walkman var, müzik dinleniyor. siyah-beyaz tv. tahminen amerika o yıllarda bizim 90'larımız gibi yaşıyordu. eskiden insanı bilim de teşvik ediyordu, motive edici. gizemli... zamanda yolculuk hayalleri kim kurmadı ? ya da uzaylılara inanmayan var mıydı ? sanki bir şeyler keşfedebilirim hissi. gökyüzüne bakabildiğimiz zamanlar, yıldızlar ve ayı rahatça görürdük. gökyüzü bilimcisi olmak hiç zor değildi. telefonlar ve teknoloji bizi henüz ele geçirmemiş, gökyüzüne bakıp hayal kurabiliyorduk.
bir cihaz yapılmış köpek mamasının konservesini otomatik açıyor, o zamanlar izlesem müthiş bir buluş; şimdi izlerken bunlara ne gerek var; online bir marketten, restauranttan söyleyiverirsin gider diye düşündüm. zamanda yozlaşma, küçük şeylerin büyük olduğu, insanı yeni icatlara teşvik ettiği dönemlerden yapay ve sanal bir dünyaya geçtik. sanki sahte gibiyiz, bir ekranın ardında gibi her şey... duygularımız da olabildiğince yok... keşif heyecanımız yok.
bir şeyler kazanıldı ama daha büyük şeyler, kalpte heyecanı ve keşfetme güdüsünü oluşturan (sanal olmayan) duygular yok artık... dünya kocaman ve gizemli değil. git gide küçüldü, küçüldü, küçüldü. ay'ı keşfetmek vardı mesela, nasıl heyecanlı... şimdi her yerini keşfetsek bile direkt çıkarcı düşünüyoruz, o eski güzel duygularla beslenemiyoruz. "işimize yarar ne var ?" , "buradan ne sömürebiliriz", "bu keşif musk'ın işine yarar", "dünya savaş alanında"...vs.vs... çok şey kaybettik... çok. ben kaybettiklerimizi anımsayacak yaşlardayım peki bugüne doğmuş, direkt sanal dünyanın içinde yaşayan yeni nesil ? farkı bile anlamayacak kadar o duyguları tatmamış olanlar ? tekrar aramalı, tekrar, tekrar...
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.
tahminen amerika o yıllarda bizim 90'larımız gibi yaşıyordu.
eskiden insanı bilim de teşvik ediyordu, motive edici. gizemli... zamanda yolculuk hayalleri kim kurmadı ? ya da uzaylılara inanmayan var mıydı ?
sanki bir şeyler keşfedebilirim hissi.
gökyüzüne bakabildiğimiz zamanlar, yıldızlar ve ayı rahatça görürdük. gökyüzü bilimcisi olmak hiç zor değildi.
telefonlar ve teknoloji bizi henüz ele geçirmemiş, gökyüzüne bakıp hayal kurabiliyorduk.
bir cihaz yapılmış köpek mamasının konservesini otomatik açıyor, o zamanlar izlesem müthiş bir buluş;
şimdi izlerken bunlara ne gerek var; online bir marketten, restauranttan söyleyiverirsin gider diye düşündüm.
zamanda yozlaşma,
küçük şeylerin büyük olduğu, insanı yeni icatlara teşvik ettiği dönemlerden
yapay ve sanal bir dünyaya geçtik. sanki sahte gibiyiz, bir ekranın ardında gibi her şey...
duygularımız da olabildiğince yok...
keşif heyecanımız yok.
bir şeyler kazanıldı ama
daha büyük şeyler, kalpte heyecanı ve keşfetme güdüsünü oluşturan (sanal olmayan) duygular yok artık...
dünya kocaman ve gizemli değil.
git gide küçüldü, küçüldü, küçüldü.
ay'ı keşfetmek vardı mesela,
nasıl heyecanlı...
şimdi her yerini keşfetsek bile direkt çıkarcı düşünüyoruz, o eski güzel duygularla beslenemiyoruz.
"işimize yarar ne var ?" , "buradan ne sömürebiliriz", "bu keşif musk'ın işine yarar", "dünya savaş alanında"...vs.vs...
çok şey kaybettik...
çok.
ben kaybettiklerimizi anımsayacak yaşlardayım
peki bugüne doğmuş, direkt sanal dünyanın içinde yaşayan yeni nesil ? farkı bile anlamayacak kadar o duyguları tatmamış olanlar ?
tekrar aramalı, tekrar, tekrar...
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye Ol Şimdi DeğilÜye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Kader Sırrı -- 15 Temmuz 2026; 7:6:33 >