R

Teğmen
24 Temmuz 2005
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
0 üye
Görüntülenme (?)
22 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
R
11 yıl
Oyun için TV Tavsiyesi
Selamlar. Başlıkta denildiği gibi, oyunluk televizyon alacağım. Kafama takılan birkaç konu var.

1. Forumda herkes 4k öneriyor. Peki 4k bilgisayara bağlamak için gerçekten de anlamlı bir tercih mi olur? (Sistemde GTX 970 var)

2. Uzun zamandır televizyon izlemiyordum ve görmeyeli yüzlerce yeni model çıkmış HDMI bağlantı türünden, refresh hızına kadar pek çok şey söyleniyor televizyon tercihinde dikkat edilmesi gereken. Açıkçası bu kadar detay arasında kaybolmuş durumdayım. Hülasa; böyle bir maksatla alınacak televizyonda nelere bakmak gerekir?

3. Birkaç kişi tv almak yerine projektör önerdi. Aynısı olmaz belki, ama yakın bir çözünürlük/kontrast yakalayabileceğim bir model var mı benzer bir bütçede?

Bütçe: Yaklaşık 1000 tl (+/- 200 tl)

Teşekkürler şimdiden
R
14 yıl
Yıllar Sonra: Canon 40D vs. Canon 50D vs. Pentax K20D
Selamlar,

İki yıl kadar Pentax K-x kullandıktan sonra artık bir üst segmente geçiyorum. Belirlediğim makineler bunlar. Ayrıca önerisi olan varsa çok müteşekkir olurum. :)

Kabaca, kafamdaki sorular şunlar:

1. 40D ile 50D arasındaki fiyat farkı değer midir?
2. K20D için AF performansı diğerlerine göre epey kötü diyorlar; bu ne derece doğrudur?
3. 40D ya da 50D için nasıl bir 'standart' lens önerirsiniz? (28-105, 18-135 vs.)

Teşekkürler :)
R
17 yıl
Üniversiteyi kazandık sıra geldi Laptop mevzuuna :)
Arkadaşlar bu durum bir bana mı dert oldu bilmiyorum ama galiba taşınabilir bilgisayar edinmek lazım. Aslında konunun yeri tam olarak burası değil ancak öğrenci adamın (teknik çizim, autocad vs. ile uğraşacaklar hariç) bilgisayar tercihinde neler olmalı öğrenmek iyi olur :) Üniversiteye başlayanların çoğu birer laptop ediniyor. Bu gerekli olacak mı o kadar ondan da emin değilim. Mesela benim okulumda (Bilkent) 24 saat açık bilgisayar labları varmış. Ancak buralarda ne, ne derece mümkün oluyordur ya da kişisel dosya vs. için "alırız bir usb bellek taşırız be koçero" diye düşünmek çok mu gayri-pratik olur

Bu laptop alınmalı mı yoksa gerek yok mu, varsa ne almalı gibi sorulara yanıt bulmak için az vakit kaldı. Bilen eden var mı? :)
R
17 yıl
Tercihlerim - Sizce hata mı?
Sıralama: 12750

1. (1781) ODTÜ İşletme
2. (5551) ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi
3. (7481) Sabancı SSBP (Başarı Burslu)
4. (41104) Bilkent İşletme (Destek Burslu)
5. (14098) Bilgi İşletme (Burslu)
6. (19580) Özyeğin İşletme (Burslu)
7. (21327) ODTÜ Sosyoloji
...

Burdan sonra 11 tercih daha var ama odtü sosyolojinin puanlarının yükselmesi olası olmadığından gerçekçi seçenekler bunlar. Zaten bunlar dışındaki yerler de "olsa olur olmasa da fark etmez" tarzı doldurmalardı :)

Ömrümden ömür gitti tercih mevzusunu kapata kadar. İlk iki tercihim bariz ölü. Onları biraz da gururdan yazdım. Ödtü işletme idi hedefim yola çıkarken Üçüncü tercihin gelmesi çokçokçok zor olmakla beraber ufak bir umut var. Olay dördüncü tercihte bitiyordu.

Puanımın/sıralamamım çok altındaydı Bilkent (GERÇİ) ama yazabileceğim okullar içinde de en iyisi oydu. Bilkent'in yıllık okul ücreti (8450) ödenebilir bir miktar benim açımdan. Bunun yanısıra yatırım olarak da gördüm ileride Bilkent'in verdiği eğitim ve etiket ile bu parayı kısa sürede amorti edebileceğimi düşünerek. Yine de Bilkent, 18 tercihim içindeki tek para vermek zorunda kalacağım yerdi. Tercihleri yaptığımdan beri içimde kötü bir pişmanlık var. Acaba Özyeğin'i mi yazmalıydım en başa diye kara kara düşünüyorum. İyi bir okul olacağı açık ileride ama bugün risk gibi gelmişti bana. Bilkent mantıklıydı diye kendime anlatsam da bazen pişmanlık ağır basıyor. Bunda Ankara faktörü de etkili. Acaba İstanbul'da okuyup piyasanın içinde mi olmalıydım diye de düşünüyorum.

Kısaca Bilkent yazabileceğim en iyi okuldu. Ancak sizce şu listedeki okullar içinde maddi ve akademik yönden daha mantıklı olan var mıydı?
R
17 yıl
Sıralamalar - Bilkent Üniversitesi
Geçen yıl da epey tuhaf olmuştu bu durum. Malumunuz en iyi özel okullar denilince akla Koç-Sabancı-Bilkent gelir. Bunların tam bursluları da resmen derece yapan adamları toplar. Ama Bilkent'in durumu ile alakalı dikkatimi çeken bir şey var. Mühendisliklerde değil ama EA bölümlerinin yarı burslu puanları baya baya düşük?

Örnek olarak işletmede şu durum var:

Kampsamlı Burslu başarı sırası: 637
Destek Burslu başarı sırası: 41.104

Hadi denebilir ki sonuçta paralı ödeyemeyecek olan çok. Ama aynı seviyedeki okullara bakınca:

Koç İşletme tam burslu: 327
Koç İşletme yarı burslu: 6.512

Sabacı'da da benzer bir durum söz konusu. Merak ediyorum bu yıl Bilkent'in puanları ne kadar yükselecek?..
R
17 yıl
!!!ÇOK ACİLL! KADIKÖY BOSTANNCI CİVARINDA PANSİYON LAZIM!!!
buralarda ya da buralara yakın acayip acil ucuz pansiyon bulmam lazım! var mı bilen???
R
17 yıl
Bilgi / Mülkiye / ODTÜ
Beklediğimden yüksek umduğumdan düşük bir netice ile kapatmış oldum öss defterini. Puanım 330, sıralama ise 12750. İstediğim bölüm işletme/iktisat, nihayi hedefim ise yurtdışı. Şimdilik gerçekçi davranıp sıralamamdan daha yukarıda olan okulları hesaba katmadım. Geriye başlıkta olmayan Hacettepe, Ege, İstanbul Üni. gibi yerler kaldı. Başlıktakiler en ciddi düşündüklerim. Ancak kimi soru işaretlerim var.

1. Istanbul Bilgi Üniversitesi: Bu okulla ilgili duyduğum şeyler birbirinin tamamen zıttı aslında. Birileri "diğer özeller gibi değil kalite okul" derken birileri de "parayı basan diploma alıyor ayrıca ortamı yok yavşak" diyor. Yurtdışı olanakları olarak iyi olduğunu duydum. Eğitiminin de iyi olduğu bahsediliyor. Ancak çok büyük iki eksisi var. Birincisi yurt olanakları çok kısıtlı. Evet merkezi bir yurdu var ama afedersiniz eşeği suya götürüp suyu eşeğin şeyine enjekte edip getiren ücretlere razı olursanız. Birçok vakıf üniversitesine göre bile çok çok pahalı. Bu durumda geriye öğrenci evi opsiyonu kalır ki. Bu da henüz birinci sınıfa giden birinin altından maddi manevi kalkamayacağı bir şey olacak diye korkuyorum. Diğer (ve asıl) sorun okulun sosyo-ekonomik yapısı. İşletme bölümüne burslu giren 14bin küsürken burssuz giren 500bin küsür! Açıkçası eğitim hayatım boyunca kampüste, kafeteryada ve hele ki kütüphanede bir takım dededen zengin kimselerin anıra anıra medeniyetsizlik gösterisi yapmasına katlanamam. Kimsenin parası değil sorun önemli olan benim huzurumu bozup bozmayacakları.

İşletme bölümü Santralistanbul'a taşınmış ve güzel bir kampüsmüş. Bilgi ile ilgili sormak istediğim şey bu okul İstanbul'un maddi manevi külfetini çekmeye değer mi?


2. Ankara Üniversitesi: ve Siyasal Bilgiler Fakültesi, nam-ı değer Mülkiye. Köklü bir okul. Çok sayıda insan eğitim kalitesi ve mülkiyeliler arasında nerdeyse bir "cemaat" ilişkisine varan yakınlık sebebiyle buranın gerçekten en iyi okullardan biri olduğunu söylüyor. Ancak benim amacıma uymuyor gibi. Sonuçta Ankara genel anlamda ülke içine adam yetiştirmeye yönelik bir okul ve yanlış bilmiyorsam eğitim dili de Türkçe. Ancak Bilgi'den daha iyi olduğunu söyleyenler çok ve Ankara kent olarak öğrenci için daha mantıklı duruyor.


3. ODTÜ Sosyoloji: İşte aklımı devamlı çelen bölüm bu. Hem ODTÜ hem de sosyoloji gibi geniş kapsamlı bir bölüm. Burayı düşünüyor olmamın asıl kaynağı "ya ağbi işletme okusak da nasılsa gene master yapıcaz o zaman ödtü olsun" mantığıdır. Barınma, yemek, spor ve türlü olanaklar konusunda diğer her yerden daha mantıklı. Ancak bir anlamda da risk sosyoloji okuyor olmak.


4. Ege Üniversitesi(Bonus): İşte bazen de bütün bu şehirsel kararsızlık çok boğuculaştığında ve "nasılsa yurtdışına gidicem aga" dediğimde sazın içindeki şeytan bana İzmir diyor. Rahat, modern, ucuz ile başlayan ve sonu gelmeyen güzel sıfatlara sahip. "Denizi kız, kızı deniz kokan şehir" İzmir.. Ege Üniversitesi genel anlamda ortakarar bilinen bir okul ve galiba Odtü'de sosyoloji okumak kadar risk. Yine de yapılabilir duruyor..


Sonuç olarak benim asıl derdim aslında İstanbul ve diğer yerler arasında. Bol miktarda da özel okul insanlarına karşı olan endişem. Tam olarak ne edeceğim nasıl edeceğim bilmiyorum.
R
18 yıl
AVEA SORUNU, YARDIM LUTFEN!
500 mesaj olayı için 9300 a mesaj attım. ama aynen şöyle bir şey geldi.

quote:

LÜTFEN CEP TELEFONU NUMARANIZI INTERAKTIF TELEFON/PC, CAGRI MERKEZI VEYA ATMLERDEN TELEFON CUNCELLEME YOLUYLA MUSTERI NUMARANIZ ILE ILISKILENDIRINIZ.


ne bu ya?
R
18 yıl
21 Dakika
Ece Temelkuran'ın tokat gibi, herkesin okuması gereken yazısının adıdır bu. Birileri şükür ki hala doğruları söyleyebiliyor!

21 Dakika

"Benim bir kere arkadaşımı öldürdüler, artık bir daha iflah olmam gibi geliyor. Gittiğimde yerde yatıyordu, kanı kaldırım taşlarına sızıyordu. Ben onu gördüm ya, ben artık başkasıyım. Hrant gitti, hep taze kalacak bir kan karanfil açıldı göğüs kafesimde. ‘Böyle bir şeymiş meğer’ dedim, ‘Arkadaşını öldürürlerse böyle oluyormuşsun’. ‘Meğer’ demiştim, ’12 Mart’ta, 12 Eylül’de arkadaşlarını kaybedenler böyle hissetmiş.’
Demek Türkiye’de milyonlarca insanın aslında göğüs kafesi ağır ve ağrılı yarılmış, çatır çatır açılmış kemikleri acıyla, ciğerlerinin arasından bir kan karanfil sızmış. Meğer arkadaşı öldürülünce insanın acısı hiç geçmezmiş. Öyleyse bunca insan, bunca sevgili, anne, baba, kardeş, oğul, arkadaş, dost... Eğer hepsinin göğüs kafesi böyle sızılı aralıksa, nasıl yaşıyor bu ülke? Anlamadım ben. En çok Hrant’tan sonra anlamadım bunu.

Oku! Arkadaşının adıyla.
Nejdet Adalı... Sedat Soyergin... Erdal Eren... Veysel Güney... Ahmet Saner... Kadir Tandoğan... Mustafa Özenç... Ethem Coşkun... Necati Vardar... Seyit Konuk... Ali Aktaş... Ömer Yazgan... Erdoğan Yazgan... Mehmet Kambur... Ramazan Yukarıgöz... İlyas Has... Hıdır Aslan...
Bir isim listesi olduğunu görüp atladıysanız şimdi lütfen geri dönün ve bu isimleri tek tek okuyun. Çünkü bu isimleri, hiç değilse birkaçını aklımızda tutmamız gerekiyor. Bu isimler, Kenan Evren liderliğinde yapılan 12 Eylül 1980 darbesi sırasında ciğeri beş para etmez herifler tarafından asılarak katledilen yirmili yaşlarında gençlere aitler. İsimleri ve yüzleri, Dostluk ve Yardımlaşma Vakfı’nın hazırladığı ’12 Eylül Adaleti’ adlı belgeselin 15 dakikalık tanıtım filminin sonunda görünüyor. Tek tek geçiyorlar filmin içinden. Avukatlar, yargıçlar, savcılar, anneler, arkadaşlar konuşuyor.
‘Erdal Eren’i, heyetin önünde ağzından burnundan kan gelesiye dövdüler’ diyor avukat, ‘Yargıçların yüzünde bir tebessüm bile vardı’. Kenan Paşa’nın yaşını büyütüp astırdığı çocuktur Erdal Eren. İdamına dört celsede karar verilmiştir. Sakın unutmayın!

‘Dişlerimle yolacağım’
Mehmet Kambur’un annesi “O Kenan Paşa’yı bir görsem” diyor, yüzü yol yol olmuş yaşamaktan, başörtüsü kaymış, ‘Onu dişlerimle yolacağım, dişlerimle!” Gözünde bir bakış var... Daha ben diyemem size o bakışı, öyle bir sözcük bilmiyorum.
Ramazan Yukarıgöz’ün annesi tabutun başındaymış gibi anlatıyor:
“’Açın tabutu, çocuğumu göreceğim’ dedim. ‘Mühür var, açamayız’ dediler. ‘Ben bu devletin mührünü tanımam’ dedim, çektim attım mührü. Bir açtım ki tabutu... Saçları yeni taranmış sanki. Kaşları kalem gibi, yüzü...”

Kenan Paşaaa!
Onun sesi titrerken başka bir avukat başlıyor, başka bir idam sahnesine:
“Cellat boynuna ipi geçirmek için uğraşıyordu. ‘Bırak’ dedi, ‘Ben yaparım. Bir yerimi sakatlayacaksın yoksa’. Aldı yağlı urganı, kendi boynuna geçirdi. Sonra... 21 dakika sallandı ipin ucunda. Yanına gittim... Birkaç dakika önce saçını okşadığım çocuğun... Saçlarını okşadım.”
18 yıl önce ölmüş bir çocuk için, bütün çocuklar için, 18 yıl önce teker teker ellerinden alınmış arkadaşları için, kum gibi akıp giden insanlar için, anlatanların sesi titriyor. 15 dakikalık film bitiyor ve ta içimden şunları demek geliyor:
Kenan Paşaaa! Kenan Paşaaa!
Bugün 21 dakikalığına öl. Öl. 21 dakika öl ve geri gel, yeniden ve yeniden öl sonra, yeniden ölmek için yeniden diril. Kaç çocuğu katlettiysen o kadar kere, hepsi için öl sen bugün. Kenan efendiiii! Bugün 12 Eylül; bu memleket seni en derin ve en taze intikam hisleriyle selamlar! Bir gün çıkacağın sanık kürsüsünde salya sümük ağlarken korkudan yerlerde süründüğünü görmek dileğiyle...
Ve bunu ne kadar kalpten söylediğimi anlatamam Kenan Paşa!"

http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=990026&AuthorID=60&Date=12.09.2008&b=&a=Ece%20Temelkuran&ver=12
R
18 yıl
Fen Bilimleri Merkezi - Mezun
Beyler bayanlar ben bu yıl mezun dersanesi olarak FBM'yi (Antalya) düşünüyorum. Ancak 7 Ekim'e kadar herhangi bir tekrar dersi ya da etüd olmadığı söylendi. Hatta mezun-ea sınıfı mevucudu, ki bir sınıf var zaten, o kadar az ki sanırım sınav da yapmadan alacaklar. FBM'nin kalitesine güveniyorum ancak çoğu mezun dersanesi 15 Eylül'den itibaren bu tekrar derslerini koyuyor. O nedenle de merak ettiğim iki ufak şey var idi.

1. Ne ayak lan?
2. Diğer FBM mezun şubelerinde de durum böyle mi?
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.