1. sayfa
Bu dünyayı kendi duyusal varoluşu içinde biçimlendiren ve şu an onun içinde zincire vurulmuş olarak yaşıyor görünen Devler, gerçekte dünyadaki dirimin nedenleri ve tüm canlılığın kaynaklarıdırlar. Lakin zincirler, enerjiye karşı direnme gücü taşıyan zayıf ve uysal zihinlerin kurnazlığıdır ki, mesele göre, cesareti az olan şeytanlıkta ustadır. Bu yüzden, varlığın bir kısmı Doğurgan, diğer kısmıysa Yok edicidir. Yok eden için, var eden zincire vurulmuş gibidir, oysa böyle değildir bu, o sadece varoluştan paylar alır ve bunu bütün sanır. Eğer ki Yok eden, bir deniz misali, hazlarının fazlasını kabul etmezse, Doğurgan Doğurganlıktan kesilecektir. Bazıları şöyle diyecektir: ‘Tanrı tek Doğurgan değil midir? ‘ Yanıtlayayım: ‘Tanrı sadece Eyler ve Vardır, var olan varlıklarda ya da İnsanlarda.’ Bu iki tür insan daima yeryüzündedir ve düşman olmaları gerekir; her kim ki onları uzlaştırmaya çalışır, varoluşu yok etmek istiyor demektir. Din, bu ikisini uzlaştırma çabasıdır. Not: İsa Mesih onları birleştirmek değil, koyunlar ve keçiler Meselinde olduğu gibi, ayırmak istedi ve şöyle dedi: ‘Barış değil, kılıç getirmeye geldim.’ Mesih ya da Şeytan, ya da Baştan Çıkarıcı, enerjilerimizin kaynağı olan Tufan-öncesi varlıkların biri gibi düşünülürdü eskiden. Cehennem Meselleri - William Blake |
|
William Blake'in yabancı dilde kitaplarını Pandora'dan bulabilirsiniz. D&R ürün listesi idefix ürün listesi Kitap Yurdu ürün listesi PTT Kitap ürün listesi There is no Natural Religion Doğal Din Yoktur (a) Sav. İnsanın eğitimle edinilen dışında bir törel uygunluk kavramı yoktur. Sonuç olarak o yalnızca Duyuya bağlı bir doğal örgendir. I. İnsan doğal yolla algılayamaz, bunu ancak doğal ya da gövdesel örgenleri ile başarır. II. İnsan usavurma erkiyle yalnızca algılamış olduklarını karşılaştırıp üzerlerinde yargıya varabilir. III. Yalnızca üç duyu ya da üç öğeden gelen bir algıdan kimse bir dördüncü ya da beşinciyi çıkarsayamaz. IV. Kimsenin, eğer örgensel algılar dışında bir şeyi yoksa, doğal ya da örgensel düşüncelerden başka bir şeyi olamaz. V. İnsanın istekleri algıyla sınırlıdır, kimse algılamadığı şeye istek duymaz. VI. İnsanın yalnızca duyu örgenleri aracılığı ile edindiği istek ve algılar duyu nesneleriyle sınırlı olsa gerektir. Sonuç. Eğer Ozansı ya da Yalvaçsı öz yapı olmasaydı, Felsefel ve Deneysel olan çok geçmeden tüm nesnelerin ussal bir ölçeği olur ve aynı kör çevrimi yineleyip durmak dışında bir şey beceremeden öylece kalıverirdi. (b) I. İnsanın algıları algı örgenleriyle sınırlanmış değildir, insan Duyunun (hep çok keskin olsa da) açığa çıkaracağından ötesini algılayabilir. II. Us ya da bilmekte olduklarımızın ölçeği daha fazlasını bildiğimizde bulunacağı durumla aynı değildir. III. [Bu önerme eksiktir.] IV. Sınırlanmış olan hiç mi hiç sevilmez onu barındıranca. Aynı kör çevrim, bu bir evreninki bile olsa, çok geçmeden karmaşık çarklardan oluşan bir öğütücüye dönüşecektir. V. Eğer çok olan, ele geçirildiği zaman aynı şeye dönüşürse az olanla, yanılgıya düşmüş bir ruhun çığlığıdır Daha! Daha! Tümden az olan şey doyum vermez insana. VI. Kişi elde edemeyeceği şeye istek duymaktaysa, umutsuzluk olsa gerek onun bengi yazgısı. VII. İnsanın istediği Bitimsiz oldukta, sahip olmaklık Bitimsizdir, kendisi de öyle. Uygulama. Tüm nesnelerde Bitimsizi gören görür Tanrı'yı. Yalnızca Us Ölçeğini gören kendini görür anca. Bundan dolayı bizim gibi olmayla başlar Tanrı, biz de onun gibi olabiliriz böylece. Yazıyı C. Hakan Arslan'ın Kaplan Kaplan çevirisinin 23-24. sayfalarından aldım. |
| Zamanında anlaşılamamış hala da Türkiye'de yeterince bilinmiyor. The Proverbs of Hell harika.http://www.youtube.com/watch?v=xghpb_myA0E Marilyn Manson harika okumuş. |
|
@Nuhancuri Marilyn Manson gerçekten iyi okumuş. İnsanın içindeki sonsuz boşluğun soğukluğunu hissettiren bir şiir ve bu ses gerçekten harika bir uyum sergilemiş. William Blake dediğiniz gibi Türkiye'de çok az biliniyor ayrıca bilenler de yanlış tanıyor. Birçok insan gördüm internette William Blake'i dinsiz çıkaran ve saçma konuştuğunu sanan. Anlamadan yorum yapanlar yüzünden Blake'i tanımayan insanlar da onu yanlış anlıyorlar. Blake'in özgün yazışının, fikirleri direkt insanın yüzüne vurması okuyana başlarda rahatsızlık veriyor ve bunun derinine inmeyenler de yüzeysel olarak anlayabiliyorlar Blake'i. Teşekkür ederim paylaşımınız için. |
|
A Divine Image Cruelty has a Human Heart And Jealousy a Human Face Terror, the Human Form Divine And Secrecy, the Human Dress The Human Dress, is forged Iron The Human Form, a fiery Forge. The Human Face, a Furnace seal'd. The Human Heart, its hungry Gorge. Tanrısal Bir İmge Bir İnsan Yüreği var Kıyıcılığın Ve Kıskançlığın bir İnsan Yüzü Dehşetin Tanrısal İnsan Sureti Ve Gizliliğin İnsan Giysisi İnsan Giysisi dökme Demirdir Kızgın Dökümhane İnsan Sureti. İnsan Yüzü damgalanmış bir Ocak Onun aç Gırtlağı İnsan Yüreği. |
|
Ah! Sun-flower Ah! sunflower, weary of time, Who countest the steps of the sun, Seeking after that sweet golden clime Where the traveller’s journey is done; Where the youth pined away with desire, And the pale virgin shrouded in snow, Arise from their graves and aspire; Where my sunflower wishes to go. Ah, Günebakan! Ah, Günebakan! zamandan bezmiş, Güneş'in adımlarını sayar; Gezginin yolculuğunun bittiği yerin, O parlak diyarın peşinden koşar; Genç adamlar tutkudan sararıp solar orada, Ve solgun Bakireler, kardan kefenler içinde, Kalkarlar mezarlarından, ve yükselirler, Günebakan'ımın gitmek istediği yere. Not: Her ne kadar çevirileri de olsa bazı şiirlerin yeterince iyi değiller. Yani Türkçe haliyle okunan bir Blake şiiri hem o duyguyu yeterince vermeyebilir hem de anlatmak istediğinden sapabilir. O yüzden orijinal hallerini okumayı tavsiye ederim herkese. Biraz uğraşıp kendinizce çevirip anlamak o muhteşem hazzı verecektir. |
|
Blake sorunsalı, onun çeviri ile kayba uğraması, pür metinlerinin ki çoğu uzun düz yazı şiirlerdir, saflığını kaybetmesi. Bazı şairlerde kullandıkları dil, algısal kurguları, dil ile yapılan tuzaklar, çeviri ile soluklaşıyorlar. Ezra Pound, Lautreamount,... Tanrı çevirmenleri korusun |
|
@as74 Tiger! Tiger! Tiger! Tiger! burning bright In the forests of the night: What immortal hand or eye Could frame thy fearful symmetry? In what distant deeps or skies Burnt the fire of thine eyes? On what wings dare he aspire? What the hand dare seize the fire? And what shoulder, & what art, Could twist the sinews of thy heart? And when thy heart began to beat, What dread hand? & what dread feet? What the hammer? what the chain? In what furnace was thy brain? What the anvil? what dread grasp Dare its deadly terrors clasp? When the stars threw down their spears, And water'd heaven with their tears, Did he smile his work to see? Did he who made the Lamb make thee? Tiger! Tiger! burning bright In the forests of the night: What immortal hand or eye Could frame thy fearful symmetry? Kaplan! Kaplan! Gecenin ormanları içinde yanan, Işıldayan parıltı, sen Kaplan, Kaplan! Ölümsüz hangi el veyahut göz, hangi, Yarattı sendeki bu korkunç ahengi? Tutuştu hangi fersah fersah derinler Ve göklerde, gözlerindeki yangınlar? Hangi kanada güvenip de yükseldi? Ateşi tutan o hangi cesur eldi? Büktü hangi omuz ve hangi beceri Senin yürek kasındaki kirişleri? Atmaya başladığı vakit o yürek, Çevirdi hangi müthiş el veya ayak? Hangi çekiçti? Hangi zincir? Ve beynin Nasıl bir ocağın içindeydi senin? Hangi örstü? Müthiş hangi pençe, kendi Ölüm korkusun kavramaya yeltendi? Yıldızlar mızraklarını yollayınca, Gökleri gözyaşlarıyla sulayınca, Gülümsedi mi O görüp eserini? Kuzuyu halk eden mi halk etti seni? Gecenin ormanları içinde yanan, Işıldayan parıltı, sen Kaplan, Kaplan! Ölümsüz hangi el veyahut göz, hangi, Yarattı sendeki bu korkunç ahengi? Saf metindeki ahengi yakalayamayan çevirileri okumak sanatçıyı da kalitesiz gösterebiliyor. Mesela bu şiirdeki korkuyu bana çevirilerinin hiçbiri hissettirememişti. İnsan aslını okurken kavramlar üzerine, çatışmalar ve zıtlıklar üzerine fikir yürütüyor. Fakat çeviri ise sadece güzel görünme amacı taşıyor. En büyük sorunlardan biri. Katılıyorum size. |
1. sayfa
To see a world in a grain of sand,
And a heaven in a wild flower,
Hold infinity in the palm of your hand,
And eternity in an hour.
Görmek bir kum tanesinde bir dünya,
Ve bir cennet bir yaban çiçeğinde,
Tutmak sonsuzluğu avucunda,
Ve ebediyeti bir saatin içinde.
Ve sonra şiirlerinde çok derin anlamlar buldum. Bu konuyu da onun için açtım. Eğer William Blake'i okumuş olanlar var ise hakkında tartışmalar yapılabilir. Eğer daha önce okumamış olan da var ise böylece tanımış olur.
Anılası Bir Düş , Levha 17-20
"Cennet ve Cehennemin Evliliği" Notları:
Karşıtlıklar yoksa ilerleme olmaz. Çekim ve itim, akıl ve enerji, aşk ve nefret insan varoluşu için gereklidir. Bu karşıtlıklardan, dinin İyi ve Kötü dediği ortaya çıkar. İyi edilgendir, Akıl'a boyun eğer. Kötü, Enerji'den doğan ve etkin olandır. İyi cennettir, kötü cehennem.
Kutsal kitapların ya da kutsal yasaların hepsi şu yanılgıların nedeni olmuştur.
1- Hani ya, insanın iki gerçek varoluş ilkesi vardır: bir Beden ve bir Ruh.
2- Enerji, ki kötü bellenmiştir, yalnızca bedenden gelir ve akıl, ki iyi denir ona, sadece ruhtan gelir.
3- Tanrı, enerjilerin peşinden giden insana sonsuzluk içinde eziyet edecektir.
Oysa bunların karşıtıdır gerçek olan:
1- Ruhundan ayrı bir bedeni yoktur insanın, zira beden, beş duyuyla sezilen ruhun parçasıdır, ki bu duyular bu çağda ruhun başlıca giriş kapılarıdır.
2- Enerji yegane yaşamdır ve bedenden kaynaklanır ve akıl, enerjiyi sınırlayan ya da onu dıştan kuşatandır.
3- Enerji sonsuz hazdır.
Peygamber İşaya ve Peygamber Hezekiel benimle yemek yedi ve nasıl böylesine emin bir şekilde ve hiç çekinmeden, Tanrının kendileriyle konuştuğunu öne sürmeye cesaret ettiklerini sordum onlara; ve aynı zamanda yanlış anlaşılıp, bir dayatma nedeni olacaklarını düşünüp düşünmediklerini de.
İşaya yanıtladı: "Sınırlı ve organik bir algıyla ne gördüm ne işittim tanrıyı; lakin duyularım her şeyin içindeki sonsuzu keşfetti, işte o zaman, haksızlığa öfkelenen dürüst sesin tanrının sesi olduğundan hiç kuşku duymadığım için, sonuçlarına aldırmadan yazdım."
http://tr.wikipedia.org/wiki/William_Blake
http://tr.wikiquote.org/wiki/William_Blake
http://www.amblesideonline.org/Blake.shtml - Masumiyet Şarkıları'ndan şiirleri içeren yabancı sayfa. İngilizcesi olan arkadaşlar okuyabilir buradan. Eğer merak edilen olursa çevrilebilir bazı şiirler.
http://www.william-blake.org/
Paylaşmaya devam edeceğim. Sizlerin de beğendiği kısımlar var ise buraya yazarsanız üzerinde konuşabiliriz.
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye Ol Şimdi DeğilÜye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.