Artık vallahi tiksinmeye başladım bu eğitim sisteminden. İnsanı kısır döngü içine sokuyor.
Ben üniversiteyi bitirdim bu çarpık yollardan geçtim. Sırasıyla, ilkokulu bitirdiğimde ortaöğretim sınavı (86'lıyım ve o zamanlar öyleydi, anadolu liselerine kayıt olabiliyordunuz.), ardından orta 1-2-3'ü bitirdikten sonra bir lise sınavı daha ve en son olarakta öss'ye katıldım. Okul hayatım bu sınavlara çalışmakla geçti diyebilirim. Bu sınavlar nedeniyle okul dersleri ile hiç bir zaman ilgilenemedim. Sosyal olanaklardan en alt seviyede faydalandım. Tam kendimi yarış atı gibi hissettiğim an össye girdim ve üniversite okumaya hak kazandım. İnanın üniversiteye kadar bu devlet okulları hayatıma 60'lı 70'li yılların müfredatından kalma silik bilgilerin dışında hiçbirşey katmadı.
Ha tabi her sınav döneminde dersaneye gitmek farzdı. Hiçbir zaman kendime ait bir haftasonum olmadı.
İşin maddi yönünü siz hesap edin artık.
Bunlar benim kısaca yaşadıklarım. Birde meslek liselerine giden arkadaşlarım vardı. Ağızlarından hep "mühendislik" sözcüğünü duyardım. Ben vasıflı bir teknik eleman olacağım diyen hiç bir zaman olmadı. Zaten neden desinlerki? Demelerinin hiç bir anlamı yok çünkü bizim ülkemizin saçma ekonomi ve istihdam politikasında yeri yok. Ama bir şekilde sisteme uymaya zorlanılıyor, hem onlar haklı, hem de kendilerini mağdur düşünen öğrenciler.
Şimdi bu öğrenciler tabiri caizse devletin oyununa ve kandırmacasına gelmiş olmuyor mu? Bu insanlar devletine nasıl sadık kalsınlar? Nasıl devlet onlardan gönül rahatlığıyla vergi alabilsin, ki onlarda kazanacaklar önce?
Diğer konu imam hatip, devletin eğitim sistemi demişki bu ülkenin imam ve hatiplere ihtiyacı var, öyleyse biz imam hatip liseleri kuralım, bu liselerden mezun olanlarda ilahiyat okusun, imam hatip okusun. Düşünce güzel, ama uygulama yanlış ey devlet! Sen çocuk yaştaki bir öğrenciye nasıl böyle bir hayati kararı sağlıklı bir şekilde vermesini isteyebilirsin? Ki çoğu zaman aileler karar verip gönderiyor. Ama bir kısım ailelerde çocuğum din eğitimi ile gelişsin, büyüsün diye gönderiyor, hiç mesleki yaşamını düşünmeden malesef. Öğrencinin kararı büyük oranda değişiyor, mühendislik okumak istiyor ya da bilim adamı olmak istiyor. Ama önünde yine rezalet eğitim sisteminin engeli, yada kuralları.
Hakkını arayamayan, eli kolu bağlı gençler, taze beyinler... Devlet kendi elleriyle kendini çürütüyor.
Çözüm?
Köklü bir eğitim reformu. Gelin çözümler üretelim arkadaşlar!
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.
ne diyelimki abi tartışmanın bi faydası yok herşeyiyle iğrenç adaletsiz berbat bi ülkede yaşıyoruz daha kötüye gidiyoruz şansımızı başka ülkelerde denemekten başka şansımız yok
Yalnız bu seçeneğe gelene kadar da yine bu yetersiz ve günün gereklerini karşılayamayan eğitim sisteminin bir kaç adımını da geçmek durumundayız.
Mesela, herkesin dilindedir ama, şu yetenek, ilgi ve beceriye göre sınıflandırarak eğitim-öğretim olayını kapsamlı olarak araştırmak gerek.
Misal, daha ilkolul çağlarımda iken Almanya'da okuyan arkadaşımın okulunun fotoğrafı ve bana anlattıkları halen zihnimde. Öyle bir okul düşünki sanki Çırağan Sarayı. İçerisinde yüzme havuzundan tutun, sayısız labaratuvarları, resim atölyelerine kadar bir çocuğun yeteneğini kullanabileceği herşey var. Bu bir devlet okulu ayrıca. Hala içimde o çağlardan beri uhde kalmıştır. En azından benim çocuğumun öyle bir sistemde eğitim görmesini isterim.
ne diyelimki abi tartışmanın bi faydası yok herşeyiyle iğrenç adaletsiz berbat bi ülkede yaşıyoruz daha kötüye gidiyoruz şansımızı başka ülkelerde denemekten başka şansımız yok
Haklısın. Malesef böyle...
Yurtdışında eğitim deneyimi yaşayan akraba ve arkadaşlarım var. Hepsi ülkemize kıyasla çok ileri imkanlara sahipler.
Eğitim açılımı yapmak lazım ama yakın zamanda hiç sanmıyorum. Ondan sonra ülkede her türlü azgınlık, taşkınlık baş gösterince de, cahilikler ortaya çıkınca da ah vah ederiz. Kahvehanelere kızıyoruz dolup taşıyor fakat çözüm lazım. Sadece kızmakla olacak iş değil. Ülkemizde 1200 tane bile kütüphane yok! Ondan önce eğitim sistemimiz kitap okumayı teşvik edecek bir sistem değil. Sırf ezber. Ben ünideyim. Sabahlara kadar ezber yapıyorum. Bu konu uzar gider. Bende zamanında mühendis olmak istiyordum. Şimdi ne okuyorum tahmin edin? Tabiiki İİBF. Sistem buna zorluyor. Yok ÖSS yok LGS yok bilmemne. Bölümü bitirince de KPSS, ALES, ÜDS zımbırtılarıyla uğraşacağız daha.
Kısaca bizim eğitim sistemi morting
KPSS ve Toefl'dan iyi bir puan alırsam, bir devlet kurumuna gireceğim. O da olmazsa Green Card.
Ben üniversiteyi bitirdim bu çarpık yollardan geçtim. Sırasıyla, ilkokulu bitirdiğimde ortaöğretim sınavı (86'lıyım ve o zamanlar öyleydi, anadolu liselerine kayıt olabiliyordunuz.), ardından orta 1-2-3'ü bitirdikten sonra bir lise sınavı daha ve en son olarakta öss'ye katıldım. Okul hayatım bu sınavlara çalışmakla geçti diyebilirim. Bu sınavlar nedeniyle okul dersleri ile hiç bir zaman ilgilenemedim. Sosyal olanaklardan en alt seviyede faydalandım. Tam kendimi yarış atı gibi hissettiğim an össye girdim ve üniversite okumaya hak kazandım. İnanın üniversiteye kadar bu devlet okulları hayatıma 60'lı 70'li yılların müfredatından kalma silik bilgilerin dışında hiçbirşey katmadı.
Ha tabi her sınav döneminde dersaneye gitmek farzdı. Hiçbir zaman kendime ait bir haftasonum olmadı.
İşin maddi yönünü siz hesap edin artık.
Bunlar benim kısaca yaşadıklarım. Birde meslek liselerine giden arkadaşlarım vardı. Ağızlarından hep "mühendislik" sözcüğünü duyardım. Ben vasıflı bir teknik eleman olacağım diyen hiç bir zaman olmadı. Zaten neden desinlerki? Demelerinin hiç bir anlamı yok çünkü bizim ülkemizin saçma ekonomi ve istihdam politikasında yeri yok. Ama bir şekilde sisteme uymaya zorlanılıyor, hem onlar haklı, hem de kendilerini mağdur düşünen öğrenciler.
Şimdi bu öğrenciler tabiri caizse devletin oyununa ve kandırmacasına gelmiş olmuyor mu? Bu insanlar devletine nasıl sadık kalsınlar? Nasıl devlet onlardan gönül rahatlığıyla vergi alabilsin, ki onlarda kazanacaklar önce?
Diğer konu imam hatip, devletin eğitim sistemi demişki bu ülkenin imam ve hatiplere ihtiyacı var, öyleyse biz imam hatip liseleri kuralım, bu liselerden mezun olanlarda ilahiyat okusun, imam hatip okusun. Düşünce güzel, ama uygulama yanlış ey devlet! Sen çocuk yaştaki bir öğrenciye nasıl böyle bir hayati kararı sağlıklı bir şekilde vermesini isteyebilirsin? Ki çoğu zaman aileler karar verip gönderiyor. Ama bir kısım ailelerde çocuğum din eğitimi ile gelişsin, büyüsün diye gönderiyor, hiç mesleki yaşamını düşünmeden malesef. Öğrencinin kararı büyük oranda değişiyor, mühendislik okumak istiyor ya da bilim adamı olmak istiyor. Ama önünde yine rezalet eğitim sisteminin engeli, yada kuralları.
Hakkını arayamayan, eli kolu bağlı gençler, taze beyinler... Devlet kendi elleriyle kendini çürütüyor.
Çözüm?
Köklü bir eğitim reformu. Gelin çözümler üretelim arkadaşlar!
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye Ol Şimdi DeğilÜye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.