Azam Ali'nin 'A Chantar M'er' isimli Oksitanca şarkısını dinlerken, bu halkın ve dilin yüzyıllar önce uğradığı kıyım hakkında bir vakit, yine bu forumda, karaladıklarımı bir konu başlığına çevirmem gerektiğine karar verdim. Günümüzde yalnızca yaklaşık 1.5 milyon kişi tarafından kullanılan Oksitan dili, esasen köklü bir geçmişe sahiptir. Ancak ne yazık ki Oksitanlar, 13. yüzyılın başlarında bir büyük felaketle yüzleşmişlerdir. Bakalım ne olmuş...
Katolik Hristiyanların ruhani lideri Papa 3. İnnocentius'un telkiniyle, yönlendirmesiyle Albi (Albigeois) ve Languedoc'da insanlık tarihinin en büyük dramlarından biri yaşandı, yaşattırıldı. Sene 1208...
Günümüz Fransasının güneyinde, Kuzeylilerden ve Avrupa'nın genelinden çok farklı yaşayan halk, Katolik inancına tehdit olarak görülmüştür. Kendilerine has Hristiyanlık yorumlarına, 'Katharizm' denilmekteydi. Papa 3. İnnocentius diplomatik yoldan bu 'tehditi' durdurmakta başarısız kalınca; bölge insanını kollayan önemli Kontlardan Tuluslu (Toulouse) 6. Raymond'la görüşmek üzere bir elçi gönderir. Gönderilen Papalık elçisi Pierre de Castlenau, hiddetli geçen görüşmenin ertesi gün öldürülür. Papa, 'kutsal savaş' emri vermek için artık yeterli hakkı olduğuna inanıyordur.
Sefere katılımı artırmak için feth edilen toprakların, savaş lordlarına paylaştırılacağı garantisi verilince ok yaydan çıkar ve Kuzey Fransa'nın hırslı baronlarının askerleri ile Papalık emrindeki Tapınak şovalyelerinin sayısı, 30 binin üzerine ulaşır.
Lyon'da güneye inmek üzere toplanan orduyu gören 6. Raymond, Katharlara karşı savaşma sözü verince -daha önce ilan edilen- afaroz hükmü Papa tarafından kaldırılır ve katliam başlar.
Ciddi bir direnişle karşılaşmayan ordu, ilk toplu katliamını henüz savaşın başında Béziers şehrinde gerçekleştirir. Kalenin içerisindeki herkes, kadın ve çocuk ayrımı güdülmeden, kılıçtan geçirilir. Peşi sıra 1209 yılında Carcassonne 'cezalandırılır' ve bu kilit noktanın düşüsünü takip eden mevsimlerde Albi, Montréal, Lomber gibi şehirlerdeki halk kılıçtan geçirilir.
Seneler süren yağmalama ve soykırım nihayetinde, Simon de Montfort komutasındaki ordunun 1215 yılında, Toulouse şehrinde yaptığı kıyımla, doruk noktasına ulaşır. İsyanlar, direnişler, yok edilişler ve göz yaşıyla geçen 20 sene sonrasında, koca bir inanış ve uygarlık ortadan kaldırılmıştır.
Evet, orada ne Fransız ne İspanyol olan bir Oksitan (Occitan) uygarlığı vardı. Birçok güzellik, birçok değer yaratmıştı. Okullarında -Kuzey'in aksine- Yunanca, İbranice, Arapça ders olarak okutuluyordu. Lakin Montfort gibi 'soyluların' kılıçıyla, yok edilmişlerdir. Bu facia bir bakıma, Fransız ulusunun doğuşuna yardımcı olmuştur. Güney toprakları artık Kuzey'le birleşebilirdi, çünkü Güney yoktu artık, ölmüştü. Birkaç yüz yıl sonra, belki de bu yüzden bazı Güney eyaletleri ateşli bir şekilde Fransız İhtilali'ne destek vermiştir. Kim bilir...
Son olarak, sözünü ettiğim şarkıyı dinlemek ve bu dili işitmek isteyenler için:
Katolik Hristiyanların ruhani lideri Papa 3. İnnocentius'un telkiniyle, yönlendirmesiyle Albi (Albigeois) ve Languedoc'da insanlık tarihinin en büyük dramlarından biri yaşandı, yaşattırıldı. Sene 1208...
Günümüz Fransasının güneyinde, Kuzeylilerden ve Avrupa'nın genelinden çok farklı yaşayan halk, Katolik inancına tehdit olarak görülmüştür. Kendilerine has Hristiyanlık yorumlarına, 'Katharizm' denilmekteydi. Papa 3. İnnocentius diplomatik yoldan bu 'tehditi' durdurmakta başarısız kalınca; bölge insanını kollayan önemli Kontlardan Tuluslu (Toulouse) 6. Raymond'la görüşmek üzere bir elçi gönderir. Gönderilen Papalık elçisi Pierre de Castlenau, hiddetli geçen görüşmenin ertesi gün öldürülür. Papa, 'kutsal savaş' emri vermek için artık yeterli hakkı olduğuna inanıyordur.
Sefere katılımı artırmak için feth edilen toprakların, savaş lordlarına paylaştırılacağı garantisi verilince ok yaydan çıkar ve Kuzey Fransa'nın hırslı baronlarının askerleri ile Papalık emrindeki Tapınak şovalyelerinin sayısı, 30 binin üzerine ulaşır.
Lyon'da güneye inmek üzere toplanan orduyu gören 6. Raymond, Katharlara karşı savaşma sözü verince -daha önce ilan edilen- afaroz hükmü Papa tarafından kaldırılır ve katliam başlar.
Ciddi bir direnişle karşılaşmayan ordu, ilk toplu katliamını henüz savaşın başında Béziers şehrinde gerçekleştirir. Kalenin içerisindeki herkes, kadın ve çocuk ayrımı güdülmeden, kılıçtan geçirilir. Peşi sıra 1209 yılında Carcassonne 'cezalandırılır' ve bu kilit noktanın düşüsünü takip eden mevsimlerde Albi, Montréal, Lomber gibi şehirlerdeki halk kılıçtan geçirilir.
Seneler süren yağmalama ve soykırım nihayetinde, Simon de Montfort komutasındaki ordunun 1215 yılında, Toulouse şehrinde yaptığı kıyımla, doruk noktasına ulaşır. İsyanlar, direnişler, yok edilişler ve göz yaşıyla geçen 20 sene sonrasında, koca bir inanış ve uygarlık ortadan kaldırılmıştır.
Evet, orada ne Fransız ne İspanyol olan bir Oksitan (Occitan) uygarlığı vardı. Birçok güzellik, birçok değer yaratmıştı. Okullarında -Kuzey'in aksine- Yunanca, İbranice, Arapça ders olarak okutuluyordu. Lakin Montfort gibi 'soyluların' kılıçıyla, yok edilmişlerdir. Bu facia bir bakıma, Fransız ulusunun doğuşuna yardımcı olmuştur. Güney toprakları artık Kuzey'le birleşebilirdi, çünkü Güney yoktu artık, ölmüştü. Birkaç yüz yıl sonra, belki de bu yüzden bazı Güney eyaletleri ateşli bir şekilde Fransız İhtilali'ne destek vermiştir. Kim bilir...
Son olarak, sözünü ettiğim şarkıyı dinlemek ve bu dili işitmek isteyenler için:
Videoyu izlemek için tıklayınız
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye Ol Şimdi DeğilÜye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Yazat -- 16 Nisan 2010; 16:29:24 >