Bu mantıktan kötülük diye de birşey yoktur değil mi? Kötülüğün olmadığı duruma iyilik demiyoruz. Ama iyilik olmayınca kötülük diye bir şey uyduruyoruz.
bir adet pagani zonda istiyoruz. aslında gerçekten çok bir şey istemiyoruz. zira araca sahip olsak onu kullanacak yolumuz yok ki. eğer yolu da isteseydik belki o zaman çok bir şey istemiş olabilirdik. pagani de yeter diyebiliyoruz. ancak o esnada;
salt şekilselliğin verdiği hazzı, altında emrine amade yatan hp gücünün de ortaya çıkması gerekliliğine olan inancın gölgeliyordu.
...............................
ve biz karanlık yok ancak şekli gölgeleyen bir şey var diyorduk.
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi HADO77 -- 22 Ağustos 2018; 8:26:1 >
akıl denen yapının insana verilmiş olması ve bu aklın kafatasının içindeki cevher gibi bırakılması hali bi nevi garajda yatan ejderha gibiydi.
aklın kendisi karanlık içindeyken düşünsel ateşlerle ejderhalar gibi mücadildir. ancak bu cevherin kullanımı esnasında aklı verenin bunu kullanabilecek bir alan bırakmamış olduğu gerçeği insanı savunmaya geçirir ki felsefe de tam anlamı ile budur.
akıl kendisini gölgeleyen hakikate karşı atak yapmaktadır.
............................
akledişin bu aşamada kendisi ile yarışan bir başka şeyi görmesi onu dilemmaya sokar.
bak ama görme, tat ama yeme, dokun ama sarılma diyen bir şey var gibidir.
............................
bir şey olmalıdır ve o şey bak ve gör tat ve ye dokun ve sarıl demelidir. sınırları kaldırıp gölgede kalmayan hakikatleri ortaya seren bir şeytana ve onun avukatına ihtiyacımız var gibi.
gerçekten de şeytanın avukatı filmindeki gibi şeytan sizi sınırlayan bir duvar bırakmaz ve aslında karanlık yok diyerek aklın ne aklediyorsa ortaya koyması bakımından zemin hazırlama telaşını anlatır.
ben tanri değilim der. benim katımda zincirlerin ve sınırların esasen yok.
< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >