Alsancak, biraz Gül Sokak'tır, biraz Kıbrıs Şehitleri, biraz hepsi. Eskiden Frenk'in altındaydı, adı karışmıştı, faili meçhul 'Fasulya Mahallesi'...
***
Alsancak, kendinden beyaz perdedir; İzmirlinin tören kıtası, gösteri dünyası. Yetişemedim bir türlü; ah 'Tayyare, Sakarya' sinemaları, üşür insanın elleri...
***
Alsancak, futboldur; kıskanç, kibirli, sevgili, büyük Altaylı. Ama çok eskiden, az değil, yine çok sayılır Altınordulu'ydu...
***
Alsancak, Kordon'dur; saat onda, on birde, on ikide; hep sevgide, aşkta buluşuldu yıllarca. Ki orada denize bakıp, Gazi'nin rakı içmişliği vardır; şehrin Gazi'ye bakmışlığı...
***
Alsancak; birbuçuk asır önce, Levant'ın Paris'iyken İzmir; asırlardır Paris'idir İzmir'in. Ki o Paris'in akıp geçtiği, süzüldüğü, dokunduğu, eğlendiği yer olmuştur hep Kordon...
***
Alsancak, yitik mekanların, sessiz, buğulu diyarıdır. Unutulan yüzlerin semti. Ki denize 'Palet' gibi uzanan 'restoran'; ardından Bergama, unutuluş markaları Kordon'da...
***
Alsancak, rüzgardır; lodostur, meltemdir, tüm esintilerin gizemli lordu. Ki insanın ruhunu üşütür, kalbini grip eder, Kordon'un o tatlı fırtınaları...
***
Alsancak, çok Kordon, az çok Pasaport'tur; işgalde ilk düşen karakoldur orası. Ki şimdi boyozu, gevreği, domatı, tavşan kanı çayı; güzellikler sultanı Pasaport...
***
Alsancak, en eski yangın yeridir; küllerinden doğmuştur İzmir yangınında. Ki şimdi Mustafa Bey, Talat Paşa Bulvarı; bir zamanlar birer yangınlıktı...
***
Alsancak, inançtır; dinlerin kardeşliği, sevginin kardeşlik, sessiz insan tanığı. Bir uçta Hocazade Camisi, diğer uçta izler, boynu bükük Domeniken Kilisesi...
***
Alsancak, Fuar'dır; Kültürpark, yeşil, ağaç, soluk, çimen, doğa, yol, koşu, insan. Behçet Uz, denen o güzel adam; ne çok çaba, ne çok iyilik, ne çok alkış...
***
Alsancak, evlerdir; Kordon'da tek tük Rum evleri, son evler, sessiz evler. Şimdi Kilise sokağında, serpilmiş semtin arka bahçeli noktalarında hayatları...
Alsancak, sokaklar doğurdu kadın gibi; Necati Bey, Dil Küşat, Sümbül; her renkte, her seste. Araya sızdı semt dışından kafasını iterek Bornova Sokağı; çünkü Bornova kıskandı...
***
Alsancak pastanedir; yenilenen Sevinç, manzara bahçesi gibi; Yaşar Aksoy'un oturduğu. Reyhan çok özel; sahibi sempatik Karadenizliler, sosyetiktir çok güzel mekanın kendisi...
***
Alsancak 'seyir'; Sir Winston Tea, İzmirli sevgili Haşmet'in post modern terası. Eski Bonjour, hayatın nazik çocuğu, As-Burger'di eski yeri; Efes ise diri, zarif semt simgesi.
***
Alsancak, son yıllarda La Cigale'dir; Joe'nun yeri, çokca Fransız, İtalyan biraz. Bahçesinden çiçekler, ışıklar salınır; Mehmet ile Ebru, sanki dünyaya orası için gelmiştir...
***
Alsancak, Kordon'da birahanelerdir; en eskisi Sirena'dır, tevellüt 1975, yolun yarısı eder. Sonra Venezia gelir, orda önce Tuğrul, ardından Namık ile tanıştık, sene tam 1987...
***
Alsancak, bazen salaş, şimdilerde modern birahanelerde buz gibi bira içenlerdir çoğunlukla. Yanına kızarmış patates, elması da eklendi artık; karışık tabak, acılı Hardal'ı Sirena'nın...
***
Alsancak, Kordon'da buluşmadır esintili ilkyaz akşamları, özlem Kordon'a, kalabalığa. Sirena'nın cadde barı, biraz Çiçek'tir Arif'inki gibi; yer kapılır, Altan ile Servet laflanır...
***
Alsancak, güneşin kendi burcuna girmesidir yaz akşamları; meyhanelerin toplamı. Unutuluştur Gazi Kadınlar Sokağı'nda, hatırlanır Celal Başlangıç'ın 'gazi kadınları'...
***
Alsancak, sanki hep cumbalı gibi; bir ses saklanır, fısıltılar tutulur, göze gelir, söze gider. Konuşulan şeyler vardır orada, insanların insanlara, kedilerin kedilere söyledikleri, gizem...
***
Alsancak, biraz Muzaffer İzgü Sokağı'dır, çok efendidir; yanı başındaki sarhoş sokaklarıyla. Ki ikiz kızları saçları rüzgara eşit, ince zarif adımlarıyla, sık sık görürsünüz caddelerde...
***
Alsancak, Neyzen'dir Gazi'de, Gül Abla'dır, sonra Serhat'tır esas gençlerin Opus'unda. Ki orada kapılıp, votka-enerjinin gazabına, gazi olan çok olmuştur, gazi kadınlarda...
***
Alsancak, yıkıntılar arasından yaratılmış, Can Yücel Sokağı'dır biraz, Miko'nun bulunduğu. Orada Cenap, Elçin, köpeği Kaptan, sevenleri yaşar; Türksavaş'tır çok can veren sokağa...
***
Alsancak, eskiden az Alican'dı; ucuz yenir, ucuz içilirdi; sonra radyoda meyhane şarkıları. Alican abim, Kordon'a taşınınca battı; semtin caddeleri arasındaki uçuruma kurban gitti...
***
Alsancak, şiirdir çoğunlukla; ağlarken görürsünüz genç kızları, onların bıraktığı delikanlıları. Bu nedenle çok şiir yazılır bu semtte, ayrılık ve aşk üzerine; ki şiirsancak olacak bir gün adı...
***
Alsancak, dokunuştur; el ele tutunuş; sevginin gerçek üstü hali, arzunun ters yüz selidir. Ki dikkatle dolaşırsanız, inceden öpüşmelere teslim olmuş gençler görürsünüz arkalarda...
***
Alsancak, derin hatıralardır; eski İzmirliler'in hatırat deposu; ki kimler geldi, kimler geçti! Bir zamanlar Tevfik Nevzad, Mösyö Jilbert falan kim bilir; Vasıf Çınarlar kocaman...
***
Alsancak, kişilik efsanesi; Mösyö Cappadona, Marika Corsini, Mazhar Zorlu, Genç Moralı. Sonra Haşmet Uslu, belki köşeden çıkar, tombul kayıt tutucusu İzmir'in, Sancar Ağabey...
***
Alsancak iskeledir; vapurların, insanların, kadınların, erkeklerin yanaştığı butik bir iskele. Ki Pasaport ile asıl iskelesi arasında en çok bir sefa yürüyüş uzaklığı vardır, ayrılığa koşan...
***
Alsancak, kaybolan Fil Pizza'dır; dönerciler sokağı, Altın Kapı, gümüş tad, söğüşe teslimat. İbrahim Ağa mandırası, koyun kokulu yoğurt, taze süt, ilerisi Manisa'dan daha iyi, kebap...
***
Alsancak Nato'dur azıcık, bu yüzden Türkiye'de göbeğinde Amerikan Pazarı olan tek semt. Yoktur şehrin hiçbir çocuğu ki, bu pazarı gezmesin, bakmasın, bir şeyler almasın, olmasın...
***
Alsancak, denizin yakınıdır, bu nedenle biraz Deniz Restoran'dır; mezelerin kucağında. Üstünde İzmir Palas; önünde deniz, bir gün mutlaka, kalmalıyız otelin saltanat odasında...
***
Alsancak, Büyük Efes Oteli'dir benim gönlümde hep; Swiss'e alışamadım bir türlü. Mesela Karaca, ne çok özel, vaktinde ne hoş mekanı vardı, Yeni Asırcıların toplandığı...
***
Alsancak, tam Yeni Asır'dır; gazetedir, can can'dır çünkü; görünmek, bakılmak ister kentli. Eskiden Yeni Asır'ın meyhane baskısını dağıtırdı evlere, mekanlara, bizim sevimli Pinokyo...
***
Alsancak, unuttum sanmayın, biraz da Venedik Pizza'dır, orada pizzaların kralı bulunur. Sosyetenin yan sahası; nazik garsonlar, ki her yemek sonrası, limonçello ikramı vardır...
***
Alsancak sinemaları, kapananların yerinde yeller eserken; İzmir sineması kalbimin ortası. Karaca'da film izlemek az sürprizdir, insanda sanki karanlıkta bir ses doğurur...
***
Alsancak, okullardır; Atatürk Lisesi, oğlum orada okumuştu, İzmir'in 'marşlı' Galatasaray'ı. Cumhuriyet Kız Meslek Lisesi, kurslar ile kızların güzel enstitüsü, güzel kızlar enstitüsü...
***
Alsancak, hep güzel insanlıdır; sembol isimler, eskiler, yeniler; sürekli yenilenen efsaneler. Ah çocukken transfer etmişti Buca'dan Piriştina'yı; güzel adam, güzel başkan, Alsancaklı...
Alsancak, biraz Punta'dır; çokca güzellik. Alsancak, en eski İzmirli; Punta en eski Alsancaklıdır...
***
Punta Yunanca 'nokta', İtalyanca 'sivri uç'tur.
Alsancak, İzmir'in noktası, 'süveyda'sıdır...
***
Süveyda, insan kalbinin gizli sevgi noktası.
Alsancak, şehrin kalbinin sevdasıdır...
***
Alsancak, koca tarih; aynasıdır dev şehir koridorlarının.
Aynadan bakar. Şehre sorar: 'Söyle benden güzel semtin var mı?'
***
Alsancak, güzellik, estetiktir; ama kültürle tamamlanır.
Kültür güzelliği güzelleştirir; yüreği yüceltir...
***
Alsancak, canlıdır; insanla buluşur, hep insanlaşır.
Semtlerin insanı, insanların güzel semtidir...
***
Alsancak, Türk, Levanten, Rum, Musevi'dir.
İnsanların evrensel kardeşlik semti...
***
Alsancak, iyi burjuva yetiştirmiştir.
Ama semt, halkın biricik sevgilisidir...
***
Alsancak dişi, süslü, güzeldir; saçları salık, bazen sarışın, bazen esmer.
Kadınsı semt, süzülür kokusu, elleri ince, gövdesi alımlı, suskunluk diyarı...
***
Alsancak, aşktır; bazen karşılıklı, bazen karşılıksız.
Aşkın 'a' hali, 'b' hali, 'c' hali, 'd' hali, ya ya ya 'yaşasın' hali...
***
Alsancak, tutkudur; ağır, canlı, büyüyen, çok güçlü bir tutku.
Tutkunun anlatılmaz, tarifsiz tablosu; kızıl ve kara dolu...
***
Alsancak, renktir; beyazdan önce ona bütün renkler verilmiştir.
Kırmızı, yeşil, mavi, sarı; hayat orada hep laciverttir...
***
Alsancak, hüzündür; hep ruhunda sihirli bir burukluk.
Rahmetli evsiz alkolik Osman'ın, çığlıklı bağırışında toplanırdı sessizlik...
***
Alsancak, sestir; sürekli sesler, gürültüler, insanların akışı.
Semt, kalabalıklar arasındaki yalnızlık, tır, tıp...
***
Alsancak, şehir; modernlik, şirin kokonalar, sevimli.
Sokaklarında çoğalan hareket, İzmir'in Şanzelize'si...
***
Alsancak, biraz Gül Sokak'tır, biraz Kıbrıs Şehitleri, biraz hepsi.
Eskiden Frenk'in altındaydı, adı karışmıştı, faili meçhul 'Fasulya Mahallesi'...
***
Alsancak, kendinden beyaz perdedir; İzmirlinin tören kıtası, gösteri dünyası.
Yetişemedim bir türlü; ah 'Tayyare, Sakarya' sinemaları, üşür insanın elleri...
***
Alsancak, futboldur; kıskanç, kibirli, sevgili, büyük Altaylı.
Ama çok eskiden, az değil, yine çok sayılır Altınordulu'ydu...
***
Alsancak, Kordon'dur; saat onda, on birde, on ikide; hep sevgide, aşkta buluşuldu yıllarca.
Ki orada denize bakıp, Gazi'nin rakı içmişliği vardır; şehrin Gazi'ye bakmışlığı...
***
Alsancak; birbuçuk asır önce, Levant'ın Paris'iyken İzmir; asırlardır Paris'idir İzmir'in.
Ki o Paris'in akıp geçtiği, süzüldüğü, dokunduğu, eğlendiği yer olmuştur hep Kordon...
***
Alsancak, yitik mekanların, sessiz, buğulu diyarıdır. Unutulan yüzlerin semti.
Ki denize 'Palet' gibi uzanan 'restoran'; ardından Bergama, unutuluş markaları Kordon'da...
***
Alsancak, rüzgardır; lodostur, meltemdir, tüm esintilerin gizemli lordu.
Ki insanın ruhunu üşütür, kalbini grip eder, Kordon'un o tatlı fırtınaları...
***
Alsancak, çok Kordon, az çok Pasaport'tur; işgalde ilk düşen karakoldur orası.
Ki şimdi boyozu, gevreği, domatı, tavşan kanı çayı; güzellikler sultanı Pasaport...
***
Alsancak, en eski yangın yeridir; küllerinden doğmuştur İzmir yangınında.
Ki şimdi Mustafa Bey, Talat Paşa Bulvarı; bir zamanlar birer yangınlıktı...
***
Alsancak, inançtır; dinlerin kardeşliği, sevginin kardeşlik, sessiz insan tanığı.
Bir uçta Hocazade Camisi, diğer uçta izler, boynu bükük Domeniken Kilisesi...
***
Alsancak, Fuar'dır; Kültürpark, yeşil, ağaç, soluk, çimen, doğa, yol, koşu, insan.
Behçet Uz, denen o güzel adam; ne çok çaba, ne çok iyilik, ne çok alkış...
***
Alsancak, evlerdir; Kordon'da tek tük Rum evleri, son evler, sessiz evler.
Şimdi Kilise sokağında, serpilmiş semtin arka bahçeli noktalarında hayatları...
Alsancak, sokaklar doğurdu kadın gibi; Necati Bey, Dil Küşat, Sümbül; her renkte, her seste.
Araya sızdı semt dışından kafasını iterek Bornova Sokağı; çünkü Bornova kıskandı...
***
Alsancak pastanedir; yenilenen Sevinç, manzara bahçesi gibi; Yaşar Aksoy'un oturduğu.
Reyhan çok özel; sahibi sempatik Karadenizliler, sosyetiktir çok güzel mekanın kendisi...
***
Alsancak 'seyir'; Sir Winston Tea, İzmirli sevgili Haşmet'in post modern terası.
Eski Bonjour, hayatın nazik çocuğu, As-Burger'di eski yeri; Efes ise diri, zarif semt simgesi.
***
Alsancak, son yıllarda La Cigale'dir; Joe'nun yeri, çokca Fransız, İtalyan biraz.
Bahçesinden çiçekler, ışıklar salınır; Mehmet ile Ebru, sanki dünyaya orası için gelmiştir...
***
Alsancak, Kordon'da birahanelerdir; en eskisi Sirena'dır, tevellüt 1975, yolun yarısı eder.
Sonra Venezia gelir, orda önce Tuğrul, ardından Namık ile tanıştık, sene tam 1987...
***
Alsancak, bazen salaş, şimdilerde modern birahanelerde buz gibi bira içenlerdir çoğunlukla.
Yanına kızarmış patates, elması da eklendi artık; karışık tabak, acılı Hardal'ı Sirena'nın...
***
Alsancak, Kordon'da buluşmadır esintili ilkyaz akşamları, özlem Kordon'a, kalabalığa.
Sirena'nın cadde barı, biraz Çiçek'tir Arif'inki gibi; yer kapılır, Altan ile Servet laflanır...
***
Alsancak, güneşin kendi burcuna girmesidir yaz akşamları; meyhanelerin toplamı.
Unutuluştur Gazi Kadınlar Sokağı'nda, hatırlanır Celal Başlangıç'ın 'gazi kadınları'...
***
Alsancak, sanki hep cumbalı gibi; bir ses saklanır, fısıltılar tutulur, göze gelir, söze gider.
Konuşulan şeyler vardır orada, insanların insanlara, kedilerin kedilere söyledikleri, gizem...
***
Alsancak, biraz Muzaffer İzgü Sokağı'dır, çok efendidir; yanı başındaki sarhoş sokaklarıyla.
Ki ikiz kızları saçları rüzgara eşit, ince zarif adımlarıyla, sık sık görürsünüz caddelerde...
***
Alsancak, Neyzen'dir Gazi'de, Gül Abla'dır, sonra Serhat'tır esas gençlerin Opus'unda.
Ki orada kapılıp, votka-enerjinin gazabına, gazi olan çok olmuştur, gazi kadınlarda...
***
Alsancak, yıkıntılar arasından yaratılmış, Can Yücel Sokağı'dır biraz, Miko'nun bulunduğu.
Orada Cenap, Elçin, köpeği Kaptan, sevenleri yaşar; Türksavaş'tır çok can veren sokağa...
***
Alsancak, eskiden az Alican'dı; ucuz yenir, ucuz içilirdi; sonra radyoda meyhane şarkıları.
Alican abim, Kordon'a taşınınca battı; semtin caddeleri arasındaki uçuruma kurban gitti...
***
Alsancak, şiirdir çoğunlukla; ağlarken görürsünüz genç kızları, onların bıraktığı delikanlıları.
Bu nedenle çok şiir yazılır bu semtte, ayrılık ve aşk üzerine; ki şiirsancak olacak bir gün adı...
***
Alsancak, dokunuştur; el ele tutunuş; sevginin gerçek üstü hali, arzunun ters yüz selidir.
Ki dikkatle dolaşırsanız, inceden öpüşmelere teslim olmuş gençler görürsünüz arkalarda...
***
Alsancak, derin hatıralardır; eski İzmirliler'in hatırat deposu; ki kimler geldi, kimler geçti!
Bir zamanlar Tevfik Nevzad, Mösyö Jilbert falan kim bilir; Vasıf Çınarlar kocaman...
***
Alsancak, kişilik efsanesi; Mösyö Cappadona, Marika Corsini, Mazhar Zorlu, Genç Moralı.
Sonra Haşmet Uslu, belki köşeden çıkar, tombul kayıt tutucusu İzmir'in, Sancar Ağabey...
***
Alsancak iskeledir; vapurların, insanların, kadınların, erkeklerin yanaştığı butik bir iskele.
Ki Pasaport ile asıl iskelesi arasında en çok bir sefa yürüyüş uzaklığı vardır, ayrılığa koşan...
***
Alsancak, kaybolan Fil Pizza'dır; dönerciler sokağı, Altın Kapı, gümüş tad, söğüşe teslimat.
İbrahim Ağa mandırası, koyun kokulu yoğurt, taze süt, ilerisi Manisa'dan daha iyi, kebap...
***
Alsancak Nato'dur azıcık, bu yüzden Türkiye'de göbeğinde Amerikan Pazarı olan tek semt.
Yoktur şehrin hiçbir çocuğu ki, bu pazarı gezmesin, bakmasın, bir şeyler almasın, olmasın...
***
Alsancak, denizin yakınıdır, bu nedenle biraz Deniz Restoran'dır; mezelerin kucağında.
Üstünde İzmir Palas; önünde deniz, bir gün mutlaka, kalmalıyız otelin saltanat odasında...
***
Alsancak, Büyük Efes Oteli'dir benim gönlümde hep; Swiss'e alışamadım bir türlü.
Mesela Karaca, ne çok özel, vaktinde ne hoş mekanı vardı, Yeni Asırcıların toplandığı...
***
Alsancak, tam Yeni Asır'dır; gazetedir, can can'dır çünkü; görünmek, bakılmak ister kentli.
Eskiden Yeni Asır'ın meyhane baskısını dağıtırdı evlere, mekanlara, bizim sevimli Pinokyo...
***
Alsancak, unuttum sanmayın, biraz da Venedik Pizza'dır, orada pizzaların kralı bulunur.
Sosyetenin yan sahası; nazik garsonlar, ki her yemek sonrası, limonçello ikramı vardır...
***
Alsancak sinemaları, kapananların yerinde yeller eserken; İzmir sineması kalbimin ortası.
Karaca'da film izlemek az sürprizdir, insanda sanki karanlıkta bir ses doğurur...
***
Alsancak, okullardır; Atatürk Lisesi, oğlum orada okumuştu, İzmir'in 'marşlı' Galatasaray'ı.
Cumhuriyet Kız Meslek Lisesi, kurslar ile kızların güzel enstitüsü, güzel kızlar enstitüsü...
***
Alsancak, hep güzel insanlıdır; sembol isimler, eskiler, yeniler; sürekli yenilenen efsaneler.
Ah çocukken transfer etmişti Buca'dan Piriştina'yı; güzel adam, güzel başkan, Alsancaklı...
***
Alsancak; kültür, öykü, roman, deneme, yazı, edebiyattır; köprüleri atar, insanı sarıp sarmalar.
http://www.buyukaltay.org/home.php?page=yazilar&tur=makale&makaleId=107
DH forumlarında vakit geçirmekten keyif alıyor gibisin ancak giriş yapmadığını görüyoruz.
Üye Ol Şimdi DeğilÜye olduğunda özel mesaj gönderebilir, beğendiğin konuları favorilerine ekleyip takibe alabilir ve daha önce gezdiğin konulara hızlıca erişebilirsin.
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi umuts35 -- 19 Ocak 2013; 22:14:29 >