|
Bana haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Yanılıyorsam beni düzeltin lütfen. ---------------------------------------------------------- Kısaca: Trafiğe çıkış tarihi 2017 olan Clio marka aracımla, hemen her bakımda bir sorun yaşadım diyebilirim. Son yaşadığım problem özetle şudur: Bayramdan 1 ay kadar önce aracımı zamanında periyodik bakım için Ankara Renault Mais yetkili servisine götürdüm. Aracın fren balatası değiştirildi. Aracı teslim aldıktan sonra belli belirsiz titreşim problemleri ile karşılaştım. Servise gittim, "olur öyle" tarzında cevaplarla karşılaştım. Vaktim de olmadığı için uğraşmadım. Bakımdan 1 ay kadar sonra titreşim çok arttı. Servise gittim ve "fren disklerinin ve fren balatasının" değişmesi gerektiğini, ikisinin de garanti ile karşılanmadığını, benim ödemem gerektiği söylendi. İtiraz ettim: "1 ay içerisinde diskler bozulabilir mi? Balataları yeni değiştirdiniz, nasıl bir fren yapmış olabilirim ki bozulsun bu diskler?" Cevap verdiler: "1 gün içerisinde bile bozulabilir. Fizik diye bir şey var. Momentum nedir bilir misin sen? Bozmuşsun hala konuşuyorsun." (Tabi ki bu şekilde konuşmadılar benimle; ancak söylenenlerin anlamı bundan başka bir şey değildi.) Beni en çok rahatsız eden şey de şu sözler oldu: "Biz disklerinin bozuk olduğunu sana 1 ay önce bakımda söyleseydik ne değişecekti?" Aynen bu cümle kuruldu bana. İnanın disklerin parası değildir beni üzen. Bu yapılanlardan haksızlık olduğunu düşünüyorum. Sizce yanılıyor muyum? ---------------------------------------------------------- Detayları merak edenler için: Aracımın tüm bakımlarını zamanında ve sadece Ankara Mais yetkili servisinde yaptırdım. Bunun nedeni servisin iş yerine olan mesafesi ve başka bir yetkili servisin bundan farklı bir işlem yapmayacağını düşünmemdir. 1. bakımda aracımın fren balataları için bana "değiştirmeye gerek yok, bir sonraki bakımda değiştirirsiniz" dendi. 2. bakımda "fren balatanız bitmiş ve fren disklerini bozmuş. Bu kullanıcı hatası." dendi. Nasıl olsa dinlemezler diye fazla itiraz da etmedim, verdim parasını değiştirdiler. Bundan sonraki tüm bakımlarda şunu söyledim "aracın fren balatasını bitmemiş olsa bile değiştirin, tekrar disk değişimi olsun istemiyorum." Bayramdan 1 ay önceki bakımda da aynısını söyledim. Aracımı teslim aldıktan sonra aşağıdaki sorunları yaşadım. Bu sorunların bakım öncesi olmadığını düşünüyorum. Ya benim dikkatimi çekmemişlerdi, ya da gerçekten servis sonrası çıktı bunlar: 1) Araçta beli belirsiz bir titreşim vardı. Frene basınca değil, 120 civarında çıkan bir titreşimdi. Sadece Renault değil diğer araçlarımda da genellikle bakım sonrasında bir titreşim yaşarım nedense; gider çok güvendiğim rot-balansçımda bunu düzelttiririm. Ancak bu sefer lastik balansı ile titreşim düzelmedi. 2) Aracın silecekleri tam silmiyor, camın kenarında boşluklar kalıyor. 3) Aracın arka frenlerinden (kampana) fren pedalından ayağımı çekince yüksek bir cikleme sesi çıkıyor. Servise gittim: 1. madde için "olur öyle" cevabını aldım. 2. madde çok rahatsız edici değildi, söylemedim. 3. madde için: - "Kampana kirlendiği için oluyor, 60 bin bakımında temizlenir. Güvenlik tehlikesi yok, sadece ses yapar" dediler. - "Bakım zaten 60 bin bakımı niye temizlemediniz o zaman?" dedim. - "Bu garantiye girmez, verin parasını yapalım" dediler. Renault merkeze şikayet ettim. Şikayet merkezleri çok iyi çalışıyor; tebrik ederim, oradaki insanlar işlerini düzgün yapıyorlar gerçekten. Merkezde çalışan beyefendi: - "Aslında bunu yapmıyoruz ama, yaşadığınız sıkıntıyı anlıyoruz; bu yüzden sizden ücret almadan yapacağız kampana temizliğini" dediler. Ben ne yaptım? Servise gitmedim tekrar. Çünkü her gidişimde yeni bir sorunla geri dönmekten yoruldum ve aracımı satmaya karar verdim. Alacak kişiye anlatırım, o ne yapıyorsa yapar dedim. Ancak aradan 1 ay geçtikten sonra titreşim artık direksiyonu gözle görünür şekilde sallamaya başladı. İlginç bir şekilde fren pedalında hala bir titreşim hissedemiyordum. Silecekler de artık camın yarısını sile biliyordu. Servise gittim. Bir beyle test sürüşüne çıktık. Sileceği söyledim. Sileceği çalıştırdı. Silecek yarıya kadar yavaşça geldi ve durdu camın ortasında. - "Motoru yanmış bunun, değişecek." dedi. Yola çıktık, şöyle bir sohbet yaşandı aramızda: - Clio'dan memnunsunuz değil mi? - Hayır değilim. (İnanın hiç bu konuya girmek istemedim.) - Nasıl olur, neyinden memnun değilsiniz? - Performansından memnun değilim. Fren performansı ve hissinden memnun değilim. Direksiyon hissizliğini sevmiyorum. - Talisman da öyle ama. O zaman siz bu araca karşı biraz ön yargılısınız. - Ha? ... e.. evet... Hafif olmasına rağmen 0-100 hızlanması 11 saniyeden uzun süren bir aracın performansından memnun olmadığım için ön yargılı bir insan oldum! Bu güzel duygularla yola devam ettik: - "Bu aracın diskleri bitmiş. Disk ve fren balatasının değişmesi gerekiyor." dedi. - "Nasıl olur, fren balataları yeni değişti? Ayrıca fren pedalında titreşim yok?" - "Yok var, siz hissedememişsiniz." Evet bu beyefendi gerçekten benden çok daha hisli bir insanmış. En azından ayakları. Ben hala hissedemiyorum fren pedalındaki titreşimi. Ama direksiyonun titreşimini fren pedalına basınca gözümle görebiliyorum. Bu kimine göre bir otomobil için iyi bir özellik olabilir ama benim için hiç de değil. Neyse servise döndük. Ben itiraz ettim "5 kuruş vermem, düzeltin hatanızı, buraya gelmem yeterince zarara soktu beni zaten" dedim. - "Tamam. 2 gün içinde sizi arayalım. Silecek motoru için de garantinize bakarız o arada dediler. 1 hafta geçti, aramadılar tabi. Yoğunluktan ve içimden hiç gelmediği için gitmedim, aramadım da. Sonra bayramın hemen öncesi başka bir şehire gidip gelmem gerekti. Aracın sileceği çalışmıyor, yağmur yağıyor.. Gittim servise. - "Bugün mesai yapmıyoruz ama bakalım sileceğe. Bazen kirlendiği için yaşanabiliyor bu durum." 1 saat sonra silecek eskisi gibi çalışır vaziyette verdiler arabayı. Şaşırdım: - Allah razı olsun mu desem? - 2 gün önce tamam değiştirin desem motorunu değiştirecektiniz, n'oldu şimdi mi desem? - Bu araba geceleri şehir dışında (Ankara'nın en temiz havasının olduğu) bir yerde, gündüzleri de bir alışveriş merkezinin kapalı otoparkında duruyor. Nerede nasıl kirlendi bu silecek? Hem de tam da servise verdikten sonra. 43 yaşındayım, 18 yaşından beri araba kullanıyorum, ilk defa karşılaşıyorum böyle bir şeyle mi desem? Bayram sonrası yine bir süre diskler için aranmayı bekledim. Tabi ki aranmadım. Sonunda bir gün gittim konuştum. Üstte bahsettiğim bey ile şöyle bir sohbet daha yaşandı aramızda: - "Siz yapmışsınızdır demiyoruz. Yanlış anlamayın. Ama bu servisin hatası değil." - "Servisin hatası değil, ben de yapmadıysam, nasıl oldu acaba? 25 yıldır otomobil kullanıyorum. Bu güne kadar yanlış hatırlamıyorsam fren diski değişimine en fazla 2 kere ihtiyaç olmuştur." dedim. (O da param olmadığından arabamı servise geç götüre bilmiştim, balata bitip diske zarar vermişti diye hatırlıyorum.) - "Ben 1 günde diskin bozulduğunu bile gördüm. Disk değişimi çok normal bir şey." - "Nasıl? 1 günde mi bozuldu disk? Peynir mi bu, nasıl bir günde bozulabilir?" - (Burada momentum ve kinetik enerjinin ısıya dönüşmesi ile alakalı bir şeyler anlattı.) Özetle: "Bozulur tabi disk 1 günde. Çok normal." dedi. - "Bahsettiğiniz fizik konularına karşı cahil bir insan yok karşınızda. İşe uygun bir malzeme kullanmazsanız dayanmaz, kullanırsanız dayanır. Ben hayatımda ilk defa araba kullanmıyorum, diskin bu kadar kolay zarar görmesi anlaşılabilir gelmiyor bana." - "İstediğiniz gibi düşünebilirsiniz, diskleriniz bozuk, değiştirmeniz lazım." - "Bu yaptığınız haksızlıktır." - "Disklerinizin bozulduğunu 1 ay önceki bakımınız sırasında söyleseydik ne değişecekti ki sizin için?" - "Çok şey değişecekti. Bu arabanın malzeme kalitesi bu kadarmış deyip yeni disk almaya razı olacaktım belki. Ancak siz bozuk diskin üzerine yeni bir fren balatası takıp parasını aldınız. Takan kişi diskin bozuk olduğunu, 1 ay dayanamayacağını nasıl göremedi? Şimdi de sadece disk değil balatayı da değiştirmem gerektiğini söylüyorsunuz. Hatta bunu bile diyemiyorsunuz, 1 ay önce düzgündü, 1 ay içinde sen bozmuşsundur gibi sözler duyuyorum." Bu sözlerime beyefendi çok şaşırmış bir şekilde baktı. Bu sözler sanırım çok saçma ve acayip geldi kendisine. Kim bilir, belki de söylediğim bu sözler gerçekten de acayip ve saçmadır. |
|
* İkinci el düşünmüyorum. Aracın rodajını kendim yapmak istiyorum. * Bütçem biraz belirsiz, 200 bine çıkabilirim diye tahmin ediyorum. Şu anda hayalimdeki otomobile en yakın otomobil Honda Type-R sanırım. Onu da almama olanak yok. Beklentilerim: * Sportif bir araç olmasını istiyorum. Bozuk zeminlerde konfor beklentim yok. Yol tutuşunun iyi olması önemli. * Frenler güvenilir, zorlamaya dayanıklı ve hisli olmalı. * Direksiyon tepkileri hızlı ve hisli olmalı. * Sürüş pozisyonu alçak, 1.82 boy için direksiyon yakın ayarlanabilir olmalı. * Gaz tepkisinin iyi olmasını istiyorum. Mümkün olduğu kadar tabi. Yüksek hacimlere çıkmamıza olanak olmadığı için mecbur turbo olmalı sanırım. * Motor sesini bol bol duymak istiyorum. * Hızlanma yeteneği iyi olsun istiyorum. Ancak ilk kalkış hızının iyi olması gerekmiyor, elastikiyet daha önemli. * Önden itişli olması ve sedan olmamasını tercih ederim. * Rüzgar sesi alabilir, kapı sesi çok kötü olabilir, iç mekanda orası burası oynayabilir, ses yapabilir; hiç önemli değil. İç plastik kalitesi, radyosu, yol bilgisayarı yetenekleri vs. önemli değil. IPhone değil bir otomobil istiyorum. * Her gün kullanabileceğim, güvenilir bir otomobil olmasını istiyorum. Düzgün kullanılmasına rağmen sorun çıkartıp duran bir otomobil istemiyorum. Uzun yıllar kullanabileceğim bir otomobil olsun istiyorum. * Parçaları bulunabilir olsun istiyorum. * Modifiye etmeyi kesinlikle düşünmüyorum. Aracı mühendislerinin tasarladığı hali ile kullanmak istiyorum. Aslında çok şey istemiyorum ama ülkemizde satılan araçlar bu isteklerimden çok uzaktalar galiba. Gönlümden geçenler sıralamasına göre, şu ana kadar ki girişimlerim: 1) Ford Fiesta ST - Ford bayii bu aracın şu an satılmadığını, yönetimin canı isterse getireceğini, kimseden gelip gelmeyeceğini öğrenemeyeceğimi --> kısacası avucumu yalamamı söyledi! 2) Honda Civic HB 1.5T --> Honda bayii manüel vitesinin kesinlikle gelmeyeceğini söyledi. Sedan 1.5T CVT test sürüşü yaptım. 10 dakikalık sürüşte herşeyini anlayabilecek kadar yetenekli değilim, ama frenler ve direksiyon hoşuma gitti. Araç çok ağır ve büyük izlenimi verdi. Buna rağmen hızlanması ve direksiyon tepkileri iyi gibiydi. CVT --> yalandan vites geçişleri beni kandırmayı başardı, gayet iyi. Ancak gaz tepkisi çok geç ve biraz garip geldi. Ayrıca gazdan ayağımı çekince bir süre gaz vermeye devam etti. Baya garip bir davranış gibi geldi, neden öyle anlayamadım. 3) Ford Focus 1.5 Ecoboost 182 beygirlik modelinin gelip gelmeyeceğine bayinin tepkisi yine 1. maddedeki gibi oldu. İbiza Cupra sanırım artık satılmıyor. Polo GTI da yok gözüküyor, olsa da bir uzay mekiği parası istenir diye tahmin ediyorum. Lupo GTI istersem zaten tam bir geri zekalı olduğumu düşünecek tüm ülkem korkusu ile aklımın ucundan bile geçirmiyorum onu. Clio RS yok, 208 GTI yok (ikisinin de incelemelerini sevmedim zaten.) 308 GTI fiyatı uçmuş gitmiş. ÖTV varmış gibi bir fiyat koymuş sevgili sadece satarak para kazanan güzide otomobil kurumlarımızdan birisi. Başka da bilmiyorum. Yardımcı olursanız sevinirim. |
|
Merhabalar, 2016 Aralık ayında satın aldığım Clio 1.5 dizel otomatik vites aracım bugün "motor yağını tamamlayın" şeklinde bir mesaj verdi. Aracım 16 bin km'de ve rodajına çok dikkat ettim (ilk 3000 km hiç zorlamadım, düşük devirli kullandım; 6000km çok az zorladım.) Bundan önceki aracım yağ yakması ile meşhur Leon CUPRA 2.0TSI'dı. 240 beygirlik motoru çok zorlamama rağmen o bile böyle yağ eksiltmesi vs. gibi sorunlar yaşatmamıştı. Başım ağrımasın diye aldığım Clio'nun daha 16000 km'de bu mesajı göstermesi canımı sıktı. Sorularım: * Bu aracın böyle bir kronik sorunu var mı? Nedeni ne olabilir? * Bakım zamanı 20 bin km. Yağı kendim tamamlayıp, servise zamanında mı gideyim; yoksa bakımı erken mi yaptırayım? * Hangi yağı kullanmamı tavsiye edersiniz? |
|
Merhaba, Aracımı satmaya karar verdim. Umarım alan için de satan için de hayırlısı olur. Hazırladığım broşür: http://docdro.id/wPVDzEr İlan: https://www.sahibinden.com/ilan/vasita-otomobil-seat-2011-cupra-322137660/detay |
|
112x5 ve 18 bir jant almak istiyorum. 7.5 veya 8 genişliğinde ET45-50 civarı birşey olması gerekiyor. Görüntüsü değil hafif ve sağlam olması beni ilgilendiriyor. Advan RZ-DF, Enkei RP01, OZ Ultralegerra ilgimi çeken jantlar. Bu markalardan birtek Advan için bir temsilci bulabildim, o da İstanbul'da. Ben Ankara'dayım ve jant konusunda da hiç tecrübem yok. Acaba bu jantları Ankara'da bulabileceğim bir yer bileniniz var mı? Advan için bulduğum İstanbul temsilcisinden jantı Ankara'ya kargo ile getirtsem, acaba sorun yaşar mıyım? Aracımın orjinal jantları 18x7.5 ve fren kaliperleri biraz büyük. İnsan bilmeyince ya sürterse ya da başka bir uyumsuzluk olursa diye korkuyor.. |
|
Merhaba arkadaşlar. 8 aydan beri kullandığım Seat Leon Cupra aracıma geçtiğimiz ay Continental marka kış lastiği taktırdım. Lastikler takılırken elektronik makinede balans yapıldı ancak 100-120 km/sa hızlarında direksiyonda çok hissedilir titreşim yaşadım. Bu yüzden 2 hafta sonra tekrar aynı lastikçide balans yaptırdım. Sorun azaldı ancak düzelmedi. 170 km/sa hızı geçildiği zaman titreme kayboluyor. Aracı bir çukura vs. düşürmedim ve jantlarda da bir eğiklik söz konusu değil. Okuduklarımdan sorun lastik balansı ile ilgiliymiş gibi geliyor. Lütfen Ankara'da işini düzgün yapan, tavsiye edebileceğiniz bir balansçı varsa; cevap yazabilirseniz çok sevinirim. Teşekkürler. |
|
Bu soruna bir çözüm önerebilir misiniz? Araç Seat Leon. Aslında genel olarak memnun olduğum bir otomobil, ancak tasarlayan arkadaşlar kullanma gereği hissetmemişler anlaşılan. Gösterge panelini bulunduğu kısım biraz parlak bir gri renkte ve ışık belli açılarla geldiği zamanlar dikkati dağıtacak ölçüde ön camda bir parlama oluşmasına neden oluyor. Boyum 20cm daha kısa olsaydı bu durumu hiç fark etmezdim heralde, ama malesef değil ve eğilerek kullanmak pek zevkli olmuyor! Biraz araştırma yaptım ve görünen o ki en iyi çözüm polarize güneş gözlüğü kullanmak. Ancak güneş gözlüğü takarak araç kullanmaktan hoşlanmıyor ve rahatsız oluyorum. Parlak kısmı mat bir örtü ile kapatmak veya kaplatmak çözüm olabilir mi diye düşünüyorum, ama bunu nasıl nerede yapılabilir bilemiyorum. - Dekorasyon kaplaması için satılan folyolara baktım, koyu renk ve mat desenli birşey bulamadım, - Kendinden yapışkanlı defter kitap kaplaması bulayım dedim, onda da hep çiçekli böcekli şeyler bulabildim - Kaplama yapan birkaç firmanın internetteki resimlerine baktım, dolmuş direksiyonlarındaki gibi veya tahta görünümlü kaplamacıları bulabildim. Bir de karbon fiber gibi gözüksün, spor otomobil zannedelim tarzı kaplamalar bulabildim; onlar da sanki parlarmış gibi geldi (şu andaki de koyu gri ama parlıyor) - Bir arkadaş: "Git sanayiye, kalın kumaş gibi birşeyi ütüyle ısıtıp senin konsolun şeklini verirler ve yapıştırırlar" falan dedi ama, bana attı gibi geldi. Şeytan diyor git bir terziye, ön konsola uygun bir kadife diktir. Lafı çok uzattım kusuruma bakmayınız, lakin bir türlü bu soruna çözüm bulabilmiş değilim. Bir fikir veren çıkarsa çok mutlu olacağım. |
|
Merhabalar, Severek kullandığım aracımı yeni bir otomobil satın aldığımız için satıyorum. Resimlerine ve detaylı açıklamalarına şu linklerden birinden bakabilirsiniz: http://cid-3ee2d5d7153d5033.office.live.com/view.aspx/Bravo/FiatBravo.docx veya https://docs.google.com/viewer?a=v&pid=explorer&chrome=true&srcid=0B8JMGQcDBdF_OWI3ZTQ0YjMtNDIyYS00OTk5LWJlNzMtYzJiOTNmODAxNTY2&hl=en Özetle: Model Yılı: 2001 Kilometre: 121.000 km Motor: 1581cc benzinli Güç: 103 PS (76 kW; 102 hp) (5750 devirde) Tork: 144 N•m (106 lb•ft) (4000 devirde) Şanzıman: 5 ileri manuel Renk: Opak kırmızı Ankara'dayım. Fiyatı 12.500TL'ye inmiştir. |
|
Herkese selamlar, Aracının tamamına kaput filmi (boya koruma filmi) uygulatan veya konu hakkında bilgisi olan var mı? - Aracın her yerine uygulatmanın bir sakıncası var mıdır? Okuduklarıma göre kaput filmi çok faydalı birşey, ancak yalnızca bir bölgeye uygulayınca (UV filtreliyse hele) bir süre sonra bu bölgenin rengi diğer kısımlardan farklı hale gelebiliyor. Ama tamamını kaplatan da pek yok. Niye? 5 yıl kullanım ömrü olsa, yılda 2 kere boya koruma yaptırmaktan daha ucuza gelmez mi? Ayrıca boya koruma taş çarpmalarına karşı bir direnç sağlamıyor ama buna tornavida bile zor zarar verir diyenler var. - Aracın rengi ve parlaklığı üzerinde başlangıçta veya zamanla olumsuz bir etki bırakır mı? (Renk mavi, ne koyu, ne açık) - Koruyuculuk etkisi ne kadardır; örneğin otopark kapı çarpmalarına karşı bir direnç sağlar mı? - Fırça, basınçlı su veya otomatik yıkama ile zarar görebilir mi? - Ömrü kaç yıldır? Soyulmaya başlarsa nasıl çıkartabilirim. - En iyi marka hangisidir? SolarGard, SolarMaster, Scotchgard isimleri bana Panasonic gibi gözükmeye çalışan Kamasonic markasını çağrıştırıyor nedense. Bunlardan hangisi iyidir gerçekten? - En önemlisi Ankara'da bu işlemi düzgün bir şekilde uygulayabilen bir yer var mı? |
Sorun yaşadığım arkadaşım benden 15 yaş küçük. Konu hakkında bugüne kadar yaptıklarım ve sonuçları:
* Arkadaşıma bu konuyu utana sıkıla açtım. Defalarca kendisinden özür diledim ve elimde olmadığını, çok midemin bulandığını söyledim. O da dikkat edeceğini söyledi.
* En az 1 hafta boyunca hiçbir koku duymadım. Sonra koku yine başladı. Konuyu tekrar dile getirdim. Bana bir parfüm şişesi gösterdi. Uykusu geldiği zaman onu koklayıp kendisine geldiğini söyledi, bundan sonra yapmam dedi.
* 1 hafta kadar daha hiçbir koku duymadım. Sonra yine başladı. Ben yine uyardım, yine 3-5 gün kokmadı, sonra yine başladı. En az 3-4 kere bu durum tekrarlandı. Bu nazik (olduğunu düşündüğüm) uyarılarımın sonuncusunda bana "senin burnun kokuyu alıyor" dedi. Ancak yine 3-5 gün kadar kesildi koku.
* Nezaketin işe yaramadığını anladım. Kendisine aynen şunu söyledim: "Ben senin büyüğünüm. Sana rahatsızlığımı dile getiriyorum ve bu durum 3-5 gün sonra yine eskisine dönüyor. Senin yüzünden konsantre olamıyorum. İşimi yapamadığım için de mesaiye kalmak zorunda kalıyorum. Çocuklarımı görmemi, aile hayatımı etkiliyor senin bu hareketin."
* En az 1-2 hafta hiçbir koku duymadım. Sonra koku yeniden çıktı. Ben de kendisine: "Bu sana son uyarımdır. Senin bu yaptığın terbiyesizliktir. Bundan sonra müdürlerimle konuyu konuşacağım" dedim ve kendisi ile sohbeti, merhabayı kestim.
* Yine bir süre koku duymadım. Sonra gene başladı. Müdürlerime söyledim, bana aranızda anlaşın şeklinde cevap verdiler. Ben de dayanmak için başka yollar aradım. Bazı günler hiçbir koku yok; ancak bazı günler mide bulantısından işimi yapamıyorum. Koku duyduğum anda klimanın fan hızını sonuna kadar getiriyorum. Sakalıma ve üstüme bol bol kolonya sürüyorum. O da yetmezse nane yağı verdi eşim, onu sakalıma bıyığıma sürüyorum. Son 1-2 aydır bu şekilde yapınca onun kokusunu çok çok az duyup, işime devam edebildim. Ancak bugün, kolonya şişesinin yarısını sakalıma boşalttım resmen. Yine de kokudan duramadım. Bana mı öyle geliyor, ben mi takıntılı ve manyak biriyim bilmiyorum. Ancak adam yerinden kalkıp masamın önünden geçtikten saniyeler sonrasında buram buram koku geliyor bana.. Ofisimizde hanımlar var, başka insanlar var. Onların odalarına girip oturduğum oluyor. Hiçbirindeki kokudan rahatsız olmuyorum; ancak bu adamın kokusuna dayanamıyorum.
İstifa etmeyi düşünüyorum ama 43 yaşında bir yazılımcıyım ve kendini satabilen biri değilim; iş bulamamaktan çok korkuyorum ve 3 çocuğum var.
Burun hücrelerimi öldürmenin bir yolu var mı diye araştırmayı düşündüğüm bile oldu. Ne yapmalıyım bilmiyorum. Müdürümle yeniden konuştum konuyu, ama pek ilgilenmedi sanırım. Hipnoz tedavisi gibi bir şey olsa, ofise girince beynim hiçbir kokuyu duymasa ne güzel olurdu..