Bu kez Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bu güne kadar tasnif edilmiş, Karahisar-i Şarki yangınlarıyla ilgili tüm yazışmaları alarak transkripsiyonunu çıkarıp konunun tüm hikâyesini ele alan bir çalışma yaptık. Karahisar-i Şarki ile ilgili olan iki belge ayrılmış olup bunlardan Hamidiye (Mesudiye) kazası Yasdura (Yeşilçit) köyündeki yangını içeren belge ayrıca yayınlanmıştır.
T.C. B.O.A. Fon Kodu: Y.PRK.DH. Dosya No: 3, Gömlek No: 49, Tarihi: 1307 S 18 (Rumi 2 Teşrinievvel 1305 ve Miladi 14 Ekim 1889), Konusu: Karahisar-i Şarki Sancağı’nın Hamidiye Kazası’na tabi Yastura Köyü’nde çıkan yangında zarar görenlere gereken yardımın yapıldığı. Diğeri olan Suşehri hükümet konağı yangını ile ilgili olan belge ise içinde başka olayların da olması bu nedenle soruşturma detaylarını da ihtiva etmesi nedeniyle sayfa sayısının fazlalığı nedeniyle halen okunması devam etmektedir. Bu nedenle ileriki günlerde kısmet olursa yayınlanacaktır. Y..PRK.UM.. 34 57 1313 N 24 Suşehri hükümet konağının yanması üzerine mutasarrıf vekili Nikolaki tarafından yapılan tahkikat ve mutasarrıflığa takdim olunan rapor sureti.
Karahisar-i Şarki kapsamda 23 adet dosyada bulunan onlarca belge okunarak tarandı. Bu nedenle aşağıda transkripsiyon başlangıçlarında belge 1, 2, 3 olarak sıralanan maddeler aslında birden çok belgeyi içerebilmektedir.
Belgelerdeki olayları kronolojik olarak inceleyebilmek için madde başlığı olarak tarih sırasına göre sıralanmıştır.
Yapılan açıklamadan sonra asıl konumuza giriş yapabiliriz. 11 Eylül 1880 tarihli 1. Belgemiz Karahisar-i Şarki Sancağı’nda vukuu bulan yangından sonra ahalinin verdiği dilekçedir. Bu dilekçede belirtilenlerden o günlerde Karahisar’da çok büyük bir yangın yaşandığını anlıyoruz. Öyle ki geriye sadece eski bir taş han ile kırk elli dükkân kalmış.
Belirtilen serzenişlerde kalede oturanların olduğu bağ ve bağçelerine gitmek için çok sıkıntı çektikleri kasabada yanmış yeniden aynı yerde değil Köprübaşı mevkiinde (Bağlar) kurulmasının daha iyi olacağı belirtilmektedir. Söz konusu talebi desteklemek için de Köprübaşının Dersaadet’e Tarbzon’a ve Erzurum’a giden yol üzerinde kurulu olduğu ve hali hazırda burada hamam, fırın, bakkal, demirci ve nalbant olduğu belirtilmektedir. İlaveten hükümet konağın da zaten eski olduğundan bahisle yeniden yapılması gerektiğinden onun da Köprübaşı’nda inşa edilmesi halinde mesele kalmayacağı ifade olunarak inceleme yapmak üzere bir mühendis gönderilmesi talep edilmektedir. Konu Şura-yı Devlet’te (Danışma Meclisi) görüşülmüş ve halkın bu masrafı karşılayacak gücü olmadığından bahisle bu istek kabul edilmemiştir.
30 Eylül 1880 tarihli olan 2. Belge vilayetten bir görevlinin gönderilerek yngının verdiği zararın tespit edilmesi talebiyle ilgilidir.
3 Ekim 1886 tarihli 3. Belge’de Karahisar mutasarrıflığından gönderilen telgrafta 500 ev, 335 dükkân, 58 oda ve dükkânlı bir han, 10 fırın, 29 kahvehane, 2 odalı belediye binası, 1 hamam, 8 odalı medrese, Ermenilere ait 3 erkek ve 2 kız mektebi, 1 muvakkithâne, 1 cami ve 3 mescit’in yandığı üzüntüyle Sivas vilayetine bildirildiği belirtilmektedir. Aradan 6 sene geçmiş ve Karahisar kendisini toparlamışken neredeyse geriye bir şey kalmamış ve yanmıştır.
3 Ekim 1886 tarihli 4. Belge yangında zarar gören ve muhtaç duruma düşen 413 kişiye günde yarım kıyye (1/2 okka) Ekrem yardımı yapılması kararını bildirmektedir.
10 Ekim 1886 tarihli 5. Belgede ile 16 Ekim 1886 tarihli 6. Belgede de yine yangında zarar görenlerin ihtiyaçlarının karşılanması ve yangında zarar görenlere günde yarım kıyye-okka (641 gr) ekmek verilmesi istenmektedir. Konu Sadarete yani Başbakanlığa dahi intikal etmiştir. Yerel çözüm arayışlarını aşarak sorunun Dersaadet’e ulaşmasından yangının boyutunun ne kadar büyük olduğu sonucunu çıkarabiliriz.
Keza 28 Ekim 1886 ve 8 Aralık 1886 tarihli 7. ve 8. Belgelerden de konunun Sadareti de aşarak Yıldız Sarayı’na iletildiğini, halkın bulunduğu afet bölgesinden göç etmek istediğini ancak buna güçlerinin olmadığını, yardım komisyonu kurularak makbuz karşılığı yardım toplandığını, Karahisar-i Şarki’de bulunan Redif Taburu’nun da yangından olumsuz etkilendiği için Selanik Vilayeti’nin Karaferya kazasına sevk edildiğini öğrenmekteyiz.
9 Mart 1887 tarihli 9. Belgede ise toplanan yardımların dağıtılmadığı, sorun yaşandığı bunun yanında yanan ev dükkânları için vergi tahakkuk ettirildiği şikâyet konusu olmuş, bu talep uygun bulunarak söz konusu vergilerin talep edilmesinden vazgeçilmiştir.
15 Aralık 1888 tarihli 10. Belgede Karahisar-i Şarki’de sıkça yaşanan yangınların müsebbiplerinden en önemlisinin yapılarda kullanılan hartama denilen malzemenin kullanılmasından kaynaklandığı bu nedenle bu malzemenin kullanımının yasaklandığı belirtilmektedir. Hartama, çam ağacının ince, ince kıyılarak edilmekte, elde edilen yongada yapıların çatı ve dış cephesinde kullanılmaktaydı. Reçineli bir yapısı olan bu malzeme kolay yanmakta, yandığında da söndürmesi güç olmaktaydı.
5 Ağustos 1903 tarihli 11. Belgede yangın söndürme ve kurtarma hizmetlerinde gayretleri görülenlerin ödüllendirildiğini görmekteyiz. 1886’daki yangından sonra 1888’de binalarda kullanılan yapı malzemelerine kısıtlama getirilmesinden sonra 1903’deki bu üstün hizmet madalyalarını bu arada tekrar yangın yaşandığı şeklinde değerlendirebiliriz. Zira bu kişilerin madalya ile taltif edilmeleri bu kadar ileri bir tarihe sarkmazdı.
8 Ocak 1911 tarihli 12. Belge de bir öncekine benzer şekilde yangın esnasında can ve mal kurtarmada gayretleri görülenlere madalya verilmesiyle ilgilidir. Aradan geçen zaman dikkate alındığında bu tarihlerde yeni bir yangın yaşandığını düşünebiliriz. Yine bu belgeden madalyaya layık görülenlerin 62. Alayın 1. Taburu mensupları olması nedeniyle bu taburun Karahisar-i Şarki’de bulunduğunu da anlıyoruz.
8 Ocak 1915 tarihli 13. Belge yangında zarar gören memurlara yardım yapılması gerektiğiyle ilgilidir. Bu da yeni bir yangın olarak değerlendirilebilir.
7 Haziran 1915 tarihli 14. Belge Ermeni isyanının başladığının da işaretidir. Bu belgede Çıkarılan yangının İslam mahallesine sıçradığı asilerin ise kaleye çekildikleri belirtilmektedir. Ancak burada arşivde yapılan bir karışıklık da vardır. Şöyle ki dosyanın konu özetinde bulunan yukarıdaki açıklama ile dosyanın içindeki tek sayfalık telgraf içeriği farklıdır. Burada bir karışıklık vardır. Yani dosya konusuyla ilgili belgeler yerine başka bir belge dosyaya konulmuştur.
2 Ağustos 1915 tarihli 15. ve 4 Ağustos 1915 tarihli 16. Belgeler öncekinin devamı niteliğinde olup, yangında zarar görenlerin evlerinin yeniden yapılabilmesi için yapılan yardım talebiyle ve 10 bin lira ödenek isteğiyle ilgilidir.
7 Ağustos 1915 tarihli 17. Belge yangında zarar görenlerden bir kısmının kasabayı terk ederek Giresun’a gittiklerinden bunlara eşya yardım yapılması istenilmektedir.
1 Eylül 1915 tarihli 18. Belgede Karahisar nüfus memurluğunu yandığında zarar gören mührün yerine yenisinin kazıttırılarak gönderildiği belirtilmektedir. Yine bu belgeden kayıtların da yandığı anlaşılmaktadır.
4 Eylül 1915 tarihli 19. Belgede yangında ortaya çıkan zararın 500bin lira olduğu yangında zarar gören Karahisar-i Şarki’nin imarında kullanılmak için acilen 5 bin lira gönderilmesi gerektiği belirtilmektedir.
5 Ekim 1915 tarihli 20. Belgeden Haziran 1915’de Ermenilerle yaşanan müsademe sonrasında çıkan yangının üç koldan devam ederek yayıldığı hükümet ve karakol binalarının da yandığı anlaşılmaktadır. Bu da Karahisar’da yeni bir yangın yaşandığının belirtisidir.
23 Haziran 1916 tarihli 21. Belgede gelen yardımların muhtaçlara dağıtıldığı, kasabanın imarı için tekrar ödenek yollanması gerektiği, 6 Temmuz 1917 tarihli 22. Belgede yine 5 bin lira acil ödenek istendiği, Ermenilerin verdiği zararın halen karşılanmadığından bahsedilmektedir.
4 Ağustos 1919 tarihli 23. ve son belgemizde ise yangın nedeniyle kasabaya 1.5 saat mesafede bulunan Tamzara köyüne nakledilen Adliye Dairesi ve Hapishane’nin tekrar merkeze alındığı belirtilmektedir. Bu da yaklaşık 4 yıl Tamzara’da kalındığını göstermektedir. Demek ki kasaba 4 yılda ancak toparlanabilmiştir.
Sonuç olarak 1880’den itibaren incelediğimiz belgelerden Karahisar’ın 1915’e kadar en az 7 kez yandığı anlaşılmaktadır. Yaşanan bu yangınlar öylesine etkili ve yıkıcı olmuştur ki kasabayı adeta yok etmiştir. Eskiden yapılar genelde ahşap ağırlıklı ve bitişik nizam olduğundan yangın bir defa başladığında söndürebilmek neredeyse imkânsız olmakta ve kendi kendine sönmesi beklenmekteydi. Memlekette her halde Karahisar kadar yangınlardan bu kadar muzdarip olmuş başka bir belde daha yoktur. Yangınlar ileriki süreçte adeta Karahisar’ın kaderini belirlemiş hep geride kalmasına neden olmuştur. 1650’lerde çarşısında 750 dükkânı bulunan ve doğunun cazibe merkezi olan Karahisar sıklıkla yaşanan yangınlar ve buna ilaveten marûz kaldığı depremler neticesi yılların bütün birikimini kaybetmiştir. Çok şanssız bir kenttir, Medine-i Karahisar-i Şarki vesselâm.
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.
Bu kez Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bu güne kadar tasnif edilmiş, Karahisar-i Şarki yangınlarıyla ilgili tüm yazışmaları alarak transkripsiyonunu çıkarıp konunun tüm hikâyesini ele alan bir çalışma yaptık. Karahisar-i Şarki ile ilgili olan iki belge ayrılmış olup bunlardan Hamidiye (Mesudiye) kazası Yasdura (Yeşilçit) köyündeki yangını içeren belge ayrıca yayınlanmıştır.
T.C. B.O.A. Fon Kodu: Y.PRK.DH. Dosya No: 3, Gömlek No: 49, Tarihi: 1307 S 18 (Rumi 2 Teşrinievvel 1305 ve Miladi 14 Ekim 1889), Konusu: Karahisar-i Şarki Sancağı’nın Hamidiye Kazası’na tabi Yastura Köyü’nde çıkan yangında zarar görenlere gereken yardımın yapıldığı.
Diğeri olan Suşehri hükümet konağı yangını ile ilgili olan belge ise içinde başka olayların da olması bu nedenle soruşturma detaylarını da ihtiva etmesi nedeniyle sayfa sayısının fazlalığı nedeniyle halen okunması devam etmektedir. Bu nedenle ileriki günlerde kısmet olursa yayınlanacaktır.
Y..PRK.UM.. 34 57 1313 N 24 Suşehri hükümet konağının yanması üzerine mutasarrıf vekili Nikolaki tarafından yapılan tahkikat ve mutasarrıflığa takdim olunan rapor sureti.
Karahisar-i Şarki kapsamda 23 adet dosyada bulunan onlarca belge okunarak tarandı. Bu nedenle aşağıda transkripsiyon başlangıçlarında belge 1, 2, 3 olarak sıralanan maddeler aslında birden çok belgeyi içerebilmektedir.
Belgelerdeki olayları kronolojik olarak inceleyebilmek için madde başlığı olarak tarih sırasına göre sıralanmıştır.
Yapılan açıklamadan sonra asıl konumuza giriş yapabiliriz. 11 Eylül 1880 tarihli 1. Belgemiz Karahisar-i Şarki Sancağı’nda vukuu bulan yangından sonra ahalinin verdiği dilekçedir. Bu dilekçede belirtilenlerden o günlerde Karahisar’da çok büyük bir yangın yaşandığını anlıyoruz. Öyle ki geriye sadece eski bir taş han ile kırk elli dükkân kalmış.
Belirtilen serzenişlerde kalede oturanların olduğu bağ ve bağçelerine gitmek için çok sıkıntı çektikleri kasabada yanmış yeniden aynı yerde değil Köprübaşı mevkiinde (Bağlar) kurulmasının daha iyi olacağı belirtilmektedir. Söz konusu talebi desteklemek için de Köprübaşının Dersaadet’e Tarbzon’a ve Erzurum’a giden yol üzerinde kurulu olduğu ve hali hazırda burada hamam, fırın, bakkal, demirci ve nalbant olduğu belirtilmektedir. İlaveten hükümet konağın da zaten eski olduğundan bahisle yeniden yapılması gerektiğinden onun da Köprübaşı’nda inşa edilmesi halinde mesele kalmayacağı ifade olunarak inceleme yapmak üzere bir mühendis gönderilmesi talep edilmektedir.
Konu Şura-yı Devlet’te (Danışma Meclisi) görüşülmüş ve halkın bu masrafı karşılayacak gücü olmadığından bahisle bu istek kabul edilmemiştir.
30 Eylül 1880 tarihli olan 2. Belge vilayetten bir görevlinin gönderilerek yngının verdiği zararın tespit edilmesi talebiyle ilgilidir.
3 Ekim 1886 tarihli 3. Belge’de Karahisar mutasarrıflığından gönderilen telgrafta 500 ev, 335 dükkân, 58 oda ve dükkânlı bir han, 10 fırın, 29 kahvehane, 2 odalı belediye binası, 1 hamam, 8 odalı medrese, Ermenilere ait 3 erkek ve 2 kız mektebi, 1 muvakkithâne, 1 cami ve 3 mescit’in yandığı üzüntüyle Sivas vilayetine bildirildiği belirtilmektedir. Aradan 6 sene geçmiş ve Karahisar kendisini toparlamışken neredeyse geriye bir şey kalmamış ve yanmıştır.
3 Ekim 1886 tarihli 4. Belge yangında zarar gören ve muhtaç duruma düşen 413 kişiye günde yarım kıyye (1/2 okka) Ekrem yardımı yapılması kararını bildirmektedir.
10 Ekim 1886 tarihli 5. Belgede ile 16 Ekim 1886 tarihli 6. Belgede de yine yangında zarar görenlerin ihtiyaçlarının karşılanması ve yangında zarar görenlere günde yarım kıyye-okka (641 gr) ekmek verilmesi istenmektedir. Konu Sadarete yani Başbakanlığa dahi intikal etmiştir. Yerel çözüm arayışlarını aşarak sorunun Dersaadet’e ulaşmasından yangının boyutunun ne kadar büyük olduğu sonucunu çıkarabiliriz.
Keza 28 Ekim 1886 ve 8 Aralık 1886 tarihli 7. ve 8. Belgelerden de konunun Sadareti de aşarak Yıldız Sarayı’na iletildiğini, halkın bulunduğu afet bölgesinden göç etmek istediğini ancak buna güçlerinin olmadığını, yardım komisyonu kurularak makbuz karşılığı yardım toplandığını, Karahisar-i Şarki’de bulunan Redif Taburu’nun da yangından olumsuz etkilendiği için Selanik Vilayeti’nin Karaferya kazasına sevk edildiğini öğrenmekteyiz.
9 Mart 1887 tarihli 9. Belgede ise toplanan yardımların dağıtılmadığı, sorun yaşandığı bunun yanında yanan ev dükkânları için vergi tahakkuk ettirildiği şikâyet konusu olmuş, bu talep uygun bulunarak söz konusu vergilerin talep edilmesinden vazgeçilmiştir.
15 Aralık 1888 tarihli 10. Belgede Karahisar-i Şarki’de sıkça yaşanan yangınların müsebbiplerinden en önemlisinin yapılarda kullanılan hartama denilen malzemenin kullanılmasından kaynaklandığı bu nedenle bu malzemenin kullanımının yasaklandığı belirtilmektedir. Hartama, çam ağacının ince, ince kıyılarak edilmekte, elde edilen yongada yapıların çatı ve dış cephesinde kullanılmaktaydı. Reçineli bir yapısı olan bu malzeme kolay yanmakta, yandığında da söndürmesi güç olmaktaydı.
5 Ağustos 1903 tarihli 11. Belgede yangın söndürme ve kurtarma hizmetlerinde gayretleri görülenlerin ödüllendirildiğini görmekteyiz. 1886’daki yangından sonra 1888’de binalarda kullanılan yapı malzemelerine kısıtlama getirilmesinden sonra 1903’deki bu üstün hizmet madalyalarını bu arada tekrar yangın yaşandığı şeklinde değerlendirebiliriz. Zira bu kişilerin madalya ile taltif edilmeleri bu kadar ileri bir tarihe sarkmazdı.
8 Ocak 1911 tarihli 12. Belge de bir öncekine benzer şekilde yangın esnasında can ve mal kurtarmada gayretleri görülenlere madalya verilmesiyle ilgilidir. Aradan geçen zaman dikkate alındığında bu tarihlerde yeni bir yangın yaşandığını düşünebiliriz. Yine bu belgeden madalyaya layık görülenlerin 62. Alayın 1. Taburu mensupları olması nedeniyle bu taburun Karahisar-i Şarki’de bulunduğunu da anlıyoruz.
8 Ocak 1915 tarihli 13. Belge yangında zarar gören memurlara yardım yapılması gerektiğiyle ilgilidir. Bu da yeni bir yangın olarak değerlendirilebilir.
7 Haziran 1915 tarihli 14. Belge Ermeni isyanının başladığının da işaretidir. Bu belgede Çıkarılan yangının İslam mahallesine sıçradığı asilerin ise kaleye çekildikleri belirtilmektedir. Ancak burada arşivde yapılan bir karışıklık da vardır. Şöyle ki dosyanın konu özetinde bulunan yukarıdaki açıklama ile dosyanın içindeki tek sayfalık telgraf içeriği farklıdır. Burada bir karışıklık vardır. Yani dosya konusuyla ilgili belgeler yerine başka bir belge dosyaya konulmuştur.
2 Ağustos 1915 tarihli 15. ve 4 Ağustos 1915 tarihli 16. Belgeler öncekinin devamı niteliğinde olup, yangında zarar görenlerin evlerinin yeniden yapılabilmesi için yapılan yardım talebiyle ve 10 bin lira ödenek isteğiyle ilgilidir.
7 Ağustos 1915 tarihli 17. Belge yangında zarar görenlerden bir kısmının kasabayı terk ederek Giresun’a gittiklerinden bunlara eşya yardım yapılması istenilmektedir.
1 Eylül 1915 tarihli 18. Belgede Karahisar nüfus memurluğunu yandığında zarar gören mührün yerine yenisinin kazıttırılarak gönderildiği belirtilmektedir. Yine bu belgeden kayıtların da yandığı anlaşılmaktadır.
4 Eylül 1915 tarihli 19. Belgede yangında ortaya çıkan zararın 500bin lira olduğu yangında zarar gören Karahisar-i Şarki’nin imarında kullanılmak için acilen 5 bin lira gönderilmesi gerektiği belirtilmektedir.
5 Ekim 1915 tarihli 20. Belgeden Haziran 1915’de Ermenilerle yaşanan müsademe sonrasında çıkan yangının üç koldan devam ederek yayıldığı hükümet ve karakol binalarının da yandığı anlaşılmaktadır. Bu da Karahisar’da yeni bir yangın yaşandığının belirtisidir.
23 Haziran 1916 tarihli 21. Belgede gelen yardımların muhtaçlara dağıtıldığı, kasabanın imarı için tekrar ödenek yollanması gerektiği, 6 Temmuz 1917 tarihli 22. Belgede yine 5 bin lira acil ödenek istendiği, Ermenilerin verdiği zararın halen karşılanmadığından bahsedilmektedir.
4 Ağustos 1919 tarihli 23. ve son belgemizde ise yangın nedeniyle kasabaya 1.5 saat mesafede bulunan Tamzara köyüne nakledilen Adliye Dairesi ve Hapishane’nin tekrar merkeze alındığı belirtilmektedir. Bu da yaklaşık 4 yıl Tamzara’da kalındığını göstermektedir. Demek ki kasaba 4 yılda ancak toparlanabilmiştir.
Sonuç olarak 1880’den itibaren incelediğimiz belgelerden Karahisar’ın 1915’e kadar en az 7 kez yandığı anlaşılmaktadır. Yaşanan bu yangınlar öylesine etkili ve yıkıcı olmuştur ki kasabayı adeta yok etmiştir. Eskiden yapılar genelde ahşap ağırlıklı ve bitişik nizam olduğundan yangın bir defa başladığında söndürebilmek neredeyse imkânsız olmakta ve kendi kendine sönmesi beklenmekteydi.
Memlekette her halde Karahisar kadar yangınlardan bu kadar muzdarip olmuş başka bir belde daha yoktur. Yangınlar ileriki süreçte adeta Karahisar’ın kaderini belirlemiş hep geride kalmasına neden olmuştur. 1650’lerde çarşısında 750 dükkânı bulunan ve doğunun cazibe merkezi olan Karahisar sıklıkla yaşanan yangınlar ve buna ilaveten marûz kaldığı depremler neticesi yılların bütün birikimini kaybetmiştir. Çok şanssız bir kenttir, Medine-i Karahisar-i Şarki vesselâm.
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye Ol Şimdi DeğilÜye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.