Arama butonu
Bu konudaki kullanıcılar: 1 misafir, 1 mobil kullanıcı
21
Cevap
12600
Tıklama
0
Öne Çıkarma
hızlı giden aracın hafiflemesi
D
17 yıl (5637 mesaj)
Yarbay
Konu Sahibi

hızlı giden araç hafifler mi?

bu soruya yanıt vermek için fiziksel olarak ağırlık ve kütlenin arasındaki farkı bilmemiz gerek.ağırlık-kütle ilişkisi, fizikte aynı sıcaklık-ısı ilişkisi gibi karıştırılan olgulardan biri.

kütle yani mass kg,lbs,pound birimleriyle ölçülür ve evrenin neresine gidersek gidelim heryerde aynıdır.maddenin ortak özelliklerindendir.
ağırlık ise bir kuvvettir ve Newton(N) birimi ile ölçülür.fiziksel formülü F(kuvvet)=m(kütle) X a(ivme) dir.ağırlık, yerçekimi ivmesinin fonksyonu olduğundan hesaplamak için nesnenin kütlesi ve yerçekimi ivmesi 9.81m/s2 ile çarpılır.

şimdi gelelim hızlanan aracın ağırlığının azalmasına.evet altına aldığı hava ve üstten geçen havanın alttan geçene göre daha hızlı akması yüzünden yoğunluğunun azalması nedeniyle yere uyguladığı kuvvet azalır.çünkü alttan gelen kuvvet yere uygulanan kuvvete ters yöndedir.
ancak kesinlikle kütlesi azalmaz.kütlesi azalmadığı için de aracın daha az yakması sözkonusu olamaz.tam aksine lastiklerin yere uyguladığı kuvvet azaldığından aracın yerle olan teması kesileceğinden yakıt tüketimi artar.herkesin bildiği gibi aracın yerle olan tek bağlantısı lastikler sayesinde olur.lastiklerin yere tutunması yani sürtünme ne kadar fazlaysa yere o kadar sağlıklı güç aktarır.



Q
17 yıl (5570 mesaj)
Yarbay

Böylesi daha iyi olmuş.. Ben halk diliyle anlatmaya çalıştığım için direk hafifler demiştim.



S
17 yıl (1073 mesaj)
Binbaşı

birisinden duymuştum işte araç bilmem kaçla giderken yere uyguladığı basınç 85 kg diye böyle birşey olabilirmi?



Q
17 yıl (5570 mesaj)
Yarbay

Araç hafiflemez diyorsak ve içeride de mantıkla anlaşılabilecek açıklama değil de fiziki veriler dahilinde açıklama yapıyorsak, başlığı da; 'Hızlı giden aracın yere uyguladığı kuvvetin azalması' şeklinde yapsak daha iyi olmaz mı?

Aslında bu konu çok uzun konuşulacak bir konu ama elde en azından bir rüzgar tüneli olması gerekiyor

Hızlandıkça downforce'u artan otomobiller de var.. vs..


Bu mesaja 1 cevap geldi.
D
17 yıl (2798 mesaj)
Binbaşı

quote:

Orjinalden alıntı: daturkishulan

..................

ancak kesinlikle kütlesi azalmaz.kütlesi azalmadığı için de aracın daha az yakması sözkonusu olamaz.tam aksine lastiklerin yere uyguladığı kuvvet azaldığından aracın yerle olan teması kesileceğinden yakıt tüketimi artar.herkesin bildiği gibi aracın yerle olan tek bağlantısı lastikler sayesinde olur.lastiklerin yere tutunması yani sürtünme ne kadar fazlaysa yere o kadar sağlıklı güç aktarır.


üstad paylaşım için teşekkürler yalnız yazının son kısmına katılmadığımı belirtmek istiyorum.
Yani lastik teması veya temas yüzeyi nekadar azalırsa yakıt tüketimide o oranda azalır.Bu daha çocukken ilkokuldayken öğretilir.Yarış bisikletlerinin lastikleri neden ince diye.Bisikletin motorunu insan kabul edersen daha az güçle daha çok iş yapıyor neden çünkü yerle temas yüzeyi minimize edilmiş durumda.Araçlardada aynısıdır.Yüksek hızlarda yakıt sarfiyatını artıran esas etken aracın karşılaştığı hava direncidir.Belli noktadan sonra duvar gibi olur.Birde üstüne lastikleride genişletip yola çıkarsan yakıt tüketimin tavan yapacaktır.Aslında bu ince lastik olayıda kendi içinde birtakım sorunları beraberinde getiriyor ama yüzeysel anlatımla ince lastik yakıt tasarrufu yaptırır fakat yol tutuşunu azaltır.
Lastik ne kadar genişlerse yol tutuşu ve çekişi artar(ivmelenmesi fakat torka bağlı olarak)

Not:Önceki konuyu bilmiyorum yazı gereksizse kaldırabilirim.


Bu mesaja 1 cevap geldi.
Q
17 yıl (5570 mesaj)
Yarbay

quote:

Orjinalden alıntı: DemirAtlı


quote:

Orjinalden alıntı: daturkishulan

..................

ancak kesinlikle kütlesi azalmaz.kütlesi azalmadığı için de aracın daha az yakması sözkonusu olamaz.tam aksine lastiklerin yere uyguladığı kuvvet azaldığından aracın yerle olan teması kesileceğinden yakıt tüketimi artar.herkesin bildiği gibi aracın yerle olan tek bağlantısı lastikler sayesinde olur.lastiklerin yere tutunması yani sürtünme ne kadar fazlaysa yere o kadar sağlıklı güç aktarır.


üstad paylaşım için teşekkürler yalnız yazının son kısmına katılmadığımı belirtmek istiyorum.
Yani lastik teması veya temas yüzeyi nekadar azalırsa yakıt tüketimide o oranda azalır.Bu daha çocukken ilkokuldayken öğretilir.Yarış bisikletlerinin lastikleri neden ince diye.Bisikletin motorunu insan kabul edersen daha az güçle daha çok iş yapıyor neden çünkü yerle temas yüzeyi minimize edilmiş durumda.Araçlardada aynısıdır.Yüksek hızlarda yakıt sarfiyatını artıran esas etken aracın karşılaştığı hava direncidir.Belli noktadan sonra duvar gibi olur.Birde üstüne lastikleride genişletip yola çıkarsan yakıt tüketimin tavan yapacaktır.Aslında bu ince lastik olayıda kendi içinde birtakım sorunları beraberinde getiriyor ama yüzeysel anlatımla ince lastik yakıt tasarrufu yaptırır fakat yol tutuşunu azaltır.
Lastik ne kadar genişlerse yol tutuşu ve çekişi artar(ivmelenmesi fakat torka bağlı olarak)

Not:Önceki konuyu bilmiyorum yazı gereksizse kaldırabilirim.


Ama burada bire bir hava direnci ile ilgilendiğimiz için; yere uyguladığı kuvvet düşen otomobil bir nevi hava boşluğundaymış (tam olarak hava boşluğu demeyebiliriz ama ona yakın bir durumu hayal ederseniz anlaşılabileceğim) gibi hareket edeceği için sürati düşecektir, eğer aynı süratte seyretmek istiyorsak da motora daha fazla iş yaptırmamız yani gaza basmamız gerekir.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Quadrifoglio -- 20 Temmuz 2009; 1:15:43 >

O
17 yıl (2714 mesaj)
Binbaşı

Aslında eksik olmuş. Tamalayacak olursak aerodinamik tasarımlara göre ağırlık araçlarda değişkendir.

Bazı araçlar hızlandıkça ağırlaşır ki daha yüksek süratlere güvenli bir şekilde çıksın diye hatta F1 araçları ağırlığının 4 katı kadar yere basma kuvveti yaratır.

Genelde Fonksiyon olarak baktığımızda Hız değişkeni etken gibi dursa da aslında olayın tasarımda olduğunu da unutmamak gerekir.

İnce lastik ve hızlanan aracın lastik teması konusunda ise yakıt sarfiyatının lastik yüzeyinden değilde büyüklüğünden dolayı farklılık göstereceği kanısındayım.

Hızlanan ve yerle teması azalan lastiğin yakıt tüketimine etkisi ise ayrı bir tartışma konusudur.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi ottoman_solider -- 20 Temmuz 2009; 1:38:26 >

D
17 yıl (2798 mesaj)
Binbaşı

@Tubo
hocam aerodinamik ile aracın yere basma kuvveti artırılabilir.Lastik nekadar geniş olursa olsun aerodinamik tersse araç uçar gider.Tam terside geçerli.
şöyle bir resim daha iyi olacaktır.Dünya hız rekoru denemesinden

< Resime gitmek için tıklayın >
adamlar uyanık hız yaparken direnç göreceği hava kütlesini yararak motora içerisine alıyor 1 taşla 2 kuş


Bu mesaja 2 cevap geldi.
Q
17 yıl (5570 mesaj)
Yarbay

Gayet tabiki artabilir, yukarıda da yazmıştım zaten. Biz normal kullanım için üretilen otomobillerden yola çıkarak konuşuyoruz şuanda.

Mesela size bir örnek vereyim; 1970'li yıllarda Lotus F1 için geliştirdiği aracında bir fan kullanarak aracın altında gezen havayı çekerek inanılmaz bir downforce yaratıyor, fakat sanırım 1 yarış sonra kurallara aykırı olduğu gerekçesi ile sistem kullanımdan kaldırılıyor.

Aracın adını hatırlarsam veya bulursam yazacağım.


Bu mesaja 2 cevap geldi.
V
17 yıl (2375 mesaj)
Yarbay

iş havayı kullanmaya kalmış 747 deki jet motorlarını jetta ya takıldığını düşünelim karasal hız rekoru olurdu değilmi?

peki 747 nasıl havalanıyor?

aracın üstündeki hava basıncı alltaki havadan kuvvetli ise yere bastırır alttaki kuvvetli ise havalanır



D
17 yıl (2798 mesaj)
Binbaşı

quote:

Orjinalden alıntı: Tubo

Gayet tabiki artabilir, yukarıda da yazmıştım zaten. Biz normal kullanım için üretilen otomobillerden yola çıkarak konuşuyoruz şuanda.

Mesela size bir örnek vereyim; 1970'li yıllarda Lotus F1 için geliştirdiği aracında bir fan kullanarak aracın altında gezen havayı çekerek inanılmaz bir downforce yaratıyor, fakat sanırım 1 yarış sonra kurallara aykırı olduğu gerekçesi ile sistem kullanımdan kaldırılıyor.

Aracın adını hatırlarsam veya bulursam yazacağım.


hm anladım hocam. lotusda az uyanık değilmiş bu arada



J
17 yıl (12971 mesaj)
Yarbay

quote:

Orjinalden alıntı: Tubo

Gayet tabiki artabilir, yukarıda da yazmıştım zaten. Biz normal kullanım için üretilen otomobillerden yola çıkarak konuşuyoruz şuanda.

Mesela size bir örnek vereyim; 1970'li yıllarda Lotus F1 için geliştirdiği aracında bir fan kullanarak aracın altında gezen havayı çekerek inanılmaz bir downforce yaratıyor, fakat sanırım 1 yarış sonra kurallara aykırı olduğu gerekçesi ile sistem kullanımdan kaldırılıyor.

Aracın adını hatırlarsam veya bulursam yazacağım.


78 idi modelin adı sanırım



Q
17 yıl (5570 mesaj)
Yarbay

Brabham BT46B



< Resime gitmek için tıklayın >

Wikipedia'ya bir şeyler yazmışlar ama ne derece doğrudur bilemiyorum, okumadım.

http://en.wikipedia.org/wiki/Brabham_BT46


Bu mesaja 2 cevap geldi.
E
17 yıl (1256 mesaj)
Binbaşı

F1 aracı 200 km hızla düşmeden başaşağı gidebilir. Atıyor demeyin gerçek. Çünkü
bu hızdan sonra bastırma kuvveti aracın ağırlığının iki katını geçiyor. Fizik bilen anlar.


Bu mesaja 1 cevap geldi.
İ
17 yıl (4242 mesaj)
Yarbay

aslında bir rüzgar tüneli olsa da kendi aracımızı da bir görsek?
neyse akışkanların hızları arttıkça basınçları düşer (bernoulli denklemi). ben williams diye hatırlıyorum, aracın önüne ve arkasına ilk defa kanat taktığında, aracın hızlı gitmesinin sebebinin yeni geliştirdikleri sanzuman olduğunu söylüyor ve araç her bakıma açıldığında şanzumanın üzerini örtüyorlardı. ama yaptıkları uçaktaki kanadın ters halini araca takmaktı. ters uçak kanadı aracın altından geçen havayı daha hızlı geçiriyor ve altta düşen basınç nedeniyle araç yere yapışıyordu (downforce). sonraları araçların yanlarında perde kullanmaya başladılar. nedeni alttaki vakum (düşük basınç ) nedeniyle yanlardan hava giriyor ve bu da yere basmayı azaltıyordu. sonra fia bunu da yasakladı. bu arkadaki fanın amacı da budur. aracın altından geçen havayı hızlandırmak.

hatta ferrarinin 2000'li yıllarda, arka lastiklerin önünde motorun hava girişi var, işte bu girişin önüne motora giren havayı kesen/azaltan bir parça taktılar. Motora giren hava ne kadar fazla olursa yine aracın altındaki hava basıncını etkiliyor ve yere basma kuvvetini azaltıyordu. amaç buydu. motora az hava gitsin ama benim yere basma kuvvetim azalmasın. bu da ferrarinin o yıllardaki farkının sonucudur. f1 motoru çok ısınır ve iyi soğutulması gerekir. ama soğutma için yanlardan çekilen hava yere basmayı etkiler. ferrarinin o yıllarını bi hatırlayın. hiç motor arızası varmıydı? motoru gelen havayı azaltıp, daha yüksek sıcaklıklarda çalıştırdıkları halde yine de arıza vermiyordu?



S
17 yıl (4926 mesaj)
Yarbay

quote:

Orjinalden alıntı: Tubo

Brabham BT46B



< Resime gitmek için tıklayın >

Wikipedia'ya bir şeyler yazmışlar ama ne derece doğrudur bilemiyorum, okumadım.

http://en.wikipedia.org/wiki/Brabham_BT46

bence bu sistem gereksiz.zaten aracın etrafında akan bi hava var,onu kullansan daha iyi.esktra bir akım oluşturmak çok gerekli deil bence.


Bu mesaja 1 cevap geldi.
V
17 yıl (12337 mesaj)
Yarbay

kouyu toparlayarak sorarsanız daha net cevap verebilirim. O kadar çokşey yazılmış ki kavram kargaşası olmuş.

araç ağırlığı M ile gösterililir sabittir.

yere uyguladığı kuvvet F ile gösterilir değişkendir. F= m x A

aracın hava sürtünme katsayısı drag kuvveti olarak tanımlanır ve aracın tasarımına bağlı sabit katsayısı dışında hızın karesine temas yüzeyine göre değişir . bakacağınız formül Fd= diye başlayandır.

http://en.wikipedia.org/wiki/Drag_coefficient

sonuç olarak bir aracın ne kadar benzin harcayacağı çevirdiğiniz torka negatif torkun eklenmesi ile çıkan değer ile bulunur.

negatif torku yaratan yer sürtünmesi katsayısı ve yere temas eden lastik yüzey arasındaki ilişkidir.

sonuç:

Araç hızımız ile hesaplanmak isteniyorsa Fd kuvveti bulunarak bunu aracı ne kadar yavaşlattığı bulunur

Artı

Aracın altınd geçen hava sürünme katsayısını değiştirmez ama araca basarak veya hafifleterek lastiği n yer üzerinde bama yüzüyinin büyüyüp veya küçülmesine neden olur. ne kadar az basma yüzeyi olursa o kadar az negatif tork üretilir .Dmeek ki basma yüzeyi ve aracın altından geçen hava negatif tork miktarını etkiler.

Artı

Fd kuvvetinin bulunması ise x eksenindeki ivmeyi negatif yönde etkiler.

bu 2 sonucu alır ve tork masimum altında ifade ederseniz aracınızın motoru hem fd kuvvetini yenmeli hemde statik sürürnme katsayısı ve basma alanını gözönüne alarak değerlendirilmesi gerekir.

hayatta bazı hesapları yapmak gerçekten oldukça zordur . Çünkü tüm anlattıklarım düz yol için geçerli idi eğim var ise birde buna f x ve fy bileşenlerini açısal yçnde hesepa yaprak hızın bileşenlerini bulmak gerekir. çünkü hılzanmak için ivme şarttır.

not: yerçekimi de sabit bir ivmedir


Bu mesaja 2 cevap geldi.
T
17 yıl (20355 mesaj)
Yarbay

Konuyu inceledim. Vezir ve O.B.K. gerekli açıklamaları yapmışlar. Teşekkür ederim kendilerine.

Hızlı giden aracın hafiflemesi, ama NEYE GÖRE hafiflemesi? Burada sorunun amacını anlamak gerek. Hareket halinde bir kütlenin ağırlığı hızın exponent katı kadar artar. Yerçekimi, sürtünme, ivme, vb. gibi hususlar buna etki etmektedir. Eylemsizlik (Inertia) kanununa göre bir nesnenin hareket değişikliğine karşı gelme (mukavemet sağlama) eğilimi vardır (ing. The law of inertia states that it is the tendency of an object to resist a change in motion).


lift / kaldırma kuvveti

acceleration / ivme ← OTOMOBİL → air drag / sürtünme

gravity / yerçekimi



Otobanda bir aracı seyir hızında tutmak için üretilen enerjinin % 60'ı hava sürtünmesini (air drag) aşmak için kullanılır.

Hız arttıkça aracın artan hava sürtünmesini aşması için daha fazla enerji sarf etmesi gerekmektedir. Hızınızı 90'dan 120'ye çıkardığınızda (% 33) yakıt da aynı oranda artmaz, daha fazla artar (% 50, 6 yerine 9 litre yakarsınız), 90'dan 180'e çıkardığınızda (% 100, 1 katı), yakıt 2 katına çıkar (% 200, 6 yerine 18 litre yakarsınız), sebebi de artan hava sürtünmesini aşmak için.

http://en.wikipedia.org/wiki/Lift_(force)
http://en.wikipedia.org/wiki/Automobile_drag_coefficients

< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >



Y
17 yıl (7489 mesaj)
Yarbay

uçakların yüz yıl kadar kullanıldığını düşünürsek bu aracın altındaki havayı çekme fikri de büyük bir icad olmuyor. çok mantıklı ve faydalı olması güzel ancak 1978de yapan ve kural çiğneyen kişi "Bernie Ecclestone"
dönem dönem Williams ve Ferrari'nin birbirine ve herkese fark atmasının sebebi de gizli modifiye edilmiş aerodinamiktir zaten yoksa motor teknolojisiyle o kadar üstün araçlar üretilemez. hepsi limitlerde zaten.



T
17 yıl (1343 mesaj)
Binbaşı

İlginç bir konu açmışsın yine datur, az bir ara verdik şirkette, fırsattan istifade foruma girdim, bu topiği gördüm.
Ben de bir kaç laf gevelemek isterim bu konuda çünkü bazı fizik kavramlarının yeterince anlaşılamadığı için yanlış kullanıldığını farkettim yorumları okurken...
Kısaca itirazlarımı özetleyeyim:
1.Aracı yukarı kaldıran şey yol ile araba arasına sıkışan hava değildir. Bir arkadaş böyle tanımlamış Lift kuvvetini... Lift kuvveti esasen Aracın aerodinamisinin bir fonksiyonu olarak ortaya çıkar. Bir araç ne kadar aerodinamik tasarlanırsa (en düşük Cx değerine sahip araçlar potensiyel olarak en yüksek lifte maruz kalabilirler). Lift kuvvetinin nedeni aracın kendisinin bir tür aerofoil formuna sahip olmasından kaynaklanır. Herhangi bir otomobile yandan baktığımızada genel şeklinin kanat kesitine çok benzediğini fark ederiz. Ger.ekten de öyledir. Aracın üstü eğimli bir form izlerken, altı görece düz, hatta dümdüzdür. Bu nedenle, aynı uçak kanadında (yaygın bir tür aerofoil) olduğu gibi aracın üstünden akan hava, altından akan havaya göre daha hızlı akar. Ek olarak aracın altında, hava filelerini yavaşlatan çeşitli engeller(egzost, karter,salıncak, torsiyon çubuğu, vs. vs.) mevcuttur. Bu engeller alttan akan havanın daha türbülant akmasına yol açar. Daha türbülant havanın yüzeye yaptığı basınç da daha fazladır. İşte aradaki bu basın farkı aracı yukarı kaldırır. Bunu zaten forumda herkes biliyordur. Meşhur Bernoulli ilkesi... Yani aracı yukarı kaldıran lift kuvvetinin kaynağı aracın formunun kanada benzemesinin yol açtığı basınç farkıdır. Bu nedenle araç ne kadar aerodinamikse o kadar lift etkisne maruz kalabilir. Kalabilir diyorum çünkü bunla ilgili bazı önlemler almak mümkün. Mesela hava akışını daha düzenli hale getirmek için aracın altı mümkün olduğunca düz tutulur (bkz. F1 otoları), aracın altı ne kadar düz olursa, hava o kadar az türbülanslı akar ve bu da aracın altındaki basıncın azalmasına katkıda bulunur. İkinci önlem aracın altını mümkün olduğunca yer yağıştırmaktır. Aracın altıyla yer arasında ne kadar az mesefe varsa, basınç farkı o kadar az olacaktır. Sanırım bir arkadaş bunun aksini söylemiş. Üçüncüsü yaygın kullanılan ters aerofoiller. Dördüncüsü diffuzer kullanımı, beşincisi kanard kullanımı, altıncısı çamurlukların yeniden tasarlanması vs. vs. Bunları gerekirse tek tek tartışırız. Şimdilik burda genel bir açıklama ile yetiniyorum. Bu bağlamda, aşağıdaki hususları da dile getirmek istiyorum:
A. Araçın yere yakınlığı lift etkisini artırmaz azaltır, bir arkadaş aksini söylemiş, oysa doğrusu tersidir (bkz. F1, Nascar, Indıanapolis, Le mans 24H, spor ve ultra spor otolar vs. vs.) Neden? Aracın altını düzleştirir ve yere yaklaştırırken hava hücum açısını daraltırsanız, bir “venturi” elde edersiniz. Venturi, bilmeyenler için kısa bir açıklama yapmak gerekirse, içinden geçen sıvı/gaz akışını hızlandıran bir tür darboğazdır. Klasik Bernoulli denklemleri ve enerjinin korunumu yasaları uyarınca hız artınca yüzey basıncı artışa oranla azalmak zorunda olduğundan, aracın altında böyle oluşturulan bir venturi sayesinde aracın “streamlined” formundan kaynaklanan “kanat etkisi”nin yol açtığı lift kuvveti en aza indirilir. Yerden yüksek bir araç ve düz bir hücum açısı ile bir venturi yaratmak zordur. Bu nedenle aracın tabanının mümkün olduğunca yere yaklaştırılması gerekir. F1 otolarına dikkat ederseniz, nerdeyse yere yapışıktırlar. Güçlü bir venturi etkisi, lift kuvvetini dengeleyebilir ya da onu aşabilir. Bu tamamen başarılı bir tasarıma bağlıdır.
B. Aracın altı ne kadar düzse hava o kadar hızlı akar ve bu da aracın yüzeyinden akan hava filesinin hızı ile olan farkı azaltır ve dolayısıyla basın farkı ve oradan da Lift kuvveti azalır.
C. Lift etkisi yüzünden aracın yakıt tüketimi artmaz, azalır. Bu da sanırım yanlış ifade edilmiş. Yakıt tüketimi temelde iki kuvvetle doğru orantılıdır: 1. Rüzgar sürtünmesi (ekponansiyel artar) 2. Yer sürtünmesi (aritmetik artar) . Lift yüzünden yer sürtünmesi azalır çünkü yer sürtünmesini yaratan “contact patch” tabir edilen, tekerin yere basan yüzeyinin alanıdır. Bu alan ağırlıkla doğru orantılı, lift kuvveti ile ters orantılıdır. Bu oranın miktarı diğer (lastik hamuru, asfalt yüzeyin sürtünme karakteristikleri vs.) değişkenlerle birlikte toplam yuvarlanma direncini, bir başka deyişle, yer sürtünmesinin miktarını belirler. Dolayısıyla araca o an etki eden kuvvetlerden hava sürtünmesi değişmiyorsa (hız sabitse) lift yüzünden azalan yer sürtünmesi yakıt tüketimini azaltır. Ancak bu oran yüksek hızlarda ihmal edilebilir düzeydedir, sadece düşük hızlarda anlamlı bir değere ulaşabilir (ekponansiyel/aritmetik artış farkı yüzünden).
2. Ağırlık (tanım gereği bir cisme etki eden yerçekimi ivmesi ise eğer) Newton mekaniğine göre hızla ne azalır, ne de artar. Bu da bir başka yanlış anlamadır. Yer yüzünün her noktasınında G (9,81 m/s2) sabit olduğuna göre ağırlık da yer yüzünün her noktasında aynı olmalıdır. Hareket halindeki bir nesnenin hızı sabitse ona etki eden yer çekimi ivmesi ağırlığı belirleyeceğinden ve yerçelkmi ivmesi de sabit olduğundan, nesnenin ağırlığı değişmeyecektir. Ağırlık nesne, ancak (özellikle düşey düzlemde belirgin olarak) ivmeleniyorsa değişir. Çünkü ivme ve kütleçekimi Einstein’ın özel görelilik teorisine göre özdeştirler. Peki, o zaman, bir otomobil belirli bir hızda (mesela 200 kms) giderken nasıl hafifliyor? Basit, aracımız bir başka nesne (hava) içinde ilerliyor ve onunla etkileşiminden doğan kuvvetlerin etkisinde kalıyor. Bu etkileşimden yerçekimi ivmesine ters yönde bir kuvvet doğduğu (aracın altı ve üstündeki basınç farkı nedeniyle) için yerçekimi ivmesi ile bu kuvvetin net bileşkesi kadar aracımız hava içinde konum değiştiriyor. Esasen olan budur ama günlük gözlemlerimiz ve standart algılarımızla örtüştüğü için bu durumu çok da yanlış olmayan bir biçimde “ağırlık azalması” ya da “hafifleme” olarak adlandırıyoruz.
3. Yine bir başka husus: Kütle sabit değildir, hızla değişir (bkz. Einstein Özel Görelilik Denklemleri) Işık hızına yaklaştıkça kütle artar çünkü kütle ve enerji özdeştirler ve ikisi arasındaki dönüşüm meşhur E = MC2 eşitliğinde vücut bulmuştur. Bildiğimiz üzere nesneler hızlandıkça kinetik enerjileri artar. Bir nesneyi ne kadar hızlandırırsak kinetik enerjisi de o kadar artacaktır. Denklem E = Mc2’de C evrensel sabit olduğuna ve E de arttığına göre denklemde eşitliği sağlamanın tek yolu m’in yani kütklenin artmasıdır. Işık hızında ise denklem gereği kütle sonsuza gider. Yine aynı teoriye göre bir nesnenin uzunluğu da sabit değildir, hızla azalır. Yani nesneler hızlandıkça kısalırlar. Lafın özü, kütlenin sabit olduğunu, hızla değişmediğini söyleyemeyiz ancak bu değişiklik günlük hayatta gözlediğimiz veya maruz kaldığımız hızlarda ölçülemeyecek kadar düşük olduğundan prtaikte Newton mekaniğine sığınır ve “kütle sabittir” der geçeriz.
Esasen terminolojik düzeltmeler bunlar ama yine de yazmayı uygun buldum.

Saygılar.


Bu mesaja 1 cevap geldi.