K

Kurmay Yarbay
26 Haziran 2010
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
144 üye
Görüntülenme (?)
1099 (Bu ay: 12)
Gönderiler Hakkında
K
5 gün
Toshiba'dan Kumaş Ön Panelli Yeni Klima Serisi : Haori
Toshiba,yeni modeli olan Haori'yi duyurdu,en kısa zamanda ülkemizde de satışa sunulacak.

Yurt dışında 10000 Btu olan Haori'nin fiyatı 850 Euro olarak belirlenmiş.

10.000-13.000-16.000 Btu/h olmak üzere 3 kapasite seçeneği ile sunulmaktadır.

Birden fazla renk seçeneğine sahip olan Haori,siyah renk kumanda ile birlikte sunulmuş. Haori'nin ön paneli kumaş dokuya sahip olacak şekilde tasarlanmış. Bu da cam ön panelli klimalara alternatif bir tasarım olarak karşımıza çıkıyor.

(Fotoğraflara tıklayarak daha net haliyle inceleyebilirsiniz)
< Resime gitmek için tıklayın >

Aynı zamanda Wi-Fi aracılığı ile uzaktan kontrol imkânı da sunmaktadır. Google Home Assistant,Amazon Alexa gibi uygulamalar ile entegre çalışabilmektedir.

HAORI, IAQ ve Ag + Plazma Arındırıcı hava filtrasyonu ile konut tipi Toshiba Haori klima sistemlerine çarpıcı estetik, birinci sınıf verimlilik, sessizlik ve hava kalitesi getiriyor. Bu yenilikçi iç ünitesi, çeşitli standart ve isteğe bağlı renklerle, aynı zamanda sonsuz özelleştirme olanakları sunan oldukça çekici bir ön panele sahiptir.

ŞIK TASARIM

  • Toshiba haori klima  şık bir kumaş kaplamaya sahiptir
  • Sonsuz olasılıklara sahip kumaşlar, stiliniz rehberiniz olsun!
  • Takması kolay, sadece çıkarın ve yapıştırın. Böylelikle ön panel kumaşı rahatça çıkarılabilir ve değiştirilebilir.

ÜSTÜN PERFORMANS

  • Soğutma ve ısıtma modlarında A +++
  • 19 dB (A) 'dan düşük ultra sessiz sistem
  • 39 dB (A) 'ya kadar dış ünite sessiz çalışma

YÜKSEK İÇ HAVA KALİTESİ

  • Toshiba Ultra Pure Filter, PM 2,5'in% 94'üne kadar yakalar.
  • Toshiba Plazma İyonlaştırıcı, kirlenmiş parçacıkları yakalar ve etkisiz hale getirir.
  • Toshiba Magic Coil ile iç ünite serpantinleri her zaman yeni gibi temiz.

ÇÖZÜM SAĞLIĞI

  • Manyetik bir tutucuya monte edilmiş lüks, şık siyah ve fırçalanmış dokulu uzaktan kumanda
  • Enerji faturalarını düşürmek için güç seçimi ve ECO modları, hızlı soğutma veya ısıtma için Yüksek Güç
  • Klimanızı Toshiba Home AC Control uygulaması aracılığıyla kontrol etmek için fabrikada entegre edilmiş Wi-Fi
  • Google Home asistanı ve Amazon Alexa akıllı hoparlörlerle uyumluluk sayesinde enerji izleme ve tam ses kontrolü gibi yeni sunulan özellikler.


Fotoğraflar




Renk Seçenekleri


< Resime gitmek için tıklayın >


< Resime gitmek için tıklayın >


Verimlilik Değerleri ve Diğer Teknik Veriler
(Resme tıklayarak net haliyle inceleyebilirsiniz)
< Resime gitmek için tıklayın >


Önemli kısımlar vurgulanmıştır. Verimlilik değerleri itibariyle Haori,orta-üst segmentte bulunacak.

Tanıtım Videosu



< Resime gitmek için tıklayın >


< Resime gitmek için tıklayın >
Düzenleme : Fotoğraflar düzenlendi.
Saygılarımla...
K
2 hafta
* Klima Bakımı ve Yapılan Hileler * Dikkat ! Dolandırılmayın ! *
Klima Bakımı ve Yapılan Hileler




Evlerimizde,iş yerlerimizde vb. kapalı alanlarda kullanılan klimalar,hava ile temas halinde olan,ortam havasının iklimlendirilmesi,şartlandırılması üzere çalışan elektrikli teknik tüketim ürünlerinden biridir.

Klimalar,periyodik bakıma ihtiyaç duyan ürünlerden birine örnektir.

Tıpkı otomobillerimizin periyodik olarak yağ bakımı,hava filtre bakımı vb. bakımları zorunlu ve aksatılması zararlı ise,klimalarımızın da bakımları zorunlu ve aksatılması zararlıdır.

Klimaların iç ve dış üniteleri periyodik olarak bakıma ihtiyaç duyarlar.

Klima iç üniteleri iç ortam,dış üniteleri dış ortam havasını çalışma süreleri boyunca sirküle ederler(dolaştırırlar). Sirküle edilen bu hava,ünitelerin fanları ve ısı transfer elemanları üzerinden geçer.

Hava ile ile birlikte havada bulunan toz vb. maddeler de klima ile temas halindedir.

Soğutma konumunda çalışan bir klimanın iç ünite ısı transfer elemanı,ısıtma konumunda çalışan bir klimanın dış ünite ısı transfer elemanı aynı zamanda nemli durumdadır.

Soğutma konumunda çalışan bir klimanın iç ünite ısı transfer elemanı soğuk bir yüzeye sahiptir. Bu nedenle soğuk yüzeyle buluşan iç ortam havasındaki nem yoğuşarak su haline dönüşür ve klimanın drenaj hattı üzerinden dış ortama tahliye edilir.

Bu esnada nemli,ıslak olan ısı transfer elemanı üzerinden geçen havadaki toz vb. maddeler,ıslak yüzeyle buluşarak ısı transfer elemanının üzerine ve fan kısmına yapışırlar.

Klima,çalıştığı süre zarfında toz vb. yabancı maddeleri üstünde toplar. Her ne kadar hava emiş kısmında filtre bulunsa da bu filtrenin tozları tamamen tutması mümkün değildir. Tozları üzerinde toplayan filtrelerin,tozların hepsini tutabilecek özellikte olması halinde hava geçirgenliği de çok düşük olacaktır. Böyle seçici bir filtre,ev tipi vb. klimalarda kullanılmaya müsait değildir. Çünkü söz konusu klima fanları bu filtre üzerinden hava geçirebilecek kadar yüksek statik basınca sahip değildir.

Ayrıca dış ünite,üzerinde herhangi bir filtre bulundurmaz ve havayı direkt olarak ısı transfer elemanı üzerinden geçirir.

< Resime gitmek için tıklayın >
Yukarıda görmüş olduğunuz fotoğraf,bakım zamanı gelmiş bir klima iç ünitesine aittir.
< Resime gitmek için tıklayın >
Bakım,zamanında yapılmaz ise biriken tozlar ve kir artacak,klimanın hava geçiş bölümlerini bloke ederek klima performansını ve ömrünü kötü yönde etkileyecektir.

Ayrıca zamanında yapılmayan bakım,zararlı bakterilerin klima üzerinde birikmesine sebep olarak klimanın mikrop yuvasına dönmesine,hastalıklara sebep olmasına olanak sağlayacaktır.
< Resime gitmek için tıklayın >

Klima bakımlarının periyodik olarak yapılması,sağlığınız ve klima ömrü,performansı açısından zorunlu ve faydalıdır.

Kullanım sıklığına ve klimanın çalıştığı mekâna göre iki yılda bir veya yılda bir periyodik bakım yapılması gerekmektedir. Ev ortamında çalışan klimalar için bu aralık idealdir.

İş yeri vb. umuma açık alanlarda çalışan klimaların ise yine kullanım sıklığına bağlı olarak yılda bir bakım işleminden geçmesi gereklidir.


Klima Bakımı Hileleri


Klima bakımı; ilgili markanın yetkili servisinden talep edilebildiği gibi bağımsız çalışan teknik servisler tarafından da yapılabilmektedir. Garanti kapsamı dahilinde sadece yetkili servisler tarafından yapılması,garanti dışı kalma durumlarına karşı bir zorunluluktur.

Klima bakımları için birden fazla firmadan farklı fiyatlar alabilirsiniz. Yetkili servis vb. servislerden aldığınız fiyatlara karşılık apartman kapılarına vb. yerlere etiket yapıştırarak reklamını yapan ve yetkili vb. servislerden alınan fiyata göre çok çok daha uygun fiyata bakım hizmeti sunduğunu iddia eden firmalara veya firma görünümlü şahıslara karşı çok dikkatli olmalısınız.

Bu tarz reklamlar yaparak potansiyel müşterinin ilgisini çekmeye çalışan firma ve şahısların hepsinin hile yapacağını söylemek yanlış olur. Ancak aynı işi kat be kat daha ucuza yapacağını söyleyenlere itibar etmeden önce düşünmek,temkinli olmak gerekir.
< Resime gitmek için tıklayın >
Ucuza Yapılan Bakımda Ne Sıkıntılar Yaşayabilirim ?


Her işin bir fiyatı,hakkı vardır. Klima bakımı için de ederi üstünde fiyatlar verenlerin bu tercihleri,iş ahlakına uygun değildir. Ancak aşırı ucuz,normal fiyattan 3-4 kat daha ucuza teklif verenlerin de aynı kalitede iş yapacağını,başınıza başka dertler açmayacağını söylemek mümkün olmaz.

Bahsetmiş olduğumuz gibi adı sanı belli olmayan firmalar,hatta firma bile olmayan ve bu işi şahıs olarak yapıp rastgele bir firma ismi uydurarak kartvizit bastıran kişilere denk gelmeniz olasıdır.

Apartman kapılarına,elektrik panolarına vb. yerlere etiket veya broşür bırakarak portansiyel müşteriyi kendine çeken,şaşırtıcı derecede uygun fiyat ile cazip izlenim bırakan firma veya şahıslar tarafından dolandırılma ihtimaliniz söz konusudur. Tekrar etmeliyim ki,hepsini dolandırıcı olarak nitelendirmiyorum. Ancak, bir işin ederi örneğin 200 lira ise aynı işi 30-40 liraya yapacağını vaad edenlerin de bu vaadlerinin masum olduğunu söylemek pek mümkün olmayacaktır.

Böyle bir firmadan/şahıstan hizmet almanız halinde sadece klimanın iç ünite ısı transfer yüzeyine temizlik maddesini sıkıp durulayarak işlemi bitirmeleri ihtimaller dahilindedir. İç ünite fanı,dış ünite fan ve ısı transfer elemanına hiç dokunmadan “bakım yaptık” diyerek,esasen kayda değer hiçbir iş yapmadan sizden ücret talep edebilirler. Bu müşteriye en az zararı olan ihtimaldir.

Bu işi profesyonel dolandırıcılık boyutuna taşıyanların ise hileleri müşteriye maddi ve manevi açıdan daha büyük zararlar verebilmektedir.

Aynı tipte firmadan/firma görünümlü şahıstan hizmet almanız halinde bakım yapıp,bakım işlemini bitirdikten sonra arızalı olmayan klimanız için arıza uydurabilmeleri,ihtimaller dahilindedir.

“Klimanızın gazı bitmiş,4 bar gaz basmamız gerekiyor, 200 liraya yaparız.”


Yukarıda görmüş olduğunuz örnek yazı,duyabileceğiniz uydurma arızalardan biridir.

Söz konusu firmalardan/firma görünümlü şahıslardan hizmet aldınız,bakım yapıldı ve bitti. Sonrasında duyacağınız cümlelerden biri yukarıdaki gibidir.

Klimanızın gazı bitmiş,eklememiz lazım. 4 bar gaz eklemek gerekiyor,şu kadar para… (Bu bir örnektir ; 3 bar da diyebilir,5 bar da diyebilir. Rakam ne olursa olsun sonuç aynıdır).

Bu tamamen asılsız bir ifadedir,buna kanmayınız. Böyle bir ifade kullanan şahıs veya şahısları evinizden ivedi bir şekilde uzaklaştırınız.

Klima sistemi,hermetik bir yapıya sahiptir. İç ve dış ünite arasında boru tesisatı çekilerek ünitelere bağlanır.
< Resime gitmek için tıklayın >

Klimanın iç ve dış ünite arasında çekilen boru tesisatı ile beraber,ısı transfer elemanları arasında da boru tesisatı klimanın ünitelerinin içerisinde çekilmiş durumdadır. İçerisinden soğutucu akışkan (klima gazı) geçen her boru bir sistemin bir parçasına bağlıdır.

Klima sistemi hermetik bir sistemdir demiştik. Klima içerisinde bulunan soğutucu akışkan,dış ünitede bulunan kompresör tarafından sistemde devridaim edilir ve ısı transferi sağlanarak soğutma/ısıtma gerçekleştirilir. Sistemde herhangi bir sızıntı,gaz kaçağı (borularda bir delik,çatlak vs.) olmadıkça klima gazı(soğutucu akışkan),aradan ne kadar zaman geçerse geçsin asla ve asla eksilmez,bitmez. Çünkü soğutucu akışkanın,klima gazının bulunduğu boru hatlarının hiçbiri atmosfere açık değildir,gaz kaçak olmadıkça klimanın dışına hiçbir şekilde çıkmaz,sistemden eksilmez.

Ama ne hikmetse söz konusu firma/firma görünümlü şahıslar bakım yapacağı zaman klimanın gazı eksilmiş/bitmiş olur(!).

Bu tamamen asılsızdır. “Klimaya 4 bar gaz basmamız lazım,1 bar 50 lira. 4 bar basacağız,toplamda 200 liraya yaparız” gibi sözler duyabilirsiniz. Zaten ucuza yapılan bakımın sırrı (!) da burada saklıdır. Bakımı 30 liraya yapıp,gazı eksik diyerek gazı eksik olmayan klimaya gaz tüpünü bağlayıp gaz basıyormuş gibi yaparak gaz basmadan 200 + 30 lira paranızı almanın peşinde koşmaktadırlar.

Ayrıca gaz miktarı “bar” ile ölçülmez. Bar,bir basınç birimidir. Soğutucu akışkan türüne göre sistem basınçları değişkenlik gösterir.

Ayrıca sistemde bir kaçak var ise,kaçak tespit edilip kapatılmadan klimaya gaz basmak ; taşıma su ile değirmen döndürmeye benzer,o klimaya gaz yetişmez.

Klima sisteminde basınç düşüşü tespit edilir ve yapılan kontroller sonucunda kaçak olduğu anlaşılırsa kaçak olan,gazın kaçtığı kısım tespit edilerek kaçak giderilir. Ardından vakum yapılarak (bkz. vakum) dış ünite üzerinde belirtilen miktarda sisteme gaz basılır. Etiket bilgisi alınamıyorsa sistemin superheat veya subcool değeri takip edilerek uygun basınç görülene kadar gaz basılır.

Burada fiyatlandırma,klimaya aktarılan gazın gram veya kilogram cinsinden ağırlığı ile yapılabilir.

Klimaya 2 bar gaz basacağım,3 bar gaz basacağım gibi ifadeler asılsızdır ve meslekî bir ifade değildir.

Klima gazı,sistemde kaçak olmadığı sürece eksilmez,periyodik olarak belirli aralıklarla tamamlanması,yeniden basılması gereken,yenilenmesi gereken bir ürün değildir.

Bazı iş bilmezler ise gazı eksik olmayan klimaya gerçekten gaz basarak klimanın zarar görmesine sebep olabilmektedir.

Örneğin klimanız R22 gazlı ise,ellerine geçirdikleri R410A gaz tüpüyle klimanıza gaz basabilmektedirler. Bu da R22 ile çalışmak üzere tasarlanmış olan klimanızın arıza vermesine,hasar almasına ve bakımın normal fiyatından kat be kat yüksek tamir ücretleri ödemenize,hatta yeni klima almanıza sebep olacak kadar büyük sorunlara yol açabilir.

Bu konuda küstahlığın zirvesine ulaşan,alenen sahtekarlık yapacak boyuta erişenler ise müşterinin bu konu hakkında bilgi eksikliğini (bu gayet doğal bir durumdur) ve müşterinin kendisine olan güvenini kullanarak her bakımda defalarca gaz basma ücreti alabilmektedir. “Her bakımda gaz eklememiz lazım,yoksa cihazınız arıza yapar” gibisinden ifadelerle müşteri yılda bir bakım yaptırıyorsa,müşteriden her sene yalandan yaptığı bakım için ve (gerek olmadığından dolayı) basmadığı gaz için para alabilmektedir. Müşteri ise sezon boyunca değişmeyen performansa dikkat etmeyerek söz konusu sahtekârların sözlerine kanıp ücret ödemektedir.

Başka ve daha zararlı sahtekârlık ihtimallerinden birisi de,

Klima bakım hizmeti adı altında müşterinin evine varan firma personeli/firma personeli görünümündeki şahıs veya şahısların klimaya bakım yaparmış gibi davranıp içerisinden elektronik kart gibi pahalı ve önemli parçayı çalmasıdır.

Bakım esnasında klimanın bazı parçalarının sudan ve temizlik maddesinden etkilenmemesi adına üstü örtülmelidir veya tamamen sökülmelidir. Bu gereksinimi bahane ederek klimanın iç ve/veya dış ünite kartını/kartlarını söküp çaldıktan sonra klimayı toplayıp müşteriye “klimayı ilk iki saat çalıştırmayın,iç kısımları kurusun,elektriğini de şimdi açmayın.” diyerek zaman kazanmaktadırlar. Müşteri,şahıs veya şahıslar çalışırken takip etmiyorsa,izlemiyorsa bu işlem sahtekârlar için el çabukluğu ile harmanlanmış bir çocuk oyuncağıdır. Amaç hırsızlık olduğu için çalınacak olan karta vb. elemana gelen kablolar hiç dikkat edilmeden,hatta yan keski ile rastgele kesilerek çalınacak parçadan ayrılmaktadır. Bu nedenle çok çabuk ve kısa sürede çalınacak olan parça klimadan sökülebilmektedir.

Müşteri klimayı,sahtekârların bahsettiği süre boyunca çalıştırmadığı için kart vb. parçaların çalındığını fark etmemektedir. Aradan geçen süre zarfında sahtekârlar çoktan müşteri numarasını engellemiş,kendi numaralarını kapattırmış ve kayıplara karışmış durumda olmaktadırlar. Ne yazık ki en kıymetli parçalar ve kolay taşınabilir parçalar,klimaların elektronik kartlarıdır. Özellikle yüksek segment ve kaliteli klimaların elektronik kartları,uygun fiyatlı bir klima parasına gelebilecek kadar pahalı olabilmektedir.

Özellikle yaz aylarında çalışmaya geçen bu firmalara veya firma görünümü veren şahıslara karşı çok dikkatli olmanızı ve bakım konusunda çevrenizde bulunan,yeri yurdu uzun yıllardan beri aynı olan veya bölgece tanınmış,esnaf tarafından bilinen firmalara müracat etmenizi,uygun fiyata bakım yaptıracağım diye düşünüp ederinin çok çok altında fiyat verenlere kanmamanızı maddi ve manevi sağlığınız ve güveniniz açısından tavsiye etmekteyim.

Adres bilgisi bile yazmayan,uygun fiyata bakım hizmeti diye tanıtımda bulunan broşürlere,etiketlere vs. asla itibar etmeyiniz,iletişime geçmeyiniz. Adres bilgisi mevcut olsa bile asla ve asla araştırmadan,soruşturmadan hizmet almaya kalkmayınız. Bu zahmetlere katlanmamanız adına öncelikle klimanızın yetkili servisinden fiyat alıp bir referans noktası elde ettikten sonra bulunduğunuz bölgede tanınan,güvenilir teknik servislerle de görüşmeniz en sağlıklı yöntem olacaktır.

Adı sanı belli olmayan,adres bilgisi olsa bile gösterilen adreste aslında bulunmayan firma görünümlü sahtekârlardan kesinlikle uzak durmanız gerekmektedir.

Çünkü çoğu kullanıcı adres bilgisi yazıyorsa yeri bellidir,bir şey olursa adresten bulurum diye düşünerek adreste gerçekten broşürde,etikette ismi bulunan firma mı var yoksa bu adres sahte mi diye doğal olarak sorgulamamaktadır.

Yazımın içerisinde sıkça belirtmiş olduğum gibi ; her uygun fiyata iş yapanı sahtekâr olarak nitelendirme gibi bir niyetim ve düşüncem kesinlikle olamaz. Ancak şüphe uyandıracak kadar,işin ortalama fiyatına kıyasla anormal derecede ucuza iş yapanlara da asla güven olmaz,güvenmeyiniz. 

Düzenleme : Başlık düzenlendi.
Sürç-i lisan etti isem affola.
Saygılarımla…
K
2 hafta
Klima Patlar mı ? | Kyoto Protokolü | Yanıcı ve Yanıcı Olmayan Soğutucu Akışkan
Klimalar Patlar mı ?


< Resime gitmek için tıklayın >
Evlerimizde,iş yerlerimizde vb. kapalı alanların neredeyse hepsinde kullandığımız,görmeye alışık olduğumuz ve git gide lüks olmaktan çıkıp bir ihtiyaç haline gelen klimalar,hayatımızın bir parçası olmuş durumdalar.

Teknolojik ürünler hayatımıza girdikçe,yaşam alanımıza yaklaştıkça yaşam konforumuzu artırmakla beraber,bir takım riskleri de beraberinde getirmektedir.

Klima ; iklimlendirme ve soğutma sisteminin bir üyesidir. Soğutucu akışkan adı verilen ısı transfer yeteneğine sahip Hidrokloroflorokarbon (HCFC),Hidroflorokarbon (HFC),Kloroflorokarbon (CFC) bileşenli kimyasalın ısı transfer yeteneğinden faydalanarak iç ortam veya dış ortam havasındaki ısıyı dış ortama veya iç ortama taşıyarak soğutma ve ısıtma işlevini gerçekleştiren bir konfor elemanıdır.

Çoğunlukla soğutma amacıyla kullanılan klimalar,ihtiyaca göre nem alma ve ısıtma amacıyla da kullanılabilmektedir.

Dış ortam havasındaki ısıyı iç ortama transfer ederek ısıtma sağlayan ve sadece bu transfer için enerji harcayan klimalar,soğuk iklim bölgeleri haricindeki bölgelerde yüksek verimli ısınma aracı olarak kullanılmaya müsait bir alternatiftir.
 
Klima Patlar mı ? Patlar ise Neden Patlar ?


Klima ; dış ünitesi içerisinde bulunan kompresörün,buhar haldeki soğutucu akışkanı basınçlandırıp ısı transfer elemanı olan evaporatör ve kondanser içerisinde devridaim etmesi sonucu iklimlendirme işlemini gerçekleştirir.

< Resime gitmek için tıklayın >
Kompresör,hareketli ve sabit parça içeren bir elemandır. Hareketli parçalar ile sabit parçaların birbirine yakın temas halinde ve mikronluk tolerans içeren boşluklarla çalışıyor olmasından ötürü sürtünme kuvvetini ve buna bağlı olarak açığa çıkan ısıyı,aşınmayı asgari seviyeye indirebilmek adına yağlama sistemine ihtiyaç duyar.

Çoğunlukla evlerimizde örneğini görebileceğimiz klima sistemleri ; hermetik bir yapıya sahiptir.

Klima kompresörü de hermetik bir elemandır. Hermetik,atmosfere kapalı anlamına gelmektedir.

Kompresörün hareketli parçalarının döndürülmesini sağlayan motor kısmı ve kompresörün soğutucu akışkanı basınçlandırıp devridaim ettiği hareketli ve sabit parçaları aynı gövdenin içerisindedir. Hermetik kompresörler mekanik parçalarını ve motor kısmını tek bir gövde içerisinde bulundurur.

< Resime gitmek için tıklayın >
Bu da kompresörün tümüyle soğutucu akışkan basıncına maruz kaldığını göstermektedir. Rotary kompresörlerin ise gövde kısmı basınca maruz kalmaktadır.

Klima sistemlerinde R22,R407C,R410A,R32 gibi soğutucu akışkanlar kullanılmaktadır.

Eski nesil klimalarda kullanılan R22 soğutucu akışkanının kullanımı sınırlandırılmıştır.

R22,HCFC (Hidrokloroflorokarbon) esaslı bir yapıya sahiptir ve sera gazı içerir. Atmosfere salınması halinde (yapay iklim) sera etkisi yapmaktadır ve ozon tabakasına zarar vermektedir. Bu nedenle kullanımı sınırlandırılmış durumdadır.

Küresel ısınmayı tetikleyen,doğaya zararlı bileşenlerin kullanımı zamanla azaltılmış ve küresel ısınmayı azaltmaya yönelik uluslararası anlaşmalar düzenlenmiştir.

Bunlardan biri “Kyoto Sözleşmesi”dir.

Kyoto Sözleşmesinin imzalanmasının ardından 2005 yılında Kyoto Protokolü uygulanmaya başlanmış ve Türkiye Cumhuriyeti 2009 yılında bu sözleşmede taraf olmuş,sözleşmeyi kabul etmiştir.

Kyoto Protokolü ; Aralık 1997’de Kyoto’da gerçekleştirilen BMİDÇS (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi) 3. Taraflar Konferansı’nda kabul edilmiştir. Protokol, Sözleşme’nin amaç ve kurumlarını paylaşmaktadır. Bununla birlikte, iki anlaşma arasındaki en önemli ayrım, düzenledikleri yükümlülüklerin hukuki niteliği ile ilgilidir. Sözleşme sanayileşmiş ülkelerin sera gazı salımlarını stabilize etmeleri yönünde bağlayıcı olmayan bir yükümlülük tanımlamışken,
Protokol sanayileşmiş ülke Taraflarına bağlayıcı sera gazı salım sınırlama ve azaltım yükümlülükleri getirmiştir. Protokolün ülkelerin onayına ve uygulamasına hazır hale getirilmesi için gerekli ayrıntılı uygulama kuralları 2001 yılında Marakeş’te gerçekleştirilen 7. Taraflar Konferansı’nda kabul edilmiştir. “Marakeş Uzlaşmaları” olarak adlandırılan bu kurallar 2005 yılında Protokol’ün 1. Taraflar Toplantısı’nda onaylanmıştır. 16 Şubat 2005’te yürürlüğe giren Kyoto Protokolü’ne Mayıs 2010 itibariyle 191 ülke ve Avrupa Birliği taraftır.

Protokolün imzalanmasının ardından iklimlendirme ve soğutma özelinde R22 gibi soğutucu akışkanların doğaya zarar vermeye yönelik potansiyeli sebebiyle kullanımları sınırlandırılmış,R12 gibi
doğaya zararı fazlaca olan soğutucu akışkanların da kullanımı,satışı tamamen yasaklanmıştır.

R12 Soğutucu akışkanı Cloroflorokarbon (CFC) Halometan bir kimyasal olup,günümüze göre çok eski buzdolabı ve otomobil klimalarında kullanılmakta idi.

Kyoto Protokolünün imzalanmasının ardından,protokole uyularak çevreye daha az zarar veren soğutucu akışkanlar tercih edilmeye başlanmıştır.

Klima sistemlerinde R22 ve R407C’nin yerini R410A,ardından R32 almıştır.

Buzdolabı ve otomobil klimalarında ise R12’nin yerini R134A (buzdolaplarında R134A ve R600a) almıştır.

Bu soğutucu akışkanlar atmosfere atılması halinde doğaya zarar vermektedir ancak , kullanımı sınırlandırılan ve yasaklanan soğutucu akışkanlara oranla bu zarar miktarı daha düşüktür.

Kyoto Protokolü kapsamında “Küresel Isınma Potansiyeli (GWP)” – Karbondioksit Eşdeğeri Grafiği’ni alt kısımda görebilirsiniz ; 

< Resime gitmek için tıklayın >
Klima sisteminde bulunan kompresörün yağlamaya ihtiyacı olduğunu söylemiştik. Klima sisteminde kullanılacak yağın seçimi,her yağlama sisteminde olduğu gibi önemlidir.

Yağlama,hareketli ve sabit parçaların bir arada çalıştığı noktalarda gerekli olmaktadır.

Kullanılacak olan yağ,sistemin kullandığı soğutucu akışkana uygun olmalıdır.

Örneğin klima sisteminde kullanılan soğutucu akışkan R410A ise,kompresör içerisinde bulunacak olan yağın R410A soğutucu akışkanına uyumlu olması gerekmektedir.

Klimalarda yağlama yağının bir kısmı,soğutucu akışkan ile karışarak sistemde dolaşım gerçekleştirir.

Bu sayede soğutucu akışkanın basınçlandırıldığı ve soğutucu akışkanın temas ettiği,yağlama ihtiyacı duyan bölümler soğutucu akışkan ile birlikte sistemde dolaşan yağın aynı yerden geçmesi sonucu yağlama işlevini yerine getirir.

Bu nedenle soğutma sisteminde tercih edilecek olan yağın,kullanılan soğutucu akışkana göre belirlenmesi zorunludur. Yağın,soğutucu akışkan ile karışabilmesi gerekir. Aksi halde yağlama işlevi yerine getirilemez ve kompresör yağın tamamını sisteme basarak sistemi tıkayabilir,yağsız kalarak arıza verebilir.

Klimaların patlamasına sebep olan unsurlar değişkendir. R32 gibi yanıcı özellik içeren soğutucu akışkanlar patlamanın sebebi olabilir. Yanıcı olmayan R410A gibi soğutucu akışkana sahip klimaların da patladığı görülmüştür. Bunun temelinde işçilik hataları ve sistem arızaları bulunmaktadır.

Yanıcı Olmayan Soğutucu Akışkana Sahip Klimalar Nasıl Patlayabilir ?


R410A gibi yanıcı olmayan soğutucu akışkana sahip klimaların patladığı görülmüş bir olaydır.

Peki soğutucu akışkan yanıcı değil ise,klima nasıl patlayabilir ?

R410A Soğutucu Akışkanlı klima sistemlerinde yağlama amacıyla kullanılan yağ “Polyolester (POE)” esaslıdır.

Sentetik bir yağ türüdür.

Ek bilgi olarak ; R22 Soğutucu Akışkanlı sistemlerde Mineral Yağ kullanılır.

R410A Soğutucu Akışkanlı Sistemlerde kullanılan Polyolester (POE/Ester) yağ,oksijen ile reaksiyona giren bir yağ türüdür.

HFC adını verdiğimiz klor içermeyen (Hidroflorokarbon) soğutucu akışkanlar ile birlikte Polyolester yağlar kullanılır.

HCFC adını verdiğimiz klor içeren (Hidro”kloro”florokarbon) soğutucu akışkanlar ile birlikte Mineral yağlar kullanılır.

Oksijen ile yağ,birbiri ile reaksiyona giren iki ayrı kimsayaldır. Sanayilerde oksijen tüplerinin yağlı ellerle vanalarının açılması vb. işlemlere izin verilmez. Yağlı bir elin oksijen tüpüne temas etmesi sonucu,yağlı cilde oksijenin teması söz konusu olduğunda meydana gelen reaksiyon sonucunda yanma gerçekleşecek ve temas eden kişi hasar alacaktır.

Bir veya birden fazla maddenin yanması sonucu yanan maddeler hacim genişlemesine maruz kalırlar.

Bu kısmı bir örnek ile anlatalım ; en çok otomobillerde örneğini gördüğümüz içten yanmalı motorları düşünelim.

< Resime gitmek için tıklayın >
Yukarıda görmüş olduğunuz üzere hava ve yakıt karışımı yanma odasına alınır. Motorun hareketli parçası olan piston,hava ve yakıt karışımını sıkıştırır.

Sıkıştırma sonucu yanma odasına alınan hava ve yakıt karışımının hacmi azaltılmış olur. Sıkıştırılmış halde (benzinli motor için) bujinin ateşlemesi sonucu yanma gerçekleşir. Hava,içerisinde bulunduğu oksijen ile birlikte yanıcı madde olan benzinin,bujinin oluşturduğu kıvılcım ile yanmasını sağlar. Benzin,havanın içerisinde bulunan oksijeni tüketerek yanar ve yanma odasında kirli gaz meydana gelir. Egzoz kısmından bu kirli gaz atılarak döngü baştan başlar.

Bu örnekte ifade etmek istediğimiz ; motorun içerisinde gerçekleşen yanma sonucu hacimsel artış gerçekleşir. Gerçekleşen artış,basıncı da yükseltir ve oluşan bu basınç pistonu iterek motorun güç üretmesini sağlar. Buradan anlatmak istediğimiz ; yanma sonucu hacimsel artış gerçekleşir ve basınç yükselir.

Dizel motorlarda ise benzinli motorlarda olduğu gibi ateşleme bujisi bulunmaz.

Motorun marş esnasında kolay çalışabilmesi adına dizel motorun yanma odasındaki ısıyı yükseltmek üzere kızdırma bujileri devreye girer. Devreye giren kızdırma bujileri yanma odasının sıcaklığını yükseltir. Sıcak olan yanma odasına püskürtülen dizel yakıt,sıcak havaya zerrecikler halinde püskürtülmesi sonucu alev alarak yanma gerçekleştirir. Pistonun her çalışma döngüsünde yanma odasındaki havayı sıkıştırması sonucu hava ısınır. Sıkıştırılan havanının molekülleri arasındaki mesafe azalır ve hava molekülleri birbirine sürtünerek ısı açığa çıkarır. Basınçlı hava kompresörlerinin ısınma sebebi de esasen budur. Sürtünme de ısınmaya etki eder ancak,sıkıştırılmış havanın ısınması daha büyük bir etkendir.

< Resime gitmek için tıklayın >
<p class="ql-align-justify">Benzinli motorlar üzerinden yanma sonucu hacimsel artışı anlatmaya çalıştık. Hacimsel artış sonucunda basınç yükselir ve pistonu iter dedik.</p><p class="ql-align-justify">
</p><p class="ql-align-justify">Dizel motor üzerinden de sıcak havanın yanmaya sebep olabileceğini,yanma için kıvılcıma her zaman ihtiyaç olmadığını ifade ettik.</p><p class="ql-align-justify">
</p><p class="ql-align-justify">Klimalara geri dönecek olursak ; dizel motorların çalışma mantığını aklınızda tutunuz.</p><p class="ql-align-justify">
</p><p class="ql-align-justify">Hava ; içerisinde azot,oksijen ve diğer gazları içermektedir. Yakıcı olan oksijen,havanın içerisinde de eser miktarda bulunur.</p><p class="ql-align-justify">
</p><p class="ql-align-justify">Oksijen ile yağın reaksiyona girdiğini ifade etmiştik.</p><p class="ql-align-justify">
</p><p class="ql-align-justify">R410A gibi yanıcı soğutucu akışkan bulundurmayan klimaların patlamasının sebebi,soğutucu akışkan değil ; sistemdeki kompresör yağıdır.</p><p class="ql-align-justify">
</p><p class="ql-align-justify">R410A soğutucu akışkanlı klima sisteminde bulunan kompresör yağı,Polyolester esaslı bir yağdır,sentetiktir.</p><p class="ql-align-justify">
</p><p class="ql-align-justify">Polyolester yağ,oksijen ile reaksiyona girerek yanma açığa çıkarır.</p><p class="ql-align-justify">
</p><p class="ql-align-justify">Burada sebepler ikiye ayrılır ;</p><p class="ql-align-justify">
</p><p class="ql-align-justify">1-İşçilik Hatası</p>

< Resime gitmek için tıklayın >
Klima sistemlerinde kaçak testi,kaçak dedektörü,köpüklü su ile yapılabilir. Kaçak tespit edilip onarıldıktan sonra kaçağın giderildiğini tespit etmek,başka bir kaçağın olup olmadığını anlamak adına klima sistemine basınçlı azot gazı verilir. Azot gazı sisteme basıldıktan sonra,gösterge takip edilir.

< Resime gitmek için tıklayın >
Göstergede herhangi bir basınç düşüşünün olması,sisteme basılan azotun bir yerden atmosfere kaçtığını,sistemde kaçak olduğunu gösterir.

Kaçak onarımı yapıldıktan sonra gerçekleştirilecek olan kaçak testi,iç ve dış üniteye,iç-dış ünite arası ara tesisata uygulanır.

Bu esnada kompresör içerisine de azot ulaşmış olur ve bu azot,kompresör yağı ile temas halindedir.

Ancak azot gazı,kompresör yağı ile reaksiyona girebilecek bir gaz türü değildir.

Saha uygulamalarında daha uygun fiyatlı olması sebebiyle azot tüpü yerine oksijen tüpü kullanılabilmektedir ve sisteme test amacıyla azot yerine oksijen basılabilmektedir.

Bu sonu facia olabilecek bir işçilik hatasıdır. Klima sistemine azot yerine oksijen basılması,kompresöre ve kompresör yağına ulaşan “basınçlı” oksijenin,kompresör yağı ile reaksiyona girmesine ve meydana gelen reaksiyon sonucunda yanma gerçekleşmesine,yanma sonucu hacim artışına ve basınç yükselmesine sebep olur. Motor örneğinde meydana gelen yüksek basıncın motor pistonunu ittiğini ifade etmiştik. Klima sisteminde ise borular mevcuttur ve basıncın itebileceği bir parça bulunmamaktadır. Buna ek olarak sisteme verilen oksijen test amaçlı yüksek basınca sahiptir. Hali hazırda yüksek basınçlı şekilde sisteme verilen oksijenin yağ ile reaksiyona girmesi sonucu yanma ve yüksek olan basıncın üstüne yüksek basınç meydana getirdiği için klima adeta bir bomba gibi patlamakta,infilak etmektedir. Söz konusu işçilik hatası sonucu maddi ve hayati hasarlar meydana gelmektedir. Kaçak testi,asla ve asla yağ bulunduran bir sistemde oksijen ile yapılmamalıdır. Oksijen bir test gazı değildir. Azot gazı yerine fiyatı uygun olduğu için ve sert lehim esnasında da kullanıldığı için oksijen tüpünü kaçak tespitinde kullanmak,sisteme azot yerine oksijen vermek,oksijen ile yağın reaksiyona girmesi sonucu yanmaya ve “dizel patlama”ya sebep olmaktadır. (Dizel motor mantığını hatırlayınız).

< Resime gitmek için tıklayın >
2-Sistem Arızası

İkinci etken ise daha çok klimanın durup dururken patlamasına sebep olan sistem arızasıdır.

Klima sisteminde bir kaçak olması halinde,kaçak olan kısım kompresörün emiş yaptığı bölümde gerçekleşti ise patlama riski meydana gelecektir.

Soğutucu akışkan,kompresör tarafından basınçlandırılıp iç ve dış ünite serpantinleri arasında devridaim edilir ve ısı transferi sağlanır.

Klima sisteminin basma ve dönüş hatları,atmosfere göre pozitif basınca sahiptir. Çünkü kompresörün basmış olduğu soğutucu akışkan dönüş hattından geri döner. Bu durumda dönüş hattındaki basıncı,kompresörün basma hattındaki basıncı koruması ile korunur. Buna göre dönüş hattında meydana gelen bir kaçak sonucunda klima sistemindeki soğutucu akışkan atmosfere ulaşır. Böylelikle klima sisteminin basıncı düşmeye başlar. Emiş bölümünden eksilen soğutucu akışkan,basma bölümünde basıncın da düşmesine sebep olur. Çünkü basıncı oluşturan soğutucu akışkan sistemden uzaklaşmaktadır. Sistem basıncı düşmeye devam ettikçe basınç,vakuma dönüşmeye başlar. Atmosfere göre pozitif basınca sahip olan soğutucu akışkan sistemden eksildikçe kompresör,kaçak olan bölümden emiş yapmaya başlar ve bunu sisteme basar. Atmosferden emdiği madde ; içerisinde oksijeni de barındıran havadır. Kompresör,atmosferden soğutucu akışkanın eksilmesi sebebiyle havayı emerek sistem içerisinde basınçlandırır. Bunun sonucunda havadaki oksijen ile reaksiyona girmeye müsait olan kompresör yağı,kompresörün atmosferden emdiği hava ile buluşur. Bu esnada hava emilmeye devam ettiği için yağ ile buluşan hava basınçlı haldedir.

Reaksiyon ve bunun sonucunda yanma meydana gelmeden önce sistemde basınç mevcut iken,emilen havada bulunan oksijen basınçlı halde kompresör yağı ile reaksiyona girer ve bunun sonucunda klimanın patlaması söz konusu olur. Burada işçilik hatasında olduğu gibi sisteme saf oksijen basılmadığı için,patlamanın ihtimali ve şiddeti,havadaki oksijen miktarına göre değişiklik gösterir. Sonuç aynıdır. “Dizel Patlama” sistem içerisinde gerçekleşecek ve klima patlayacaktır.

Oksijen ve yağın sıkıştırılması sonucu meydana gelen “dizel patlama”da herhangi bir kıvılcıma ihtiyaç yoktur. Yani klimanın elektriksel bir arızası olması şart değildir.

Yağ ve oksijen reaksiyonu ile ilgili deneyi izlemenizi tavsiye ediyorum,

Aynı olayın klima içerisinde gerçekleşmesi söz konusu olacaktır ve bunun sonucunda patlama gerçekleşecektir. Deney esnasında gerçekleştirilen mekanik sıkıştırma,klima sisteminde kompresörün emiş yaparak oksijen içerikli havayı basınçlandırması sonucu gerçekleşmektedir.

Videoyu izlemek için tıklayınız
Yerde görmüş olduğunuz duman,sıvı oksijendir. Oksijenin havaya karışmaması,deney setinde durabilmesi adına sıvı halde uygulanmıştır.

Üst kısımda bulunan mekanizma uzaktan ip ile serbest bırakılıyor ve zeminde bulunan oksijen,yağ ile buluşuyor.

Sonrasında ise hiçbir kıvılcıma ihtiyaç duyulmadan yanma ve buna bağlı patlama gerçekleşiyor,oluşan basınç hareketli mekanizmayı yukarı fırlatıyor.

Buna “dizel patlama” adı verilmektedir. Dizel motorlarda olduğu gibi kıvılcım ihtiyacı duyulmadan gerçekleşen yanma olayıdır. Günümüzde üretilen klimalar soğutucu akışkan kaçağını algılayabilecek sensör ve özellikler ile donatıldığı için bu risk,yok denecek kadar azdır. İşçilik hatası istisnadır.
 
Yanıcı Soğutucu Akışkan Bulunduran Klimalar Neden Patlar ?


R32,R290 gibi soğutucu akışkanlar yanıcıdır. Ancak hepsi aynı oranda yanıcı değildir.

Life Cycle Climate Performance (LCCP) (Yaşam Döngüsü ve Klima Performansı)

Değerlendirme yöntemi,alternatif soğutucu akışkanların yanıcılık sınıflarını 3 Madde ile sınıflandırmıştır.

< Resime gitmek için tıklayın >
Yukarıda görmüş olduğumuz tabloya göre ;

Soğutucu akışkanlar yanıcılık ve zehirlilik durumuna göre sınıflandırılmaktadır. Zehirli olan soğutucu akışkanlar solunması halinde hasara ve maruziyet süre ve miktarına göre ölüme sebep olabilmektedir.

Zehirli olmayan soğutucu akışkanlar da bir ortamda eser miktarda bulunması halinde boğucu etkiye sebep olacaktır. Bulunduğu ortamın oksijenini tüketerek ortamı oksijensiz bırakıp ortamda bulunan canlıların boğulmasına sebep olabilir.

Yukarıdaki tablodan görebildiğimiz üzere R410A ve R22 soğutucu akışkanlar zehirsizdir ve yanıcı değildir. Ancak R410A gazlı klimanın neden patlayabildiğini yukarıda anlatmıştık.

R32 ise zehirsiz ancak,düşük seviyede yanıcı bir soğutucu akışkandır.

(Ek bilgi olarak ; ev tipi buzdolaplarının çoğunda kullanılan R600a izobütan,yüksek yanıcılık seviyesine sahiptir).

R32’nin alev alabilmesi için,

Aşağıdaki tabloda görebileceğimiz üzere R32’nin alev alabilmesi için 1 m³ alanda 307gr miktarda bulunması gerekir ve kendi aleviyle yanamaz,harici alev kaynağına ihtiyaç duyar.

< Resime gitmek için tıklayın >
Ayrıca yanma sonucu açığa çıkardığı ısı 1kg R32 için 9 MegaJoule’dir. Diğer soğutucu akışkanlarla kıyaslandığında düşük ısı ürettiği anlaşılabilir. Propan gibi yüksek yanıcı bir soğutucu akışkanın 1 kilogramı yanma sonucunda 46 MegaJoule ısı açığa çıkarmaktadır.

R32 Gazlı klimaların patlaması ise elektriksel bir arıza sonucunda söz konusu olabilir. 


< Resime gitmek için tıklayın >
Hermetik kompresörlerin motor kısmının da aynı gövde içerisinde olduğunu ifade etmiştik. Bu durumda motora gidecek olan elektrik bağlantısı da basınca maruz kalan,soğutucu akışkan ve yağ barındıran iç kısımdan motora ulaşmak durumundadır. Bu bağlamda sargılar da aynı ortamda bulunmaktadır. Rotary kompresörlerin gövdeleri de basınç altındadır. Bu nedenle yukarıdaki fotoğrafta görmüş olduğunuz bağlantı terminalleri de basınca maruz kalır,soğutucu akışkan ve yağ ile temas halindedir.

R32’nin alev alabilmesi için 1m³ hacimde eser miktarda bulunması ve bir alev kaynağının olmasının gerektiğinden bahsetmiştik.

Klimanızda bir kaçak olup R32 Soğutucu akışkanı iç mekâna dolsa,bu akışkanın alev alması mümkün değildir. Çünkü ortalama bir klimada bulunan soğutucu akışkan,iç ortama dolması halinde eser miktara erişmeyecek,alev alamayacaktır. VRF adı verilen çok iç üniteli sistemler çok daha fazla miktarda soğutucu akışkan bulundururlar. Soğutucu akışkanın iç ortamlardan birine dolması R410A için boğucu,R32 için boğucu ve yanıcı riskler meydana getirebilir. Bu nedenle (R410A için) 7,95m²’den küçük alanlara klima takılması yasaktır.
R32 Soğutucu akışkanlı klimanın patlama riski ise az da olsa yanıcı olmasından kaynaklanır.

Kompresör terminallerinin iç kısmında,sargılarda meydana gelebilecek olası bir (kötü bağlantı,kötü temas vb. sebeplerden dolayı) kıvılcım m³ cinsinden küçük hacimli olan klima iç sisteminde eser miktarda bulunan R32 soğutucu akışkanını alevlendirebilir ve bunun sonucunda klima patlayabilir.

Bu nedenle R32 soğutucu akışkanlı klimaların da patlamayacağını söylemek mümkün olmaz. R32 soğutucu akışkanlı klimalarda,yanmaya sebep olacak oksijenin sistemde bulunmaması,patlama riskini azaltır veya tamamen ortadan kaldırır. Bu nedenle R32 soğutucu akışkanlı klimalarda vakum özellikle daha önemlidir.

Ek olarak ;

Özellikle yalı gibi denize nazır veya denize yakın yapı ve bölgelerde çalışan klimaların maruz kaldığı deniz tuzu sebebiyle metaller hızlı bir şekilde korozyona maruz kalmaktadırlar. Klimalar da aynı şekilde bu korozyona maruz kalan metal parçaları içermektedir.

< Resime gitmek için tıklayın >
Galvanik Korozyon sebebiyle metallerin yüzey aşınmakta,metal üzerinde mikronluk veya daha büyük boyutta gözenekler açılmakta,artan korozyon sonucunda delinmeler meydana gelmektedir.

Meydana gelen korozyon,nem ile buluştuğunda deniz tuzunun etkisini kat be kat artırmaktadır. Bunun sonucunda klima dış ünitesinde,kompresör gövdesinde delinmeler meydana gelebilmektedir. Bu da soğutucu akışkan türü fark etmeksizin kompresörün patlaması riskini meydana getirecektir.

Günümüz teknolojisine sahip klimalar,soğutucu akışkan kaçağını tespit edebilmekte ve hata kodu vererek çalışmasını durdurmaktadır. Bu nedenle soğutucu akışkan kaçağı vb. arızalar sebebiyle patlama riskleri yok denecek kadar azdır. Geriye kalan kontroller ise bakım esnasında bakım işlemini uygulayan teknisyenler tarafından kontrol edilmelidir,gereken müdahale ve bilgilendirme yapılmalıdır. Periyodik bakımların aksatılmadan yapılması sağlık açısından ve anlatmış olduğumuz tehlikeler açısından risk barındırmaktadır. Bu nedenle periyodik bakımların aksatılmadan yapılması gerekmektedir.

Sürç-i lisan etti isem affola…
klima5505


Saygılarımla...
K
geçen ay
Covid-19 ve Klima Kullanımı
Covid-19 ve Klima Kullanımı




Covid-19 Nedir ?


Yeni Koronavirüs Hastalığı (COVID-19), ilk olarak Çin’in Vuhan Eyaleti’nde Aralık ayının sonlarında solunum yolu belirtileri (ateş, öksürük, nefes darlığı) gelişen bir grup hastada yapılan araştırmalar sonucunda 13 Ocak 2020’de tanımlanmış bir virüstür.

Salgın başlangıçta bu bölgedeki deniz ürünleri ve hayvan pazarında (Huanan Pazarı) bulunanlarda tespit edilmiştir. Daha sonra insandan insana bulaşarak Vuhan başta olmak üzere Hubei eyaletindeki diğer şehirlere ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin diğer eyaletlerine ve diğer dünya ülkelerine yayılmıştır.

Koronavirüsler, hayvanlarda veya insanlarda hastalığa neden olabilecek büyük bir virüs ailesidir. İnsanlarda, birkaç koronavirüsün soğuk algınlığından Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS) ve Şiddetli Akut Solunum Sendromu (SARS) gibi daha şiddetli hastalıklara kadar solunum yolu enfeksiyonlarına neden olduğu bilinmektedir. Yeni Koronavirüs Hastalığına SAR-CoV-2 virüsü neden olur.

< Resime gitmek için tıklayın >
Belirtileri Nelerdir?

Belirtisiz olgular olabileceği bildirilmekle birlikte, bunların oranı bilinmemektedir. En çok karşılaşılan belirtiler ateş, öksürük ve nefes darlığıdır. Şiddetli olgularda zatürre, ağır solunum yetmezliği, böbrek yetmezliği ve ölüm gelişebilmektedir.

Nasıl Bulaşır?

Hasta bireylerin öksürmeleri aksırmaları ile ortama saçılan damlacıkların solunması ile bulaşır. Hastaların solunum parçacıkları ile kirlenmiş yüzeylere dokunulduktan sonra ellerin yıkanmadan yüz, göz, burun veya ağıza götürülmesi ile de virüs alınabilir. Kirli ellerle göz, burun veya ağıza temas etmek risklidir.

Kimler Daha Fazla Risk Altında?

COVID-19 enfeksiyonu ile ilgili şimdiye kadar edinilen bilgiler, bazı insanların daha fazla hastalanma ve ciddi semptomlar geliştirme riski altında olduğunu göstermiştir. 
- Vakaların yüzde 80'i hastalığı hafif geçirmektedir.
- Vakaların %20’si hastane koşullarında tedavi edilmektedir.
- Hastalık, genellikle 60 yaş ve üzerindeki kişileri daha fazla etkilemektedir.

Hastalıktan En Çok Etkilenen Kişiler:

- 60 yaş üstü olanlar
- Ciddi kronik tıbbi rahatsızlıkları olan insanlar:
- Kalp hastalığı
- Hipertansiyon
- Diyabet
- Kronik Solunum yolu hastalığı
- Kanser gibi
- Sağlık Çalışanları

Çocuklar Risk Altında mı?

Çocuklarda hastalık nadir ve hafif görünmektedir. 
Çocuklarda şimdiye kadar ölüm görülmemiştir.

Hamileler Risk Altında mı?

COVID-19 enfeksiyonu gelişen gebe kadınlarda hastalığın ciddiyeti konusunda sınırlı bilimsel kanıt vardır. 
Bununla birlikte mevcut kanıtlar COVID-19 enfeksiyonu sonrası hamile kadınlar arasındaki hastalık şiddetinin, hamile olmayan yetişkin COVID-19 vakalarına benzer olduğunu ve hamilelik sırasında COVID-19 ile enfeksiyonun fetüste olumsuz bir etkisi olduğunu gösteren hiçbir veri olmadığını göstermektedir. 
Şu ana kadar COVID-19'un hamilelik sırasında anneden bebeğe bulaştığına dair de bir kanıt bulunmamaktadır.

Tanı Nasıl Konur?

Yeni Koronavirüs tanısı için gerekli moleküler testler ülkemizde mevcuttur. Tanı testi sadece Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Ulusal Viroloji Referans Laboratuvarında ve belirlenmiş Halk Sağlığı Laboratuvarlarında yapılmaktadır.

Korunma Yolları Nelerdir?

Mümkün olduğu kadar yurtdışına yolculuk yapılmaması önerilmektedir. Yurtdışına çıkışın zorunlu olduğu durumlarda aşağıdaki kurallara dikkat edilmelidir: 

Akut solunum yolu enfeksiyonlarının genel bulaşma riskini azaltmak için önerilen temel ilkeler Yeni Koronavirüs Hastalığı (COVID-19) için de geçerlidir. Bunlar;

-El temizliğine dikkat edilmelidir. Eller en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkanmalı, sabun ve suyun olmadığı durumlarda alkol bazlı el antiseptiği kullanılmalıdır. Antiseptik veya antibakteriyel içeren sabun kullanmaya gerek yoktur, normal sabun yeterlidir.
- Eller yıkanmadan ağız, burun ve gözlerle temas edilmemelidir.
- Hasta insanlarla temastan kaçınmalıdır (mümkün ise en az 1 m uzakta bulunulmalı).
- Özellikle hasta insanlarla veya çevreleriyle doğrudan temas ettikten sonra eller sık sık temizlenmelidir
- Hastaların yoğun olarak bulunması nedeniyle mümkün ise sağlık merkezlerine gidilmemeli, sağlık kuruluşuna gidilmesi gereken durumlarda diğer hastalarla temas en aza indirilmelidir.
- Öksürme veya hapşırma sırasında burun ve ağız tek kullanımlık kağıt mendil ile örtülmeli, kağıt mendilin bulunmadığı durumlarda ise dirsek içi kullanılmalı, mümkünse kalabalık yerlere girilmemeli, eğer girmek zorunda kalınıyorsa ağız ve burun kapatılmalı, tıbbi maske kullanılmalıdır.
- Çiğ veya az pişmiş hayvan ürünleri yemekten kaçınılmalıdır. İyi pişmiş yiyecekler tercih edilmelidir.
- Çiftlikler, canlı hayvan pazarları ve hayvanların kesilebileceği alanlar gibi genel enfeksiyonlar açısından yüksek riskli alanlardan kaçınılmalıdır.
- Seyahat sonrası 14 gün içinde herhangi bir solunum yolu semptomu olursa maske takılarak en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı, doktora seyahat öyküsü hakkında bilgi verilmelidir.
Covid-19 ve Klima İlişkisi


< Resime gitmek için tıklayın >
Evlerimizde,iş yerlerimizde kullanmış olduğumuz klimalar,iklimlendirme ve soğutmanın bir parçası olup,sıcak yaz günlerinde ve soğuk kış günlerinde birer ihtiyaç haline gelmektedir. Pandemi sürecinde klima kullanımı,klimaların virüs yayılımına etkisinin olup olmadığı konusunda soru işaretleri meydana getirmektedir.

Klimalar Covid-19 Virüsünün Yayılmasına Sebep Olur mu ?

Bu sorunun cevabı,henüz netlik kazanabilmiş değildir. Virüsün yayılmasına bir etkisinin olduğu net olarak saptanabilmiş değildir.

Bu nedenle klimaların virüs yayılımına etkisi araştırılmaktadır.

Damlacık iletimi en yaygın yöntem olarak kabul edilir. Enfekte bir kişi nefes aldığında, konuştuğunda, öksürdüğünde veya hapşırdığında burnundan veya ağzından virüs dolu bir nefes veya tükürük parçacığı çıkar. Bu damlacıklar genellikle onları dışarı atan kişinin birkaç metre yakınında dağılır. Ancak birinin gözleri, burnu veya ağzı ile temas ederlerse virüsü bulaştırabilirler.

Havaya karışan zerreciklerin,aynı ortamda bulunan kişilere ulaşarak solunum yollarından vücuda girmesi,aerosol geçiş olarak adlandırılır.

Bilim adamları arasında, aerosol geçişinin enfeksiyona ne ölçüde neden olduğu konusunda devam eden tartışmalar vardır . Bununla birlikte, özellikle kapalı ortamlarda meydana geldiği genel olarak kabul edilmiştir . Sonuç olarak, klimanın potansiyel bir bulaşma yolu olma olasılığı vardır. Enfekte bir kişi tarafından solunan virüs parçacıklarını klima emer ve aynı ortama veya başka bir ortama havayı üfleyerek taşır.
 
Aslında kızamık, tüberküloz, suçiçeği, grip, çiçek hastalığı ve SARS gibi diğer bulaşıcı hastalıkların hepsinin ısıtma, havalandırma ve klima sistemleriyle yayıldığı gösterilmiştir .
 
Ancak, HVAC (Isıtma,Havalandırma ve İklimlendirme) sistemlerinin COVID-19'un yayılmasında oynayabileceği rol hakkında kesin sonuçlara varmak zordur. Bu konuyla alakalı yalnızca birkaç yayınlanmış çalışma var ve uzmanlar, yeni koronavirüsün yayılmasında iklimlendirme sistemlerinin rolü hakkında çok az araştırma yapıldığını kabul ediyor.

Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde bir doktor ve küresel sağlık araştırmacısı olan Abraar Karan , "Havalandırmaya muhtemelen olması gerektiği kadar erken odaklanmadık" diyerek bu eksiği ifade ediyor.

Bildiğimiz bir şey var ise ; Taze Havalı İklimlendirme sistemleri dış ortam havasını iç ortama taşır ve bina iç bölümlerinin gerektirdiği şekilde eşit miktarda iç mekana dağıtır. Bu hava tazelemesinin amacı ; zerrecikler, yapı malzemelerinden yayılan kimyasallar ve kokuya neden olan insanlardan kaynaklanan salınımlar gibi kirleticileri seyreltmek ve uzaklaştırmaktır. Birçok sistem, teorik olarak viral aerosol partiküllerini bir alandan diğerine yayabilecek olan iç havayı yeniden dolaştırır, ancak bunun COVID-19 enfeksiyonlarına neden olduğuna dair şimdiye kadar hiçbir kanıt yoktur. Bu devridaim ayrıca, devridaim edilen hava koşullandırılmış alanlara dönmeden önce filtrelerden geçerken partiküllerin havadan uzaklaştırılmasına da yardımcı olur.

Ön söz olarak çevrimiçi olarak sunulan ve bilimsel incelemeden geçmeyen bir çalışmaya göre , Oregon'daki araştırmacılar bir hastanenin iklimlendirme sistemi içindeki çeşitli yerlerden örnekler topladılar ve COVID'e sebep olan virüs SARS-CoV-2'den genetik materyal buldular. Bu, virüsün iklimlendirme sistemleri aracılığıyla bulaşmasının mümkün olabileceğini göstermektedir.

Bununla birlikte, araştırmacılar, buldukları genetik materyalin enfeksiyona neden olup olmadığını değerlendirmediler ve havalandırma sistemlerinde bulunan örneklerle ilişkili doğrulanmış COVID-19 vakası olmadığını belirttiler.

Şu anda bir klima ünitesi aracılığıyla COVID-19 iletimi olasılığını belgeleyen başka bir kanıt yoktur.

Harvard Tıp Fakültesi'nde çevre sağlığı ve immünoloji ve bulaşıcı hastalıklar profesörü olan Edward Nardell , daha büyük riskin, dışarıdaki sıcak havanın
insanların iç mekanlarda klima konforu aramasına neden olması olduğunu söylüyor ve iç mekanda, daha az havalandırma ve hastalığın yayılması için daha fazla fırsat var.

"Özellikle bulaştıran klima değildir," diyor Nardell. "İç mekanda olduğunuz, sosyal olarak uzaklaşmadığınız ve insanların az önce verdiği havayı yeniden soluyacağınız bir gerçektir”.

Sıcak havayı dışarıda tutmak için kapıları ve pencereleri kapattığınızda, esasen temiz hava akışını ortadan kaldırmış olursunuz, böylece odadaki herkes aynı havayı solur ve aynı ortama bırakır. Odadaki biri COVID-19 ile enfekte olursa, o zaman havadaki damlacıklarda bulunabilen ve başka bir kişi tarafından solunarak potansiyel olarak enfeksiyona neden olabilecek virüsü başkaları soluyor demektir.

Karşılaştırmak gerekirse, bazı viral partikülleri soluyan enfekte bir kişinin dışında ve yakınında olsaydınız, bu partikülleri hızla dağıtmak ve seyreltmek için çok daha büyük bir hava akışı varsa bu, yakındaki başka bir kişiye yayılma riskini azaltır. Bu nedenle bulaşıcı hastalık uzmanları, dışarıdaki toplantıları ve etkinlikleri kapalı mekanlara göre daha az riskli bulmaktadır (tamamen risksiz olmasa da).

Diğer büyük risk, klima ünitelerinin, fanların ve hatta açık bir pencerenin, virüs içeren damlacıkları bir oda içinde hareket ettirmek için yeterince güçlü hava akımları oluşturabilmesidir. Bu göre, COVID-19 hastalığına sahip olan bir kişi ile diğer beş kişi uzağa 1-2 metre aralıklı komşu masalarda oturan kişilerin virüsü kapabileceği tespit edilmiştir. Çin, bir restoranda Ocak ayında yapılan çalışmada Çin Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi'ne bağlı bilim adamları tarafından. enfekte olan restoran müşterilerinin video görüntülerini inceledikten ve virüsün bulaşmasını simüle ettikten sonra, bilim adamları küçük salgının, enfekte bir kişiden virüs içeren aerosolleri üfleyen yemek odalarının üzerindeki klima ünitesinden gelen güçlü hava akımlarından kaynaklandığı sonucuna vardılar. Restoranda ayrıca pencere ve dolayısıyla temiz hava getiren ve havadaki virüs partiküllerini seyrelten havalandırma da yoktu. Bu bağlamda aralarında 1-2 metre mesafe bulunan ve klima sistemi çalışan bir restoranda enfekte bir kişi,2 metre uzağındaki başka bir kişi veya kişilere virüsü bulaştırabiliyor.
 
Edward Nardell’in yorumuna göre ; havaya karışan,virüs içerikli damlacıkların hava akımlarıyla bu şekilde hareket edebilmesi gerçeği, enfekte bir kişinin bulunduğu bir odadaysanız ve temiz hava dolaşmıyorsa, sosyal olarak en az 2 metre uzakta durarak mesafeli olsanız bile,tam anlamıyla güvende olmadığınızı gösterir. Şu anda havadaki COVID-19 parçacıklarının tam olarak ne kadar uzağa gidebileceğini inceleyen yayınlanmış hiçbir çalışma olmamasına rağmen , grip üzerine yapılan önceki araştırmalar , viral parçacıkların havada 9 metre yukarı hareket edebileceğini tespit etmiştir.

Açık konuşmamız gerekirse, bu yalnızca paylaşılan halka açık yerlerde bulunan bir risktir. Evde, COVID-19'u hava akımları veya klima üniteleri yoluyla bulaşma riski, virüsü yakın temas yoluyla veya kontamine yüzeylere dokunarak yaymaktan daha yüksek ihtimale sahip değildir ve risk oluşturan sadece sıcak hava ve iklimlendirme değildir. Taksiler ve toplu taşıma araçları,enfekte biriyle kapalı bir alanda olabileceğiniz başka bir yerdir. Abraar Karan, virüs parçacıklarının arabadaki hava akımları yoluyla yayılabileceğini belirtiyor.

İster taksiye biniyor olun, ister evinize veya iş yerinize bulunuyor olun,Abraar Karan’ın tavsiyesi aynıdır.

“Pencereleri açık tutun ve işverenlerinizle çok çeşitli parçacıkları filtreleyebilen hava filtreleme sistemlerine bakıp bakmadıklarını konuşun derim,” diyor. Ayrıca, virüsü filtreleyebilen ve tüm gün giyecek kadar rahat olan daha iyi bir koruyucu maske tasarlamamız gerekir diye ekliyor.

Havalandırma, hava kalitesini korumak veya iyileştirmek için egzoz havasını çıkarırken,egzoz yapılan mekâna temiz hava verilmesini içerir. Havalandırma doğal olarak (örneğin bir pencere açılarak) veya mekanik bir sistem kurularak sağlanabilir.
COVID-19'un yayılması, çoğunlukla, enfekte bir kişi başka bir kişiyle yakın veya doğrudan temas halinde olduğunda ortaya çıkar demiştik. Virüsün yayılma riski, insanların yakın mesafede uzun süre birlikte geçirdikleri kalabalık ve yetersiz havalandırılan alanlarda daha yüksektir. İç mekan havalandırmasının iyileştirilmesi, virüsün iç mekanlarda yayılma riskini azaltabilir.
Havalandırma bağımsız bir önlem değildir ve fiziksel mesafe, maske takma, sık sık el temizleme ve bükülmüş bir dirseğe doğru öksürme veya hapşırma gibi kapsamlı bir önlem paketinin parçası olarak uygulanmalıdır. Tek başına virüsü engelleyici bir çözüm olamaz.
Bunların her biri sizi COVID-19 virüsüne karşı korumak için önemlidir.

Bir Oda Doğal olarak Nasıl Havalandırılabilir ?

Başkalarıyla aynı kapalı ortamda bulunurken, mümkün olduğunca pencereleri veya kapıları açın. Örneğin, bir pencereden gelen havanın odanın karşısına geçip başka bir pencereden çıkması için çapraz bir esinti almaya çalışın (cereyan yaptırın).

Evdeki İklimlendirme Sistemleri Nasıl İyileştirilebilir ?

Fancoil veya ev tipi klimalar gibi havayı devirdaim eden ısıtma ve iklimlendirme üniteleri, üretici tavsiyelerine göre değerlendirilmeli, bakımı yapılmalı ve temizlenmelidir. COVID haricindeki hastalıklara ve pandemi sürecinde COVID hastalığına karşı tedbiren klimaların periyodik bakımlarının aksatılmadan yapılması çok önemlidir. Bakımı düzenli olarak yapılmayan klimalar,COVID ile beraber başka hastalıkların da yayılmasına sebep olur.

Evlerde Vantilatör Kullanılabilir mi ?

Virüse kapılmış bir kişiden kapalı bir alanda başka bir kişiye doğrudan hava üflenmesi, virüsün bir kişiden diğerine yayılma riskini artırır. 
COVID-19 çevrenizde bulaş gösterdiyse ve vantilatör kullanılması kaçınılmazsa,ortam mutlaka havalandırılarak vantilatör kullanılmalıdır.
Tavan vantilatörlerinin kullanılması, dışarıdan gelen havanın dolaşımını iyileştirebilir ve iç mekanlarda oluşan durgun hava ceplerini önleyebilir. Ancak, tavan
vantilatörlerini kullanırken, örneğin pencereleri açarak dışarıdan hava almak çok önemlidir. Asla taze hava alımı olmadan kullanılmamalıdır.

Bir Evde COVID Hastası Var ise Havalandırma Nasıl Yapılmalıdır?

Evde bulunan bir kişi veya birden fazla kişi hastaysa ve evde bakılıyorsa, işte alınması gereken bazı önlemler,

  • Hasta kişi ayrı bir odada kalmalıdır. Bu mümkün değilse, hasta olan kişiden en az 1 metre uzakta durulmalıdır. Ayrıca hasta olan kişi ve aynı odada bulunan herhangi biri tıbbi maske takmalıdır.
  • Hasta kişinin odasında ve ortak alanlarda iyi bir havalandırma sağlayın ve mümkünse ve bunu yapmak için güvenliyse (hırsızlık,haşere girmesi vb. riskler yoksa)  pencereleri açın.
  • Odanın her iki tarafındaki pencereleri veya kapıları açarak doğal hava hareketini artırmak için çapraz havalandırma kullanın (cereyan yaptırın).
  • Mümkünse havanın hasta kişinin odasından evin geri kalanına gitmesini engelleyin (pencereleri açın ancak kapıyı kapalı tutun).
  • Varsa, yüksek hızda çalışması gereken bir aspiratör ve (var ise) özel tuvaleti olan bir oda seçin.
  • Ek olarak, MERV14 / F8 filtreli bağımsız bir hava temizleyici kullanabilirsiniz. Bu tarz hava temizleyici cihazlar hava kalitesini artırabilir ancak taze hava ile havalandırmanın yerini tutmaz.

Havalandırma,Uçak vb. Taşıtlarda Bulaş Riskini Nasıl Azaltabilir ?

Çoğu uçakta, virüsleri ve mikropları hızlı bir şekilde temizleyebilen HEPA filtreleriyle donatılmış kabin hava filtreleme sistemleri vardır, bu da insanların herhangi bir potansiyel bulaşıcı virüse veya öksürük veya hapşırıkla dışarı atılan bakterilere karşı maruziyet miktarınızı en aza indirir. Kabin hava sistemleri, yaklaşık yüzde 50 dış hava ve yüzde 50 filtrelenmiş, devirdaim havası sağlayarak en verimli şekilde çalışmak üzere tasarlanmıştır. Hava kaynağı esasen sterildir ve partikül içermez. Bununla birlikte, yeterli havalandırma, COVID-19 bulaşma riskini azaltmaya yönelik önleyici tedbirlerden yalnızca biridir,tamamı değildir. Diğer önemli önlemler arasında mümkün olduğunca en az 1 metrelik fiziksel mesafenin korunması, maske takılması, sık el hijyeni yer alıyor. 


Özet


Aylardır halk sağlığı uzmanları, hava yoluyla bulaşma olasılığı veya virüsün kapalı havada oyalanabilen ve 6 metreden daha uzağa gidebilen küçük solunan parçacıklar (aerosoller) yoluyla yayılması konusunda uyarıda bulundu. (Öte yandan, birisi öksürdüğünde veya hapşırdığında oluşan büyük solunum damlacıkları, yere veya yakındaki bir yüzeye düşmek için daha hızlıdır). Ve Temmuz ayı başlarında, 32 ülkeden 239 bilim insanı, Dünya Sağlık Örgütü'nü (WHO) çağıran bir mektup yayınladı ) koronavirüsün yayılmasında havadan bulaşmanın rolünü kabul etmek gerekmektedir.

Bilim adamlarının iddiasından yaklaşık bir hafta sonra, DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) aerosol iletimi konusundaki duruşunu değiştirdi ve bu küçük damlacıkların daha önce düşünülenden daha büyük bir sorun olabileceğini fark etti.

Farklı klima sistemleri, havayı farklı şekillerde dağıtır - küçük alanları soğutan tek iç üniteli sistemlerden, büyük binalardaki sıcaklıkları düzenleyen karmaşık iklimlendirme sistemlerine kadar. Virginia Tech'te inşaat ve çevre mühendisliği profesörü ve aerosol biliminde uzman olan Linsey Marr, ortak noktaları, değişen yüzdelerde de olsa "havanın büyük bir kısmının devridaim yapmasıdır" diyor. "Ve o havayı yeniden dolaştırdığınızda, bu, virüsün muhtemelen virüssüz olan daha fazla dış hava ile değiştirmek yerine, o binada hala dolaştığı anlamına geliyor."

Marr, virüsün henüz klima üniteleri yoluyla yayılan doğrulanmış bir vakası olmadığını, ancak virüsün bir hastanedeki hava işleme kanallarında bulunduğunu söylüyor. (Birini enfekte etmek için yeterli virüs olup olmadığı belirsizdir; çalışma henüz hakem tarafından incelenmemiştir.) Hastalık Kontrol ve

Önleme Merkezleri (CDC) tarafından yayınlanan bir analiz, bir klima ünitesinin oynamış olabileceği rolü de incelemektedir. Virüsün Guangzhou, Çin'deki küçük, yetersiz havalandırılan bir restoranda yayılması,buna bir örnektir.

Allen, "Klimanın doğası gereği yanlış olan hiçbir şey yok; uygulama hatalı olduğunda sorun meydana gelir," diyor. Bu nedenle, okullar ve işletmeler yeniden açılmak için en güvenli eylem yolunu belirledikçe, dikkatlerin çoğu binaların iklimlendirme ve havalandırma sistemleri olabildiğince sağlıklı olması üzerine toplanmalıdır.

Evdeki Klimamı Kullanabilir miyim ?

< Resime gitmek için tıklayın >


Klimanızı evde çalıştırmanızın,ancak gerekli şartlara riayet etmeniz halinde bir sakıncası yoktur. özellikle de bunca zaman maruz kaldığınız aynı grup insanlarla birlikteyseniz. Enfeksiyon riskini azaltmak için yaşlı yetişkinlerin diğer insanlarla olan etkileşimlerini mümkün olduğunca sınırlamaları gereklidir.

Ayrıca Portland Eyalet Üniversitesi'nin Maseeh Mühendislik ve Bilgisayar Koleji Dekanı Richard L. Corsi, yaz aylarında sıcak çarpması ve diğer sıcaklığa bağlı hastalıkların özellikle yaşlı yetişkinler arasında göz ardı edilemeyeceğini söylüyor. CDC'ye (Centers for Disease Control and Prevention) göre klima, ısıya bağlı hastalık ve ölüme karşı bir numaralı koruyucu faktördür.

Bununla birlikte, evinizde dolaşan havanın kalitesiyle ilgili endişeleriniz varsa, yapabileceğiniz birkaç şey var. İlk olarak: Özellikle uzun bir süre olduysa, klima sisteminizdeki filtreleri değiştirin.Evde klimanız yoksa,dışarıdaki havayı içeriye getirmek için pencerelerinizi açın. Bu, sıkışan havanın seyreltilmesine ve temizlenmesine yardımcı olacaktır. Son olarak: Evinizin dışından,ev sakinlerinden hariç insanlarla bir arabaya biniyorsanız(taksi,toplu taşıma veya yolcu olarak oturduğunuz tanıdığınızın bir aracı) camları mutlaka açın. Bu büyük bir fark oluşturur. Arabalar genellikle klima için havayı yeniden dolaştırır. " Aynısı, çoğu zaman yolcuların açabileceği halk otobüsleri için de geçerlidir. Araç kliması kullanırken mutlaka taze hava girişi açık olacak şekilde çalıştırın.

Evinizdeki veya iş yerinizdeki klimanızı kullanacaksanız,taze havalandırma sistemi olan merkezi sisteme sahipseniz mutlaka taze hava girişi açık olacak şekilde kullanmalısınız.

Ev tipi bir klima sistemine sahipseniz,taze hava girişi bulunmayacak ve içerideki havayı devirdaim edecektir. Bu tarz bir uygulamada ise mekânınızda aspiratör var ise mutlaka çalıştırıp havayı tazelemeli,yok ise pencereleri çapraz olarak açıp cereyan yaptırarak ortamın havalandırmasını sağlayabilirsiniz. Enerji/Isı Geri

Kazanımlı Havalandırma (ERV-HRV) sistemleri iklimlendirme,havalandırma ve filtrasyon işlemlerini bir arada gerçekleştiren sistemlerdir. Bu sistemlerde dış ortamdan taze hava alınırken,ısı geri kazanımı sağlanarak ek enerji sarfiyatının önüne geçilir. Ev tipi uygulamalarda bu mümkün değildir. Mekânı havalandırmak için pencerelerin açılması gerekecektir. Bu,her ne kadar iklimlendirme için yapılan sarfiyatı artırsa da sağlığınızdan önemli değildir. Klimanızı kullanacaksanız,mutlaka ve mutlaka ortamın havalandırılmasına,filtre temizliklerinin ve bakımlarının aksatılmadan periyodik olarak yapılmasına özen gösteriniz.

Kaynakça
Covid-19 Nedir ?

https://covid19.saglik.gov.tr/TR-66300/covid-19-nedir-.html
Sürç-i lisan etti isem affola…


-klima5505


Saygılarımla…
K
geçen ay
Isı Pompası Sistemleri Tanıtımı
Isı Pompaları


Isı Pompaları,ağırlıklı olarak ısıtma amacıyla kullanılan ve daha çok “Havadan Suya Isı Pompası” adıyla anılan ve kullanılan ısıtma-soğutma sistemleridir.


< Resime gitmek için tıklayın >

Isı Pompaları,klima sistemleri ile benzer mantıkla çalışır. Kombi vb. ısıtma sistemlerine alternatiftir. Dış ortamda bulunan ısının iç ortama taşınması veya iç ortamdaki ısının dış ortama taşınması sayesinde klima mantığıyla ısıtma-soğutma işlemini gerçekleştiren makinelerdir. Isıtma kısmı,kombi ile yapılan ısıtmaya alternatiftir.

Radyatör,yerden ısıtma tesisatı ile kullanılabilen Isı Pompaları,uygun borulama ve Fancoil üniteleri (FCU) ile ısıtmanın yanı sıra soğutma işlemini de gerçekleştirebilmektedirler.

Aynı zamanda sisteme bir Boyler eklenerek kullanım sıcak suyu da elde etmek mümkündür.

Üç tipte ısı pompası mevcuttur ;

1-     Havadan Suya Isı Pompası
2-     Sudan Suya Isı Pompası (Toprak Kaynaklı Isı Pompası da dahil)
3-     Hybrid Isı Pompası
 
İki yapıda ısı pompası mevcuttur ;

1-Split Isı Pompası
2-Monoblok Isı Pompası

Çalışma aralığı açısından ise Isı Pompaları ikiye ayrılır ;

1-     LT Isı Pompaları (Low Temperature-Düşük Sıcaklık)
2-     HT Isı Pompaları (High Temperature-Yüksek Sıcaklık)

Isı Pompaları,klima sistemleri ile benzer mantıkla çalışır demiştik. Isı Pompalarının çalışma mantığı,soğutma esnasında iç ortamdaki ısıyı dışarı atma,ısıtma esnasında dış ortamdaki ısıyı içeri taşıma mantığına dayanır.

Havadan Suya Isı Pompalarının iç üniteleri kombiye neredeyse birebir benzer. Dış üniteleri ise tıpkı klima dış ünitesi gibidir. Çalışma mantığı da benzerdir.

Klima,bir havadan havaya ısı pompasıdır. Klimalar soğutma konumunda iç ortamdan aldıkları ısıyı dış ortamdaki havaya bırakarak,ısıtma konumunda da dış ortamdan aldıkları ısıyı içeri taşıyarak iklimlendirme sağlarlar.

Bu esnada klimanın iç ünitesinde bulunan fan,iç ortam havasını sirküle etmektedir.

Isı pompaları iklimlendirmeyi su vasıtası ile yaparlar. Örneğin ısı pompası ısıtma konumunda çalışırken,soğutucu akışkan içeren klima devresi,plakalı veya sarmal eşanjör sayesinde kalorifer tesisatından geçen suya ısısını bırakır. Isıtılan su kalorifer tesisatında dolaştırılarak iç ortamların ısıtılması sağlanır.

Bu özet bilginin ardından bölümler halinde Isı Pompalarını tanıtabiliriz.

Havadan Suya Isı Pompaları


Havadan Suya Isı Pompaları,dış ortam havasında bulunan ısıyı içeri taşıyarak ısıtma,iç ortam havasında bulunan ısıyı dış ortam havasına bırakarak soğutma gerçekleştirirler.

< Resime gitmek için tıklayın >
Yukarıdaki şemada tam takım bir sistem örneğini görebilirsiniz.


Bir dış ünite,iç ünite,boyler,kalorifer tesisatı,radyatör,fancoil,yerden ısıtma boruları ve kullanım sıcak suyu için güneş panelleri ile yapılan yenilenebilir enerji takviyesi ile ısıtma,ihtiyaç duyulan odalarda soğutma ve kullanım sıcak suyunun tek sistemle sağlandığı ünite grubu örneklendirilmiştir.

Yatak Odası (Bedroom) bölümünde bulunan fancoil,fanlı radyatör olarak adlandırılabilir. Fancoil üniteleri sayesinde kışın ısıtma,yazın soğutma yapılabilir. Her mahalde soğutma ihtiyacı olmayabilir,bu durumda sadece ısıtma istenen bölüm veya bölümlere radyatör veya yerden ısıtma tesisatı uygulanabilir. Soğutma esnasında radyatör ve yerden ısıtma tesisatlarına ait vanalar kapatılarak su akışı kesilmelidir. İsteğe bağlı olarak motorlu vanalar ile sistem otomatik olarak kontrol edilebilir.

Fancoil bulunan bölümlerde iklimlendirme istenmiyorsa fancoil ünitesini kumandasından kapatmak yeterlidir. Fancoil kapalı iken,fancoil içerisinden su geçecek ancak ünitenin fanı çalışmayacağı için ortam ısıtılmayacak ve soğutulmayacaktır. Ancak fancoil yakınına gelindiğinde ısıtma veya soğutma konumunda üfleme olmasa bile sıcak veya soğuk su geçeceği için sıcaklık veya serinlik hissedilebilir.

Bunu engellemek,fancoil kapalı iken hiçbir şekilde su akışı gerçekleşmemesini sağlamak için fancoil ile birlikte çalışacak şekilde 3 yollu vana,fancoil hattına bağlanabilir.
<p class="ql-align-center"> </p>
Foto : Yer Tipi Fancoil


< Resime gitmek için tıklayın >
Fancoil’i fanlı radyatör olarak tanımlayabiliriz. İçerisinde bulunan serpantin borularına gönderilen sıcak veya soğuk su ile ısıtma veya soğutma işlemini gerçekleştiren ünitelerdir.
 
Havadan Suya Isı Pompası Dış Ünitesi,aynı klima dış ünitesine benzerdir.
Aşağıda görmüş olduğunuz,Salon Tipi Klima dış ünitesine benzeyen ünite bir Havadan Suya Isı Pompası dış ünitesidir. Çünkü temelde mantık aynıdır.

< Resime gitmek için tıklayın >
Değişen ise iç ünitedir ;

< Resime gitmek için tıklayın >
Yukarıda sol tarafta görmüş olduğunuz ünite,Isı Pompasının iç ünitesidir.

Bu iç ünite içerisinde soğutucu akışkan devresine ait elemanlar ile birlikte su devresine ait elemanlar bulunmaktadır.

Inverter kontrol kartı,kumanda paneli,bakır borular,plakalı eşanjör ve sirkülasyon pompası gibi elemanlar,sistemin bütününü oluşturmaktadır.

Söz konusu elemanlar birbiriyle entegre çalışmaktadır. Soğutucu akışkanın taşımış olduğu ısı sayesinde suya ısı verilerek ısıtma,sudan ısı alınarak soğutma gerçekleştirilmektedir.

Sadece ısıtma özelliğine sahip olan ısı pompaları olduğu gibi, ısıtma-soğutma özelliğine sahip ısı pompaları da bulunmaktadır.

Uygun bir tesisat ile ısıtma-soğutma ve sıcak su talepleri yaz-kış tek sistem ile karşılanabilir.

Mevcut kalorifer tesisatı hali hazırda kombi ile kullanılıyorsa,radyatör boyları gerekirse değiştirilerek ısı pompasına dönüş yapılabilir.

Panel Radyatörlü tesisatlar için LT Isı Pompası tercih edilebilir.

LT Isı Pompaları, 55-60 Derece’ye kadar sıcak su sağlayabilirler.

Eski,döküm radyatörlü kalorifer tesisatlarında ise HT Isı Pompası kullanılmaktadır. HT Isı Pompaları ise 80 Dereceye kadar sıcak su sağlayabilmektedir. Yüksek sıcaklıkta su ile ısıtma sağlayan döküm radyatörler için uygun bir alternatiftir ancak,talep edilen sıcak suyun sıcaklık değeri yükseldikçe verim azalacaktır.

Havadan Suya Isı Pompaları ; Soğutma konumunda çalışırken iç ortamı soğutmak üzere çalışma sergilemektedir. İç ortamdaki fancoil tesisatında dolaşan su soğutularak iç ortamların iklimlendirilmesi sağlanır.

Isı Pompalarının soğutucu akışkan ve su devresi içerdiğinden bahsetmiştik. Su ile soğutucu akışkan arasında fiziksel bir bağ,temas yoktur. Sadece ikisi arasında ısı transferi söz konusudur.

Soğutma konumunda çalışan bir Havadan Suya Isı Pompasında sistem şu şekilde işler ; 

< Resime gitmek için tıklayın >

Yukarıda görmüş olduğunuz plakalı eşanjör,soğutucu akışkan ile su arasındaki ısı transferini sağlar.

Eşanjör plakalarının bir yüzünde soğutucu akışkan dolaşım halinde iken,diğer yüzünde su dolaşım halindedir.

Isı Pompası soğutma çevrimine girdiğinde sirkülasyon pompası eşanjör ile iç ortamda bulunan boru tesisatı vasıtasıyla fancoiller arasında su devirdaimi sağlar.

Sirkülasyon pompasının çalışması ile beraber iç ortamda bulunan fancoiller ile eşanjör arasında su dolaşıma girer. Aynı anda dış ünite içerisinde bulunan kompresör tarafından soğutucu akışkan,plakalı eşanjör ile dış ünite kondanseri arasında (soğutucu akışkan hattı üzerinde expansion valve veya kılcal boru,ısıtma-soğutma özellikli bir ısı pompası ise 4 yollu vana da bulunmaktadır) dolaşıma girmiş olur.

Soğutucu akışkan,eşanjör vasıtasıyla sudaki ısıyı emerek dış ortama taşır ve bu şekilde eşanjörden geçerek iç ortamda bulunan fancoil serpantinlerine gelen su soğutulmuş olur.

Fancoil serpantinlerinden geçen soğuk su,fancoil fanının iç ortam havasını sirküle etmesi sayesinde iç ortamın ısısını emerek ısınır ve tekrar eşanjöre döner.

Isınan su eşanjör vasıtasıyla soğutucu akışkana ısı verir ve tekrar soğumuş halde fancoillere geri döner.

Bu döngü,ısı pompası çalıştığı sürece devam eder.

Fancoillerde de tıpkı klima iç ünitelerinde olduğu gibi yoğuşan nemi tahliye etmek için drenaj hattı bulunmaktadır ve borular,soğutucu akışkan borularında olduğu gibi izole edilmelidir.

< Resime gitmek için tıklayın >
Foto : Gizli Kanallı Tip Fancoil
 
Isıtmada ise mantık tam tersi olacak şekilde işler. Isıtma konumunda klimada olduğu gibi dış ortamdan ısı emilerek iç ortam aktarılır. Isı pompasında dış ortamdan emilen ısı,eşanjör vasıtası ile suya aktarılır. Isınan su fancoillere gönderilir ve fancoil fanı vasıtası ile iç ortama ısı bırakılır. İç ortama ısısını bırakarak soğuyan su,tekrar eşanjöre dönerek ısıtılmış olur. Fancoiller,ısı pompası soğutma konumunda da kullanılacaksa gereklidir. Sadece ısıtma yapılacak olan uygulamalarda keyfi bir tercihtir. Çünkü ısıtma amaçlı kullanımlarda kombi ile birlikte kullanılan standart radyatörler veya yerden ısıtma boruları kullanılabilir.

Su sıcaklığı ne kadar düşük olursa verim o kadar yüksek olacağı için, 70-80 derece sıcaklıkta su ve kombi ile yapılan ısıtmaya göre seçilecek olan radyatör boyları daha uzun olmalıdır. Isı pompası ile kullanılacak kalorifer tesisatında radyatör boyları mümkün mertebe uzun seçilmelidir. Çünkü ısının transfer edileceği yüzey alanı artırılırsa,düşük sıcaklıkla daha yüksek ısı transferi elde edilir ve verim artar,defrost sıklığı azalır.

Havadan Suya Isı Pompalarında,ısı transferi dış ortam havası ile gerçekleştirilir. Dış ünitede bulunan kondanser fanları,soğutma konumunda emilen ısının dış ortam havasına atılmasını sağlar. Isıtma konumunda ise dış ortam havasından emilen ısı iç ortama taşınır.

Isı Transfer Sırası şu şekildedir ; Dış Ortam Havası >Soğutucu Akışkan Devresi>Su Devresi>İç Ortam Havası şeklindedir.

Dış ortamdan emilen ısı,soğutucu akışkana aktarılır. Soğutucu Akışkan,suya ısı aktarır. Isınan su,iç ortam havasına ısı verir ve ısıtma sağlar.

İç ortamdan emilen ısı,suya aktarılır. Su,emdiği ısıyı soğutucu akışkana bırakır. Soğutucu akışkan,dış ünite kondanserine gelir ve dış ünite fanları sayesinde ısısını dış ortam havasına bırakarak soğutma sağlar.

Isıtma ve Soğutma konumu için sıralama bu şekildedir. Isı Pompası açık olduğu sürece bu döngü değişken hızlarda sürekli olarak devam eder.

Isı Pompaları Inverter ve Kademeli olarak çalışma bakımından iki tiptir.

Inverter Isı Pompaları,tıpkı evlerimizde kullandığımız inverter klimalar gibi ortamın ihtiyacına göre çalışma frekansını ayarlayarak mümkün mertebe hiç kapanmadan çalışır.

On-Off olan Isı Pompaları ise birden fazla kompresöre sahip ise (gücüne göre 2-3 kompresör bulundurabilir) kompresörlerini aç-kapa mantığı ile kademeli olarak devreye alır ve devreden çıkarır.
 
Sudan Suya Isı Pompası


Sudan Suya Isı Pompaları,iç ortamda hazır bulunan kalorifer/fancoil tesisatı ile dış ortamda bulunan bir su kaynağı (deniz,göl,nehir vs.) veya toprak (sondaj veya serme yöntemi ile toprak altına yerleştirilen su boruları içerisinde bulunan su) arasında ısı transferi gerçekleştiren ısı pompalarıdır.

Havadan Suya Isı Pompalarının,iç ortamdan emdiği ısıyı dış ortam havasına bıraktığını veya dış ortamda bulunan ısıyı iç ortamdaki su devresine taşıdığını söylemiştik.

Sudan Suya Isı Pompalarında ise iç ortamdan emilen ısı veya dış ortamdan temin edilen ısı,havadan değil ; uygulama şekline göre dış ortamda bulunan su kaynağından veya dış ortamda bulunan toprak araziden karşılanır.

Su Kaynaklı Isı Pompalarında dış ünite bulunmaz. Hava Kaynaklı Isı Pompalarında Dış ünitenin içerisinde bulunan kompresör,Su Kaynaklı Isı Pompasının iç
ünitesinin içerisindedir.
 
< Resime gitmek için tıklayın >

 
Fiziksel açıdan buzdolabını andıran bir görüntüye sahiptir ve az yer kaplar.

İç ortamdaki su devresinden emilen ısı veya dış ortamdan emilerek iç ortamdaki su devresine aktarılacak olan ısının sağlanabilmesi için su kaynağı veya toprak arazi gerekmektedir. Bunları şu şekilde açıklayabiliriz.

İki Tipte Uygulama Mevcuttur,
-         Su Kaynaklı Kullanım
-         Toprak Kaynaklı Kullanım
 Su Kaynaklı Kullanım


Su Kaynaklı Isı Pompasının,su kaynaklı olarak kullanılabilmesi için uygulama yapılacak olan bölgenin yakınında bir göl,nehir vb. su birikintisi olması gerekmektedir.

İç ortamda bulunan su devresi,ısı pompasının iç ünitesinde bulunan eşanjör ile iç ortamda bulunan radyatör,fancoil üniteleri arasında döşenmiş olan boru tesisatı vasıtasıyla devirdaimi sağlanan suyu bulundurur.

Arada bulunan eşanjör,ısı pompasında bulunan soğutucu akışkana ısı transfer edilmesini sağlar.

Su Kaynaklı Isı Pompalarında bir eşanjör daha bulunur. Bu eşanjör de dış ortamda bulunan su devresi ile soğutucu akışkan arasında ısı transferi sağlar.

< Resime gitmek için tıklayın >

Yukarıdaki şemada görebileceğimiz üzere,

Birinci eşanjör,dış ortamdaki su kaynağına bağlıdır. Dış ortamdaki su kaynağından alınan su,eşanjörden geçirilir ve tekrar su kaynağına geri döndürülür.

Eşanjörde 2 adet giriş,2 adet çıkış vardır. Biri su devresine,diğeri soğutucu akışkan devresine aittir.

Dış ortamdaki su kaynağından alınan su,eşanjörden geçirilirken,aynı anda eşanjörün içerisinde fiziksel temas bulunmadan devirdaim olan soğutucu akışkana ısı bırakır.

Isı emen soğutucu akışkan,kızgın buhar halde iken kompresör tarafından ikinci eşanjöre basılır. İkinci eşanjörde ise soğutucu akışkan ve iç ortamda bulunan su devresi devirdaim halindedir. Kızgın buhar halindeki soğutucu akışkan,iç ortamdaki su devresine ısı vererek devredeki suyu ısıtır. Isınan su,sirkülasyon pompaları vasıtasıyla iç ortamda bulunan radyatör,fancoil ünitelerine ve var ise kullanım sıcak suyu boylerine gönderilir.

Sıcak su,iç ortamdaki radyatörlere,boylere,fancoillere ısısını bırakarak iç ortamın ısıtılmasını sağlar. Böylelikle su soğur ve tekrar ısıtılmak üzere eşanjöre döner.

Böyle aşama aşama anlatsak bile bu sistem (çalıştığı sürece) uygulamada aralıksız,duraksız olarak çalışır.
 
Isı Pompasının su kaynaklı kullanımında iki yöntem vardır.

1-Açık Devre
2-Kapalı Devre

Bu kısım,”VRV,VRF Klima Sistemleri” yazımızı okuduysanız tanıdık gelebilir. Çünkü o başlık altında da Su Kaynaklı VRF Dış Üniteleri anlatmıştık.

Açık Devre

Açık Devre kullanımda,dış ortamda ısı transfer materyali olarak herhangi bir kaynaktan alınan su kullanılır.

< Resime gitmek için tıklayın >

Yukarıdaki şemada görebileceğimiz üzere,su kaynağından alınan su,iç ortamda bulunan ısı pompasına gönderilir. Isı transferi sağlandıktan sonra ise alınan su tekrar kaynağa geri bırakılır.

Su kaynaklı kullanım başlığı altında anlatmış olduğumuz gibi,su kaynağından alınan su,ısı pompasında bulunan eşanjöre gönderilir. Soğutucu akışkan,ısı pompasının çalışma konumuna göre (soğutmada ise) iç ortamdan emilen ısıyı,eşanjör vasıtası ile kaynaktan alınan suya bırakır veya (ısıtmada ise) kaynaktan alınan suyun ısısını emerek iç ortama taşır. Bu transfer gerçekleşince alınan su kaynağa geri bırakılır. Bu çalışma,pratikte (uygulamada) sürekli olarak gerçekleşir. Su sirkülasyonun için pompa,soğutucu akışkan sirkülasyonu için kompresör kullanılır.

Bu sistemin kapalı devre kullanıma göre dezavatanjları vardır.

Bunlardan biri,suyun kaynaktan çekilmesi sonucu beraberinde tortu ve pislik barındıracak olmasıdır. Bu nedenle kaynaktan alınan su,eşanjöre gönderilmeden önce filtreden geçirilir.

Ayrıca deniz gibi tuzlu su kaynağından su alınıyor ise,bu korozyona sebep olacaktır ve sistem ömrü,tatlı su kaynağı ile çalışmaya göre daha kısa olacak,bakım ihtiyacı daha sık olacaktır.

Bu sistemin verimi,sezon boyunca elde edilen kaynak suyunun sıcaklığına bağlıdır. Ancak hava kaynaklı ısı pompalarından yine daha verimlidir.




Kapalı Devre

Kapalı Devre kullanımda ise yine su kaynağına ihtiyaç duyulmaktadır. 

< Resime gitmek için tıklayın >

Yukarıdaki şemada görebileceğimiz üzere sol tarafta yazın soğutma,sağ tarafta ise kışın ısıtma manevrası örneklendirilmiştir.

Açık Devre uygulamada,su kaynağından alınan suyun eşanjörden geçirildikten sonra kaynağa geri bırakıldığından bahsetmiştik.

Kapalı Devre uygulamada ise ısı pompasının,su kaynağında bulunan su ile fiziksel bir teması yoktur.

Kapalı Devre uygulamada,su kaynağı eşanjörden geçirilmez. Bunun yerine su kaynağının içerisine (suyun içine) döşenen borular vasıtası ile ısı transferi sağlanır.

Su kaynağının zeminine yerleştirilen borular,ısı pompasının eşanjörüne ve devirdaim pompasına bağlanarak su devresi oluşturulur. Bu devreye su kaynağından alınan su değil,şebeke suyu basılır. Devirdaim pompası vasıtası ile dış ortam su devresinde bulunan su,ısı pompasının eşanjörü ile su kaynağının içine yerleştirilen borular arasında devirdaim (sirküle) edilir. Bu uygulamada ise iç ortamdan emilen ısı,su kaynağının içinde bulunan borulara gönderilir ve borulardan su kaynağına ısı transferi gerçekleştirilir. Böylelikle su kaynağı ile eşanjör arasında bir bağ bulunmamış olur. Bunun sonucunda ise su kaynağındaki pislikler,yabancı maddeler ve tuzlu su kaynağı ise tuz,eşanjöre temas etmemiş olur.

Bu sistemin kurulum maliyeti,açık devre uygulamaya göre daha yüksek olsa da bakım ve arıza sıklığı daha düşüktür. Ancak sığ derinlikte olan su kaynaklarında uygulanmaya müsaittir.
 
Toprak Kaynaklı Kullanım


Toprak Kaynaklı kullanım ise,su kaynaklı kapalı devre kullanıma çok benzer. Tek fark,kaynak olarak su yerine toprak kullanılmasıdır.

Toprak altına yerleştirilen borular vasıtasıyla ısı transferi sağlanır. Toprak,iyi bir ısı transfer materyalidir. 

< Resime gitmek için tıklayın >

Yukarıda görmüş olduğumuz şemada,soğutma ve ısıtma konumları için çalışma örneği verilmiştir.

Soğutma için iç ortamdan emilen ısı,toprağa bırakılır. Isıtma için ise tam tersi olarak topraktan ısı alınarak iç ortama taşınır.

Toprak Kaynaklı Kullanımlarda iki uygulama yöntemi mevcuttur.

Bunlardan biri “Serme Yöntemi”, diğeri “Sondaj Yöntemi”dir.
 
Serme Yöntemi

Serme Yöntemi ile yapılan uygulamada,toprak araziye döşenecek olan boru,yatay düzlemde döşenir.


< Resime gitmek için tıklayın >
Yukarıdaki şemada görebileceğimiz üzere toprak arazinin yüzey kısmına yakın olacak şekilde borular yatay düzlemde döşenir.

Bu uygulama,geniş toprak arazi gerektirir. Uygulamanın yapıldığı arazide tarım uygulaması yapılamaz. Çünkü toprak üzerinde yapılacak çapa vb. işlemler boru hattına zarar verecektir.

Olası bir arıza,kaçak durumlarına karşı toprak arazinin üstü beton vb. yapı malzemeleriyle örtülüp kapatılamaz.

Geniş arazi ihtiyacı duyduğu için çok fazla alan işgal etmektedir (Örneğin 150m² alanın bu yöntemle iklimlendirilmesi için takriben 300m² toprak araziye boru döşenmesi gerekecektir.)

Bu dezavantajlarına ek olarak çok soğuk hava şartlarında toprak altında kalan boruların içerisindeki suyun donmaması için toprak altına gönderilecek olan suya “antifiriz monoetilen glikol”karıştırılmalıdır. Bu kimyasal,tıpkı otomobil soğutma suyuna uygulandığı gibi düşük sıcaklıklarda donmayı önlemek amaçlı uygulanır.

Aynı uygulama,kapalı devre su kaynaklı uygulamalarda da gerekli olabilir.

Sondaj Yöntemi

Sondaj Yöntemi,ısı pompasının en verimli çalıştığı uygulama tiplerinden biridir.

Toprak zeminin 15 metre derinine inildiğinde toprak sıcaklığı sezon boyunca 10 derece civarındadır.

Sezon boyunca çok küçük sıcaklık değişimleri haricinde yaz-kış toprak sıcaklığı 10 derece civarında sabit sıcaklığa sahiptir. Bu nedenle hava kaynaklı veya su
kaynaklı uygulamalara göre daha verimlidir. Sıfırın altındaki dış hava sıcaklıklarında bile 10 derecelik toprak yüzey ile ısı transferi sağlayan ısı pompası,eksi derecelerde çalışan hava kaynaklı ısı pompasından çok daha verimli olacaktır.

< Resime gitmek için tıklayın >

Sondaj yönteminde,üstteki şemada görebileceğimiz üzere dikey borulama yapılır.

Sondaj kuyusu açılarak borular kapasiteye göre değişmekle birlikte 100-150 Metre derine gönderilir.

Bu uygulamada da ısı pompasının iç ortamdan emdiği ısı sonda boruları vasıtasıyla toprağa bırakılır veya topraktan ısı alınır.

Toprak sıcaklığı sezon boyunca sabit olduğu için verimi en yüksek uygulama türüdür.

Ancak her bölgede uygulanmaya müsait değildir. Bu uygulamanın yapılabilmesi için uygulama yapılacak olan arazinin sondaja elverişli olması ve ilgili bölgenin belediye vb. yönetim organlarından gerekli izinlerin alınmış olması gerekir.

Sondaj kuyusunun açılması,derinlik olarak metre başına fiyatlandırılır ve maliyeti çok yüksek bir işlemdir. Kurulum maliyeti yüksek olsa da verimi çok yüksek bir uygulama elde edilmiş olunur.

Ayrıca dikey olarak borulama yapıldığı için arazi işgal edilmemektedir.

Su Kaynaklı ve Toprak Kaynaklı Isı Pompalarında “Defrost” ihtiyacı yoktur.

Defrost

Defrost,ısıtma konumunda çalışan hava kaynaklı dış ünitenin ısı transferi esnasında serpantin kısmının karlanması sonucu devreye alınan buz çözme manevrasıdır.

Klima ve hava kaynaklı ısı pompaları,ısıtma konumunda çalışırken dış ortamdan içeri ısı transfer ederler. Bu esnada dış ünitelerin arka ve yan kısmında bulunan serpantin boruları,dış ortam havasından daha soğuktur. Bu nedenle dış ünite fanı vasıtasıyla bu serpantin üzerinden hava geçirilirken havada bulunan nem,soğuk yüzeyle karşılaşarak yoğuşur ve su haline gelerek serpantin üzerinde birikir.

Biriken su,serpantine ısı vererek kar ve buz haline gelmeye başlar ve “dış ünite karlanır”.

Oluşan kar,hava sirkülasyonunu engelleyerek hava geçişini bloke eder. Dış ünite,bu buzu çözmek için defrost manevrasını uygular. Defrost esnasında sistem soğutma konumuna geçer ancak,iç ortam soğutulmaz. (Isı Pompası için fancoiller üfleme yapmaz).

Soğutma konumuna geçişle birlikte iç ortamdan emilen ısı dış ünite serpantinine gönderilir ve bu ısı ile dış ünite serpantini üzerindeki kar eritilir. Kar eritilip buharlaştırılarak serpantin kurutulduktan sonra sistem tekrar ısıtma konumuna geçerek çalışmasına devam eder.

< Resime gitmek için tıklayın >
Su ve Toprak kaynaklı uygulamalarda ise bu durum söz konusu olmadığı için defrost manevrası ihtiyacı yoktur ve kesintisiz ısıtma yapılır.
 
Hybrid Isı Pompası
 
Hybrid Isı Pompaları,hava kaynaklı olarak çalışmaktadır. Hava kaynaklı olarak çalışırken,dış hava sıcaklığı düştüğünde ısı pompasının performansı da düşecektir.

Bunun sonucunda ısıtma konumunda aksaklıklar (defrost manevraları sebebiyle) meydana gelebilir. Hybrid Isı Pompaları ise hem hava kaynaklı hem de doğalgazlı olarak çalışan “hibrit” teknolojiye sahiptir.

Hybrid olarak en çok tanınan ısı pompası “Daikin Altherma Hybrid” ısı pompasıdır. 

< Resime gitmek için tıklayın >


 
Split tipte olan hava kaynaklı ısı pompasının iç ünitesi,hem dış üniteden gelen bakır borular ile soğutucu akışkan bağlantısına hem de doğalgaz bağlantısına sahiptir.

Dış ünitenin tam performansla çalıştığı zaman dilimlerinde ve hava sıcaklıklarında,herhangi bir şekilde doğalgaz kullanılmamaktadır.

Dış hava sıcaklıkları düştükçe,havadan elde edilen ısı yetersiz gelmeye başladığında oranlı şekilde doğalgaz kullanımı başlayacaktır.

Örneğin %75 Hava Kaynaklı %25 Doğalgaz Kaynaklı Isıtma

%50 Hava Kaynaklı %50 Doğalgaz Kaynaklı

%25 Hava Kaynaklı %75 Doğalgaz Kaynaklı

%100 Doğalgaz Kaynaklı

Gibi dış hava sıcaklıklarına göre hibrit olarak hem havadan elde edilen hem de doğalgazdan elde edilen ısı ile iç ortamın ısıtılması sağlanabilir. Hem havadan hem de doğalgazdan güç alan bir kombi gibi düşünülebilir. Dış hava sıcaklığına göre otomatik olarak bu oran ısı pompası tarafından belirlenmektedir. Hybrid ısı pompa iç ünitesi,hem ısı pompası iç ünitesini hem de doğalgaz kombisini tek makine içerisinde barındırır.

Hava,Su,Toprak kaynaklı ısı pompalarında atık gaz bağlantısı bulunmazken,hybrid ısı pompasında doğalgaz kullanımı sebebiyle atık gaz (baca bağlantısı) gerekli olacaktır.
 
Split ve Monoblok Isı Pompası


Split ve Monoblok ısı pompaları,Hava Kaynaklı Isı Pompalarının çeşitlerinden ikisidir.

Split Isı Pompası

Split,kelime anlamı olarak “ayrık” anlamına gelmektedir. Buradaki ayrımdan kasıt,iç ve dış ünitenin birbirinden ayrı olmasıdır.

< Resime gitmek için tıklayın >

Yukarıda fotoğrafını görmüş olduğumuz ısı pompası “split” ısı pompasına bir örnektir. İç ve dış ünite birbirinden ayrıdır. İç ünite iç ortamda,dış ünite ise dış ortamda bulunmaktadır. İç ünite tercihen dış ortamda bulunabilir (kombi gibi dolap içerisinde balkonda vs. konumlandırılabilir).

Ancak iki türlü de iç ve dış ünite birbirinden ayrıdır ve iç-dış ünite arasında çekilecek olan bakır boru tesisatı ile soğutucu akışkan devirdaimi sağlanır.

Su devresi (kalorifer tesisatı) ise iç üniteye bağlanır.

Split Dış ünitenin herhangi bir su bağlantısı yoktur.
 
 Monoblok Isı Pompası


< Resime gitmek için tıklayın >

Monoblok ısı pompaları ise tek parça halindedir. Tüm donanım dış ünitede bulunmaktadır. İç ünitenin içerisinde bulunan eşanjör vb. ekipmanların hepsi dış ünitenin içerisindedir. Monoblok ısı pompalarının direkt olarak dış ünitesine su devresi (kalorifer tesisatının boruları) bağlanır.

İç ortamda ısı pompasına ait ekipman bulundurmaması görsel açıdan avantaj sunsa da,split ısı pompasında iç ortamda bulunan elemanlar da dış ortamda bulunup,dış hava sıcaklıklarına maruz kaldığı için monoblok ısı pompaları, split ısı pompasına göre daha düşük verime sahiptir.

Ayrıca çok düşük dış hava sıcaklıklarında kalorifer tesisatından dış üniteye gelen suyun donması,dış ünite içerisinde buluanan eşanjörün yarılmasına sebep verebilmektedir. Bunu engellemek adına kalorifer tesisatının suyuna “monoetilen glikol” karıştırarak donmayı önleyici tedbirler alınması gerekmektedir.


LT (Low Temperature) Isı Pompası ve HT (High Temperature) Isı Pompası


Isı Pompaları,çalışma aralığı bakımından ikiye ayrılırlar.

LT Isı Pompaları

LT Isı Pompaları kullanılacak suyu (kalorifer tesisatının suyunu ve kullanım suyunu) maximum 55-60 Santigrat dereceye kadar ısıtabilirler.

Yerden ısıtma,panel radyatör ve fancoil ile yapılan ısıtma uygulamaları için uygun bir üründür.
Kombi ile yapılan ısıtmada 60-70 derece sıcaklıklar kullanılırken,ısı pompası ile en fazla 55-60 derece sıcaklıktaki su ile ısıtma sağlanabilir. Bu nedenle kalorifer radyatörü ile ısıtma sağlanacak ise radyatör boylarının kombi ile yapılacak uygulamaya göre daha uzun seçilmesi gerekmektedir. Yüzey alanı büyüyen radyatör,daha düşük su sıcaklıkları ile daha yüksek ısı transferi sağlayacaktır.

Isı Pompası ve kombi gibi ısıtma araçlarında,talep edilen su sıcaklığı ne kadar düşük olursa,verim o kadar yüksek olacaktır. Bu nedenle radyatör boylarının uzun seçilmesi,daha düşük su sıcaklıkları ile daha yüksek ısınma elde etmemizi sağlar.

Bu nedenle ısı pompası ile yapılacak ısıtma uygulamalarında radyatör boyları daha uzun seçilmelidir. Hali hazırda kombi ile yapılan ve kombiye göre radyatör boyu seçilmiş olan uygulamalarda ısı pompasına geçiş yapılması halinde 60-70 derece sıcaklığa göre boyları seçilmiş radyatörler yetersiz kalabilir.

Yerden ısıtma uygulamalarında ısı pompasına dönüş yapıldığında ise yerden ısıtma düşük sıcaklıklara ihtiyaç duyduğu için bu tarz bir sorun meydana gelmemektedir.

LT Isı Pompaları R410A ve ileriye dönük R32 soğutucu akışkanları ile ısı transferi sağlayarak ısıtma soğutma işlemini gerçekleştirirler.

İç üniteleri kombiye benzer bir görünüme sahiptir.

HT Isı Pompaları

HT Isı Pompaları,demir boru tesisatlı ve döküm petekli kalorifer radyatörlerinin olduğu eski yapılarda tercih edilmektedir.

< Resime gitmek için tıklayın >
HT Isı Pompaları ile 80 Santigrat dereceye kadar sıcak su üretilebilir. HT Isı Pompaları,LT Isı pompalarından daha pahalıdır ve iç üniteleri yer tipidir. HT Isı Pompaları “Kaskat” mantığı ile çalışır.

HT Isı Pompalarının içerisinde “Soğutucu Akışkandan Soğutucu Akışkana” ısı transferi sağlayan ek bir eşanjör bulunur. Ayrıca HT Isı Pompalarının dış ünitesinde bulunan kompresöre ek olarak iç ünitelerinde de bir kompresör bulunur.
55 Dereceye kadar ısıtılacak su için sistem LT Isı Pompası gibi tek kademeli çalışır. Daha yüksek sıcaklıkları tek sistem ile,R410A veya R32 soğutucu akışkanı ile sağlamak mümkün değildir. Çünkü daha yüksek sıcaklıklar talep edildiğinde söz konusu soğutucu akışkanların basınç/sıcaklık eğrileri anormalleşecek ve soğutucu akışkan,ısı transferini sağlıklı bir şekilde meydana getiremeyecektir.

Bu nedenle R410A veya R32 soğutucu akışkanın üretebileceği sıcaklık olan 55 Dereceye kadar sistem tek kademeli çalışmaktadır. 55 Derecenin üstünde 80 dereceye kadar olan sıcaklıklar için ısı pompası kaskat olarak çalışmaya başlayacaktır.

Kaskat çalışmada iç ünite içerisinde bulunan kompresör de devreye girecek ve 55 dereceye kadar ısıtılan su R134A soğutucu akışkan devresi sayesinde 80 dereceye kadar çıkarılabilecektir.

Bu sistemde mantık şu şekilde işlemektedir,
55 Dereceye kadar R410A veya R32 Soğutucu akışkanı ile iç ortamdaki devrenin suyu ısıtılır. Daha yüksek sıcaklık talebi olması halinde R410A veya R32

Soğutucu akışkanı dış ortamdaki ısıyı emer ve direkt suya bırakmaz. Önce R134A soğutucu akışkanına bırakır. R134A soğutucu akışkanı,iç ünitede bulunan kompresör tarafından su devresine bağlı eşanjöre gönderilir. Bu sayede R410A veya R32 soğutucu akışkanı,su devresine değil,R134A soğutucu akışkanına ısı transfer eder. Böylelikle su 80 derecelik sıcaklıklara ulaştırılabilir.

Ancak istenen sıcaklık ne kadar yüksek olursa,verim o kadar düşük olacaktır. Döküm radyatörlü tesisatlar ise düşük su sıcaklıkları ile yeterli ısıtma sağlamayacaktır.


< Resime gitmek için tıklayın >


Kullanım Sıcak Suyu Üretimi


Isı Pompası ile Soğutma ve Isıtma sağlarken,kullanım sıcak suyu da üretmeniz mümkündür. Bu sayede duş,el yıkama vb. amaçlar için sıcak su ihtiyacınızı da tek bir sistemle elde edebilirsiniz. Böylelikle iklimlendirmeye dair tüm işlemleri tek bir ünite ile sağlamış olursunuz.

Isı Pompaları ; soğutma,ısıtma ve kullanım sıcak suyu üretimini yaz kış tek bir sistemle sağlayabilir.

İhtiyaç duyduğu ısıyı doğadan temin ettiği için elektrik ile çalışmasına karşın doğru bir uygulama ile çok verimli çalışmaktadır.

Ülkemizdeki elektrik birim fiyatları sebebiyle ısı pompasının elektrikle çalışıyor olması bir antipati oluştursa da sistemin ısı kaynağı elektrik olmadığı için,yani tüm gücünü elektrikten sağlamadığı için sanıldığı gibi yüksek sarfiyatlı değildir.

Kurulum maliyeti yüksek olsa da işletme maliyeti düşüktür. Ancak Doğu Anadolu bölgesi gibi kışın çok sert geçtiği soğuk iklim bölgelerinde hava sıcaklığına bağımlı olarak çalışan hava kaynaklı ısı pompaları verimli olmayacaktır. Bu nedenle doğru uygulama ve doğru ürün seçimi ısı pompası sistemlerinde çok önemlidir.

Isı Pompası ile sıcak su üretimi için “boyler ünitesine” ihtiyaç duyulmaktadır.

< Resime gitmek için tıklayın >

Boyler,mantık olarak “termosifona” benzer. Şebeke suyu boylere bağlanır. Boylerin su çıkışı ise iç mekânın sıcak su tesisatına bağlanır.

Boyler içerisinde şebekeden gelen soğuk su bekletilir. Sıcak su kullanılmaya başlandığında boyler içerisinde ısıtılan su tesisata yollanır ve eksilen suyun yerine şebekeden gelen su boylere dolar.

Yukarıdaki fotoğraf ve resimde görebileceğiniz üzere,boyler içerisinde serpantin boruları vardır.

Bu borulara ısı pompasının su devresi bağlanarak ısıtma sağlanır. Kalorifer tesisatında devirdaim eden sıcak su,aynı şekilde boyler içerisinde bulunan serpantinlerde de dolaşır. Bu esnada boylerin içerisinde bulunan suya ısı vererek sıcak su hattına gidecek olan suyun ısınması sağlanır. Boylerde bulunan suyun maximum sıcaklığı yine ısı pompasının LT veya HT olmasına bağlı olarak değişiklik göstermektedir.

Buna ek olarak yukarıdaki resimde olduğu gibi boyler çift serpantinli ise boylere güneş kollektörü bağlanarak güneş enerjisi vasıtası ile suyun ısıtılması sağlanabilir ve sistemin kullanım suyuna harcadığı enerji azaltılabilir. Hatta çok sıcak ve güneşin direkt olarak kollektöre ısı verdiği dönemlerde bedelsiz olarak sıcak su üretimi sağlanabilir.

Güneş kollektörünün kullanılmayacağı uygulamalarda aşağıdaki gibi tek serpantinli boyler tercih edilebilir veya çift serpantinli boyler kullanılıp,serpantinler seri bağlanarak daha verimli bir çalışma elde edilebilir. Çünkü serpantin yüzey alanı arttıkça birim zamanda aktarılan ısı da artacaktır.



< Resime gitmek için tıklayın >


Akümülasyon Tankı (Buffer Tank)


Akümülasyon tankı (buffer tank) , ısı pompası uygulamalarında olmazsa olmaz olan bir elemandır.

Çoğu firma ve müşteri,kurulum maliyeti sebebi ile bu elemanı opsiyonel olarak görüp sisteme ilave etmese de mutlaka kullanılması gerekmektedir.

Akümülasyon tankı,bir tür su deposudur. Kalorifer tesisatına bağlanacak olan akümülasyon tankı,kalorifer tesisatının (su devresinin) su miktarını arttırır.

Nasıl ki radyatör boyu büyütüldükçe daha büyük yüzey alanı elde ediliyor ve daha yüksek ısı transferi sağlanıyorsa,akümülasyon tankı da su miktarını artırarak kalorifer tesisatında devirdaim edilen su miktarını artırarak depolanan ısı miktarını yükseltmektedir. Akümülasyon tankı olmadığında tüketim artmaktadır ve ısı pompası kararsız çalışmaktadır. Çünkü kalorifer tesisatına gönderilen sıcak su daha çabuk soğuyarak ısı pompasına geri dönmektedir. Akümülasyon tankı kullanıldığında ısı pompası daha kararlı çalışmakta ve akümülasyon tankında depolanan sıcak su sistemde dolaştırıldığı ve depolanan ısı miktarı daha fazla olduğu için tüketim azalmaktadır. Akümülasyon tankı mutlaka yalıtımlı olmalıdır. İçerisinde bulundurduğu sıcak su,dış ortama ısı vererek soğumamalıdır. Bu durum,gereksiz tüketime sebep olacaktır. 
< Resime gitmek için tıklayın >
Ek Bilgiler


Isı Pompası ile soğutma yapılacak ise su devresinde kullanılacak olan boruların izole edilmiş olması gerekmektedir. Borulardan soğuk su geçerken,havada bulunan nem soğuk yüzeye sahip borular üzerinde yoğuşarak su damlacıklarına dönüşecektir. Bu nedenle kombiden ısı pompasına geçiş yapıldığında radyatörler yerine fancoil takılsa bile borular izolesiz olduğu için sistem soğutmada kullanılamayacaktır.

Isı Pompası ile yapılacak olan soğutma,soğuk suyun fancoil serpantinlerinden geçirilmesi ile sağlandığı için klima ile yapılan soğutma kadar kuvvetli olmamaktadır. Fancoillere gönderilecek olan su sıcaklığı en düşük 5 – 7 derece arasında olabilir.

Isı Pompaları,mobil sistem kalorifer tesisatları ile daha sağlıklı çalışmaktadır.

Mobil sistemde her kalorifer radyatörüne (veya fancoil ünitesine) ayrı ayrı boru çekilmektedir.

< Resime gitmek için tıklayın >
Isı Pompasında kapasite seçimi radyatör boyutuna,yerden ısıtma boru uzunluğu ve mekânların alanına,hacmine ve fancoil kapasitesine göre yapılır.

Soğuk İklim bölgelerinde sondaj yöntemi ile toprak kaynaklı ısı pompası kullanılması daha uygundur.

Hava Kaynaklı ısı pompası,soğuk iklim bölgesinde verimli çalışamayacaktır. Bu bölgelerde yapılacak uygulamalar dış hava sıcaklığından bağımsız çalışan ürünleri içermelidir.

Hava Kaynaklı Isı Pompası ; Akdeniz,Ege gibi bölgelerde en yüksek verime sahip ısı pompası türüdür.
 
Kullanıcı düzeyinde yapmış olduğum bu tanıtım,umarım ki faydalı ve anlaşılır olur. Sürç-i lisan etti isem affola…
-klima5505


Saygılarımla...
K
2 ay
Test Paylaşımı
Test
K
2 ay
Yeşil Bina ve Yeşil Bina Sertifikası
Yeşil Bina 
< Resime gitmek için tıklayın >


Yeşil Bina Nedir?

Yeşil Bina sürdürülebilirlik kavramının, inşaat sektöründe binalara odaklanılmasıyla ortaya çıkmıştır. Basit anlamda «yeşil bina» sürdürülebilir (çevreye zararı daha az) yapı malzemelerinden oluşur, su ve enerji verimliliği bu binalarda yüksek olmak zorundadır. Tasarım aşamasında ise bina tasarımı enerji kayıplarını minimum seviyeye indirmek için büyük önem arz eder.

Yeşil Binalar başlı başına bir sürdürülebilirlik projesidir ve uluslararası alanda farklı sertifikasyon kurumları bu alanda standartlar oluşturulmuştur. Bu sertifikaya «yeşil bina sertifikası» denmektedir. Binanın performansına göre alınacak sertifika derecesi değişmektedir. Enerji verimliliği oranındaki artış, projenin konumu ve ulaşım gibi kategoriler altında değerlendirilen projeler sertifikasyon kriterlerine uyumu oranında derece elde eder.

Yeşil bina, bir binanın yaşam döngüsü boyunca çevresel açıdan sorumlu ve kaynak açısından verimli olan süreçlerin hem yapısını hem de uygulamasını ifade eder: planlamadan tasarıma, inşaata, işletime, bakıma, yenilemeye ve yıkıma kadar olan süreci kapsar.

Sadece bina yapılırken ve kullanılırken değil,yıkılırken de çevreye ve doğaya en az miktarda zarar verecek şekilde tasarlanmalıdır.

Son yıllarda iklim değişikliği, çevre kirliliği, doğal kaynakların hızla tükenmesi gibi çevresel sorunlar, insanlarda sürdürülebilir çevre bilincinin oluşmasına olanak sağladı.

Oluşan bu ortak bilinç, yapı sektörünü de çevreyle dost, doğaya saygılı modern binalar inşa etmeye yönlendirdi. Kısaca yeşil binalar olarak adlandırılabilecek bu yapılar çeşitli kurumlar tarafından, binalarda yapı kalitesi, tasarım, enerji etkinliği, su tasarrufu, atık maddelerin dönüşümü ve çevreye duyarlılık gibi farklı kriterlere göre değerlendirilerek sertifikalandırılıyor. Genel özellikleri itibariyle bu yapılar, atık malzemelerin geri dönüştürülmesiyle üretilen yapı malzemeleriyle inşa ediliyor. İç ortamları doğal ışıktan maksimum ölçüde faydalanacak şekilde dizayn ediliyor. Güneş enerjisini gerek su ısıtmak gerekse elektrik üretmek için etkin bir biçimde kullanabiliyor. Yağmur sularını toplayıp biriktiriyor ve su kaynağı olarak kullanılabilmesine olanak sağlıyor. İzolasyon sistemleri sayesinde hem ısıtma ve soğutma maliyetlerinin azalmasını sağlıyor hem de oluşan karbondioksit salınımını minimuma indiriyor. Ayrıca yeşil binaların peyzaj düzenlemesi yapılırken az su tüketen bitkiler tercih ediliyor.

Söz konusu yeşil binalar,sertifikalar ile resmi olarak tescilleniyor. Her bina,yeşil bina sertifikası alma hakkına sahip olamıyor. Belirli kriterleri sağlayan binalar Yeşil Bina Sertifikası’na sahip olabiliyor.

Yeşil Bina Tarihçesi


Dünyanın bir çok yerinde farklı yeşil bina sertifika sistemi mevcuttur.

Dünyanın bir çok yerinde farklı yeşil bina sertifika sistemi mevcuttur.
  • 1990 İlk olarak 1990 yılında İngiltere’de ortaya çıkan Breeam (Building Research Establishment Environmental Assessment Method)  yeşil bina sistemi ile gelişen çalışmalar Amerika’da LEED Yeşil Bina Sistemi ( Leadership In Energy and Environmental Design ) doğuşuyla devam etti.


  • 1998 Yıllarına gelindiğinde ise gelişmiş ülkeler sürdürülebilir ve yeşil binalar konusunda bir araya gelerek yeşil bina sertifikası süreçlerini tekrar gözden geçirmeye karar verdiler ve LLSBE (International Initiative For Sustainable Built environment) kurdular.


  • 2003-2004 Bu şekilde büyüyen süreç gelişmeye devam etti. 2003 yıllarda yeşil bina sertifikası adına Greenstar,2004 de Japonya da Casbee, Almanya’da ise DGNB kurularak yeşil bina kriterleri değerlendirildi ve ülkelerin kendilerine özel kriterleri oluşturuldu.


Yeşil Bina Sertifikası


< Resime gitmek için tıklayın >

Yeşil bina sertifikasına sahip olmak birden fazla kriter hakkında bilgi ve deneyim sahibi olmayı gerektirir. Müteahhit yada proje sahibi firmaların bu deneyimlere sahip mühendis ve mimarlardan oluşan bir departman kurması yüksek maliyetlere sebep olmaktadır. Bu nedenle «yeşil bina danışmanlığı» firmaları ortaya çıkmıştır. Yeşil bina danışmanlığı firmalarının eş zamanlı olarak birden fazla projeyi yönetiyor olması yeşil bina sertifika süreç maliyetlerini azaltmaktadır. Aynı zamanda deneyim sahibi bir ekiple çalışmak riskleri azaltmakta ve zamandan tasarruf sağlamaktadır.

Sertifika veren kurum sayısı birden fazladır, her sertifika temel prensipte aynı olmasına rağmen standartlar arasında bazı değişiklikler vardır. Aşağıda listelenen sertifika türleri arasında en yaygın olan Amerikan Yeşil Bina Derneği’ne ait olan LEED sertifikasıdır.

< Resime gitmek için tıklayın >

LEED (Leadership in Energy and Environmental Design – Enerji ve Çevre Dostu Tasarımda Liderlik) sertifikası 1998’den beri verilmekte olup bugün tüm dünyada en çok bilinen yeşil bina sertifikasıdır. Türkiye’de bugün 192 adet LEED sertifikalı bina bulunmaktadır. 2016 yılında Türkiye LEED sertifikasyonunda dünyadaki ilk 8 ülke arasında yer almaktadır. LEED sertifikası kriterlerinin sonucunda bir Score Card yani puanlama tablosu oluşturulur.

Puanlamalar ise LEED Sertifikası seviyelerini belirtirler. LEED Sertifikası seviyeleri; LEED Certified, LEED Silver, LEED Gold ve LEED Platinum’dur. LEED sertifikası seviyeleri tüm binalar için 40 ve üzeri puan kazanılarak alınabilmektedir.

< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >

    40-49 puan LEED Certified                  50-59 puan LEED Silver    60-79 puan LEED Gold                       80+ puan LEED Platinum


1.  Konum ve Ulaşım (Location and Transport) – 16 Puan

Konum ve Ulaşım kategorisi LEED versiyon 4 ile yeni oluşturulmuş bir LEED Sertifikası kategorisidir. Konum ve Ulaşım kategorisinin ana hedefi Küresel Isınmaya sebep olan ve binada bulunan kişilerinin ulaşım sonucu ortaya çıkan sera gazı (karbon ayakizi) miktarının azalımı olmaktadır. Binanın doğal kaynakların bulunduğu veya hasat veren topraklarda yapılmaması bunun dışında ise arazi konumunun sosyal yaşama yakın olması gerekmektedir. Bu LEED Sertifikası kategorisi bina çevresinde ki konut yoğunluğu, binanın su kaynaklarına uzaklığı, binanın toplu taşıma araçlarına olan konumu, binadaki bisiklet park alanları ve yeşil araç park ve şarj istasyonları gibi LEED kredilerinden oluşmaktadır. 

2. Sürdürülebilir Araziler (Sustainable Sites) – 10 Puan

Yeşil bina projelerinin öncelikle sürdürülebilir çevre koşullarını ihlal etmemesi gerekmektedir. İnşaat aşamasında inşaattan kaynaklanan kirliliğin önlenmesi ve toprak erozyonunun engellenmesi LEED Sertifikası Ön Koşul (Prerequisite)’u olarak kabul edilmiştir. Alan yeşillendirmeleri ve açık alanlar, dış mekân aydınlatmaların ışık kirliliği, proje sahasına düşen yağmur sularının değerlendirilerek kullanılması, ısı adası etkilerinin azaltılması Sürdürülebilir Araziler kategorisinin puan kriterlerindendir.

3. Su Verimliliği (Water Efficiency) – 11 Puan

Su kullanımı günümüzde küresel konulardan bir tanesini oluşturmaktadır. LEED Sertifikası kriterlerinde kullanım suyu miktarını azaltmak ve atık suları geri dönüşüme sokmak çok önemli bir etkendir. Su kullanımı mümkün olduğunca arıtma ve atık suların dönüşümü yapılarak kullanılmalıdır. LEED Sertifikası projelerinde bölgenin coğrafya ve iklim koşulları göz onunda bulundurularak peyzaj edilmeli, şebeke ve yüzey sularının mümkün olduğunca az kullanılması ve binanın armatürlerinin az su harcayan ve gri su kullanımına olanak veren yapıda olması beklenmektedir.

4. Enerji ve Atmosfer (Energy and Atmosphere) – 33 Puan

LEED Sertifikası sürecinin en önemli kriterleri ve en çok puan getiren kategorisi Enerji ve Atmosfer kategorisidir. LEED Sertifikası hedefleyen binalar enerji tüketiminde en ileri teknoloji prensibi ile hareket etmeli ve atmosfere zarar verecek etkilerde bulunmamaları gerekmektedir.
Binanın ısıtma-soğutma ve havalandırma sistemlerinin enerji verimli sistemlerden seçilmesi gerekmektedir. Yapı elemanları, duvar ve pencere gibi bina bileşenlerinin yüksek izolasyonlu (düşük U-value) malzemelerden seçilerek binanın enerji tüketiminin ASHRAE Standard 90.1–2010’da verilen standart binaya göre daha verimli inşa edilmesi beklenmektedir. Bu hesaplamalar ise Bina Enerji Modellemesi ile yapılmalı ve raporlanmalıdır. Düşük iklim değişikliği etkisine sahip soğutucu gaz kullanımı, yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji üretimi gibi kriterlere odaklanan bu kategori, aynı zaman da binanın Karbon Ayak İzi Sıfırlama durumunda ise 2 puan kazanımı sağlamaktadır.

5. Malzemeler ve Kaynaklar (Materials and Resources) – 13 Puan

Yapı malzemelerin hammadde temini, üretimi ve nakliyesi sırasında çeşitli çevresel etkiler oluşmakta ve doğaya zarar verilmektedir. LEED Sertifikasına göre bu süreçlerde çevreye zarar verilmemeli gerektiğince az kaynak kullanılmalıdır, kullanılan malzemeler bulunan bölgeye zarar vermemeli ve geri dönüştürülebilir özellikte olmalıdır. Ayrıca LEED Sertifikasında malzemeler bir binada kullanım ömrün tamamladıktan sonra başka bir binada kullanılabilir olmalı veya malzeme tekrar değerlendirilebilecek statüde olmalıdır. Bu kategori içerisinde yerel malzeme kullanımı ve EPD Belgeli malzeme kullanımı ile daha yüksek puan kazanılabilmektedir. LEED v4 ile LEED Sertifikası kriterlerine eklenen Bina Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi çalışması ile de ekstra 3 puan kazanılabilmektedir.

6. İç Ortam Kalitesi (Indoor Enviromental Quality) – 16 Puan

Yeşil binalarda yaşayacak kişilerin yaşamının daha kolaylaştırması için yapılan faaliyetler LEED Sertifikası kriterleri arasında yer almaktadır. İç ortamdaki kirlilik veya kirletici kaynakları azaltmak, yaşam standartlarını artırmak, radyoaktif cihazlar kullanmamak, konutların kontrol edilebilirliği sağlamak, sağlıklı iç mekân malzemeleri kullanmak ve insanlara sosyal hayat ilişkilerini vaat eden ortamlar oluşturmak İç Ortam Kalitesi kriterleri arasındadır. Bunun dışında ise LEED Sertifikası gereği mekanik havalandırma ile mahallere verilmesi gereken minimum taze hava miktarları her daim kontrol edilmeli, filtreler kontrol edilmeli, sigara kullanım yasağı ve iç mekânda tehlikeli emisyon oluşturabilecek her türlü faaliyet engellenmelidir.

7. İnovasyon (Innovation) ve Bölgesel Öncelikler (Regional Priority) – 10 Puan

LEED Sertifikasında 110 kredi içerisinde 100 kredi gereklilikleri açıkça belirtilmiş puanlamalardan oluşmaktadır. Kalan 10 kredi ise inovatif uygulamalar (Innovation), örnek performans (Examplary Performance) ve proje konumu (Regional Priority)’a bağlı olarak belirlenmektedir.
LEED Sertifikasında toplam 5 puan aşağıdaki kategoriden sağlanabilmektedir:

  • LEED Project Library’de verilen Innovaton Catalog’da bulunan kredilerden 1-3 Puan,
  • LEED Project Library’de verilen Pilot Credit Library’da bulunan kredilerden 1-3 Puan,
  • LEED Examplary Performance kredilerden 1-2 Puan alınabilmektedir.

Proje takımında ilgili LEED Sertifikası sistemine ilişkin LEED AP bulunması sayesinde ise Innovation kategorisinden 1 puan kazanılabilmektedir.
Bölgesel Öncelikler (Regional Priority) kategorisinden 4 puan ise, projenin konumuna bağlı olmak üzere LEED Regional Priority listesinde belirtilen ve diğer LEED kategorilerinde kazanılmış LEED Sertifikası kriterleri üzerinden hesaplanmaktadır.

LEED Sertifikası Değerlendirme Sistemleri


LEED Sertifikası ihtiyaç alanlarına göre ayrıştırılmış ve farklı bina projeleri için farklı LEED Rating Systems olarak üretilmiştir.

Bunlar şu şekildedir;

LEED BD&C – Bina Tasarım ve İnşaat: 93 m2’den büyük Yeni Binalar, Yeni Binalar Kaba İnşaat, Okullar, Mağazalar, Veri Merkezleri, Depo ve Dağıtım Merkezleri, Konaklama ve Hastaneler için başvurulabilir.

LEED ID&C - İç Mekan ve İnşaat: 22 m2’den büyük tüm İç Mekanlar, Mağazalar ve Konaklama Tesisleri için başvurulabilir.

LEED EB&OM – Mevcut Binalar: 93 m2’den büyük Mevcut Binalar, Mağazalar, Okullar, Konaklama Tesisleri, Veri Merkezleri ve Depo ve Dağıtım Merkezleri gibi mevcut binalar için başvurulabilir.

LEED ND – Mahalle: 1500 acreden (6,070 Dönüm) daha küçük ve en az 2 adet konut bulunan yerleşim alanlarına alınabilen LEED Sertifika türüdür. Hem Plan aşamasında hem de inşaat aşamasında başvuru yapılabilir.

LEED Homes – Konutlar: Bir “Konut Birimi” olarak tanımlanabilecek veya birden fazla konutun bir arada bulunduğu binalar için başvuruda bulunulabilir.


< Resime gitmek için tıklayın >


Dünyada yaygın olarak kabul gören diğer bir yeşil bina sertifikası ise BREEAM (Building Research Establishment Environmental Assessment Method – Bina Araştırmaları Kuruluşu Çevresel Değerlendirme Metodu)’dur. 1990 yılından beri binaların tasarım, yapım ve işletme performansını ölçerek değerlendirme yapmaktadır. Türkiye’de78 adet BREEAM sertifikalı bina bulunmaktadır. BREEAM master plan projeleri, altyapı ve binalar için dünyanın önde gelen yeşil bina derecelendirme sistemlerinden biridir. Yeni İnşaat, Renovasyon ve Mevcut Binalar için bir dizi yaşam döngüsü aşamaları ile ilgili gereklilikleri ortaya koyar. BREEAM ilk kez 1990 yılında piyasaya sürülmüştür. O günden bugüne toplamda 78 ülkede kullanılarak 561.100’den fazla sertifikalı, 2.262.900 kayıtlı bina elde edilmiştir.

BREEAM SERTİFİKA SEVİYELERİ VE YÜZDELERİ NELERDİR?


BREEAM binanın performansa dayalı tasarım, inşaat, tedarik ve operasyon süreçlerini değerlendirir. Değerlendirmeler, bağımsız, lisanslı değerlendiriciler tarafından gerçekleştirilir ve Geçer, İyi, Çok İyi, Mükemmel ve Olağanüstü seviyelerinde derecelendirilir.

< Resime gitmek için tıklayın >


BREEAM KATEGORİLERİ NELERDİR?


·        Yönetim (%12): Şantiye yönetimi ve binanın kullanım süreçlerinin yönetimindeki çevreci kriterlerdir.

Bu kategoride ;

·        Enerji (%19): Yapıların enerji tüketimlerini en aza indirgemek amaçlanmaktadır.

·        Sağlık ve Konfor (%14): İnsan sağlığı, yapı kullanıcılarının konforunu artırma yönündeki tasarımları teşvik etme ve ödüllendirme amaçlamaktadır. Aranan kriterlerde doğal havalandırma ve günışığı kullanımı öne çıkmaktadır.

·        Ulaşım (%8): Bisiklet ve toplu taşıma araçlarının kullanımı teşvik edilmektedir.

·        Su (%6): Su tüketimini azaltan sistemlerin kullanılmasının teşvik edilmesidir.

·        Malzeme (%12,5): Kullanılan yapı malzemelerinin çevresel etkileri onaylanmış malzemelerden seçilmesinin teşvik edilmesi.

·        Atık (%7,5): Yapı üretim sürecinde çıkan atıkların geri dönüşümü ve bina işletim ve kullanım sürecinde çıkan atıkların değerlendirilmesi desteklenir, bu yöndeki tasarımlar ödüllendirilir.

·        Saha Kullanımı ve Ekoloji (%10): Daha önce hiç kirletilmemiş arazileri ve biyoçeşitliliği korumak hedeflenmiştir.

·        Kirlilik (%6,5): Küresel ısınmaya etkisi olan zararlı akışkanlar, ışık-gürültü kirliliği, toprak ve su kaynakları kirliliğini önleyecek tasarımların teşvik edilmesidir.

·        Risk (%1)

·        İnovasyon (%10): BREEAM standart değerlendirme ölçütlerinin üstündedir. Diğer kredi kategorilerinin üzerinde, sürdürülebilirlik alanında yenilik getiren fikirlere, tasarımlara, yönetim sürecine veya teknolojik gelişmeye yapılan katkıları ödüllendirir.

 BREEAM sertifika sürecine giren bir yapı 2 aşamalı olarak sertifika alır.

Bunlar;

·        Tasarım aşaması değerlendirme, bu çalışma ara sertifika ile sonuçlanır.
·        İnşaat sonrası değerlendirme, nihai sertifika alınır.



Hangi bina tipleri için uygundur?

Tüm yeni inşa edilen kamu, özel, konut ve ticari binalar sertifika sistemine dahil edilebilir. Standartlarda listelenmiş ya da kapsam dışında olan farklı bina tipleri için Bespoke Süreci uygulanır. Bu uygulama yatırımcıya projenin gereklilikleri doğrultusunda kriterlerin adaptasyonuna izin verir.

Yeşil Bina Sertifikası Kriterleri


Yeşil bina sertifikasyon süreci alışılmış binaların dışında, belirli kriter dokümanı doğrultusunda çevresel performansı en yüksek seviyede tutarak belirli kriterlere bağlılık neticesinde ortaya çıkmaktadır.

Yeşil bina yapısını oluşturacak ürünlerin seçimi, enerjinin minimum seviyede tüketilmesi.

Küreselleşen dünya sürecinde suyun öneminin artması sonucunda su verimliliğindeki artış.

İnşaatı yapılan yeşil binanın mutlaka çevre unsurunu göz ardı etmeden doğaya ve doğal yaşamı etkileyecek unsurlara dikkat ederek yapılması,

Yapının iç ortamdaki hayat standardını yükseltmesi ve bunu teşvik edecek uygulamalar zorunluluklar getirilerek bu konularda yaşayan kişilerin bilinçlendirilmesinde etkili olması gibi önemli ve sürdürülebilir süreçleri kapsar.

Her sertifikanın farklı yeşil bina kriterleri olsa da genel hatlarıyla birbirleri ile örtüşmektedirler. Genel kabul gören kriterler şu şekildedir.
<p class="ql-align-justify">
</p><p class="ql-align-justify">Maddeler halinde de sıralayacak olursak ; </p> 
·        Araziyi en uygun şekilde değerlendiren,
·        Dönüşebilen ve geri kazanılabilen malzemeleri kullanan,
·        Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelen,
·        Fosil yakıtları olabildiğince az tüketen,
·        Gün ışığından maksimum şekilde yararlanan,
·        İç hava kalitesini denetleyen,
·        Isıtma, soğutma ve aydınlatma giderlerinde tasarruf sağlayan,
·        Gri su kullanan, yağmur suyu toplama ve arıtımına önem veren,
·        Katı atık yönetimini teşvik eden ve
·        Çatı, duvar, pencere yalıtımını en üst düzeye çıkaran binalara yeşil binalar diyebiliriz. 

Türkiye’de Bulunan LEED Sertifikalı Yeşil Binalar

Aşağıdaki haritada LEED Sertifikası ile tescillenmiş Yeşil Binaları sayılarıyla beraber görebilirsiniz.

< Resime gitmek için tıklayın >

Aşağıdaki haritada ise Türkiye’de yer alan ve LEED sertifikası almak için sertifikasyon sistemine kayıt edilmiş; tasarım, inşaat veya sertifikasyon sürecinde bulunan, yani henüz sertifika almamış binaların konumlarına yer verilmiştir. LEED sertifikalı binalar haritasındaki dağılımın bir benzeri kayıtlı projeler için de geçerlidir: LEED sertifikası için kayıt olmuş projeler çoğunlukla İstanbul, İzmir, Ankara illeri ve çevresinde bulunmaktadır. (2021)

< Resime gitmek için tıklayın >


LEED Sertifikası ile Tescillenmiş Yeşil Binaların Bazıları
< Resime gitmek için tıklayın >


Boğaziçi Üniversitesi – 1. Erkek Yurdu Binası (Hamlin Hall) (2010 yılında restore edilmiş yeni hali ile.)


< Resime gitmek için tıklayın >


Türkiye Müteahhitler Birliği Binası


< Resime gitmek için tıklayın >
Yozgat Şehir Hastanesi


< Resime gitmek için tıklayın >
Hilltown Karşıyaka AVM (İzmir)


< Resime gitmek için tıklayın >


İstanbul Havalimanı


< Resime gitmek için tıklayın >


01 Burda AVM (Adana)


< Resime gitmek için tıklayın >


           Regnum Carya Golf &Spa Resort Hotel




Türkiye’de Bulunan BREEAM Sertifikalı Yeşil Binalar


Türkiye’de 78 Adet BREEAM Sertifikalı Yeşil Bina Bulunmaktadır.


Bunlardan bazıları ;

< Resime gitmek için tıklayın >
İstanbul Küçükçekmece Belediye Binası (Türkiye’de Breeam Yeşil Bina Sertifikası alan ilk kamu binası)


< Resime gitmek için tıklayın >


Kuveyt Türk Bankacılık Üssü


< Resime gitmek için tıklayın >
Anatolium Marmara


Doğamızı koruyabilmek adına yapılan çalışmaları destekliyoruz. Umarız sertifikalı bina sayısı artarak çoğalır ve doğaya daha saygılı yapılaşma elde edilmiş olur.

Türkiye Cumhuriyeti,sertifikalı Yeşil Bina sayısı bakımından yapılan sıralamada Dünya’da 8. (sekizinci) sırada bulunmaktadır.

Düzenleme : PDF eklendi.

Bu konu için en uygun forumun burası olduğunu düşünerek sizlerle paylaşıyorum.


Sürç-i lisan etti isem affola.


Saygılarımla...


K
2 ay
VRV,VRF Klima Sistemleri Tanıtımı
VRV,VRF adıyla anılan çok iç üniteli klima sistemlerini tanıtan yazımı sizlerle paylaşıyorum.

Toplamda 34 Sayfalık yazıyı,forum üzerinden paylaşmak zor olacağı ve parça parça olacağı için sizlerle PDF olarak paylaşıyorum.

Link güvenilirdir,rahatlıkla tıklayıp PDF formatındaki yazıyı okuyabilirsiniz. Bu şekilde yapılan paylaşımlar şayet yasak ise,forum yetkililerinin tarafıma durumu bildirmeleri halinde gereken düzenlemeyi yapacağımı bildirmek isterim.

Giriş kısmına ait kısa bir kesit :

VRV,VRF Klima Sistemleri


<p class="ql-align-justify">VRF,VRV vb. kısaltmalarla anılan klima sistemleri ; değişken debili soğutucu akışkan anlamına gelen mantığa sahip olarak tek dış ünite ile birden fazla mekânın iklimlendirilmesini sağlayan ; daha çok şirket binası,hastane,AVM,otel gibi büyük soğutma/ısıtma yüküne sahip binalarda ve rezidans,villa gibi büyük konutlarda tercih edilen sistemlerdir. </p><p class="ql-align-justify">
</p>


(Son Düzenleme : Kırık PDF linki düzeltildi)


Saygılarımla...
K
2 ay
Portatif Klima mı Split Klima mı ? Avantaj ve Dezavantajlar
Portatif Klimalar ve Split Klimalar

Portatif klimalar;adıyla müsemma,taşınabilir klimalar olarak lanse edilmektedir.

Split klimalar ise kelime anlamı itibariyle “ayrık” klimalardır.

Split klimalar birbirinden ayrı iç ünite ve bir dış üniteden oluşurlar.

Portatif klimalar da aynı bileşenleri içermesiyle beraber bu bileşenlerin tamamını tek bir ürün içerisinde barındırmaktadır.

Portatif klimaların split klimalardan ön önemli farkı,taşınabilir olmalarıdır.

Bazı firmalar “Çek-Götür Klima”,"Mobil Klima" olarak da adlandırmaktadır.


Portatif Klima Split Klima

< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
Portatif Klima Daha Mantıklı Değil midir ?


Tanım olarak incelediğimizde,bir klimanın taşınabilir olması pek tabi ki sabit bir klimaya göre daha iyidir. Özellikle tek başına yaşayan ev sakinleri için çok iyi bir alternatiftir. Gündüz salonda otururken salonda,gece yatak odasında kullanılabilir (gibi düşünülebilir).

Portatif ifadesinden yola çıkarsak böyle bir düşüncenin meydana gelmesi,”Niye taşınabilir klima almak varken her odaya ayrı klima alayım?” Sorusunun sorulması gayet doğaldır.

Portatif klimalar bu denli avantajlı olsaydı,split klimaların önüne bile geçebilirdi.

Ancak pratikte maalesef bu kadar avantaj sahibi bir ürün değil.

Portatif klima,split klimalara göre birden fazla dezavantaja sahip ve bu dezavantajlar “gülü seven dikenine katlanır” misali katlanılacak kadar hafif olmayabilir.

Portatif Klimaların Split Klimalara Göre Avantajları ve Dezavantajları Nelerdir ?


Bu kısmı maddeler ile açıklarsak daha kolay anlaşılacağını düşünüyorum.

Portatif Klimaların Avantajları

1-Portatif klimalar taşınabilirdir. İhtiyacınıza göre farklı alanlarda kullanabilirsiniz.
2-Arıza haricinde servis beklemezsiniz,kurulum gerektirmez.
3-Taşınma durumlarında demontaj işlemi vb. işlemler için beklemezsiniz.
4-Cihazın üfleme yapacağı bölgeyi tamamen değiştirebilirsiniz. (Odanın uygun ölçüde istediğiniz yerine konumlandırabilirsiniz).
5-Model seçeneği azdır,duruma göre kolay tercih yapılmasını sağlayan bir avantaj sayılabilir.
6-Dış ünite bulundurmanın yasak olduğu apartmanlarda alternatif olabilir.
7-Kısa süre konaklanılacak olan kiralık konutlarda klimanın montajı,sökümü gibi dertlerle uğraşmak istenmediğinde alternatif olabilir.

Portatif Klimaların Dezavantajları

Bu kısmın daha uzun ve detaylı olacağını söylememiz mümkündür. Bu yazımızın amacı portatif klimaları kötülemek olmasa da ne yazık ki dezavantajları,avantajlarından fazladır. Hatta bu nedenle beklenen popülariteyi kazanamamıştır.

1 - Taşınabilir ama,özgürce taşınamaz.

-Portatif klimalar taşınabilirdir ancak bir vantilatör gibi özgürce her yere taşınabilir değildir.
Burada klimanın çalışma mantığından çok kısa bir özetle bahsetmemiz gerekir,

Klimalar soğutma konumunda çalışırken iç ortamdaki ısıyı emerek dış ortama atarlar. İç ortamdan emilen ısı,soğutucu akışkan boruları sayesinde dış üniteye gelir. Dış ünitede bulunan kompresör,soğutucu akışkanın sıkıştırılıp basınçlandırılarak devirdaimini sağlar. Dış ortama gelen soğutucu akışkan,kondanser ve fan vasıtasıyla ısısını dış ortama atar. İç ortamdaki ısı dışarı çıkarıldıkça iç ortamın sıcaklığı düşer ve ortam soğutulmuş olur. Konudan sapmamak adına asgari detaylar ile bu şekilde açıklayabiliriz. Isıtma konumunda ise bu döngü tersine çevrilir ve dış ünite dış ortamdan ısı emerek iç ortama taşır.

Portatif klimalarda ise iç ve dış ünite tek bir cihazın içinde olduğu için,emilen ısıyı dış ortama atmak üzere kalınca bir borunun dış ortama çıkarılması gerekir. 

< Resime gitmek için tıklayın >

Portatif klimada emilen ısı,fotoğrafta temsilen görebileceğiniz gibi boru vasıtası ile dışarı atılır. Bu sayede yine emilen ısı dışarı atıldığı için iç ortamın sıcaklığı düşürülür ve ortam soğutulmuş olur.

Bunun ne zahmeti olabilir ?

Bu borunun,dış ortama veya ev içerisinde soğutulacak olan alanın dışında bir yere çıkarılması zorunludur. Eğer bu boru çıkarılmazsa klima iç ortamdan emdiği ısıyı yine aynı ortama bırakacaktır ve klima,klima olarak değil sadece bir nem alma cihazı olarak çalışacaktır. İç ortamın nemini alacak,ancak soğutamayacaktır.

Boruyu dış ortama çıkarmak yerine evin başka bir yerine(örneğin salonda kullanırken salon kapısından koridora) çıkardığınızda ise salon soğutulurken boruyu uzattığınız alan deyim yerindeyse hamam gibi olacaktır. Bu da soğutulan mekân ile borunun çıkarıldığı mekân arasındaki sıcaklık farkını yükseltecek,soğuk salondan çıkan ve ateş gibi olmuş koridora geçen insanların ani sıcaklık değişimi sebebiyle hasta olmasına sebep olacaktır.

Sonuç itibariyle boruyu dışarı çıkarmak zorundayız,bunun kaçar yolu yok.

Bu boruyu dışarı çıkarmanın dezavantajları birden fazla diyebiliriz. Yani bu dezavantajın da dezavantajı bulunmaktadır.

Bunları şöyle açıklayabiliriz;

Boruyu dışarı çıkarmak zorunda olduğunuz için pencere,kapı gibi yerlere yakın şekilde cihazı konumlandırmak zorundasınız. Örneğin bir vantilatör gibi özgürce

istediğiniz yerde çalıştıramazsınız.

Boruyu dışarı çıkarmak için ya pencerede uygun çapta bir delik açmanız gerekecek,ya duvarı delmeniz gerekecek ya da yine yukarıdaki fotoğrafta örneğini görebileceğiniz gibi camı aralayıp çeşitli izolasyon kitleriyle camın açık kalan kısmından hava girmesini önleyerek kullanmanız gerekecek.

Her odada soba bacası deliği gibi bir delik açmamak için camı aralayarak kullanmanıza olanak sağlayan kitleri kullanmak kötünün iyisi bir çözüm sayılabilir.

-Hadi camı aralayıp boruyu dışarı verdik. Borunun derdi bitiyor mu ?

Maalesef yine bitmiyor. Boruyu dışarı verdiniz,dışarıdan içeri hava girişini engellediniz. Bu kısım çözüldü ancak işin içine birkaç teknik detay giriyor.

-Split klimalarda iç ve dış ünite hava akışı açısından birbirinden bağımsız.

Portatif klimanın iç ortamdan emdiği ısıyı pencereden vs. dışarı verdiğimiz boru ile dışarı atmasını sağlıyoruz. Bu güzel de,ısıyı dışarı atarken bu ısıyı havaya bırakıp atıyor,yani soğutma yaparken dışarı sıcak hava üflüyor,tıpkı split klimalarının dış ünitelerinin soğutma konumunda sıcak hava üflemesi gibi.

Bu havayı nerden alıyor ?

Aslında dezavantajın alt dezavantajlarından biri de bu…

Isıyı emip boru vasıtasıyla atarken havayı,soğuttuğu iç ortamdan alıyor.

Evet;hem iç ortamı soğutuyor,hem de iç ortamı soğutmak için dışarı transfer etmesi gereken havayı soğuttuğu iç ortam havasından sağlıyor.

Bu da portatif klimayı,eşdeğeri olan bir split klimaya karşı verimsiz kılıyor.

9000 Btu bir Portatif klimayı ele alalım ve karşısında da 9000 Btu bir split klima olsun. Kapasitelerin aynı olmasına karşın split klimanın verimi,performansı
şüphesiz daha üstün olacaktır.

Çünkü bahsetmiş olduğumuz gibi iç ortamdan emdiği ısıyı dışarı atarken ihtiyacı olan havayı yine soğuttuğu iç ortamdan karşılar. Yani hem iç ortamı soğutuyor,hem de soğutabilmek için soğuttuğu iç ortamdaki havanın bir kısmını dışarı atıyor. Yani deyim yerindeyse içeri kepçeyle veriyor ama,kepçenin ağzından kaşıkla alıp onu da dışarı atıyor.

-Borunun dış ortama uzatılması,cihazın özgürce istenen yere taşınmasını engelliyor ve soğutma performansını düşürüyor diye açıkladık. Ne yazık ki dezavantajı bununla bitmiyor.

Bir dezavantaj daha var ki o da iç ortam havasını vakumlaması.

Portatif klima;iç ortamı soğuturken iç ortamdan emdiği ısıyı,iç ortam havasını kullanarak dışarı atıyor. Bu performansı düşürüyor. Buna ek olarak iç ortamdan hava emilip dışarı atıldığı için,iç ortamın havasız kalmasına sebep oluyor. İç ortamdaki hava dışarı atıldığı zaman,iç ortamdaki hava eksilmiş oluyor. Yani iç ortamın havasını portatif klima vakumlamış oluyor.

Bunun dezavantaj olmasının sebebi ise adı üstünde havayı vakumladığı için ortamı havasız bırakmasıdır. Tabi statik basıncı yüksek bir elemandan bahsetmiyoruz,ortamda nefes almak mümkün oluyor ancak,ortamın havasını dışarı attığı için ya klimanın olduğu mekânın kapısını,ya da pencereleri açma ihtiyacı hissediyorsunuz. Çünkü havasız kalan ortam,içerisinde yaşayan canlıların daralmasına,oksijensiz kalmasına sebep oluyor. Camları açsanız,içeri sıcak hava girecek. Zaten güç bela soğutuyorsunuz. Kapıları açsanız içerinin soğuğu koridordan ihtiyacınız olmayan alanlara gidecek.
bir odayı soğutmak için kaç odanın enerjisini harcama ihtiyacı duyacaksınız. Buna rağmen set ettiğiniz değerde oda sıcaklığı da elde edemeyeceksiniz.

Üstelik malzeme kalitesine göre değişmekle beraber,dışarı sıcak hava taşıyan borunun materyali sıcak hava sebebiyle koku yapabiliyor.

Peki havayı vakumlama sorununa bir çözüm üretilmemiş mi ?

Aslında üretilmiş :

< Resime gitmek için tıklayın >

Evet,fotoğrafta gördüğünüz gibi çift borulu portatif klimalar. Yukarıda bahsetmiş olduğumuz, iç ortamdaki soğutulan havanın dışarı atılması dezavantajını ortadan kaldıran bir çözüm meydana getirmişler. Bu klimalarda iki adet boru bulunuyor. Biri tek borulu klimalarda olduğu gibi emilen ısının dışarı atıldığı boru,diğeri de ek olarak iç ortamın havasını kullanmamak için ihtiyaç duyulan emiş borusu.

Çift borulu portatif klimalarda ikinci boru ile,emilen ısının dış ortama atıldığı esnada ihtiyaç duyulan hava yine dış ortamdan sağlanıyor. Bu sayede iç ortam havası vakumlanmıyor ve klimanın verimi bu sebeple tek borulu portatif klimalar kadar düşmüyor.

Peki bu köklü bir çözüm mü ? Öznel bir yargı olmasıyla beraber aslına bakarsanız köklü bir çözüm değil.

Çünkü soba borusu kalınlığında tam iki adet boruyu dışarı çıkarmanız gerekiyor. Bir idi iki oldu…

Bu da klimanın portatif olma özelliğini neredeyse yitirmesine sebep oluyor. Yaklaşık olarak,akıllarda canlanabilmesi adına soba borusu kalınlığında diyebileceğimiz kalınlıkta iki adet esnek borunun camdan,duvardan dışarı çıkarılması gerekiyor. Pencerenin biri tamamiyle işgal ediliyor. Evet bu şekilde ortamda havalandırma ihtiyacı en azından klima yüzünden duymayacaksınız. Ama kocaman iki adet boruyu da dışarı vermek zorundasınız. Eğer bu konularda titiz iseniz binanın görünümü açısından da pek iç açıcı bir sonuç ortaya çıkmayacaktır. Pencerenizden dışarı çıkan iki adet büyük boru,ne kadar hoşa gider ?Tartışılır…

2-Portatif ama Sesli

En uzun şekilde anlatabileceğimiz dezavantaj,birinci dezavantajdı. İkinci dezavantajı ise klimanın sesli olması ve inverter olmaması.

Günümüzde üretilen klimaların neredeyse hepsi inverterdir. DC Inverter klimalar,ortamın ihtiyacına göre çalışma frekansını ayarlayarak hassas sıcaklık kontrolü ve daha yüksek konfor sunmaktadırlar. Inverter teknolojisinden önce tercih edilen yöntem ise “On-Off” yöntemidir. Genellikle 1 derecelik hassasiyetle ortam sıcaklığı kontrol edilir. Örneğin 24 derece ayarda soğutma konumunda çalıştırdığınızda ortam sıcaklığı 25 dereceye gelince dış ünite devreye girer,24 derece olduğunda dış ünite tamamen durur. Bu şekilde aç-kapa yaparak ortam sıcaklığını sabit tutar.

Portatif klimalar ise henüz “inverter” teknolojisi ile tanışmış değil. Duvar tipi klimalarda on-off cihaz üretimi artık kalmamışken,portatif klimalar hala on-off mantığı ile çalışacak şekilde üretilmektedir.

On-Off mantığı ile çalışan klimalar,inverter klimalara göre daha sesli çalışmaktadır. Portatif klimalar da split klimalara göre çok daha sesli çalışmaktadır. Split klimalarda dış ünite (kompresörün bulunduğu ünite) sesli olsa bile komşularınızı rahatsız etmediği sürece katlanılabilir durumda olabiliyor. Ancak portatif klimaların dış ünitesi de iç ortamda olduğu için(iç dış ünite tek cihaz içerisinde) çıkardığı ses dayanılmaz boyutlara ulaşabiliyor.

Yatak odasında portatif klima çalışırken uyumak mı dediniz ?

Ya uyumayı unutun,ya da portatif klimayı…

Portatif klimalar split klimalara göre çok daha sesli çalışmaktadırlar. Kimi zaman ortalama ses seviyesinde açık olan bir televizyonun sesini bile bastırabilecek boyutlara ulaşabiliyor. Alışırım diye hiç düşünmeyin…

Çok geniş salonunuz varsa uzak bir yere koyup şans verebilirim diyebilirsiniz ancak,eşdeğeri kapasitede olan split klimadan bile düşük performansa sahip olduğunu düşünürsek,geniş salonda soğutma ısıtmaya dair hiçbir etkisi olmayacaktır.

3- Sürekli Nem Kabı Kontrolü

Klimalar soğutmada çalışırken iç ortamdan emdikleri ısıyı dışarı atarlar. Bu esnada iç ortam havası,soğuk yüzeye sahip olan evaporatör üzerinden geçirilir. Evaporatör üzerinden geçen hava,evaporatöre ısısını bırakarak soğumuş olur. Hava,bünyesinde nemi de barındırır. Soğuk yüzeyden geçen havanın nemi,yoğuşarak su haline gelir ve split klimalarda dışarı çıkarılan tahliye hattı ile atılır. Yazın çalışan klimaların iç üniteden gelen borusundan su damlatmasının sebebi konunun dışına çıkmamak adına basitçe bu şekilde anlatılabilir. Yani gelen su,havadaki nemin yoğuşmuş halidir.

Portatif klimalarda ise dışarı uzatılan bir tahliye hattı yerine nem kabı bulunur. Klimanın alt kısmında bulunan bu kap,yoğuşup su haline dönüşen nem ile dolar.

Bu kap dolduğunda cihaz uyarı vererek çalışmayı durdurur. Uyarı verdikçe bu kabı çıkarıp veya tapasını söküp boşaltmanız gerekir. Bu da ek bir zahmettir.
< Resime gitmek için tıklayın >

Foto : Temsili Bir Evaporatör


4-Portatif Klimayla Isınmak Sıcak Bir Fikir değildir.

Portatif klimaların çoğu sadece Soğutma özelliğini barındıracak şekilde veya ısıtmayı rezistans ile yapacak şekilde tasarlanırlar.

Sadece soğutma özelliği olan modeller için ısıtmadan söz etmek zaten mümkün değil.

Isıtmayı,split klimalardaki gibi ters çevrim yoluyla yapan portatif klimalar yok denecek kadar azdır. Rezistans ile ısıtma yapanlara gelince,ısıtma için hiç cazip değildir.

Genellikle 2000-2500W rezistans ile ısıtma sağlayan portatif klimaların,ısıtma konumunda fanlı ısıtıcıdan farkı yok. Hani şu “kendini ısıtamıyor” diye eleştirilen fanlı ısıtıcılar…

Aynı rezistans ile portatif klimanın bir odayı ısıtacağını düşünmek,sonu hüsran olacak bir hayal olur.


Sonuç


Tüm bu detayları göz önünde bulundurduğumuzda,portatif klimalar taşınabilir diye lanse edilse de pek cazip değiller. Ayrıca ısıtma amacı varsa kesinlikle kârlı bir tercih olmayacaktır.

Eğer avantaj kısmında belirttiğimiz gibi bulunduğunuz apartmanın ortak kararı sonucu dış cepheye dış ünite asılması yasaksa,dış ünite için ayrı bir bölme yapılmamışsa (hem dış ünitenin asılması yasak olup hem de dış ünitelerin gizli olarak bulunabileceği bir bölme yapılmaması aşırı saçma olsa da bu karşınıza çıkabilir),çok kısa süre konaklayacağınız bir ev kiraladıysanız ve yaz aylarında perişan olmak istemiyorsanız ve bu tarz idarelik çözüm aratacak veya split klima kullanmayı olanaksız kılacak bir sebebiniz varsa özellikle ısıtması üzerine beklentiyi yüksek tutmamak şartıyla portatif klima tercih edebilirsiniz. Ancak bunu dışındaki durumlarda ortalama bir split klima ile portatif klimanın fiyatının da yakın olduğu düşünülürse portatif klimayı aklınızdan çıkarmanız,split klimaya yönelmeniz daha mantıklı olacaktır.

Bu yazıdaki amaç , portatif klimaları eleştirip yerin dibine geçirmek değildir. “Portatif” oluşunun cazibesine aldanıp yanlış tercihlere karşı uyarmaktır. Asla düşünmeyin diyemeyiz,bunun şartlarını da yukarıda örnekledik. Ancak zorunluluk dışında split klima almak varken sırf “bu taşınabilirmiş split yerine portatif alayım” diye düşünerek portatif klima alma fikrine kapılmanızın sonucu beklentinize göre değişmekle birlikte büyük ihtimalle hüsran olacaktır…

Sürç-i lisan etti isek affola…
klima5505
Saygılarımla…
K
2 ay
Klima Montajı Esnasında Vakum ve Vakumun Önemi (2021) * Klima Satın Alanlar Mutlaka Okuyunuz *
Klima Montajında Vakum ve Vakumun Önemi

Vakum;iklimlendirme ve soğutma sistemlerinin hizmete alınmasından önce uygulanan,kritik öneme sahip bir işlemdir. Ev tipi klima sistemlerinde de uygulanması zorunlu olan bu işlem,çoğu zaman son kullanıcıyı da ilgilendirmektedir.

Evlerimizde,iş yerlerimizde kullandığımız veya kullanılan klima sistemleri “split” klimalardır.







Split Klima Nedir ?

Split,kelime anlamı olarak “ayrık” anlamına gelmektedir. Split Klima,(en az) bir adet iç ünite ve bir adet dış üniteden oluşmaktadır.

Geçmiş yıllara dönüldüğünde,klimaların “pencere tipi” olarak anılan,tek parça halinde oldukları bilinmektedir.

Bu klimalarda iç ve dış ünite diye bir ayrım yoktur. Tek parça olan ünitenin bir kısmı iç ortamda,bir kısmı dış ortamda bulunur ve bu üniteler birbirinden bağımsız değildir.

Günümüzde kullanılan split klimalar ise birbirinden ayrı iç ve dış üniteden oluşurlar.

İç ünite tamamen iç ortamda,dış ünite ise tamamen dış ortamda bulunur.

Söz konusu iki ünite arasında klimanın soğutma ve ısıtma işlevini yerine getirmesini sağlayan “soğutucu akışkan” , iç ve dış ünite arasına döşenen bakır veya alüminyum borular ile taşınır.

Elektriksel irtibat ise yine iç ve dış ünite arasında döşenecek olan elektrik kabloları ile sağlanır.

Klimanın kalbi sayılabilen kompresör ise dış ünitede bulunur. Klima sisteminde en önemli işlevi gerçekleştiren kompresör,klimanın en yüksek tüketime ve en yüksek ses seviyesine sahip olan elemandır.

Kompresörün dış ünitede olması,diğer eski tip klima sistemlerine göre klimanın çok daha sessiz çalışmasını sağlamaktadır.

< Resime gitmek için tıklayın >
Bakır Boru Alüminyum Boru



< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >


Split Klima Sisteminde Vakum ve Vakumun Önemi


Klimalar,içerisinde bulunan soğutucu akışkanın kompresör tarafından sıkıştırılması ve iç-dış ünite serpantin borularında dolaştırılması sonucu gerçekleşen ısı transferi ile ısıtma-soğutma işlemini gerçekleştirirler.

Aynı zamanda kompresör içerisinde bulunan ve kompresörün hareketli parçalarının yağlanmasını sağlayan kompresör yağı,belirli miktarda soğutucu akışkan ile karışarak soğutucu akışkan ile beraber klima sisteminde dolaşır. Bu sayede kompresörün soğutucu akışkanı basınçlandırdığı,soğutucu akışkanın kompresörün içerisinde temas ettiği hareketli bölümlere yağlama yağı da temas edip dolaşarak yağlamayı sağlar.

Klima sisteminde sadece bu iki madde dolaşmalıdır. Bu sisteme yabancı olan her madde,klimanın performansını ve ömrünü olumsuz yönde etkiler. Hava ve içerisinde bulunan nem bunlardan ikisidir.

Klima sisteminde dolaşım gerçekleştirecek olan iki madde “Soğutucu Akışkan” ve “Kompresör Yağıdır”.

Klima sisteminde bulunmaması gereken yabancı maddelerden ikisi de “Hava” ve “Nemdir”.

Split klimalarda soğutucu akışkan,üretim aşamasında dış ünite içerisine basılır.

Klima dış ünitesinin servis vanaları kapalı durumdadır. Dış ünite boruları içerisinde soğutucu akışkan,kompresörün dip kısmında (karter) kompresör yağı bulunur. Bu nedenle dış ünitenin dahili tesisatında herhangi bir şekilde hava ve nem bulunmaz.
Klima iç ünitesinin borularına ise üretim aşamasında azot basılır. İç ünite boruları azot basılı haldedir ve iç ünitenin bağlantı uçları kapatılmıştır.

İç ünite borularına basılan azot aynı zamanda “test gazıdır”. Montaj aşamasında iç ünite borularının ucu açıldığında bu azotun basınçlı bir şekilde çıkması gerekir. Bu durumun gerçekleşmemesi,azotun iç ünitenin montaj aşamasına kadar beklediği sürede iç üniteden çıktığını,dolayısıyla üretim hatası sonucu bir kaçak söz konusu olduğunu gösterir.

İç ünite ve dış ünite monte edildiğinde,iç ve dış ünite arası soğutucu akışkan devirdaimini sağlayacak bakır veya alüminyum boru içi boş halde klima sistemine irtibatlandırılır. Orijinal olarak kullanılması gereken boru materyali bakır olmalıdır. Maliyeti düşürmek adına alüminyum boru kullanımı da tercihler arasındadır.

Klima iç ve dış ünitesi arasında kullanılacak boru,uçları açık ve atmosfere açık şekilde klima sistemine irtibatlandırılır.
Bu nedenle borunun içerisi,ağzı açık bir pet şişe gibi hava doludur.Hava,aynı zamanda bünyesinde nemi de barındırır.

Klimanın iç ve dış ünitesi arasında kullanılan borunun içi ve içindeki azot dışarı atıldıktan sonra iç ünitede bulunan borular hava ve bünyesinde barındırdığı nem ile doludur.

Bu iki yabancı maddenin (hava ve nem) klima sisteminde,soğutucu akışkan ve yağ ile beraber dolaşımda olmaması gerekmektedir.

Söz konusu yabancı maddelerin klima sisteminde bulunması,klima sisteminin performansını düşürmektedir.

Çünkü klima sisteminde ısı transfer yeteneğine sahip soğutucu akışkan ile beraber soğutucu akışkan kadar ısı transfer yeteneğine sahip olmayan ve aynı sıcaklıkta aynı özellikleri gösteremeyen yabancı bir madde (hava) bulunmuş olacaktır. Bu da performansı olumsuz yönde etkileyecektir. Tıpkı bir aracın fren sisteminde hava bulunması gibidir. Nasıl ki fren sisteminde yabancı olan hava fren performansını olumsuz etkiliyorsa,klima sisteminde bulunan hava da ısıtma-soğutma performansını olumsuz yönde etkileyecektir.

Havanın içerisinde bulunan nem ise kompresör içerisinde bulunan yağlama yağının daha kısa süre zarfında yağlama özelliğini yitirmesine sebep olacaktır.

Bu da kompresörün yeteri kadar yağlanamaması sonucu arıza vermesine sebep olacaktır.

Aynı zamanda sisteme karışan nem,kompresörün iç parçalarının uzun vadede korozyona uğramasına olanak sağlayacaktır.

Ayrıca sistem içerisinde kalan nem ile buluşan, higroskopik bir kimyasal olan kompresör yağı asit meydana getirecek ve soğutucu akışkanın dolaştığı (kompresör,4 yollu vana,kılcal ve akışkan boruları) bölümleri/parçaları hasara uğratacaktır.

*Higroskopik : Nemi bünyesine çeken,nemi emen maddelerin özelliğine verilen isim.


< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
Montaj esnasında havanın nemi çok fazla ise sisteme nemi fazla olan hava girmiş olacaktır. Söz konusu yüksek miktarda bulunan nem,klima sisteminin bir parçası olan kapiler ( kılcal ) borunun veya "expansion valve" (genleşme valfi)'nin içerisinden geçerken soğutucu akışkana ısı vererek donar ve soğutucu akışkanın geçişini engeller,bloke eder.

Bu da söz konusu andan itibaren klimanın soğutma/ısıtma işlevini yerine getirememesine sebep olur. Çünkü nem donarak kapiler hattını tıkar ve soğutucu akışkan devirdaimi durmuş olur.

Kılcal Boru Expansion Valve (TXV - EXV)

< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >


Tüm bu sorunları meydana getirecek olan hava ve nemi sistemden uzaklaştırmak ise zor bir işlem değildir.

Vakum İşleminin Yapılışı


Vakum işlemi için ;
-Vakum Pompası
-Soğutucu Akışkan Servis Hortumları
-Soğutucu Akışkan Manifold ve Manometresi
 Veya Vakummetre (Vakum Saati) elemanları gerekli olacaktır.

< Resime gitmek için tıklayın >

Soğutucu akışkan servis hortumu,dış ünite servis vanalarına bağlanır.


< Resime gitmek için tıklayın >
Dış üniteye bağlanan servis hortumu,manometreye(veya vakummetreye) ve vakum pompasına bağlanır.

< Resime gitmek için tıklayın >
Vakum Pompası,servis vanasına bağlanan hortum vasıtasıyla klima tesisatında bulunan havayı ve beraberindeki nemi vakumlayarak atmosfere tahliye eder (dışarı atar). Böylelikle borular içerisinde bulunan hava ve nem ait olduğu yere geri dönmüş olur :)

Borular içerisinde bulunan havayı tamamen boşaltmak,vakumlamak mümkün değildir. Bunun mümkün olması demek ; bir pet şişenin içindeki havanın boşaltılması sonucu pet şişenin büzülmesi gibi boruların da dümdüz olacak şekilde büzülmesi demektir. Bu kadar kuvvetli vakum işlemi yapılması mümkün olsa bile klimanın kullanılmasını imkansız kılacaktır.

Bu nedenle yapılan vakum işlemi,sistem içerisindeki hava ve nemi “mümkün mertebe” almaktadır. Tam vakum,mümkün değildir. Yapılacak olan vakum işlemi “ideal vakum”dur.

İdeal Vakum,Vakummetre ile izlendiğinde “500 Micron” ve altı değerlere sahiptir.

Çok kuvvetli bir vakum pompası 80-100 Micron değerlere inebilir. Ancak 500 Micron ve altı vakum değeri “ideal vakum” tanımını karşılar. Bu bağlamda 500 Micron ve altı değerlerde sisteme “vakum yapılmış” sayılabilir. Analog Manometreler için de 0’ın altı değerler sistemin vakumlandığını gösterir.

< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >

Vakum işlemi yapılırken vakum süresi,zaman ile ölçülemez. Daha doğrusu vakumun bitiş zamanı,süre ile ölçülemez. Esas alınması gereken değer,micron miktarı veya manometre değeridir.

Analog Manometrelerde “0” değeri,sistemin basıncının atmosfer basıncı ile eşit olduğunu gösterir.

Hem soğutucu akışkan şarjı,hem de vakum amacıyla kullanılabildiği için çoğunlukla servis teknisyenleri tarafından analog manometreler kullanılır. Analog Manometrelerde 0’ın altındaki değerler sistemin atmosfer basıncından daha düşük bir basınca sahip olduğunu (sistemin vakuma düştüğünü) gösterir.

Bahsetmiş olduğumuz gibi vakum,süreyle ölçülemez. Mutlaka gösterge takip edilmelidir. Ancak elde edilen tecrübeler doğrultusunda,ekstra uzunlukta boru çekilmemişse 15 dakikalık vakum işlemi yeterlidir.

Vakum işlemi tamamlandıktan sonra , önce manometre vanası ve ardından vakum pompası kapatılır. Önce vakum pompasının kapatılması,servis hortumlarında check valve yok ise yapılan vakumun boşa gitmesine,sistemden vakumlanan havanın sisteme tekrar geri girmesine sebep olacaktır.

Bu nedenle vakum devam ederken manometre vanası kapatılmalıdır ve ardından vakum pompası kapatılmalıdır. İşlem bittikten sonra hortumlar dış ünite servis vanalarından sökülmemelidir. Vakum işlemi bittikten sonra,hortumlar sökülmeden önce takriben 10-15 dakika süreyle beklenmelidir.

Vakum yapılırken,gösterge negatif değerlere düşmüyorsa sistemde büyük bir kaçak vardır. Bu nedenle kaçak olan kısımdan sürekli hava gireceği için sistem vakuma düşmeyecektir.

Küçük kaçakların tespiti için ise vakum bittikten sonra bir süre beklenmelidir. Kaçak söz konusu ise,kaçak olan kısımdan sisteme hava gireceği için manometre ibresi tekrar yükselecektir. Bu da fabrikasyon hataları ve/veya işçilik hatalarını sisteme devreye almadan tespit etmeye olanak sağlar.

Sistemde kaçak olmadığına kanaat getirildikten sonra,dış ünite servis vanaları az bir miktar açılır. Böylelikle klima sistemine bir miktar soğutucu akışkan salınmış olur. Bu sayede vakumdan ötürü meydana gelen negatif basınç,sisteme soğutucu akışkanın salınması ile beraber nötr konuma gelir. Bu işlemin ardından dış ünite servis vanalarına bağlı hortum sökülebilir. Sisteme bir miktar gaz verilmesinin sebebi,hortum sökülürken içeriye hava girmesini önlemek ve vakumun boşa gitmemesini sağlamaktır. (Servis hortumunun bağlandığı kısım sibobludur).

Hortumun sökülmesinin ardından servis vanaları tamamen açılır,servis vanalarının kapakları takılarak sıkılır ve klima test çalışmasına hazırdır.

(Son Düzenleme : Resimler düzenlendi)
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.