şarkı sözlerini kullanarak doğaçlama yazdım beyler
Part 1-
Hayal kurmaya başladığım günden beri sadece gündüzleri uyuyorum. Hayallerimin yıkıldığı günden itibaren de kabuslar görüyorum.
Şafak sökerken bir anda gözlerim kapandı ve yere düştüm. Hayal mi yoksa rüya mı, bir şeyler görmeye başladım.
Evimin balkonundan dışarıya bakıyordum. Bir kuş uçuyordu ve tam karşıma geldi, durdu. Uyuyamıyorum dedim. Uyuyamıyorsan gözlerini kapa ve sabah olana kadar açma dedi. Gözlerimi o an kapattım ve rüya içinde rüya görmeye başladım. Kuş gagasıyla beni öne doğru çekti. Ellerim kaydı ve aşağı doğru düşmeye başladım. Gözlerimi açamıyordum. Ne bağırabiliyordum ne hareket edebiliyordum.
Saniyeler sonra öleceğimi, ölünce kurtulabileceğimi düşündüm ve biraz olsun rahatladım. Tam yere çakılacakken bir ejderha geldi ve beni kurtardı.
Yavaşça alçalmaya başladık. Beşiktaş ile Üsküdar arasında bir yerdeydik. Köprünün üstünde insanlar vardı. Hepsini tanıyordum. Daha önce öldürdüğüm insanlardı.
Ejderha onların köprüden atlamak için beklediklerini söyledi. Güneş açmaya başladı ama kapkaranlıktı güneş. Her şey tersine dönmüştü bir anda. Deniz gökyüzündeydi, bulutlar da köprünün altında.
Ejderha bulutlara doğru hızla uçmaya başladı. Bulutlara çakıldık. Karanlık bulutların arasında gezerken karşıma bir balık çıktı ve şunları söyledi;
"No more tears my heart is dry, I don't laugh and I don't cry."
Balığı avcuma alıp sıktım. Ağzından bir kağıt çıktı. Kağıtta bir şeyler yazılıydı. Tam kağıdı yakalayacakken ejderha uçmaya başladı ve yakalayamadım.
Bulutların arasında süzülürken bir bira gördüm ve içmeye başladım.
İçerken bir müzik çalmaya başladı ve şarkının sözleri şöyleydi;
"I woke up this morning and got myself a beer. well, the future is uncertain and the end is always near."
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.
It’s a lovely day All the clouds are grey It’s a lovely day for love It’s a perfect day Don’t be afraid It’s a lovely day for love
ben de dedim ki
i’ve been searching, Searching for love It’s a lovely day Nothing else to say It’s a lovely day for love For love..
Ejderha köprünün üstündeki daha önce öldürdüğüm insanlardan yalnızca bir tanesini kurtarabileceğimi söyledi. O kadar çok sevdiğim kişi vardı ki, karar veremedim.
şu şekilde düşündüm;
Someone is making little bets Playing with our lives All that I believe now Anything is possible A simple explanation For the evil in this world.
En son öldürdüğüm insanı seçecektim. Herkesin atlamasını bekledim. Sırayla atlamaya başladılar. En son kişi atlarken ejderhayla uçup onu kurtardım.
Gözleri kapalıydı. Kalbi hızla atıyordu.
Çok korkmuştu. Hala uyuyordu ve kabus görüyordu.
şunları söyledi
It’s a fine day People open windows They leave their houses Just want a short walk
It’s going to be a fine night tonight It’s going to be a fine day tomorrow
ben de şunları söyledim
tomorrow never comes until it's too late.
ejderha da şunları söyledi
You hear a whistling overhead; "Are you alive or are you dead?". It's April Fools' day. You feel the shaking of the ground, a billion candles burn around. Is it your birthday?
şimdi kurtardığım insan da bir başkasını kurtarma şansını yakalamıştı.
yani kurtarılan her kişi bir başkasını kurtarma hakkını elde ediyordu.
peki ya beni kim kurtarmıştı ?
bir kişilik daha yerimiz yoktu. kız gözlerimin içine baktı, özür diledi ve beni aşağı ittirdi.
tekrar düşüyordum.
düşerken sıkarak öldürdüğüm balığın ağzından çıkan kağıdı buldum. okumaya başladım.
şunlar yazıyordu;
"birini öldürdüğün zaman ondan bir şeyler bulaşır sana. bir resim, bir koku, bir nefes. bir ah, bir lanet, bir ses. maktulün bedduası derim ben buna. bedenine yapışır kalır. kalbine tutunur. yeniden sende yaşam bulur. rüyalarına girer, uykularını delik deşik eder. gündüzleri bir şekilde idare edersin ama gece olunca, yatağında soğuk soğuk terlersin."
o balık benim 641. balığımdı. "Bu ömür boyu sahip olduğum altı yüz kırk birinci balık ..Tanrının yarattığı başka bir canlıya bakmayı ve sevmeyi öğrenmem için ailem yıllar önce ilk balığımı almıştı ..Sahip olduğum altı yüz kırk balıktan sonra öğrendiğim tek şey ,,insanın sevdiği her şeyin bir gün öleceği oldu ..O özel kişiyle karşılaştığın ilk anda ,,onun bir gün ölüp toprağın altına gireceğine emin olabilirsin .."
üzgün değildim. kurtardığım kişiyi seviyordum ve mutlu olmasını istiyordum. yanımdan geçtiler ve şunları söyledim kendi kendime.
"Her aşık oluşumda "Bu sefer unutmayacağım, ebediyen seveceğim." dedim. Her aşık olduğum kişiye, "Seni seviyorum" dedim. Her seferinde aşk geldi geçti her seferinde o kişiyi unuttum. Sadece bir kez "Nasılsa unutacağım, gelir geçer." dedim. Sadece bir kişiye "seni ...seviyorum" demedim. Ne ömrüm boyunca o kişiyi unutabildim ne de bir başkasına "seni seviyorum" diyebildim. "
yere, gri bulutların içine doğru düşüyordum.
Çakılmamla uyanmam bir oldu.
Beşiktaş iskelesindeydim. Bulutların üstünde bir kuşla bir çiçek birbirleriyle konuşuyordu.
aslında sadece kuş konuşuyordu çünkü çiçek onu anlamıyordu.
kuş şunları dedi
I got my ticket for the long way ‘round Two bottle ‘a whiskey for the way And I sure would like some sweet company And I’m leaving tomorrow, wha-do-ya say?
cevap gelmedi
devam etti kuş
I’ve got my ticket for the long way ‘round The one with the prettiest of views It’s got mountains, it’s got rivers, it’s got sights to give you shivers But it sure would be prettier with you
çiçek dayanamayıp solmaya başladı.
kuş ağlamaya başladı ve çiçeği gözyaşlarıyla sulamaya başladı.
çiçek kuşun gözyaşlarıyla o kadar büyümeye başladı ki, uzadıkça uzadı. uzaklaştı kuştan.
sonra kuş çiçeğe yetişmek için uçmaya başladı, belli bir süre sonra yoruldu ve çiçeğin bir dalına kondu.
çiçeğe ulaşmak imkansızdı.
birden şiddetli bir rüzgar esmeye başladı ve çiçeğin bir yaprağı düştü.
sonra diğerleri de düşmeye başladı.
kuş yukarıya baktığında, çiçeğin denizde boğulduğunu gördü.
çiçeğin yaprakları düştükçe yerde şu yazıyı oluşturdu.
when I'm gone, just carry on Don't mourn, rejoice Everytime you hear the sound of my voice Just know that, I'm lookin' down on you smilin' And i didn't feel a thing So please don't feel no pain Just smile back
kuş şunları söyledi;
When I’m gone When I’m gone You’re gonna miss me when I’m gone You’re gonna miss me by my walk You’re gonna miss me by my talk, oh You’re gonna miss me when I’m gone
kızdı ve uçarak gitti
çiçeği aldım. çiçek ilk haline döndü. o sırada kurtardığım kişiyi gördüm. yanıma geldi. ben de çiçeği ona verdim.
bana dedi ki
Goodbye 1000 times Youll always have a special place In my heart you know that Its just I cant be with you anymore its over Goodbye 1000 times Things may not work out with him And if they dont Then Ill certainly call you Goodbye 1000 times You mean a lot to me I still really want to be friends with you
çiçeği aldı ve gitti.
dediklerinden sonra gitti. ben de deniz kenarındaki banka uzandım ve uyudum. rüya görmeye başladım.
rüyamda çiçeğin dalındaki kuşu gördüm. karşıma geldi. uyuyamıyorum dedim..
uyuyamıyorsan gözlerini kapa ve sabah olana kadar açma dedi. gözlerimi kapattım ve beni aşağı doğru çekti.
bu anı daha önce yaşamıştım. bir anda uyandım ve anladım ki, beni kurtaran bu kuştu.
ve ben o kuşun sevgilisini çalıp bir başkasına vermiştim.
kuş sevdiği çiçeği arıyordu. bunun için beni hem aşağı itip öldürmeye çalışmıştı, hem de kurtarmıştı.
hiç bir zaman kurtardığım kişiyi bulamadım. hiç bir zaman verdiğim çiçeği bulamadım.
Ve her gece uyuyamadığımda, o kuş geldi karşıma.
Her gece aynı kabusu görmeye devam ettim.
Gündüzleri bir şekilde idare ettim ama gece olunca, yatağımda soğuk soğuk terledim..
En son sözlerim ise şunlar oldu;
Ya mekan yanlisti ya zaman, ya dusunceler yanlisti ya kararlar, ya soylediklerim yanlisti ya gozlerin, ya ben yanlistim ya da sen..
THE END
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi ne bilim ben ya adamı -- 25 Ağustos 2013; 0:55:31 >
şarkı sözlerini kullanarak doğaçlama yazdım beyler
Part 1-
Hayal kurmaya başladığım günden beri sadece gündüzleri uyuyorum. Hayallerimin yıkıldığı günden itibaren de kabuslar görüyorum.
Şafak sökerken bir anda gözlerim kapandı ve yere düştüm. Hayal mi yoksa rüya mı, bir şeyler görmeye başladım.
Evimin balkonundan dışarıya bakıyordum. Bir kuş uçuyordu ve tam karşıma geldi, durdu. Uyuyamıyorum dedim. Uyuyamıyorsan gözlerini kapa ve sabah olana kadar açma dedi. Gözlerimi o an kapattım ve rüya içinde rüya görmeye başladım. Kuş gagasıyla beni öne doğru çekti. Ellerim kaydı ve aşağı doğru düşmeye başladım. Gözlerimi açamıyordum. Ne bağırabiliyordum ne hareket edebiliyordum.
Saniyeler sonra öleceğimi, ölünce kurtulabileceğimi düşündüm ve biraz olsun rahatladım. Tam yere çakılacakken bir ejderha geldi ve beni kurtardı.
Yükselmeye başladık. Bulutların üstüne çıktık. Ejderhanın kanatları alevler içindeydi, yanıyordu. Ejderha sessizce gülüyordu.
Yavaşça alçalmaya başladık. Beşiktaş ile Üsküdar arasında bir yerdeydik. Köprünün üstünde insanlar vardı. Hepsini tanıyordum. Daha önce öldürdüğüm insanlardı.
Ejderha onların köprüden atlamak için beklediklerini söyledi. Güneş açmaya başladı ama kapkaranlıktı güneş. Her şey tersine dönmüştü bir anda. Deniz gökyüzündeydi, bulutlar da köprünün altında.
Ejderha bulutlara doğru hızla uçmaya başladı. Bulutlara çakıldık. Karanlık bulutların arasında gezerken karşıma bir balık çıktı ve şunları söyledi;
"No more tears my heart is dry, I don't laugh and I don't cry."
Balığı avcuma alıp sıktım. Ağzından bir kağıt çıktı. Kağıtta bir şeyler yazılıydı. Tam kağıdı yakalayacakken ejderha uçmaya başladı ve yakalayamadım.
Bulutların arasında süzülürken bir bira gördüm ve içmeye başladım.
İçerken bir müzik çalmaya başladı ve şarkının sözleri şöyleydi;
"I woke up this morning and got myself a beer. well, the future is uncertain and the end is always near."
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye Ol Şimdi DeğilÜye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi ne bilim ben ya adamı -- 25 Ağustos 2013; 0:58:01 >