İnsanların forumlara niçin ve nasıl egolarla yazdıkları malûm.
Bütün forumlar “kolay-cıların” cenneti olsa bile “müzik”te işi oraya çekmeye kalkanların popülasyonlarını ve onların müziklerinin ne (mal) olduğunu -artık- çok daha iyi biliyoruz.
Müziğin izlerinin –hele ki böyle bir yerelde- bulunabilmesi için ömrü boyunca savaşmış biriyim. Sonuç olarak, buna “Müzik enformasyonu” dedim ve nickname kullanarak 8 yıla yakın bir süre yazdığım bir başka forumda da bu konuyu sık sık ifade ettim.
Müzik enformasyonu –müziğin peşinde olanlar için- inanılmaz önemlidir. Bunun ne demek olduğunu ancak bilen bilir. Lafı daha fazla uzatmadan, “müziğin enformasyonuna –ve elbette oradan da müziğin kendisine- ulaşmak” bakımından, son zamanda yaşamış olduğum bir tecrübemi aktarayım:
Ben esasen barok müziğe daima uzak durdum. Bu belki bir hata idi. Bilemiyorum ve fakat her insan, hayatın kendisine çizdiği yerel şartlarda şekilleniyor. Benim müzik bakımından varlığım böyle şekillenmiş oldu. Meselâ, “Vivaldi” üzerine bile ancak 40 yaştan sonra eğilmek (yazmak) ihtiyacı duymuş oldum.
Fakat geçen gecelerden birinde, -o günlerde henüz devam etmekte olan İtalya Bisiklet Turu´nun da hatırına ki, esasen Lugano Gölü ve civarına eğilecektim- hd dokümanter arşivimde yıllardır beklemekte olan bir seyahat seriine takıldım. Bahis konusu bölge o serideki İtalya bölümünde yoktu. Fakat turda daha önceki etaplarda geçmiş olan “Dolomitler” ile ilgili olarak Kuzey İtalya´daki başka bir bölge (Veneto) geçiyordu.
Andrea Palladio´nun Vicenza´daki eseri kısaca tanıtılırken çalmakta olan tema derhal dikkatimi çekti. Dokumanteri durdurup arayışa geçtim.
Eser –evet işte- barok tarzıydı. Fakat Amerikan yapımı dokümanterin sağlam bir müzik danışmanlığı desteği vardı ve o sekans için orkestraya sanki müziğin kısa bir varyasyonu çaldırılmış gibiydi. Temayı -hd dokümanterin o kısmını defalarca oynatıp- dinledim.
Önce elbette müzik “identification” server´larını denedim. Fakat ses metin seslendirme ile karışık olduğundan sonuç alamdım.
Aklımdan önce Vivaldi geçti. Bir buçuk saat kadar bir sürede concertolar / concerto grossolar vs pekçok Vivaldi eserini -elbette preview kesitlerine bölerek- dinledim.
Bulamayınca tekrar dokümantere döndüm. Son anda, varyetenin nihayetinde bir yerde editör tarafından adeta fona saklanmış bir obua sesi duydum. Bu bir obua konçertosu olmalıydı. Tekrar arayışa geçtim. Albinoni´nin obua konçertolarının öne çıktığını farkettim. Ve bir saat kadar da Albinoni obua konçertoları arasında dolaştım. Ve buldum. Andrea Palladio´un eseri tanıtılırken çalan müzik (eseri) Albinoni´nin Op.9 2 No´lu obua konçertosu idi... Eseri birkaç gün boyunca dinledim.
Barok müzik kültürümün olmaması için ne demem gerektiği hakkında ben de kararsızım. Fakat şunu çok net anladım ki, Barok Müziği, bizim ömrümüze damgasını vurmuş kayıt / ambians şartlarından dinlemek, herhalde / olsa olsa / ancak “aptalca” deyişiyle tabir edilmeli. Çünkü o müziğin o binalarda dinlenilmesi gerekiyor...
Bendeniz, daha ilk gençlik yıllarımda plaktan kasete kayıt yapılan dükkanlardaki birilerine –müziği ıslıkla çalarak- anlatabilmek tecrübesini de yaşamış biri olduğumdan şu andaki imkânlarımıza inanamıyorum.
Yine de, müziğe ulaşmak o kadar kolay değil. Kolay olmamasına ise bir bakıma ve hâlâ seviniyorum.
(Bu ülkedeki -genç- insanlar, 3. sınıf bir genetik diktanın amele ve eratı olmaları durumunu aşabilmede "kolay" lafını kesinlikle terk etmeliler).
Mesaj linki kopyalandı.
İşlem başarılı.
Bir sorun oluştu.
DH Mobil uygulaması ile devam edin.
Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin.
Bütün forumlar “kolay-cıların” cenneti olsa bile “müzik”te işi oraya çekmeye kalkanların popülasyonlarını ve onların müziklerinin ne (mal) olduğunu -artık- çok daha iyi biliyoruz.
Müziğin izlerinin –hele ki böyle bir yerelde- bulunabilmesi için ömrü boyunca savaşmış biriyim. Sonuç olarak, buna “Müzik enformasyonu” dedim ve nickname kullanarak 8 yıla yakın bir süre yazdığım bir başka forumda da bu konuyu sık sık ifade ettim.
Müzik enformasyonu –müziğin peşinde olanlar için- inanılmaz önemlidir. Bunun ne demek olduğunu ancak bilen bilir.
Lafı daha fazla uzatmadan, “müziğin enformasyonuna –ve elbette oradan da müziğin kendisine- ulaşmak” bakımından, son zamanda yaşamış olduğum bir tecrübemi aktarayım:
Ben esasen barok müziğe daima uzak durdum. Bu belki bir hata idi. Bilemiyorum ve fakat her insan, hayatın kendisine çizdiği yerel şartlarda şekilleniyor. Benim müzik bakımından varlığım böyle şekillenmiş oldu. Meselâ, “Vivaldi” üzerine bile ancak 40 yaştan sonra eğilmek (yazmak) ihtiyacı duymuş oldum.
Fakat geçen gecelerden birinde, -o günlerde henüz devam etmekte olan İtalya Bisiklet Turu´nun da hatırına ki, esasen Lugano Gölü ve civarına eğilecektim- hd dokümanter arşivimde yıllardır beklemekte olan bir seyahat seriine takıldım. Bahis konusu bölge o serideki İtalya bölümünde yoktu. Fakat turda daha önceki etaplarda geçmiş olan “Dolomitler” ile ilgili olarak Kuzey İtalya´daki başka bir bölge (Veneto) geçiyordu.
Andrea Palladio´nun Vicenza´daki eseri kısaca tanıtılırken çalmakta olan tema derhal dikkatimi çekti.
Dokumanteri durdurup arayışa geçtim.
Eser –evet işte- barok tarzıydı. Fakat Amerikan yapımı dokümanterin sağlam bir müzik danışmanlığı desteği vardı ve o sekans için orkestraya sanki müziğin kısa bir varyasyonu çaldırılmış gibiydi.
Temayı -hd dokümanterin o kısmını defalarca oynatıp- dinledim.
Önce elbette müzik “identification” server´larını denedim. Fakat ses metin seslendirme ile karışık olduğundan sonuç alamdım.
Aklımdan önce Vivaldi geçti. Bir buçuk saat kadar bir sürede concertolar / concerto grossolar vs pekçok Vivaldi eserini -elbette preview kesitlerine bölerek- dinledim.
Bulamayınca tekrar dokümantere döndüm. Son anda, varyetenin nihayetinde bir yerde editör tarafından adeta fona saklanmış bir obua sesi duydum. Bu bir obua konçertosu olmalıydı.
Tekrar arayışa geçtim. Albinoni´nin obua konçertolarının öne çıktığını farkettim.
Ve bir saat kadar da Albinoni obua konçertoları arasında dolaştım. Ve buldum.
Andrea Palladio´un eseri tanıtılırken çalan müzik (eseri) Albinoni´nin Op.9 2 No´lu obua konçertosu idi...
Eseri birkaç gün boyunca dinledim.
Barok müzik kültürümün olmaması için ne demem gerektiği hakkında ben de kararsızım.
Fakat şunu çok net anladım ki, Barok Müziği, bizim ömrümüze damgasını vurmuş kayıt / ambians şartlarından dinlemek, herhalde / olsa olsa / ancak “aptalca” deyişiyle tabir edilmeli. Çünkü o müziğin o binalarda dinlenilmesi gerekiyor...
Bu esere dair, Web´te bulabildiğim en makul video:
https://www.youtube.com/watch?v=tmTlfzXXVIU
Bendeniz, daha ilk gençlik yıllarımda plaktan kasete kayıt yapılan dükkanlardaki birilerine –müziği ıslıkla çalarak- anlatabilmek tecrübesini de yaşamış biri olduğumdan şu andaki imkânlarımıza inanamıyorum.
Yine de, müziğe ulaşmak o kadar kolay değil.
Kolay olmamasına ise bir bakıma ve hâlâ seviniyorum.
(Bu ülkedeki -genç- insanlar, 3. sınıf bir genetik diktanın amele ve eratı olmaları durumunu aşabilmede "kolay" lafını kesinlikle terk etmeliler).