1. sayfa
|
Metin Münir yanlış yazmış! Yetenek ve hayal gücü AKP zamanında zirveye ulaştı. Eğer tersi olsaydı,başbakan ve bakanların sakalı bitmemiş çocukları bu kadar başarılı olurmuydu. Bu köprü hem bu dünyaya hem öteki dünyaya bağlantı sağlıyor! |
|
deveye sormuslar boynun neden eğri deve de nerem dogru ki demiş deve de dürüstmüş deve kadar olamayanlar utansın |
|
Bu köprünün yapılmayacağına daha doğrusu iki yakasının asla birleşmeyeceğine herşey üzerine bahse girebilirim.. Bu maliyetle YİD modeliyle oradan transit geçiş için köprü yapmak imkansız, hadi bir akıllı o ihaleyi aldı diyelim, ekonomik göstergelerin bugünden daha iyi olacağına mı inanıyor, ihale en erken 2 yıl sonra yapılır.. 2 sene sonra ise.. 2012.. ![]() ![]() ![]() |
| Yapılır yapılmasına da milletin cebinden çıkan paralar birilerinin cebine dolacak bu gidişle belli oldu. |
|
Köprü boğazın en kuzeyine yapılıyor. Bunun sonuçları ne olur acaba,olumlu mu yoksa olumsuz mu etkiler İstanbulu? |
Zannetmiyorum, milletin vergileriyle yapılmaz, çünkü zaten bütçe açık veriyor, bu durumda yatırım olmaz devlet tarafından.. YİD modeli ile ancak yapılırsa yapılır ki o da bana göre imkansız, bir nevi paraları aklama olayına dönebilir bu.. Varlık barışı ayağına bizim devletimiz yapar bu işi... Ama yine de yapılacağına imkan ve ihtimal dahi vermiyorum, sebebi de dünyanın enerji darboğazına gidiyor olması.. Üç ihtimal var, birileri dünyanın gidişatını görüp ''biz ne yapıyoruz deli miyiz,hiç kimsenin geçmeyeceği köprüyü yapıyoruz'' diyecekler, ya da ekonomi felakete doğru gidecek, kimse yatırıma girmeyecek, ya da diğer birileri Türkiye'nin enerji tüketimini düşürmesi için köprü yapımını engellemeye çalışacak.. Bu enerji darboğazı da 2 sene içinde ayyuka çıkacağından yapmaları için en fazla 2 sene var.. Daha ortada ne zemin etüdü, ne fizibilite, ne güzergah, ne proje hiç bir şey yokken, bunlar 2 sene içinde ihaleye çıkıp da proje hazırlayıp da kazma vuramaz.. Zaten 2 seneyi aşarsanız kadük oldu demektir..
Yapılmayacağı için olumsuz etkisi olmayacaktır.. |
3.Köprü yapilmaz ise oradan arazi toplayan simsarlar şapa oturur |
Evet öyle bir güzergah ki düşününce acaba kim kullancak diyor insan? |
|
Bu konuda iki ayrı yazı; ******************** Arazim var köprüye karşı! HEM Karayolları'nın etütleri hem de bağımsız kuruluşların çalışmaları gösteriyor ki İstanbul Boğazı'nı geçecek üçüncü köprünün kentin kuzeyinden geçmesi, trafik sorunumuzu çözmeyeceği gibi kentin son ormanlık alanlarını ve su kaynaklarını da tehlikeye atacak. Hükümet, köprünün “yap, işlet, devret” usulüyle yapılacağını açıkladı. Bildiğimiz bir diğer husus da köprünün transit kamyon yük trafiğini taşımak üzere yapılmak istendiği. Basit bir hesap aslında! Bugün köprülerden geçen transit yük trafiği toplam trafiğin yüzde 2'sine zor ulaşıyor. Yani köprüyü, dünyanın parasını harcayıp yapacak şirketlerin bu parayı transit trafikten toplayacakları geçiş ücretleriyle çıkarabilmeleri mümkün değil. Bu durumda iki seçenek kalıyor: Ya devlet, geçmeyen araçların parasını yapımcı şirkete ödeyecek ya da köprüdeki trafiği artırmak için bu kez çevre yollarının kent içi bağlantı yolları gündeme gelecek. Bu yollar yapıldığında ne olduğunu biliyoruz. O bölge hemen yapılaşıyor, ortada ne ağaç kalıyor, ne de su kaynağı! Dün de yazdığım gibi mesele dönüp dolaşıp, çevre yollarının geçeceği “2B” arazilerinde düğümleniyor. Hani Başbakan'ın helikopterle üzerinde gezip, güzergâhı belirlediği “2B” arazileri var ya! İşte bunu çok merak ediyorum: Bu arazileri son beş yılda kimler topladı? Mehmet Yılmaz; Hürriyet ----------------------------- Garipçe ve Poyrazköy arasını yapılması planlanan üçüncü Boğaz köprüsünün etkileri tartışılmaya devam ediyor. Orman Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi TMMOB Makine Mühendisleri Odası'nda geçen hafta 'üçüncü köprü' ile ilgili bir panel düzenlendi. İstanbul Orman Mühendisleri Odası Şube Başkanı Besim Sertok’un sunumuna göre üçüncü köprü yapıldığında İstanbul ormanlarının üçte biri büyüklüğündeki alan, arazi yağmasına açık hale gelecek. Bölgede 2B arazileri nedeniyle 170 milyar lira tutarında rant ortaya çıkacak. Sertok’un iddiaları özetle şöyle: * “Açıklanan 260 kilometrelik güzergâhın 182 kilometresi ormandan geçiyor. Otoyolların iki yanındaki güvenlik amacıyla açılan 40x40 metre alan da eklendiğinde 182 km uzunluğunda ve 125 metre genişliğinde yol yapımı anlamına geliyor. Toplamda sadece asfalt kaplı alan 2 bin 275 hektar olacak.” * “Bundan daha tehlikeli olan, bu yolun çekim gücüyle oluşacak yerleşimlerdir. Yüzde 20’si orman alanlarından geçen, TEM otoyolunun çekim gücüyle oluşan Sultanbeyli ve Sarıgazi gibi yerleşimler yerlerinin büyüklüğü 25 bin hektar büyüklüğündedir.” * “Yüzde 70’i orman alanlarından geçmesi planlanan yeni yolun gerçekleşmesi halinde, basit hesapla 85 bin hektar orman alanı, bu yolun çekim gücüyle oluşacak, orman ve hazine arazilerinin gasp ve işgal edilmesiyle ortaya çıkacak yerleşimlere sahne olacaktır. Bu büyüklük İstanbul ormanlarının üçte biridir.” * “İstanbul’da orman ve hazine arazilerinin gasp ve işgal edilmesiyle elde edilen 2B arazileri en az 200 TL/m2 fiyatla satılıyor. 85 bin hektar (850 milyon metrekare), 200 TL/metrekare birim fiyatla çarpıldığında, 170 milyar tutarında bir rant ortaya çıkıyor. Bu bir rant projesidir.” * “İstanbul’un kuzeyindeki alanların hemen tamamı, orman değilse bile, orman içi açıklık, mera, fundalık, tarım alanı gibi yabanıl doğal alanlardır. Bu alanlar, birçok endemik bitkiye, kuş türüne ve memeliye yaşama ortamı oluşturmaktadır. Kısaca böyle bir yolun tamamı, orman olmasa da, yabanıl doğal alanlardan geçerek tahrip edecektir.” * “Köprünün yapımı, Türkiye’nin de taraf olduğu çevre anlaşmalarına aykıdır.” * “Kesin güzergâhı ne olursa olsun, böyle bir uygulamanın kuzeye çekilmiş İstanbul ormanlarını yok edeceği açıktır. Üçüncü köprünün yapımı halinde, çevre ve bağlantı yolları ile Belgrad Ormanı kadar ormanlık alan ve bir o kadar tarım ve yabanıl alan yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.” Radikal 28/05/2010 |
1. sayfa
07 Mayıs 2010
Fransa’nın Aveyron ilindeki Millau Köprüsü dünyanın mühendislik harikalarından biridir.
Aralık 2004’te açıldı ve planlama, dizayn ve mühendislikte standartları yeni bir yüksekliğe taşıdı.
Tarn Nehri üzerindeki dört kulvarlı köprü Paris’i Barcelona’ya bağlar. Uzunluğu 2.4 kilometredir. Yüksekliği 270 metredir ve Paris’in ünlü Eyfel Kulesi’nden yüksektir.
Millau Köprüsü göze tat veren görüntüsünü ünlü İngiliz mimari Norman Foster’e borçludur. Foster köprüsünü “şeffaf ve narin” ve -bu bizi çok ilgilendirmeli- ucuz olmak üzere tasarladı.
Mümkün olduğu kadar az malzeme kullanılarak yapılan köprü neredeyse tamamen özel çelikten yapıldı.
Ne kadara çıktı peki?
Bunun cevabını vermeden önce Ulaştırma Bakanı Yıldırım’ın Üçüncü Boğaz Köprüsü için biçtiği fiyatı hatırlatayım: Altı milyar dolar.
Yıldırım’ın köprüsü Millau’dan bir kilometre kısadır. Yüksekliği de muhtemelen 100 metre daha az olacak.
Millau 400 milyon euro’ya mal oldu. Yaklaşık 550 milyon dolar.
Birilerinin Yıldırım’a sorması lazım.
Üçüncü köprü ile ilgili olarak yer tespitinden başka hiçbir hazırlık olmadığına göre, altı milyar dolar maliyete hangi verilerle varıldı?
Fransızlar, daha yüksek ve uzun köprüyü 400 milyon euro’ya mal etti de Ulaştırma Bakanlığı neden edemiyor?
Projesi olmayan bir işin fiyatını telaffuz edilip de müteahhitlere tüyo vermek ne biçim iş adamlığı ve devlet adamlığıdır?
Yıldırım’ın cevaplarından bazılarını ne olacağını biliyorum. “Benim fiyatıma 1-1.5 milyar dolar kamulaştırma bedeli ve 260 kilometre yol inşaatı dahildir”, diyecek.
Ama Fransızların kamulaştırma bedeli ile bağlantı yolları hesapladığında bile 6 milyarın yarısına bile ulaşılamıyor.
Yurtiçinde ve dışında emsallere bakarak, köprünün, yolların ve kamulaştırmanın bedelini tahmin etmek mümkündür. Altı milyar doları, büyük bir bölümünün rant olarak dağıtılması dışında, hiçbir şey gerekçeleyemez.
Dün de yazdığım gibi, 10 yıldan fazla bir süredir gündemde olmasına rağmen Karayolları Genel Müdürlüğü üçüncü köprüyle ilgili hiçbir hazırlık yapmadı. Sıfır.
Karayolları’nın planı işin tamamını yap-işlet-devlet modeliyle hayata geçirmek üzere bir şirkete devretmektir. Karayolları Genel Müdürü Cahit Turhan’a da şunları sormak lazım: Ne zamandan beri köprü ve otoyolların kesin maliyeti, görevlendirilecek şirketin teklifiyle belirleniyor? Maliyet etüt çalışması yapılmadan mı ihale açılacak?
Yeteneksizlik ve hayal gücü iflasının AKP bürokrasisinde ne kadar korkunç olduğuna bundan daha iyi bir örnek bulmak kolay değildir.
Bitmedi. Israrlı dedikodulara göre köprü ve çevre yollarının yerini ta başından bilenler vardı ve oraları kapattılar. Artık yatırımlarını nakde çevirmeleri lazım. Bunun için de bir an önce köprü gündeme gelmeli, imar planları değiştirilmeli, inşaatlar başlamalıdır.
Diyecek tek şey var: Tanrı Türkü Türklerden korusun.
Metin Münir
http://www.milliyet.com.tr/buyuk-turk-aldatmacalari-ucuncu-kopru/metin-munir/ekonomi/yazardetay/07.05.2010/1234713/default.htm
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye Ol Şimdi DeğilÜye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.