T

Er
14 Kasım 2009
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
0 üye
Görüntülenme (?)
7 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
T
13 yıl
Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi OSGB İstanbul
Kısa adıyla OSGB diğer bir adıyla“Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimii“

İşyerinde en az 50 işçi çalıştıran işverenler, ilgili yasa tarafından belirlenen iş sağlığı ve güvenliği prosedürünü yerine getirmek için işyeri ve sağlığı birimi kurması gerekmektedir ve işveren tarafından oluşturulan bu İş Güvenliği ve Sağlık birimi ;

en az bir işyeri hekimi ile sanayiden sayılan işlerin yapıldığı işyerlerinde en az bir iş güvenliği uzmanından ve yapılacak çalışmalara yardımcı olmak için gerektiğinde diğer personelden oluşur. İşverenlerinin mutlaka yerine getirmesi gereken bu yükümlülük Genel Müdürlük tarafından yetkilendirilmiş ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmetin tamamı veya bir kısmı alınarak da yerine getirilebilir.

2013 yılı başı itibariyle güncellenen yeni İş Güvenliği yasasıyla birlikte bu prosedüre uymayan işyerlerini ağır cezalar beklemektedir.

“Ortak Sağlık Güvenlik Birimi’’ ve İşyeri Sağlık ve Güvenliği birimi ile eş zamanlı ve ortak yaptıkları çalışmalar çerçevesinde , işyerinde normal iş akşının güvenli bir ortamda sağlanmasını ve verimli çalışma ortamının oluşturulmasını sağlamaya çalışırlar. Bütün bu çalışmalar doğrultusunda daha çalışmalar daha önceden yapılan kontrollerin sonucu belirlenen plan çerçevesinde yapılır.

Buna göre Ortak Sağlık Güvenlik Birimi;
a) İşçilerin sağlık gözetimi,
b) Çalışma ortamının gözetimi,
c) Eğitim, danışmanlık ve bilgilendirme
ç) İlkyardım ve acil müdahale
d) Kayıt ve istatistik,
görevleri başta olmak üzere buna benzeri diğer bir çok görevleri yerine getirmek, kontrol etmek ve yürütmekle yükümlüdür. Ortak Sağlık Güvenlik Birimi çalışma ortamının gözetimi için işyerlerinde sağlık ve güvenlik tehlikelerine karşı yürüteceği her türlü önleyici ve düzeltici faaliyetleri düzenler.

Ortak Sağlık Güvenlik Birimi

Ortak sağlık güvenlik birimi, işçilerin sağlığın ve güvenliğini korumak için hizmet verir ve bununla birlikte işçilerin çalıştıkları yerleri sağlık ve güvenlik açısından uygun duruma getirmek için hizmet verir. Bu çalışmalar sonucunda işyerlerinde meydana gelebilecek kazaların asgariye indirilmesi hedeflenir. OSGBilk yardım ve acil müdahale için, işyerlerinde kaza, yangın, doğal afetler gibi acil müdahale gerektiren durumlar için acil durum planlarının hazırlanmasını, ilkyardım ve acil müdahale bakımından yapılması gerekenleri, uygulamaları organize eder, yürütür ve ilgili diğer birim, kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapar.

< Resime gitmek için tıklayın >
Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi işyerinde iş güvenliği ve sağlığı konusunda yetkili olduğu için her hangi bir gereçeyle sorumluluklarını hafife alamaz. Şayet uygulanması gereken çalışmalara işyeri sahipleri her hangi bir nedenden dolayı karşı çıkarlarsa Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi durumu bağlı bulundukları birimlere bildirmek zorundadırlar.

Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi’nin yukarıda belirttiğimiz görevleri ve sorumlulukları dışında ayrıca; İşyerinde 22.05.2002 tarihli ve 24762 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan İlkyardım yönetmeliğine göre bulunması gereken, ilkyardımcı olacak kişilerin gerekli eğitimleri almasını sağlayacak organizasyonları yapar. Ortak sağlık güvenlik birimi kayıt ve istatistik bilgileri için, çalışma ortamı ve işçilerin sağlık gözetimine ait bütün bilgileri kayıt altına alır ve belgeleri muhafaza eder. Bununla birlikte iş yerinin ticari sırlarını güvenlik altına alma zorunluluğu vardır. İşyerinin 3. Kişiler tarafından bilinmesi durumunda işyerini zor durma düşürebilecek bilgilerin korunması Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi’ nin dikkat etmesi gereken diğer bir husustur.


Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi yıllık çalışma planı çerçevesinde yürütülmesi planlanan hizmetleri ile ilgili olarak işbirliği ilkesine uygun yıllık çalışma planı hazırlar ve hazırlanan plan işveren tarafından onaylanır.OSGB ve işveren tarafından onaylanan plan işyerinde ilan edilir ve bir nüshası Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi tarafından muhafaza edilir.



Ortak Sağlık Güvenlik Birimi yıllık değerlendirme raporu için, işyerindeki sağlık ve güvenlik gözetimi ile ilgili çalışmaları kaydeder ve belirtilen örneğe uygun yıllık değerlendirme raporu hazırlayarak işverene, iş sağlığı ve güvenliği kuruluna ve Genel Müdürlüğe gönderir.İşveren ortak iş sağlığı ve güvenliği birimi hizmetini aldığı danışman firma ile yönetmelikte belirlendiği şekilde sözleşme yapmak zorundadır. Sözleşme 3 nüsha olarak düzenlenir. Bu nüshalardan biri işverende, biri firmada kalır ve biri de Genel Müdürlüğe gönderilir.



Yanlış algı sonucu oluşan kolay ve emeksiz para kazanma gibi görünen Ortak Sağlık Güvenlik Birimiaslında gerek sorumlulukları gerekse görevleri itibariyle ciddi sorumluluk isteyen ve riskli bir iştir. İşyerlerinde meydana gelebilecek kazaların ilk sorumlusu olarak gerekli birimleri ilk hesap verecek olan da aynı şekilde Ortak Sağlık Güvenlik Birimi ve haliyle bu birim sorumlarıdır. Bu yüzden oluşan yanlış algının yanlışlığı konusunda Tema Akadmi olarak vurgu yapma gereksinimi hissettik.
T
14 yıl
SEO Rehberi Sitesi
Kuruluş Tarihi: 2012
Site Dili: Türkçe Rusça
Site İçeriği : Analiz, SEO, Rusça Kaynak
Site Adresi: http://www.ersintezcan.com

< Resime gitmek için tıklayın >


2004 yılından itibaren Sosyal Paylaşım Ağı olan Dudu, ve Bilişim Şirketi Asia Green IT başta olmak üzere bir çok kurumun SEO çalışmalarını yapan Ersin Tezcan'ın kişisel Blogu'dur.
Uzun yıllar SEO üzerinde edindiği bilgi ve tecrübeleri Blog'unda paylaşarak bir taraftan Türkiye'de SEO kavramına katkıda bulunurken diğer taraftan, sitelerini
SEO noktasında geliştirmek isteyen kullanıcılara yardımcı olmayı amaçlamaktadır.

Etkili SEO teknik ve ipuçları'nı yazılı ve görsel olarak detaylı bir şekilde Blog'unda ele alan Tezcan, paylaştığı eşsiz bilgilerle kısa sürede sitenizin arama motorlarında üst sıralarda çıkmasını sağlamanızda size yardımcı olacaktır.
T
14 yıl
Kefline; Rusça kaynak, SEO makaleleri
Kuruluş Tarihi: 2012
Site Dili: Türkçe Rusça
Site İçeriği : Analiz, SEO, Rusça Kaynak
Site Adresi:www.kefline.com



< Resime gitmek için tıklayın >

Kefline.com 2012 yılında kuruldu. Site Türkçe ve Rusça yayın yapmaktadır.

Kefline.com; Teknolojik , İnternet,Oyun, Spor, Magazin, Kültür, Sanat ve diğer tüm kategorilerde güncel haber Analiz sunmaktadır. Keflie bir haber sitesi değil, güncel olan her konuda analiz yapan bir portaldır.

Bunun dışında, Kefline yazarları SEO makaleleri yazarak site site ziyaretçilerine websitelerini geliştirme noktasında katkı sağlamaktadırlar. SEO üzerine sitede güncel, özgün ve faydalı yüzlerce makale bulmanız mümkün.

Ayrıca kısa bir süre önce Kefline yönetimi, Rusça öğreneneler için geniş ve özgün bir bölüm oluşturma çalışmalarına başladı. Bu çerçevede her gün onlarca en güzel Rusça Sözleri ve cümleleri Türkçeye çevirmektedirler.

Site Türkçe ve Rusça olduğu için yoğun şekilde Rus kullanıcılarında ilgisini çekmektedir. Rusça kısmında yazarların çoğu Rusyalıdır ve kendi ana dillerinde makaleler yazmaktadır. Bu yüzden, kefline bütün yukarıda anlatılanların dışında, Rusça öğrenenler için eşsiz bir kaynak olma görevinide sütlenmektedir.

Kefline, yeni bir site olmasına rağmen, kısa zamanda günlük onbinlerce ziyaretçiye ulaşmayı başararak bir değer olma noktasında emin adımlarla ilerlemektedir.

Site hakkında görüşlerini yazan arkadaşlara şimdiden teşekkürler.


KINA GECESİ NEDİR?

Kına gecesi, yüzyıllardır devam eden geleneklerimizden olup, yapılış şekilleri değişse de yine de özelliğini koruyacak bir kültürdür. Kına yakma geleneğine paralel olan kına gecesi düğünün arefesinde kocasına kurban olsun zihniyetiyle simgelenir. Vatana kurban olsun diye askere, Allah a kurban olsun diye kurbanlık koçlara, kocasına kurban olsun diye gelinlik kızlara kına yakılır. Tabi ki; buradaki amaç temenniden ibarettir.
Kına geceleri, ufak çapta da olsa merasim şeklinde kutlanır. Belli kural kaideleri, kendine has kına malzemeleri, elbiseleri ve türküleri vardır. Düğünden önce ağırlıklı kız tarafının eşlik ettiği, erkeklerin pek yer almadığı kına geceleri, gelinin annesinin evinde son gecelerini simgeleyen bir kavram anlamına gelir aynı zamanda. Önceleri hemen hemen her kesimin düzenlediği kına gecesi günümüzde daha çok Anadolu da ve kentteki geleneklerinden kopmamaya çalışan aileler tarafından yapılmaktadır. Gayet eğlenceli geçen kına geceleri, gelinin ailesinin yanında geçirdiği vakitlerin sona yaklaşması hasebiyle kimi zaman yerini ağlamalara ve ağıtlara bırakır. Yapılış şeklinden kısaca bahsedecek olursak; Kına gecesinde gelin bindallısını giydikten sonra başına kına başörtüsü örtüsü örtülür. Tasın içerisinde kına karıştırıldıktan sonra süslü bir kına tepsisine konulur. Akabinde bu tepsiyi tutan bir hanım, arkasında gelin ve onun arkasında da ellerinde mum yakan genç kızlar eşliğinde oturacakları yerin etrafında bir süre dönerler ve gelin ve damat otururlar. Kına yakılırken gelinin etrafında türküler söylenir. Yine adetten olan bir detayda kına yakılma esnasında gelin elini açmaz. Sonrasında erkek tarafından birinin eline altın koymasıyla kına yakma işlemiş başlamış olur.
Son zamanlarda kız evi veya oraya yakın toplanılacak bir yeri tercih etmeyen şahıslar kına gecesi organizasyonu düzenleyen firmaların mekanlarına rağbet göstermektedirler. Bu firmalar biraz külfetli olsa da kına gecesi düzenleyenlerin işlerini gayet kolaylaştırmaktadır. Çünkü kına gecesinde kullanılan malzemelerin ( bindallı, kaftan, kına mumu, el gülü, kına sepeti, kına tepsisi, kına çerezleri, çerez keseleri, tüm kına çeşitleri ) temininden ışıklandırma ve ses sistemine varana kadar hepsini sağlamaktadır.

kına malzemeleri

Kına gecesinde ihtiyacınız olan tüm kına malzemelerini firmamızdan çok uygun fiyatlarla temin edebilirsiniz. Bu malzemeler içerisinde kına mumu, el gülü, kına sepeti, kına tepsileri, kına çeşitleri, bindallılar, kına kesesi, halay mendili, sünnet kınaları, kına tacı, nedime tacı, el mumu, çeyiz malzemeleri modelleri ve fiyatları, kına kemerleri, gelin damat figürlü kınalar gelmektedir. Size sunacağımız avantajlar arasında sadece imalat desteği değil kalite ve ulaşım desteği de gelmektedir. Toptan çalışan firmamız nispeten tekil müşterilere de hitap etmektedir. Perakende müşterilerimize istanbul içi toplu alımlarda adrese ücretsiz teslim edilmektedir. Aynı zamanda teslimatlarımız genellikle sipariş verdiğiniz gün veya bir sonraki gün yapılmaktadır. İstanbul dışındaki müşterilerimize ise genellikle ambar yolu ile teslimat yapmaktayız. Ayrıca çeyiz malzemeleri, kına malzemeleri, nikah şekerleri, bebek şekerleri, davetiye gibi ürün portfoyümüz mevcuttur.

Aynı zamanda kına malzemeleri eminönü ve kına malzemeleri istoç fiyatlarından daha uygun ve adrese teslim olarak yapılmaktadır. Sitemizden kına malzemelerini beğenip siparişi verdiğiniz takdirde, ürünleriniz en kısa zamanda size ulaşacaktır. Geniş ürün yelpazesi ve en ucuz fiyatlarla alışveriş kolaylığını bizimle yakalayın.

Bu arada nok olarakhttp://www.kudustv.com un açıldığını buradanda duyurayım. Bazı programları izledi
m yayın fena değil ama acmei oldukları orada:)
T
15 yıl
Facebookun Topluma Etkisi nedir?
FACEBOOK KURULUŞU, GELİŞİMİ
Facebook 2004 yılında Mark Zuckerberg tarafından, öncelikle Harvard öğrencileri için kurulmuştu. Daha nra çevredeki diğer okullara sıçramış, sonra eyaletteki okullara sonra da ABD’ de ki tüm okul öğrencileri tarafından kullanılmaya başlanmıştır. İlk önce Üniversite öğrencileri için kurulan Facebook sınırlarını genişleterek lise öğrencileri ve şirket çalışanları tarafından da kullanılmaya başlanmıştır. İki sene sonra ise Facebook yavaş yavaş dünyaya yayılmaya başlamıştır. O tarihten bu güne dek üye sayısı bi’ hayli artmıştır.
İddialara göre Mark Zuckerberg, site kurulmadan önce diğer arkadaşları tarafından dışlanan bir öğrenciydi. Anti-sosyal kişiliğe sahip Zuckerberg bir gece dışarı eğlenmeye çıktığında bir kızla tanışır. Lakin kız buna hiç yüz vermez. Buna sinirlenen Zuckerberg soluğu evinde bilgisayarın başında alır. Öfkesi ile okulun veri tabanına sızar ve kızların resimlerini çalarak onları “en güzel bayan kim” yarışmasına sokar kurduğu yeni sitede. Zuckerberg The Facemash adını verdiği bu site ileriki yıllarda Facebook adını alır.
Bir kızla bile konuşmaktan çekinen, iki lafı bir araya getiremeyen, ömrünün büyük çoğunluğunu bilgisayar başında geçiren bir insanın kaderi böyle değişmiştir. Bir kızdan intikam almak için girdiği bu yol ona parayı ve şöhreti getirmiştir. Günümüzde üye sayısı ile dikkati çeken bir topluluk olmuştur.
Yaygınlığı, ülkemizde 2007 yıllarına başlar. Bireyler, “ilkokul arkadaşlarını bulmak” amacıyla siteye üye olurlar. O tarihten günümüze kadar ki geçen süre zarfında üye sayısı artış göstermiş, şu anki verilere göre ise 31.247.120 kullanıcı ile dünya sıralamasında ilk 5’ e kadar yükselmiştir Türkiye. Avrupa sıralamasında ise en başta yer almaktadır.
Facebook neden populer oldu?
Bu sorunun ilk cevabı eski okul arkadaşlarını bulmak amacıdır. Türkiye’ de 2007 yılında yaygınlaştığını söylemiştik. O zamanlar -çok iyi hatırlıyorum- insanlar eski okul arkadaşlarını bulduklarında seviniyorlardı. Birisinin bir hareketi başlatması yeterli yani… Şöyle örnek vereyim: 30 kişilik bir yerdesiniz. Aranızdan hiçbirinin facebook tan haberi yok. Günün birinde bu 30 kişiden birisi Facebook’ un ilkokul arkadaşlarını bile bulduğunu öğrendiğinde ise kıvılcım başlamış demektir. Bu “x” kişisi yanındaki arkadaşına facebook gibi bir sitenin var olduğunu, ilkokul arkadaşlarını dahi bulduğunu söyler. Sonra o arkadaşı da üye olur. Sonra da o 30 kişinin hemen hemen tamamı üye olur. İşte en temel oluşum bu şekilde.
İkinci sebep, ünlülerin facebookta kayıtlı olduğunun duyulması… Farz-ı misal veriyorum: ”Hülya Avşar facebook’ ta imiş, sen de üye olsana” gibi duyumlarla topluluğa yeni üyeler katılmıştır. Kaldı ki az önce ki repliğin gerçekliği de muamma… Bir insan sahte bir Hülya Avşar profili açabilir. O zamanlar(2007 yılları) çoğu insan bunun farkında değildi. Çoğu kişi eklediği kişinin Hülya Avşar olduğunu sanıyordu. Kim bilir belki de gerçek Hülya Avşar idi. Bunu bilemeyiz. Bizim ilgilendiğimiz popülerlik sebepleri…
Öte yandan alt sınıftaki bir insan facebook açıyor. Statü olarak bir üstündekinin facebook hesabını açması onu harekete geçiriyor. Her alt sınıf üst sınıfı kıskanır.
Üçüncü sebep dedikodu faktörü… Dünyadaki hemen hemen çoğu insan dedikoduyu sever. Dünyanın en ilginç şeylerinden biri, yüceltip uluyarak dedikodu yapmaktır. Birinin neden başarılı olduğunu, öbürünün başarısız olduğunu duyduğunuzda ilginizi çekmez mi? Hemen pür kulak kesilirsiniz. “Ali okuldan atılmış”, “Fatma yeni bir erkekle birlikte…” Buna benzer malzeme facebook’ ta fazlasıyla mevcut. İnsanlar da dedikoduyu sevdiği için bu ortamda bulunuyor. Kim ne yapmış, neden yapmış, ne zaman yapmış gibi insanla alakalı durumlar bu sosyal ağda mevcut.
Dördüncü sebep-bana göre en önemli sebepten birisi- beğeni ihtiyacı… “Yirminci yüzyılın en seçkin psikologlarından biri, Viyanalı ünlü Dr. Sigmund Freud yaptığımız her şey iki güdüden kaynaklanır derdi: Cinsel dürtü ve büyük olma tutkusu. Amerika’ nın en büyük filozoflarından biri, Profesör John Dewey, biraz değişik biçimde anlatmıştır bunu. Dr. Dewey, insan doğasındaki en derin dürtü “önemli olma isteği”dir derdi. Hayatta ne istersiniz diye sorulduğunda kimisi ev, araba, para, önem duygusu gibi yanıtlar verir. Bu istekleri siz karşılayabilirsiniz. Ama biri hariç: önem duygusu… Bu çevrenizdeki insanlara bağlıdır. Çevrenizdeki insanların size beğenip beğenmemesi Freud ve Dewey’ in bahsettiği “önemli olma duygusu” değil mi? Doğuştan gelir… İhtiyaç değil şiddetli ihtiyaçtır. Önemli olma isteği insanla hayvan arasında başlıca ayrımlardan biridir. Örnek verecek olursam: bir kentte çiftlik sahibi olan bir adam domuzlar yetiştiriyormuş. Bir zaman çiftlik sergileri ve fuarları açılmış. En iyi domuzlara sahip olan çiftçiye ödül verilecekmiş. Nitekim birincilik ödülünü bu çiftçi kazanmış ve ödülü her tanıdığına gösterirmiş. Bundan çok övünürmüş. Domuzlar ise kazandıkları kurdeleyle hiç ilgilenmez, oysa o çiftçi bu ödülleri herkese gösterirmiş. Önemli olma isteğini tatmin edermiş.
Buradan yola çıktığımızda facebook gibi bir sitenin nasıl başarılı olduğunu, nasıl popüler olduğunu çözmüş bulunuyoruz. Zuckerberg, beğen butonu ile insanların facebooka bağımlı olmalarını sağlamış. Zuckerberg insan doğasının en önemli ihtiyacı olan “önemli olma isteği” ni iyi irdelediğini kavramış bulunuyoruz.
Beşinci sebep ise facebook insanlara ünlü oldukları izlenimini verir. Herkes kendisini o dünyada önemli biriymiş gibi hisseder. Örnek mi istiyorsunuz? Gecenin bir yarısı kızın/erkeğin biri “off uykum gelmiyor ya!” diyor. Ya da durum güncellemesine sadece smiley koyuyor. Şunun gibi “: )” Bize ne ki bundan? Bize ne ki uykunun gelip gelmediğinden… Ama o iletiyi yazan kişi bunu göremiyor. Kendini ünlü sanıyor. Ya da değişik değişik yerlerde çektirilip facebooka koyulan fotoğraflar… Nişanladığın gün, evlendiğin gün hemen facebooka koyar insanlar. Anlamanızı istiyorum. Böyle bir eylemi yapan kişi çevreye bir şeyleri gösterme derdinde… Kendini ünlüymüş gibi hissediyor. Her insan kendi statüsünden üstün olanları taklit ettiği için de facebookun popülerliği artmıştır.
Altıncı sebep ise kız/erkek tavlama mevzusudur. Bu amaçla siteye kayıt olan milyonlarca üye var.
İnsanlar değişik değişik gruplara üye olurlar, yorum yaparlar, profillerinde kendilerine ait olmayan düşünceler, alıntılar paylaşırlar. Amaç çevreye iyi görünmek, kültürlü görünmek, bayanların/erkeklerin dikkatini çekmek… Ki bu sayede karşı cinsi etkilemeye çalışan kullanıcı büyük olasılıkla hedefe ulaşır ama sonradan ayrılık mevsimi başlar. Çünkü profildeki kişiyle gerçek kişi(yani aynı kişi) farklı özelliklere sahiptir.
Tüm bu sebepleri ortak bir sebep altında toplarsak karşımıza sürü psikolojisi kavramı çıkacaktır. Delinin biri kuyuya taş atmış misali gibi insanlar cinslerinden etkilenir ve kayıt olurlar “feys” denilen yere. Şöyle bir hikaye var: Sürüsüne hakim olan bir çoban varmış. Çoban öndeki koyunun birine çelme takmış. Lakin koyun dört ayaklı olduğu için doğal olarak düşmemiş, zıplamış. Arkadaki koyunlar ise orada bir şey olmamasına rağmen oradan zıplayarak geçmişler.

Facebook’un yararları ve zararları

Facebookun zararı olmakla birlikte yararları da var. Ama zararları çok daha fazla… Bilinçli kullanan meyvesini alır.
Yararları
*Ödeviniz varsa facebooktaki tecrübeli insanlardan yardım alabilirsiniz. Üniversitede iken proje ödevimi facebooktan bulduğum bir kişi sayesinde yapmıştım.
*Mesleğinizle ilgili şirket sahiplerine facebook sayesinde ulaşabilirsiniz.
*Tanıtım yapmak istediğiniz bir videoyu, reklamı tanıtabilirsiniz.
*Kayıp ilanları, kan bağışı gibi yardımla ilgili şeyleri facebooktan paylaşabilirsiniz.
*Kendisinden şüphelendiğiniz bir insanın özelliklerini, nasıl bir insan olduğunu bu medyadan öğrenebilirsiniz. Şayet bilgilerini doğru girmek şartıyla…
*Genelkurmay başkanlığı facebook sayesinde çok sayıda asker kaçağını bulduğunu bildirmiştir. Aynı şekilde emniyet müdürlükleri de çok sayıda suçluyu yakalamıştır.
Diğer maddeler eşdeğer olduğu için burada kesiyorum. Sıra geldi zararlarına…
Zararları
*facebook kurallarınızı değiştirir. Sokakta yürüyen bir kızı durdurup ondan fotoğraf isteyin. Size, tepkisi olumsuz olacaktır. Belki kafaya çantayı yiyeceksiniz. Ama gel gelelim bu ablamız facebooka fotoğraf koyuyor. Siz onu tanımasanız bile fotoğraflarını alabiliyorsunuz. Siz o kişiyi tanısanız bile durum değişmeyecektir. Siz, tanıdığınız o bayandan fotoğraf istediğinizde size şüpheyle bakacaktır. O kızın fotoğraflarına girip, bilgisayara kaydetmek çok mu zor? Haa! Facebooktan alınca iş değişiyor masum bir şeye bürünüyor değil mi? Çok net bir paradokstur(çelişki) bu.
*Facebook normlarınızı yıkar. Geçmişte yonja diye bir site vardı. Oradaki profillere kişisel fotoğraflarını koyan çok az insan vardı. Çünkü insanlar bu tür şeylere olumsuz bakıyorlardı. Fotoğraf koyanlar ise yüzü belli olmayan, 50 m uzaktan çekilmiş fotoğraf koyarlardı. Bu duruma “ayıp” gözüyle bakılırdı. Ama iş facebooka gelince değişti. Yukarıdaki sürü psikolojisi bunun sebebi… Başkası yaptı diye sen de yapıyorsun.
*En önemli zararlardan birisi her türlü kimlik bilgilerini paylaşmaktır. Dini inancını, sevdiklerini, hobilerini, ailesini, yaşadıklarını kısacası HER ŞEYİNİ paylaşan bireyler var. Hatta ve hatta telefon numarası ve TC kimlik numarasını bile paylaşanlar var ne yazık ki… Eğer gizli bilgilerinizi paylaşmak istiyorsanız sözüm olmaz. Ama durumun farkında değilseniz? Hatırlarsanız 2006 yılında dünyanın en zengini, Microsoft’ un sahibi Bill Gates Türkiye’ ye gelmiştir. Uyanık habercinin biri ona çok kritik bir soru sorar: “siz Microsoft olarak CIA’ ye bilgi veriyor musunuz?” Bu soru sonrasında herkes pür dikkat kesilmiş, mükemmel bir sessizlik olmuştur. Herkes cevabı bekliyordu. Bill Gates o ara sustu ve sadece güldü. Evet, sadece güldü. Sorunun cevabını siz de aldınız umarım. Kısacası her 100 bilgisayarın 80 inde Windows işletim sistemi yüklü. CIA gibi istihbarat ajansı, bu sizin kişisel bilgilerinizin TAMAMINI tarayabiliyor. Facebookun masum olduğunu düşünmeyin. CIA’ ye çalıştığı söyleniyor. Amerika’dan ordusu geçen aylarda, askerlere bir bildiri yayınladı: “Facebooka üye olmayın, bilgilerinizi paylaşmayın; teröristlerin hedefi olmayın.”
Şimdi çoğu okuyucu kafasından şunu geçirebilir. “beni tanımıyorlar çünkü ben sahte profil açtım.” Yanılıyorsunuz. Siz internete girdiğiniz zaman size bir statik IP(Internet Protocol Adress) adresi, veri alışverişi amacıyla verilir. Bu ip adresiyle internete nereden girdiğiniz kısacası yeriniz, adresiniz tespit edilir. E dolayısıyla da kim olduğunuz bilinir.
Bir de şu var. Siz hesabınızı silseniz bile verileriniz veri tabanlarında çoktan kayıt altında tutuldu bile… Hesabı sildiğiniz de sadece facebooktan çıkmış oluyorsunuz. Ama olsun. Zararın neresinden dönülürse kardır.
*Facebook zamanımızın büyük bir çoğunluğunu ele geçirir. faceye iki dakika bakayım, bildirim/mesaj gelmiş mi” diyen birisi saatlerce facebookta kalmıştır. Facebook’un bağımlılık yaptığını buradan anlamaktayız. Chicago Üniversitesi’nden Wilhelm Hofmann’ın Almanya’nın Wurtzburg kentinde BlackBerry telefonlarla yaptığı araştırma ile 18 ila 85 yaşları arasındaki deneklerin sosyal medyaya karşı iradelerinin ölçülmesi, ilginç sonuçları ortaya koydu. 14 saatlik normal bir gün boyunca 7 kez telefonları ile facebooka bakmak akıllarına gelen denekler, birçok farklı olay neticesinde sosyal medyaya erişme isteği duyulduğunu ortaya koydu. Gün sonunda ise Facebook’a bakmamak için kendilerini tutamayan kullanıcılar, sigara ve alkol karşısında daha güçlü bir irade ortaya koyabildiler. Guardian’a açıklamalarda bulunan Hofmann “Sosyal medyaya erişme isteği, daha yüksek erişilebilirlik oranıyla ve ucuzluğu ile karşı koyması daha zor bağımlılıklardan birisi haline geliyor. Sigara ve alkol ise hem daha pahalı olduğundan hem de ortam şartlarına bağlı olduğundan bağımlılık konusunda sosyal medyanın gerisinde kalıyor.” ifadelerini kullandı.
Eskiden insanlar saatlerce bilgisayar başında durmazdı. Ama şimdi facebook gibi bir siteye giriş yapıldığında zaman kaybı başlıyor. Kim ne yapmış, hangi fotoları çekmiş, kiminle ilişki içinde diye merak eden birey bakıyor ki çok zamanı kayıp gitmiş. Ömür bitmiş ömür! Diğer yandan tavla, okey, poker, farmville gibi oyunlar en çok zaman kaybına sebep olan nedenlerden bazıları. Yakınımdan birisini gözlemledim. Facebooka girdi ve saatlerce durdu. Fotoğraflara baktı, yazıları okudu, video izledi. Eskiden internetle alakası yoktu. İnternette harcadığı saatleri yararlı işlerde kullanırdı.
Facebooktan çıkmak da herkesin yapacağı, cesaret edebileceği bir şey değil. Bireyler, hesaplarını sildirdiklerinde/dondurduklarında geri dönüyorlar. Bunu eksiklikmiş gibi algılıyorlar. Yukarıda dedim ya kalabalık(sürü) nerede biz orada hesabı… Siz hesabınızı dondurduğunuz an facebook şöyle diyor: “ayşe/ali seni özleyecek” Basit gibi görünen bu ileti çok mesajı barındırıyor. Kullanıcı geri dönüyor. Beğenilme ihtiyacını karşılamak için. Facebook olmasaydı neler olurdu? Cevabı

İş dünyasını etkilen bir durum oldu bu. Peninsula isimli bir şirketin yaptığı araştırmanın sonuçları ise hayli şaşırtıcı. Araştırmada İngiltereli çalışanların Facebook`ta geçirdikleri zaman dolayısıyla ayda 233 milyon saatlik bir işgücü kaybı yaşandığı ortaya çıkarılmış. Avustralya`da ise facebook nedeniyle yıllık dört milyar dolar civarında zarar ediliyor. Bu nedenle Avustralya`da 3500 şirkette facebook engellendi ve bu şirketlerin sayısı giderek artıyor
*Diğer bir zarar ise insanların farklı görüntüsü… Entel/ kuntel paylaşım yapanlar, sevmediği, izlemediği filmleri listesine koyanlar, okumadığı kitapları okudu diye gösterenler, anlamını bile bilmediği bir alıntıyı paylaşanlar diye uzar gider. Arkadaş sayısının fazlasıyla övünen tipler ise tamamıyla ezik duygulara sahip insanlardır. Sosyal hayatta arkadaşı olmayan tipler burada bunu yapma ihtiyacı görüyor. Dünyanın en önemli üç psikoloğundan biri sayılan bireysel psikolojinin kurucusu Alfred Adler’ in dediği gibi, ”bazı eksik duygular sonrasında, değişik dışa vurumlar(arkadaş sayısı gibi) gerçekleştirebiliriz.” Bu kişilik bozukluğudur. Ajan gibi takılmıyor muyuz? Arkadaşımızın profiline girip neleri paylaştığını, ne tür fikirde olduğunu incelemiyor muyuz? Durumunu kimler beğenmiş, kimler yorum yapmış bakmıyor muyuz? Dolayısı ile bu bile insanı deli yapar.
*Fotoğraflarını paylaşan çoğu bayanların/erkeklerin fotoğrafları adult sitelerde kullanılmaktadır. Farkında olamayabilirsiniz ama ya kullanıldıysa? Diğer yandan arkadaşlarınıza ne ölçüde güveniyorsunuz? Ya fotoğraflarınız, sizin hiç ama hiç tahmin edemeyeceğiniz bicimde bir şekilde birileri için kullanılıyorsa? Spesifik konuşmak zor, çok çeşitli sebepler olabilir. Siz düşünün.Üstüne üstlük evliyseniz ve eşiniz fotoğraflarınızın başkası tarafından kötü amaçlarla kullanıldığını öğrense o kişiyi vurmaz mı ya da dövmez mi? Hanımıyla arası bozulmaz mı? Bunlar basit şey gibi duruyor ama kimse farkında değil. Söylediklerimin hayal ürünü olduğunu söyleyebilirsiniz. İnternete girip facebooktaki bu tür olaylar sebebiyle işlenen cinayetleri hiç duymadınız mı? O yüzden özel fotoğraflarınızı paylaşmamanızı, hatta bana kalırsa hiç fotoğraf paylaşmamak en sağlıklısıdır.
Otobüste seyahat etmekteyim. Bayanın birisi arka koltuktan şöyle diyor: “fotoları feyse koyarız, bakarsın”. Dikkat et de feys sana koymasın! Her türlü şeyi paylaşma ihtiyacı neden duyuyoruz? Deprem olduğunu haber sitelerinden değil de ilk olarak facebooktan öğreniyorum. Meteoroloji haberlerini yine feys den öğreniyorum. Yurdun neresinde kar/yağmur var. Kim hangi meyhanede, hangi AVM de facebook’tan öğreniyorum “Annem öldü : (“ diye yazanlardan tut, her türlü olayını paylaşma ihtiyacını yazanların artık silkelenmesi lazım. Affedersiniz ama gerdek gecesinin fotoğraflarını paylaşan bile çıkar yakında.
* Sosyalleşme sorununu doğurur. Bireyler arasında iletişimi öldürür. Dr. Aric Sigman, aslında Facebook gibi sitelerin insanların sosyal yaşamının zenginleştirilmesi ve insanların birbirlerine yaklaştırılması amacıyla yola çıktığını belirterek, “Ancak bu sitelerde sosyalleşmeye alışan insanların gerçek sosyal ilişkilerinden ve yüz yüze iletişimden uzak kalmaları çeşitli biyolojik etkiler yaratabilir” ifadesini kullandı! Yapılan araştırmalar, facebookun öğrencilere zarar verdiğini iddia ediyor. Şu sıralarda yaşları 8’ e kadar inen küçük çocuklarımızı facebookta görüyoruz. Bu bence yanlış bir şey… Onların bazı fotoğraflarına kendinden büyükleri örnek aldıklarını, verdikleri değişik pozlardan anlayabiliyoruz. Yazdıkları yorumlar da yine aynı şekilde özenti içeriyor. Çocukluk çağında tembelliğe, asosyalliğe alışıyorlar. İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre derslerinde başarısız olan öğrencilerin çoğu facebookta çok zaman harcayan kullanıcılar arasına giriyor.
Öte yandan facebookta sık zaman geçiren kişiler, diğer arkadaşlarının kendilerinden çok daha iyi bir hayata sahip olduğunu düşünerek mutsuz oluyor. Ne kadar çok vakit harcarsanız o kadar mutsuzsunuz demektir. Başkalarının mutlu fotoğraflarını gören bir kişi direkt olarak mutsuz oluyor, aynı şekilde başkasının kendisinden daha bir yüksek statüde olduğunu görüyor, başkasının kız/erkek arkadaş edindiğini gören direkt olarak melankolik havasına bürünüyor. Sitede vakit harcamayıp normal hayatta vakit harcayan bireyler daha mutlu oluyor.
Hazin bir örnek vermek istiyorum. Aynı kişiye sevgili olan iki erkek arkadaş intihar etmişlerdir. İntihar etmeden önce ise profil fotoğraflarına “öldü” yazılı bir resim koymuşlardır. Buna benzer çok hikaye mevcut. İntihar etmeden önce veda içerikli yazı yazan yüzlerce üye var. Kişilik bozukluğu çeken bu bireyler ölmeden önce bile BEĞENİ ihtiyacını gidermeye çalışmışlardır.
Hazin bir örnek vermek istiyorum. Aynı kişiye sevgili olan iki erkek arkadaş intihar etmişlerdir. İntihar etmeden önce ise profil fotoğraflarına “öldü” yazılı bir resim koymuşlardır. Buna benzer çok hikaye mevcut. İntihar etmeden önce veda içerikli yazı yazan yüzlerce üye var. Kişilik bozukluğu çeken bu bireyler ölmeden önce bile BEĞENİ ihtiyacını gidermeye çalışmışlardır.
*Facebookta paylaştığınız yazılara da dikkat etmelisiniz. Yazdığınız en ufak hakaret bile sizi mahkeme kapılarında süründürebilir. Bir patron çalışanını facebook üzerinden takip etmiş ve onu işten kovmuştur. Facebooku hackleyen Glenn Mangham isimli hacker 8 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Davanın Facebook şirketine 200.000 dolar civarı bir masrafa neden olması ve FBI için “pahalı” olarak adlandırılan bir soruşturmayı içermesi de kararın çıkmasında etkili olmuştur.
Son olarak zaman tüneli(timeline) denilen bir şey çıkardı facebook. Bunla ilgili yayınladığı video ise size şu mesajı veriyor. “sen bu facebooku kullanıyorsun, yaşlanınca da kullanacaksın, hatta senin çocuğun da kullanacak” Yani işin özü facebook senin hayatının bir parçası olacak.



< Resime gitmek için tıklayın >
T
15 yıl
İnanılmaz ama gerçek bir haber.
T
15 yıl
Türklerden Çeviriyi Kendi Yapan Sosyal Ağ
Sosyal ağların altın çağında yaşadığımız bu dönemde hemen hergün yeni bir site daha yayına başlıyor. İşte bu konudaki en ilginç fikirlerden biri ve sundukları.

Facebook ile birlikte hayatımıza yerleşen sosyal ağ kavramı, artık Google kadar internetin önemli bir parçası haline geldi. Kullanıcılar mutlaka bu sitelere üye olup yeni arkadaşlarla tanışıyor ya da mevcut tanıdıklarıyla olan ilişkilerini artırıyor.

Dünya çapında milyonlarca kişinin kullandığı sosyal ağ kavramının aslında temelinde bir sorun var. Tüm dünya bu siteler sayesinde bilgi paylaşımı yaparken ortaya çıkan dil sorunu nedeniyle bu içerikleri çok az kişi anlayabiliyor.

Bu yabancı dil sorununa bir grup Türk girişimci çözüm bulmak için yeni bir sosyal ağ sistemi oluşturdu. Godudu.com adlı sitede, sohbet bölümü ve site içerisinde yazılan tüm yazılar otomatik olarak kullanıcıların anadiline çevriliyor.

Bu büyük çeviri işini ise Google Translate benzeri programlar sunmuyor. Kullanıcılar bildikleri dillerdeki kelimeleri çevirerek sitenin sözlük kapasitesini genişletebiliyor. Godudu'ya üye olduğunuz zaman sistem size çeviri yapabileceğiniz dilleri soruyor.

Çeviri Sistemi Nasıl Çalışıyor?

Yaptığınız seçimlere göre ise isterseniz çeviri sistemine girerek buradaki anlık konuşmaları ya da mesajları çevirebiliyorsunuz. Bu çeviriler otomatik olarak sisteme kaydediliyor. Böylece her seferinde yeni bir çeviri yapmak yerine sistemde onaylanmış olan düzgün çeviriler kullanılıyor.

Sitenin çeviri bölümünde ise kişiler arasındaki konuşmalar gözükmüyor. Sadece tercüme edilmesi gereken yabancı cümleler özel bir bilgi bankasında toplanıyor. Şimdilik 30 bin üyesi olan godudu.com, sohbet bölümünde yüzde 100 Türkçe çeviri vadediyor.

Site yöneticilerine yönelttiğimiz sorular üzerine önümüzdeki aylardan itibaren, Godudu'nun platform üzerinde paylaşılan her kelimeyi dilimize çevireceğini öğrendik.

DUDU

< Resime gitmek için tıklayın >
T
16 yıl
Türklerden Çeviriyi Kendi Yapan Sosyal Ağ
Sosyal ağların altın çağında yaşadığımız bu dönemde hemen hergün yeni bir site daha yayına başlıyor. İşte bu konudaki en ilginç fikirlerden biri ve sundukları.
24/04/2011 16:30

Facebook ile birlikte hayatımıza yerleşen sosyal ağ kavramı, artık Google kadar internetin önemli bir parçası haline geldi. Kullanıcılar mutlaka bu sitelere üye olup yeni arkadaşlarla tanışıyor ya da mevcut tanıdıklarıyla olan ilişkilerini artırıyor.

Dünya çapında milyonlarca kişinin kullandığı sosyal ağ kavramının aslında temelinde bir sorun var. Tüm dünya bu siteler sayesinde bilgi paylaşımı yaparken ortaya çıkan dil sorunu nedeniyle bu içerikleri çok az kişi anlayabiliyor.

Bu yabancı dil sorununa bir grup Türk girişimci çözüm bulmak için yeni bir sosyal ağ sistemi oluşturdu. Godudu.com adlı sitede, sohbet bölümü ve site içerisinde yazılan tüm yazılar otomatik olarak kullanıcıların anadiline çevriliyor.

Bu büyük çeviri işini ise Google Translate benzeri programlar sunmuyor. Kullanıcılar bildikleri dillerdeki kelimeleri çevirerek sitenin sözlük kapasitesini genişletebiliyor. Godudu'ya üye olduğunuz zaman sistem size çeviri yapabileceğiniz dilleri soruyor.

Çeviri Sistemi Nasıl Çalışıyor?


Siteye ulaşmak için tıklayınız..www.godudu.com

Yaptığınız seçimlere göre ise isterseniz çeviri sistemine girerek buradaki anlık konuşmaları ya da mesajları çevirebiliyorsunuz. Bu çeviriler otomatik olarak sisteme kaydediliyor. Böylece her seferinde yeni bir çeviri yapmak yerine sistemde onaylanmış olan düzgün çeviriler kullanılıyor.

Sitenin çeviri bölümünde ise kişiler arasındaki konuşmalar gözükmüyor. Sadece tercüme edilmesi gereken yabancı cümleler özel bir bilgi bankasında toplanıyor. Şimdilik 30 bin üyesi olan godudu.com, sohbet bölümünde yüzde 100 Türkçe çeviri vadediyor.

Site yöneticilerine yönelttiğimiz sorular üzerine önümüzdeki aylardan itibaren, Godudu'nun platform üzerinde paylaşılan her kelimeyi dilimize çevireceğini öğrendik.


Yazan: Cem Süer
SDN - ShiftDelete.Net
T
16 yıl
Çılgın Türkler Facebooka Rakip.
Çılgın Türkler Facebooka Rakip.
www.godudu.com – Dudu 2010 yılında imkansıza karşı meydan okuma tutkusu olan, genç ve yetenekli küçük bir Türk mühendis grubu tarafından hayata geçirilmiş.

Dudu, dünya uygarlıkları arasındaki dil bariyerlerini kaldıran sosyalleşme ağının adı.Sitedeki anlık konuşmalar (chat) insanlar tarafından tercüme ediliyor ve böylece kullanıcılar kendi ana dillerinde dünya ile konuşabiliyorlar. Görünen o kiwww.godudu.com internette bir devrim yaparken facebook gibi diğer sitelere gözdağı verecek.



Kaynak:http://www.habberci.com/bilim-ve-teknoloji/Cilgin-Turkler-Facebook8217a-rakip
T
16 yıl
Türk Facebook sizce Tutarmı?
Konuya şöyle başlayayım.
Facebookta yüzlerce Rus, Alman, Brazilyalı, Amerikalı arkadaşınızın var olduğunu düşünelim...
Peki dil bilmeden onlarla konuşabilirmisiniz?
Tabiki hayır.
Bir sosyalleşme sitesi olan facebook veya diğer bütün sosyalleşme sitelerinin böyle bir hizmeti yok. Halbuki sosyaleşme sitelerinin en önemli özelliği insanları sosyaleştirmek değilmi? Eğer dil bilmeyen bir Türkü bir Rusla konuşturamıyorsanız ne işe yarasınız?
www.godudu.com bunu başarıyor... Şimdi aklınıza hemen google tercümesi falan, imkansız, olamaz soruları oluştu biliyorum.
Ama yanılıyorsunuz... Test aşamasındaki bu sitede insan tercümesi kullanılıyor ve %100 doğru tercüme hedefleniyor...

Bunu paylaşmak istedim…
T
16 yıl
DUDU - Dünya ile Türkçe Konuşun
DUDU Nedir?
Dudu, dünya uygarlıkları arasındaki dil bariyerlerini kaldıran sosyalleşme ağıdır.Dudu, üyelerine, kendi ana dillerinde iletişim kurma, dünyadaki insanlarla hayatlarını paylaşma yeteneği sağlar. Dudunun fotoğraf, resim paylaşımı, sosyalleşme, kültürler arasındaki farkları öğrenme ve dünyaki olayları paylaşma dahil daha başka birçok uygulama vardır. Site kullanıcılara ücretsiz olup internet bağlanıtısı olan herkes Dudu’ya üye olabilir ve güvenli bir ortamda diğer Dudu kullanıcılarıyla iletişime geçebilir.
Dudu, ismini Mesneviye (1) ve şarkılara konu olan Türkçe’de ‘‘Güzel Konuşan Papağan’’dan alır.



Kuruluşu
Dudu 2009 yılında imkansıza karşı meydan okuma tutkusu olan, genç ve yetenekli küçük bir mühendis grubu tarafından hayata geçirildi. Düşüncenin temelinde olan şey, bütün dil bariyerlerini ortadan kaldıracak sosyalleşme sitesi kurmak fakat bunu yaparkende kullanıcıların lokal kültürel motiflerini koruyup, kendilerinş ana dillerinde ifade etmek. Hedef, hem genel, hemde lokal olarak insanların hayatlarını paylaşmaya, kendilerine ve işlerine dikkat toplamaya imkan sağlamaktır.

Amaç
Bariyersiz İletişim: İnternet kullanıcılarının en büyük handikablarından biri olan dil bariyerlerini ortadan kaldırmayı kendine amaç edinen Dudu, böylece her ırktan, her dilden, her yaştan ve her sosyal sınıftan insanları,güvenilir bir ortamda bir araya getirerek kendi ana dillerinde birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlamayı hedefleyen ilk sosyal ağdır.
Sınırsız ve süresiz iletişim: Mevcut sosyalleşme siteleri dil bariyerleri yüzünden asıl fonksiyonunu yerine getirememektedir ve bu siteler sosyalleşmeyi kullanıcının kendi dilini bilen kişilerle sınırlandırmışlardır. Fakat bu durum Dudu’da söz konusu değildir. Dudu sistemini kişinin sosyal çevresini durmadan genişletme eğilimi üzerine kurmayı amaç edinmişdir.
Dudu kullanıcılarına sunulan diğer bir ayrıcalıkda, zahmetli bir süreçten sonra oluşturduğunuz sosyal çevrenizle olan iletişiminiz , belli bir süre sonra dil yetersizliğinden dolayı, yavaşlama veya durma noktasına gelmek. Tam tersi Dudu kullanıcıları sosyalleşme noktasında sürekli aktif kalacakdır. Bunu yanısıra veri bankasındaki cümleler %90 doğru olduğu için iletişim esnasında yanlış anlaşılmalarda minimum hale indirmeyi hedeflemişdir..


Site Özellikleri
Dudunun kullanıcılarına sunduduğu en önemli uygulama, anlık mesajlaşmalarda başkasıyla konuşurken tamamen kendi anadilinde konuşma imkanı sağlaması.%99 doğru tercüme yapabilmek için Yapay Zekanın birkaç yönünü kullanan eşsiz bir algoritma yarattık. Öyleki, insanlar konuşurken karşı tarafın başka bir dilde konuşduğunun farkında bile olmayacaklar.

Dudu anasayfası, kullanıcıların sitede yapılan faaliyetleri zorluk çekmeden takib edebilecek ve bu faaliyetlere katılabilecek şekilde tasarlanmışdır. Sitedeki faaliyetlerinizi arkadaşlarınızla paylaşabilir, onların onların paylaştıkları video, resim gibi konulara yorum yapabilirsiniz. Aynı sayfada bulunan butonlar aracılığıyla sitedeki, Dünyam, Ben,Arkadaşlarım,Mesaj Kutusu, Gezegenim, Tercümelerim, Smart Chat, Dudu Öyküleri , Videolar ve Topluluklara rahatlıkla ulaşabilirsiniz.
Smart Chat: Smart chatda, kullanıcı mesajını yazmaya başladığında, daha önceden %99 doğru olarak konuşma arkadaşının diline tercüme edilmiş olan veri bankasındaki cümleler ,ekranda belirir ve kullanıcıya sadece bu cümleyi seçip arkadaşına göndermek kalır.Bu sistemwww.godudu.com kullanıcılarını dil bilmek gibi büyük bir dertten kurtardığı gibi , cümleyi komple yazma zahmetindende kurtarır.

Dünyam: Bu sayfada kullanıcılar videolarını, resimlerini ve ne yaprıklarını yazarak arkadaşlarıyla paylaşabilirler ve onların açtıkları konulara yorumlar yazabilirler.
Ben: Ben sayfası tamamen kullanıcılara özeldir. Burada kullanıcılar kişisel bilgilerini, albümlerini, videolarını sürekli güncelleyebilir ve istedikleri zaman değişiklik yapabilirler.
Arkadaşlarım: Arkadaşlarım sayfası, tüm arkadaşlarınızın listesini, online olan arkadaşlarınızı ,o gün üye olan ve sizi en son ekleyen arkadaşlarınızı görmeyi sağlar.
Yabancı dil seçeneği : Dudu ilkdefa İngilizce ara yüzle yayın hayatına başladı daha sonra,Türkçe,Rusça,Arap dillernde ara yüzler eklendi.


Şuanda test yayınına devam eden sitemizde dil bariyerlerini ortadan kaldırmayı hedefliyoruz.

www.godudu.com adresinde 1 seneye yakın uzun uğra< Resime gitmek için tıklayın >şlar sonucu oluşturduğumuz sitemiz aslında facebook tarzında bir sosyalleşme sitesi fakat tek ve en önemli farkı, bizler farklı dillerden oluşan bütün dünya kullanıcılarının arasındak, dil bariyerşnş ortadan kaldırıp birbirleriyle konuşmalarını sağlamayı hedefliyoruz. Şuanda test yayınındayız. Başarılı olursak internet dünyasında yeni bir çığır açacağız. İlgilenen arkadaşların sitemizi test etmesini ve düşünceleriniz yazmasını rica ediyorum.

Bize vakit ayıran ayırmayan herkese şimdididen teşekkürler.
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.