E

Yüzbaşı
04 Temmuz 2012
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
3 üye
Görüntülenme (?)
44 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
E
2 yıl
Zaman Olmadan Zamanın Başlangıcı..
Zaman sonsuz mu? Yoksa sonlu mu? Zaman ebediyse, sonsuz miktarda zaman geçmiştir. Böylece gelecek olmayacak. Bir gelecek varsa, o zaman daha çok zaman geride kalır. Böylece sonsuz bir zaman geçmemiştir. O halde zaman sonludur; bir başlangıcı vardı.

Peki zaman nasıl başladı? O halde, evren nasıl başladı? Enerji, madde ve uzay nereden geldi? Bir şey yoktan mı geldi? Hiçbir şeyin bir şeye neden olmadığına karar verirsek, bu ne anlama gelir? Bu, zamanın, uzayın vb. Büyük boşluktan ve hiçliğin kara uçurumundan ortaya çıktığı anlamına gelebilir ya da bu şeylerin her zaman var olduğu ve dolayısıyla hiçbir şeyin buna neden olmadığı anlamına da gelebilir; yani, sebebi yoktu.

Ne yani hala başın dönmüyor mu ?

Aşağıda ki denklem ilginç birşey ortaya koyar :

t = h / E Eğer t=0 olmasini istiyorsak Enerji sonsuz olmalidir..Sıfir zamanın deneyimlemenin tek yolu Enerjinin sonsuzlugudur..Yani sıfır zamana sahip olmak için sonsuz Enerji gerekir..

Maalesef evrenimiz sonsuz enerjiye sahip değil. Dahası, zaman olmasaydı herhangi bir enerji olacağı da bir sonuç değil. Zaman olmadan enerji hiçbir zaman var olamaz.Ayrıca dikkate almamız gereken bir de Heinsenberg belirsizlik ilkesi var tabi ..

Ne derler bilirsin : delta t .delta E => h/2

Eger zaman (t=0) sıfırsa Enerji sonsuz olmalidir ki bu aralikda kalabilsin...Aslında matematiksel belirsizlikleri bilirsiniz ..Sonsuz x 0 = Belirsizdir..Peki ama neden belirsiz ? konuyu fazla dağıtmadan ufakdan değinelim..

sayı / sonsuz = 0 Burdan acikca çarpa ve bölme islemleriyle tanimlı bu denklemi tam da şuna cevirebilirim :
Sonsuz .0 = Sayı ....ama Hangi sayı ? İste bu belirsizliktir...Aynen t=0 olmasi durumunda Heisenberg belirsizlik ilkesine oldugu gibi...Yani özetle şu denklem bütunlerini neden kurmayayim ?

sonsuz x0 =1
sonsuz x0 =2
sonsuz x 0 =3
sonsuz x 0 = pi
sonsuz x 0 = e
Iste bu şu anlama gelirki , bu çarpım belirsizdir cunki bütün sayılar olabilir..

Neyse konuma geri döneyim..Acikca göründügü gibi zaman sıfır olsaydı Belirsizlik ilkesi elimizden ucup giderdi bu onun net bir ihlalidir..Çözmemiz gereken diger anomali ise MOMENTUMDUR..Zamanın olmadigi biryerde Acikca momentumun da olmamasi gerekir..Ama şu an var oldugunu biliyoruz ..Sormak lazım nereye gitti Momentumun korunumu ?Eger bir başlangıc (t=0) mümkündür diyebiliyorsak Momentumun herzaman korunamıyacağinı da kabul etmişiz demektir...Zaman sıfırda olsaydı, önümüzdeki zorluk, her şeyin nasıl yoktan çıktığını bulmaktır. Hiçbir şeyle başlamazsak, "neden ve sonuç" kavramı işe yaramaz.Peki ya birşeyle başlarsak ; Bir şeyle başlarsak, "neden ve sonuç" bozulmadan kalır, ancak geçmişe yeterince geri dönersek, tekrar hiçbir şey bulamayız...

Ama Einstein'a deginmemek olmaz görelilik hala önümüzde duruyor..Bunu da işin icine katmalıyız..Bilirsiniz fotonlar sıfır zamanı deneyimlerler..Evet size göre onların belirli bir hızı vardi ki buna ısıgîn hizi deriz ..Bir planck uzunlugunu bir planck zamanında kateden şu Elektromanyetik dalga var ya işte o...Bu parcacık her yere ayni anda ulaşır ve o'nun icin zaman sıfırdir..Heisenberg yine burda bize göz kırpar..Zamanda ki belirsizlik sıfırsa konumda ki belirsizlik sonsuzdur al sana bir paradoks daha...Neyse yinede biz izafiyete dönelim o bize neler söylüyor .

Ne derler bilirsin : t ' = karekök(1-v^2/c^2) . t Iki referans sistemi arasında ki zaman farki iste orda...Zamanın sıfır oldugu t=0 bir referans sistemi , başka bir referans sisteminde belirli bir sayı olabilir mi ?
Bence, zamanın ilerlediği başka bir referans sistemi varsa işte ozaman t=0 (herseyin baslangici, bigbang, sifirzaman vb..) mümkündür...Burda ki ünlü denklem (t)nin sıfırda büyük oldugu bir durumda (t')nün sıfıra esit olabilecegini gösterir çünki ;

dt = 1sn
dt ' = karekök ( 1 -c^2 /c^2 ) .dt
dt' = 0 .1 sn
dt ' =0
dt' / dt = 0/ 1
dt = 0
dt '/ dt = 0/0

O halde zaman olmadan , zamanın olmadıgı bir yer mümkün degildir..Yine de bir başlangıç ​​var mıydı? Büyük patlama mı? Buna ne sebep oldu? birŞey ya da hiçbir şey. Buna bir şey neden olduysa, o zaman başlangıçta değiliz. Zamanda bir veya daha fazla adım geri gitmeliyiz.

Yinede şunu söyleyebilirim bence ; Zamanın olmadıgı bir yerden söz edebilmemiz icin EN AZ BİR TANE ZAMANİN OLDUGU BIR YERE (REFERANS SISTEMINE ) IHTIYACIMIZ VAR...Tam konu başlıgında ki gibi zaman olmadan zaman başlayabilir mi ? Buna benim cevabım koca bir HAYIR !!!...Bu yuzden herşey zaten hep vardı...Aslında konuyu uzatıp zamanın neden gelecege dogru gittigini de sorgulamak gerekiyor..Bilirsiniz zamanın oku ..Peki bu olasilik neden hep ileri akar..Yani şunu diyorum zamanın ileriye gitme olasiligi acaba zamanın geriye gitme olasiligindan buyuk oldugu icin gelecege gidiyor olabilir miyiz..Belki baska zaman ...
E
5 yıl
Zaman
Zaman,, geçmiş, gelecek ve şu an nedir,,Ne olduğu hakkında bir fikri olan varmı? Bu konularda yazışmak hoş oluyor hiç değilse haber çöplüklerinden daha eğlenceli olabiliriz,,Tabi bizler prof falan değiliz bununla ilgili bir analizde yapmıyoruz,,Sadece amaç beyin fırtınası dıyelım,,Belki sizin icin felsefe ya da başkasının yorumunda matematik, belkide bir başkasında fizik ama bir konu üzerindeki yorumların çeşitliliği galiba en önemlisi de bu oluyor,,Yani birikim,,,Neyse bildikleriniz ile belki zamanı daha iyi kavramamızı sağlarsınız,,,,
Ben şimdi kendi bildiklerimden bahsedeyim sıra size geldiğinde cevapla tuşunu kullanabilirsiniz,,Ama bunun için zamanın akması lazım,, ve büyük olasılıkla gelecek sizin için geldiğinde cevapla opsiyonunu kullanacaksınız,,Ama daha öncesinde benim bir şeyler yazmam gerekiyor,,Eğer yazmasaydım o an sizin icin gelebilirmiydi? Neyse Öncelikle bir boyut olduğunu biliyoruz sanırım boyut kavramı 19,yy başlarında ortaya cıktı araştırırsanız bulacaksınız,,Zamanın bir boyut olduğunu anlamamız da izafiyetle başlıyor herhalde yanlış biliyor olabilirim,,Bizim algılarımızla gerçeklik 3 boyutla tanımlanıyor,,Bildiğiniz gibi en boy ve derinlik diyelim ,,Zaman ise madde ile birlikte hareket eden 4ncü boyut oluyor,,Ancak 3 boyutlu beyin kurgumuz bu gerçekliği pek algılayamıyor,,Algılama işini daha başarılı hale getirmek icin tetraküp kullanılıyor bakabilirsiniz,,Bilinen kısımlardan bahsetmek gerekirse elimizde şunlar mevcut; zamanın bir boyut olduğunu,,,Kütlenin uzay ve zamanı büküp değiştirdiğini biliyoruz(izafiyet),,,Bildiğimiz bir başka şey ise bir önceki boyutlara dik olacak şekilde cizilen bir sonraki değişken yine bir sonraki boyuta ulaşmamızı saglıyor,,Noktadan doğruya ondan kare yada diktörtgene ya da ondan küpe ve tetraküpe geçerken,,,Çizilen her dikme diğer değişkenlerede dik olmak şartı ile bir sonraki boyutu temsil ediyor,,Neyse geometriden çıkıp daha farklı biyere gelmek istiyorum,,Şu an sürekli akmaya devam ediyor ve bunu yaptıkça arkasında kalıntılar bırakıyor biz buna geçmiş diyoruz,,Sanki bir fonksiyonun limiti gibi ,,Yani şuanı tanımlamak gerekirse zamanın limiti diyebiliriz sanırım,,Zamanın akması eylemi ya da fonksiyonu şimdiki an dediğimiz yerde bir limitte asılı duruyor gibi,,Ancak fonksiyonun kendisi de öteleniyor şuan bir önceki şuandan farklı,,Limit noktası sürekli değişiyor,,Peki ya nasıl bir fonksiyon olabilir? doğrusalmıdır yoksa parabolikmidir ve tersinirmidir ya da limit noktasında simetrikmidir,,Limit noktası sürekli değişen bu fonksiyonun türevi ne olabilir acaba,,,İki farklı küme yapsak gelecek ve geçmiş gibi,,Gelecek kümemizin altsınırı zamanın limiti mi olur,,Yani bu küme alttan sınırlı ve geçmiş için üstten sınırlı ,aynı zamanda da fonksiyon değiştikçe gelecek kümesinin en alt sınırı olan (şuan) geçmiş kümesinin elemanı oluyor,,,Limit noktası sürekli değişiyor peki neden? Zaman fonksiyonunu bir limite çöktüren kaynak nedir? Bunun için sanık listesinde galiba kütle duruyor,,Kütlen varsa şuanki zamanda vardır desem yanlış mı olur,,Acaba bu fonksiyonu o limite çöktüren güç kütlemi,,,Neyse benim için bir başka sorunsala geçelim peki ya değişim? değişim nedir? zamanın akması değişime mi neden olur ,,Yoksa değişim zamanın akmasını mı sağlar,,Kütle değiştirir ve zamanın akmasını sağlar onu bir limite götürür ve o limitte şuandır diyebilirmiyiz,,Bu ihtimal daha tutarlı gibi sanki çünki biz kütlenin zamana etki ettiğini biliyoruz,,Peki ya değişim dursaydı elektronlar hareketlerini durdursaydı durağan bir hal olsaydı yani zaman akmaya devam edebilirmiydi ,,,Neyse zaman hakkında bildiğiniz bir şeyler varsa öğrenmek isterim,,Ya da bu konu üzerinde bir yere dokunmak istersiniz paragraf açmak istiyeceginiz bi yer olabilir,,Amacım bu eğlenceli konu üzerinde sohbet etmektir,,Yorumlar olursa birikecektir ve bu da zaman hakkında daha detaylı bilgiler toplamamızı sağlayabilir,,,
E
6 yıl
Anoloji (Fizik Matematik)
Bildiğiniz üzere anoloji bir konunun günlük hayata ya da daha iyi bilinen bir olgu ile benzerlik kurarak asıl konuyu kavramaktır..Bizim ülkemizde genelde formüller üzerinden gösterilen terimler, bizleri o konu üzerindeki soruları çözebilen bir robota dönüştürüyor..Ancak soruları çözmek formülleri ezberlemek konuyu anlamaya yetmiyor...İşte tam da burda analojiler devreye giriyor ve bizlere konunun aslında tam olarak ne oldugunu ya da neye benzediğini gösteriyor..Ben bu başlık altında bildiğim ve bazen kendi kendime anlamlandırdığım anolojilerden bahsetcem..Sizlerde aynı şekilde herhangi bir konuda anoloji kuruyorsanız ya da biliyorsanız bu konu sayesinde birbirimize yardım edebiliriz. Paylaşmakdan çekinmemek lazım..Her ne kadar forumun bilim bölümü az kullanıcıya sahip olsada bunu denemek lazım...Tabi aramızda fizikciler matematikciler belkide lisans eğitimi alanlarda var, bilhassa onlar bu konuya baya yardım edebilir diye düşünüyorum..Bu önsözden sonra artık gelişmeye geçelim..


1. FONKSİYONLAR

F(X) = Y

Lisede kimya hocamın bana anlattığı bu analoji şöyle başlıyor:

Annen sana bir liste verir..Listenin içinde ekmek domates mandal ve kıyma yazılıdır...Sen kışın en soğuk gününde yarım metrelik bir kar üstünde söylene söylene annenin ihtiyaclarını almaya yola koyulursun...Listeye baktıgında ekmek yazdıgı için ilk önce fırına gidersin...Fırından sonra mandal almak için nalbura daha sonrasında kıyma için kasaba ve en sonunda da domates almak için manava gidersin...Yaptığın erzak alma işlemine FONKSİYON denir...Annenin sana verdiği liste değer kümesidir...Gittiğin kasap manav fırın ve nalbur ise görüntü kümesidir..Karlı yolda yürürken oluşan ayak izlerin ise yaklaşık olarak fonksiyonun grafiğidir.......


2.LİMİT

Bir tavşan ve kaplumbağa bir yarışmadadır..Tavşan kaplumbağaya avans verir ve sen bir miktar önde başlar der..Bu kadar kendine güveniyordur, çünki tavşan kendinin 10KAT daha hızlı oldugunu biliyordur..Kaplumbağa avansı kabul eder start verilir ve yarış başlar..İzleyiciler kendilerine şu soruyu sorar Tavşan kaplumbağayı tam olarak ne zaman geçer? İşte bu soruya limit cevap verir...Limit derki tavşan ile kaplumbağa arasındaki mesafe sıfıra (epsilona) yaklaştığında ,zaman ''t'' süresine yakınsar..O halde tavşan kaplumbağayı ''t'' anında geçer...Yani aralarındaki mesafe sıfıra yakınlaştıkça (zamandaki değişim bir sabite çöker)....


3.GALAKSİLERİN IŞIĞININ KIRMIZIYA KAYMASI...

Bilim adamları galaksilerin ışıklarının kırmızıya kaydıgını ve bunun sonucunda evrenin genişlediğini söylerler..Bunu ise şu anoloji ile izah ederler...Siz arkadaşınıza saniyede bir tenis topu atıyorsunuz..Tam bu anda geriye doğru yürüdüğünüzü düşünün, yani arkadaşınızla aranızdaki mesafe artsın..artık attıgınız toplar arasındaki mesafe git gide büyüyecektir..Yani attıgınız topları dalga tepeleri kabul edersek , dalga boyları siz geriye doğru gittikce devamlı artacaktır..Dalga boyu en yüksek olan kırmızı renktir ve bu yüzden kırmızıya doğru kayarlar....Kırmızıya doğru kaymaları baktığımız galaksinin bizden uzaklaştıgına işaret eder..Buda evrenin genişlediğini varsayar....

4.TÜREV

Türev bir değişkenin neden olduğu bir başka değişkene göre değişim miktarıdır..

Evinizin çatısı akar ve siz evinizi su basmasın diye bir kap koyarsınız...Sabit bir şekilde akan su devamlı olarak kabın içindeki su miktarını artırır...O halde musluktan akan suyun zamana karşı türevi debiyi yani hacimsel akış hızını verir..
Yani türev akmış olan su miktarının geçen zamana oranıdır..Dolayısıyla bu da bize birim zamanda musluktan akan su hacmini verir..Dolayısıyla bu da debiyi....Aynı mantık hız ivme gibi fiziksel terimler icinde gecerlidir...
formülize olarak:

(F(x+h) -f(x)) / h ......


Şimdilik bu kadar, eğer matematikte fizikte herhangi bir konu hakkında kurduğunuz ve ya bildiğiniz anolojiler varsa paylaşın, konu kısıtlaması yok ister ışığın hızından bahsedin ister matematikde diferansiyel denklemlerden isterseniz kuantum fiziğinden, ister faradaydan isterseniz newtondan ne anlattıgınızın bi önemi yok sadece anlattıgınız şey bir anoloji olsun yeter..Ben vakit buldukça ulaştığım anolojileri yazmaya çalışcam....
E
7 yıl
Bir pc ve bir amatör
Herkese iyi geceler ben bir amatörüm ve bir amatör olarak da müziğin alt yapısını öğrenmeye çalışıyorum.Bunu yaparken de bazı parçalar çıkıyor ortaya..Bir piano çalmayı bilmesemde fl studio bunun için bana yardımcı oluyor şimdilik..Genelde piano sololarını seviyorum ve daha profesyonel işler için müzik teorisini öğrenmeye çalışıyorum.Fl studio öğrenirken uygulama şansı veriyor ama yinede parmaklarımı hareket ettirmek güzel olabilirdi..Bir kaç çalışma daha doğrusu çalışma bile denmez ama bir kaç saçma parçamı diyelim eleştirilerinize sunmak istiyorum....

https://www.youtube.com/watch?v=nLg4o7PoEro

https://www.youtube.com/watch?v=XBesh3DvQrc

https://www.youtube.com/watch?v=gs8sJK_h5iQ

https://www.youtube.com/watch?v=VQJ0JETnBj8

https://www.youtube.com/watch?v=6jnCbTLKCRg
E
7 yıl
Gerekli Bir başlık (PEREİRA)
Genelde bu bölümde konu açmam ama bu adamın konuşulması lazım..Adam ilk resmi maçında sadece bir aylık takımı aşağı yukarı kafa kafaya oynattı...Bu adam sadece fenerbahçe tarihine damga vurmuyacak gibi gözüküyor..RvP'yi falan konuşmaya gerek yok bence konuşulması gereken Pereira...Eğer zaman ona biraz şans tanırsa izliyebileceğimiz en iyi fenerbahçeyi izleriz bu sene..
E
9 yıl
İlginç Bir Kitap Hakkında
< Resime gitmek için tıklayın >

Arkadaslar boyle bır kıtap var evde ve babama ait...Babamda dayısından almıs sanırım..Aslında kıtap hakkında soyleyecegım bir sürü şey var fakat, anlatmak icime sinmiyor..Sadece bu kıtap hakkında bılgısı olanlar varsa ne yapmalıyım dıye sormak istiyorum..Bazıları internette boyle bır kıtap varsa ,kesinlikle yakın sayfalarını yırtın vb tarzda yorumlar yazmıslar..Ama gercektende bir sürü gercek hıkaye gelmis zamanında babamın basına...Boyle seylere hep batıl ınanc gibi dusunurdum ve asla ınanmazdım..Ama bana anlatılan şeyler birinci agızdan ve bır suru şahıdıde var..Ornegın babam basından gecen bır olayı anlattıgında annemde tasdıkler..Ya da amcam evet oyle oldu falan der..Simdi bilimle alakalı bır kıtap olmadıgını bılıyorum..Fakat nasıl olurda bu kıtap yuzunden paranormal olaylar meydana gelıyor..Yanı bu nasıl olabılır? Anlatamıyacagım bazı paranormal olaylar zamanında babamında basından gecmıs onun dayısınında...Ama anlatabılecegım bir anım var aslında 13 14 yaslarındayken kıtabı gızlıce alıp okumaya calısdıgımda babamdan okkalı bi tokat yemıstım..Sözleri hala kulaklarımdadır '' Bu kıtabı asla okumamalısın,eger okumaya baslarsan da bitirmelisin '' Tabı bu benım kafaya kazındı ve sonradan hep tırsmama sebep oldu kıtapdan..Sımdı bıle ne yalan soyleyım tırsıyom...Acıpda bakmam yani ..Babam kıtapla cok hasır neşir olmuyor ama bazen acıp okuyor..İnternette bu kıtabı yakmalısınız vb seyler duydugumdan, acaba babamdan gızlıce alıp onu yakmalımıyım diye dusunuyorum..Aranızda bu kıtabı okumus ya da bu kıtap hakkında bılgısı olanlar varsa ne yapmam gerektıgını daha ıyı bılırler sanırım...
E
9 yıl
Bazı Sorular 1
Evren..... Tüm hayatın ve oluşumun beşiği...Düşündüğümüzde bizi bizden alan şey...Hangi insan istemese bile yıldızlara baktıgı anda onu düşünmez Kİ...Sınırlarını hep merak ettigimiz bu fenomene kim nasıl olustun diye sormak istemez...

< Resime gitmek için tıklayın >


Aslında o bize cevap veremese bile aramızdan bazılarımız onun nasıl olustugu hakkında bazı fikirler sunmustur...
< Resime gitmek için tıklayın >
1948 yılında Fred Hoyle tarafından atılan bir fikre göre evren galaksileri arasındaki boslukda sürekli yokdan var olan maddelerden olusmustur..Kesinlikle cok iddalıydı ama kendi görüşünü cok sacma olarak görüp gazetecilere ilk acıklamayıda yapmakdan geri durmamıstı...

Başka bir fikir ise george gamow isimli bir fizikci tarafından gelmişti....

< Resime gitmek için tıklayın >

Gamow , evrenin sonunda çökeceğini ve çöktüğü zaman başka bir Big Bang olayının bunu takip edeceğini veya tekrar başlayacağını söyler. Temel fark, ilk Bing Bang meydana gelirken madde bu birinci patlamada oluşmamış veya patlama sonucu hiçbir şey evrendeki maddelere dönüşmezken, daha sonra gelecekte olan patlamadaysa evrendeki tüm madde küçücük bir noktada yoğunlaşacak ve bu durum da yeniden bir patlama ile sonlanacaktır.

Arkasından nebular hipotezi,fizyon teorisi,yakalanış teorisi akresyon teorisi ve daha bazı bir cok teori atılmıstı..Bunlardan cogu elde edilen bulgularla cürütüldü...

En ilginc olanlarından biri ise Oran teorisiydi...

< Resime gitmek için tıklayın >

Teoriye göre bizim evrenımız başka bir evrenin kimyasal yapısıdır...Bizim galaksi diye tabir ettiğimiz şeyler ise o evrenin kimyasal yapısındaki sadece bir elektron olabılır..Protonlar cok agır olduklarından ısık onlardan kacamadıgı icin diğer evreni algılayamıyor ve goremıyor olabılırız....
Gercekten ilginc bir teori...duyunca insanı bi an da olsa düşündürebiliyor...

Fakat evrene dair teorilerde ayakda durabılenler fizikciler arasında genel kabul görenler olmustur....

BİGBANG.....

< Resime gitmek için tıklayın >

Evrenin nasıl olustugunu acıklamak icin bakılabilecek en iyi teorilerdendir..Ve fizikciler arasında en gecerli olanda diyebiliriz...Bu kadar fazla genel kabul görmesinin nedeni ise devamlı kanıtlanması...kırmızıya kaymanın keşfinden sonrada binbangın ön gördüğü şekilde galaksilerin birbirinden uzaklaştıkca hızlarının artması...Kozmik arkaplan ışımasının keşfi Bigbangın tahtını sarsılmaz bir hale getirmişti..Bu bulgular güclendikce evrene dair teorilerin en belirgini ve carpıcısı bigbang olmustur...Ayrıca Hubble galaksilerin birbirinden uzaklaştıkca daha fazla hızlandıgını..Uzak galaksilerin ısıgının dalga boyunun daha buyuk tarafa doğru , kırmızıya kaydıgını soyler..Bunun anlamı evren hızlanarak büyüyordur...Cunkı galaksiler arasındaki mesafe arttıkca galaksilerin birbirine göre hızıda artmış oluyordu..Bu genişlemenin somut bir izahıdır...

Ancak ortada büyük bir sorun vardır....

< Resime gitmek için tıklayın >

F=M.A

Herhangi bir cisme uygulayacagınız kuvvet , o cisme bir ivme kazandırır..İvme ile birlikte cisim hızını artırarak devam eder..Buraya kadar herşey normal ,evrenin genişleme bulgularını tamda acıklayabılecek cinsten bir bilgi..Fakat aslında newtonun bu yasası o bulgulara karşı büyük bir çelişki...Nedeni ise bir cisim bir kuvvet aracılıgıyla hız kazansa bile, bunu tamamen kuvvetin kendisine devamlı etki etmesine borçludur...Kuvveti bir an ıcın alsanız ivme artık yoktur cisim sabit hızla devam eder...Bigbang sonrasında hızlanarak genişleyen evrenin,aslında newton yasasına sabit hızlı devam etmesi gerekir...Bu cok buyuk bir celiskidir..
Fakat şu sıralarda fizikcilerin boyle bir celiskiyi acıklayıp kafalarının rahat oldugunu soyleyebılırız...

< Resime gitmek için tıklayın >

KARANLIK ENERJİ:...

Modelin eksik parcası tamda gereken yerde...Evrene devamlı etki eden tamda newton yasasına göre bize kesinlikle gerekli olan kuvvet...Karanlık enerji evrenin ice cokumunu yenen ve evreni devamlı olarak hızlanarak genişleten kuvvettir..Hikayenin güzel bir sonudur....Karanlık enerjinin cekimi evrenin hızlanması icin gerekli olan tamda aradığımız şey..,

Evren karanlık enerji sayesinde devamlı genişliyor..Peki genişleyen evrenin şekli ne olabilir? Bir kare? ya da bir elips? ya da bir ücken olabilirmi mesela?...Aslında bu soruyada bazı varsayımlar var..Örnegin bazıları evrenin küre oldugunu,bazıları ise evrenin cok boyutlu bir yer oldugunu ve bizim boyutumuzda bakan gözlemcilerin evrende olusabılecek bukumlerı vb hicbirşeyi göremiyecegini soylerler...Herkese bir fikir yatkın gelebilir..Sanırım bana evrenin küre olması fikri daha fazla yakın...

Peki evren bir küre olsaydı Bigbangi ve evrenin devamlı hızlanması gerektigini acıklayabılırmıydı..Örnegin bir karanlık enerjıye ıhtıyac duyarmıydı?ya da einstein ve görelilik teorisini benimseyebilirmiydi..

< Resime gitmek için tıklayın >

Aslında evrenin bir şekli olması gerekmiyor..Fakat bir küre olduğunu düşünürseniz kutuplarına cizeceginiz iki nokta birbirini nasıl görürdü? Yani izafiyete göre birbirlerinin hızları ne olurdu? Evrenın kuzey kutbundan bakan bir gözlemci oslaydınız, güney kutbundakı bir galaksinin hızını ne oranda ölcerdiniz? Aslında zaten hubble sabiti dedigimiz şey, tamda bu oranı bizlere veriyor..Hubble' a göre evrenin hızının devamlı artmakda oldugunu soylemıstık..Aslında bir kabın buyumesı gibi olmasada, noktaların bırbırıne gore hızlarının artması ve aralarının acılması gibi dusunebılırız...Fakat sonucta galaksiler birbirine göre hızlarını artırarak devam ediyor....

Peki bir küre modelinde evren hızlanmasa ,aksine hızını yavaslatarak düşürse hubble'ın öne sürdüğü gibi galaksiler arasındaki izafi hızlar artmaya devam edebilirmiydi?

Yukardaki resimde evrenin kutuplardan bakan bir gözlemcisi A alt kutupdaki gözlenen cisim ise B olsa....Ve evrenin hızı devamlı azalsa..A b ye baktıgında hızını artıyor olarak görebilirse..Hem hubble'ı dogrulamıs olur hemde evrenin hızlanmadıgını aksine yavaşladıgını bize söyler...

SAyılarla örnek vermek gerekirse evrenin bi anlık hızının 1m/sn oldugunu varsayalım...Yani a ve b noktalarınında hızları 1m/sn olsun..Aralarında ise 2 metre olsun..Yani bizim örnekdeki evrenimiz çapı 2 metre olan bir küre....1 saniye sonra evrendeki galaksilerin hızı 0,7 m/sn yeye düşsün....Yani evren 0.3 m/sn'2 ile yavaşlasın...

Başlangıcta A nın B ye göre izafi hızı, toplamları olan 2m/sn dir....

Peki 1 saniye sonra evren yavaşlamış olsa bile birbirine göre izafi hızlarının 2.4 m/ sn olabilecegini soylesem...Bu tamda hubble sabitinin ön gördüğü gibi galaksilerin birbirinden uzaklaştıkca hızlarını arttırdıklarını acıklamazmıydı....

0.3 lük bir ivme ile yavaşlayan evrenin iki ucundaki A ve B galasileri yavaşlayana kadar 1.2 x 2 yani 2.4 m daha giderler...A dan bakan bir gözlemci B yi 2.4 ile B den bakan bir gözlemcide A yı 2.4 lük bir hızla görür...Başlangıcda birbirlerine göre 2m/sn lik bir hız olmasına ragmen evren yavaşlasa bile birbirlerini 2.4m /sn lik bır hızla görebilirler..Yani bu durumda evren yavaşlasa bile, galaksiler birbirlerine göre hızlarını devamlı artırabilirler....Evrenin hızının devamlı artması, hubble sabitinin galaksiler arası olan ısıgın dalga boyunun büyümesi ve kırmızıya kayması yüzündendir...Fakat evren yavaşlasa bile biz bir galaksiye bakdıgımızda, aynı şekilde yine onun ısıgının kırmızıya kaydıgını görebilirdik....

Peki A kutupda olan bir gözlemci B ise yarıçapın tam ortasındaki bir gözlemci olsaydı...A B yi nasıl görürdü...İki gözlemcide aynı tarafa dogru, aynı yönde yavaşladıgı ıcın bırbırlerını durgun olarak görecekti...İşte anahdar cümle ,küre modelinde uzaya bakdıgımızda bazı cisimlerin ısıgının kırmızıya kaymadıgını görmemiz lazım...Ama bu samanlıkda iğne aramak kadar zor...Cunki dünyamızın boyutları bir galaksiye nazaran cok cok kücükdür...Aynı şekilde bir küre modelindeki gibi A gözlemcisi biz iken, B gözlenen olan bir galaksinin, merkezinin dünyanın merkezi ile aynı olması gerekir ki birbirmizi durgun görelim...Aksi halde evren yavaşlasa bile o galaksiyi yine hızlanıyor görürdük...Ve ışığı yine kırmızıya kayardı...Dünyanın merkezi ile aynı yarıçapda olan herhangi bir cismin veya galaksinin merkezinin aynı olma olasılıgı, sanırım cok düşük bir olasılık..Bu yuzden evrende bize göre durgun olan şeyler görmemiz cok düşük bir ihtimal...

İyi forumlar.......
E
9 yıl
Gerçekten Uzak...
Merhabalar bu konuda okuyacagınız her şey tamamen hayal ürünüdür...Aslına bakarsanız cevrenizde ki herşeyde hayal ürünüdür..Belkide sizde bir hayal ürünüsünüzdür..Ya da kulaklarınıza gelen ses dalgaları..Mesela Bir kedinin ses tellerinden cıkan ve onun kedi olmasına inandıgınız ses dalgası..Bunlar kafanızda kurdugunuz gercekliginizin yapı taşlarıdır...................................

Biz insanlar sahip oldugumuz duyu organlarıyla etrafımızdan veri toplarız..Bu veriler beyinde birleşir ve o noktadan itibaren kendi gerçeklerimiz başlar...Bir insanın algılayabılecegı gercekler..Peki o gercekler ne kadar gerçek..Beynımızın yorumuna gercektende guvenıyormuyuz..Beynımızın oluşturduğu görüntü ne kadar gerçek..Ya da gerçek değilse, gerçeğe ne kadar yakın?

Aslında etrafımıza baktıgımızda ,gözlerimize gelen ışık ve o ışığı yorumlayan beynimiz bir kalemin silindirik bir bicimde oldugunu,,Bir masanın pürüzsüz oldugunu bize soyleyebılır..Beynımız kendi gerceklerini gözlerine gelen ısık ile kurgular..Gözlerimizi etkileyen şey, beynimizi bir yoruma götürür..Bu yorum bize gerçeklik olarak yansır..Yani tüm görebildiğimiz gercekliği kuran şey bir ışıkdır..Ve bizler o ısıgın kurabılecegı dünyanın sınırları icerisinde yaşayabılıyoruz..Belkide diğer şeyleri algılayamamamızın nedeni tüm gercekligimizin ısık tarafından kurulmus olmasıdır..Peki ya şuan bilemediğimiz herhangi bir özelligin tasıyıcısı olan, bir bilinmez bozon gözlerimize geldiginde beynımız onu umursamıyorsa ,O bozonun var olmadıgını söyleyebılırmıyız?...Sadece gözlerimizi etkileyememesi onun olmadıgı anlamına mı gelir? Bununla ilgili soylemek istedigim bir örnekde ise amerkada yasayan kör bir adamın aslında görebildigi gercegıdır...Gercekte boyle bri insanın var oldugu bir belgeselde anlatılmıstı..Örneğimiz etrafındakı objeleri kendi cıakrdıgı ses ile algılıyordu..Agzından cıkan ses objelere carpıp geri donerken..Beynı etrafındaki şeyleri yorumlamıs ve nereye basması gerektigini nereden gecmemesı gerektıgını soyleyebılıyordu....Yani kurgusunun yapı taşı artık sesdi...Şimdi siz bu adama gidipde evrenin hız limiti ışık hızıdır derseniz malesef oda size evrenin hız limitinin kulagına gelen bir ses dalgasının hızı oldugunu soyleyebılır..Cunki kurgusunun yapı taşı ışık degıldır ve gecilebilir..Kurgumuzun yapı taşı ışık ne kadar gecilmezse..O adamın dunyasındakı ses dalgalarıda asla gecılemez...Cunkı o kendi gerceklıgını asla gecemez...Bizler deneyler yapıyoruz gözlemler yapıyoruz bazı kanıtlara ulaşıyoruz...En basitinden elimize aldıgımız bir metre ile bir masanın boyutlarını ölcebiliyoruz..Aslında ölcümlerimizde, deneylerimizde ,kanıtlarımızda gözlerimize gelen ışıgın, beynimize kurgulattıgı gercekler icinde varlıgını sürdürebilir..Belkide gözlerimize milyonlarca bilinmeyen özelligin tasıyıcısı olan, mılyonlarca yapı taşı carpıyor fakat biz onları umursamıyoruz bile..Belkide onlardan bir tanesi benim kurgumun yapı taşı olsaydı, etrafımdakı şeyleri belki elastik belkide oldugu yerden daha uzakta..Belkide cok daha karmaşık görecektim...Peki ya hangisi gerçek olurdu...Einstein ve görelilik teorisi derki ısık hızı gecilememelidir...Ve arkasından ekler eğer ısık hızı gecılseydı......Sadece kendi kurgumuzun gercekligini olusturan ısıgın, asla gecılemez oldugunu görüyoruz..Deneylerimiz kanıtlarımız ne kadar güvenilir? Eğer beynımın kurguladığı etrafımdaki dünya üzerinde ısık hızı gecılemıyorsa asla gecilemiyecegi anlamına mı gelir?........Tuhaf olansa aslında ışıgın asla gecilemiyecek olmasıdır...Cunkı biz x özelligini tasıyıp bizlere ulaşan x tanecigine duayrlı gözlere sahip degiliz..Ve onları hicbir zaman kendi dunyamızda kanıtlayamıyacagız...Gözlerimize etki etmeyen şey gercekligimizede etki etmiyecektir....iyi yorumlar...
E
10 yıl
Üçkende Kayıp Açı
< Resime gitmek için tıklayın >

Evimizdeki herhangi bir köşenin üç acısı da 90 ar derecedir...Yukardaki resim bir köşenin kesitini göstermektedir.

Bu üçaçı toplamı 270 derece olacakdır..Lakın biz üÇkendeki kurallardan biliyoruzki bu üç acının toplamı 360 derece olmalı...Sizce 90 dereceyı nerde kaybettik....
.
E
10 yıl
Nacizane Şiirlerim
SENİ SENSİZ YAŞAMAK


Hani hep birlikte olacaktık.Hani soğuk bir gecenin denize vuran ay ışıltısının karşısındaki küçük parkta nede mutluyduk.Hani ya bırakmıycaktık birbirirmizi.Hani bide sana gül koparmıştım yaz yağmuruna yakalanıp,evine kadar utanmadan gelmiştim.Elimdeki gülde yağmura yakalanmıştı be gülüm.İçimdeki kopan yıldırımları anlatmak bile gelmiyor.Seni kaybetmek var ya koyuyor be gülüm.
Soğuk gecelerde elime aldığım vesikalığınla ısınıyordum..Sonra gök yüzüne bakıp "İÇİMİ KARARTMAYIN ULAAN"diye haykırıyordum.Seni seviyordum be gülüm.
Hani güneşin doğuşuna bakardık. Sen sorardın masum bir dille...Neden batışına bakmıyoruz ? diye.
Şimdi cevap veriyorum bitanem korkuyordum.Öylesine korkuyordumki ölümden korkmadığım kadar.Seni güneş gibi ışıl ışıl gören bu adam, seni kaybetmekten korkuyordu.O yüzdendir bakamam ya güneşe.Her baktığımda gözümü değil içimi yakar.Sensizlik var ya sensiz yaşamak.Ölümden beter koyuyor be gülüm.
Ne güzel hayeller kurardık,Emin olurcasına.Duvarlarını bile boyamıştık seninle düş evimizin.Sen beyaz derdin Ben kan kırmızı isterdim.Seni kan kırmızı gördüm ya,o acımasız yolda.Ölememek koyuyor be gülüm.
Hayellerimde bile senin kokun var.
Geceleri beraber oturup yıldızlar seçerdik.Sen en parlakları seçerdin.O senin bu benim paylaşamazdık.Paylaşamadığım tek yıldız sendin be gülüm.İyimi onuda ölüm aldı benden.Sen gittin ya,bütün yıldızları bana bırakıp.Sensiz geceleri yaşamak koyuyor be gülüm.
Hani bana söz vermiştin bırakmıyacağım seni diye.Şimdi öksüz kaldım be gülüm.Seni bırakacağıma ölürüm daha iyi derdin.Bende gülerek manzaralı yer istermisin derdim.Şimdi ağlıyorum be gülüm.Sen beni bırakıp öldün ya..Seni kaybettim,,ama ölemiyorum be gülüm.Sana gelemiyorum yaşamak koyuyor be gülüm.
Hani buluşma yerimizin karşısındaki büyük elmalık vardı ya,ismini kazımıştım hani.Sen gittin gideli soldu be gülüm.Yapraklarını bana inat döktü.Seni kaybettiğimi o zaman anladım....
Hani sen derdin ya bana neden gülüm diyorsun? diye.aşkı anlatır o yüzden derdim.Meğerse kan kırmızı oldugunu unutmuşum be gülüm.Seni oracıkta kan kırmızı gördüm ya.Kan güllere bakamıyorum be gülüm.Güllere dokunamıyorum
Seninle gezdiğimiz yerleri aklıma kazıdım.Her gün avare gibi dolanıyorum.Şurada oturmuştuk,Burada seni seviyorum demiştim,Orada yıldızlara bakmıştık diye.Derken birden önümü kesiyor,aynı yol.Haykırıyorum burada kaybetmiştim diye.Anıları hatırlamak yangından beter yakıyor be gülüm.
Seni sensiz yaşamak koyuyor be gülüm.
Senin o dudaklarından çıkacak bir çift söz için ömrümü,,O güzel gözlerine hayatımı verirdim..
Keşke burada olsan ya ben hergün yanmaya razıyım.Elimi tusan ya ..Gözlerini gözlerime kilitlesen ya..Bunları düşünmek var ya umutsuzca yıldızlara bakmak..Geceleri aynı parkta oturmak..Seni yaşamaya çalışmak Ölümden beter koyuyor be gülüm!.



KONUŞ BE GÜLÜM ANLAT


Konuş be gülüm anlat
Güzel birşeyler anlat
Bana kaşını gözünü değil, yüreğini anlat
Sevmeyi anlat mesela,ya da sevilmeyi
Aşık olmayı tutkularını anlat..
Ogüzel dudakların hic durmasın anlat bana sadece anlat
Seni ne zaman görsem paramparça olurum neden?
Bunu anlat bana bana bunu anlat...
Peki benmi anlatıyım sana
iyide neyi anlatıyım parçalandığımımı yok olduğumumu
yoksa senimi anlatıyım
bilmemki nefesim yetermi buna....




KELEBEK AŞKI
..........................................

zarif bır kelebek ucusu var gokyuzune

kanatlarına yapısmıs kuru bır sevda

ask nedır bılmezken bır anda vurulmus

merak etmıs acaba nedır bu ısın aslı

bi anlam verememıs calınmıs sanki aklı

ogrendıkce huzun sinmis o habersız gozlerıne

kacmak ıstemıs fakat kacamamıs

ask bırakmıyor bir sakız gibi yapısmıs

sitem etmis,, zaten olecegım, bari bırak beni bana

fazla zamanı da yok vadesı 3 gunluk dunya

hanı olecegını bılıpde caresızlik vardır ya

oyle bakmıs bulutlara ve gokyuzune haykırmıs

soylenmıs nereye gitsem bulacakmı beni bu kader

Ölume aldırmayıp donup bırdaha bakmıs

nutku durmus ve dudakları tutulmus

konuşamıyor ancak ıcınden sunu sayıklıyor

BU GÖZLERİ GÖRMEYE BİR DEGIL BİN ÖLÜM DEGER......



VENÜS


kendini aynada gören güzel sadece ışığı yansıtır.
namus sahiplerinin ise güzelliği taçtandır
içindeki ar kalıntısı nı yükseklere doğru şahlandır
alıver devran sularından birazcık terbiye
unutmaki güzel kız o güzellikde hakdandır.
sahte yarını yaşamak için sırt çevirme gerçeğe
bedenine hakim ol meze etme kimseye
görüntü paranın kölesi ve haince gözlerini kör etmiş
sahipsin onlar olmadanda yüreğinle görmeye
ben sözümü söyledim ama elçiye zeval olmaz
kaybedilen namusun da asla yeri dolmaz
sözlerim ne fayda kulakların rötarlı
imza kampayasında bir beden açdırmışsın sergiye
paranın kölesi ellerin bitmek bilmez hırsların
bu devran nereye yolcu nerde aklı bu kızların
sadece bir rüyadır geceyi katmak gündüze
bilki gecelerden gün olmaz aydan güneş olmaz
seni temizlemek için bile yazıktır bu silgiye


bir zamanlar venüstün rotam senle öpüştü
kilitlenmiş gözlerim kalbinle derinlerde görüştü
hayat bir sürüştü cok güzel bir sürüştü
aşk kadar paylaşılmazı kalbim seninle bölüştü
tabi unutuldu anılar kenara atıldı umutlar
bak istemesende dökülür gözlerimden kanıtlar
şimdi geçmiş karşıma yok öle birşey diyorsun
pardon seni sevdiğimi hic mi bilmiyorsun?
sen hayat sefası pek bi vefasız
kesiyorum ama birilerine sözüm var eyvallah kargalar!!!
bu saçma yalan için çok iyi bir gülüştü
yol alanlar icinse bende yanlızlık biriksin
cleopatra gibiysen iyilikten yitiksin
en güzel kötü torbasında mükemmel bir elitsin
benim icin bitiksin Caesar için brütsün
bırakın kendini güzel sanan isdediğine erişsin
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.