliri bunun yaklaşık dört katı. BJK AŞ'nin lisanslı ürün satışı geliri ise 8 milyon YTL civarında. Üç kulübün mali yapısında fark yaratan gelir kombine kart ve ürün satışından kaynaklanıyor. Fenerbahçe, futboldan elde ettiği 80 milyon YTL'yi aşan gelirle rakiplerine fark atmış durumda.


Fenerbahçe'nin gelirinin önemli kısmı taraftarı sayesindedir.Forbes dergisi de bunu ortaya çıkarmış.Umarım insanlar artık yorumlarında dikkat ederler.Fenerbahçe'nin ekonomik gücü Aziz Yıldırım değildir.Taraftarıdır.
M
15 yıl
Fenerbahçe Stadı'na "kaçak" demek için kaçık olmak gerek!
Başka bir kulübün iç işleri ve kamu ile olan ilişkileri bizleri hiç ilgilendirmemektedir.Durum böyle olduğu halde bazı kulüp ve kurumlarca saldırı hedefi olarak Fenerbahçe'nin ve FB Stadı'nın seçilmiş olmasını "yangından mal kaçırılırken" yakalananların bir "hedef saptırma yöntemi" olarak gördüğümüzü belirtmek isteriz.Son haftalardaki bazı iddialara karşı açıklamamız aşağıdadır.

Mülkiyeti devlete,sadece "kullanma hakkı" belirli bir süreyle Galatasaray kulübüne ait olan Ali Sami Yen stadı devlete iade edilince karşılığında sadece stadın alanı kadar arsa alınması mantiki değil midir ?

Müteahhite kat karşılığı arsa verilince,müteahhit arsa sahibine yaptığı dairelerin hepsini mi verir,yoksa yarısını mı ?

Üstelik bu arsanın mülkiyeti devlete ait iken arsayı devlete iade ediyorsunuz.En fazla ne alabilirsiniz?Arsa kadar arsa!
Hem o arsadan daha değerli bir arsa alıyorsunuz ve bu da yetmezmiş gibi üstüne devlet parası ile yepyeni stat inşa ediliyor.
Devlet,yap-satçılığa soyunuyor.Kendi arsası üzerinde kira ile oturan,üstelik kirayı da ödemeyen kiracısına diyor ki,"Ben senin istediğin bir yerde sana arsa vereyim.Üstüne de istediğin gibi inşaat yapayım.Sana teslim edeyim..."Bunun savunulacak neresi var ?Kamuoyu yanlış anlamış değil!..Üstelik sessiz sedasız oturmak ve susmak varken,bu haksızlığı tespit eden Kulübümüze saldırılıyor.

Bize de "verin Saraçoğlu'nu devlete" diyorlar.Saraçoğlu Stadı'nın mülkiyeti devletin.Tıpku bütün statların olduğu gibi.Devlet bütün kulüplere stadların kullanma haklarını verdi.Bedel karşılığı.Her yıl 100.000lerce $ stad kirası ödüyoruz.

Üstelik biizm stadın tapusu yıllarca bizim iken,kırk yıl önce devlete sembolik bir bedelle (2.5 milyon lira)devretmiş o zamanki yönetim.Biz kendi mülkümüze kira ödüyoruz.Eski stadımızın yerine 100.000.000$a yakın ve sadece kulübümüzün parasını sarf ederek yepyeni bir stat yaptık.Dikkat buyurun.Kendi paramızla...

Devlet,bütün kulüplere eşit mesafededir.Eşitlik esastır.Bir kulübe yapılanın diğer kulüplere de yapılmasını talep etkmek normal değil midir ?

"Fenerbahçe'nin açıklarını açıklarım" diye de tehdit edenelere.Fenerbahçe'nin hiçbir açığı yok.Olsa,zaten sıra ona gelmeden hemen anında açıklarlar.Bize,sadece iftira edilebilir."FB STADI'na kaçak demek için kaçık olmak gerekir.Daha geçenlerde UEFA Finalinin oynanması kabul edilmedi mi?"Gecekondu" diye başlık atanların yüzleri hiç kızarmıyor mu ?Büyükşehir Belediye Meclisi ,13.09.2006 tarih ve 1543 sayılı kararı ve bütün parti gruplarının oyları ile bu iddialar ve itirazları reddetti.İftiraların asılsız olduğu kararını onayladı.Türkiye'nin en çağdaş yapılarından birini örnek almak yerine "kıskançlıktan çatlayarak",o muhteşem yapılara çamur atmak hangi insanlık ölçüsüne,hangi mantığa sığar ?
Son bir paragrafla bitirmek istiyorum.

Örneğin;Hazine,Kemer'de deniz kenarında bir arsa tahsis etmiş.Müteşebbis de üstüne otel kurmuş.Yıllar sonra,devlete gidiyor ve diyor ki : "Benim otel eskidi,bana daha güzel bir arsa ver ve üstüne de devlet parası ile yepyeni bir yap,bir kuruş da vermem!?"Böyle bir teklifte bununları herhalde Bakırköy'e sevk ederler, değil mi ?
ABDÜLKADİR KUŞİN/FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ GENEL MALİ KOORDİNATÖR

FB Gazetesi (kasım sayısından alıntı yapılmıştır)
M
15 yıl
Adriano geliyor mu ?
Adriano Formaları Feneriumlarda



Fenerbahçe'nin yeni transferi İnter'de forma giyen Brezilyalı yıldız Adriano'nun Perşembe günü resmen Fenerbahçe'ye kiralık olarak bağlanacağını ilk biz duyurmuştuk. Sarı Lacivertli taraftarlara 2. müjdemiz ise Adriano formalarının Fenerium'larda satışa hazır halde bekletildiği. Fenerbahçe'de Tuncay'dan boşalan 10 numaralı formayı giyecek olan yıldız futbolcunun formaları tüm Fenerium'lara gönderilmeye başlandığı ve satışı için Perşembe gününün (yarın) beklendiği öğrenildi.


http://www.fener24.com/index.php?news=1182


sizce doğruluk payı nedir

alırsak süper olur,carlosu bile gölgede bırakır
M
15 yıl
Türkiye'ye gelmiş en "kariyerli" oyuncu kim ?(anket)
http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol/6683136.asp?gid=211

hürriyetin anketi,en iyi değil en kariyerli oyuncuyu soruyorlar.
M
15 yıl
lincoln hayırlı olsun =))))))))
Lincoln Transferi Haberi Hakkında Açıklama

Galatasaray Spor Kulübü'nün transfer çalışmaları farklı kollardan yürütülmektedir. Yeni transferimiz olan İsmail Bouzid'in transfer konfirmasyonu kulüp medya organlarına ulaştırılırken bir karışıklık yaşanmıştır.

Bundan ötürü bu akşam girilen ve çok kısa süre yayında kalan Lincoln transferi haberinden dolayı camiamızdan özür dileriz.

Galatasaray Spor Kulübü
İletişim Koordinatörlüğü

galatasaray.org

M
15 yıl
Rıdvan Dilmen'in eskilerden bir röportajı..(efsane nasıl olur gösteriyor)
http://www.youtube.com/watch?v=kVZgLGaPd7E

gerçek efsanelerden biri işte...
M
15 yıl
Türk sporu için Adnan Polat istifa etmeli
Polat istifa etmeli
Sözü fazla uzatmak yersiz. 19 Mayıs'ı kirleten rezillikler derbisinin aktörleri hemen istifa etmelidir. Birinci sırada da Sayın Adnan Polat olmalıdır.
Futbolumuzun yaklaşık 2 yıldır içinde bulunduğu gerginliğin en önemli ismidir Adnan Polat. Papermoon'da "Şampiyonluk bizim, kupa sizin" yemekleri ile başlayan, "saat kaç" çıkışıyla iki camiayı birbirine düşüren ve son olarak da ilahi seslerden bahsederek, "Puan farkı dört'tür üç'tür " nifağıyla şaibeli tartışmaların zeminini oluşturmuştur. Futbol kamuoyu alkışlamayı tartışırken, ekranlara çıkarak "Bunu hak etmiyorlar" diyen kendisidir. Haddini bilmez oyuncusunun "gözü yaşlı" demeçlerini haklı çıkartarak, taraftarına şirin gözükme çabalarıyla, kara cumartesiyi yaratan da odur.
Adnan Polat, G.Saray'ın başarısını isteyebilir. Ama hiçbir yetki, insanlar arasındaki düşmanlığı beslemeye, kinleri büyütmeye, kanların akmasına neden olamaz. Polat, maçları kazanmayı futbolculara bırakmak yerine, bunu tribünleri kışkırtıp, polemikler yaratarak yapmaya karar verdiği andan itibaren huzuru unuttuk zaten.

BİRİNCİ SORUMLU YÖNETİCİLER
Polat'ın, derbi sonrasındaki "Bu bir kara lekedir" sözleri ne kadar doğruysa, onu bu sözleri söylemeye iten nedenlerin kendisi olduğu bir gerçektir.
Bu ülke bir İsviçre maçı sınavı verdi. Dünyaya rezil olduk. Bu olaylar sırasında görevde olanlar bir ay geçmeden istifa ettiler, futbol sahnesinden çekildiler. Kendilerini hesap vermek zorunda hissettiler. Her şeyden önemlisi bu vicdana sahiptiler. Türkiye'deki tribün terörünün birinci sorumlusu yöneticilerdir. Adnan Polat gibi eski tip yönetici modelleri, popülist söylemleri, sadece sonuca odaklı hırslarıyla suyun üstünde kalmaya çalışırlar ve bunu da başarırlar. Belediye Başkan adayı olduğu dönemde oyumu attığım, bir spor adamı olarak beklentiler taşıdığım Sayın Adnan Polat'dan, "kara lekeyi" konuşmak yerine temizlemesini bekliyorum. Bir kez de sözüyle değil yaptığıyla örnek olmalı. Tribünlerden yağan taşların, koltukların ve bin türlü nesnenin sahadaki oyuncuları çiziksiz soyunma odasına gönderdiğine şükrederek, sorumluları " hesap " vermeye çağırmak görevimiz.

Gürcan BİLGİÇ
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.