K

Yarbay
31 Ekim 2008
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
32 üye
Görüntülenme (?)
578 (Bu ay: 13)
Gönderiler Hakkında
K
9 ay
TÜRK TELEKOM’dan bir soygun hikâyesi ve TURKNET’e geçiş
2020 Yılında Türk Telekom’a 24 ay taahhüt verdim.
16 mbps VDSL abonmanlık ücretim, sabit telefon dâhil, 89 TL oldu.
(Hattımın VDSL 24 mbps hızı desteklemediği söylendi.)
 
2021 yılında, bir yıl sonra, 16 mbps tarifemi, mümkün olduğunu görünce online olarak 35 mbps’ye çıkardım. Ardından tarifem 156 TL’ye çıktı!
 
Ne bu diye arayınca, tarife artırımın sadece hız artışından kaynaklanmadığı, internet için 24 ay, yalın internet kabul etmediklerinden süs olarak duran sabit telefon için 12 ay taahhüt verdiğimi, 12 ay dolduğundan artırımın çoğunun telefondan kaynaklandığı söylendi. (İnternet için 24 ay, telefon için 12 ay taahhüt almak, bunu müşteriye iletmemek ne halt yemektir?)
 
Bu arada, geçen yılsonunda, beni zorunlu olarak aynı hızda (35 mbps) fibere geçirdiler. Konumumda artık VDSL desteklemeyeceklermiş…
 
Bir yıl daha geçti Mart ayı sonunda 24 ay internet taahhüdüm doldu.
Geçen ay 206 TL fatura geldi. İçimden ç*şşş dedim… Tarifem alt tarafı 35 mbps…
Ardından bu ay 362 TL Mayıs ayı faturası geldi! (*ha!)
 
Yapmak istedikleri açık… Telekom başmüdürlüğüne gidip 24 ay taahhüt vermemi ve aynı Digiturk gibi pazarlık yapmamı bekliyorlar. (Bu arada telefon için yine 12 ay taahhüt alacaklar, bir sene sonra kazık serbest!)
 
362 TL faturayı görünce ilk önce telefonla Ttnet ile görüştüm.
Hemen ardından Turknet’e online başvuruda bulundum.
Bir süre sonra Turknet’ten arandım, kuryenin sözleşmeyi ertesi gün (Cumartesi) getireceğini, uygun olup olmadığımı sordu. Ertesi sabah Turknet kuryesi elinde sözleşme ile geldi. 3 İşgünü sonunda TurkNet’e geçtim. Fiberdeki hızım 35’den 100’e çıktı. Aldığım hız download/upload 112/8 mbps.
 
Bu arada elimdeki Ttnet fiber modem ve fiber-ethernet çevirici Türknet mülkiyetine geçti.
 
Yazlık evime de ayrı bir TurkNet aboneliği alacağım. 365 Günlük dönem içinde 2x90 gün hat dondurma hakkım varmış. Online olarak yapılabiliyor.
 
Size de TurkNet’i tavsiye ederim.
En azından 24 aylık taahhüt vermeye gerek yok. Her taahhüt dönemi sonunda fahiş fatura ile karşılaşıp pazarlığa koşma derdi yok. Türk Telekom’da olduğu gibi “Telefonu iptal edemezsin, aksi takdirde sana internet vermem” dayatması yok.
 
Esasında tüketiciyi korumak adına, Digiturk’te, Telekom’da olduğu gibi fahiş faturalarla taahhüt verme zorlaması yasaklanmalı, Turknet, Netflix, Amazon Prime gibi abonelik koşulları net ve sahih olmalı.
K
5 yıl
Planned Obsolescence – Planlı Demode kılma eylemi
Tatil günü için bir okumaktan hoşlanacağınızı ümit ettiğim bir yazı.
Size bir belgeselden bahsetmek istiyorum...
Yıllar önce izlemiştim, yine aklıma geldi...
The Light Bulb Conspiracy (2010)http://www.imdb.com/title/tt1825163/
Ben AvaxHome’dan indirmiştim ama sanıyorum youtube’da bile var.

Amerika’da, Livermore-Kalifornia’daki itfaiye merkezinde bir elektrik ampulü dünyanın en uzun sürekli yanan elektrik ampulü imiş. 1901’den beri 7/24 sürekli yanıyormuş. 2001’de, ampulün 100. Yılında ampulün doğum gününü kutlamak için halkın da katılımı ile Amerikanvari büyük bir doğum günü partisi düzenlemişler. 800-900 kişi katılmış. “Happy Birthday Dear Light Bulb” şarkısını da söylemişler.Bu ampul 1800’lerin sonunda Shelby-Ohio’da Adolphe Chaillet adlı kişin firmasınca üretilmiş. Flamanını dayanıklı olmasını sağlayacak formül ile yapmış.

Ancak daha sonra aydınlanmanın sembolü olan elektrik ampulü bahsettiğimiz planlı demode kılma eyleminin ilk kurbanı olmuş.
1924 Kışında takım elbiseli adamlar Cenevre’de bir toplantı yapmış. Dünyanın ilk global kartelini oluşturmuşlar. Bu grubun amacı elektrik ampulü üretimini kontrol etmek ve dünya pazarını aralarında bölüştürmekmiş. Bu grubun ismi “Phoebus” imiş. Bu grupta Osram, Philips bugün de tanıdığımız isimler var. Patentleri değiştirmeye, üretimi kontrol etmeye, her şeyin önemlisi tüketimi kontrol etmeye, ampullerin daha sık değiştirilmesinin daha iyi olacağına karar vermişler.

Berlin’li tarihçi Helmut Höge 80 yıl sonra bu aktiviteler ile ilgili dokümanları ilgili firmaların (kurucu üyelerden Philips/Hollanda, Osram/Almanya, Compagnie des Lampes/Fransa) arşivlerinde bulmuş, bu satırları ekranda gösteriyor.

Alınan kararlardan biri ampul ömrünün hiçbir şekilde 1000 saati geçmemesi var. Kartelden gelen baskı üzerine üye firmalar ki bu hepsini kapsıyor, ömrü kısaltmak için büyük bir AR-GE çalışmasına girmişler. Bunun sağlandığı kartel tarafından sıkı bir şekilde kontrol edilmiş. Aylık raporlanmış, uyulmadığı durumlarda ciddi para cezası kesilmiş. İki yılda işler düzene girmiş ve 1940 yılında 1000 saat standardı tam olarak sağlanmış. Bu arada 150.000 saat yanan bir ampulün patenti alınmış ama tüketiciye hiçbir zaman ulaşamamış.

Hikâye böyle devam ediyor.

Şimdi,
AR-Ge çalışmaları ile tüketim ürünlerin ucuzlatılmasına kimse bir şey diyemez. Yeter ki bu GDO’lu, halkı kandıran üretimlere yol açmasın. Ama para hırsı ile daha fazlası mümkün olduğu halde bu şekilde piyasayı boğazlamak, AR-GE’yi amacından saptırmak elbette kabul edilemez.

Planlı demode eylemi denilince aklıma gelenlerden biri HDMI bağlantı ara yüzü.
Yeni HDMI versiyon standartları komisyonca belirlenirken bir mühendisin yeni 2.2 versiyona şöyle bir özellik daha ekleyelim deyince, bir başkasının dur acele etme, onu 2.4’e koyarız demiyorsa ben neyim. :)
K
8 yıl
PARLAK VE SERT SESLİ HOPARLÖRLER, DİSTORSİYON, AMPLİFİKATÖRLER, VS.
Zaman zaman bu forumda bazı hoparlörlerin sesinin çok parlak ve sert olduğu söylenir.

Acaba gerçekten öyle mi?
Acaba kusur hoparlörde değil de onu süren amplifikatörde mi?

Bu konu ile ilgili başımdan iki tecrübe geçti.
Birincisi kullandığım AKG K701 kulaklık ile…
Amplifikatörün kulaklık çıkışına bağlayarak kullandığım bu kulaklığın sesinden memnun değildim, ta ki ona A-Sınıfı çalışan bir kulaklık amplifikatörü yapıncaya kadar…https://postimg.cc/gallery/ZW9K1WZ
< Resime gitmek için tıklayın >< Resime gitmek için tıklayın >< Resime gitmek için tıklayın >< Resime gitmek için tıklayın >
Bu kulaklık amplifikatörü ile K701'in sesi değişti. Fark gece ve gündüz kadar belirgin idi…

İkinci tecrübem Yamaha NS1000M hoparlörlerimle ilgili.
http://zstereo.co.uk/2012/12/25/yamaha-ns1000m/
Çok uzun süredir ilk sahibi olduğum bu hoparlörlerimi yakın zamana kadar bir süredir ev sinemasında surround olarak kullanıyordum. Aklımın bir köşesinde ileride lambalı bir ampli alıp onlarla ayrı bir stereo sistem kurmak düşüncesi vardı.
Bu hoparlörlerin sesi onu yakından tanı-ma-yanlara göre sert ve parlaktır. Onu yakından tanıyanlar ise sorunun hoparlörlerde değil süren amplilerde olduğunu bilir.

Bugüne kadar kullandığım hiç bir ampli ile NS1000M'leri tatminkâr bir şekilde süremedim. Bu saatten sonra da $10.000 USD'lik bir Conrad-Johnson ampli alamayacağıma göre çözüm olarak A-Sınıfı çalışan bir güç amplisi yapmaya karar verdim.

Bilmeyenler için konuya burada ara verip kısa bir açıklama yapayım.
Evlerimizde kullandığımız amplilerin %80'i AB-Sınıfı çalışır. Son zamanlarda D-Sınıfı çalışan ampliler artmaya başladı. A-Sınıfı ampliler en verimsiz ampli türüdür. Durduğu yerde (rölantide) çok elektrik harcar, çok ısınır, verdiği güce göre çok pahalıya mal olur. Genellikle 2x5-30W gücünde imal edilir. Daha güçlü yapmak isterseniz cihazın devasa boyutta ve kullanıldığı odada iyi bir klima tesisatı olması gerekir. İyi yönü nedir A-Sınıfı çalışan amplilerin? Verdiği ses billur gibidir. Diğer sınıf amplilerde bolca bulunan cross-over tipi distorsiyondan muaftır. Cross-over distorsiyonu AB-Sınıfı amplilerin laboratuvar testlerinde ölçülen THD’nin içinde görünmez, onu kulağınızla duyabilirsiniz. Laboratuvar testlerinin başka bir sorunu testlerin gerçek (reaktiv) hoparlör yükü ile değil 8 ohm'luk kör yük bir dirençle yapılmasıdır.

Neyse, A-Sınıfı çalışan güç amplim yakın zamanda tamamlandı. Ayarlarında rötuşlar devam ediyor.
https://postimg.cc/gallery/xNVLPWs
< Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın >< Resime gitmek için tıklayın >< Resime gitmek için tıklayın >< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >< Resime gitmek için tıklayın >< Resime gitmek için tıklayın >< Resime gitmek için tıklayın >< Resime gitmek için tıklayın >

Şunu söyleyebilirim, bugüne kadar ampli beğenmeyen NS1000M yumuşadı, sesi doğal bir mükemmelliğe erişti. Amplinin çıkış gücü "sadece" 2x30W/8 ohm ancak NS1000M'in düşük olmayan 90 db/W/m hassasiyeti ile birlikte güçlü bir sesi var. Ne de olsa 500W'lık toroid besleme trafosu, her iki kanalın müstakil 35A'lik redresörleri ve toplam 200000+ mF'lik filtraj kondansatörleri var. Durduğu yerde 200W elektrik çekiyor, mosfet sürücü ve çıkış transistörleri ve monte edildikleri soğutucular şu an 50 C ısısındalar (ortam 22 C). İleride ayar rötuşları tamamlandığında bu değerler artabilir.

Şunu söylemeye çalışıyorum:
"Parlak ve sert" sesli bir hoparlörle karşılaşırsanız hoparlörü suçlamadan önce kullandığınız amplifikatöre bir bakın. Hoparlörün görevi sadece onu besleyen amplifikatörün verdiği sesi duyurmaktır. Amplifikatörünüzün sesi üretici verilerine veya laboratuvar testlerine göre ultra düşük distorsiyon yapıyor görünebilir. Ama gerçekte böyle değildir. O testlerde görünmeyen distorsiyonu kulağınız fark edebilir.

Bence bağlantı kablolarına o kadar para harcayanlar AB-Sınıfı çalışan amplifikatörlerini A-Sınıfı çalışan bir amplifikatörle değiştirseler kulaklarına inanamayacakları farkı işte o zaman duyacaklar.

Not: Fotoğraf linkleri güncellendi.
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.