Arama butonu
Bu konudaki kullanıcılar: 1 misafir
8
Cevap
2985
Tıklama
0
Öne Çıkarma
William Blake
S
13 yıl (4509 mesaj)
Yüzbaşı
Konu Sahibi

ODTÜ'nün "Parçacık Fiziği" kitabının girişinde bir dörtlük ile tanıştım William Blake ile.

To see a world in a grain of sand,
And a heaven in a wild flower,
Hold infinity in the palm of your hand,
And eternity in an hour.


Görmek bir kum tanesinde bir dünya,
Ve bir cennet bir yaban çiçeğinde,
Tutmak sonsuzluğu avucunda,
Ve ebediyeti bir saatin içinde.


Ve sonra şiirlerinde çok derin anlamlar buldum. Bu konuyu da onun için açtım. Eğer William Blake'i okumuş olanlar var ise hakkında tartışmalar yapılabilir. Eğer daha önce okumamış olan da var ise böylece tanımış olur.

Anılası Bir Düş , Levha 17-20

Bir Melek yanıma geldi ve dedi ki: ‘Ah acınası aptal genç adam! Ah ürkünç kişi! Ah dehşetli durum! Sonsuza dek kendin için hazırlıyor ve büyük bir hızla geçip gidiyor olduğun kavurucu zindanı düşün hele bil’ 
Dedim ki: ‘Belki bana ebedi yazgı göstermek istersin ve oturup üzerinde birlikte düşünürüz, hangimizin yazgısı en çekici, anlarız.’
Sonra beni bir ahırın ve bir kilisenin içinden geçirerek, dibinde bir kalıphane olan mabedin mahzenine indirdi. Kalıphaneden geçtik ve bir mağaraya vardık. Mağaranın dolambaçlı yollarından aşağıya, can sıkıcı yolumuzda el yordamıyla ilerledik ve nihayet altımızda, yeraltı göğü gibi uçsuz bucaksız bir boşluk belirdi ve ağaçların köklerine tutunup bu ummanın üzerinde sallandık.
Dedim ki: ‘Hadi gel kendimizi boşluğa bırakalım ve Tanrının inayeti burada mıymış görelim. Sen yapmasan da ben yapacağım.’ Dedi ki: ‘Hiç kalkışma, Ah genç adam, burada kal ve karanlık dağılır dağılmaz ortaya çıkacak yazgını gör.’
Böylece onunla kaldım, bir meşenin kıvrılmış köküne oturarak. O, derinlere doğru baş aşağı sarkan bir mantara asılıydı.
Derken, uçsuz bucaksız Cehennemi gördük, yanan bir kentin dumanı gibi alevler içindeydi, altımızda, sonsuz bir mesafede simsiyah ama parıldayan güneş duruyordu, onun da çevresinde, en korkunç hayvan biçimleriyle pislikten fışkırmış, ki hava bunlarla doluydu ve sanki bunlardan var edilmiş gibiydi, uçan ya da sonsuz boşlukta yüzen avların peşinden sürünen devasa örümceklerin dönüp durdukları, alevli yollar uzanıyordu. İblislerdir bunlar ve onlara havanın güçleri denir. Hangisi benim sonsuz yazgım, diye sordum, yoldaşıma dönüp. ‘Siyah ve beyaz örümceklerin arasındaki,’ dedi.
Lakin ve birden, siyah ve beyaz örümceklerin arasından bir bulut ve ateş patlayıverdi, altındaki her şeyi karartarak derinlere doğru yuvarlandı; öyle ki, aşağıdaki derinlik bir deniz gibi kapkara kesildi ve korkunç bir gürültüyle devrildi. Altımızda görülecek hiçbir şey yoktu artık, yalnızca kapkara bir fırtına; ta ki, bulutlar ve dalgalar arasından doğuya doğru bakınca, ateşlerle karışmış bir kan çağlayanı gördük ve durduğumuz yerden birkaç taş fırlayıp korkunç bir yılanın puhu kıvrımlarına gömüldü yeniden.
Sonunda, doğuya doğru üç derece uzakta, dalgaların üzerinde alevlerle kaplı bir tepe belirdi, altın kayalardan bir dağ sırası gibi yükseldi usulca; baktıkça, denizin duman bulutları içinde uzak1aştığı kıpkızıl iki ateş küresi keşfettik, derken onun, ağzını ve kırmızı solungaçlarını gördük; öfkeden kuduran ve kanın ışıltılarıyla kapkara derinliği çınlatan köpüklerin üzerinden sarkmış, bize doğru ilerliyordu, tinsel bir varoluşun korkunç öfkesiyle.
Dostum Melek durduğu yerden kalıphaneye tırmandı. Tek başıma kalmıştım ki bu görünüm ansızın kayboldu, ve kendimi ay ışığının altında hoş bir ırmağın kıyısında otururken buldum, arp çalan bir şarkıcıyı dinliyordum, şarkısının sözleri şöyleydi: ‘Sabit fikirli kişi durgun suya benzer ve aklın sürüngenlerini yaratır.’
Kalktım ve kalıphaneyi araştırdım, Meleğime rastladım orada, şaşırmıştı, nasıl kurtulduğumu sordu bana. Dedim ki: ‘Gördüğümüz her şeyin nedeni senin metafiziğindi, çünkü sen uzaklaşır uzaklaşmaz, ay ışığı düşmüş bir ırmağın kıyısında, kendimi bir arpçıyı dinlerken buldum. Artık ebedi yazgımı görmüş olduk, ben de seninkini göstereyim mi sana! ‘ Önerime kahkahalarla güldü, ama birden onu kollarımla sımsıkı kavradım ve gece boyunca, yeryüzünün gölgesi üzerinde yükselinceye dek, batıya doğru uçtum. Sonra onunla birlikte kendimi, güneşin gövdesinin ta içine fırlattım. Burada beyazlara büründüm, Swedenborg ciltlerini elime alarak harikulade iklimden içeri daldık ve Satürn’e gelene dek bütün gezegenleri geçtik. Durdum ve soluklandım ve ardından Satürn ile sabit yıldızların arasındaki boşluğa atladım.
‘İşte,’ dedim, ‘eğer ki ona uzay denebilirse, bu uzayda senin yazgın.’ Derken ahın ve kiliseyi gördük, onu alıp sunağa götürdüm, İncil’i açtım ve işte! Derin bir çukurdu, önümdeki Meleği iteleyerek içine indim, biraz sonra tuğladan yedi ev belirdi, birine girdik, içeride, hepsi de bellerinden zincirlenmiş bir kaç maymun ve Habeş maymunu vardı, dişlerini gösterip birbirlerini kapmaya çalışıyorlar, ancak zincirin kısalığı buna izin vermiyordu. Fakat bazen zincirlerin sündüğü oluyordu ve güçlü olan zayıfı yakaladı, sırıta sırıta çiftleşti önce onunla, ardından parçalayıp yuttu, tek tek kollarını kopararak, aciz bir beden kaldı geriye. Sırıttıktan ve aldatıcı bir şefkatle öptükten sonra, diğerleri de çarçabuk yiyip bitirdi gövdeyi ve etrafta kendi kuyruğundan iştahla et koparan biri vardı. Leş kokusu her ikimizi de fena halde rahatsız edince kalıphaneye girdik, ve ellerimle, kalıphanenin içinde Aristoteles’in Analitik’i oluveren bir gövdenin iskeletini taşıyordum.
Melek birden, ‘Senin sınırsız hayal gücün beni rahatsız etti,’ dedi, ‘utanmalısın.’
Dedim ki, ‘Birbirimizi kandınyoruz biz, ki yapıtları sadece Analitik olan senle konuşmak, boşa vakit kaybı.’


"Cennet ve Cehennemin Evliliği" Notları:

Karşıtlıklar yoksa ilerleme olmaz. Çekim ve itim, akıl ve enerji, aşk ve nefret insan varoluşu için gereklidir. Bu karşıtlıklardan, dinin İyi ve Kötü dediği ortaya çıkar. İyi edilgendir, Akıl'a boyun eğer. Kötü, Enerji'den doğan ve etkin olandır. İyi cennettir, kötü cehennem.




Kutsal kitapların ya da kutsal yasaların hepsi şu yanılgıların nedeni olmuştur.
1- Hani ya, insanın iki gerçek varoluş ilkesi vardır: bir Beden ve bir Ruh.
2- Enerji, ki kötü bellenmiştir, yalnızca bedenden gelir ve akıl, ki iyi denir ona, sadece ruhtan gelir.
3- Tanrı, enerjilerin peşinden giden insana sonsuzluk içinde eziyet edecektir.

Oysa bunların karşıtıdır gerçek olan:
1- Ruhundan ayrı bir bedeni yoktur insanın, zira beden, beş duyuyla sezilen ruhun parçasıdır, ki bu duyular bu çağda ruhun başlıca giriş kapılarıdır.
2- Enerji yegane yaşamdır ve bedenden kaynaklanır ve akıl, enerjiyi sınırlayan ya da onu dıştan kuşatandır.
3- Enerji sonsuz hazdır.





Peygamber İşaya ve Peygamber Hezekiel benimle yemek yedi ve nasıl böylesine emin bir şekilde ve hiç çekinmeden, Tanrının kendileriyle konuştuğunu öne sürmeye cesaret ettiklerini sordum onlara; ve aynı zamanda yanlış anlaşılıp, bir dayatma nedeni olacaklarını düşünüp düşünmediklerini de.
İşaya yanıtladı: "Sınırlı ve organik bir algıyla ne gördüm ne işittim tanrıyı; lakin duyularım her şeyin içindeki sonsuzu keşfetti, işte o zaman, haksızlığa öfkelenen dürüst sesin tanrının sesi olduğundan hiç kuşku duymadığım için, sonuçlarına aldırmadan yazdım."




http://tr.wikipedia.org/wiki/William_Blake
http://tr.wikiquote.org/wiki/William_Blake
http://www.amblesideonline.org/Blake.shtml - Masumiyet Şarkıları'ndan şiirleri içeren yabancı sayfa. İngilizcesi olan arkadaşlar okuyabilir buradan. Eğer merak edilen olursa çevrilebilir bazı şiirler.
http://www.william-blake.org/

Paylaşmaya devam edeceğim. Sizlerin de beğendiği kısımlar var ise buraya yazarsanız üzerinde konuşabiliriz.

DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.

Üye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.

Üye Ol Şimdi Değil



S
13 yıl (4509 mesaj)
Yüzbaşı
Konu Sahibi


  • Ekim zamanı öğren, hasat vakti öğret, kışın keyfine bak.
  • Arabanı ve sabanını ölülerin kemikleri üzerinde sür.
  • Aşırılığın yolu bilgeliğin sarayına varır.
  • Sağgörü, yeteneksizliğin kur yaptığı zengin ve çirkin bir kız kurusudur.
  • Arzulayan ama eylemeyen, hastalık üretir.
  • Biçilmiş solucan sabanı affeder.
  • Suyu seveni ırmağa daldır.
  • Budala ile bilgenin gördüğü ağaç aynı değildir.
  • Yüzü ışık saçmayan asla bir yıldız olamaz.
  • Sonsuzluk, zamanın nimetlerine aşıktır
  • Meşgul arının kedere vakti yoktur.
  • Budalalığın zamanı saatle ölçülür, bilgeliğinkini hiçbir saat ölçemez.
  • Tüm sağlıklı besinler ağsız ya da kapansız yakalanır.
  • Kıtlık zamanında sayıyı, ağırlığı ve ölçüyü kaydet.
  • Hiçbir kuş sadece kendi kanatlarıyla çok yükseğe uçamaz.
  • Ölü bir gövde yaraların öcünü alamaz.
  • En yüce edim, kendinizden önce başkasını düşünmektir.
  • Budala kişi budalalığında diretseydi, bilge olurdu.
  • Budalalık hilekarlığın maskesidir.
  • Gururun pelerini Utançtır.
  • Hapishaneler yasanın’ taşlarıyla inşa edilir, kerhaneler dinin tuğlalarıyla.
  • Tavus kuşunun kibri Tanrının görkemidir.
  • Keçinin şehveti Tanrının cömertliğidir.
  • Aslanın gazabı Tanrının bilgeliğidir.
  • Kadının çıplaklığı Tanrının yapıtıdır.
  • Kederin aşırısı güler, neşenin fazlası gözyaşı döker.
  • Aslanların kükremesi, kurtların uluması, fırtınalı denizin öfkeden kabarması ve yok edici kılıç, insan gözünün göremeyeceği sonsuzun parçalarıdır.
  • Tilki kapanı suçlar, kendini değil.
  • Zevk döller. Keder doğurtur.
  • Erkek aslan postu, kadın, koyun kürkü giysin.
  • Kuşa bir yuva, örümceğe bir ağ, insana dostluk.
  • Sırıtkan bencil budala ile somurtkan huysuz budala, her ikisi de bilge sanılacaklar, ki belki ve böylece bir güç olacaklar.
  • Şimdi kanıtlanan eskiden sadece hayal edilirdi.
  • Sıçan, fare, tilki ve tavşan, kökleri gözler; aslan, kaplan, at ve fil meyveleri gözler.
  • Sarnıç tutar, pınar taşırır.
  • Bir düşünce ummanı doldurur.
  • Düşünceni söylemeye daima hazır ol, alçak kişi senden sakınacaktır.
  • İnanılası her şey, hakikatin imgesidir.
  • Kartal asla, kargayı öğrenmeye boyun eğdiği zamanki kadar vakit kaybetmemiştir.
  • Tilki kendi geçimini sağlar, Tanrı ise aslanınkini.
  • Sabahları düşün. Öğlen vakti eyle.


Bu dünyayı kendi duyusal varoluşu içinde biçimlendiren ve şu an onun içinde zincire vurulmuş olarak yaşıyor görünen Devler, gerçekte dünyadaki dirimin nedenleri ve tüm canlılığın kaynaklarıdırlar. Lakin zincirler, enerjiye karşı direnme gücü taşıyan zayıf ve uysal zihinlerin kurnazlığıdır ki, mesele göre, cesareti az olan şeytanlıkta ustadır.
Bu yüzden, varlığın bir kısmı Doğurgan, diğer kısmıysa Yok edicidir. Yok eden için, var eden zincire vurulmuş gibidir, oysa böyle değildir bu, o sadece varoluştan paylar alır ve bunu bütün sanır.
Eğer ki Yok eden, bir deniz misali, hazlarının fazlasını kabul etmezse, Doğurgan Doğurganlıktan kesilecektir.
Bazıları şöyle diyecektir: ‘Tanrı tek Doğurgan değil midir? ‘ Yanıtlayayım: ‘Tanrı sadece Eyler ve Vardır, var olan varlıklarda ya da İnsanlarda.’
Bu iki tür insan daima yeryüzündedir ve düşman olmaları gerekir; her kim ki onları uzlaştırmaya çalışır, varoluşu yok etmek istiyor demektir. Din, bu ikisini uzlaştırma çabasıdır.
Not: İsa Mesih onları birleştirmek değil, koyunlar ve keçiler Meselinde olduğu gibi, ayırmak istedi ve şöyle dedi: ‘Barış değil, kılıç getirmeye geldim.’
Mesih ya da Şeytan, ya da Baştan Çıkarıcı, enerjilerimizin kaynağı olan Tufan-öncesi varlıkların biri gibi düşünülürdü eskiden.

Cehennem Meselleri - William Blake


Bu mesaja 1 cevap geldi.
S
13 yıl (4509 mesaj)
Yüzbaşı
Konu Sahibi

William Blake'in yabancı dilde kitaplarını Pandora'dan bulabilirsiniz.

D&R ürün listesi
idefix ürün listesi
Kitap Yurdu ürün listesi
PTT Kitap ürün listesi

There is no Natural Religion 


(a)

The Argument. Man has no notion of moral fitness but from Education. Naturally he is only a natural organ subject to Sense.
I. Man cannot naturally perceive but through his natural or bodily organs.
II. Man by his reasoning power can only compare & judge of what he has already perceiv'd.
III. From a perception of only 3 senses or 3 elements none could deduce a fourth or fifth.
IV. None could have other than natural or organic thoughts if he had none but organic perceptions.
V. Man's desires are limited by his perceptions; none can desire what he has not perceiv'd.
VI. The desires & perceptions of man, untaught by anything but organs of sense, must be limited to objects of sense.
(b)
I. Man's perceptions are not bound by organs of perception; he perceives more than sense (tho' ever so acute) can discover.
II. Reason, or the ratio of all we have already known, is not the same that it shall be when we know more.
III. [This proposition is missing.]
IV. The bounded is loathed by its possessor. the same dull round, even of the universe, would soon become a mill with complicated wheels.
V. If the many become the same as the few when possess'd, More! More! is the cry of a mistaken soul; less than All cannot satisfy Man.
VI. If any could desire what he is incapable of possessing, despair must be his eternal lot.
VII. The desire of Man being infinite, the possession is Infinite & himself Infinite.

Conclusion.

If it were not for the Poetic or Prophetic Character the Philosophic & Experimental would soon be at the ratio of all things, and stand still, unable to do other than repeat the same dull round over again.
Application.
He who sees the Infinite in all things sees God. He who sees the Ratio only sees himself only.


Doğal Din Yoktur

(a)

Sav. İnsanın eğitimle edinilen dışında bir törel uygunluk kavramı yoktur. Sonuç olarak o yalnızca Duyuya bağlı bir doğal örgendir.

I. İnsan doğal yolla algılayamaz, bunu ancak doğal ya da gövdesel örgenleri ile başarır.
II. İnsan usavurma erkiyle yalnızca algılamış olduklarını karşılaştırıp üzerlerinde yargıya varabilir.
III. Yalnızca üç duyu ya da üç öğeden gelen bir algıdan kimse bir dördüncü ya da beşinciyi çıkarsayamaz.
IV. Kimsenin, eğer örgensel algılar dışında bir şeyi yoksa, doğal ya da örgensel düşüncelerden başka bir şeyi olamaz.
V. İnsanın istekleri algıyla sınırlıdır, kimse algılamadığı şeye istek duymaz.
VI. İnsanın yalnızca duyu örgenleri aracılığı ile edindiği istek ve algılar duyu nesneleriyle sınırlı olsa gerektir.

Sonuç. Eğer Ozansı ya da Yalvaçsı öz yapı olmasaydı, Felsefel ve Deneysel olan çok geçmeden tüm nesnelerin ussal bir ölçeği olur ve aynı kör çevrimi yineleyip durmak dışında bir şey beceremeden öylece kalıverirdi.

(b)

I. İnsanın algıları algı örgenleriyle sınırlanmış değildir, insan Duyunun (hep çok keskin olsa da) açığa çıkaracağından ötesini algılayabilir.
II. Us ya da bilmekte olduklarımızın ölçeği daha fazlasını bildiğimizde bulunacağı durumla aynı değildir.
III. [Bu önerme eksiktir.]
IV. Sınırlanmış olan hiç mi hiç sevilmez onu barındıranca. Aynı kör çevrim, bu bir evreninki bile olsa, çok geçmeden karmaşık çarklardan oluşan bir öğütücüye dönüşecektir.
V. Eğer çok olan, ele geçirildiği zaman aynı şeye dönüşürse az olanla, yanılgıya düşmüş bir ruhun çığlığıdır Daha! Daha! Tümden az olan şey doyum vermez insana.
VI. Kişi elde edemeyeceği şeye istek duymaktaysa, umutsuzluk olsa gerek onun bengi yazgısı.
VII. İnsanın istediği Bitimsiz oldukta, sahip olmaklık Bitimsizdir, kendisi de öyle.

Uygulama. Tüm nesnelerde Bitimsizi gören görür Tanrı'yı. Yalnızca Us Ölçeğini gören kendini görür anca.
Bundan dolayı bizim gibi olmayla başlar Tanrı, biz de onun gibi olabiliriz böylece.

Yazıyı C. Hakan Arslan'ın Kaplan Kaplan çevirisinin 23-24. sayfalarından aldım.


Bu mesaja 1 cevap geldi.
N
13 yıl (1124 mesaj)
Teğmen

Zamanında anlaşılamamış hala da Türkiye'de yeterince bilinmiyor. The Proverbs of Hell harika.http://www.youtube.com/watch?v=xghpb_myA0E Marilyn Manson harika okumuş.



S
13 yıl (4509 mesaj)
Yüzbaşı
Konu Sahibi

@Nuhancuri

Marilyn Manson gerçekten iyi okumuş. İnsanın içindeki sonsuz boşluğun soğukluğunu hissettiren bir şiir ve bu ses gerçekten harika bir uyum sergilemiş. William Blake dediğiniz gibi Türkiye'de çok az biliniyor ayrıca bilenler de yanlış tanıyor. Birçok insan gördüm internette William Blake'i dinsiz çıkaran ve saçma konuştuğunu sanan. Anlamadan yorum yapanlar yüzünden Blake'i tanımayan insanlar da onu yanlış anlıyorlar. Blake'in özgün yazışının, fikirleri direkt insanın yüzüne vurması okuyana başlarda rahatsızlık veriyor ve bunun derinine inmeyenler de yüzeysel olarak anlayabiliyorlar Blake'i. Teşekkür ederim paylaşımınız için.


Bu mesaja 1 cevap geldi.

Bu mesajda bahsedilenler: @Nuhancuri
N
13 yıl (1124 mesaj)
Teğmen

A Divine Image

Cruelty has a Human Heart
And Jealousy a Human Face
Terror, the Human Form Divine
And Secrecy, the Human Dress

The Human Dress, is forged Iron
The Human Form, a fiery Forge.
The Human Face, a Furnace seal'd.
The Human Heart, its hungry Gorge.

Tanrısal Bir İmge

Bir İnsan Yüreği var Kıyıcılığın
Ve Kıskançlığın bir İnsan Yüzü
Dehşetin Tanrısal İnsan Sureti
Ve Gizliliğin İnsan Giysisi

İnsan Giysisi dökme Demirdir
Kızgın Dökümhane İnsan Sureti.
İnsan Yüzü damgalanmış bir Ocak
Onun aç Gırtlağı İnsan Yüreği.


Bu mesaja 1 cevap geldi.
S
13 yıl (4509 mesaj)
Yüzbaşı
Konu Sahibi

Ah! Sun-flower

Ah! sunflower, weary of time,
Who countest the steps of the sun,
Seeking after that sweet golden clime
Where the traveller’s journey is done;

Where the youth pined away with desire,
And the pale virgin shrouded in snow,
Arise from their graves and aspire;
Where my sunflower wishes to go.

Ah, Günebakan!

Ah, Günebakan! zamandan bezmiş,
Güneş'in adımlarını sayar;
Gezginin yolculuğunun bittiği yerin,
O parlak diyarın peşinden koşar;

Genç adamlar tutkudan sararıp solar orada,
Ve solgun Bakireler, kardan kefenler içinde,
Kalkarlar mezarlarından, ve yükselirler,
Günebakan'ımın gitmek istediği yere.

Not: Her ne kadar çevirileri de olsa bazı şiirlerin yeterince iyi değiller. Yani Türkçe haliyle okunan bir Blake şiiri hem o duyguyu yeterince vermeyebilir hem de anlatmak istediğinden sapabilir. O yüzden orijinal hallerini okumayı tavsiye ederim herkese. Biraz uğraşıp kendinizce çevirip anlamak o muhteşem hazzı verecektir.



A
13 yıl (832 mesaj)
Yüzbaşı

Blake sorunsalı, onun çeviri ile kayba uğraması, pür metinlerinin ki çoğu uzun düz yazı şiirlerdir, saflığını kaybetmesi. Bazı şairlerde kullandıkları dil, algısal kurguları, dil ile yapılan tuzaklar, çeviri ile soluklaşıyorlar. Ezra Pound, Lautreamount,...
Tanrı çevirmenleri korusun



S
13 yıl (4509 mesaj)
Yüzbaşı
Konu Sahibi

@as74

Tiger! Tiger!

Tiger! Tiger! burning bright
In the forests of the night:
What immortal hand or eye
Could frame thy fearful symmetry?

In what distant deeps or skies
Burnt the fire of thine eyes?
On what wings dare he aspire?
What the hand dare seize the fire?

And what shoulder, & what art,
Could twist the sinews of thy heart?
And when thy heart began to beat,
What dread hand? & what dread feet?

What the hammer? what the chain?
In what furnace was thy brain?
What the anvil? what dread grasp
Dare its deadly terrors clasp?

When the stars threw down their spears,
And water'd heaven with their tears,
Did he smile his work to see?
Did he who made the Lamb make thee?

Tiger! Tiger! burning bright
In the forests of the night:
What immortal hand or eye
Could frame thy fearful symmetry?

Kaplan! Kaplan!

Gecenin ormanları içinde yanan,
Işıldayan parıltı, sen Kaplan, Kaplan!
Ölümsüz hangi el veyahut göz, hangi,
Yarattı sendeki bu korkunç ahengi?

Tutuştu hangi fersah fersah derinler
Ve göklerde, gözlerindeki yangınlar?
Hangi kanada güvenip de yükseldi?
Ateşi tutan o hangi cesur eldi?

Büktü hangi omuz ve hangi beceri
Senin yürek kasındaki kirişleri?
Atmaya başladığı vakit o yürek,
Çevirdi hangi müthiş el veya ayak?

Hangi çekiçti? Hangi zincir? Ve beynin
Nasıl bir ocağın içindeydi senin?
Hangi örstü? Müthiş hangi pençe, kendi
Ölüm korkusun kavramaya yeltendi?

Yıldızlar mızraklarını yollayınca,
Gökleri gözyaşlarıyla sulayınca,
Gülümsedi mi O görüp eserini?
Kuzuyu halk eden mi halk etti seni?

Gecenin ormanları içinde yanan,
Işıldayan parıltı, sen Kaplan, Kaplan!
Ölümsüz hangi el veyahut göz, hangi,
Yarattı sendeki bu korkunç ahengi?

Saf metindeki ahengi yakalayamayan çevirileri okumak sanatçıyı da kalitesiz gösterebiliyor. Mesela bu şiirdeki korkuyu bana çevirilerinin hiçbiri hissettirememişti. İnsan aslını okurken kavramlar üzerine, çatışmalar ve zıtlıklar üzerine fikir yürütüyor. Fakat çeviri ise sadece güzel görünme amacı taşıyor. En büyük sorunlardan biri. Katılıyorum size.




Bu mesajda bahsedilenler: @as74
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.