M

Haber Editörü
31 Ocak 2015
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
7 üye
Görüntülenme (?)
1934 (Bu ay: 2)
Gönderiler Hakkında
M
1 sa.
Sabit internette operatör değişikliği e-Devlet’e taşınıyor

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), sabit internet aboneliklerinde operatör değişikliği süreçlerini köklü biçimde değiştirecek kapsamlı bir düzenleme hazırladı. “Sabit Genişbant, Toptan Hat Kiralama ve Tahsisli Kapasite Hizmetlerinde İşletmeci Değişikliği” başlıklı taslak metin kamuoyunun görüşüne açılırken yeni sistemle birlikte tüm süreçlerin dijitalleşmesi ve daha sıkı kurallara bağlanması hedefleniyor.



Düzenlemenin 1 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe girmesi planlanıyor.



Hazırlanan taslak, sabit elektronik haberleşme altyapısı üzerinden sunulan genişbant internet, toptan hat kiralama (THK) ve tahsisli kapasite hizmetlerini kapsıyor. Ancak burada kritik operatör değişikliğinin yalnızca aynı altyapı üzerinden sunulan hizmetler için geçerli olması. Altyapı değişikliği gerektiren durumlar bu kapsamın dışında tutuluyor.



e-Devlet üzerinden onay zorunlu hale geliyor



Yeni sistemde operatör değişikliği süreci tamamen abonenin dijital onayına bağlanıyor. Süreç, kullanıcının yeni operatöre başvurmasıyla başlıyor. Ardından aboneye bir bilgilendirme SMS’i gönderiliyor.



Bu mesajdan en az 1 saat sonra, başvuruya ait detaylar e-Devlet kapısı üzerinden erişime açılıyor. Kullanıcı, kimlik doğrulamasını tamamlayarak başvuruyu onayladığında süreç resmiyet kazanıyor. Bu aşamada PAdES-LTV formatında dijital bir işlem belgesi oluşturuluyor ve tüm süreç bu belge üzerinden yürütülüyor.



Kurumsal aboneliklerde ise sürece ek olarak vergi levhası, imza sirküleri veya vekaletname gibi belgelerin sisteme yüklenmesi gerekiyor.



Taslak düzenleme, sistemin hatasız işlemesi için otomatik kontrol mekanizmaları da içeriyor. Buna göre bazı durumlarda başvurular doğrudan sistem tarafından reddedilecek. Özellikle hizmet numarasının uyuşmaması, aynı abonelik için devam eden başka bir geçiş sürecinin bulunması, son 30 gün içinde operatör değişikliği yapılmış olması veya yıllık 4 değişiklik sınırının aşılması gibi durumlar başvurunun kabul edilmemesine neden olacak. Ayrıca abonelik üzerinde devam eden devir, nakil ya da iptal gibi işlemler varsa geçiş talebi işleme alınmayacak.



48 saatlik onay süresi



Mevcut hizmet sağlayıcı (verici operatör), kendisine iletilen başvuruyu en geç 48 saat içinde sonuçlandırmak zorunda olacak. Bu süre içinde ya onay verilecek ya da ret kararı alınacak.




Ret durumunda operatör, gerekçesini açıkça belirtmekle yükümlü olacak. Kimlik bilgilerinin hatalı olması, belgelerin eksik ya da yanlış yüklenmesi veya başvuru süresine ilişkin ihlaller geçerli ret nedenleri arasında yer alıyor. Böylece keyfi engellemelerin önüne geçilmesi amaçlanıyor.



Ayrıca Bkz.Apple'dan hackerlara meydan okuma: Kilit modu şimdiye kadar aşılamadı!



Eğer mevcut (verici) operatör, 48 saat içinde geçişe onay vermezse veya reddetmezse; altyapı sağlayıcı bu geçişi otomatik olarak onaylama yetkisine sahip olacak. Bu, "keyfi bekletmelerin" önüne geçen en büyük kozlardan biri.



Verici operatörün onayının ardından süreç tamamlanmış sayılmıyor. Bu aşamada alıcı operatörün 7 gün içinde son onayı vermesi gerekiyor. Bu süre içinde işlem tamamlanmazsa sistem devreye girerek başvuruyu otomatik olarak iptal ediyor.



Ayrıca alıcı operatör, sürecin herhangi bir aşamasında son onayı vermeden başvuruyu iptal etme yetkisine de sahip.



İnternet kesintisi yaşanmayacak



Düzenlemenin en önemli teknik kazanımlarından biri, geçiş sürecinde hizmet sürekliliğinin korunması olacak. Buna göre operatör değişikliği tamamlanana kadar mevcut operatör hizmet sunmaya devam edecek. Geçiş anında yeni operatör devreye girecek ve kullanıcı internet kesintisi yaşamayacak.



Aboneyi vazgeçirme girişimlerine yasak



Taslak metin, operatörlerin pazarlama ve müşteri tutma stratejilerine de doğrudan müdahale ediyor. Buna göre verici operatör, süreç başladıktan sonra aboneyle iletişime geçemeyecek. Aboneyi kararından vazgeçirmeye yönelik arama veya mesaj gönderimi tamamen yasaklanıyor.



Operatör değişikliği fiilen gerçekleşene kadar ücretlendirme mevcut operatör üzerinden devam edecek. Geçişin tamamlandığı gün itibarıyla ise ücretlendirme yeni operatöre geçecek. Sürecin herhangi bir aşamada iptal edilmesi halinde mevcut operatör hizmet vermeyi sürdürecek.



Hem geçiş tamamlandığında hem de iptal durumunda, aboneye 24 saat içinde SMS ile bilgilendirme yapılması zorunlu olacak.



1 Haziran 2026’da yürürlüğe girecek



Düzenleme, altyapı sağlayıcı konumundaki yükümlü işletmeciye önemli sorumluluklar yüklüyor. Bu kapsamda işletmecinin, süreci yönetebilecek teknik sistemleri kurması, güvenliğini sağlaması ve tüm kayıtları en az 3 yıl boyunca saklaması gerekiyor.



Kurallara uyulmaması durumunda ise işletmeciler hakkında BTK İdari Yaptırımlar Yönetmeliği kapsamında para cezaları ve çeşitli yaptırımlar uygulanacak.



BTK’nın hazırladığı bu kapsamlı düzenleme, 1 Haziran 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek.




Kaynak:https://www.btk.gov.tr/kamuoyu-gorusleri/sabit-genisbant-toptan-hat-kiralama-ve-tahsisli-kapasite-hizmetlerindeki-isletmeci-degisikliginde-uygulanacak-islemlere-iliskin-usul-ve-esaslar-taslagi-na-iliskin-kamuoyu-goruslerinin-alinmasi
M
16 sa.
Pahalı füzelere gerek yok: Dronları düşürebilen otonom mikrodalga silahı

ABD, AUSA Global Force Symposium 2026 etkinliğinde, düşük maliyetli dron sürülerine karşı tasarlanmış yeni bir otonom anti-dron sistemi olan Leonidas Autonomous Ground Vehicle (AGV) aracını tanıttı. Yüksek güçlü mikrodalga silahıyla donatılan bu araç, dron sürülerini saniyeler içinde etkisiz hale getirebiliyor.



Günümüzde düzenli ordular için en büyük tehditlerden biri olarak görülen dronlar, düşük maliyetleri ile her türlü aktör için oldukça erişilebilir durumda. Çoğu modern ordu ise bu dronları etkisiz hale getirmek için geleneksel füze tabanlı sistemleri kullanıyor. Ancak bu sistemlerin yüksek maliyeti, dronlar etkisiz hale getirilse bile sürdürülebilirlik sınırlarını aşıyor. Bu dengesizliği çözmek amacıyla savunma uzmanları yıllardır düşük maliyetli karşı önlemler öneriyordu ve Leonidas AGV, bu vizyonu somutlaştıran otonom bir çözüm olarak öne çıkıyor.



Leonidas AGV nedir?



Leonidas AGV, Ford F-600 şasisine dayanarak geliştirilmiş ve üzerine sensörler, güç dağıtım sistemleri ile mikrodalga silahını destekleyecek diğer tüm bileşenler entegre edilmiş bir araç.



Araç, sürücüsüz çalışabilecek şekilde tasarlanmış olup, gerektiğinde uzaktan kontrol ile yönlendirilebiliyor. Bu sayede araç, personel düşman ateşine maruz kalmadan kritik bölgelerde devriye gezebilir veya çeşitli müdahale noktalarına taşınabilir.




Araçta bulunan Epirus Leonidas mikrodalga silahı, yüksek güçlü elektromanyetik enerji üreterek dronun elektronik sistemlerini bozuyor. Bu etki, dronun navigasyon, itki ve iletişim sistemlerinde arızalara yol açıyor. Mikrodalga silahının avantajı, hedef bölgedeki birden fazla drona aynı anda müdahale edebilmesi. Dronlara karşı lazer tabanlı sistemler de geliştiriliyor ancak lazer sitemleri tekil hedef kısıtı nedeniyle sürü saldırılarına cevap vermekte zorlanıyor.



Ayrıca Bkz.Alman füzyon girişimi gelişmiş lazer teknolojisini savunmaya taşıyor



Leonidas AGV, ABD merkezli Epirus, General Dynamics Land Systems (GDLS) ve Kodiak AI şirketlerinin ortak çalışmasıyla geliştirildi. GDLS entegrasyon lideri olarak projeyi yönetti. Araç, özel bir askeri araç tasarlamadan, mevcut Ford F-600 şasisi üzerine kuruldu. Bu da hem geliştirme sürecini hızlandırdı hem de ölçeklendirmeyi kolaylaştırdı.



Bununla birlikte mikrodalga silah sistemi modüler bir yapıya sahip ve farklı araçlara entegre edilebiliyor. Fiziksel mühimmat kullanmadığı için stok sınırlamaları veya yeniden yükleme döngüleri gibi kısıtlamalar yok, bu da sistemin sürekli görev yapabilmesini sağlıyor. Araç, daha geniş anti-dron altyapısında yakın savunma katmanı olarak görev alabiliyor ve kapsama boşluklarını kapatmayı hedefliyor.



Kodiak AI Driver’ın sistemi ise sensörler, kameralar ve çevresel algılayıcılarla aracın karayolu ve arazi koşullarında kendi kendine sürüş yapabilmesini sağlıyor. Sistem, gerçek zamanlı verileri kullanarak güzergah planlaması yapıyor, engellerden kaçınıyor ve tehditlere göre konum değiştirebiliyor. Gerektiğinde insan operatörler araca müdahale edebiliyor.



Leonidas AGV’nin AUSA 2026’da sergilenen modeli tam ölçekli bir prototip olmakla birlikte, henüz operasyonel koşullarda test edilmedi veya otonom hareket halindeyken gerçek dron etkileşim kapasitesi gösterilmedi. İlerleyen dönemlerde test görüntülerinin de yayınlanması bekleniyor. Öte yandan Epirus, Leonidas platformunun 66 dronun tamamını başarıyla düşürdüğünü duyurmuştu.






Kaynak:https://interestingengineering.com/military/self-driving-microwave-weapon-drone-swarms
M
23 sa.
Starlink bağlantısıyla uçan yeni polis dronu: 100 km/s ile araç kovalıyor



Dron teknolojileri alanında faaliyet gösteren girişim BRINC, emniyet birimlerine yönelik en yeni dron modeli Guardian’ı tanıttı. Guardian, her bir birimde Starlink bağlantısı bulunan ilk ticari dron olma özelliği taşıyor ve böylece şehir içi operasyonlarda sinyal sınırlamalarını tamamen ortadan kaldırıyor.



Emniyet kuvvetlerine yeni nesil polis dronu



Yıl sonunda üretime girmesi planlanan Guardian, bir saatten uzun uçuş süresine sahip ve saatte yaklaşık 100 km/s üzerinde hızla araç takibi yapabiliyor. BRINC, Guardian’ı “ilk araç takip edebilen dron” olarak nitelendiriyor. Ayrıca dron, şarj yuvasından otomatik olarak batarya değiştirebiliyor ve sadece dakikalar içinde görevine geri dönebiliyor.



Bu sistem, Guardian’ın farklı acil durum ekipmanlarını da taşımasına olanak tanıyor. Bunlar arasında can simidi, defibrilatör, epipen ve aşırı doz tedavisinde kullanılan Narcan gibi malzemeler duruma göre hızla görev noktasına ulaştırılabiliyor.




Guardian’ın görüntüleme sistemleri de oldukça gelişmiş. Dron çift 4K görsel sensör ve toplam 640x yakınlaştırma özelliği ile kilometrelerce uzaklıktaki alanları net bir şekilde gözlemleyebiliyor. Ayrıca dronun üstünde 130 dB seviyesinde ses çıkarabilen hoparlör ve siren sistemi de bulunuyor.



Ayrıca Bkz.Havacılıkta devrimsel gelişme: Hareketli parça olmadan uçabilen dron



Şirketin açıkladığı verilere göre dronun menzili ise yaklaşık 13 km (mevcut sistemler 5 km). Dron, gece operasyonlarında ise 1.000 lümen gücünde SkyBeam projektör ile çevreyi aydınlatabiliyor. Ayrıca çift HD termal zoom kamera ve lazer mesafe ölçer donanımıyla düşük ışıkta kişileri de tespit edebiliyor.






Kaynak:https://www.tomshardware.com/tech-industry/startup-builds-first-responder-drone-connected-via-starlink-that-enables-eight-mile-range-uav-can-fly-for-over-an-hour-swap-batteries-automatically-and-carry-various-payloads
M
24 sa.
SMIC krizi: Çin’in çip devi İran ordusuna ekipman mı sağladı?

ABD’li yetkilileri Çin’in en büyük yarı iletken üreticisi olan SMIC’in (Semiconductor Manufacturing International Corporation), İran ordusuna çip üretim ekipmanları sağladığını öne sürdü. ABD ile İran arasında devam eden gerilim ve İsrail’in de dahil olduğu çatışma ortamında Çin’in adının geçmesi ise sürece yeni bir boyut kazandırabilir.



Çin ve SMIC sessiz



İki üst düzey ABD’li yetkiliye göre SMIC, İran’a söz konusu ekipmanları yaklaşık bir yıl önce göndermeye başladı. Yetkililer, bu sevkiyatların durduğuna dair herhangi bir işaret bulunmadığını vurguladı. Ayrıca iş birliğinin yalnızca ekipman tedarikiyle sınırlı kalmadığı, büyük olasılıkla SMIC’in yarı iletken teknolojisine ilişkin teknik eğitimleri de kapsadığı ifade edildi.



Ancak yetkililer, gönderilen ekipmanların ABD menşeli olup olmadığı konusunda net bir bilgi paylaşmadı. Bu detay, olası bir yaptırım ihlali açısından kritik önem taşıyor.



Konuyla ilgili olarak SMIC, Çin’in Washington Büyükelçiliği ve İran’ın Birleşmiş Milletler temsilciliği henüz resmi bir açıklama yapmadı. Çin hükümeti ise genel tutumunu koruyarak İran ile yürütülen ticari faaliyetlerin “normal ekonomik ilişkiler” çerçevesinde olduğunu savunuyor. Öte yandan, geçtiğimiz ay ortaya çıkan başka bir rapor da İran’ın Çin’den gemi savar seyir füzeleri satın almaya yakın olduğunu göstermişti.



Kara listeye alınmıştı




ABD tarafından 2020 yılında kara listeye alınan SMIC, bu karar sonrası Amerikan teknolojilerine erişimde ciddi kısıtlamalarla karşı karşıya kalmıştı. Şirket, daha önce de Çin’in askeri-endüstriyel yapısıyla bağlantılı olduğu yönündeki iddiaları reddetmişti.



Ayrıca Bkz.İran savaşı nedeniyle helyum krizi şiddetleniyor: Birçok sektör etkileniyor



ABD’li yetkililer, gönderilen ekipmanların İran’ın “askeri endüstriyel kompleksine” ulaştığını belirtiyor. Bu tür çip üretim teknolojileri füze sistemlerinden radar ve iletişim altyapılarına kadar pek çok askeri elektronik sistemde kullanılabiliyor. Ancak söz konusu ekipmanların mevcut çatışmalarda doğrudan kullanılıp kullanılmadığı henüz netlik kazanmış değil.



ABD-Çin gerilimi tırmanabilir



Bu iddialar, Washington ile Pekin arasında zaten hassas olan ilişkileri daha da gergin hale getirebilir. ABD, son yıllarda Çin’in ileri seviye yarı iletken üretim kapasitesini sınırlamak amacıyla Lam Research, KLA ve Applied Materials gibi şirketler üzerinden kritik ekipman erişimini kısıtlayan yaptırımlar uyguluyor.



Özellikle 2024 yılında SMIC’in Huawei’nin Mate 60 Pro modelinde kullanılan gelişmiş bir çip üretmesinin ardından ABD yönetimi, şirket üzerindeki baskıyı daha da artırarak en ileri üretim tesislerine yönelik ihracat kısıtlamalarını genişletmişti.




Kaynak:https://www.reuters.com/world/asia-pacific/chinas-top-chipmaker-has-supplied-chipmaking-tech-iran-military-us-officials-say-2026-03-27/
M
dün
Havacılıkta devrimsel gelişme: Hareketli parça olmadan uçabilen dron

ABD’de Rutgers Üniversitesi’nde yürütülen dikkat çekici bir araştırmada geleneksel dron tasarımlarını kökten değiştirebilecek bir yaklaşım ortaya kondu. Havacılık mühendisleri tarafından geliştirilen deneysel bir sistem, motor, dişli veya mekanik bağlantı olmadan yalnızca elektrikle çalışan bir uçuş konseptini başarıyla gözler önüne serdi. Doğadaki kuşların kanat çırpma mekanizmasını taklit eden yaklaşım, bunu tamamen farklı bir mühendislik anlayışıyla gerçekleştiriyor.



Katı hal ornithopter olarak bilinen bu konsept klasik aktüatör sistemlerini tamamen ortadan kaldırarak elektrikle şekil değiştirebilen akıllı malzemelere dayanıyor. Projenin arkasındaki mühendisler ise Xin Shan ve Onur Bilgen.



Kanatlar elektrikle şekil değiştiriyor



Bu yenilikçi dron tasarımında en dikkat çekici unsur, kanat hareketinin tamamen piezoelektrik malzemeler aracılığıyla sağlanması. Uygulanan elektrik voltajı sayesinde bu malzemeler doğrudan şekil değiştiriyor ve kanat yüzeyinin bükülmesini, esnemesini sağlıyor. Böylece herhangi bir motor, dişli ya da mekanik bağlantıya ihtiyaç kalmadan uçuş hareketi elde ediliyor.



Onur Bilgen, sistemi şu sözlerle açıklıyor; “Piezoelektrik malzemelere elektrik uyguladığımızda, bunlar ekstra eklemler, bağlantılar veya motorlar olmadan yüzeyi doğrudan hareket ettiriyor. Kanat, piezoelektrik malzeme tabakası ve karbon fiber tabakasını içeren bir kompozit malzemeden oluşuyor. Piezoelektrik tabakaya voltaj uygulandığında, tüm kompozit esniyor.”




Bu yapı sayesinde kanatlar yalnızca yukarı-aşağı hareket etmekle kalmıyor, aynı zamanda bükülerek ve şekil değiştirerek çok daha karmaşık uçuş manevralarını mümkün kılıyor.



Ayrıca Bkz.96 dron aynı anda yönetiliyor: Çin’in sürü dron sistemi Atlas sahada



Geliştirilen esnek kanat yapısı, özellikle dar ve karmaşık ortamlarda önemli avantajlar sunuyor. Kanatların aynı anda hem bükülüp hem de yön değiştirebilmesi, bu tür dronların yüksek manevra kabiliyeti gerektiren görevlerde kullanılabileceğini gösteriyor. Araştırmacılara göre bu teknoloji çevresel izleme, arama-kurtarma operasyonları ve şehir içi teslimat gibi hassasiyet ve çeviklik gerektiren alanlarda önemli bir rol oynayabilir.



Fiziksel sınırları aşan simülasyon modeli



Ekip, yalnızca fiziksel prototiplerle sınırlı kalmayarak oldukça kapsamlı bir hesaplamalı model de geliştirdi. Bu model sayesinde aerodinamik davranıştan elektriksel kontrol mekanizmalarına kadar pek çok parametre simüle edilebiliyor.



Bilgen, bu yaklaşımın önemini vurgularken, “Henüz fiziksel olarak mümkün olmayan tasarımların uygulanabilirliğini gösterebiliyoruz.” ifadelerini kullanıyor. Bu sayede gelecekte üretilebilecek sistemlerin performansı şimdiden analiz edilebiliyor.



Her ne kadar konsept başarılı şekilde ortaya konmuş olsa da mevcut teknoloji henüz bu sistemin tam anlamıyla hayata geçirilmesine izin vermiyor. Özellikle günümüzde kullanılan piezoelektrik malzemelerin yeterli performansa sahip olmaması projenin önündeki en büyük engel olarak öne çıkıyor.



İlham doğa ama hedef daha ilerisi




Araştırmanın temelinde doğadan ilham alınsa da ekip, yalnızca biyolojik sistemleri taklit etmekle yetinmiyor ve hedeflerinin doğayı aşmak olduğunu söylüyor. Geleneksel robotik kuş tasarımlarında motorlar ve iskelet benzeri yapılar kullanılırken, bu projede Makro Fiber Kompozitler (MFC) katmanları doğrudan karbon fiber kanatlara entegre ediliyor.



Bu yapı sayesinde karbon fiber katmanlar kuşların kemik ve tüy yapısını taklit ederken, MFC katmanları kas ve sinir işlevi görüyor. Ortaya çıkan sistem ise tamamen “mekanizmasız” bir hava aracı olarak tanımlanıyor. Yani hareket, mekanik bileşenlerden değil doğrudan malzemenin elektriksel tepkisinden kaynaklanıyor.



Öte yandan teknolojinin etkisi yalnızca dron ve havacılık alanıyla sınırlı kalmayabilir. Araştırmacılar, aynı prensiplerin rüzgar türbini kanatlarına uygulanması üzerinde de çalışıyor. Türbin kanatlarının gerçek zamanlı olarak şekil değiştirebilmesi, rüzgar enerjisinden daha yüksek verim elde edilmesini sağlayabilir.




Kaynak:https://www.techspot.com/news/111820-researchers-build-experimental-drone-flies-without-moving-parts.html
M
dün
İran savaşı nedeniyle helyum krizi şiddetleniyor: Birçok sektör etkileniyor

Orta Doğu’daki çatışmaların tetiklediği helyum kıtlığı küresel tedarik zincirlerinde üretimi etkilemeye başladı. Sektör yöneticilerine göre birçok şirket alternatif tedarik yolları arayışına girdi. Helyum, yarı iletken soğutma, kaçak tespiti ve hassas imalat süreçlerinde kritik bir rol oynuyor ve bölgedeki krizle birlikte fiyatları önemli ölçüde yükselmiş durumda.



Helyum çoğu sektör için kritik



Helyum, doğal gaz işleme süreçlerinin bir yan ürünü olarak ortaya çıkıyor ve arzı coğrafi olarak oldukça sınırlı. Öte yandan küresel ölçekte helyum üretiminin yaklaşık üçte biri Katar’dan sağlanıyor. Bilindiği üzere İran, Katar’daki Ras Laffan doğalgaz merkezine saldırı düzenlemişti. Tedarikteki daralma, şirketleri üretimi yavaşlatmaya ve öncelikli ürünlere odaklanmaya yönlendiriyor.




Uzmanlar, helyum kıtlığının kesinlikle endişe verici olduğunu ve krizin uzun sürmesi halinde üretim kesintilerinin kaçınılmaz olacağını vurguluyor. Olası üretim kesintisinin elektronikten otomobile kadar birçok sektörde hissedilmesi bekleniyor. Etkilenecek diğer kritik sektör ise sağlık. Zira MR cihazlarındaki süper iletken mıknatısları soğutmak için sıvı helyum gerekiyor. Küresel şirketlerin alternatiflere yönelmesi görece daha kolay olsa da aynı şey sağlık işletmeleri için söylemek güç.




İsviçre merkezli yarı iletken bileşen üreticisi VAT, arz sorununun şimdiden kendileri dahil diğer firmaların üretimini etkilediğini bildirdi. Ek olarak aksaklığın bölgeyle bağlantılı daha geniş tedarik zincirlerine de sıçradığı söyleniyor. Uzmanlar, İsrail kaynaklı bazı ham maddelerde gecikmeler yaşandığını ve bunun teslimat sürelerini uzattığını vurguluyor. Helyum özelinde ise şirketler ABD merkezli alternatif kaynaklara yönelmeye başlıyor.



Ayrıca Bkz.Doğal gazda kademeli fatura Nisan’da başlayacak: İşte tüm detaylar



İsrail ile ABD’nin İran’a yönelik saldırıları sonucunda bölge coğrafyasını etkisi altına alan savaş durumu, sadece bölgedeki ülkeleri etkilemiyor. Stratejik ticaret bölgelerinin buralarda olması küresel ölçekte enerji, otomotiv, yarı iletken ve sağlık gibi birçok sektörü olumsuz etkilemeye devam ediyor.




Kaynak:https://www.reuters.com/world/asia-pacific/helium-shortage-has-started-impacting-tech-supply-chains-execs-say-2026-03-26/
M
dün
Efsane Nokia 3310’un pili bitmedi ama ömrü bitti: 2G şebekesi tarihe karışıyor

Birleşik Krallık hükümeti tarafından yayımlanan son uyarılar, dijital dünyada bir devrin resmen sonuna gelindiğini ve bir neslin dijital hafızasının silinmek üzere olduğuna işaret ediyor. Zira on yıllardır mobil iletişimin temel taşı olan 2G ağlarının 2033 yılına kadar tamamen kapatılacağı duyuruldu. Bir zamanlar dayanıklılığı ve uzun pil ömrüyle efsaneleşen ikonik telefonlar, bu kararla birlikte şebeke sinyaline veda ederek birer koleksiyon objesine dönüşecek. Türkiye de 2030’a gelmeden 2G ve 3G’yi kapatmayı planlıyor.



2029 itibariyle 2G’ye elveda denecek



Dünya genelinde eski nesil mobil şebekelerin kademeli olarak devre dışı bırakılması sürerken İngiltere, 2G altyapısının 2029 ile 2033 yılları arasında tamamen kapatılmasını planlıyor. Türkiye’de ise 5G hizmetinin 1 Nisan 2026'da başlaması beklenirken kullanıcılar bir süre daha 2G, 3G ve 4,5G'den yararlanmaya devam edecek.



Türkiye’de ilk olarak 1998 yılında operatörlere 25 yıllık imtiyaz verilmesiyle başlayan 2G süreci, 2023'te alınan kararla Nisan 2029'a kadar uzatılmıştı. Operatörlere 2009 itibarıyla tanınan 20 yıllık 3G imtiyazı da yine Nisan 2029'da sonlanacak. Son olarak 2015'te gerçekleşen ihalede operatörlere 14 yıllık 4,5G imtiyazı tanındı. Buna göre Türkiye'de kullanıcılara hizmet sunan operatörlerin 30 Nisan 2029'a kadar 2G, 3G ve 4,5G hizmeti sunma imtiyazı bulunuyor.




Son verilere göre Türkiye’de 3G abone sayısı yaklaşık 4,5 milyon, 2G abone sayısı ise 2,3 milyon seviyesinde bulunuyor. Eğer yeni bir uzatma olmazsa 2029’da eski şebekeler tarihe karışacak.



Ayrıca Bkz.5G Türkiye'de aktif edilmeye başladı! İşte 5G'yi açmanın yolları



Öte yandan İngiltere’de mobil operatörler 3G hizmetlerini büyük ölçüde sonlandırmış durumda. Yeni yayımlanan resmi rehberde, sıradaki adımın 2G şebekelerinin kapatılması olduğu açıkça belirtiliyor.



İngiltere ve Türkiye haricinde diğer ülkeler de 2G ve 3G hizmetlerini benzer tarih aralıklarında sonlandıracak. Almanya, 3G’yi 2021’de kapatmıştı. 2G’nin ise 2028’e kadar kapatılması planlanıyor. Fransa'da ise 2026 sonuna kadar 2G, 2029 sonuna kadar ise 3G hizmetlerinin tamamlanması hedefleniyor. Avrupa’da birçok ülke halihazırda 3G şebekelerinin büyük kısmını kapatmış durumdayken 2G’yi de 2030’ kadar kapatmayı planlıyor.



Japonya ise 2012’de 2G’yi ilk kapatan ülke olmuştu. ABD de 3G hizmetlerini 2022’de sonlandırdı. Ülkedeki 2G hizmetleri ise geçtiğimiz yıl sonlandı.



Eski telefonlar kullanılmaz hale gelecek



Günümüzde piyasadaki akıllı telefonların büyük çoğunluğu zaten 4G veya 5G desteğine sahip olduğu için birçok kullanıcı bu geçişi fark etmeyebilir. Ancak daha eski telefonlar ve düşük teknolojili cihazlar için aynı durum geçerli değil.



Sadece telefonlar değil, eski araç takip sistemleri, pos cihazları, eski akıllı sayaçlar, asansör acil çağrı butonları ve yangın alarmları gibi çok uzun süre dayanması beklenen sistemler de telefonlarla benzer kaderi yaşayacak.



2G ve 3G ağları kapandığında Nokia 3310, a 5110, 6310i ve 8110 (Matrix telefonu) gibi tüm zamanların en çok satan 2G modelleri de artık sadece koleksiyon objesi olacak. Benzer şekilde Steve Jobs'un 2007'de tanıttığı ilk iPhone da sadece 2G desteklediği için işlevsiz olacak.




Kaynak:https://www.techspot.com/news/111830-uk-warns-2g-shutdown-could-leave-older-devices.html
Kaynak:https://www.aa.com.tr/tr/dosya-haber/5g-teknolojisine-gecen-ulkeler-2g-ve-3g-icin-farkli-kapatma-planlari-yurutuyor/3705296
M
dün
9 dakikada şarj olan BYD Song Ultra piyasaya çıktı: Sadece 21.000 dolar

Çinli otomobil üreticisi BYD, 26 Mart itibarıyla yeni elektrikli SUV modeli Song Ultra’yı piyasaya sürdü. Model, 21.000 ila 24.800 dolar arasında değişen fiyatlarla dört farklı donanım seçeneğiyle satışa sunuluyor. CLTC menzilleri 620 km ve 710 km arasında değişen araç, özellikle hızlı şarj teknolojisiyle dikkat çekiyor.



BYD, Song Ultra modeli için ön siparişleri 5 Mart tarihinde 22.470 dolar fiyat etiketiyle başlatmıştı. Bu süreçte, araçta 270 kW gücünde motor ve 710 km’ye varan menzil sunan versiyonlar öne çıkmıştı. Resmi lansman sonrasında ise fiyat, ön sipariş fiyatının da altına çekilmiş oldu. Ön sipariş döneminde ise 21.586 adet sipariş alındı.



Tasarım ve dış donanım



Song Ultra, minimalist bir ön tasarıma sahip. Siyah ızgara ve entegre farlar, aracın modern çizgilerini vurguluyor. Ön kısımda tam genişlikte gündüz farları bulunuyor. Yan profilde, siyah D direği ile yaratılmış yüzen tavan etkisi ve üç bölümlü bel çizgisi dikkat çekiyor. Araç 19 inç düşük dirençli jantlarla donatılmış. Arkada ise tam genişlikte bir aydınlatma ve entegre tavan spoyleri yer alıyor.



İç mekan tasarımında ise ilk dikkat çeken 15,6 inç dönebilen merkezi ekran, 10,25 inç dijital gösterge paneli ve 26 inç head-up display oluyor.  Tüm sistem BYD’nin UI 7.0 yazılımı üzerinden çalışıyor. İç mekanda yüksek temas noktalarında yumuşak dokunuşlu malzemeler ve 3D ortam aydınlatması kullanılmış. Araç ayrıca dört bölgeli sesli etkileşim desteği sunuyor.




Ön koltuklar havalandırma, ısıtma ve 10 noktalı masaj fonksiyonuna sahip. Sürücü koltuğu 8 yönlü elektrikli ayar, yolcu koltuğu ise ek ayar ve ayak dayama fonksiyonu ile geliyor. Kabin, ön ve arka koltukların yatay olarak katlanmasıyla yaklaşık 1,8 metre uzunluğunda “yatak modu” oluşturabiliyor. Arka koltuklar 40/60 oranında katlanabiliyor.  150 litre ön bagaj ve 730 litre arka bagaj alanı sunulurken arka koltuklar katlandığında toplam hacim 1.659 litreye çıkıyor.



Performans ve şarj



Song Ultra, RWD tek motor konfigürasyonu ile geliyor. Motor seçenekleri 240 kW ve 270 kW güç üretirken, 305 Nm tork ve maksimum 210 km/s hız sağlıyor. Tüm versiyonlarda BYD’nin Short Blade Battery 2.0 adı verilen ikinci nesil Blade batarya kullanılıyor. Batarya kapasitesi 68,4 kWh ve 82,7 kWh, CLTC menzilleri ise sırasıyla 620 km ve 710 km.



Şarj tarafında ise batarya yüzde 10’dan yüzde 70’e 5 dakikada, yüzde 10’dan yüzde 97’ye ise sadece 9 dakikada dolabiliyor. Düşük sıcaklıklarda, örneğin -30°C’de bu süre yaklaşık 3 dakika artıyor.



Ayrıca Bkz.9500 dolarlık Leapmotor A10 satışa çıktı: BYD Atto 2'ye dişli rakip



Öte yandan tüm versiyonlarda DiSus-C akıllı amortisör sistemi, ön McPherson ve arka beş bağlantılı süspansiyon konfigürasyonu standart olarak bulunuyor. Araç yedi hava yastığı, ön orta hava yastığı ve lastik patlaması durumunda denge sistemi ile donatılmış. Opsiyonel olarak sunulan DiPilot 300 sistemi de lidar ve 27 sensör ile destekleniyor. Bu sistem şehir içi ve otoyol navigasyon yardımı ile otomatik park fonksiyonlarını sağlıyor.






Kaynak:https://carnewschina.com/2026/03/26/byd-song-ultra-ev-launched-with-9-minute-fast-charge-to-97-starts-21000-usd-in-china/
M
dün
Tesla, katlanabilir V4 Supercharger istasyonlarını tanıttı

Tesla, elektrikli araç şarj altyapısında hem lojistik hem de performans artıracak yeni Katlanabilir V4 Supercharger tasarımını kullanıma sundu. Yeni tasarım, şarj istasyonlarının daha hızlı ve daha uygun maliyetle kurulmasını sağlıyor. Yenilik sayesinde bir kamyona 16 şarj noktası taşınabiliyor, üniteler sahada açılırken kablolar da otomatik olarak yerlerine yerleşiyor.



Kurulum süreci kısalıyor



https://x.com/TeslaCharging/status/2036951111798505517



Yeni V4 dolaplar, her bir şarj noktası için 500 kW’a kadar güç sağlayabiliyor ve prefabrik üniteler sayesinde kurulum süreci çok daha hızlı ilerliyor. “Folding Unit (FU) Superchargers” olarak adlandırılan bu önceden monte edilmiş üniteler, 8 şarj noktası ve bir V4 dolabı metal bir taban üzerinde birleştiriyor. Ortadaki menteşeli taban sayesinde, iki katlanabilir ünite tek kamyona yüklenebiliyor ve sahada alan koşullarına göre kolayca yeniden konumlandırılabiliyor.




Tüm kablolama fabrikada yönlendirilmiş şekilde geliyor ve üniteler sahada vinç yardımıyla sadece tabana yerleştiriliyor. Tesla, bu yaklaşımın kamyon başına yüzde 33 daha fazla şarj noktası sağladığını, kurulum maliyetini yüzde 20 azalttığını ve saha montaj süresini yarı yarıya düşürdüğünü belirtiyor.



Ayrıca Bkz.Tesla’nın ilk çeyrek teslimat beklentisi zayıf sinyaller veriyor



Önceki prefabrik Supercharger üniteleri (PSU) yalnızca dört şarj noktası ve bir güç dolabı içeriyor, beton taban üzerinde kuruluyordu ve bir kamyon treylerine en fazla üç ünite yüklenebiliyordu. Yani tek seferde en fazla 12 şarj noktası taşınabiliyordu. Yeni sistemde ise her bir güç dolabı maksimum 1,2 MW güç sağlayabiliyor ve dolaplar tek başına 500 kW’a kadar enerji verebiliyor. Tesla’nın dünya genelinde halihazırda 75 binden fazla Supercharger istasyonu bulunuyor.




Kaynak:https://thedriven.io/2026/03/27/tesla-introduces-foldable-supercharger-for-faster-and-cheaper-rollout/
M
dün
X Pro (TweetDeck) sessizce en pahalı aboneliğe taşındı: Daha iyisi yolda

X platformu, kullanıcıların yıllardır TweetDeck adıyla tanıdığı ve daha sonra X Pro olarak yeniden markalanan aracı artık yalnızca en pahalı abonelik planına dahil etti. Daha önce Premium aboneliğin bir parçası olan bu özellik, yapılan son değişiklikle birlikte aylık 40 dolar fiyat etiketine sahip Premium+ paketine özel hale getirildi.



Türkiye’de gösterilen ücretler ise şöyle Temel; 65,63 TL, Premium 175 TL ve Premium+ 1.691,67 TL.



TweetDeck, Elon Musk’ın Twitter’ı satın alıp platformun adını X olarak değiştirmesinin ardından 2023 yılında X Pro adıyla yeniden konumlandırılmıştı. Bu dönüşümün hemen sonrasında araç ücretsiz olmaktan çıkarılarak abonelik sistemine dahil edilmişti. X Pro, özellikle yoğun kullanıcılar için aynı ekranda birden fazla zaman akışı, liste ve içerik akışını takip etme imkanı sunan gelişmiş bir arayüz olarak öne çıkıyordu.



Kullanıcılara önceden bildirim yapılmadı



Son değişiklik ise kullanıcı deneyimini daha da baltalıyor. Üstelik X, halihazırda Premium aboneliğe sahip X Pro kullanıcılarına herhangi bir ön uyarı yapmadan erişimi kısıtladı. Erişim kısıtlamasının, kullanıcıların en son ne zaman ödeme yaptığına bakılmaksızın uygulanması dikkat çekiyor.



Ayrıca Bkz.WhatsApp'a dev güncelleme: Yeni özellikler duyuruldu



X’in destek sayfalarında yapılan güncellemeler de dikkat çekici. Yardım merkezinde X Pro’nun yalnızca Premium+ planına dahil olduğu açıkça belirtilirken, doğrudan X Pro’ya ait sayfada bu sınırlamaya dair herhangi bir bilginin yer almaması kafa karışıklığı yaratıyor.



X: “Daha güçlü özellikler yolda”



https://x.com/nikitabier/status/2037284565371564085



X’in ürün başkanı Nikita Bier, konuya ilişkin yaptığı açıklamada dikkat çekici ifadeler kullandı. Bier, önümüzdeki bir veya iki hafta içinde X Pro’dan çok daha güçlü yeni araçların platforma ekleneceğini belirtti. Mevcut X Pro’nun ise yalnızca “çok spesifik iş akışlarına ihtiyaç duyan” kullanıcılar için korunacağı ifade edildi.


DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.