M

Yarbay
01 Ekim 2014
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
6 üye
Görüntülenme (?)
375 (Bu ay: 2)
Gönderiler Hakkında
M
4 gün
Yıldırım Akbulut hayatını kaybetti
Eski Başbakan ve TBMM Başkanı, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Üyesi Yıldırım Akbulut 86 yaşında hayatını kaybetti.

< Resime gitmek için tıklayın >

Eski Başbakan Yıldırım Akbulut tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Başbakanlık ve Anavatan Partisi Genel Başkanlığı görevini 1989–1991 yılları arasında sürdüren Yıldırım Akbulut, 1987–1989 ve 1999–2000 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı görevini üstlenmişti.

ESKİ BAŞBAKAN YILDIRIM AKBULUT KİMDİR?

Yıldırım Akbulut, 15 Kasım 1935 tarihinde Erzincan’da doğdu. Babasının PTT memuru olması nedeniyle ilkokulu Eskişehir’de, ortaokulu Samsun’da, liseyi ise Erzican’da okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi ve serbest avukatlık yaptı.

Akbulut, Adalet Partisi Erzincan il başkanlığı yaptı. Mayıs 1983 tarihinde Anavatan Partisinin (ANAP) kurucuları arasında yer aldı ve ilk defa 1983 Türkiye genel seçimlerinde ANAP Erzincan milletvekili olarak meclise girdi. 26 Ekim 1984 – 6 Eylül 1987 tarihleri arasında Turgut Özal tarafından kurulan 45. Türkiye Hükûmeti’nde İçişleri Bakanı olarak yer aldı. 1987 Türkiye genel seçimleri’nde tekrar ANAP Erzincan milletvekili olarak meclise girdi ve 1987 yılında yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı seçiminin üçüncü turunda 431 üyeden 250’sinin oyuyla TBMM Başkanı seçildi ve bu görevini 9 Kasım 1989 tarihine kadar sürdürdü.

Turgut Özal’ın 1989 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhurbaşkanı olarak seçilmesinin ardından aynı yıl Akbulut başkanlığında 47. Türkiye Hükûmeti kuruldu. 17 Kasım 1989’daki ANAP I. Olağanüstü Kongresi Turgut Özal’dan boşalan genel başkanlığa Akbulut’u getirdi. 15 Haziran 1991 tarihinde gerçekleştirilen ANAP Kongresi’nde Mesut Yılmaz’a karşı yenilerek genel başkanlık ve başbakanlıktan ayrıldı.

1992 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın istemiyle 17 arkadaşıyla birlikte ANAP’tan istifa etmiş, ancak bir süre sonra partiye döndü.

18 Nisan 1999 seçimlerinin ardından mayıs ayında yapılan TBMM Başkanlığı seçimlerini kazanıp 2000 yılına kadar TBMM Başkanlığı’nı sürdürdü. 2000 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmuş ancak adaylığını 2. turun ardından geri çekmiştir. 2002’de ANAP’tan istifa eden Akbulut, aynı yıl yapılan genel seçimlerde Doğru Yol Partisi’nden (DYP) İstanbul milletvekili adayı oldu, ancak DYP’nin barajı geçememesi nedeniyle seçilemedi.

Anayasa Mahkemesi eski üyelerinden Samia Akbulut’la evli olan Akbulut 3 kız çocuğu babası. 17., 18., 19. Dönem Erzincan ve 21. Dönem Ankara milletvekili oldu. Turgut Özal Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanıdır.

Son dönemde Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi görevini yürütüyordu.

https://www.sozcu.com.tr/2021/gundem/yildirim-akbulut-hayatini-kaybetti-6373222/
M
geçen hafta
Kuzey İrlanda'da son günlerde yaşanan gerilimin ardında ne var?
< Resime gitmek için tıklayın >

Kuzey İrlanda'nın Belfast ile Derry kentleri ve Antrim bölgesinde bölgenin Birleşik Krallık'a bağlı kalmasını isteyen öfkeli birlik yanlısı gruplar Cuma gecesinden bu yana polisle şiddetli çatışmalara giriyor, araçları ateşe veriyor, barikatlar kuruyor.

Olaylar ilk başta, Kuzey İrlanda polisinin geçen yaz yapılan kalabalık bir cenaze törenine katılan Sinn Fein partisi liderlerine müdahale etmemesi ve savcılığın da ceza vermemesiyle başlamıştı.
Ancak gerilimin geldiği noktanın ardında İngiltere'nin AB ile yaptığı Brexit anlaşmasının bölgenin geleceği açısından yarattığı belirsizliğin bulunduğunu söyleyenler de var.

Kuzey İrlanda'nın Birleşik Krallık'ın parçası olmasından yana olanlar ile kuzeyi ve güneyiyle birleşik bir İrlanda Cumhuriyeti isteyen kesimin çatışmalarla dolu geçmişi tekrar gündemde.
Son gelişmelerin, iki tarafın da temsil edildiği hassas dengelere dayalı karma özerk yönetimin istikrarını sarsmasından endişe ediliyor.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson olaylardan kaygı duyduğunu söyledi. Kuzey İrlanda'daki bütün önde gelen siyasi partilerin liderleri de şiddet olaylarını eleştiriyor ama olayların fitilini ateşleyenin ne olduğu konusunda anlaşamıyorlar.

Özerk yönetimin başkanı Demokratik Birlik Partisi'nden Arlene Foster, Kuzey İrlanda polis teşkilatı başkanını suçlayarak istifasını isterken, hükümetin birleşik İrlanda Cumhuriyeti'nden yana olan ayağı Sinn Fein mensubu üyeler, olayları kontrol altına alabilmek için polise sahip çıkılması gerektiğini söylüyor.

< Resime gitmek için tıklayın >

'Ateşle oynanıyor'

1998'de Kuzey İrlanda'da barışı sağlamak üzere imzalanan Paskalya anlaşmasının mimarlarından, dönemin başbakanı Tony Blair'in danışmanı Jonathan Powell bölgede siyasetin yeniden "ısındığını" ve "ateşle oynandığını" söyledi. Powell bölge yönetiminin başındaki Arlene Foster'ı polisin arkasında durmaya çağırdı.

Arlene Foster ise polisin bir bütün olarak arkasında olduğunu kaydediyor, ancak teşkilatın başındaki Simon Byrne'ü Sinn Fein'e iltimas geçmekle suçluyor.

Kuzey İrlanda yönetimi bugün olayları değerlendirmek üzere olağanüstü bir toplantı yapıyor.

Son altı gecedir neler yaşandı?

Olaylar dün, altıncı gecesinde de sürdü.

Belfast'ta birlik yanlısı ve cumhuriyetçi toplulukların yaşadığı mahallelerin birleştiği noktalardan birinde bir otobüs ateşe verildi, polise taşlar atıldı ve fotoğraf çeken bir gazeteci maskeli kişilerin saldırısına uğradı.

İki toplumu ayıran bölgedeki bir geçiş noktasında lastikler yakılarak barikatlar oluşturuldu ve polis halka bölgeden uzak durması uyarısında bulundu.

BBC'nin İrlanda muhabiri Emma Vardy barikatın iki tarafında toplanan bir kaç yüz kişinin karşılıklı molotof kokteylleri attıklarını aktarıyor.

Polis yetkilileri dünkü olaylarda 7 polisin yaralandığını açıkladı.

Geçen Cuma günü başlayan olaylarda düne kadar da 41 polis memurunun yaralandığı 10 kişinin gözaltına alındığı açıklanmıştı.

Politikacılar ne diyor?

Kuzey İrlanda yönetimi ağırlıkla birlik yanlısı grupların en büyük partisi Demokratik Birlik (DUP) ile İrlanda milliyetçisi ve ağırlıkla Katolik kesimin en büyük partisi Sinn Fein'den politikacılardan oluşuyor.

Özerk hükümetin başbakanı DUP'den Arlene Foster dün bir açıklama yaparak "Şiddet haklı görülemez. Yanlış ve hemen son bulması gerekiyor" dedi.

Foster, protestoların "birlik yanlısı tutumu temsil etmediğini" de söyleyerek, "Bunları yapanlar Kuzey İrlanda'nın utancıdır ve sadece dikkatleri Sinn Fein içindeki asıl kanun çiğneyenlerden uzaklaştırmaya yarıyor" diye ekledi ama Kuzey İrlanda Polis Teşkilatı'nın başı Simon Byrne'ü eleştirerek, bir kez daha istifaya çağırdı.

Sinn Fein'den başbakan yardımcısı Michelle O'Neill de şiddet olaylarına karışanları kınadı ama Başbakan Arlene Foster'in Kuzey İrlanda polis teşkilatının başıyla görüşmemesini eleştirdi.

Sinn Fein, Sosyal Demokrat İşçi Partisi SDLP ve İttifak Partisi birlik yanlısı politikacıları polisi hedef alarak gerilimi tırmandırmakla suçluyorlar.

Olayların ardında ne var: Cenaze mi Brexit mi?

Geçen Cuma günü birlik yanlısı grupların başlattığı olaylar, kimi birlik yanlısı politikacılara göre, savcılığın verdiği bir karara duyulan tepkiye dayanıyor.

Kuzey İrlanda savcılığı, eski İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu (IRA) mensubu Bobby Storey'in geçen yaz yapılan cenaze törenine katılanlara salgın yasaklarını ihlal ettikleri gerekçesiyle ceza kesmemeye karar vermişti.

Sıkı Covid önlemleri ilan edilen bir dönemde yapılan bu cenaze törenine katılan 2 bin civarında kişi arasında, Kuzey İrlanda ortak özerk yönetiminin başbakan yardımcısı Michelle O'Neill ve Sinn Fein partisinden diğer politikacılar da vardı ve polisin cenazeye müdahale etmemesi, savcılığın da işlem yapmamaya karar vermesi, birlik yanlısı kesimde yoğun eleştirilere yol açmıştı.

Ama bir kısım birlik yanlısı lider de gerginliklerin gerisinde, İngiltere'nin AB ile ayrılık sonrasını düzenleyen Brexit anlaşmasında Kuzey İrlanda'ya ilişkin kısımdan duyulan rahatsızlığın olduğunu söylüyorlar.

AB ile varılan anlaşmada, Kuzey İrlanda ile güneydeki İrlanda Cumhuriyeti arasında sınırların eskisi gibi açık kalması yönündeki düzenleme, İngiltere ile Kuzey İrlanda arasında fiili bir sınır kontrolü oluşmasını getirdiği gerekçesiyle birlik yanlıları tarafından sert şekilde eleştiriliyor.

Brexit anlaşmasıyla birlikte kabul edilen Kuzey İrlanda protokolü, İngiltere ve Kuzey İrlanda arasında bir tür fiili deniz sınırı oluşturarak bazı malların dolaşımında gecikmeler ve aksamalara yol açtı.

Birlikçiler bunun zaman içerisinde Kuzey İrlanda'nın İngiltere'den fiilen kopuşunu hazırlayacağı ve milliyetçilerin amacına hizmet edeceği kaygısı içindeler.

BBC Kuzey İrlanda siyaseti muhabiri Jane McCormack'ın yorumu

Kuzey İrlanda Özerk Yönetimi'nin toplanma kararı alması, tırmanan olayların birleşik bir yanıt gerektirdiğini gördükleri şeklinde yorumlanabilir.

Ama olayların kaynağı konusuna bu kadar farklı yaklaşan iki tarafın ne tür bir birlik sergileyeceklerini tahmin etmek de kolay değil.

Bazı bakanlar özel açıklamalarında, bu olaylar bir kere başladığında durdurulmasının çok güç olduğu endişesini dile getiriyorlar. Bu bakımdan toplantının olayları yatıştırıcı bir etki yaratma fırsatı sunması umuluyor.

Gerek Birleşik Krallık gerekse İrlanda Cumhuriyeti hükümetlerinin de itidal çağrılarını ve ikna girişimlerini yoğunlaştırması beklenebilir.

Fakat siyasi ortam o kadar kırılgan ki uçurumun kıyısından dönmek politikacıları gerçekten zorlayabilir.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-56676545
M
geçen hafta
Avrupa Komisyonu, Ursula von der Leyen'in ayakta kaldığı görüntülere tepki gösterdi
< Resime gitmek için tıklayın >
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün Ankara'da Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'le yaptığı görüşme sırasında Ursula von der Leyen'ın ayakta kalması tepki çekti.

Toplantıdan kameralara yansıyan görüntülerde Erdoğan ve Michel bayrakların önündeki koltuklara otururken Ursula von der Leyen'in ayakta kaldığı, von der Leyen'in buna "Ehm" diyerek tepki gösterdiği ve nereye gideceğini bilemediği görülmüştü.

Daha sonra Leyen ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun karşılıklı koltuklara oturduğu kameralara yansımıştı.

Ancak von der Leyen'in Michel ile protokol açısından eşit pozisyonda olmasına rağmen, liderlerden uzakta oturması tepki çekti.

Bu gelişmelerin üzerine Avrupa Komisyonu sözcüsü Eric Mamer, von der Leyen'e Michel ile aynı şekilde yaklaşılması gerektiğini vurgulayarak von der Leyen'in şaşırdığını aktardı.

https://twitter.com/bbcturkce/status/1379798461567094787

Mamer, von der Leyen için, "Bu meseleleri önemsemekte ve doğru bir tavırla karşılanması gerektiğini düşünmektedir, ancak bunun böyle olmadığı açıkça görülmektedir" dedi.

Diğer yandan bu gelişmenin AB ve Türkiye ile ilişkilerin hassas bir dönemde geldiğine de dikkat çekildi.

Ayrıca Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesiyle kadın haklarının gündemde olduğu bir süreçte yaşanması da ayrıca eleştirildi.

Türkiye'nin sözleşmeden çekilmesi AB'li liderler tarafından eleştirilmişti.

Von der Leyen görüşmeden önce Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesinden ötürü endişeli olduğunu söylemişti.

Sözcü Mamer ise yaptığı açıklamada yaşanan bu son gelişmenin ardından von der Leyen'in bu konuyla ilgili görüşünün daha da keskinleştiğini söyledi.

'Tam bir diplomatik fiyasko'

Amerikan Washington Post gazetesi, "Türkiye'nin lideri iki AB başkanıyla bir araya geldi. Aralarındaki kadına sandalye verilmedi" başlığını kullandı.

Bu anları Twitter hesabından paylaşan AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Sergey Lagodinsky de paylaşıma, "Ehm, 'AB-Türkiye ilişkileri böyle olmamalı' için yeni bir terim" dedi.

Avrupa Parlamentosu'nun Hollandalı üyesi Sophie in 't Veld ise Erdoğan'ın geçmişteki fotoğraflarını paylaşarak, "Bu bir tesadüf değildi, kasıtlıydı" yorumunda bulundu.

Hollandalı vekil, Michel'in bu konuda sessiz kalmasına da tepki gösterdi.

Avrupa Parlamentosu'nda Sosyalist ve Demokratların sözcüsü Iratxe García Pérez de, "Önce İstanbul Sözleşmesi'nden çekiliyorlar ve şimdi de Avrupa Komisyonu Başkanı'nı resmi bir ziyarette koltuksuz bırakıyorlar. Utanç verici" dedi.

Avrupa Komisyonu'nun eski üyelerinden Violeta Bulc ise "Tam bir diplomatik fiyasko" paylaşımını yaptı.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-56666230
M
2 hafta
The Times: AB, Erdoğan’a daha çok para teklif etti
Dün AB liderleri ile bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu görüşmesi Avrupa basınında gündem oldu. İngiliz The Times gazetesi, "ABD, Erdoğan'a mülteci geçişini durdurmak için daha çok para teklif etti" yorumunu yaptı.

< Resime gitmek için tıklayın >

İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden The Times, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün Ankara’da görüştüğü AB liderleriyle görüşmesine geniş yer ayırdı.

Hannah Lucinda Smith imzalı haberde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la dün Ankara’da görüşen Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel ile 3 saat görüştüğü hatırlatılırken, “Nadir görülen Ankara ziyaretinde 3 saat açıkça ve samimi bir şekilde görüştüler. Mülteci geçişini durdurmak için Türkiye’ye 6 milyar dolar verilen 5 yıllık anlaşmayı uzattılar ve daha fazla para verdiler” ifadesi yer aldı.

< Resime gitmek için tıklayın >

ERDOĞAN YER ALMADI

Gazete henüz net bir miktar telaffuz edilmediğini yazarken, “Bütün detaylar henüz kamuoyu ile paylaşılmadı fakat yakında Avrupa Birliği’nin Türkiye, Lübnan ve Ürdün’deki mülteciler için hazırladığı destek paketi açıklanacak” ifadesine yer verdi.
Uzun yıllardır AB-Türkiye ilişkilerinin gerilim dolu olduğuna dikkat çeken The Times, AB liderlerinin Erdoğan’a zeytin dalı uzattığını da yazdı. Gazete Michel ve von der Leyen’in ortak metninde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yer almadığını da yazdı.

2016’DA İMZALANDI

Avrupa Birliği ile Türkiye arasında Mart 2016’da imzalanan mülteci anlaşması kapsamında Türkiye, kıyılarından Yunanistan’a ve Avrupa’ya kaçak yollarla giden çoğunluğu Suriyeli olan mültecileri geri almayı kabul etmiş ve bunun karşılığında da para almıştı.

https://www.sozcu.com.tr/2021/dunya/the-times-ab-erdogana-daha-cok-para-teklif-etti-6358287/
M
2 hafta
Bulgaristan'da seçimi kazanan Başbakan Borisov'un partisi GERB mecliste çoğunluğu sağlayamadı
< Resime gitmek için tıklayın >

Bulgaristan'da dün yapılan genel seçimi, sandık çıkış anketine göre Başbakan Boyko Borisov'un lideri olduğu Bulgaristan'ın Avrupalı Gelişimi İçin Yurttaşlar (GERB) kazandı. Ancak yaklaşık 10 yıldır iktidarda olan GERB seçimde güç kaybetti.

Merkez sağ parti GERB oyların yüzde 25,7'sini alırken, ana muhalefetteki Bulgaristan Sosyalist Partisi oyların yüzde 17,6'sını alarak ikinci parti oldu.

Böylece GERB'in oy oranı, 4 yıl önceki son seçime kıyasla yüzde 9 azalmış oldu.

240 sandalyeli parlamentoda hiçbir parti çoğunluğu elde edemedi. İlk sonuçlara göre sandalye sayısı 75'te kalan GERB'in lideri Boyko Borisov bir koalisyon hükümeti kurmaya çalışacak.
Koalisyon görüşmelerinin haftalarca sürebileceği hatta yeniden seçime gidilebileceği bildiriliyor.

Bulgaristan'da geçen yıl düzenlenen hükümet karşıtı gösterilere destek veren ve Borisov'u sık sık sert şekilde eleştiren Cumhurbaşkanı Rumen Radev, seçmenlerin sandıkta "hukukun üstünlüğü ilkesini yok edenlere" tepki gösterdiğini söyledi. Radev, "Bu seçim, normalleşme yönünde atılmış bir adım" dedi.

Ülkede geçtiğimiz yılkı gösterilerde protestocular hükümeti, "oligarkları korumakla" suçlamıştı.

Ünlü şovmen Trifonov seçimin yıldızı oldu

Bulgaristan'da sandık çıkış anketine göre, yedi siyasi parti ve ittifak yüzde 4'lük seçim barajını geçerek parlamentoya girdi.

Ünlü şovmen Slavi Trifonov'un kurduğu lideri olduğu "Böyle Bir Halk Var" adlı parti oyların yüzde 15,5'ini, üyelerinin çoğunu Türklerin oluşturduğu Hak ve Özgürlükler Hareketi ise yüzde 11'ini aldı.

Sağcı Demokratik Bulgaristan yüzde 10,4; sol partileri birleştiren "Ayağa kalk! Mafya Dışarı!" adlı ittifak yüzde 4,2; aşırı milliyetçi İç Makedon-Edirne İhtilal Örgütü ise yüzde 4 oyla parlamentoya girdi.

Seçimde önemli bir başarı elde eden Trifonov daha önce GERB ya da Bulgaristan Sosyalist Partisi'yle koalisyona girmeyeceğini açıklamıştı.

Avrupa Birliği'nin en yoksul ülkesi Bulgaristan'da kayıtlı 6 milyon 355 bin 633 seçmen var.

Genel seçimde, 30 siyasi parti ve ittifaktan toplam 6 bin 895 aday yarıştı.

Koronavirüs salgınında üçüncü dalganın görüldüğü Bulgaristan'da hastanelerde de oy kullanmış, karantinadaki seçmenlerin de evlerinde oy kullanabilmeleri sağlanmıştı.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-56635040
M
2 hafta
Kosova’nın yeni cumhurbaşkanı belli oldu
Kosova Meclisi’nde yapılan oylamada ülkenin yeni Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani oldu.

< Resime gitmek için tıklayın >

Kosova Meclisi'nde yapılan oylamada ülkenin yeni Cumhurbaşkanı seçildi. Meclisteki üçüncü tur oylamada, 71 oy olan Vjosa Osmani Kosova'nın yeni Cumhurbaşkanı oldu. Oylamaya 120 milletvekilinden 82'si katılırken, birinci ve ikinci turlarda seçim için gerekli olan üçte iki çoğunluk elde edilemedi. Osmani'nin rakibi Nasuf Bejta ise, seçimlerde hiç oy alamazken 11 oy geçersiz sayıldı.

Son turda da Cumhurbaşkanı seçimi yapılamasaydı ülkede erken seçim gündeme gelecekti. Osmani, ülkenin 2008 yılında bağımsızlığını ilan etmesinden bu yana Kosova’nın 5'inci cumhurbaşkanı oldu.

Eski Kosova Cumhurbaşkanı Hashim Thaçi, Lahey Uluslararası Savaş Suçları Kosova Özel Mahkemesi tarafından hakkında hazırlanan savaş suçları iddianamesinin kabul edilmesinin ardından geçen sene 5 Kasım'da görevinden istifa ettiğini duyurmuş, ardından Osmani, Kasım 2020 ile Mart 2021 arasında cumhurbaşkanı vekili olarak görev yapmıştı.

https://www.sozcu.com.tr/2021/dunya/kosovanin-yeni-cumhurbaskani-belli-oldu-6353880/
M
3 hafta
İsrail’deki seçim sandığından yine belirsizlik çıktı
Başbakan Binyamin Netanyahu'ya destek vermesi beklenen sağ partilerin sandalye sayısı 59'da kalarak koalisyon hükümetini kuracak çoğunluğa ulaşamadı.

< Resime gitmek için tıklayın >

İsrail'de 23 Mart’ta yapılan erken seçimde kullanılan oyların sayımı devam ederken, kesin olmayan sonuçlara göre Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyona destek vermesi beklenen sağ partiler, koalisyon hükümetini kurmak için gerekli 61 milletvekili ulaşamadı.

İsrail Merkez Seçim Komisyonunun paylaştığı bilgilere göre, salı yapılan erken seçimlerde kullanılan oyların yüzde 91'den fazlası sayıldı.

Şu an itibarıyla Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi, 120 sandalyeli Meclis'e 30 milletvekili göndererek seçimi önde tamamladı.

< Resime gitmek için tıklayın >

Netanyahu’nun rakibi Yair Lapid liderliğindeki Yesh Atid (Gelecek Var) Partisi ise 17 milletvekili çıkararak ikinci sırada yer alıyor.

Ultra-Ortodoks Yahudileri temsil eden partilerden Şas 9, Birleşik Tevrat ise 7 sandalyeyle Meclis'e girdi.

Savunma Bakanı Benny Gantz’ın liderliğindeki Mavi-Beyaz 8, Naftali Bennett’in partisi Yamina 7 milletvekilliği kazandı.

Eski Savuma Bakanı Avigdor Liberman’ın partisi İsrail Evimiz ile İşçi Partisi de 7’şer milletvekili çıkarmayı başardı.

Likud’dan ayrılan Giden Saar’ın kurduğu Yeni Umut, aşırı sağcıların desteklediği Dini Siyonizm ve sol görüşleriyle öne çıkan Meretz Partisi 6'şar milletvekiliyle meclisteki yerini aldı.

İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden 3 partinin kurduğu Ortak Arap Listesi Bloku ciddi oy kaybederek 6 sandalyeye düşerken, bu gruptan ayrılan Mansur Abbas’ın liderliğindeki Birleşik Arap Listesi (Ra’am) 4 milletvekili çıkararak Meclis'e girmeye hak kazandı.

Sandık çıkış anketlerine göre yüzde 3,25 seçim barajını aşamayacağı belirtilen ancak oyların sayılmasıyla Meclis'e girmeyi başaran Ra’am, koalisyon görüşmelerinde kilit parti konumuna geldi.

Netanyahu’ya yakın partiler koalisyonu kuracak sayıya ulaşamadı

Kurulduğu tarih olan 1948’den bu yana koalisyon hükümetleriyle yönetilen İsrail’de, 23 Mart’ta yapılan seçimlerin ardından sağ veya sol blokta yer alan partilerin koalisyonu kurmak için gerekli 61 milletvekiline ulaşıp ulaşılamayacağı merak ediliyordu.

Henüz oyların tamamı sayılmasa da mevcut durumda Likud’un yanı sıra Netanyahu’ya destek vermesi beklenen Şas, Birleşik Tevrat, Yamina ve Dini Siyonizm partilerinin sandalye sayısı 59’da kalarak koalisyonu kuracak sayıya ulaşamadı.

Bu nedenle oyların tamamı sayılınca sonuçlar değişmezse Netanyahu’ya yakın sağ partilerin koalisyonu kurabilmesi için ya karşı gruptan yer alan bir partiyi yanlarına çekmeleri ya da muhalif partilerden 2 milletvekili transfer etmeleri gerekiyor.

Koalisyon senaryolarında belirsizlik hakim

Mevcut tabloda hem Netanyahu liderliğinde hem de İsrail Başbakanına muhalif partilerden oluşacak bir koalisyonun kurulabilmesinin önünde birçok engel bulunuyor.

Netanyahu liderliğindeki sağ partilerden oluşacak bir koalisyona karşı tarafta yer alan partilerin katılmasının zor olduğu yorumları yapılıyor.

Zira, Gelecek Var, İşçi Partisi, Mavi-Beyaz, Ortak Arap Listesi Bloku ve Meertz’in Netanyahu liderliğindeki bir koalisyona katılmasına ihtimal verilmiyor.

Bu durumda, geriye Netanyahu’nun koalisyon görüşmelerinde kapısını çalabileceği partiler olarak İsrail Evimiz, Yeni Umut ve Ra’am kalıyor.

Likud’dan ayrılarak kendi partisini kuran Saar, Netanyahu liderliğindeki koalisyonda yer almayacağını birçok kez dile getirmişti.

İsrail Evimiz Partisi lideri Liberman ise seçim kampanyasında “Haredimsiz hükümet” sloganını kullanarak Netanyahu’nun olası koalisyonunda yer almasına kesin gözüyle bakılan Şas ve Birleşik Tevrat partilerini hedef almıştı.

Ra’am ise Yamina ve Dini Siyonizm gibi aşırı sağcı partilerin içinde yer alacağı bir koalisyon hükümetine destek vermeyeceğini duyurdu.

Bu da Netanyahu’nun diğer taraftan bir partiyi yanına çekerek sağcıların da içinde yer alacağı bir koalisyon hükümetini kurma ihtimalini zayıflatıyor.

Netanyahu'nun diğer partilerden 2 milletvekilini kendi yanına çekmesi seçeneği ise henüz belirsizliğini koruyor.

Netanyahu’suz bir koalisyon ihtimali düşük

Öte yandan Netanyahu karşıtı partilerin sandalye sayısı koalisyon kurmaya yeterli gözükse de bu ihtimalin önünde de birçok engel bulunuyor.

Bu engellerin başında başbakanın kim olacağı konusundaki belirsizlik ve İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden Ortak Arap Listesi Bloku ve Ra’am’ın içinde yer alacağı koalisyon hükümetine diğer muhalif partilerin katılmayı reddetmesi geliyor.

Şas, Birleşik Tevrat ve Dini Siyonizm’in Netanyahu’nun yanından ayrılarak diğer partilerle koalisyon hükümeti kurma ihtimalinin düşük olduğu yorumları yapılıyor.

Bu nedenle Netanyahu karşıtları Gelecek Var, Mavi-Beyaz, İşçi Partisi, İsrail Evimiz, Yeni Umut ve Meretz partilerinin koalisyon hükümeti kurabilmek için Filistinlileri temsil eden Ortak Arap Listesi Bloku veya Ra’am’ın desteğini alması gerekiyor.

Ya da Yamina’nın yanı sıra Dini Siyonizm’i Netanyahu’nun yanından kendi taraflarına çekmesi gerekiyor.

Özellikle İsrail Evimiz ve Yeni Umut partilerinin Ortak Arap Listesi Bloku ile Ra’am’ın destek vereceği koalisyona katılmayı kabul etmesinin zor olduğu dile getiriliyor.

Dini Siyonizm’in ise “sol” bir ittifakın içinde yer almaya sıcak bakmadığı kaydediliyor.

Tüm bu nedenlerden dolayı seçimler mevcut şekilde sonuçlanırsa, İsrail siyasetini belirsiz ve karmaşık günler bekliyor.

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israil-deki-secim-sandigindan-yine-belirsizlik-cikti/2187585
M
4 hafta
Kosova'nın yeni başbakanı Albin Kurti oldu
Kosova'daki Kendin Karar Al Hareketi (VV) Genel Başkanı Albin Kurti, mecliste yapılan güven oylamasının ardından ülkenin yeni başbakanı oldu.

< Resime gitmek için tıklayın >

Kosova'da 14 Şubat'ta yapılan erken genel seçimi kazanan VV'nin başbakan adayı Albin Kurti'nin liderliğinde kurulan yeni hükümet, 120 üyesi bulunan Kosova Meclisinde 67 milletvekilinin desteği ile güvenoyu aldı.

Kurti'nin ikinci kez başbakanlık koltuğuna oturacağı yeni kabinedeki isimler şöyle:
"Avrupa Entegrasyonundan Sorumlu Başbakan Yardımcısı Besnik Bislimi, Dışişleri ve Diaspora Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Donika Gervalla, Azınlık ile İnsan Haklarından Sorumlu Başbakan Yardımcısı Emiliya Recepi, Maliye Bakanı Hekuran Murati, Adalet Bakanı Albulena Haciu, Sağlık Bakanı Arben Vitia, Eğitim, Bilim, Teknoloji ve İnovasyon Bakanı Arberie Nagavci, Kültür, Gençlik ve Spor Bakanı Hayrullah Çeku, Yerel Yönetimler Bakanı Elbert Krasniqi, Altyapı ve Çevre Bakanı Liburn Aliu, Tarım, Orman ve Kırsal Bakanı Faton Peci, Savunma Bakanı Armend Mehay, İçişleri ve Kamu Yönetimi Bakanı Celal Sveçla, Sanayi, Girişimcilik ve Ticaret Bakanı Rozeta Haydari, Ekonomi Bakanı Artane Rizvanolli, Topluluklar ve Geri Dönüş Bakanı Goran Rakic."

Bu arada, Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP) Genel Başkanı Fikrim Damka da yeni hükümette Bölgesel Kalkınma Bakanı olarak görev yapacak.

"Kosova'nın AB'den başka alternatifi yok"

Başbakan Kurti, mecliste yaptığı konuşmada, Kosova'nın Avrupa Birliği'nden (AB) başka alternatifi olmadığını vurgulayarak Kosova ile Sırbistan arasındaki diyalog sürecinde ise önceliğin kayıp kişiler olacağını söyledi.

Ortak değerler ve hedefler paylaştıkları için NATO ile AB'nin parçası olmak yolunda yorulmadan çalışacaklarını kaydeden Kurti, "AB entegrasyonuna giden yol meydan okuyucu bir yol olabilir, ancak Kosova'nın alternatifi yok." dedi.

Cumhurbaşkanlığı görevini vekaleten yeni Meclis Başkanı Konjufca yürütecek

Öte yandan, sabah yapılan ilk Genel Kurul oturumunda meclis başkanlığına seçilen Glauk Konjufca, Anayasa gereği vekaleten cumhurbaşkanlığı görevini de üstlendi.

Kosova'nın eski Cumhurbaşkanı Haşim Thaçi, Kasım 2020'de Lahey'deki Kosova Özel Savcılığının hazırladığı savaş suçları iddianamesinin mahkeme tarafından kabul edilmesi üzerine istifa etmiş, yasa gereği cumhurbaşkanlığı görevini bir önceki dönemin Meclis Başkanı Vyosa Osmani yürütmüştü.

14 Şubat erken genel seçimi

Kosova'da 14 Şubat'ta gerçekleşen erken genel seçimde VV 58 milletvekili elde ederken, Kosova Demokratik Partisi (PDK) 19, Kosova Demokratik Birliği (LDK) 15, Kosova'nın Geleceği için İttifak (AAK) 8 ve Sırp toplumu için ayırılan 10 sandalyenin tamamını da Sırp listesi kazandı.

Diğer azınlıklardan KDTP 2 milletvekili elde ederken, Vakat Koalisyonu, Kosova'nın Yeni Demokratik Girişimi, Roman İnisiyatifi, Yeni Demokratik Parti, Sosyal Demokrat Partisi, Birleşik Goran Partisi, Aşkali Entegrasyon Partisi ve Kosova Romanları Yenilikçi Hareketi birer milletvekili elde etti.

Albin Kurti kimdir?

Başkent Priştine'de 24 Mart 1975'te doğan Kurti, Ağustos 1997'de Priştine Üniversitesi Bağımsız Öğrenciler Birliğinin yönetimine dahil olarak Sırp rejimi tarafından işgal edilen üniversitenin bina ve tesislerini boşaltma talebiyle barışçıl protestolar düzenlemişti.

Kosova'daki 1998-1999 savaşı sırasında Kosova Kurtuluş Ordusunun (UÇK) Siyasi Temsilcisi Adem Demaçi'nin sekreteri olarak görev yapan Kurti, 27 Nisan 1999'da Sırp polisi tarafından gözaltına alınmıştı.

Sırp güçlerinin 10 Haziran'da Kosova'dan çekilmesiyle Kurti ve beraberindeki 2 binin üzerindeki Arnavut Sırp hapishanelerine transfer edilmişti. Uluslararası baskıların sonucunda Kurti, 7 Aralık 2001'de serbest bırakılmıştı.

Priştine Üniversitesi Telekomünikasyon ve Bilgisayar Mühendisliği mezunu olan Kurti, evli ve bir çocuk babası.

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/kosovanin-yeni-basbakani-albin-kurti-oldu/2184663
M
geçen ay
İspanya'da ötenazi yasallaştı
İspanya'da sol koalisyon hükümetinin girişimiyle hazırlanan, ötanazinin yasallaştırılmasına ilişkin kanun teklifi kabul edildi. Böylece İspanya ötenazinin yasallaştığı 4. Avrupa Birliği (AB) ülkesi oldu.

İktidardaki İspanya Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) tarafından önerilen ötenazi tasarısı oy çoğunluğuyla kabul edildi. 

Tasarı için 202 'Evet', 141 'Hayır', 2 de çekimser oy kullanıldı. 

PSOE Milletvekili Maria Luisa Carcedo, "Bugün, parlamentonun çoğunluğu, yıllardır bu hak için haykıran hasta insanlara tanıklık etti" dedi. 

İspanya'nın gelecek 3 ay içerisinde yürürlüğe girecek ötenazi yasası, 'iyileşme şansı olmayan, sürekli acı çeken ciddi ve kronik hastalığı" olan kişilerin yaşamlarını sona erdirmek için bir doktordan yardım talep etmelerine izin veriyor. Yasadan faydalanmak isteyenlerin 18 yaşından büyük olmaları gerekiyor. 

Muhalefet karşı çıktı

Yasaya, ana muhalefetteki sağ görüşlü Halk Partisi ile aşırı sağ görüşlü Vox Partisi karşı çıktı. Vox Partisi'nden milletvekili Lourdes Mendez, "Tedavi yerine ölümü seçtiniz" dedi. 

Parlamentonun önünde ise yasayı destekleyen ve karşı çıkan gruplar gösteri düzenledi. 

Ötenazi şimdiye kadar Belçika, Lüksemburg ve Hollanda'da yasallaşmıştı. İspanya, bu hakkı yürürlüğe koyan 4. Avrupa ülkesi oldu.

https://tr.sputniknews.com/avrupa/202103181044061676-ispanyada-otenazi-yasallasti/
M
geçen ay
Minneapolis, Floyd’un ailesine 27 milyon dolar ödeyecek
ABD’de siyahi George Floyd’un polis memuru Derek Chauvin tarafından gözaltına alındığı sırada boynuna baskı uygulanarak öldürülmesine ilişkin açılan davanın ilk duruşmasından önce Minneapolis kenti ile Floyd’un ailesi arasında 27 milyon dolarlık anlaşma yapıldı.

< Resime gitmek için tıklayın >

ABD'nin Minnesota eyaletine bağlı Minneapolis kentinde 25 Mayıs 2020'de siyahi George Floyd'un polis memuru Derek Chauvin tarafından gözaltına alındığı sırada boynuna baskı uygulanarak öldürülmesine ilişkin açılan davanın ilk duruşması gerçekleştirilmeden Floyd'un ailesi ile uzlaşmaya varıldı. Minneapolis Belediye Meclisi, Floyd’un ailesi ile 27 milyon dolarlık anlaşma yaptı. Söz konusu anlaşma, Floyd’un ailesinden George Floyd Meydanı olarak bilinen yerde topluma 500 bin dolarlık bir katkıyı içeriyor.

JÜRİ SEÇİMİ DEVAM EDİYOR

Davada jüri seçimi devam ederken, bu sabah itibariyle 12 jüri üyesinden 6'sının belirlendiği duyuruldu. Chauvin'in yargılanmasına 3 hafta sürmesi beklenen jüri seçimi sonrası başlanması planlanırken, davadaki açılış konuşmalarının ise 29 Mart’ta yapılması planlanıyor. Davada kararın ise nisan ayı sonuna kadar çıkması beklenmiyor.

DİĞER POLİSLER AYRI AYRI YARGILANACAK

Chauvin'e yöneltilen suçlamalara üçüncü derece cinayet de eklenirken, Floyd cinayetine karışan diğer 3 polis memuru Alexander Kueng, Thomas Lane ve Tou Thao ise Chauvin'e kıyasla daha az suçlamayla karşı karşıya kalarak, davada ayrı ayrı yargılanacak. Chauvin’e yardım etmekten suçlanan 3 eski polis memurunun davasının ise Ağustos ayında başlaması bekleniyor. Floyd'un ölümüne neden olan 4 polis memuru olayın ardından Minneapolis Polis Departmanı'ndan ihraç edilmişti.

DÜNYA ÇAPINDA PROTESTOLARA NEDEN OLMUŞTU

Floyd'un polis tarafından öldürülmesinin ardından başta Minneapolis'te başlayan protestolar ABD geneline yayılmış, ardından tüm dünyada polis şiddeti ve ırkçılık protestoları patlak vermişti. Avrupa'da ve ABD'de köle ticareti yapan ve ırkçı geçmişe sahip birçok eski lider ve tanınmış kişinin heykelleri protestolarda yıkılmıştı.
Floyd’un aile üyelerini temsil eden Benjamin Crump ve diğer avukatlar Cuma günü öğleden sonra bir basın toplantısı yapacaklar.

https://www.sozcu.com.tr/2021/dunya/minneapolis-floydun-ailesine-27-milyon-dolar-odeyecek-6310850/
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.