Arama butonu
Bu konudaki kullanıcılar: 1 misafir
0
Cevap
687
Tıklama
0
Öne Çıkarma
Terörle Mücadelede Yeni Dönem Başlıyor
(
17 yıl (275 mesaj)
Teğmen
Konu Sahibi

Terörle Mücadelede Yeni Dönem Başlıyor


İçişleri Bakanı Beşir Atalay terörle mücadele ve 'yeni terörle mücadele müsteşarlığı' hakkında bilgi verdi. Atalay yeni müsteşarlığı anlattı;

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, terörle mücadelede güvenlik birimleri ve ilgili kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak amacıyla kurulacak birimin ''Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı'' adı altında faaliyet göstereceğini söyledi.

Atalay, bakanlıkta düzenlediği basın toplantısında, konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.

Güvenlik kuruluşları ve ilgili kuruluşlar arasında koordinasyonun sağlanması, kamuoyunun bilgilendirilmesi, yapılan faaliyetlere ilişkin işbirliği konusunda faaliyet gösterecek ''Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı'' kurulacağını kaydetti.

Atalay, İçişleri Bakanlığı'na bağlı olarak faaliyet gösterecek müsteşarlığın ''karar vericiler için politika belirleyeceğini'' ve güvenlik politikalarına makro düzeyde bakacağını, operasyonel fonksiyonu olmayacağını kaydetti. Esnek bir personel sistemi benimsenen bu kurumun ''yetkisi ve gücünün yüksek tutulduğunu'' anlatan Atalay, 'Amacımız yeni bir bürokratik birim oluşturmak değil'' dedi.

Bakan Atalay, konuya ilişkin yasa tasarısının Bakanlar Kurulu'nda imzalandığını ve TBMM'ye gönderildiğini kaydetti. - İçişleri Bakanı Beşir Atalay, yeni kurulacak ''Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı''nın koordinasyonu sağlayacağını, birimlerin analizlerini güçlendirmeyi, tehditlere tepki verme sürelerini kısaltmayı ve yol haritaları çerçevesinde eyleme geçmelerini sağlamayı hedeflediğini bildirdi.

Atalay, İçişleri Bakanlığı Konferans Salonu'nda düzenlediği basın toplantısında, yeni kurulacak ''Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı''na ilişkin bilgi verdi. Toplantıya, Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Osman Güneş, Jandarma Genel Komutanlığı Harekat Daire Başkanı Tümgeneral Hüseyin Güçlü ve diğer yetkililer katıldı.

Terörle mücadeleye, ''insan odaklı güvenliğin özgürlükler, haklar ve demokrasi ekseninde sağlanması'' vizyonuyla baktıklarını anlatan Atalay, bu vizyonu hayata geçirecek mekanizmanın demokrasi ve hukukun üstünlüğü olduğunu belirtti. Güvenlik ve özgürlük dengesinin üzerinde önemle durduklarını ifade eden Atalay, ''Hak ve özgürlüklükler, ancak düzenin sağlandığı bir ortamda korunabilir. Tüm dünyada barış ve güvenliği tehdit eden en önemli unsurun terör belası olduğu artık herkesin malumudur. Terör, sadece güvenliği değil, her birimizin hak ve özgürlüklerini de tehdit etmektedir. Terörün hedefi hayatlarımız, özgürlüklerimiz, demokratik kazanımlarımız, birlik ve beraberliğimizdir. Terörizmin zaferi özgürlüğün yenilgisidir'' diye konuştu.

Terörle mücadelede en sağlıklı yöntemin insan haklarına dayanan demokratik, hukuk devletinin tüm kurallarıyla çalıştırılması olduğunu belirten Atalay, Türkiye'nin 11 Eylül sonrasında özgürlük-güvenlik dengesini koruyabilen sayılı ülkelerden biri olduğunu dile getirdi.

Atalay, hükümetin terör sorununa kalıcı çözüm bulmak için attığı adımların sadece taktik adımlar olmadığını, demokrasinin derinleşmesinin gereği olduğuna inançla özgürlük alanlarının genişletildiğini anlattı. Güvenliğin tüm yönleriyle ele alınmasının önemine dikkati çeken Atalay, her kesimden destek beklediklerini, bunun için çalıştıklarını, insan odaklı güvenlik vizyonunun da bunu gerektirdiğini ifade etti.

Türkiye'nin yaşadığı acı tecrübeler sonucu terörle mücadelede hem büyük kayıplar verdiğini hem de büyük birikime sahip olduğunu kaydeden Atalay, terörle mücadelenin çok boyutlu bir çabanın yanı sıra siyasi iradenin sağlamladığını da gerektirdiğini söyledi.

İçişleri Bakanı Atalay, ''Hükümet olarak milletimizin huzurunu, devletimizin itibarını gölgelemek isteyen hiç kimseye karşı hiçbir zaman zaaf içinde olmadık ve olmayacağız. Demokrasiyi, özgürlükleri, hukuku istismar ederek Türkiye'nin hukuk ve demokrasi yolunda geri adım atmasını bekleyen birileri varsa boş yere bekleyeceklerdir'' diye konuştu.

''ŞİDDETE MEŞRUİYET TANINAMAZ''

Türkiye'nin demokrasiyle birlikte büyüyeceğini, özgürlük alanını genişleterek gelişeceğini dile getiren Atalay, ''Konuşmak isteyen konuşur, örgütlenmek isteyen örgütlenir, ama hiçbir zaman şiddete meşruiyet tanınamaz'' dedi. Bütün vatandaşların eşit hak ve özgürlüklere sahip olduğuna işaret eden Atalay, Türkiye'nin meselelerinin çözümsüz olmadığına inandıklarını, çözümsüzlüğü de çözüm olarak kabul etmediklerini söyledi.

Atalay, terörle mücadelede olmazsa olmaz ilkelerinin, ''terörist ile vatandaşın birbirine karıştırılmaması olduğunu'' kaydederek, bu hassasiyetin çok olumlu sonuçlar verdiğini belirtti.

''Demokrasiyi kesinlikle teröre feda etmedik, etmeyeceğiz'' diyen Atalay, Türkiye'de, demokratikleşme, ekonomik, sosyal, kültürel alanda ve AK Parti hükümetleri olarak bölgeler arası gelişmişlik farklarını en aza indirgemek için yaptıkları çalışmaları anlattı.

Terörün küresel boyutuna ve uluslararası işbirliğinin önemine değinen Atalay, bu çerçevede Türkiye'nin komşularıyla güvenlik anlaşmaları imzalamış, bölgesinde öncü bir ülke haline geldiğini ifade etti.

Atalay, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ABD yönetimi ve Irak merkezi hükümeti nezdinde yaptıkları çalışmalarla terör örgütüyle ortak mücadele konusunda anlayış birliğine varıldığını hatırlattı. Bu çerçevede, Türkiye-Irak-ABD işbirliğinin sonucu olan üçlü mekanizma sürecinin yeniden başlatıldığını söyleyen Atalay, ''Bizim bu üçlü mekanizmada tavrımız şu; geçen dönemde olduğu gibi somut adımlar atılmadan bu toplantıları yürütmek istemiyoruz. Bu konuda kararlılığımız var'' dedi.

MÜSTEŞARLIĞIN GÖREVLERİ

İçişleri Bakanlığına bağlı olarak kurulacak ''Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı''na ilişkin bilgiler de veren Atalay, bu konudaki çalışmaların tamamlandığını, Bakanlar Kurulu'nda imzalanan kanun tasarısının TBMM'ye gönderildiğini bildirdi. İlgili tüm kurum ve kuruluşlarla yapılan yoğun görüşme ve değerlendirmelerde terör sorununun tüm boyutlarıyla ele alındığını, yeni kurulacak müsteşarlığın çerçevesinin, sınırlarının ve görevlerinin ayrıntılı şekilde belirlendiğini ifade etti.

Atalay, yeni birime ilişkin şu bilgileri verdi: ''Yeni kurulacak müsteşarlık, uzman ekipler çalıştıracak ve saha araştırmalarına ve derin analizlere dayalı politikalar ve stratejiler geliştirecektir. Ciddi bir insan birikimi kullanılması hedeflenmektedir. Türkiye'nin mahalli ve bölgesel özellikleri doğru tahlil edilecektir. Toplumumuzun farklı kesimlerinin değişen güvenlik algıları ve sorunlarını anlamaya gayret gösteren bir anlayışı tesis etmek için azami gayreti göstereceğiz. Aynı zamanda bu sorunların ulusal, bölgesel ve küresel yönleri de çok dikkatli şekilde incelenecek. Geliştireceğimiz politika ve stratejiler, bu bilgi birikimine dayalı olacaktır.

Müsteşarlık, güvenlik politikalarına makro bakış açışını tesis ederken, mikro uygulamaların da toplam kalitesini gözlem fırsatı oluşturacaktır. Önleyici çalışmalara ek olarak, metotları ve araçlarını sürekli tahlil eden bir yaklaşımı tesis etmeye çalışacağız. Bugün güvenlik sektörümüzün tehditlerle mücadele eden farklı kurumlarının değerli analizleri hayati önem taşıyor. Ne var ki bu analizlerin bir havuzda toplanarak insicamlı bir stratejiye dönüştürülmesi gerekmektedir.''

Bu yeni yapılanmayla ilgili koordinasyon kavramına büyük önem verdiklerine işaret eden Atalay, ''Yeni oluşturulan yapı, koordinasyonu sağlayarak, birimlerimizin analizlerini güçlendirmeyi, tehditlere tepki verme sürelerini kısaltmayı ve yol haritaları çerçevesinde eyleme geçmelerini sağlamayı hedeflemektedir'' diye konuştu.

Atalay, görevleri arasında terörle mücadeleye yönelik stratejiler belirlenmesi bulunan müsteşarlığın, istihbaratın koordinasyonuyla da yakından ilgileneceğini ifade ederek, ''Türkiye'de bu konuda bir dağınıklık olduğu bilinmektedir. Bu bizzat yasayla şu anda bir çerçeveye oturtulmuştur'' dedi.

Yeni yapılanmada, analize çok önem verdiklerini anlatan Atalay, Müsteşarlığın, hem yurt içi hem uluslararası bütün birikimlerin kullanılarak daha iyi anlayan, daha iyi çözümleyen, insani ve sosyal boyutu ağırlıklı yeni stratejiler geliştirme konusunda uzman bir kurum olmasını hedeflerini kaydetti.

''TERÖRLE MÜCADELE KOORDİNASYON KURULU''

Kamuoyunun bilgilendirilmesi ve halkla iletişimin sağlanmasının da müsteşarlığın görevleri arasında olduğunu dile getiren Atalay, ''Hem insanımızın teröre bulaşmasını önleme hem de teröre şu veya bu şekilde katılan insanımızı tekrar kazanma yönünde ileri çalışmalar yapılacaktır'' diye konuştu. Atalay, kurulacak müsteşarlığın, dış gelişmeleri de Dışişleri Bakanlığı ile koordineli şekilde takip edeceğini söyledi.

Kendisinin başkanlığında ''Terörle Mücadele Koordinasyon Kurulu''nun da oluşturulacağını belirten Atalay, ilgili bütün kurumların üst yönetimlerinin bu kurula katılacağını ifade etti.

Beşir Atalay, ''sorunun çözümünde oluşturulacak politika ve stratejilere esas teşkil edecek istihbarat bilgilerini, ilgili birimlerden alarak değerlendirmek'' amacıyla müsteşara bağlı ''İstihbarat Değerlendirme Merkezi''nin kurulacağını bildirdi.

Müsteşarlığın ''operasyonel bir görevi olmayacağını'' dile getiren Atalay, müsteşarlık bünyesinde karar vericilere alternatif sunacak politikalar oluşturulacağını söyledi.

Müsteşarlığın yapılanmasında geleneksel örgütlenme modelini takip etmediklerini, genel müdürlükler kurmadıklarını anlatan Atalay, ''Küçük, kadrosu fazla olmayan, esnek masa usulü çalışacak bir yapıyı ön plana çıkarıyoruz. Uzman kişilerden yeteri ölçülerde yararlanmak amacıyla esnek bir personel istihdam sistemi benimsenmiş, sözleşmeli olarak veya görevlendirme yöntemiyle personel çalıştırılması mümkün hale gelmiştir. Birikimi olan herkesten kolaylıkla faydalanılabilecektir'' dedi.

''TERÖRSÜZ BİR HAYATI İSTİYORUZ''

İçişleri Bakanı Atalay, şöyle konuştu: ''Yetkisi ve gücü yüksek tutulmuş bir müsteşarlıktan bahsediyoruz. Amacımız, bürokrasiye yeni bir mekanizma eklemek değil, aksine kurumlar arası ortak aklı bir havuzda buluşturmak. Hükümet olarak oluşturacağımız bu yeni kurumsal yapı, önce terör ve teröre kaynaklık eden sorunlarla mücadelenin gereklerini sistematik bir bilgi havuzunda toplayacak ve kurumlar arasında tam bir koordinasyon sağlayacak.

İsmi ne olursa olsun önümüzde bir sorun var ve bu konu Türkiye'nin önemli bir sorunudur. Bu sorunun çözümü için konjonktür, iç ve dış etkenler şu an her zamankinden daha müsaittir, bunu görüyoruz. Şu anda bu konuda yapılacak çalışmalar büyük destek görmektedir. Zaten yürüyen ciddi çalışmalar vardır.

Açıkça ifade ediyorum ki, hükümet olarak, bakanlık olarak ve bu yeni müsteşarlığın görevleri olarak başbakanımızın 2005 Ağustos ayında Diyarbakır'da yaptığı konuşmanın arkasındayız. Bu konuda istiyoruz ki, hiç kimse teröre bulaşmasın, terör nedeniyle hayatını kaybetmesin. Biz ilelebet terörle yaşamayı değil, terörsüz bir hayatı istiyoruz. Güçlü bir siyasi iradeyle bu mümkündür. Herkes bilmeli ki terör dahil, Türkiye'nin meseleleri çözümsüz değildir. İnsan hayatını korumak adına ne gerekiyorsa yapacağız.''

''JANDARMA'NIN MÜSTEŞARLIĞA BAĞLANACAĞI GİBİ BİR ŞEY HİÇBİR ZAMAN BİZİM GÜNDEMİMİZDE OLMADI''

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, ''Uluslararası alanda da, diğer ülkelerde de istihbarat birimlerinin birbirlerinden biraz kıskançlıkları vardır. Tabii bunun güvensizlik gibi bir kavramla nitelenmesini hiç istemeyiz'' dedi.


Atalay, ''Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı'' ile ilgili bilgi verdiği basın toplantısında, gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Müsteşarlığın kurulmasıyla Jandarma Genel Komutanlığı'nın yetki alanının daraltılıp daraltılmayacağına ve müsteşarlığın telefon dinlemesi yapıp yapmayacağına ilişkin soru üzerine Atalay, müsteşarlığın İçişleri Bakanlığı'na bağlı olacağını hatırlatarak, jandarma, emniyet ve diğer birimlerle koordinasyon ilişkisi içerisinde olacağını, operasyonel bir gücü olmayacağını vurguladı.

Müsteşarlığın başına getirilmesi öngörülen kişiyle ilgili bir soru üzerine de Atalay, bu konuda çalıştıklarını, isimlendirme yapmanın şu anda mümkün olmadığını belirtti. Atalay, müsteşarlığın binasına ve kadrolarına ilişkin çalışmaların da devam ettiğini anlattı.

Müsteşarlığın kurulması aşamasında Türk Silahlı Kuvvetleri ile yaptıkları görüş alışverişini değerlendirmesinin istenmesi üzerine de Atalay, Genelkurmay Başkanlığı başta olmak üzere her kurumla detaylı çalışma yaptıklarını ve mutabakat içinde bu yapıyı oluşturduklarını ifade etti.

Atalay, bir başka soru üzerine, müsteşarlık bünyesinde istişare organı olarak ''Terörle Mücadele Koordinasyon Kurulu''nu öngördüklerini belirterek, Başbakan ya da Başbakan Yardımcısı başkanlığında toplanan ''Terörle Mücadele Yüksek Kurulu'' toplantılarının sürdüreceğini kaydetti.

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, ''Müsteşarlığın oluşturulması aşamasında Jandarma'nın bu müsteşarlığa bağlanması gündeme gelmişti, bundan neden vazgeçildi? Yeni yapının istihbarat paylaşımı ve denetleme konusunda etkili olabileceğini düşünüyor musunuz? '' sorusunu şöyle yanıtladı:

''Jandarma'nın buraya bağlanacağı gibi bir şey hiçbir zaman bizim gündemimizde olmadı. O basının gündeminde oldu. Biz baştan beri bağlı bir kuruluş olarak düşündük. İçişleri Bakanlığı, iç güvenlikten sorumlu. Şu anda bu fonksiyonumuzu, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ile yürütüyoruz. Bunlar bakanlığın bağlı kuruluşlarıdır. Şu andaki müsteşarlık da Bakanlığımın diğer bir bağlı kuruluşu oluyor. Diğerleriyle irtibat aynı bakanlık bünyesinde olması ama koordinasyonda da hepsini içine alması.

Diğer konu, bu koordinasyon ciddi bir konu. Biz bunu kanunla getiriyoruz, genelgelerle falan değil. Talep gücü, yetkisi fazla. Bu yasal düzenlemeyle bu yetkileri veriyoruz ve ben yürüyeceğine inanıyorum.''

-''BİLGİ AKACAK''-

İstihbarat paylaşımı konusunda kurumlardan müsteşarlığa ''bilgi akacağını'' ifade eden Atalay, ''Eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, katıldığı bir televizyon programında asker ve emniyetin arasında bir güven sorunu olduğundan da bahsetti. Bu yapı gerek istihbarat dağınıklığı gerekse kurumlar arasında olduğu söylenen bir güven zafiyetini giderebilecek mi?'' sorusunu da şu yanıtı verdi:

''Bu koordinasyonu sağlayacağız, buna mecburuz. Uluslararası alanda da diğer ülkelerde de istihbarat birimlerinin birbirlerinden biraz kıskançlıkları vardır. Tabii bunun güvensizlik gibi bir kavramla nitelenmesini hiç istemeyiz. Böyle bir şey olmaz da, olmamalı da. Onlar birbirinden bilgiyi biraz daha uzak tutuyorsa, onu da biz yakınlaştıracağız. Bunu sağlayacağımıza inanıyorum. Bu konuda bütün kurumlarımızın beklentisi var.''

Atalay, bir başka soru üzerine de, sayısı 100'ü bulmayan bir kadroyla müsteşarlığın işlemesinin öngörüldüğünü, 4 ana birimden oluşacağını, yardımcı hizmet birimlerinin olabileceğini, genel müdürlüklerin olmayacağını, dairelerle ve masa usulü bir çalışmayı önemli gördüğünü belirtti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''ismi değiştirilen köylere eski isimlerinin verilmesi'' yönündeki sözlerinin basında yer aldığının belirtilmesi üzerine de Atalay, bu konunun zaman zaman gündeme geldiğini belirterek, ''Hemen gündemimizde yok ama bu daha öncede konuşuldu. Yerel talepler olursa, olur. Niye olmasın'' dedi.

Bir gazetecinin, ''Hasan Cemal'in terör örgütü elebaşlarından Murat Karayılan ile yaptığı röportajla bir takım mesajlar iletildi. Siz bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusuna Atalay, ''Biz olan biteni dikkatle değerlendiriyoruz'' yanıtını verdi.

-MARDİN'DEKİ SİLAHLI SALDIRI-

Mardin'in Bilge köyünde 44 kişinin yaşamını yitirdiği saldırıyla ilgili soruları da yanıtlayan Atalay, ''Bu konuda bir istihbarat zafiyeti olduğu kavramını kabul etmiyorum. Bana hiç ulaşmadı böyle bir şey, bu süreçte hiç konuşulmadı'' dedi. Atalay, saldırının her boyutuyla incelendiğini belirtti.

Saldırının ardından Mardin Valisi Hasan Duruer'in ''kız ve erkek öğrencilerin ayrı ayrı eğitim görmesi yönünde görüş bildirdiğinin'' hatırlatılması üzerine Atalay, Duruer ile görüşmediğini belirterek, bu tür olaylardan sonra daha fazla eğitim ihtiyacının ortaya çıktığını vurguladı. Konunun çok iyi analiz edilmesi gerektiğine işaret eden Atalay, ''Bu acı, bu vahşet kolay anlaşılabilir, tekil gerçekçelerle açıklanabilecek bir şey değil. Bu çalışmaların, bu analizlerin artırılması lazım'' dedi.

Atalay, ''Saldırının PKK ile ilgisi olmadığını açıklamanızın ardından bazı değerlendirmeler yapıldı. Bir iddiaya göre bu PKK'ya mal edilmek isteniyordu, siz böyle bir değerlendirmeye katılıyor musunuz?'' sorusu üzerine de, olayın duyulmasının ardından bakanlığa geldiklerini ve bölgeden iletilen detaylı bilgiler doğrultusunda bu açıklamayı yaptığını anlattı. Atalay, ''Böyle olaylarda eğer geç veya sağlıklı bilgilendirme olmazsa yanlış haberler yayılabiliyor. Çok büyük bir olay olduğu için gecenin o saatinde bilgilendirmeyi tercih ettik. Gecikme olsun istemedik, elimizdeki veriler oydu. Bölgedeki güvenlik birimlerinin hepsinin bana verdiği bilgiler oydu'' diye konuştu.

Saldırıdan sonra koruculuk sisteminin gündeme geldiğinin hatırlatılması üzerine de Atalay, şunları ifade etti:

''Bilge Köyü'ndeki olayın, bu vahşetin tamamen koruculuk üzerine bina edilmesi doğru değildir. Bizler adaletli ve insaflı olmak zorundayız. Pek çok faktörü var ama ilk günde söyledim, maalesef içinde korucular var. Bizi üzen boyutu. Hem öldürülenler arasında korucular var, burası bir korucu köyü hem de tutuklanmış zanlılar arasında çoğunluğu korucu. Bu üzerinde çalışılması gereken bir konu. Bu tartışmaların yapılmasını arzu ettik ve ben dedim ki, 'Türkiye açık bir toplum tartışılsın' dedim. Bütün bunlar konuşulsun ama 'Koruculuk kaldırılıyor' diye ileri ve erken değerlendirmeler söz konusu değil. Şu anda öyle bir şey söz konusu değil. Bu konunun tamamı çözülürken onların uzantısı olan diğer sorunlar da çözülür.''

KAYNAK : HABER7

DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.

Üye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.

Üye Ol Şimdi Değil





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi (-_-)JackaL(-_-) -- 11 Mayıs 2009; 19:35:56 >

DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.