|
DSÖ bugün Avrupada Salginin biteceginden söz etti. Martin sonunda sürü bagisikligi ile bitecegini öngörüyor. Bunlarin altindan birseyler cikacak. Cuma günü Avusturali bir saglik calisani, Devletin hasta ve vaka sayilarini nasil carpittigina dair bir basin toplantisi düzenledi ve hukumete dava actigini söyledi, ne ilginctirki Cuma gununden beri Avusturyada vaka oranlarini bildiren sistem teknik ariza nedeniyle yeni oranlar veremedi, bu tesadüf degil, demekki birseyleri degistirmek mumkun. Bahsi gecen kisi vaka sayilarini gun gun kayit altina tutmus, saglik calisani olmasi dolayisiyla bazi seyleride karsilastirmis ve vakalarin nasil carpitildigini fark etmis, ayni kisinin yönetmeliklerden ve yönetmeliklerin nasil istenen sonucu almak icin organize edildiginide bilmesi isini dahada kolaylastirmis. Iste bunlarla didik didik ugrasmaliyiz. Aldiklari zorunlu asi yasasini uygulayacak dötleri varmi görecegiz. Bugun Brükselde yapilan Asi karsiti protestoda Milyonlarca insan sokaklardaydi, ayni sekilde Avrupanin diger binlerce sehrinde hergun bu gösteriler yapiliyor, bu kitleleri görmezden gelen siyasilerin ve partilerinin hatta sistemlerinin ipi cekilecektir. Sistemin yasalligi sorgulanmaya baslandi artik. Bundan sonra hicbirsekilde hicbir secimde OY KULLANMAYACAGIM! Cunku sistem istedigi gibi, istatistikleri uydurup, verileri carpitip, kendi calip kendi oynuyor, öyle ise beni ignore eden, özgürlügümü birtakim vaka sayiarina baglayan bir sistemi bende ignore ederim, benim gibi dusunen milyonlarin sayisi bu salginda dahada artti. Zaten siyasilere olmayan guven, kendi tukurdugunu yalayan aciklamalari sayesinde hepten bitti, zorunlu asi yasalari tartismalarida sonlari oldu. Carpik ve Anayasa mahkemesinin bir yili bulan kararlar almasi sonucu istedikleri gibi gunluk aylik yasalar cikarip hukuk devleti terimini gunluk pis isler icin kullanilan otel odalarina cevirdiler ve demokrasinin iki yildir irzina geciyorlar. Öyle ise ben bu sistemde yokum... |
|
Egerki yalanlarla dolu bir algi dunyasinda yasiyor isek ve hicbirsey bize anlatildigi gibi degilse, o zaman dunyada hangi ulkelerin ne uretecegi, nereoerde petrol yada gaz uretilecegi belirlenmis olup bunlara bagli bahanelerle savaslar cikarilip insanlar kitlik ve yoksullukla fakirlikle korkutulmalidirki oyunlarini surdurmek mumkun olsun. Bu acidan bakilirsa boyle olmasi mantiklidir. Pandemide gorduk dogru soylemeye cesaret eden bilimadamlarinin basina gelenleri. Savas, kitlik, salgin ve iklim degisikligi. Bunlarin hepsi birarada yurutuldugine bakilirsa, bu sefer aceleleri var demektir. Tum silahlari ayni anda cekmisler. Iklim degisikligi algisina bakilirsa bilimsel olarak boyle birsey olmadigi goruluyor. Simdilik sadece medyatio bir algi felaketi. Salgin tiyatrosunun bitmedigini daha guclu bastirmak icin kisa bir ara verildigini belirtmistim. Sonbahar gelirken Yeni Levelden devam ettirilip, anayasal haklarini asiya baglamislar 4. dozla devam edecekler. 3 doz olanlarin insan haklari olmayacak cunku insandan sayilmayacaklar. |
|
Corona Bolumunde Asi olanlar pismanmisiniz diye bir konu acilmis. Orda yapilan yorumlara gulmekten kendimi alamadim. Adeta kandirildiklarini kabul edemeyen bir anlayisin haykirislari gibi yorumlar yapmislar. Su yorumu ordan kopyaladim. „Hayır, semptom göstermeden atlatıp hayatımı bile kurtarmış olabilir.“ Yorum oyle komikki bunu yazan soylede diyebilirdi. Hic dunyaya gelmeden 3 cocuk sahibi yapmista olabilir ![]() Diger yorumu Fenerbahce Avatarli biri yapmis. Resmini ekliyorum. < Resime gitmek için tıklayın > Fenerlinin yorumuda gecen sene basarisizliklar yasarken berabere kaldigi ezeli rakibiyle yaptigi mactan sonra vahim aciklama yapan baskaninin yorumuna benzemis. Soyle demisti Belkide bu sonucla birlikte onlari sampiyonluktan ettik. Simdi hunun yorumunada soyle diyebiliriz. Belki Bu asiyla onlari Sampiyonluktan etmiste olabiliriz |
| Tasarim isi TR de gercekten berbat. Sehirlerdeki yapilar göz iskencesi. Yanyana iki binanin ne boyu ne sekli birbirini tutmuyor. Son haftalarda cok dikkatimi ceken bir olay var, ne zaman hafta sonu gelse yagmur yagiyor. Sanki birileri bunu kasitli yapiyor gibi gelmeye basladi. Mayis ayi geldi ama sicaklari henuz yeni yeni hissetmeye basladik. Ucaklarin biraktigi Chamtrail yayilisini izledim bir ara. Gercektende bulutsuz havada daha belirgin oluyor, ince cizgi seklindeki Chemtrail artigi bir sure sonra bulut gibi yayiliyor ve birbir ardina gecen ucaklar bulutsuz bir havayi bulutlu sekle getirebiliyor. Ucaklarin havada Chemtrail psükürtmesinin sebebinide cözemedim havada iken ekstradan bir yakit harcamiyorlar cunku sadece kalkarken ve iniste yakita ihtiyac oluyor. |
|
Bu isler nasihatla olacak seyler degil. Her kadinda ayni durusu sergileyemeyebilirsin. Eger kadina karsi hayatimda olsada olur olmasada olur diye yaklasirsan hep kazanirsin ama asik olupta herseye ragmen onu istersen iste o zaman yandin demektir. Bu konuda kitap yazan bir adam bile ayni hatalara düsebilir. Yani kadin var, kadin var. Türkiye su kadar büyümüs su kadar ihracat yapmis vs. Bunlari anlatiyor Baskan, ama halk sürünüyor. Bu kadar büyüdüysen halka niye yansimiyor? Demekki hersey algi, kagit üstünde verilerle ve istatistiklerle ince oynamalar yapmak. Basarisizligi kabul etmemek icin nerdeyse basarisizlik kavramini basari olarak degistirecekler, buda böyle olunca yani sorunu kabul etmezsen cözümüde sunamazsin. Karpuz görünümlü Hamburger yedirmeye calisiyorlar millete. |
|
Emirden daha ince bir nes var: Bilinçaltı. Tayyip'in 10 ay gerçekten hapis yattığına inanman, bilinçaltından kontrol edilebildiğini gösteriyor :) Robert B. Cialdini "Influence" belgesinin ilk birkaç yapragına bak. gerçek yapılmış bir deneyi anlatıyor. o deneyde hayvanları inanılmaz biçimde nasıl kontrol edilebildiğini gösteriyor. Sonra diyor ki "insanlar, hayvanlardan da kolay biçimde kontrol edilebilir" diyor :) |
|
Harvard Üniversitesi, Biyoloji Master of Arts dereceli Christopher Bird 1950'lerde kanser üzerine araştırmaları olan, değişik iyileştirme yöntemleri geliştirmiş Fransız biyolog Gaston Naessens (d.1924 ö.2018) üzerine 1991'de yayınladığı belgede aşı üzerine ( o dönemde mRNa yada rDNA tipi aşılar geliştilmemişti) şunu yazıyor: (geleneksel) aşı olduğunuzda aşı ana ögesi olan antijen (= "ölü" virüsler) dokulara girdiğinde gövdemiz önce bu ögenin ne olduğunu anlamaya çalışır ancak usbilimsel bir yanıt veremez, virüsün ne an etkinleşeceğini gösteren anahtarı da bulamaz o yüzden virüsü yönetebilmek üzere gövdemiz antikor üretmeye başlar ancak bu antikor yapay bir öge olan antijene karşı oluşturulduğu için mutant yapıdadır, mutant antikorlar uzun süre yok olmaz 10larca yıl sonra bile gövdede dolaşır, virüsler pasifize olduktan sonra yıllarca etkinliğini sürdürür, uzun dönemde kan amino asitlerindeki alt parçacıkları yemeye başlar. (Kaynak: The Persecution and Trial of Gaston Naessens 1991, Christopher Bird, Harvard Biology M.A.) 2 durumda gözelerimiz kendi kendisini yer ya da yok eder: 1- Uzun süreli açlık döneminde, özellikle hayvansal kökenli besinlerin eksik alındığı açlık periyodlarında gözeler (= hücreler) başka gözeleri yer. Örneğin damar gözeleri yaşayabilmek için deri altındaki kıkırdak dokusunu yer. Bu çoğu kez geri dönülmez bir süreçtir çünkü gövdemizde yok olan gövde temel dokularının yeniden üretilmesi olanağı kısıtlıdır bu doğal bir kısıttır. 2- Gövdemizde sindirilemeyen / kullanılmayan ögeler gövdemize girerse uzun dönemde özbağışıklık / immunity sisteminin bozulması sonucu özbağışıklık gözelerinin gövdenin kendi gözelerine saldırmaya başlaması ile. Örneğin suçsuz görünümlü Soya fasulyesinde bulunan gluten kategorisinde SoyBean Agglutinin / SBA ile lektin kategorisinde Glycine adında 2 öge vardır. Bu 2 öge önce bağırsaklarınızı vurmaya başlar. Gövdemizde akciger, böbrek gibi organlarda sorun olursa operasyon (= ameliyat) ile düzeltme olanağı varken bağırsak yapısal olarak bozulunca düzeltme olasılığı pek yoktur. Gövdede bağışıklık hastalığı başladıktan sonra uzun dönemde Multiple Sclerosis(MS) gibi auto-immunity disorder / özbağışıklık hastalıklarına çevirir. Bu açıklamalar, modern tıp öğretilerinde (= derslerinde) yazmaz. Nitekim modern tıp doktorları uzun dönemli açlık sonrası gövdede onanmaz bozuklukların olacağını ön görmez, MS hastalığına karşı ne yapılması gerektğini de bilmez. Bu gibi keskin sağlık sorunlarını bir tıp doktoru istese bile çözemez cunku çözse bu parasal sağlık sistemi için dezavantaj olur, hastanelere gelen hastaların coğu doku yitimi yaşamış yaşlılar, ters beslenme ile hastalanmış her yaştan kişilerdir, 2. grupta yer alan MS hastaları ise hastaneler için uzun dönemli gelir kaynagıdır cunku MS hastalığı "iyileşmesi olmayan" hastalık kategorisindedir, hasta hastanede uzun süre yatalak olarak tutulur. Aşının gövdemize iyi gelmediği, gövdemizin verdiği tepkiden bile bellidir. İgnenin girdiği yer örneğin içerden ağırır. gece uyurken iğne giren omuz üstüne yatamayız. aşı olduktan sonraki 1-2 gün grip hastası gibi olduğunu, yemek bile yemek istemediğini söyleyen arkadaşlarım var. Yaşlı (65 yaş üstü) bir yakınım, aşı olduktan sonra tüm gün yatmış bunu başka yakınlarımdan öğrendim. 60 - 65 yaş üstünde daha acıklı başka durumlar var. 65 yaşlarında 2 doz aşı olmuş uzaktan bir yakınımız austos 2021'de ani bir kalp krizi ile öldü. Daha önce hiç öyle rahatsızlıı yokmuş. Kendisini en son 20 yıl önce görmüştüm kapı gibi bir adamdı. Bunun gibi birkaç olgu daha yaşadık. 60 yaş yakını yada üstü birkaç tanıdık, yakın aşı sonrası öldü. TR'de aşıların başladığı 2021 Ocaktan sonraki dönem yoğun ölümlerin olduğu bir dönem oldu. 2022 yazında pek ölüm görmedik. Ölenler hep emekli, emeklilik aylığı alan kişiler. İstanbul'dan bir arkadaşın 40 yaşlarında bir arkadaşı 1. doz sonrası kalp krizi geçirmiş. Doğal olarak 2. dozu olmamış. Komplo teorisi olacak ancak, vergi ödeyen grupta ölümler yok, vergilerden ödenen emekli aylığını alanlarda ölüm çok, kendi çevremdeki gerçekler böyle, anlatınca komplo teorisi. askerlik diyorsanız 20'li yaşlarda olmalısınız. hangi yaşta olursa olsun, hayvansal kökenli özellikle hayvansal yağlı besin almak en önemlisi. tereyağ bile olur. kasaplık et, kırmızı ettir, kas etidir. yağ azdır. bu açıdan esasında çok iyi deildir. yağlı, kıkırdaklı az pişmiş tavuk eti, kasaplık koyun etine yeğdir. tavuk but eklemlerindeki kıkırdağı biraz çiğneyince dağılır, yutulabilir olur. örneğin onu yediğimizde gövdemiz için gerekli yapısal ögeleri almış oluruz. magnezyum son derece önemlidir. arasıra bile olsa 1 tek efervasan (=suda çözünür) magnezyum içmek iyidir. magnezyumun son derece iyi bir öge olduğunu modern tıp doktorları bile söylüyor ancak çok ilginçtir kimi kişiler magnezyum ile ilgili bu ilettiklerimigörünce "herkes kendi araştırmaları sonucu kendi tedavisini bulacaksa tıp bilimi boşa kuruldu boşa ilerliyor o zaman" "Biz kafamıza göre değil hekim tavsiyesi ile almalıyız" "magnezyum dediğimiz şeyin birçok formu var hangisine ihtiyacınız olduğunu tıpçılar değil de mahalle manavı mı belirleyecek" dediler yada ben sanki hergün magnezyum alın demişim gibi yapıp, konuyu saptırara "vücut aşırı magnezyum alımında bazı tepkiler ve yan etkiler verebilir, doktor kontrolünde kullanılması gerekir" dediler, yaşadığım durumdur linki burada:https://forum.donanimhaber.com/mesaj/yonlen/152443203 Uzun lafın kısası, hiç aşı olmasak bile, gövdemize gerçek dost ögeler almalıyız. aşı olduk ise yine onları almalıyız. Burada kısaca değindiğim dost besinler arasında size en uygununu, en uygun arasında en uygun ölçüyü deneyerek bulabilirsiniz. Gövdeye gerçek dost öğelerden arasıra da olsa aldığınızda aşı maşı gövdenizde tutunamaz, hem sembolik hem gerçek anlamda. |
|
Almanyada asilama sonrasi Dogumlarda onemli bir azalma olmus. mRNA Asisinin mucidi asi olanlarin daha cok Omikrona yakalandiklarini soyledi. Vucut kendi urettigi birseye saldiriyorsa buda otoimmun hastaliklarinin temel tasidir. Kanserde artis olabilir. Sinovac kotunun iyisidir en azindan inaktif asi. Birakin asilari burindan yapilan testkitlerindede kanserojen madde bulundu. |
| Bilgiler için teşekkür ediyorum. Abi peki bu anlattığın ölüm ve kalp krizi olaylarında hangi aşılar kullanılmış bilgin var mı? Biontek aşısı olan bazı insanların kalp sıkıntıları yaşadıklarını bizzat kendi ağızlarından duydum. Sinovak için şimdilik duymadım/kendim de yaşamadım. |
|
Savas donemi pohpohlanirlar. Ayagini kolunu kaybeden gaziler sivil hayat normale donunce unutulur, toplu tasima araclarina beles bindikleri icin itilir kakilirlar. Savas hicte oyle sandigimiz gibi birsey degil. Simdi derler asariz keseriz. Aileni birakip cepheye gideceksin, zaten bozuk ekonomi hepten bitecek. Ortalik kaos, yagma hirsizlik tecavuz alip basini gider. Geride kalanlari kim koruyacak? Her an bir bombali saldirida aileni yada hayatini kaybedebilir, evin yikilabilir. Uzvun kopabilir, yasasan bile turlu travmalar yuzunden psikolojin coker. Savas sonu kahraman ilan edilsen bile 20 yil sonra gelen nesil, senin o savasini sorgular seni yargilar, sana saygi gostermez, iter kakar. Hic tanimadiginiz insanlarla hicbir alacak verecek derdiniz yok iken vurusacaksiniz. Eve tek parca donsenizde hicbirsey eskisi gibi olmayacak. Zenginin malini korumak icin, vatan millet edebiyatiyla cepheye surulecek, sonrada ulkenin sahilinde bir lahmacun bir ayran alamayacaksiniz. Savasin kazanani zenginlerdir, kaybedense siradan halktir. Zengin savasta silah satar, malini pahaliya satar para kazanir. Halksa canini disine takar, hayatini ailesini evini herseyini kaybeder. Onun kaybettiklerini zenginler firsat olarak degerlendirir, dahada zenginligine zenginlik katar. |
|
Cunku hepsi suni ve gercek degil. Suan ne enerji krizi ne gida kitligi vs var. Sadece kasten kaos cikarilmak isteniyor. Kaos cikmazsa duzen bozulmazsa, insanlar ellerinden alinacak seylere razi gelip yeni duzene boyun egmezler. 10 Gun elektrik kesintisi olacaksa bunun onlemini belediye bana yikamaz. Bana yikarsa eger ben yesillik meydanlarda cali cirpi toplayip ates yakip kazanda disarda yemek yaparsam cebre kirliligi vs. Karbongazi cart curtu diyipte ceza kesemez. Herkese ihtiyaci olan seyleri dagitmak zorundalar. 10 gun hadi diyelim icecek suU depoladinda hijyen icin o kadar suyu bu sogukta nerden bulacaksin? Hepsi sacmalik. Rus gazini ambargo ediyorlar gidip Araplardan gemiyle gaz aliyorlar. Hani cevrecilik? Bunlar varya kendi mokunda bogulan bocek gibiler, hallerine sadece guluyorum. Baska hicbirsey umrumda degil. Dayanisma saglayacak cok guzel insanlar var, bize hicbirsey olmaz. |
|
Elektrikli arabalar icin yapilan propagandayi bilirsin, cevreci, pratik ve uygun. Bunlarin hicbiri dogru degil. Bir arkadas gecenlerde kuzey Avrupadan elektrikli arabasiyla ziyarete geldi. Arabanin bir dolumda güya 450km menzili var oysa gercekte gittigi yol 250km buda kalorifer ve klima acilmadan. Havalar soguk adam klimayi yada kaloriferi acsa menzil oyla bir dusuyorki gidip gidebilecegi 100km belki. Hic ceketi cikarmadan her 250km de bir 1.5 saat doldurma suresini bekleyerek normalde 8 saatlik yolu 12-13 saatte gelebildi. Elektrikli arabayi doldurmak ayri bir dert. Sarj istasyonlarinin herbiri degisik firmaya ait ve hepsi ayri kart veya uyelik istiyor. Ustundeki QR kodu telefonla tarama yapip yok kisisel bilgiler yok kredikarti bilgilerini gireyim derken sarj baslatmak icin en az yarim saatin gidiyor. Her firmanin degisik sartlari var. Dolum hizima gorede ucret degisiyor. Ornegin o dolum ostasyonunun kartina sahip degilsen ve misafir olarak dolum yaparim dersen, cunku kart hemen cikmiyor ve 20€ ucreti var, sarjin dakikasi 0,95 €. Bir saat sarj 60€ ya geliyor yaklasik. Arabayi biraktigin noktadan dolum bitince 15 dakika icinde almazsan cezasi var. Adam gidecegi 250km icin 60€ odedi ornegin. Yer isgal etme ayri bir dert dolum suresi ve standartlari olmamasi ayri bir dert. Kisin sogugunda elinde telefon kayit kuyut isleriyle sarj icin ugrastigini bir dusun, ustelik zaten kalorifer acamiyorsun sarj cabuk bitiyor diye. Tasdevrini yasatiyor bu elektrikli arabalar ve cok igrenc bir durum. Ha isten eve gidersin veya yasadigin sehrin disina cikmazsin ve isyerinde ucretsiz sarj sansin varsa ise yarar ama yi ede arabam var diyemezsin. Ben buna araba demem, E Scotterin ustu kapali versiyonu. Yani cekilecek cile degil. Sarj istasyonlari senin tum bilgilerini topluyor fiyatlarda uye kartin yoksa kazik. Iyi tecrube edinmis olduk bu konuda, surekli bir yere gidersen nerde dolduracagini dusunuyorsun. Bedava verseler satarim aninda hic ugrasmam. |
|
Gelecekte yasayan her insanin bir numarasi olacak. Bircok ulkede zaten var, TR de TC Numarasi. Herseyi bu numaradan ibaret olacak. Sosyalmedya ve internete erisimide bu numara uzerinden olacak. Cindeki sosyalkredi sistmeinden cok uzak degiliz. Tum yaptirimlar cok kolaylasacak. Kisinin seyahat etmesi, nette gezinmesi vs kisitlanabilecek. Forumdaki ban benzeri akilli uslu vatandas mazsa ve istenmeyen dusuncelere sahipse banlanacak. Yeni sistem insani tamamiyla kontrolu ve gozetiminde olan bir robota benzetmek istiyor. Vatandaslik numarasi insanlarin etnisitesini, milli kimliginide ortadan kaldiracak. Sayilarin milliyeti yoktur. Kimliksiz bir köle istiyorlar. |
|
Karl Marx ne demis? Komünizm teorisini bircümlede özetlemek gerekirse: Özel mülk sahibi olmanin sonladirilmasidir, demis. Big Resetci Klaus Schwab ne diyor: Hicbirseye sahip olmayacaksin ve sen mutlu olacaksin, diyor. Özel mülkü olan bircok insan var, insanlardan bu mallarin ellerinden alinmasi icin önce günlük hayatta rahatlikla karsilayabildikleri ihtiyaclarin fiyatlari öyle bir sisirilmesi gerkirki, insanlar bunlari karsilayamayacak duruma gelsinler. Diger yandan dijitallesmeye hiz verilip tüm herseyin dijital ortamda kayit altina alinmasi gerekir. Ise önce enerji fiyatlarindan baslamak gerekir, cünkü hersey enerji fiyatlarina endekslidir. Bu sebeple tüm dünyada enerji fiyatlari tavan yapmistir, gercekte ise üretimde cok ucuzdur. Fiyatlar vergilerle sisirilmistir ve dahada sisirilerek vatandaslarin ödeyemeyecegi kadar yükselince devreye devlet girip belli bir harcama altina kota koyup enerji fiyatlarinda vatandasi kendine mahkum edecektir. Böylelikle merkeziyetci yönetim anlayisi burdan baslayarak diger her alanda devlet otoritesine gececektir. Dünya capinda heryerde ayni seyler uygulanacagi icin bu durum insanlara bir yerden sonra normal gelecektir. Enerji fiyatlari, enflasyon ve özel mülkiyete getirilecek agir vergilerle insanlar ya mal sahibi olmayacak yada ellerindeki mallari ellerinden tesvik yardimlariyla cikartacaklardir. Böylece devlet insanlarin barinma ihtiyacinida kendi kontrolüne alacaktir. Mobilitede ayni durum yasanacak, kimse özel arac sahibi olamayacaktir. Gerektiginde kisiler ihtiyaclari olan araclari kiralayacaklar. Böylelikle vatandas, uslu durmadigi durumlarda ne devletin ona barinma ihtiyaci sagladigi evine girebilecek nede bir yerden bir yere gitmek icin bir araca binebilecek. Her denilene uyup uslu bir vatandas oldugunuz sürece tüm ihtiyaclariniz karsilanacak ancak bunun karsiliginda insan onurunu kaybedecek. Sonradan doganar ise insan onuru nedir bilmeyecek, insan devletin sahibi oldugu bir mal gibi görülecek. Insanlar bir cesit Bilim, saglik diktatörlügü üzerinden dahada kisitlanabilecek, salgin var denildiginde serbestce gezebilmek icin ona sürülen sartlari yerine getirmedigi sürece hicbirsey yapamayacak. Asi ol denildiginde olacak, yada sistem disina ciktigi icin cezalandirilarak, barinma, mobilite, hatta yiyecek ihtiyaclarini karsilayamayacak. Tüm yasananlarin varmak istedigi nokta budur. Hayatinizi QR Kodlari ve sertifikalarla yönetecekler. Paranin anlamida degistirilmek isteniyor. Birseyler yapabilmek icin sadece paraya sahip olmakta yetmeyecek. Paranin yaninda makaminiz önemli olacak, önemli bir kisi iseniz ayricaligiginiz olabilecek. Insanlar devletlerin birer kobayi yada deney faresi olacaklar. Hersey sizin iyiliginize diye sizin icin kötü olabilecek ne varsa yapacaklar. Kavramlarin manipüle edilmesiyle sizler bunlari iyiliginiz icin diye algilayacaksiniz. Tabi bunlarin olmasi icin birtakim olaylarin yasanmasi gerekiyor. Insanlarinsa bu olaylara verecegi tepki cok önemli, bu oyunu önceden bozarlarsa planladiklari seylerde basarisiz olacaklar. |
|
Ocak ayinda yasanmasi benim beklentim.Sistem birseyi degistirmek istiyor ise eger insanlarin yakindan hissedecegi ve onlari zor duruma sokmasi gerekir. Her insan bu zorlugu kendi bünyesinde hissetmelidirki durumdan rahatsiz olsun. Ocak ayi yeni yilin basidir ve hem günler kisa hemde hava soguktur. Eger insanlar karakisin tam ortasinda 10 gunluk kesintiye ugrarlarsa bu durumdan en cok sekilde rahatsiz olurlar. Günlerin uzun oldugu sicak bir yaz gününde bu kadar etkili olmayabilir. Bu duruma gösterecegi tepkiyle zaten istenen seyin icine cekilmis olur. 10 Günlük kesinti eski sistemi kaldirmak ve yeni sistemi devreye sokmak icin kullanilacak. O süre icinde bircok olay ve durum yasansada bunlardan cogu insanin haberi dahi olmayacak. Pilli Radyonuzda olsa size sadece duymanizi istedikleri haberleri sunacaklar. 10 Günlük bir kesintide sular aksa bileki AVrupada akmiyor, suyu dezenfekte eden sistem calisamaz, sende camurlu suyu icecek degilsin. Yeni sistemle birlikte ödeme sistemi tümüyle dijital olup, hesabinizdaki paranizi harcamaniz icinde belli bir gecerlilik süresi olacak. Hesabinizda diyelim 10bin TL birikti ve bu parayi harcamaniz icin 1 yil süreniz var. Siz o parayi o bir yilda harcamazsaniz, hesabinizdaki paranin gecerliligi olmayip silinecek. |
|
AFAD denen kurum toplama Imamlardan olusuyormus duydugum kadariyla. Islerinin ustasi insanlar degiller, bunu oraya gönüllü yardima gidenlerin kendileri söylüyor. En profesyonel yardimi Madenciler yapiyormus, digerlerine göre daha düzenli ve ne yapacaklarini bilerek calisiyorlarmis. Depremde enkaz altindaki insanin yaninda tekbir getirmek ordaki insani korkutabilir. Ayrica Islamda tekbir ezan okurken, savasirken, kurban keserken ve ölürken getirilir. ENkaz altindaki insani ölecekmiyim diye korkuya sokabilir. Sessiz olmak diger sesi zor cikan insanlarin sesinide duyurabilir ama sen isi ustasina vermezde topkama Imamlara devredersen bunlarla isimiz zor. Zaten AFAD in ekiplerinin bölgede cok olmadigida söyleniyor onlarin disiplinsizligi ve koordine zayifligi yüzünden bölgeye gelen yerli yabanci ekipler saatlaerce bekletildikleri icin cok geri dönen olmus. Dün haberi cikti, Tayvanli ekip tam adami kurtaracak birden AFAD damliyor TV lerle kendileri kurtarmis gibi yapiyor. Avusturyali ekip Persembe dönecek iken kendilerine Cumartesiden beri talep gelmedigi icin dün döndü. Itibar First dersen, sonuc bu olur. Türkiyede tepeden tirnaga ahlak kalmamis, ne is ahlaki ne insanlik ahlaki. Suan Hatayda geceleri büyük bir güvenlik sorunu var. Gece karanlik basinca arabalarinda kalan insanlari soymaya kalkiyorlar. Hukumet ne depreme zamaninda müdahalede bulunabildi, ne kurtarma calismalarinda bir koordinasyon saglayabildi nede simdi güvenligi saglayabiliyor. 1999 Marmara depremini yasayan biri olarak ve o deprem icin 17500 insan öldü diyorlar ya. 17500 kimlikleri belirlenenlerin sayisi, toplamda Marmara depreminde 65bin insan öldü. Bu depremde ilkin ölü sayisini 100bin tahmin etmistim ama artik gercek ölü sayisini 150bin olarak tahmin ediyorum. Deprem iki ayri fay üzerinde oldu, dogaldir degildir orasini isin ustalari bilir. Ben vatandas olarak buna ne derece hazirlikliyiz, 20 yildir depremle gelen hukumet ne yapiyor ona bakarim. Sonucta deprem ülkesiyiz, madem dis güclerden kaynakli diyoruz ona göre hazirlansaydik. Insan dusmani oldugunu bilirde bir tedbir almazmi? abanci bir kaynakta depremin oldugu ilk günü ne okudum biliyormusun? Bu depremin ülkenin yeni sinirlari oldugunu. Buna göre yeni sinirlar 3 yil önce cizilmis ve deprem olan bölgeler bizden koparilacak yerler yazmisti. AKP bunu yaparken bile arkasina kitlesini alarak, vatan millet edebiyatiyla yapar ve konusani hain ilan eder. Tayyip her faciada ayni davranislari gösterdi. Somadada ayni idi. Herzaman halk kendi yarasina tuz basti. Normal bir ülkede bunca beceriksizlige ve faciyaya ragmen hicbir hukumet koltugunda duramazdi. Bizim ülkemiz neden böyle? Müteahhidinden tut iscisine kadar malzemeden calmaya kalkarlar. Denetleyicisine kadar yolsuzluk yapiyorlar. Anlamiyorlarmiki olan yine kendilerine olacak! Olan milli servete olacak, ben bu kadar bayrak asip vatan millet deyipte, hainlik eden insanlar toplulugunu birarada görmedim. Camurun dibine kadar ahlaksizliga batmislar. Allah orda yasayan ahlakli ve akli basindaki insanlara sabirlar versin. |
|
Artik TV ker yavastan normal yayina gecmeye baslar ve bu isi bina yapimina odaklatip unutturmaya calisirlar. Dun yapilan bagislarin dogrulugu ve denetlemesi sonrada o paranin depremzedelere ulasip ulasamayacagi muamma. Orneklerini cokca yasadik. Milletin insani damarlarindan yuruyup elde ettikleri ne varsa ustune oturup sorgulayanida hain ilan ediyorlar. Merkez Bankasi zaten milletin Bankasi ve yardim icin ekstra TV ye baglanmasi gerekmiyor cunku milli hazine bu. Depremzedelerin yasayacaklari sureci iyi takip etmek gerekir, is unutulunca bunada bir sekilde cokerler. |
|
Cami yerine Turkce isim kullanmak neden din dusmanligi olsun? Bu olsa olsa Turk dusmanligina maske takmak olur. Namaz kelimesi birkere Arapca degil Farscadir. Araplar Namaza Salat derler. Simdi biz Namaza Salat yerine Farscadan gelen Namaz kelimesini kullanarak milletce din dusmanimi oluyoruz? Ayrica Namaz kelimesini Farslar islama gecmeden onceki dinlerinde yaptiklari ibadetede ayni ismi kullanmistir. Araniza girmek istemezdim ama bunlari bilerek kayitsiz kalamadim. |
| 20+ yıldır hiç değişmeyen uzun adam yüzünü görmekten bıktım, kusacağım artık. O sürekli bağıran, bağırmakla prim yapmaya çalışan o köylü sesini duymaya da dayanamıyorum. Ekonomiyi, islami politikayı geçtim, psikoloji yönündeyim. Necmettin Erbakan da islami politikacıydı ancak sempatikti. islami olmak zorunda ise de, Büyük Ortadogu Projesi eşbaşkanlıgı yapacak olsa da başka biri olsun, bari o derece. |
< Bu ileti iOS uygulamasından atıldı > Bu mesaja 1 cevap geldi. Cevapları Gizle
Bu mesajda bahsedilenler: @vonderplanitz