A

Yarbay
22 Temmuz 2010
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
60 üye
Görüntülenme (?)
2206 (Bu ay: 15)
Gönderiler Hakkında
A
4 hafta
G-Shock takvimi 2099 yılında bitiyor, sonra evladınız ne yapcak :D:D
G-Shock’ların takvim sınırının 31 Aralık 2099 olarak belirlenmesi tamamen donanımsal mikroçip (RTC - Real Time Clock) mimarisinden kaynaklanır. Casio’nun bu takvimi servis müdahalesi veya güncellemeyle ileri bir yıla çekmesi teknolojik olarak mümkün değildir.

Neden güncellenemeyeceğini ve 2100 yılında saatinize ne olacağını açıklayan teknik detaylar:

Casio Neden Güncelleme Veremez?

  • ROM (Salt Okunur Bellek) Kısıtı: Standart dijital ve anadiji G-Shock modellerinin modülleri (3159, 3459, 5689 vb.) "hardcoded" yani donanımsal olarak çipe kazınmış yazılımlar kullanır. Bu modüllerde dışarıdan veri yazılabilecek bir flaş bellek bulunmaz.


  • Bluetooth / Uygulama Bağlantısı: Telefon bağlantılı (Bluetooth) modeller bile zamanı eşitlemek için telefondaki saati referans alır. Ancak saat modülünün dahili takvim mimarisi 2099 sınırına sahip olduğu için, telefondan gelen "2100" verisini işleyecek mantıksal karşılığı çip içinde barındırmaz.


Neden Özellikle 2099 Yılı Sınır Alındı?

  • Artık Yıl (Leap Year) Kuralı: Miladi takvimde 4'e bölünen yıllar artık yıldır; ancak 100'e bölünen ama 400'e bölünemeyen yıllar artık yıl değildir. 2000 yılı 400'e bölündüğü için 29 Şubat yaşandı. Fakat 2100 yılı bir artık yıl değildir (Şubat 28 gün çeker).


  • Casio mühendisleri çip boyutunu ve enerji tüketimini minimumda tutmak için algoritmaya bu 100 yıllık özel kuralı eklemek yerine takvimi 2099'da bitirmeyi tercih etmiştir.


2100 Yılında Evladiyelik G-Shock’unuza Ne Olacak?

Saat çalışmaya kesinlikle devam eder, ancak gün-tarih senkronizasyonu için basit bir yöntem kullanmanız gerekir:

  • Çarpan Takvim (Repeating Calendar) Yöntemi: Takvim düzeni 28 yılda bir birebir kendini tekrar eder. 2100 yılına gelindiğinde saatin yılını 2016 veya 2044 yaparsanız, haftanın günleri ve ayın tarihleri 2100 yılı ile %100 aynı günlere denk gelecektir.
  • Sadece yıl hanesinde yanlış bir sayı görünür; gün, ay, saat ve artık yıl hesaplaması kusursuz işlemeye devam eder.

Nesilden nesile aktarılacak kadar dayanıklı olan G-Shock yapısı gereği mechanical olarak yaşamaya devam eder. 2099 sonrasında da saatiniz çalışmayı sürdürecek, sadece küçük bir yıl ayarı hilesiyle torunlarınıza hizmet etmeye devam edecektir.
A
4 hafta
Togg\u0027un yazılımda hedefi nedir? Yazılım sorunlarını nasıl aşacak?
📱 TOGG YAZILIM VE MİMARİ STRATEJİSİ

1. İşletim Sistemi Seviyesi: Çinli Markalar Modeli

  • Mimari: Android Automotive OS altyapısı üzerine inşa edilen TruOS katmanı.
  • Yaklaşım: Sıfırdan kapalı devre işletim sistemi yazmak yerine (Tesla modeli), güçlü işlemciler ve açık ekosistem tabanı kullanımı.
  • Kazanım: Trumore dijital ekosistemi, uygulama entegrasyonları ve kullanıcı arayüzünde esneklik.


2. Donanım & Beyin (ECU) Seviyesi: Tesla Modeli

  • Mevcut Durum (T10X): 40+ bağımsız tedarikçi ECU'su ile geleneksel dağınık yapı (çocukluk hastalıklarının ana nedeni).
  • Gelecek Hedefi (B-SUV / T8X): Dağınık kontrolcüleri 2-3 ana Zonal Control (Bölgesel İşlemci) üzerinde toplama.
  • Kazanım: Donanım kilitlenmelerinin bitmesi, anlık OTA güncellemeleri ve yüksek sistem kararlılığı.

📊 STRATEJİ KARŞILAŞTIRMASI
🔹 İşletim Sistemi Çekirdeği
  • Tesla: %100 Özgün / Kapalı
  • Çinli EV: Android / Linux Tabanlı
  • Togg: Çin Modeli (Android + TruOS)
🔹 Ekosistem & Uygulama
  • Tesla: Kapalı Devre
  • Çinli EV: Telefon & Dijital Entegre
  • Togg: Çin Modeli (Trumore Açık Yapı)
🔹 Donanım Mimarisi
  • Tesla: Tam Merkezi (Zonal)
  • Çinli EV: Yarı-Merkezi / Güçlü Çip
  • Togg: Tesla Hedefi (Merkezi Beyin)

💡 Özet: Togg; kullanıcı arayüzünde Çinli markalar gibi esnek, donanım kontrolünde ise Tesla gibi merkezi beyne sahip hibrit bir yapı hedefliyor.

Togg'un dijital yazılımda Çin esnekliği, donanım mimarisinde ise Tesla tarzı merkezi beyin (Zonal Architecture) hedefine tam anlamıyla ulaşması 2027 yılının ortasını (2027-2028 periyodunu) bulacaktır.

Bu dönüşümün evreleri ve zaman çizelgesi şu şekildedir:

Mimarinin Dönüşüm Zaman Çizelgesi

  • 1. Faz (Mevcut Durum - Geçiş Dönemi): Mevcut T10X platformu 40'tan fazla bağımsız ECU ile üretildiği için yazılım katmanı sonradan adapte edilmeye çalışılıyor. Bu aşamada TruOS güncellemeleriyle sorunlar azaltılsa da donanım mimarisi tam merkezi yapıya izin vermiyor.


  • 2. Faz (2027 Ortası - Tam Merkezi Mimarinin Sahaya İnişi): CATL/CAIT ile imzalanan Bedrock Şasi (Cell-to-Chassis) ve Zonal Control altyapısı üzerine inşa edilecek yeni modeller (başta B-SUV / T8X olmak üzere) 2027 yılının ortasından itibaren yollara çıkacak. Araçtaki onlarca dağınık beyin ilk kez 2-3 merkezi işlemcide toplanmış olacak.


  • 3. Faz (2028 ve Sonrası - Tam Olgunluk): Yeni Zonal donanım mimarisinin üzerine Android Automotive tabanlı TruOS ekosisteminin tam olarak oturmasıyla birlikte Togg; hem kilitlenmeyen donanım kontrolüne hem de üçüncü taraf uygulama esnekliğine tam olgunluk seviyesinde ulaşacaktır.

Resmî Açıklama: Togg üst yönetimi, T10X ile edinilen ilk deneyimlerin ve 40'tan fazla bağımsız ECU'dan doğan entegrasyon süreçlerinin ardından, yeni nesil B segmenti platformunun ilk günden itibaren çok daha az sayıda merkezi kontrolcü (Zonal Control) ile tasarlandığını vurgulamaktadır.

Bu kurumsal açıklamalar ve atılan imzalar, Togg'un 2027 ortası itibarıyla bahsettiğimiz "Çin esnekliğindeki yazılım + Tesla tarzı merkezi donanım" seviyesine geçeceğini doğrulamaktadır.
A
4 hafta
NÜKLEER DEMOKLES’İN KILICI: SAVAŞIN DOĞASI NASIL DEĞİŞİR?
NÜKLEER DEMOKLES’İN KILICI: SAVAŞIN DOĞASI NASIL DEĞİŞİR?

Nükleer güce sahip bir devlete doğrudan saldırmak son derece zordur. Öte yandan, nükleer caydırıcılığı bulunmayan bir taraf için konvansiyonel bir savaşa girmek de büyük bir risk taşır. Nitekim Rusya ya da Ukrayna (ve arkasındaki ABD/Batı desteği) nükleer bir şemsiyenin altında olmasaydı, bu ölçekteki konvansiyonel bir çatışmanın sürdürülmesi çok daha zor olurdu. Nükleer silahı bulunmayan taraf; böyle bir senaryoda ya yenilgiyi en baştan kabullenmek ya da savaşa girse dahi nükleer güce sahip tarafın psikolojik üstünlüğünü ve güç gösterisini sineye çekmek zorunda kalır. Bu durum, mücadelenin dengeli bir zeminde yürütülmesini engeller ve nükleer gücü olmayan tarafın risk alma kapasitesini ciddi biçimde sınırlandırır.

Bir tarafın hem güçlü bir konvansiyonel kapasiteye hem de nükleer caydırıcılığa sahip olması, ona mutlak bir stratejik üstünlük kazandırır. Nükleer güce sahip olmayan taraf ise tamamen saf dışı kalmasa da psikolojik, moral ve stratejik açılardan ağır bir dezavantaj yaşar; zira savaşın sınırlarını fiilen karşı taraf çizer.

Nükleer caydırıcılığın sunduğu bir diğer kritik avantaj, nükleer güce sahip tarafı konvansiyonel sahada gerilese dahi varoluşsal bir yenilgiden ve masada ağır ya da adaletsiz koşullara zorlanmaktan korumasıdır. Cephede ağır kayıplar verilse, hatta askeri hatlar ciddi biçimde zora girse bile nükleer kartın mevcudiyeti, karşı tarafın sahadaki başarısını mutlak bir zafere dönüştürmesine engel olur. Rusya-Ukrayna savaşı bağlamında değerlendirildiğinde; yıkıcı bir iç siyasi veya ekonomik çözülme yaşanmadığı sürece Rusya askeri olarak tam anlamıyla mağlup edilemez ve adil olmayan bir antlaşmaya zorlanamaz. Çünkü nükleer güç sahibi bir devlete teslimiyet veya ağır barış şartları dikte etmeye çalışmak, o devletin varoluşsal tehdit algısını tetikleyip nükleer seçeneği masaya getirmesi riskini doğurur.

Sonuç olarak nükleer silahlar tek başına zafer getirmese de nükleer gücü bulunmayan bir taraf için savaşın doğasını kökten değiştirir. Konvansiyonel güç savaşmayı sağlarken; nükleer güç o savaşın nerede duracağını, taraflar arasındaki üstünlük dengesini ve diplomatik masanın nihai sınırlarını belirler.
A
geçen ay
Akkuyu\u0027da dolar enflasyonu,hazine payı,işletme giderleri sonucu nükleerin alımı fiyatı : 6,1 cent/kW
Akkuyu NGS Finansal Analiz Metni (Dolar Enflasyonundan Arındırılmış Reel Değerler)
1. Kaç Yılda Maliyet Çıkar? (Reel Geri Ödeme Süresi)
  • Maliyet Çıkarma Süresi: Rus şirketi Rosatom, projeye harcadığı 22 milyar dolarlık yatırım maliyetini ve bu süreçteki işletme giderlerini (OPEX), Dolar enflasyonu hesaba katıldığında 10 ila 11 yıl içerisinde tamamen çıkarmaktadır.
2. Ne Anlama Geliyor?
  • Rosatom'a sağlanan 15 yıllık alım garantisi süresinin ilk 10–11 yılı; Dolar enflasyonu dahil tüm ana parayı ve işletme giderlerini sıfırlamaktadır. Garantili dönemin kalan 4–5 yılı ile sonraki 45 yıl ise doğrudan reel net kâra dönüşmektedir.
3. Dolar Enflasyonundan Arındırılmış Toplam Net Kâr Özeti (Bugünün Satın Alma Gücüyle)
[size=5]A) Rosatom'un Net Kârı (%80 Pay)(Nominal olarak 45–50 milyar dolar görünen toplam kâr, 60 yıllık süreçteki ABD Doları enflasyonu düşüldüğünde bugünün satın alma gücüyle net ~19,2 milyar Dolar karşılığına denk gelir.)
  • 12–15. Yıllar (Garantili Dönem Reel Kârı): ~5,8 milyar Dolar
  • Esas Alınan Satış Fiyatı: Ortalama 12,35 cent/kWh ($123,5 / MWh) garantili alım tarifesi. (Üretimin %50'si 12,35 cent/kWh garantili fiyatla, kalan %50'si ise serbest piyasa fiyatıyla satılmaktadır.)
  • 16–60. Yıllar (Garantisiz Dönem Reel Kârı - %80 Pay): ~13,4 milyar Dolar
  • Esas Alınan Satış Fiyatı: Ortalama 5,5 cent/kWh ($55 / MWh) serbest piyasa fiyatı.
  • ROSATOM TOPLAM REEL NET KÂRI: ~19,2 milyar Dolar
[size=5]B) Türkiye Cumhuriyeti Hazine Payı (%20 Pay)Anlaşma gereği ilk 15 yıllık garantili alım döneminde Hazine’ye kâr payı aktarılmaz. 15. yıldan sonraki 45 yıl boyunca ise santralin net kârının %20’si T.C. Hazine’sine kalır:
  • Esas Alınan Piyasa Satış Fiyatı: Ortalama 5,5 cent/kWh ($55 / MWh) serbest piyasa fiyatı.
  • T.C. HAZİNE TOPLAM REEL NET KÂRI: ~3,35 milyar Dolar
  • (Nominal olarak 45 yılda 9–10 milyar dolar olarak hesaplanan Hazine payı, Dolar enflasyonundan arındırıldığında bugünün satın alma gücüyle net ~3,35 milyar Dolar tutarında nakit girdisi demektir. Piyasa şartlarına göre elektrik fiyatı 4,0 cent'e düşerse bu pay ~1,7 milyar dolara inebilir, 7,0 cent'e çıkarsa ~5,0 milyar dolara yükselebilir.)
4. Özet ve Finansal Bilanço
Santralin 60 yıllık işletme ömrü boyunca Hazine payı, işletme maliyetleri ve Dolar enflasyonu düşüldükten sonraki genel finansal tablo:
  • Rosatom: Harcadığı 22 milyar dolarlık anaparayı ilk 10–11 yılda tamamen geri aldıktan sonra, santralin ömrü sonunda günümüz satın alma gücüyle net ~19,2 milyar Dolar temiz kârı kasasına koymuş olur.
  • T.C. Hazine: Sermaye koymadan ve finansal risk üstlenmeden, 16. yıldan itibaren santral ömrü sonuna kadar (5,5 cent/kWh satış fiyatı baz alındığında) bugünün satın alma gücüyle net ~3,35 milyar Dolar nakit girdisi elde eder.



< Resime gitmek için tıklayın >
Rusya'nın elde edeceği 19,2 milyar dolarlık reel net kâr dâhil edildiğinde bile, Türkiye'nin 60 yıl boyunca ödeyeceği ağırlıklı reel ortalama birim fiyat (~6,1 Dolar-senti/kWh), küresel nükleer enerji maliyetleri kıyaslamasında oldukça rekabetçi bir konumda yer almaktadır.


< Resime gitmek için tıklayın >
A
2 ay
Bu saat hk. ne yorum yaparsınız, sıfırı 12600 tl 9 taksit, ikinci eli 3500 tl.
https://www.trendyol.com/guess/guw0247g3-erkek-kol-saati-p-5044866


< Resime gitmek için tıklayın >
Bu gün arkadaşımın kolunda gördüm, beğendim, 2. eli sıfır kondisyonunda imiş, ikinci el almak daha avantajlı gibi geldi bana.
A
2 ay
Aile danışmanı mı din adamı mı. İmtihan dünyası olması realitesi.
İmtihan dünyası. İmanı kulluğu ahireti bilen insanların yani din adamlarının aile danışmanlığını yapması taraftarıyım. En azından biz müslümanlar onlardan destek almalıyız, egoyu, dik duruşluğu, tavsiye eden varsa yanlış bu. Allah korusun insanın başına herşey geliyor. Hayat toz pembe değil. Allah sağlık afiyet vücut bütünlüğü vermese bırakın evlenmeyi mal sahibi olmayı dua edemeyiz kulluk yapamayız. Hasta olanları da rencide etmemek lazım aile danışmanlığı yaparken. velhasılı Hiç kimse, yaşamadığı imtihanın masumu değildir.
A
2 ay
Nükleer güç olmayan ülke konvansiyonel savaşa giremez, girmemeli.
Evet, nükleer gücün olunca kimse sana kolay kolay saldıramaz; ama nükleerin olmayınca da konvansiyonel savaşa girişmek ciddi bir risk haline gelir. Eğer Rusya ya da Ukrayna (ABD ve Batı desteği) nükleer caydırıcılık altında olmasaydı, bu ölçekte konvansiyonel olarak kapışmaları çok daha zor olurdu.

Nükleeri olmayan taraf, böyle bir durumda ya yenilgiyi baştan kabul eder ya da savaşa girse bile nükleer güce sahip olan tarafın psikolojik üstünlüğünü ve güç gösterisini kabul etmek zorunda kalır. Bu da savaşın tam anlamıyla dengeli bir mücadele olmasını engeller ve nükleer gücü olmayan tarafın risk alma kapasitesini ciddi şekilde sınırlar.

Eğer bir taraf hem güçlü konvansiyonel kapasiteye hem de nükleer caydırıcılığa sahipse, bu ona stratejik üstünlük sağlar. Nükleer güce sahip olmayan taraf ise tamamen yok sayılmasa da, psikolojik, moral ve stratejik olarak ciddi dezavantaj yaşar; savaşın sınırlarını fiilen karşı taraf belirler.

Sonuç olarak, nükleer silahlar tek başına zafer getirmez; ancak nükleer gücü olmayan bir taraf için savaşın doğasını değiştirir. Konvansiyonel güç savaşmayı sağlar, nükleer güç ise o savaşın nerede duracağını belirler ve gerçek dengeyi kurar.
A
2 ay
Sinop nükleerinde türkiye finasmanı yapmalı, teknoloji almalı, para hesabı yanlış olur.
⚖️ 5. En gerçekçi senaryo

Türkiye gerçekten dediğin gibi yaparsa:

👉 Model şöyle olur:

Türkiye finansmanı sağlar
Güney Kore inşa eder
Türkiye mühendis yetiştirir

Ama:

❗ Kritik parçalar (reaktör tasarımı vs.)
→ yine yabancı kontrolünde kalabilir.

Bu özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için çok güçlü bir argüman:
  • Nükleer teknoloji = savunma + enerji bağımsızlığı
  • Yerli mühendislik = uzun vadede milyarlarca $ tasarruf
  • Know-how = gelecekte kendi santralini yapabilme
A
3 ay
FİLENİN SULTANLARI FİNAL MAÇINDA.Türkiye - Brezilya Milletler Ligi final maçı.26 Temmuz 2026
Filenin Sultanları tarih yazmak için parkeye çıkıyor. FIVB Voleybol Milletler Ligi'nde Çin'i mağlup ederek finale yükselen A Milli Kadın Voleybol Takımı, şampiyonluk mücadelesinde Brezilya ile karşı karşıya geliyor.
A
5 ay
İslam hukuku başıboş it sorununa bakışı ve modern kültürün tutarsızlığı
1. "Ehven-i Şer İhtiyar Olunur" (Mecelle md. 29)

İslam hukukuna göre iki zarar karşı karşıya geldiğinde, toplum için daha hafif olan zarar tercih edilir.
  • Birinci Zarar: Köpeklerin itlaf edilmesi (Hayvan hayatı kaybı).
  • İkinci Zarar: İnsanların ölmesi, yaralanması ve halkın vergileriyle oluşan devasa bütçelerin (milyarlarca liralık barınak, mama ve personel gideri) halk açlık/ekonomik sıkıntı çekerken buralara harcanması.
  • Fıkhi Hüküm: İnsan canı ve toplumun ekonomik refahı, hayvanın hayatından daha önceliklidir. Eğer barınak maliyeti kamuya (milletin rızkına) ağır bir yük bindiriyorsa, devlet bu kaynağı insanların zaruri ihtiyaçlarına (açlık, sağlık, eğitim) harcamayı seçip, tehdit oluşturan unsurları itlaf edebilir.


2. Kamu Malının Önceliği ve İsraf Yasağı

Fıkıhta devlet malı (kamu bütçesi), yetimin malı gibi korunması gereken bir emanettir.
  • Kâsânî (Bedâiu’s-Sanâî): Kamu kaynaklarının harcanmasında "en önemli olandan" başlanması gerektiğini vurgular.
  • Toplumda yoksulluk, açlık veya ekonomik kriz varken; insanların canını tehdit eden bir sorunu çözmek için sonu gelmez ve devasa maliyetli "bakım" projelerine girişmek, fıkhın israf ve kamu yararını gözetme ilkeleriyle çelişebilir. Eğer itlaf, bu ağır mali yükü ve can kaybını durdurmanın en etkili ve ekonomik yoluysa, "kamu yararı" (maslahat) gereği bu tercih edilebilir.

3. "Zarar-ı Âmmı Def' İçün Zarar-ı Hâs İhtiyar Olunur" (Mecelle md. 26)

Sokaklardaki başıboş köpek sorunu artık bireysel bir sorun değil, toplumun genelini ilgilendiren bir "Zarar-ı Âmm" (Genel Zarar) haline gelmiştir.
  • Genel zararı (can korkusu, ekonomik yük, salgın hastalık riski) ortadan kaldırmak için, daha özel bir zarar olan "hayvanların öldürülmesi" yoluna gidilmesi fıkhen meşrudur.

4. Sorumluluk ve Devletin Kararı

İslam hukukuna göre bu dengeyi kuracak olan Ulul-Emr (Devlet yetkilileri)’dir. Devlet;
  • Halkın can güvenliğini sağlayamıyorsa,
  • Ekonomik güç barınak ve bakım maliyetlerini karşılamakta zorlanıyorsa,
  • Halkın öncelikli ihtiyaçları (açlık, sağlık) tehlikedeyse;
  • Sokaktaki saldırgan ve başıboş köpeklerin itlafına karar vermesi, fıkhın "halkın maslahatını (menfaatini) koruma" görevi kapsamına girer.

Modern Seküler Kültürün Çelişkisi

Çelişki aslında İslamiyet'te değil, modern batı merkezli hayvanseverlik anlayışında vardır.
  • Modern Çelişki: Batı kültürü, köpeği "evlat/arkadaş" konumuna getirip onun haklarını kutsallaştırırken; diğer tarafta her gün milyonlarca ineği, koyunu ve tavuğu endüstriyel çiftliklerde çok daha zor şartlarda kesip yemektedir. Bu durum mantıksal bir tutarsızlıktır.
  • İslam'ın Dengesi: İslam fıkhı ise duygusal yaklaşmaz. İneğe de köpeğe de "hukuki" sınır çizer. İnek besin zincirinin parçasıdır, kesilir. Köpek ise hizmet hayvanıdır, fuzuli yere öldürülmez. Ancak aynı köpek insan canına ve malına (mesela o koyun sürüsüne) kastederse, değer hiyerarşisinde insan en üstte olduğu için köpek de itlaf edilir.

Koyun ve ineğin kesilmesi fıkıhta bir "merhametsizlik" değil, ilahi nizamın bir gereğidir. Köpeğin itlafındaki tartışma ise ancak zararsız olduğu durumlar içindir. İnsan canını, sağlığını ve ekonomisini tehdit eden, saldırganlaşan köpeğin iğneyle veya fıkhi yöntemlerle itlaf edilmesi, tıpkı zararlı diğer unsurların temizlenmesi gibi meşrudur ve burada hiçbir çelişki yoktur.
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.