| Jeremy Clarkson ve Richard Hammond ile birlikte BBC’de “Top Gear” Programını sunan James May’in yalnız olarak sunduğu “Cars of the People” |
|
Jeremy Clarkson ve Richard Hammond ile birlikte BBC’de “Top Gear” Programını sunan James May’in yalnız olarak sunduğu “Cars of the People” adlı bir dizi var. Bu dizide James May, çocukluğundan beri kendisine –“İngiliz arabalarının iyi, Japon arabalarının kötü” olduğunun söylendiğini, buna inandığını, oysa şimdi, hayal kırıklığı ile, “Japon arabaların iyi, İngiliz arabalarının kötü” olduğunu öğrendiğini söylüyor. Başka bir bölümde de bir Avustralya fıkrası anlatıyor. Avustralya’da bir dostu kendisine “bir Land Rover ile Avustralya’nın öbür ucuna gidebileceğini” söylemiş. Sonra da eklemiş, “Ama eğer geri dönmeyi de planlıyorsan bu gezini Toyota Land Cruiser ile yapsan iyi olur” demiş. :) Ne anlatmaya çalışıyorum? Eğer iyi bir mal almak istiyorsanız medyanın pompaladıklarını bırakın. Akıl ve mantığınıza güvenin. |
|
Arkadaşların pikap seçimi konusuna yabancı kaldıklarını görüyorum. Bir pikabın kalitesini, ne ciddiyetle üretildiğini anlamak o kadar zor değil. Pikap bir dönen platform ve kol |
|
Arkadaşların pikap seçimi konusuna yabancı kaldıklarını görüyorum. Bir pikabın kalitesini, ne ciddiyetle üretildiğini anlamak o kadar zor değil. Pikap bir dönen platform ve koldan oluşur. Kolun ucunda da asıl sesi üreten kartuş olur. Bunları tek tek ele alırsak: Dönen Platform: 1. Döndürücü gücün motordan platforma iletimi 3 şekilde olur: a) Kasnak sürüm b) Kayış sürüm c) Direct-drive - Kasnak sürüm artık kullanılmıyor. Ama bunun Garrard 301 ve 401 gibi bugün bugün bile vintage 2.eli çok yüksek fiyatlarla satılan örnekleri var. - Kayış sürüm bugün en çok “pompalanan” ürün... Tarihte Avrupalı, ki aralarında çok meşhur bir firma da var, adını şimdilik anmayayım ve Amerikalı birçok firma yapmayı beceremedi. Bu nedenle direct-drive’ın kötü olduğuna dair büyük bir propaganda başlattılar. - Mükemmel bir direct-drive’ı üretmek Technics’e nasip oldu. Artık Technics’in direct-drive konusunda almış olduğu patentlerin süresi dolmuş olduğundan tüm firmalar aynı teknoloji ile direct-drive pikap üretebilir. Ancak daha önce tükürdüklerini yalamak durumuna düşmemek için birçok firma üretmiyor. En mükemmel sürüş teknolojisinin esnek, ince bir kauçuk kayış değil, platform üzerinde kontrolü en mükemmel şekilde sağlayan direct-drive olduğunu kesinlikle ve rahatlıkla söyleyebiliriz. 2. Dönen platformun malzemesi: - En mükemmel platform malzemesi döküm alüminyumdur. - Piyasada polyester reçine (Rega), plexiglas veya cam (Pro-Ject), hatta pres sac kullanan pikaplar görebilirsiniz. Bu malzemeler alüminyum döküm konusuna yatırım yapmak istemeyen, konuyu ucuz bir şekilde halletmek isteyen firmalarca kullanılır. Plexiglas ve cam olağanüstü rezonatif malzemelerdir. Bir pikap platformunda yeri yoktur. Pres saca gelirsek... Sac manyetik bir malzemedir. Manyetik pikap kartuşunun içindeki mıknatısları etkileyerek sağlıklı çalışmasını engeller. 3. Pikap kolları: - Düz ve “S” şeklindeki pikap kolları ile karşılaşabilirsiniz. “S” şeklindeki pikap kolları daha hoş durur, ancak “S” şeklindeki kolların düz kollardan daha iyi olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmamaktadır. Ancak "S" şeklindeki kollar genellikle piyasa standardı olan SME tipi “headshell “ kullandığından bir kolaylık sağlar. Ancak tüm “S” kollar SME tipi headshell kullanmayabilir. Bu arada, bazı vintage pikaplar standart olmayan plastik headshell’ler kullanırdı. Bunlardan uzak durmakta yarar var. 4. Pikap kartuşları: - Pikap kartuşları asıl sesi üreten parça olması nedeni ile başlı başına bir konudur. Temelde ikiye ayrılır: kristal/seramik/piezo ve manyetik kartuşlar... Kristal/seramik/piezo kartuşlar çok ucuzdur. Plakları tarla gibi sürer, bir çalışta bozar. Manyetik kartuşlar da temelde iki tiptir: MM (moving magnet [oynayan mıknatıs]) ve MC (moving coil [oynayan bobin])... - MM tiplerinin fiyatı ortalama 300-2000 TL arasındadır. MC tiplerinin fiyatı bunun üzerinden başlar. MM tiplerinin iğnesi kolaylıkla değişir, MC tiplerinin iğnesi değişmez, en iyi olasılıkla üretici firmaya gönderirsiniz, ücreti karşılığı iğnesi değişmiş başka bir kartuşu size gönderir... MC tipi kartuş kullanabilmek için daha yüksek kazançlı phono pre gerekir. Kullanılan phono pre'nin MC kartuş desteklemesi gerekir. 5. Son olarak pikabın toprak hattı (ground post) yeni ve ucuz tip bazı pikapların arkasında bir toprak hattı olmayabiliyor. Eğer varsa içindeki phono pre’yi kullanmayıp pikabınızı pikap girişi olan bir amfiye bağlamayı veya harici phono pre kullanmayı düşünüyorsanız pikabın mutlaka bir toprak terminali olmalı. Rega pikapların hiçbir modelinde ground post yok, Audio Technica AT-LP120’de ground post yok. Ancak LP120’nin yeni modellerini varmış diye duydum, kontrol etmedim. |
| Alsalar bile TRT'den almazlar :) |
|
Arkadaşların pikap seçimi konusuna yabancı kaldıklarını görüyorum. Bir pikabın kalitesini, ne ciddiyetle üretildiğini anlamak o kadar zor değil. Pikap bir dönen platform ve koldan oluşur. Kolun ucunda da asıl sesi üreten kartuş olur. Bunları tek tek ele alırsak: Dönen Platform: 1. Döndürücü gücün motordan platforma iletimi 3 şekilde olur: a) Kasnak sürüm b) Kayış sürüm c) Direct-drive - Kasnak sürüm artık kullanılmıyor. Ama bunun Garrard 301 ve 401 gibi bugün bugün bile vintage 2.eli çok yüksek fiyatlarla satılan örnekleri var. - Kayış sürüm bugün en çok “pompalanan” ürün... Tarihte Avrupalı, ki aralarında çok meşhur bir firma da var, adını şimdilik anmayayım ve Amerikalı birçok firma yapmayı beceremedi. Bu nedenle direct-drive’ın kötü olduğuna dair büyük bir propaganda başlattılar. - Mükemmel bir direct-drive’ı üretmek Technics’e nasip oldu. Artık Technics’in direct-drive konusunda almış olduğu patentlerin süresi dolmuş olduğundan tüm firmalar aynı teknoloji ile direct-drive pikap üretebilir. Ancak daha önce tükürdüklerini yalamak durumuna düşmemek için birçok firma üretmiyor. En mükemmel sürüş teknolojisinin esnek, ince bir kauçuk kayış değil, platform üzerinde kontrolü en mükemmel şekilde sağlayan direct-drive olduğunu kesinlikle ve rahatlıkla söyleyebiliriz. 2. Dönen platformun malzemesi: - En mükemmel platform malzemesi döküm alüminyumdur. - Piyasada polyester reçine (Rega), plexiglas veya cam (Pro-Ject), hatta pres sac kullanan pikaplar görebilirsiniz. Bu malzemeler alüminyum döküm konusuna yatırım yapmak istemeyen, konuyu ucuz bir şekilde halletmek isteyen firmalarca kullanılır. Plexiglas ve cam olağanüstü rezonatif malzemelerdir. Bir pikap platformunda yeri yoktur. Pres saca gelirsek... Sac manyetik bir malzemedir. Manyetik pikap kartuşunun içindeki mıknatısları etkileyerek sağlıklı çalışmasını engeller. 3. Pikap kolları: - Düz ve “S” şeklindeki pikap kolları ile karşılaşabilirsiniz. “S” şeklindeki pikap kolları daha hoş durur, ancak “S” şeklindeki kolların düz kollardan daha iyi olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmamaktadır. Ancak "S" şeklindeki kollar genellikle piyasa standardı olan SME tipi “headshell “ kullandığından bir kolaylık sağlar. Ancak tüm “S” kollar SME tipi headshell kullanmayabilir. Bu arada, bazı vintage pikaplar standart olmayan plastik headshell’ler kullanırdı. Bunlardan uzak durmakta yarar var. 4. Pikap kartuşları: - Pikap kartuşları asıl sesi üreten parça olması nedeni ile başlı başına bir konudur. Temelde ikiye ayrılır: kristal/seramik/piezo ve manyetik kartuşlar... Kristal/seramik/piezo kartuşlar çok ucuzdur. Plakları tarla gibi sürer, bir çalışta bozar. Manyetik kartuşlar da temelde iki tiptir: MM (moving magnet [oynayan mıknatıs]) ve MC (moving coil [oynayan bobin])... - MM tiplerinin fiyatı ortalama 300-2000 TL arasındadır. MC tiplerinin fiyatı bunun üzerinden başlar. MM tiplerinin iğnesi kolaylıkla değişir, MC tiplerinin iğnesi değişmez, en iyi olasılıkla üretici firmaya gönderirsiniz, ücreti karşılığı iğnesi değişmiş başka bir kartuşu size gönderir... MC tipi kartuş kullanabilmek için daha yüksek kazançlı phono pre gerekir. Kullanılan phono pre'nin MC kartuş desteklemesi gerekir. 5. Son olarak pikabın toprak hattı (ground post) yeni ve ucuz tip bazı pikapların arkasında bir toprak hattı olmayabiliyor. Eğer varsa içindeki phono pre’yi kullanmayıp pikabınızı pikap girişi olan bir amfiye bağlamayı veya harici phono pre kullanmayı düşünüyorsanız pikabın mutlaka bir toprak terminali olmalı. Rega pikapların hiçbir modelinde ground post yok, Audio Technica AT-LP120’de ground post yok. Ancak LP120’nin yeni modellerini varmış diye duydum, kontrol etmedim. |
|
Plak dinleyecek arkadaşlar paranızın en büyük tutarını plak almaya harcayacağınızı unutmayın. Profesyonel olarak vaat edilen gerçek analog sesi duymanız için bileşenlerinizin kalitesi ve hatta alacağınız plakların baskısı önemli. Hal böyle olunca ve bu yatırımı gözünüz kesiyorsa; ALTERNATİF 1 Pikap (dahili preamplı modelse) + Aktif hoparlör.: Şimdi bu kombinasyon çok sorulmuş. Örneğin Audio Technicalar ile Klipcsh çok iyi anlaşır. Ayrıca Kanto yine iyi seçenektir. Audioengine A5+ da düşünülebilir .Ama son sırada gibi düşünün. (Önerdiklerimiin hepsini dinledim bu arada) ALTERNATİF 2 Pikap(dahili preamplı model) + Amfi (phono girişli) + pasif hoparlör : Bu kombinasyon kesinlikle çok daha tatmin edicidir. İleriye dönüktür, geliştirilir. Ben mesela yola böyle çıkanlardanım. Pikabımda dahili preamp olmasına rağmen onu kullanmayıp amfimdeki phono katını tercih ettim. Çok da keyif aldım.Bu seçenekte amfide phono girişi olmasa da sorun olmaz çünkü pikabınızda olmuş olacak.Ben örnek olsun diye yazdım. ALTERNATİF 3 : Pikap + Harici Phono Stage + Amfi + Pasif Hoparlör : Bu ise en profesyonel anlayıştır. Çünkü çok high end bir amfi kullanmıyor iseniz cihazların İçindeki phono katları tabiri caizse dandiktir. O yüzden profesyonel dinleyiciler kendilerine sırf bu iş için araya kaliteli bir pikap katı koyarlar. Kafa karıştırıcı olmasın diye alternatifleri çoğaltmayayım. Şimdi Pikap seçimi başlı başına bir konu. gideceğiniz yola göre ve elbette bütçe ile alakalı. 1.yol için Audio Technicalar gayet iyidir. LP60 serisinden ziyade LP120 ve üst modeller öneririm. 2.yol için aslında yine en az lp120 ve Üstü başlangıç olmalı. Ya da REGA oldukça iyi pikaplar yapıyor. RP1 filan değil ama onunda 2ci ya da 3.cü serilerinden başlanmalı. Eğer amfinizde phono varsa vintage cihazlara da bakmalısınız. Temiz bir ikinci el ile kendinizi 3. Alternatifin içinde bulursunuz çünkü.Thorens kesinlikle radarınızda olan isim olmalı. Çok şahane pikapları var. İster güncel ister vintage klasmanda çok iyi işler çıkarıyorlar. Ama 3. Yoldan gidecekseniz Audio Technicaları unutun. Burası artık sadece bütçe meselesi. Ve bazen de şans. Çünkü ister 2.el ister sıfır tonla alternatif var. |
|
1976 model Sanyo pikabimi severek kullaniyorum, pikabin mekanigi saglam ve devirleri dogru donuyorsa geriye en buyuk etken igne kaliyor. Pikabimdan ornek bir video ekledim, kulaklikla dinlemenizi tavsiye ederim. Videoyu izlemek için tıklayınız |
| Alsalar bile TRT'den almazlar :) |
Son mesajımı bu mesajınızı görmeden yazdım, görsem artık mesaj falan yazmazdım. Siz anladığıma göre cevabını bildiğiniz sorular soruyorsunuz veya almak istediğiniz bir cihaza forumdan destek arıyorsunuz. Şöyle cevap verilse daha mı uygun olur; bu cihaz çok süper, kendinden 10 kat pahalı cihazlarla yarışıyor, falan. Böyle bir dünya yok arkadaşım. Klişe sorulara klişe cevaplar veriliyor bu kadar. Size bu yolda başarılar dilerim. |
|
Bayadır bu başlığa yazmamışım. Bu işe yeni başlayacak arkadaşlara bikaç öneri de ben yapayım. Birincisi plak işi pahalı bir hobidir. Bu işe girmeden önce bunu unutmayın. İkincisi aldığınız o pahalı dönem plaklarını abuk sabuk ucuz universal iğnelerle sakın dinlemeyin. Plakta geri dönüşü olmayan hasarlar meydana gelebilir. Üçüncüsü sonrasında geliştirebilir sistemler kurmanız size fayda sağlar. Nasıl derken şöyle amfi+hoparlör+pikap şeklinde bir sistem kurun. Dördüncüsü de kompakt duallerden uzak durun. Evet bizim ülkemizde çok popülerdir ama nerdeyse oynanmamışı yoktur. Otomatikleri hele plak sonlarında problem yaratır. Beşincisi pikabınızın kol ayarı,antiskating ayarı ve iğne ağırlığı ayarlanabilir olsun mutlaka. 500 liraya pikap alıp onda 500 liraya aldığınız plağı dinlemeyin. Plağa yazık. Altıncısı kendimden örnek vereyim. Benim başta amfim yoktu ve pikabımı evdeki ses sistemine bağlayıp kullanmıştım. Ama bunun için pikabınızın line ve phone seçenekleri olması gerekir. Eğer line seçeneği yoksa içinde preamp olmadığını gösterir ve o pikabı phone girişi olmayan bir amfiye bağlamadan ya da harici preamfi almadan ses alamazsınız. Başta yazdığımı tekrar yazayım. Plak işi pahalı bir hobidir. Herkese iyi forumlar. |
Size uygun denilebilecek bir fiyata bir 40 delikanlı: https://www.sahibinden.com/ilan/ikinci-el-ve-sifir-alisveris-ev-elektronigi-ev-muzik-sistemleri-pioneer-pl-200-784941566/detay Satıcı "Kapağı tertemiz, Kusursuz, sıfır durumda, mükemmel fabrika kondisyonunda..." demiş... Bulunduğunuz kentte... Gidip görmekte yarar var. Aynı, hatta biraz daha pahalı fiyata satılan, örneğin Audio-Technica AT-LP60-USB'ye bin kere tercih ederim. |
|
Şu karikatürü daha önce de bu forumda kullanmıştım. Esasında pikap konusunun çok pahalı ve zahmetli bir iş olduğu bir gerçek. < Resime gitmek için tıklayın > Pikap kullanması kolay bir alet değil. İlgi ister. Bence şu video'daki ayarları yapamayacak durumda olanların pikap işine girmemeleri en doğrusu olur. https://www.youtube.com/watch?v=WM-aIDwfrhc |
|
Audio Technica AT-LP140X fiyat olarak bütçenize uygunsa alın. Fiyatına göre güzel bir pikap. Fiyat konusunda verdiğiniz fiyatlarda bir dengesizlik var. Audio Technica'nın Avrupa sitesinde AT-LP140X - £349 AT-LP3 - £199 Eğer AT-LP140X 3100 TL ise AT-LP3'ün orantı ile 3100TL *199/349 = 1768 TL'ye satılması lazım. 2250 TL'ye satılıyorsa orantısız pahalı satılıyor demektir. AT-LP3 drict-drive değil, kayış sürücülü... Ayrıca tam otomatik. Bence tercih edilebilecek bir model değil. Link verdiğiniz Behringer phono preamp işinizi görür. Ama bu ilanda yazdığı gibi bir amfi değil preamplidir. Yani pasif hoparlör ile ayrıca amfiye ihtiyacınız olur. Bu fiyata bunu almaktansa pikap girişi olan bir amfi almayı tercih edebilirsiniz. Pikap kartuşlarının sesleri arasında nüans farkları olur. Kimi güçlü, vurucu basları ile öne çıkar, kimi saf su gibi berrak, ipek gibi tizleri ile öne çıkar. Fiyatlarını MM (moving magnet), MC (moving coil) olması, iğnenin (cantilever) yapıldığı malzeme (aluminyum, titanyum gibi), iğnenin ucundaki elmasın profili (konik, eliptik, microline, shibata gibi) etkiler. Kullanılan mıknatısın tipi dahi sesi etkileyebilir. Ancak dinlemeden sesini sevip sevmediğinize karar vermek mümkün değil. Pikap kartuşları da hoparlörler gibi "elektro-mekanik" sistemlerdir. Nasıl hoparlörler elektrik sinyalini akustik sinyale çevirir, pikap kartuşları da mekanik titreşimleri elektrik sinyaline çevirir. Bu çevrim esnasında ister istemez kendi karakterlerini de eklerler. |
3 ay evvel, ne amfim, ne hoparlörüm, ne de pikabım yokken, Rainbow Müzik'e girmiştim, adam 40 dakika büyük bir zevkle bildiklerini anlatmıştı. Doğubank'da elektronik işi yapıp, Stereo'nun anlamını bilmeyen "esnaf" görmüş biriyim, böyle insanlar görünce mutlu oluyorum. Ben de böyleyim, arkadaş whatsapp'dan Xbox'la ilgili bir şey sordu, gece yataktan kalkıp konsolu açıp test ederek yanıtladım. Zevk alınarak yapılan şeyler asla külfet gelmiyor. |
|
Sesteki ince ayrıntılara önem veriyorsanız bunu OKUYUNUZ Stream servisler genel kullanım için uygundur fakat teknik detayları çok İYİ bilmek zorundayız. Örneğin Spotify ve YouTube arasında seçim yapacak olsak Spotify ses bakımında çok daha öndedir. Spotifideki referans dinamik aralik seviyesi 14 DR seviyesinde, YouTube 13 DR. Örnek vermem gerekirse Spotify ve cd'lere yazdıklarım aynı albümdeki (versiyondaki) flac dosyalarını bir çok kez test ettim. Spotify kayıtları ana kaynaga çok daha yakın, sesler daha doğal, canlı, harmonikler çok daha belirgindir ve sahne alanı daha geniş. Tonal denge bakımından daha üstündür. DİKKAT, UYARI ! Şarkıları KESİNLİKLE telefonunuzdaki güncellenmiş YouTube uygulamasından dinlemeyin. Son güncellemeler sesteki detayları ve ses tonajını ÇÖP etti. Sesler TENEKE gibi, CANSIZ, DÜZ ve derinlik hissinden yoksun. Uygulama LEŞ oldu. En kaliteli master kayıtlardan biriyle test edin. Pre-Emphasis Master kayıt Pre-Emphasis nedir ? Tipik olarak, kablo üzerinden iletim veya analog bantta kayıt gibi bazı işlemlerden önce, gürültüye en duyarlı giriş frekans aralığı artırılır. Buna " ön vurgu " (Pre-Emphasis) denir - işlemden önce sinyal geçer. Daha sonra, sinyal alındığında veya kayıttan alındığında, çıktının orijinal girişi doğru bir şekilde üretmesi için ters dönüşüm uygulanır "vurgu kaldırma" (de-emphasis). Aktarım veya kayıt / oynatma ile daha önce arttırılan frekans aralığına eklenen herhangi bir gürültü, şimdi vurgu önleme aşamasında azaltılır. Yüksek frekanslı sinyal bileşenlerinin , iletilen frekans spektrumu için daha eşit bir modülasyon indeksi ve dolayısıyla tüm frekans aralığı için daha iyi bir sinyal / gürültü oranı üretmesi vurgulanmaktadır . Nadiren kullanılsa da, CD masteringinde standart vurgu yapma yeteneği vardır. CD'lerin 14 bit ses üzerinde çalışması amaçlandığından, niceleme gürültüsünü telafi etmek için 'ön vurgu' için bir spesifikasyon dahil edildi. Üretim spesifikasyonları 16 bit olarak ayarlandıktan sonra, niceleme gürültüsü daha az endişe yarattı, ancak standart revizyonlar ile vurgu bir seçenek olarak kaldı. Ön vurgu, 10 dB ve zaman sabitleri 50 μs ve 15 μs olan birinci dereceden bir filtre olarak tanımlanır. Not: Bu bilgi nadir bulunan (eski baskı CD) albüm ses kayıtlarıyla ilgilidir. Pre-Emphasis ve De-Emphasis uygulanmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir ? Yüksek frekanslı gürültü, genliği modülasyon sinyalinde bulunan bileşenlerden daha yüksek olduğunda frekans bozulmasına yol açar. Bunun üstesinden gelmek için pre-emphasis ve de-emphasis gibi teknikler kullanılır. Pre-Emphasis avantajları 1. Yüksek frekanslı sinyal bileşenlerini, gürültü bileşenlerinden daha yüksek bir büyüklükte olacak şekilde yükseltmeye yardımcı olur. > Sinyal Gürültü Oranını (SNR'yi) iyileştirir. < 2. Sinyal arttırmanın düzleştirildiği 15 kHz'lik bir üst kesme frekansına sahiptir. > Yani EQ GENLİĞİ (FAZ doğruluğu) çok iyi düzeylerdedir < Not: > Pre-Emphasis 2 kHz'den 15 KHz'e kadar hassasiyet sağlar. Yani duyabileceğiniz EN ÖNEMLİ frekans spektrumunu temsil eder. < 3. Bu amplifikasyon ile bir Yüksek Geçişli Filtredir. Dezavantaj Bir sınırın ötesinde yapılırsa aşırı modülasyon olabilir. De-Emphasis (standart ses kayıt) avantajları 1. Ön amplifiye sinyali normal genlik seviyesine geri getirmeye yardımcı olur. 2. > 2.1 kHz civarında bir kesme frekansına sahiptir. < (Pre-Emphasis 15 kHz). 3. Yaklaşık 75 µs (75 mikrosaniyelik) zaman sabiti ile bir (Standart) Düşük Geçişli Filtredir. Dezavantaj > Aşırı modülasyon riski < Yani basitçe dijital (veya analog) ses kayıtlarından söz ediyorsak, faz genliği sinyal bileşenlerinin frekans spektrumu için daha iyi bir sinyal üretmesini vurgulamaktadır. Üstte belirtildiği gibi bu ister yüksek, ister standart geçişli filtre olsun, seslerin EQ genlik seviyeleri frekans başına düşen dB oranları ile orijinal (fiziksel) baskıya kıyasla eşit seviyelerde olmalıdır. Yani orijinal baskıdaki sesler gibi her zaman ışıltılı ve canlı olmalı. Spotify albüm linki https://open.spotify.com/album/4wNWd0Is34eSbGWnd3ZqPV?si=3yOykkDmTPaSzzo6Mwv0SQ YouTube kaynağı: Sanatçının resmi kanalı. Ennio Morricone - Le Vent, Le Cri (Premier Thème) (Le Professionnel Bande Originale Du Film) (HQ Audio | Pre-Emphasis Master Record) [1981] Videoyu izlemek için tıklayınız Pre-Emphasis Master kayıt Spotify albüm linki https://open.spotify.com/album/7HkN3j6dxCRKGXMduwfmzL?si=IExnX41XSQSE26RGyO0DQA YouTube kaynağı: Sanatçının resmi kanalı. Sandra - [I'll Never Be] Maria Magdalena (HQ Audio | Pre-Emphasis Master Record) [1985] Videoyu izlemek için tıklayınız Sandra - In The Heat Of The Night (HQ Audio | Pre-Emphasis Master Record) [1985] Videoyu izlemek için tıklayınız Audiophile versiyon Bunun sesi ise olağandışı doğal bir dokuya ve sahne alanına sahip, harmonikler burada aşırı belirgin seviyedeler. Daha önce hiç böyle bir deneyimim olmadı, çok fazla iyi kayıtlar denedim fakat bundan iyisini hiç dumamıştım (ses-tonal hafızam iyidir). Resmen orkestranın orta yerindesiniz. Bir daha böyle bir (dijital) kaliteye rastlayamam, bundan adim gibi eminim. Sesler inanılmaz bir tonal dengeye sahip ve olağandışı yumuşaklar. Çok hassas, canlı ve pürüzssüzler. Burada MUAZZAM bir ses hassasiyeti (tonu) söz konusu. Muazzam bir genlik düzeyi. Dijtali andıran hiç bir iz yok, tamamen analog bir doku. Sesler inanılmaz hoş ve ayrıntılılar. Not: Müzikleri Spotify linkinden dinleyin veya güvenilir düzgün tarayıcılardan. YouTube MOBİL uygulamasından KESİNLİKLE DİNLEMEYİN, yazılım, ses çok kötü. Audiophile versiyon TADINI ÇIKARIN ![]() Staatskapelle Dresden, Hiroshi Wakasugi - Wagner: Rienzi, Act I: Overture (Ultra HQ Audio) Videoyu izlemek için tıklayınız Staatskapelle Berlin, Franz Konwitschny - Wagner: The Flying Dutchman: Overture (Ultra HQ Audio) Videoyu izlemek için tıklayınız Staatskapelle Berlin, Otmar Suitner - Wagner: Lohengrin: Prelude (Ultra HQ Audio) Videoyu izlemek için tıklayınız Spotify link https://open.spotify.com/album/5dzaFhYcnFj3s60G9FuAQf?si=2HIC6YBuSrOCn-xIwNSMtQ Analog kayıtlar keşke bu kadar üstün bir kaliteyle daha çok dijital ortamlara kopyalansaydı ama bu malesef milyonda bir ihtimal. Bir kaç BONUS linki daha Pre-Emphasis albüm versiyonu. Spotify link https://open.spotify.com/album/1hwPP3qgnV7PQrMSy6qFw8?si=-OzDz4A8Rj-o1kk-4WillA Audiophile albümler (versiyonlar). Tonal denge ve harmonikler üst seviyede. https://open.spotify.com/album/7b1MNUpHa2L2vuchGeniWG?si=CrLCOB_IQ_uIcjsXyzgdjA https://open.spotify.com/album/7pcBRRcZtWAd5B7pHtjgwf?si=V75As9zJRemFnS2QYsmZOw https://open.spotify.com/album/3SNo2NOIHpUN6AxIXiaixC?si=VsjamxXpQx2eCBnwWiG3wA https://open.spotify.com/album/5567EWmKFATQOGklZGMVu8?si=K34gZ24qQka5wydn55K1Ng https://open.spotify.com/album/1weenld61qoidwYuZ1GESA?si=eZgOgLEOQ8auUnOutGJJzw Ben yıllar önce kaset deckleriyle sık sık kayıt yapan birisiydim ve hala nadir olsa da ara bir ilgilenirim, hobi olarak. Memlekette 3 kafalı Hi-Fi AKAİ müzik setim var temiz ve çalışır durumda ve üst düzey ve yüksek seviyeli (seçkin ses bantlarım) kasetlerim mevcut. Sesin nasıl iyi olması gerektiği hakkında temel tecrübem analog bant kayıtlarına dayalıdır. Tabi sadece tecrübe olarak değil işin teorisini de iyi bilirim ama öncelik kulaklarınızdır. Kulaklarım düzgün (EQ, faz genliğine) seslere alışıkın olduğundan ses hafızam iyidir. Ben bir stüdyo çalışanı değilim ama sağlam kaynaklardan uzun araştırmalar ve deneylerde bulundum. Özellikle analog (yüksek seviyeli bant formülasyonları) kasetler hakkında. Bu bilgilere sahip olursanız dijitalin ne kadar sıkıştırılmış bir format olduğunu çok daha iyi anlayacaksınız ![]() Ses kayıtlarında ekipman önemlidir ama oynatımda, işitsel olarak giriş seviyesi (örnegin Sennheiser CX 300-II Precision veya benzer) düzgün kulaklıklar gayet yeterlidir. Ben Philips SHE9750 kullanıyorum. Dijital kayıtara gelince durum daha da karmaşık hale geliyor, çünkü dijital formatlar (yazılımlar dahil) hakkında büyük bir bilgi KİRLİLİĞİ mevcut. Aslında her şey sesteki master işem kayıt türüyle alakalıdır. DİKKAT (dijital) format veya bitrate (yoğunluk) demiyorum. En önemli faktör sesin (kaydın) harmonik yapısı ve dinamik aralıktır. Bu hangi şekilde olursa olsun, dijtal veya analog kayıt fark etmez. Ayrıca dijital yüksek çözünürlük diye bir şey YOKTUR ! DSD veya yüksek hertz aralıklı kayıtların, STANDART analog sinyaldeki dalga boyunun taklididir sadece. Analog (manyetik) sinyallerinin dalga boyu doğrusal olmadığından sıkıştırma uygulanmaz ve sinyal olduğu gibi yansıtılır. Kaliteli bantlar analog sinyalin EQ (faz) genliğini, dinamik aralığı ve çözünürlüğü arttırarak ses kayıtlarının çok daha canlı, parlak, natürel ve yüksek kalitede çoğaltılmasını sağlar. Not: Dijital ses formatları ve plaklar orijinal kaynaktaki eq kalitesini ve cözünürlüğü iyileştiremezler. Bunu sadece kaliteli bant formulasyonları başarabilir. Ses hakkında önemli teknik bilgiler Stüdyo kayıtlarında entrümanlar maximum 17 - 18 kHz kadar ses üretebilir, fakat kayıt 20 kHz'in üzerinde yapılır ve orijinal sesteki frekans tepkisi artmış olur YAPAY olarak ve CD standardına uygun hale getirilir (EĞER DİJİTAL KAYIITAN söz ediyorsak tabi), ANALOG hariç çünkü o en DOĞRU ve en DOĞAL yöntemdir ![]() Dijital kayıtlar daha büyük sinyal gürültü oranına (SNR'ye) sahip olma eğilimindedirler, ancak kaydın bit derinliği sınırlandırılır. Analog bant kayıtlarında bit derinliği sınırlaması YOKTUR ! Bant üzerindeki tüm mikro partiküller sesteki bit derinliğini temsil etmekteler ve bu MİLYONLARCA bite tekabül eder ve ses dokusunda ciddi bir farklılık yaratır (tabi kopya kalite işlemine bağlı olarak). > Kayıt 16 bitlik dijital dönüşümden sonra bile hala ses dokusunun (analog-harmoniklerin) özelliklerini korumaya devam etmektedir. Analog kayıt + uygun dijital dönüşüm sesteki hasarı minimum hata ile telafi eder. < Üstelik kaliteli bant formülasyonlarında sesler dijitale göre daha akıcıdır (hızlı geçişlidir) ve çözünürlük daha yüksek. Harmonikler* çok daha canlı ve belirgindir. Harmoniklerin geçişleri orijinal sesteki kayıt ile DOĞU ORANTILIDIR ve genlik seviyesi çok daha gelişmiş. Profesyonel dijital stüdyo kayıtları, harmoniklerde TERS (negatif) etkiye neden olur. Dolayısıyla ses dokusunun daha MAT ve YAPAY oluşumuna yol açar. Analogda yüksek frekanslı sesler (10 kHz üzerinde) daha parlak olurlar. Bit (partikül) yoğunluğu, daha canlı, daha renkli ve doğal ses üretimi, bant formülasyonunun türüyle ilişkilidir. Harmonik* nedir ?: Bir enstrümanın ana tınısını, ton rengini oluşturan şey. Sesin DNA'sıdır. Ayrıca duymanın ve her ses biçiminin bir sınırı vardır. 20 kHz, 19 kHz , 18 kHz ve 17 kHz (24 yaş ve daha genç kişiler duyabilir) 16 kHz (30 yaş ve daha genç kişiler duyabilir) 15 kHz (39 yaş ve daha genç kişiler duyabilir) 14 kHz (45 yaş ve daha genç kişiler duyabilir) 12 kHz (50 yaş ve daha genç kişiler duyabilir) 10 kHz (60 yaş ve daha genç kişiler duyabilir) 8 kHz (Herkes duyabilir) Son olarak ÇOK ÖNEMLİ bir bilgiyi eklemiş olayım Ayrıca dijital kayıtların BÜYÜK bir eksikliği, KUSURU vardır. Bunu bir çok kişi bilmez ve MALESEF bu bir gerçek. Sadece bazı büyük ses mühendisleri hariç örneğin Bernie Grundman çünkü bunu dile getiren o ilk kişilerden biriydi. HDD, SSD ve SD kartlar seslerin harmoniklerinde (FAZ doğruluğunda) zamanla bozulmalara yol açarlar. Bunun ana nedeni yazılımlardır. Yazılım üzerinden oynatılan her hangi bir audio (ham dosya) olumsuz etkilenir. Sesler daha mat hale gelir ve bu tekrarlandıkca etkisi artar. Bu bir veri kaybı değildir. Orijinal kaynaktaki SESLERİN IŞILTILARI, zamanla belirli bir seviyeye kadar azalır (geriler). Optik disk kayıtlarında (CD'lerde 100'lerece oynatımdan sonra) faz genliği yıllar boyu sabit kalırken, oynatılan her hangi bir dijital dosyada belirli süre sonra seste genlik değişimi oluşur. Bu o kadar hassas bir olgu ki, en ufak bir değişiklik onu olumsuz etkiliyor. Aynı ses dosyasını defalarca bir yerden başka yere aktarırsanız veya kopyalarsanız seteki FAZ genliği kayba uğramaya başlar (10'larca kez test ettim, sonuç aynı). O yüzden indirdirilen her hangi bir dosyanın konumunu değişmeden direk diskelere burn ettirmek gerekir. Faz genliği ham DOSYA biçiminde malesef çabuk bir sekilde olumsuz etkileniyor. Örnek vereyim Dosyayı taze bir şekilde indirdiniz, download konumunda olduğunu var sayıyorum. Aynı dosyayı kopyalayıp bir kaç farklı konuma aktarın, ardından da bir kaç gün boyunca içerisindeki (örnegin) flac'ları defarca kullanın. Diğer orijinal konumdaki dosyayı ellemiyoruz. Bir kaç gün aradan sonra açın ve iki kalsör arasındaki farkı emin olana kadar defalarca kontrol edin ve farkı göreceksiniz (PC'de DAC olduğunu varsayıyorum). Böylelikle bu fark (ses bozukluğu) minimum %10 - %15 cıvarında olacaktır ve sesler daha mat hale gelecek. Asıl konu şudur, verinin nasıl güvenilir biçimde saklayıp bozulmadan işlenmesiyle alakalı. Bu etken sesin ana kaynaktaki harmonik yapısının sabit kalmasını sağlamaktadır. Fiziksel bir ortama kazınmış dijital verilerin faz genliği değişmez, sabit kalır ama dosya halindeki veri HDD, SSD veya SD kartlardan kullanılırsa faz bozulmalarına yol açar. Audio genlik seviyesini bilerek dahi manipule etseniz, fiziksel dijital veride her hangi bir değişiklik olmayacaktır. Fiziksel kayıtlarda veri etkilenmez bu sadece ham dijital dosyalarına özgüdür. Bu dediklerim dikkate alınırsa, 50 liralık uygun orijinal Samsung kulaklıkla bile MP3 ve FLAC arasındaki fark RAHATLIKLA hissedilebilir (bir çok kez test ettim). Ama bu farkı telefondan yakalamak biraz zor olabilir tabi. PC öncelik ve düzgün yazılım |
Audio Technica AT-LP140XP günümüz pikapları içinde ideal bir giriş seviyesi pikaptır. İstenilir tüm özelliklere haizdir.
AT-LP140XP pikap bugün Türkiye'de Avrupa piyasalarındaki satış fiyatına yakın bir fiyata satılıyor. Avrupa piyasalarında AT-LP140XP, AT-LP120XUSB'den %43 daha pahalı satılmasına rağmen ithalatçısı tarafından Türkiye'de tersi bir fiyat politikası izleniyor. AT-LP120XUSB Türkiye'de Avrupa fiyatının 2 katından fazla bir fiyata satılıyor. https://www.audio-technica.com/en-eu/turntables/type/direct-drive AT-LP140XP'nin AT-LP120XUSB'den tek eksisi daha ucuz bir kartuşla gelmesi. Dilediğiniz takdirde değiştirebilirsiniz. AT-LP120XUSB'nin eksisi: eski modellerinde toprak terminali yoktu. Bu nedenle harici phono pre kullanınca hırıltı sorunu olabiliyordu. |
Benim kişisel tercihim kesinlikle direct drive. 1950’li yıllarda Thorens direct drive üzerine çalışmalar yapıyordu. Ama bu bildiğimiz direct drive değil, saat mekanizması gibi dişlili bir sistemdi. :) :) :) http://www.soundfountain.com/amb/td124page.html#dd Yakın bir tarihte bunu başaramayacaklarını, buna karşılık Garrard firmasının idler drive Garrard 301 ile piyasayı alıp götürmesi ile bu projeden vazgeçip hızlı bir şekilde idler/belt drive, yani hibrid diyebileceğimiz sürüşlü Thorens TD-124 modelini geliştirip piyasaya sürdüler. Bu model muhtemelen en başarılı modelleri oldu. Bir daha da direct drive konusunu açmadılar. Direct drive “kaka” deyip kötülemek elbette daha kolay bir iş! 20. Yüzyılın sonunda Thorens el değiştirdi. Yeni sahipleri şimdi 124 modelini tekrar tasarlayıp piyasaya sundular. Yine, yakın tarihlerde yeniden ve hiçbir değişikliğe uğratılmadan, orijinal haline sadık kalınarak tekrar üretilip piyasaya sunulan Garard 301’den farklı olarak yeni Thorens TD-124’de değişiklikler yapılmış. (Kaynak Stereophile dergisi Ağustos.2021 sayısı: https://downmagaz.net/digital_magazine/262875-stereophile-082021.html ) * Öncelikle sürüş şekli direct drive olmuş! (Hani direct drive “kaka” idi? Ha, o mu, onu yazılım ile hallettik! :) :) :) * Dönen platform eskiden demirmiş. Demir manyetik kartuşları etkilediği için şimdi döküm alüminyum yapılmış. (Demir platformun manyetik kartuşları (ister MM, ister MC) etkileyeceğinin yeni mi farkına varılmış? :) :) :) Neden bu tarihi bilgileri veriyorum? Zira tarihi bilmeyen, bırakın geleceği, bugünü dahi sağlıklı değerlendiremez. Evet What Hi-Fi Rega Planar 3’ü çok beğeniyormuş... Eğer bilgi edinme konusunda kılavuz What Hi-Fi türü dergiler ise... Şunu söyleyebilirim: Kılavuzu karga olanının burnu b*ktan kurtulmazmış... Neden Rega Planar 3 alınmaz? 1. Direct drive değil. 2. Üretici döküm alüminyum yapacak yatırıma sahip olmadığından döner platformu cam yapmış. Cam, plexiglass, sentetik reçine gibi malzemeler çok rezonatif olduğundan en kötü platform malzemeleridir. 3. Rega’nın en ucuzundan en pahalısına kadar hiçbir modelinde “ground post” yoktur. Bu da “hum” riskini oldukça artırır. ( Bakın şurada bir vatandaş toprak hattına çözüm olarak bir şeyler yapmış… Ne gerek var bunlara? Eğer pikap adam gibi pikap değilse gerek olabilir tabi… http://www.aqvox.de/REGA_250_300_Tonearm-mod-humm-free-remove-signal-groundrega_mod.html Kartuşa gelince bildiğim kadarı ile Rega kartuş yapmaz, Audio Technica’dan ucuz bir kartuş alır, üzerine kendi markasını yazar. |
|
Teşekkür ederim detaylı geri dönüşünüz için. Baz almak için aslında whathifi gibi hype ortamlarda yazılanlardan çok audioholics, reddit, stevehofmann vs gibi forumlara bakmıştım. Elbette tavsiye ürünler var ama bir de şöyle bir durum var; bazı distribütörler Türkiye satış fiyatları yurtdışındaki satış fiyatının 2 katına yakın belirliyor. Ama Rega'nin TR fiyatlarıyla yurtdışı fiyatları arasındaki fark biraz daha yakın geldiği için insanin cebinden çıkan para daha göze alınabilir geliyor. Tabiki ürün kaliteli değilse yukarıda yazdıklarımın anlamı yok. Belt vs Direct bu konuda ne yazik ki yorum yapabilecek bilgiye veya dinleme tecrübesine sahip değilim. O yüzden sizlerden fikir almaya çalışıyorum. Sizin bu çerçevede önerebileceğiniz pikap ve kartuş ikilisi ne olur? |
|
Kartuş konusunda öneride bulunmak zor. Kartuşlar aynı hoparlörler gibi elektro-mekanik elemanlar. Her iki eleman da sesi bir miktar renklendirir. Makul fiyatlı kartuş konusunda seçenek çok fazla değil. Ortofon ve Audio Technica markaları ilk akla gelenler... Bir zamanlar Shure firması çok uygun fiyata üst düzey kartuşlar imal ederdi. Ne yazık ki kartuş üretimini durdurdu. Başlangıç seviyesi olarak Audio Technica AT-VM95E veya Ortofon 2M Red gibi kartuşlar, veya daha üst modeller kullanabilirsiniz. Ortofon alırsanız PNP serisi (headshell'e entegre kartuş) almamanızı öneririm. Zira PNP serisi her kola uygun değildir. Ben pikap olarak Pioneer PLX-1000, kartuş (zaman zaman dönüşümlü olarak) Shure V15 Type IV, Shure SC35C ve Audio Technica AT-F7 (MC), phono pre özel yapım Le Pacific kullanıyorum. Aldığım neticeden son derece memnunum. Elbette phono pre de bu zincirin önemli bir bileşeni... Bu fiyat skalasında bundan daha iyi bir pikap aklıma gelmiyor. Not: Son sorunuz pikap ve kartuşu ikili olarak ele almış... Esasında bir detay barındıran bir soru... Pikap kolu ve kartuş birlikte kaçınılmaz olarak bir rezonans frekansı oluşturur. Bu rezonansın ideal olarak ~10-11 Hz civarında olması istenilir. Yani insan kulağının duyabileceği en alt frekans olarak kabul edilen 20 Hz.nin bir oktav altı ve eğrilmiş (warped) plakların iğnede oluşturduğu frekansın (5-6 Hz) bir oktav üzeri... Bu konuda bir sorun çıkacağını sanmıyorum, daha doğrusu umuyorum. |
|
Pikap konusunda öncelikle direct-drive mı belt-drive mı tercih ettiğinize karar vermeniz gerekir. Kısa bir süre önce yazdıklarımı okuyabilirsiniz: https://forum.donanimhaber.com//mesaj/yonlen/149732120 Ayrıca iyi bir pikap nasıl olmalı konusunda yazdıklarım: https://forum.donanimhaber.com/pikap-tavsiyesi--103327765-42#144334514 AT-LP 140 hakkında yazdıklarım: https://forum.donanimhaber.com/pikap-tavsiyesi--103327765-49#147512413 Sıraladığınız pikaplar arasında Audio Technica AT-LP140 veya bütçe uygunsa Pioneer PLX-1000 seçerdim. Okuduğunuz veya duyduğunuz, “...pikaba göre de iğneden alınabilecek maksimum potansiyel değişiyormuş” şeklindeki görüş farklı yönlere çekilebilir. Genel olarak pek fazla katılamıyorum. Bundan çok daha önemlisi manyetik kartuşun phono preamp ile etkileşimi, uyumudur. Pikap ve hoparlör arasında denge kurmak konusuna gelince... Öyle bir muhabbet var. Manyetik pikap kartuşu ve hoparlörler, her ikisi de elektro-manyetik elemanlardır. Her ikisi de sesi bir miktar renklendirir. Özellikle hoparlörler oda akustiği etkisi nedeni ile daha fazla renklendirir. Eğer amfiniz parlak çalıyorsa mat çalan hoparlörler almanız önerilmesi görüşüne katılmıyorum. Bence öncelikli hedef nötr çalan cihazlar alınmasıdır. Kusurlu bir cihaz, diğer yönde kusurlu bir başka cihaz ile dengelenmeye çalışılmamalı. Ortaya çıkan netice bir horror hikâyesine dönüşebilir. Bu tür seçimler ileride sistem güncellemesi yapacağınız zaman seçimlerinizi bir hayli sınırlayabilir de... Kaldı ki parlaklık, matlık öncelikle kayıtların özelliğidir. Her kayıt mühendisinin kulakları ve amacı farklıdır. Genellikle pop müzik kayıtları insanın kulağını kanatacak kadar abartılı tizli, Jazz kayıtları da bol ve derin baslı, tizleri ise geri plandadır. Amfi, hoparlör alırken, eğer beraber alınmayacaksa önce hoparlörü almanızı ondan sonra bu hoparlörü sürebilecek bir amfi arayışına girmenizi öneririm. Hoparlör seçimi son derece kişisel bir seçimdir. Dinlemeden önerileri okuyarak almanızı tavsiye etmem. Dinleme imkânı olmadığı takdirde dinlemeden bile alınabilecek hoparlör önerim Bowers & Wilkins’dır. En küçük modelinden en pahalı modeline kadar nötr ve dengeli ses sunar. Amfi konusunda, eğer ses kalitesi kusursuz bir amfi istiyorsanız gerçek Class-A amfi öneririm. (Class-A ile ilgisi olmayan vintage Technics Class-AA değil) Fiyatı ve kullanımı açısından mümkün olmadığı takdirde Class-D seçerdim. Yarım bilgili kişiler sağdan soldan okuduklarına dayanarak Class-D’nin dijital ve sesinin soğuk olduğunu söyler. Class-D dijital anlamına gelmez. Alfabedeki harf sırası D’de olduğu için o adı almıştır. Class-D, Class-A ile ortak bir özelliği paylaşır. Class-AB’de olduğu gibi crossover distorsiyon yapmaz. Bu arada, Marantz markası konusunda birkaç satır ekleyeyim... Marantz benim gençliğimde alamayacağım kadar pahalı, McIntosh ile aynı kategoride bir hi-end markası idi. Kurucusu ve sahibi Saul Marantz işi bıraktıktan sonra bu marka çok değişti. Satın alanlar Ken Ishiwata adında kerameti kendinden menkul kişiyle anlaştılar ve medyada büyük bir “pompalama” kampanyası başlattılar. Neticede nerede tarif edilemeyecek kötü bir sesle karşılaşsam arkasında Marantz ekipmanı gördüm. |
|
Sorun olmaya evet sorun. Hem de ciddi bir sorun. Bu hali ile kullanmayın. Plaklarınız çizilir. İğne ölmüş. Bildiğim kadarı ile pikabınızın kartuşu Audio Technica AT95E. İğnesinin kodu ATN95E. Piyasada fiyatının ~880 TL olduğunu görüyorum. Daha ucuza klon iğneler var, bunları alıp paranızı çarçur etmenizi önermem. |
| sonuç baştan belliydi. ileride iyi bir harici preye geçersiniz. iyi dinlemeler |
|
Pikap işi öyle bir şeydir ki ya parayı döküp iyi bir şey alır, ya da bu işe hiç girmezsiniz. Bahsettiğiniz pikapların Çin işi oyuncaklar dediğiniz pikaplardan pek bir farkı yok. Kaliteli bir pikap ile bu tür oyuncakların ne farkı var? Öncelikle, Kaliteli pikaplarda manyetik kartuş kullanılır. Bu oyuncaklarda ise piezo kristal başlık... Kristalli bir kartuş plağı ilk çalmaya başladığınız günden itibaren plağı tarla gibi sürmeye başlar, hasar verir. Kristal kartuşu ileride manyetik kartuş ile de değiştiremezsiniz. Elektronik devreleri farklıdır. Günümüzde bir plak ortalama 1000 TL. Böyle pikaplarla bu plaklara zarar vermek yazık. Dual setlerin bazı modelleri, ucuz modelleri kristal kartuş, bazı modelleri de manyetik kartuş kullanır. Manyetik başlıklı bir Dual set sizin için bir seçenek olabilir. |
Bu dizide James May, çocukluğundan beri kendisine –“İngiliz arabalarının iyi, Japon arabalarının kötü” olduğunun söylendiğini, buna inandığını, oysa şimdi, hayal kırıklığı ile, “Japon arabaların iyi, İngiliz arabalarının kötü” olduğunu öğrendiğini söylüyor.
Başka bir bölümde de bir Avustralya fıkrası anlatıyor.
Avustralya’da bir dostu kendisine “bir Land Rover ile Avustralya’nın öbür ucuna gidebileceğini” söylemiş. Sonra da eklemiş, “Ama eğer geri dönmeyi de planlıyorsan bu gezini Toyota Land Cruiser ile yapsan iyi olur” demiş. :)
Ne anlatmaya çalışıyorum?
Eğer iyi bir mal almak istiyorsanız medyanın pompaladıklarını bırakın. Akıl ve mantığınıza güvenin.