
| Bu topiklerde attığımız şeyler mesaj değilmi,birşeyler paylaşmıyormuyuz sonuçta? |
|
2. ligden yeni geldiniz onasıl bir kadrodur yahu o kaleci, o milyon dolarlık adamları çalıma dizip duran eleman. spikerin söylediği şey dikkat çekiciydi -ben hagiden sonra ilk defa bir yabancıyı izlerken bukadar keyif aldım. öncelikle güzel ve temiz bir galibiyet oldu tebrikler,Lige renk-rekabet getirecektir sizin gibi tertemiz top oynayan takımların olması Hoşgeldin Sakarya ! |
|
ILLUZYON 1 < Resime gitmek için tıklayın > fotoğrafa yakından baktığınızda sağdakinin sakin soldakinin sinirli olduğunu göreceksiniz. 2-3 metre uzağından baktığınız andaysa soldaki sakin sağdaki kızgın olacak.Deneyin görecek+şaşıracaksınız :) Bu illuzyonun Glasgow Üniversitesi'nden Phillippe G. Schyns ve Aude Oliva tarafindan yaratilmis. Her gordugumuz, her zaman gercek olmayabiliyor. ILLUZYON 2 < Resime gitmek için tıklayın > Ortadaki işarete odaklanın gözlerinizi kırpmadan bakmaya çalışın birsüre sonra pembe noktalar kaybolacak. |
|
Süleyman Eren’den Açıklama 23.08.2006 12:38 Yönetim Kurulu Üyemiz Sayın Süleyman Eren, Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Ekşioğlu’nun bugün yazılı basında yer alan açıklamalarına yanıt verdi. Yönetim Kurulu Üyemiz Sayın Eren’in, Başkanımız Sayın Yıldırım Demirören’in “İstesek 2 saatte Roberto Carlos’u getirirdik” şeklindeki açıklamasına, bugünkü gazetelerde, “Carlos’u getirin parasını biz verelim. Ze Roberto ile görüşemediler bile... 1 ay bu konu ile kamuoyunu meşgul ettiler. Sahte menajerlerle Beşiktaş’ın parasını kaptırdılar. Beşiktaş’ı Avrupa’da kimse tanımıyor” diyen Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Ekşioğlu’na yanıtıdır: “Sayın Başkanımız’ın ifadeleri asla Fenerbahçe’yi hedef almazken, İlhan Ekşioğlu’nun Beşiktaş’ı hedef alan bu açıklamaları gündeme gelme ve polemik yaratma çabasından başka bir şey değildir. Beşiktaş’ın istediği her futbolcuyu transfer edecek gücü olduğu ortadadır. Beşiktaş’ın Nobre, Delgado gibi yıldızlardan sonra Ricardinho’yu da transfer etmesi belli ki İlhan Ekşioğlu’nu çok üzmüş. Zira kendileri uzunca bir süre Roberto Carlos’un transferiyle kamuoyunu meşgul edip, bunu gerçekleştiremediler. Aynı şekilde aylarca dünyanın en ünlü teknik direktörlerini getireceklerinden söz edip, Zico ile anlaştılar. “Carlos’u getirin parasını biz verelim” sözleri Fenerbahçe’nin bir yöneticisine yakışmayacak ifadelerdir. Bu açıklamayı yapana, “Madem getirecek paranız vardı niye getiremediniz? Paranız var da lobiniz yoksa biz size yardımcı olalım” deriz. Kamuoyunu meşgul etme konusunda Kulübümüz’e yönelik suçlamalarda bulunan İlhan Ekşioğlu da çok iyi biliyor ki, bu konuda kimse Fenerbahçe ile yarışamaz. Hatırlanacağı gibi bütün yaz boyunca Fenerbahçe Başkanı Sayın Aziz Yıldırım, “geliyorum, gidiyorum” diyerek kamuoyunu yeteri kadar meşgul etti. Öte yandan Beşiktaş’ın sahte menajerlere para kaptırdığını iddia eden Ekşioğlu, bunu ispatlamak zorundadır. Aksi halde kendisi bu sözlerinden dolayı müfteridir. Sayın Ekşioğlu’nun Avrupalılar’ın Beşiktaş’ı tanımadığını iddia eden sözleri ise bazı gerçeklerden habersiz olduğunu da gösteriyor. Dünya futbolunun en saygın kurumlarından IFFHS istatistiklerinde, Beşiktaş’ın Fenerbahçe ve Galatasaray’ın çok önünde yer aldığını kendisine hatırlatmak isterim. Bu sıralama Beşiktaş’ı tanımayan Avrupa’nın Fenerbahçe’yi ne kadar tanıdığını da göstermektedir! Kamuoyunun bilgilerine saygılarımla sunarım.” Süleyman Eren BEŞİKTAŞ Yönetim Kurulu Üyesi |
|
Topu ver yeter Brezilya'da oynadığı takımları başarıdan başarıya koşturan Ricardinho, şimdi Beşiktaş'ta, daha önce başarısız olduğu Avrupa'da kendini ispatlama peşinde. Beşiktaş, son olarak bir dünya starı Ricardinho'yu renklerine bağladı. İşte kariyeri, başarılar ve ardı ardına kazandığı kupalarla dolu olan Ricardinho'nun siyah-beyazlı takıma gelene kadar olan hikayesi; 30 yaşındaki orta saha oyuncusu, 23 Mayıs 1976'da Sao Paulo'da doğdu. 19 yaşında Parana takımında profesyonel oyuncu oldu. Bu takımda iki sezon forma giydi ve Paranaense Eyalet Şampiyonluğu'nu art arda üç kez kazandı. Daha 20 yaşındayken Brezilya'da en değerli oyuncu ödülü olan 'Gümüş Top'u aldı. Ardından bir sezonluk Fransa macerası yaşadı. Bordeaux takımıyla dört yıllık sözleşme imzalayan Ricardinho, burada sadece bir sezon kalabildi. 18 maçta forma giyip bir gol kaydeden Brezilyalı oyuncu, yeniden ülkesinin yolunu tuttu. Sırada fırtınalar estireceği Corinthians vardı. 1998 ve 1999'da Ricardinho kariyerindeki üç lig şampiyonluğunun ikisini burada kazandı. 1999 ve 2001'de Paulista Eyalet Şampiyonası'nın kazanılmasında önemli rol oynadı. 3 KEZ YILIN FUTBOLCUSU OLDU Ricardinho'nun, Fenerbahçe'de forma giyen Fabio Luciano ile birlikte oynadığı Corintihans, 2000 yılında FİFA Dünya Kulüpler Şampiyonası'nı kazandı. Brezilyalı futbolcu o yıl ikinci kez Brezilya'da yılın futbolcusu ödülünü aldı. 2002 yılında teknik direktörlüğe Fenerbahçe'den tanıdığımız Carlos Parreira geldi. Onunla birlikte aynı yıl Brezilya Kupası ve Rio-Sao Paulo Turnuvası'nda şampiyonluk kazandı ve ardından büyük ses getiren bir transferle Sao Paulo'ya gitti. İki sezon sonra Sao Paulo'dan İngiltere'nin Middlesbrough takımına transfer oldu. Ama iki ay sonra Santos'a geri döndü. Bu takımda kariyerinin en gollü dönemini yaşadı, tam 21 gol attı ve üçüncü kez yılın futbolcusu seçildi. Ardından tarih yazdığı Corinthians'a tekrar geldi. Buradan da en son olarak iki kez başarısız olduğu Avrupa'ya, iddialı bir takım olan Beşiktaş'la döndü. MİLLİ FORMAYI 2000'DE GİYDİ Ricardinho, Brezilya formasını ilk kez Mart 2000'de. giydi. 2002 Dünya Kupası'nın açıklanan kadrosunda ise yoktu ancak Emerson idmanda sakatlanınca teknik direktörü Scolari, onu kadroya aldı. Bunun haberini ise kilisede eşinden telefonla öğrendi. 2002'de Brezilya ile Dünya Kupası Şampiyonluğu'nu yaşadı. 2006 Dünya Kupası'nda eski teknik direktörü Parreira da onu unutmadı ve 23 kişilik kadroya dahil etti. Futbolcunun tek kötü ünü ise takım içinde ajanlık yaptığı suçlamaları. Brezilya'nın önemli futbol dergilerinden Placar'ın yaptığı bir ankette 'En nefret edilen futbolcu' çıkmıştı. Şimdi yıldız futbolcunun Beşiktaş'ta nasıl davranacağı merak konusu. kaynak:sabah |
< Resime gitmek için tıklayın >
YAZIKLAR OLSUN
Bosna-Hersek'te Sırp Çetnik Güçlerinin Katliamı
Çetnikler hastaneleri, kütüphaneleri, Pazar yerlerini, ekmek yada su bekleyen insanları bombalamakta oldukça ustalaşmışlardı. 15 Ocak 1993`de Sırplar Saraybosna`da bir su kuyruğunu vurdu ve sekiz kişi öldü. Pazar yerinde ise alış-veriş yapan altmış sekiz kişi öldü.Onlarca insan kadın yaşlı çocuk demeden,tecavüz edilip,yakılıp vurulup katledildi.
Saraybosna Filarmoni Orkestrası mum ışığında ve ağır bombardıman altında konserlerini vermeye devam etti. Bu savaşa direnmenin bir başka yoluydu Boşnaklar için. Tıpkı şehir postanesine `Burası Sırbistan` yazan Sırp askerlerine bu yazının hemen altına `Aptallar burası Sırbistan değil Postane` cümlesini yazan Bosnalı gençlerin yaptığı gibi...
Savaşın başlarında Müslümanların yanında yer alır gibi gözüken Hırvatlarda Bosna pastasından pay alabilmek için Müslümanlara katıldı. Tarihindeki Nazi bağları yüzünden özellikle Avrupa ve Amerika`daki Neo-Nazi eğilimli oluşumların tam desteğini alan Hırvatlar Mostar`ı vurdu. Sokak çatışmaları günlerce devam etti. Hafızalardan hala silinmeyen Mostar Köprüsü`nün yıkılması da yine bugünlerde oldu. 1994 yılında Boşnaklar için savaşın etkisi azalmaya başlıyordu. Gerçekleşen başarılı operasyonlar ve alınan zaferler Bosna halkının moralini yükseltiyordu. Bosna ordusu Saraybosna kuşatmasını kaldırabilmek için ciddi operasyonlar yapabilecek duruma gelmişti. 1995`e gelindiğinde Sırplar Saraybosna`daki kuşatmayı kaldırmak zorunda kalmışlardı. Giderek kan kaybediyorlardı. Artık ibre Boşnaklara doğru dönmeye başlamıştı. Etnik Temizliğin Sırpçası; Srebrenica
Savaşın sona ereceğini gören Sırplar finali de kendilerine yakışır bir şekilde yapmaya karar verdiler. Nisan 1993 tarihli ve 819 ve 824 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararları ile güvenli bölge ilan edilmiş olan Srebrenica`da savaşın son büyük katliamını yaptılar. 11 Temmuz`da Sırplar Srebrenica`da birkaç gün içerisinde 8000 insanı katlettiler. Bu aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı`ndan sonra yaşanan en büyük sivil katliamdı. NATO komutanı General Joulwan`ın Temmuz 2000 tarihli Avaz gazetesine verdiği mülakatta söylediği; `Daha kararlı olabilseydik, Srebrenica trajedisi önlenebilirdi` sözleri batının yaşanan katliama duyarsızlığının açık ispatıdır.
Uluslar arası bir grup tarafından hazırlanan bir rapor 1993`te Srebrenica durumun ne denli içler acısı olduğunu şöyle tasvir ediyor: `Hiç yiyecek yok ve halk birbirinden dileniyor. Her gün 20-30 kişi ölüyordu ve 100-200 civarında ağır hasta yanında, 300 civarında da o kadar ağır olmasa da bakım gerektiren hasta vardı. 60 civarında verem hastası vardı` (Lord Owen Balkan Yolculuğu Sayfa 131)
Kasabanın düşmesinden iki yada üç gün sonra iki Çetnikler arasındaki bir telefon konuşmasını dinlemiş olan Aliya dinlediklerini şöyle anlatıyor: `Biri: Dün onları temizledik deyince Öteki: Kaç kişiydiler, otuz kadar var mıydılar? diye sordu ve iki sıfır ekle diye cevapladı ilki. Bu kaydın başkanlık arşivinde bulunduğunu sanıyorum.`
http://www.bbc.co.uk/turkish/europe/story/2005/06/050602_serbia_update.shtmlhttp://www.bosnjaci.net/egt.php?id=613http://www.vatangazetesi.net/haberdetay.asp?HaberID=244http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2005/temmuz/19/dusunce.html