Türkiye'nin AB macerasının başarısızlıkla sonuçlanacağı muhakkaktır. Yaklaşık kırk yıldır süren birleşme/bütünleşme çalışmaları bugüne değin daima Türkiye'nin ve Türk Ulusu'nun zararına sonuçlar doğurdu,doğuruyor...
Ekonomik refah sağlama amacıyla başlayan Avrupa yolculuğu kültürel, siyasal, hukuksal ve toplumsal açıdan her geçen gün aleyhimize işliyor. Bu yolculukta ekonomik veçhe de dahil olmak üzere lehimize işleyen hiçbir taraf yok. Zaten aksini düşünmenin mümkün olamayacağı tarihsel süreç iyi okunduğunda anlaşılmaktadır.
AB'ye girmenin ulusallığı, ulusal egemenliği, ulusal hukuku ve ulusal bağımsızlığı tümüyle ortadan kaldıracağı ve Türkiye'yi AVRUPA BİRLEŞİK DEVLETLERİ'nin bir eyaleti konumuna sürükleyeceği besbellidir. Bu husus,üzerinde hiçbir tartışmaya olanak vermeyecek kadar açıktır. O halde Türkiye'nin izlemesi gereken yol nedir ?
Öncelikle AB ile üyelik görüşmeleri derhal sona erdirilmeli ve üyelik hedefinden vazgeçilmelidir. Bu, AB ülkeleri ile her türlü siyasi ve ticari ilişkilerin kesileceği anlamını içermiyor. Böyle bir istemi dillendirmek zaten akıldışıdır. Ancak ulusal onurumuzu yaralayıcı ve ulusal çıkarlarımıza aykırı alçaltıcı üyelik çabaları daha fazla sürdürülemez. Türkiye hukuksal, kültürel ve siyasal alanlarda verdiği ödünleri telafi edici uygulamaları tez elden yaşama geçirmeli ve aynı zamanda ekonomik sömürünün hukuksal zeminini oluşturan gümrük birliği anlaşmasını feshetmelidir. Ege'deki haklarının tartışılmaya açılması anlamını içeren Yunanistan'la deniz ve hava sınırı anlaşmazlıklarını tanımadığını ilan ederek, kendi görüşlerinden hiçbir surette vazgeçmeyeceğini en üst düzeyde bir kararlılıkla açıklamalıdır. "Kıbrıs Sorunu" biçiminde bir tanımlamanın Türkiye için hiçbir anlam taşımadığı, KKTC'nin egemen ve bağımsız bir devlet olarak tanınmasından başka bir çözümün kabulünün mümkün olmayacağı da tüm dünyaya duyurulmalıdır. AB'nin alternatifi olarak bağımsız Türk Devletleri ile bir bütünleşme hareketine başlanmalıdır.
Türkiye en kısa sürede Azerbaycan, KKTC ve Türkmenistan'la konfederatif bir yapı kurmak için planlar yapmalı ve bu planları periyodik olarak yaşama geçirmelidir. Böylesi bir devletler konfederasyonu bizi " süper güç " konumuna taşıyacaktır.
Bu konfederasyona " HAZAR KONFEDERASYONU " veya " OĞUZ KONFEDERASYONU " adı verilebilir. Doksan milyonluk nufusu, petrol ve doğalgaz gibi zenginlikleriyle devasa bir güç oluşturacak olan bu konfederasyon dünyadaki dengeleri yerinden oynatacak ve tarihin akışını değiştirecektir.
Gerçekleşmesi asla bir hayal olmayan bu ulusal amaç daha büyük ve daha nihai olan TURAN ÜLKÜSÜ'nün ilk adımı olacaktır.
Sultangaliyev'in dünya Türklüğüne emaneti olan BİRLEŞİK TOPLUMCU TURAN DEVLETİ ülküsü, " HAZAR KONFEDERASYONU " ile mayalanacak, konfederatif yapı zamanla Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve ileride bağımsızlıklarını kazanacak diger Türk devletlerinin katılımına da zemin hazırlayacaktır. Hazar Konfederasyonu için gerek Türkiye, gerek Azerbaycan, gerek KKTC, gerekse Türkmenistan'da halkın, kamuoyunun ve siyasal otoritenin çok ciddi bir muhalefet sergileyeceği söylenemez. Nitekim anılan devletlerin siyasi önderleri yaptıkları kimi konuşmalarında kendilerinin " aynı milletin devletleri " olduklarını dile getirmişlerdir. Aynı ulusun birden çok devletinin olması doğal değildir. O halde tek bir ulusun çocukları tarafından kurulan bu devletler bir birleşme sürecini başlatmalıdırlar.
Hazar Konfederasyonu'nun önündeki engellerin neler olabileceği Türkçüler için tahmini zor olmayan bir konudur. ABD, AB, Rusya, Çin ve elbetteki İran bu oluşumu engellemek için her yola başvuracaktır. Ama Türklüğün harekete geçirilmiş güçlü iradesi engelleri kolaylıkla aşabilir. Sanıyorum Türk ulusçularının Hazar Konfederasyonu'na giden yolda aşmaları gereken en önemli emgellerden biri Ermeni işgalindeki Azerbaycan topraklarının kurtarılması ve Azerbaycan ile Nahcivan arasında toprak bağlantısının kurulmasıdır. Bu da iki şekilde mümkündür. Birincisi; Güney Azerbaycan'ın istiklali, ikincisi ise; Ermeni topraklarının bir kısmının işgalidir.
Türkiye'nin rotasının AB'den Hazar Konfederasyonu'na doğru çevrilebilmesi için TÜRKÇÜ TOPLUMCULAR'ın siyasal erki ele geçirmeleri temel koşuldur.Bu koşulun sağlanması hiç kuşku yokki bizim elimizdedir. Bizim yani TÜRKÇÜ TOPLUMCULAR'ın ortaya koyacakları çalışma azmi Türklüğün yazgısını değiştirecek ve bizi ülküye taşıyacaktır. Pek uzak olmayan bir zamanda Hazar Konfederasyonu'nun gerçekleşeceğine inanıyoruz.
Ekonomik refah sağlama amacıyla başlayan Avrupa yolculuğu kültürel, siyasal, hukuksal ve toplumsal açıdan her geçen gün aleyhimize işliyor. Bu yolculukta ekonomik veçhe de dahil olmak üzere lehimize işleyen hiçbir taraf yok. Zaten aksini düşünmenin mümkün olamayacağı tarihsel süreç iyi okunduğunda anlaşılmaktadır.
AB'ye girmenin ulusallığı, ulusal egemenliği, ulusal hukuku ve ulusal bağımsızlığı tümüyle ortadan kaldıracağı ve Türkiye'yi AVRUPA BİRLEŞİK DEVLETLERİ'nin bir eyaleti konumuna sürükleyeceği besbellidir. Bu husus,üzerinde hiçbir tartışmaya olanak vermeyecek kadar açıktır. O halde Türkiye'nin izlemesi gereken yol nedir ?
Öncelikle AB ile üyelik görüşmeleri derhal sona erdirilmeli ve üyelik hedefinden vazgeçilmelidir. Bu, AB ülkeleri ile her türlü siyasi ve ticari ilişkilerin kesileceği anlamını içermiyor. Böyle bir istemi dillendirmek zaten akıldışıdır. Ancak ulusal onurumuzu yaralayıcı ve ulusal çıkarlarımıza aykırı alçaltıcı üyelik çabaları daha fazla sürdürülemez. Türkiye hukuksal, kültürel ve siyasal alanlarda verdiği ödünleri telafi edici uygulamaları tez elden yaşama geçirmeli ve aynı zamanda ekonomik sömürünün hukuksal zeminini oluşturan gümrük birliği anlaşmasını feshetmelidir. Ege'deki haklarının tartışılmaya açılması anlamını içeren Yunanistan'la deniz ve hava sınırı anlaşmazlıklarını tanımadığını ilan ederek, kendi görüşlerinden hiçbir surette vazgeçmeyeceğini en üst düzeyde bir kararlılıkla açıklamalıdır. "Kıbrıs Sorunu" biçiminde bir tanımlamanın Türkiye için hiçbir anlam taşımadığı, KKTC'nin egemen ve bağımsız bir devlet olarak tanınmasından başka bir çözümün kabulünün mümkün olmayacağı da tüm dünyaya duyurulmalıdır. AB'nin alternatifi olarak bağımsız Türk Devletleri ile bir bütünleşme hareketine başlanmalıdır.
Türkiye en kısa sürede Azerbaycan, KKTC ve Türkmenistan'la konfederatif bir yapı kurmak için planlar yapmalı ve bu planları periyodik olarak yaşama geçirmelidir. Böylesi bir devletler konfederasyonu bizi " süper güç " konumuna taşıyacaktır.
Bu konfederasyona " HAZAR KONFEDERASYONU " veya " OĞUZ KONFEDERASYONU " adı verilebilir. Doksan milyonluk nufusu, petrol ve doğalgaz gibi zenginlikleriyle devasa bir güç oluşturacak olan bu konfederasyon dünyadaki dengeleri yerinden oynatacak ve tarihin akışını değiştirecektir.
Gerçekleşmesi asla bir hayal olmayan bu ulusal amaç daha büyük ve daha nihai olan TURAN ÜLKÜSÜ'nün ilk adımı olacaktır.
Sultangaliyev'in dünya Türklüğüne emaneti olan BİRLEŞİK TOPLUMCU TURAN DEVLETİ ülküsü, " HAZAR KONFEDERASYONU " ile mayalanacak, konfederatif yapı zamanla Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve ileride bağımsızlıklarını kazanacak diger Türk devletlerinin katılımına da zemin hazırlayacaktır. Hazar Konfederasyonu için gerek Türkiye, gerek Azerbaycan, gerek KKTC, gerekse Türkmenistan'da halkın, kamuoyunun ve siyasal otoritenin çok ciddi bir muhalefet sergileyeceği söylenemez. Nitekim anılan devletlerin siyasi önderleri yaptıkları kimi konuşmalarında kendilerinin " aynı milletin devletleri " olduklarını dile getirmişlerdir. Aynı ulusun birden çok devletinin olması doğal değildir. O halde tek bir ulusun çocukları tarafından kurulan bu devletler bir birleşme sürecini başlatmalıdırlar.
Hazar Konfederasyonu'nun önündeki engellerin neler olabileceği Türkçüler için tahmini zor olmayan bir konudur. ABD, AB, Rusya, Çin ve elbetteki İran bu oluşumu engellemek için her yola başvuracaktır. Ama Türklüğün harekete geçirilmiş güçlü iradesi engelleri kolaylıkla aşabilir. Sanıyorum Türk ulusçularının Hazar Konfederasyonu'na giden yolda aşmaları gereken en önemli emgellerden biri Ermeni işgalindeki Azerbaycan topraklarının kurtarılması ve Azerbaycan ile Nahcivan arasında toprak bağlantısının kurulmasıdır. Bu da iki şekilde mümkündür. Birincisi; Güney Azerbaycan'ın istiklali, ikincisi ise; Ermeni topraklarının bir kısmının işgalidir.
Türkiye'nin rotasının AB'den Hazar Konfederasyonu'na doğru çevrilebilmesi için TÜRKÇÜ TOPLUMCULAR'ın siyasal erki ele geçirmeleri temel koşuldur.Bu koşulun sağlanması hiç kuşku yokki bizim elimizdedir. Bizim yani TÜRKÇÜ TOPLUMCULAR'ın ortaya koyacakları çalışma azmi Türklüğün yazgısını değiştirecek ve bizi ülküye taşıyacaktır. Pek uzak olmayan bir zamanda Hazar Konfederasyonu'nun gerçekleşeceğine inanıyoruz.
Çalışacağız ve başaracağız...
TANRI BİZİMLEDİR!
Cemil KILIÇ www.turkcutoplumcu.com