S

Yüzbaşı
12 Aralık 2008
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
0 üye
Görüntülenme (?)
48 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
S
2 yıl
Günde 6 kw elektrik harcayan buzdolabım var
Enerji SA geçen ay yolladığı 80 liralık faturadan sonra (80 bile yüksek) bu ay 143 lira gibi bir tutarla yeni bir rekora imza attı. Günlük ortalama 6kw , aylık 200kw harcamış gözüküyorum faturada. Evim 1+1, tek yaşıyorum ve çalışıyorum. Evimdeki tek beyaz eşya buzdolabı, (çamaşır makinesi bulaşık makinesi hatta saç kurutma makinesi bile yok saçlar 3 numara). Akşamdan akşama telefondan dizi izliyorum hafta sonları da bilgisayarda 1-2 saat oyun oynuyorum.

Buzdolabım neden bu kadar elektrik tüketiyor, onu üzecek bir şey mi yaptım sizce ? Konuşsam düzelir mi ? Yoksa illa cam çerçeve indirmek mi lazım ?

İnsan gibi deki kardeşim biz bu ay düdükleme kararı aldık kw fiyatını da 2 kat arttırdık, bende kabul edeyim zaten makatımız otobana dönmüş girecek bi fazla fatura koymaz, ama insan aklıyla dalga geçer gibi tüketimi yüksek göstermek nedir.
S
3 yıl
Sabaha ödev teslimim var 1 dakikanızı ayırır mısınız.
1 dakikanızı aldığım için öncelikle özür dilerim. Son güne kalma sebebi proje konusunun son dakika değişmesinden ötürüdür. Ben Eskişehir Teknik Üniversitesi Endüstriyel Tasarım bölümü öğrencisi olarak mezuniyet projemde seramik karo tasarımı yapmaktayım. Aynı zamanda Tasarım Araştırmaları dersi kapsamında bir anket yapmam gerekiyor. Anketim sadece 1 dakikanızı alacak ve katılımınız benim için çok önemli. Veriler akademik olarak değerlendirilecek olup ticari bir amacı bulunmamaktadır.
http://dhbr.co/bsJl
S
3 yıl
Seramik karo seçiminiz hakkında
Merhaba, Eskişehir Teknik Üniversitesi Endüstriyel Tasarım bölümü öğrencisi olarak mezuniyet projemde seramik karo tasarımı yapmaktayım. Aynı zamanda Tasarım Araştırmaları dersi kapsamında bir anket yapmam gerekiyor. Anketim sadece 1 dakikanızı alacak ve katılımınız benim için çok önemli. Veriler akademik olarak değerlendirilecek olup ticari hiç bir amacı bulunmamaktadır.
http://dhbr.co/bsJl
S
3 yıl
Mansur Yavaş ciğerimi söktün
Yahu adamın adını her duyduğumda aklıma bu cümle geliyor. Nasıl kurtulabilirim.
S
5 yıl
Hayyam Foto Teknik ile daha önce alışverişi olanlar bakabilir mi ?
Öncelikle hepinize merhabalar. Eskişehirde ikamet etmekteyim. Hayyam Foto Teknik mağazasından şu ürünü almak istiyorum.

Niyetim havale-eft yapıp kargo ile almak ancak kafamda soru işaretleri var çünkü daha önce alışveriş yapmadığım bir yer. Araştırdığım kadarı ile güvenilir bir mağaza ancak makinenin kutusuz ve garantisiz olması, lenslerin kapaklarının olmaması (Balık gözü ön kapak mevcut sadece), makinenin kozmetik durumunun 8/10 olması, fiyatının bence oldukça uygun olması ve en önemlisi mağazanın aynı zamanda tamirci olması ister istemez içimi rahat ettirmiyor.

Daha önce alışverişi olan veya dükkan sahibini tanıyan arkadaşlar yardımcı olurlarsa çok memnun kalırım.

Not: Makine hakkında detaylı bilgilere mağazanın facebook hesabı ile görüşerek ulaştım, alt kısmının da fotoğraflarını gönderdiler ve alt kısmında da yıpranmalar mevcut.

Her türlü fikir ve tavsiyenize açığım. İyi forumlar.

Ekleme : Yakın zamanda mağazaya gidecek bir arkadaş benim yerime makineyi inceleyerek, satıcının ağzını yoklayarak bana özelden ulaşırsa çok müteşekkir olurum.
S
5 yıl
Yeni başlayanlar için makine seçme rehberi
ÖNSÖZ:

Herkese merhaba adım Alp Yenigün, 23 yaşındayım ve Anadolu Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencisiyim. Uzun yıllardır forum donanımhaber platformunda aktif bir üyeyim ve takip ettiğim başlıklardan biri de fotoğrafçılık başlığı.
Bu bölümde en çok denk geldiğim konulardan biri "Hangi makineyi almalıyım" ve "Hangi makineyi almalısınız" konuları oluyor. Bu işten anlamayanlar ve yeni öğrenmeye başlayanlara şu makine iyidir onu al gibi tavsiyelerde bulunuluyor. Bense bunun yanlış olduğu kanaatindeyim ve hazırladığım bu rehberde amacım, siz değerli okurlara şu modeli al demek yerine, sizi de bu işten anlayan biri haline getirip kendi makinenizi kendinizin seçmenizi sağlamak. Eğer yazıyı baştan sona okuyup anlarsanız, muhtemelen bir teknomarkete gittiğinizde kendinize uygun makineyi seçecek kıvama gelmiş olursunuz. Bu rehberimde sadece fotoğrafçılık için değildir, video için de belli başlı konulara değineceğim.

İlk olarak fotoğraf sanatına adım atmak isteyen siz değerli okurlara şunu sormak istiyorum ;

"Fotoğrafçılık sizin için bir sanat mı ? Yoksa sadece anı kaydetmek mi ?"

Eğer cevabınız "Gittiğim tatillerde, doğum günlerimde, amca oğlunun düğünde fotoğraf çekilmek ise, alacağınız güncel bir amiral gemisi telefon işinizi fazlasıyla görecektir.

Ama siz işin sanatsal dünyasına adım atmak istiyorum derseniz bu rehberi okumanızda fayda var. Yazımda işin sadece teknik konusuna değineceğim, sanatsal kısmıyla çeşitli kaynaklardan ücretli/ücretsiz pek çok ders bulmanız zaten mümkün.

İLK MAKİNEMİ ALIYORUM :


Hepiniz ilk makinenizi almanın heyecanı içinde siteden siteye araştırmalar yapıyorsunuz ve önerilen makinelere bakıyorsunuz. Çünkü tahminimce makinelerin sitelerinden özelliklerine baktığınızda pek bir şey anlamıyorsunuz.
Ben bugün size şu makineyi alın demek yerine;

-Makineleri birbirinden ayıran özellikler nelerdir?
-Ucuz makine neden ucuz pahalı makine neden pahalı?
-Hangi makine ne için kullanılır?

Tarzı bilgiler verip, alacağınız makineyi sizin seçmenizi sağlamak istiyorum.
Çünkü en iyi makine "Kalbinizin istediği makinedir"

Fotoğrafçılık hakkında hiç bilginiz olmadan uzman tavsiyeleri üzerinden makine seçmeniz çok anlamsız. Çünkü genelde yapılan;
-Bütçenize göre en pahalı ve tipi hoşunuza gideni (Veya başkasının tavsiye ettiği) satın almak.
-1000-2000 tane fotoğraf çekip çektiğiniz fotoğrafların internettekiler ile kıyaslamak.
-Onlar kadar iyi olmadığını fark edince suçu makinenize atmak.
-Kendinizi yeterince geliştirdiğinizi düşünüp makinenin size yetmediği fikrine kapılmak.
-Sahibinden üzerinden satmaya çalışıp daha iyi bir makine almaya çalışmak.
-Daha iyi makine alınca daha iyi fotoğraf çekebileceğinizi düşünmeniz vs. vs.

Bunu bugün yıkmak için buradayım ! (Çok iddialı oldu)

TERİMLERİ ÖĞRENELİM :

Yazımın bundan sonraki kısmında size makine seçerken bilmeniz gereken fotoğrafçılık terimlerinden bahsedeceğim.

İlk olarak şu çok merak ettiğiniz iso nedir, ne işe yarar onu anlatayım. Gereksiz teknik detaylara girmeden çok basit bir dille anlatmaya çalışacağım.

Makinemizin içinde bulunan sensör (Makinenin gözü de denebilir. Dikdörtgen şeklindedir ve manuel makinelerde kullandığımız filmlerin dijital halidir.) fotoğrafları aydınlatma özelliğine sahiptir. Bu aydınlatma özelliğini genellikle ışığın az olduğu yerlerde veya akşamları kullanırız.

Örmek: Gün ışığında 100 iso kullanıyorsak akşam çektiğimiz bir fotoğrafta 800 kullanırız. ISO'yu ne kadar arttırırsanız fotoğrafınız o kadar aydınlık çıkar.

< Resime gitmek için tıklayın >

Iso'yu gördüğünüz görsel oldukça iyi anlatmakta. Ancak şöyle bir detay var ki, makineniz 6400 iso'ya çıkabiliyor demek 6400 iso'da güzel fotoğraf çeker anlamına gelmez. Iso değeri arttıkça sensör ısınır ve fotoğrafınızı bozmaya başlar. Fotoğrafın bozulmaya başlama eşiği her makinede farklıdır ama bozmaktan kastımın ne olduğunu şu görselle anlatabiliriz;

< Resime gitmek için tıklayın >

İkinci olarak shutter speed'den bahsedebiliriz. (Enstantane hızı,perde hızı). Bu özellik ise fotoğraf çekerken sensörün önünde bulunan kapakçıkların açılıp kapanma hızı diyebiliriz. Kapak ne kadar uzun süre açık kalırsa sensör de o kadar ışık alır.

Örnek: Enstantane hızını 1/2000 (Saniyenin 2000 de 1'i) yaptığınızda bir helikopterin pervanesini durur vaziyette çekebilirsiniz.
Örnek 2: Enstantane hızını 2 (2 saniye) yaptığınızda hareket eden bir treni bulanık çekebilirsiniz.

< Resime gitmek için tıklayın >

3. olarak bir de diyafram var ancak onu objektif seçimi konumu anlatacağım.
Bu ikisini bilmeniz şimdiki aşamada yeterli. Gelelim sizin heyecanla beklediğiniz kısma. Ucuz makine neden ucuz, pahalı makine neden pahalı kısmına. Bunu size basit ve anlayabileceğiniz şekilde anlatacağım.

NEDEN PAHALI :

Belirli modelleri baz almadan size kendi kafamdan attığım 1000 liralık ve 10.000 liralık iki makinenin farklarından bahsedelim.

Megapixel'den başlayalım. Mesela alacağınız giriş seviye bir makine 16 MP iken pahalı makinelerin 40-50 gibi değerlere kadar çıktığını görürsünüz. Bunun sizin için önemi var mı ? Bırakalım rakamlar konuşsun ;

Bayıla bayıla baktığınız 4K televizyonların çözünürlüğü 4096 x 2160'dır.

12,1 MP ile çektiğiniz fotoğraf ise 4256 x 2832

Ki şu anda giriş seviyesi makineler 16-24 gibi değerlerden başladığını düşünürseniz, çektiğiniz fotoğraf ile bina kaplamayı düşünmüyorsanız megapixel'in hiç bir önemi yok.

Az önce öğrendiğimiz iso'dan devam edelim. Giriş seviye makineniz örneğin 6400 iso'ya ulaşırken çok daha üst sınıf makineler 400.000 iso gibi değerlere kadar çıkabiliyor. Ama yine az önce dediğim gibi belli iso'dan sonra fotoğrafta bozulmalar başlıyor. Ama mesela giriş seviye makine 800 iso'dan sonra bozmaya başlarken diğeri 3000 iso'dan sonra bozmaya başlıyor.

Burada şunu bilmeniz yeterli, 800 iso'nun üstü çok ekstrem karanlık durumlarda kullanılır. Yani size 800 fazlası ile yetecektir. Karanlık bir ormanda nesli tükenen baykuş çekeceğim demiyorsanız sizin için iso'nun 800'ü geçmesinin hiç bir önemi bulunmuyor. Bu noktada perde hızına tekrar dönüş yapmamız gerekecek çünkü konular birbiri ile bağlantılı.

Siz perde hızını arttırdığınızda çok daha hızlı fotoğraf çekeriz, evet ancak perde o kadar hızlı açılıp kapanır ki sensörün içine çok az ışık girer. Bu da fotoğrafı gittikçe karartır. Ancak mesela 2 saniye boyunca çekersek fotoğrafı, perdeye 2 saniye boyunca ışık gireceğinden ötürü fotoğraf doğal olarak aydınlık çıkacaktır. Fotoğrafın olayı zaten anı yakalamak olduğu için çektiğimiz ortam karanlıksa iso'yu arttırmak yerine perde hızını düşürmek ve fotoğrafı yavaş çekmek çok daha mantıklı olacaktır.

Peki bu durumda iso'yu nerede kullanacağız ? Tabi ki saniyede 24 kare video çekerken perde hızını ayarlamak gibi bir şansımız olmadığı için mecbur karanlıkta iso'yu arttırmamız gerekir.
Bu noktada şu faktör devreye giriyor; ben makineyi video için mi alıyorum yoksa fotoğraf çekmek için mi ?
Cevabınız fotoğraf ise iso özelliğine hiç takılmadan yolumuza devam edebiliriz.

Enstantane hızına değinecek olursak ucuz makinede max 1/4000 e çıkabiliyorken bu değer pahalı makinede 1/8000. Enstantanenin ne olduğunu bilmeyen biri için arada çok fark varmış gibi değil mi ? İşte bu yüzden size az önce enstantanenin ne olduğunu anlattım. 1/4000 ile 1/8000 değerleri zaten kullanabileceğiniz değerler değil. Mermi falan çekiyor olmanız lazım ki ihtiyaç duyasınız. Bir de tabi bu kadar hızı düşünürsek inanılmaz yüksek de bir ışık kaynağına ihtiyaç duyacaksınız. O yüzden bu konuya da takılmadan yolumuza devam.

MP , ISO Enstantane gibi temel özellikler dışında (Sensör boyu da var birazdan geleceğiz) özellikler genelde şu şekilde olur ;
Ekran boyu, şarj süresi, hafıza kartı yuvası sayısı, vizör boyu, sıvı geçirgenliği, dokunmatik ekran gibi işin sanatsal boyutunu ve fotoğrafçılığı zerre ilgilendirmeyen özelliklerin yanı sıra;

Renk derinliği dynamic range hdr gibi özellikler vardır ki, bu özelliklerde iki makine arasında fark olması için fiyatta da uçurum olması gerektiğinden ve siz yeni başlarken 5-10 bin liralık bir makine almayacağınızı varsayarak kafanıza hiç takmamanızı öneririm. (Aradaki kalite farkı da biri 10 sa diğeri 12 olur uçurum farklar bulunmaz)

Bir de unutmadan değineyim continous shooting diye bir özellik mevcuttur. Bu özellikte saniyede kaç fotoğraf çekebildiği yazar. Standart bir makinede bu 5-6 iken pahalı bir makinede bu değer 12-16 gibi rakamlara ulaşır. Koşan bir çitayı veya futbol maçında bir futbolcuyu çekmeyi düşünmüyorsanız bu özellikte sizi pek alakadar etmez zira makinenin ömrünü kısaltmaktan başka size pek faydası olmaz.

Toparlayacak olursak. Ekstrem koşullarda uç fotoğraflar çekmek istemiyorsanız, ideal ışıklı bir ortamda aynı lens ile 1000 liralık bir makine ile 10.000 liralık makine yüzde 95 aynı fotoğrafı çeker. Giriş seviyesi dediğimiz 1000-3000 lira arası makineleri birbirinden fiyatta ayıran özellikler genelde dokunmatik ekran, wifi, yardımcı ekran vs. gibi özellikler olur.

Bunu bu kadar vurgulama sebebim insanlarda hala büyük ve pahalı makine daha iyi fotoğraf çeker gibi bir algısının olması. Aynı şekilde büyük lens daha iyi fotoğraf çeker algısı da mevcut.

Şu kadar diyebilirim ki, iyi fotoğrafı makine değil siz çekersiniz. Eğer param çok saçacağım derseniz de makineye değil objektife harcayın, çünkü ucuz makine-pahalı makine çok farklı değildir lafımı objektifler için söylemiyorum.

Şunu da unutmayın, elinizdeki makine kullandığınız objektiften pahalı olmak zorunda da değil. Benim makinem 1000 liralık 1.5000 liralık lens takarsam tam performans vermez gibi bir düşünceniz olmasın, bunlar ekran kartı-işlemci değil ki darboğaz yapsın. Paranızı objektife saklayın.

FULL FRAME NEDİR :

Gelelim az öne ertelediğim ff ve crop sensör mevzusuna.FF (Full Frame) yani tam karedir. Bunun için önce eski manuel filmli makinelerden bahsetmek gerekir ki o makinelerin filmlerinin boyu standart 35mmdir.

DSLR makinelerin sensörleri üretilmesi çok maliyetli. Bu sebeple düşük segment cihazlara 35mm standartından daha küçük sensörler takılıyor. Buradan şunu anlayabilirsiniz. Bir makine FF ise o makinenin sensörü 35mm dir. Günümüzde en ucuz FF makineler 5000 lira ve üstü fiyatlara satıldığı için ve sizin giriş seviye cihazlarla başlayacağınızı düşünürsek crop yani küçültülmüş sensörlü bir makine edineceksiniz.

Crop factor ise kırpma oranı demektir. Sensörün 35mm'ye göre kaç kat kırpıldığını tarif eder. Genelde markaların standart olur. örneğin nikon ve sonylerde bu oran 1.5 iken Canon'da 1.62'dir. Bu da nikonun crop bir makinesinin sensörü, full frame sensöre göre 1.5 kat daha küçük demektir.

Peki sensörün küçülmesi bize ne kaybettirir ? Tabi ki görüş açısı;

< Resime gitmek için tıklayın >

Bu fotoğrafta aynı lens ile çekilmiş FF makine ile crop makinenin farkını görmekteyiz. Yani sizin alacağınız makinelerin o pahalı makinelerden en en büyük farkı bu görüş açısının daha dar olması.

Tabi bunu bir dezavantaj olarak düşünmeniz yanlış olur. Çok çok pahalı crop makineler de mevcut çünkü sensörün küçük olmasının bazı avantajları da var.

Örnek: 200mm bir objektifiniz var ve uzaktaki bir kuşu çekmek istiyorsunuz. FF makinede bu lens 200mm olarak çalışır ancak 1.5 crop bir makinede bu değer 1.5 ile çarpılır ve elimizdeki lens 300mm sonucu verir. Bu sebepten ötürü bazı doğa ve spor fotoğrafçıları bilerek crop makine tercih etmektedirler.

Bir diğer avantaj ise 24mp crop makine ile çekilmiş görüntüyü ff makine ile çekmek istediğimizde 24x 1.5 formulünden 36mp bir FF makineye ihtiyaç duyarız. Crop makinelerde sensör küçük olduğundan doğal olarak pixel yoğunluğu da artmış olur.

Bu açığı da farklı lensler ile kapatmak tabiki mümkün mesela FF bir makinede 50mm lens kullanmak yerine crop makinede 35mm lens kullanarak hemen hemen aynı sonuca ulaşmanız mümkün. Crop makinelerin objektiflerinin çok daha ucuz olduğunu unutmamak gerekir.

MAKİNE SEÇİMİ:

Bu konuda size şu markayı alın demek istemem, sadece kendi deneyimlerimden yola çıkarak yardımcı olabilirim.

Öncelikle size tavsiyem kimsenin lafını dinlemeyin ve yakınınızdaki bir fotoğrafçı mağazasına veya Mediamarkt vari büyük Teknomarkete giderek teşhirdeki cihazları elinize alıp deneyimleyin. Elinize oturuşuna bir bakın, menüsünde gezinin, bir kaç fotoğraf çekin. Satıcı veya bu işte uzman olduğunu iddia eden satış görevlilerinin aklınızı çelmesine ve size pahalı makine aldırtmasına izin vermeden içinize sinen bütçenize uygun, kalbinizi çalan makineyi seçin.

Sakın ama sakın deneme fotoğrafı çektiğinizde kalite kıyaslaması yapmayın ! Teşhirdeki makinelerin hepsinde farklı lens takılıdır ve farklı sonuçlar vermeleri çok normaldir. Belki sizden önce gelen biri ayarlarını kurcalamıştır ve bu sebeple çektiğiniz fotoğraf size kötü gelebilir. Ayrıca şunu da unutmayın ki her makinenin ekranı aynı kalitede değil. Kimisinin ekranı fotoğrafı olduğundan çirkin gösterebilir. Esas sonuç her zaman bilgisayar ekranında gördüğünüz sonuçtur, makinenin ekranına aldanmayın. Çektiğiniz fotoğrafa zoom yaparak net mi çekmiş diye bakmayın. (En azından bu yazıyı okuduysanız bunu yapmayın)

Mesela ekranın dokunmatik olması eğer videoda ekrana dokunarak focus noktası seçebiliyorsanız bir avantajdır. Video çekeceğim diyenler bu özelliğe dikkat edebilir. Onun dışında hiç bir işe yaramaz boşa ek para verirsiniz.

Wi-fi olması çok güzel bir avantajdır, hafıza kartı tak çıkar yapmadan fotoğrafı çektiğiniz gibi telefonunuza bağlayarak aktarım yapabilirsiniz. Bu sizin için önemli değilse, eve gidince baksam da olur son hallerine diyorsanız yine boşuna ek para ödemeyin.

Üst kısımda ek bulunan bilgilendirme ekranı arsa, ön ekranda yazan bilgiden farklı bir şey göstermez, makine seçerken iyi düşünün. Buna gerçekten ihtiyacım olur mu diye kendinize bir sorun.

Marka konusuna çok takılmayın, DSLR sektöründe marka sayısı belli ve hepsinin makineleri birbirinden güzel. Taraftarların aklınızı çelmesine izin vermeyin, gönlünüzü fetheden makineyi alın. Yakınlarınızdan belli markalar kullanan varsa o markaları almanız ileride objektif değiş tokuşu yapmanızda etkili olabilir.

Bir de son 4-5 senedir konuşulmaya başlanan aynasız makine dünyası var ki bambaşka bir konu aslında.

Oraya girmeden buradaki ayna kavramını sizin anlayacağınız basitlikte anlatmak isterim. Standart aynalı bir dslr makinede objektif ile sensör arasında 45 derece duran bir ayna vardır.

< Resime gitmek için tıklayın >

Bu ayna objektiften gelen görüntüyü vizöre (Gözünüzle baktığınız yere) iletir. Böylece fotoğrafı çekerken objektif ne görüyorsa siz de onu görürsünüz. Denklanşöre bastığınızda ise bu ayna yukarı kalkar, perde ayarladığınız hızda açılıp kapanır ve ayna tekrar geri iner. Fotoğrafımız da çekilmiş olur. Bu işlem o kadar hızlı gerçekleşir ki sadece sesini duyarsınız. (Evet o cıkşın sesi buradan geliyor)

Aynasız makinelerde ise böyle bir ayna sistemi bulunmaz ve makineler doğal olarak çok daha küçük olur. Aynasız makinelerin kompakt (Tatile giden amca makineleri) karıştırılma sebebi de buradan gelir. Boyutları küçük olduğu için. (Kompakt makinelerin de profesyonel olanları mevcuttur)

Aynasız makinelerin en alt segmentlerinde vizör bulunmaz, vizörlü olanlarda ise ayna olmadığı için görüntü dijitaldir. Bunun en büyük avantajı vizörden baktığınızda objektifin gördüğünü birebir değil, fotoğrafın son halini görürsünüz. Yani daha deklanşöre basmadan ne çekeceğinizi bilirsiniz. Böylece aynalı makinelerdeki gibi deneme yanılma yaparak ayar yapmanıza gerek kalmaz. (Elektronik vizör kullanan 1-2 aynalı makine de mevcut)

Burada tercih tamamen size kalıyor. "Ben elimde koca koca makine taşıyacağım, herkes fotoğrafçı olduğumu bilsin, büyük makine daha iyi hissettiriyor" diyorsanız aynalı makine tercih etmeniz sizin için daha iyi olur. Makinenin elinizi doldurması burada çok önemli. Ama eğer "Boyun ağrısı çekmek istemiyorum, her yere sığsın, hızlıca çıkarıp çekeyim" diyorsanız aynasız makinelere yönelebilirsiniz.

Son dönemde özellikle düşük bütçeli film sektöründe aynasız makineler pratiklikleri ile çok popüler, Hem kolay taşınıyorlar, hem aynı işi görüyorlar , hem de hafif oldukları için rahatlıkla drone gibi cihazlara bağlanabiliyorlar.

Tekrar şunu belirtmek isterim üstüne basa basa "Aynalı makine ile aynasız makine arasında ayna dışında hiç bir fark yoktur. Aynasız makineler amatördür gibi bir algı kesinlikle oluşmasın kafanızda" Biri görüntüyü objektiften vizöre direkt verir, diğeri o görüntüyü işler öyle verir. 30.000 lirayada aynasız makine bulmanız mümkün. (Leica M)

Objektif kısmına geçmeden önce size flange focal distance, yani lensin takıldığı yuvanın sensöre uzaklığından bahsetmek isterim. Çünkü makine tercihinizde önemli bir etmen olabilir.

< Resime gitmek için tıklayın >

Resimde de görüğünüz gibi her makinenin lenslerinin sensöre uzaklığı farklı. Bu markaların kendi içinde standart olduğu için her markanın kendi lensleri kendi makinelerine göre optimize edilmiştir.

Yani şöyle örnek verecek olursak x markamızın ffd değeri 50mm olsun. O markanın lensleri sensöre 50mm uzaklıkta olmadığı sürece kullanmanız pek mümkün değil. Bu da farklı marka makinelerin birbirleri ile lens takasını zorlaştıran bir etmen.

Bazı markaların lensleri diğer markalara uyumlu olabilir (dönüştürücü ile) ama X markasının ki Y ye uyuyor diğe Y nin ki X'e uyacak diye bir şey yok. Bunu şöyle açıklayabiliriz.

X Markasının ffd değeri 50mm demiştik.

Y Markası için bu değer 35mm olsun.

Yani X markasının objektifini Y de kullanmak istersen 15mm lik bir dönüştürücü kullanmamız gerekecek demektir. Y markasının 35mm olan mesafesine 15mm de dönüştürü takarsak elimize 50mm lik bir değer geçer böylece objektifi sorunsuz kullanabiliriz.

Ama ne yazık ki Y markasının 35 mm için optimize edilmiş objektifini X markasına takmamız için objektifi makinenin içine sokmamız gerekecektir. Bu da imkansız olduğu için malesef lensi kullanmamız mümkün olmuyor.

Markaların değerlerine buradan bakabilirsiniz

< Resime gitmek için tıklayın >

Buradan şunu anlayabilirsiniz. Seçtiğiniz markaya altında kalan markaların lenslerini takmanız mümkün.

Örnek : Sony aynasız bir makine aldığınızda canon ve nikon lensleri takmanız mümkün. Canon bir makineye nikon lensi takmanız da mümkün. Ama nikon bir makineye ne yazık ki sadece nikon lensi takabilirsiniz.

Dönüştürücü aparatlar genelde 10-50 lira arası olurlar ama plastik basit parçalardır. Kullandığınız takdirle lensin autofocus titreşim engelleme gibi özelliklerinden mahrum kalırsınız. Bunun olmaması için elektronik dönüştürücüler mevcuttur ancak fiyatları biraz yüksek.

NASIL BİR SET ALMALIYIM :

Diyelim ki makinenizi seçtiniz ve ben bu makineyi alacağım dediniz.

Size tavsiyem alacağınız makineyi sadece ve sadece gövde olarak, alacağınız markanın garantisi altında, bulduğunuz en uygun yerden alın.

Örnek vermek gerekirse; Canon 600d almak istiyorsanız. Canon 600d makinesini yanında lens olmadan sadece body olarak hediyesiz bir şekilde en ucuz bulduğunuz güvenilir mağaza/siteden canon türkiye garantisi olacak şekilde satın alın.

Neden ? Çünkü yanında hediye verdikleri şeyler ya çok ucuz dandik şeyler, ya da parasını zaten sizden alıyorlardır. Siz hazır satılan komple setler yerine kendi setinizi kurmanız çok daha mantıklı. Mesela yanında verilen klasik hediyere bir göz atalım ; (İlla hepsini veriyorlar demiyorum, denk geldiklerimi yazıyorum)

- Çanta - Genelde en ucuzunu verirler, onun yerine gidin ve içinize sinen düzgün bir çanta satın alın. İçine oyuncak koymuyorsunuz sonuçta.
- Tripod - Tripod alayım elbet lazım olur demeyin. Lazım olduğunda alın. Çoğu tripod alındıktan sonra satılacağı güne kadar çantasından çıkmaz.
- Yedek batarya - Bunu veren çok görmedim ama zaten verseler de kullanmayın çünkü yan sanayi ürün vereceklerdir. Ek batarya olarak orjinal veya partner firmaların ürünlerini tercih etmenizi öneririm.
- UV filtre - Aynı tripod gibi bu da, öncelikle filtrelerin ne olduğunu araştırıp öğrenin. Sonrasında ihtiyaç duyduğunuzda zaten kaliteli bir filtre seti alırsınız kendinize.
- Ekran koruyucu - Buna lafım yok ekran koruyucu her şekilde alıp makineye ilk günen takmanız hayatidir. (Nikonlarda kutudan çıkar)
-Hafıza kartı - Size en ucuz dandik ellerinde kalmış hafıza kartlarından verirler. İhtiyaç duyduğunuzda lexar gibi markaların prof. kartlarını alabilirsiniz.

Neden lens olmadan alın dediğime gelirsek genelde yanında klasik 18-55 gibi bir lens verirler. Bu konuya objektif rehberimde detaylı değineceğim ama kabaca şunu diyebilirim ki bu objektifler en dandik en ucuz objektifler.

Body den farklı olarak kit olarak lens ile alırsanız ek olarak 400-500 lira ödersiniz. Onun yerine illa istiyorum derseniz bu lensleri ikinci el 150-200 liraya sıfır bulmanız mümkün. Onlara yönelin aradaki fark cebinizde kalır.

Onun dışında içinde 2. olarak 70-300 veya 50-200 gibi tele lenslerin bulunduğu setler de mevcut (2 Lensli setler). Kesinlikle ve kesinlikle önermiyorum çünkü o tele objektifi size bedavaya vermiyorlar. Boş yere bir de tele objektif almış oluyorsunuz.

Fotoğrafçılıkta kendiniz kişiliğinizi keşfetmeniz lazım, ne tarz fotoğraflar çekmek istiyorsunuz ? Ne çekmek istiyorsunuz ?
Zaten kendinizi keşfettikçe ve internetten araştırdıkça hangi objektifleri almanız gerektiğini yavaş yavaş bulacaksınız. Belki portre çekmek hoşunuza gidecek ve sürekli portre çekeceksiniz. Ama çok daha iyi bir portre lensi alacak parayı makineyi alırken tele lense vermiş olacaksınız. Bunu yaşamamak için makineyi aldığınız gibi her gördüğünüz aksesuara ve lense saldırmayın. Biraz kendinizi keşfetmek için kendinize zaman tanıyın ve neye ihtiyacınız olduğunu bulun.

Konuyu bitirmeden önce tabiki kendi tavsiyemi de sizlere sunmak isterim.

Benim tavsiyem bir sony a6000 alın. Aynasız çok tatlı bir makinedir. Body olarak pek bulunmuyor, bulunsa bile aradaki fiyat çok az o yüzden 16-50 kit lensi ile alın.

40-50 liraya m42 sony e-mount çevirici adaptör edinin ve ikinci el sitelerinden güzel m42 lensleri takip edin.
m42 lensler eski manuel makinelerin lensleridir, dijital hiç bir özellikleri yoktur tüm ayarlarını elle yaparsınız. Bu hem size kendinizi geliştirmede yardımcı olur hem de fotoğrafçılıktan aldığınız keyfi müthiş arttırır. Hem de en büyük avantajı fiyatları çok uygundur. yeni üretilmiş 3-4 bin liralık bir lensi manuel olarak 400-500 liraya bulabilirsiniz. Sadece autofocus olmaz, diyafram kendisi kapanmaz vs. her şeyi elle yaparsınız ama kağıt üstünde aynı fotoğrafı çekersiniz. Benim şahsi fikrim daha çok keyif alırsınız. Ayrıca Nikon ve Canon lenslerini de yine aparat yardımı ile kullanabilirsiniz.

Yazımı burada noktalıyorum. Umarım birilerine yardımcı olabilirim. Hatam olmuş olabilir, eğer olduysa affola kendinize iyi bakın, en yakın zamanda objektif seçim rehberimde görüşmek üzere hoşçakalın.
S
5 yıl
850 item level ile Nighthold hikayem
Gece gece canım sıkıldı forumda takılıyordum ve nadiren girdiğim world of warcraft bölümümüze bir göz atayım dedim. Şöyle bir gözlem yaptım ;
"xxx item levelim arttıramıyorum" şeklinde yakınan arkadaşlar olmuş. Bende size bu konuda başımdan geçen serüveni anlatmaya karar verdim.

Başlamadan önce şunu belirtmek isterim ki: Okurken bana küfür etmekte sonuna kadar haklısınız ben de olsam kendime söverdim

Eski bir oyuncu olarak panda zamanı bıraktığım, wod zamanı çok ufak göz attığım ve legion ile vakit bulup bir ay önce sonunda tekrar başladığım warcraft evreninde bir aylık maceram:

Öncelikle 4 yıldır oynamadığım ve neredeyse her şeyi unuttuğum oyunda sıfırdan bir başlangıç yapmak için hızlıca bir hunter açıp 60 levela kadar elle kastım.
(Boost basınca meslek ekstralarını almak için) Sonrasında 100 level boost basıp çok seri 110 oldum. Yaklaşık 36 saat süren keyif dolu ve uykusuz maratondan sonra güzel bir uyku çekip,
"YENİCEM SENİ LEGİON" diyerek besmele ile yeni ek paketimize gururla başladım.

İlk bir kaç günde anca heroic dungeon girecek hale geldim ki dungeon hiç sevmeyen biriyimdir, bir arkadaşım (860 ilvl Tank DK) boşver heroic falan uğraşma gel mitik dungeon kuralım ben tankım gelen olur dedi.
İyimiş paşam dedim ve ilk grubumuzu kurup 880+ yazdıktan sonra, neden geldiklerini geç anladığım 880 üstü item levela sahip 3 abi gelip dg yi temizlediler.

Burada şunu öğrendik = Oyunu az çok bilen, tank veya healer arkadaş edinin.

Dg sonu bana gelen +3 key ile yeniden kurduk, derken bizim key +5 oldu. Gruba aldığımız adamlar 880+ olduğu için ne düşerse bana veriyolar. Hunterım ama intellect trinket falan takıyorum o derece. Maksat ilvl yüksek gözüksün gerisi hikaye Tabi macera çok sürmedi keyimiz patladı. Sonra arkadaşın keyi boostlattık patlayana kadar. Gel zaman git zaman benim ilvl 840-850 ye kadar çıktı.

850 de öyle bir rakam ki (nighthold lfr açılmamıştı) lfr girseniz dandik item düşüyor. Normale sizi almıyorlar, keyiniz patlamış, başkası keyine almıyor. Çok kötü bir durum.

Bizim arkadaşa dedim "Madem bizi almıyorlar bi yere biz kurup milleti alalım"
"Çok mantıklı lan" dedi.
Tabi bizde taktik maktik de yok bam bam bam giricez. Hadi ben dps im sıkıntı yokta arkadaş tank bide

En kolayı emerald diye ilk onu kuralım dedik. Baktık çok boss var bari tov kuralım en azından 3 boss öğrenmesi kolay dedik.
Arkadaşa dedim “Sen tanksın taktik bilmen şart”
“Raid başlasın da çözeriz boolm kasma” dedi.
“Normal mi kuruyoruz” dedim.
“Yok bolm heroic kuralım daha iyi item gelir” dedi.
Ve neticesinde kurduğumuz 880+ tov grubu ile raide girdik. Bizdeki lükse bak ki 860-850 iki tane gerizekalı heroic kurmuşuz bide. Kurabilsek mitik kurucaz o derece taş sahibiyiz.
İlk bossta yediğimiz ve hatamızın ne olduğunu bilmediğimiz, ama bizde olduğuna emin olduğumuz wipe sonrası, bir adam “OMG LOOK AT THE RAID LEADER GEAR” dedi ve sanki kalabalık ortasında parmakla gösterilmiş hissi ile insanların 3 saniye içinde raidi nasıl boşalttıklarını izledik.
Kendimi hiç parise gitmemiş ama parise turist kafilesi götürmüş, eyfel kulesine de bu tac mahal demiş tur rehberi gibi hissediyordum.
“Kendimi tüm servera rezil olmuş gibi hissediyorum uzun bir süre raid kurmayalım” diyen arkadaşımı
“Hepsi farklı serverdandı kanka gel bir daha kuralım ne olacak sanki ölmedik ya” dedim.
Neticesinde yeni bir grup ve önceki bosstan çıkardığımız ders ile ilk bossu normal zorlukta kesmeyi başarmıştık. Sevinçten tabi deliye dönmüşüz , Skype ta ağlıyoruz adeta, evde zafer turu atıyorum falan derken 2. Bossta yediğimiz wipe ile grubun dağılması tekrarlandı.
Durmak yok yola devam dedik ve yaklaşık 5-6 grup, 100-120 kişi, çaldığımız tonla oyun süresi ile raidi bitirebildik. (Helya ilk deneyişimizde 1 saniye içinde yaşanan olaylar = wipe+küfür+leave. Bazısı da Türkmüş şansa Türkçe de güzel küfürler yedik. Arkadaş olduğumuz çakılmasın diye ben bile küfür ettim “idiot tank” falan )
Başarmıştık…
Bizi raidlerine almayanlara inat tov u 850 item level ile bitirmiştim. 3 bosstan da tabiri caizse baş düşmesini hiç dert etmeden sanki bize raid mi yok diyerek gözümüzü en tepeye diktik ve nighthold kuralım dedik.

Raid başlığımız şu “890+ Link Achiv / Fresh One Shot”
Açıklama şu “Bring flask, food, etc.. you know what to do”
Elimizdekiler ; 870 tank 850 küsür dps / No achiv / Flask food nedir bilmeyen, başkalarından yazı kopyalamış 2 gerizekalı.
Şansımıza ilk 5 boss kolaymış ve internette okuduğumuz kısa rehberler ile kolayca kestik. (Rehbere bosstan bossa çöp keserken bakıyoruz, o derece) Videolarda gördüğümüz yerlere renkli işaretler koydup, bizim bile ne işe yaradığını bilmediğimiz işaretler ile ilgili raide “You know what to do” yazmakla yetinyoruz. Sadece aluriel’de bossu hareket ettirmek gerektiğini bilmeyen (ve acı şekilde öğrenmeyi seven) sevgili tankımız yüzünden wipe yedik ve. “Sorry my pc freze” açıklamasını raid kabul etti. Daha sonra augur da çıkan hangi adden sonra boss keselim tartışması ve yediğimiz 2 wipe ile grup dağıldı ve arkadaşım bana üzücü haberi verdi…
“Kanka yarın oyun sürem bitiyor hakkını helal et” dedi.
“Neden daha önce söylemedin” dedim.
“Bende şimdi fark ettim” dedi. Haklı
….
Terk edilmiştim… Bir başıma kalmıştım…
Ona “Senin anını yaşatacağım, raidi bitirip guldanı keseceğim! ! !” dedikten sonra bir sigara yaktım, skypetan çıktık ve müzik açtım.
Önümde hiç bilmediğim 5 boss ile kalakalmıştım. Grubu hep arkadşaım kurduğu için çok tecrübesizdim ve korkuyordum. Küfür edenler hep ona ediyordu sonuçta beni fark eden hiç olmamıştı. Nasıl bir baskı bilmiyordum. Sonra kendimi biraz toparladım ve verdiğim sözü de hatırlayarak “@Augur / 890+ vs vs. “aynı cümleler ile kata külli grubumu kurdum ve beklemeye başladım.
Yaklaşık 3-4 farklı grup kurarak 9/10 a çıkardım progressimi. Yediğim küfürün vs. haddi hesabı yok tabi, genelde her bossta ilk yatan ben oldum. Öle öle taktik öğrendim.
Sonunda gul’dan ile yüzleşme vakti gelmişti…
Yediğimiz wipelar sonrası dağılan ve 2-3 kere tekrar topladığım grubum ile bir türlü kesemedik ve pes edip çıkacaktım ki, aniden gaza geldim ve;
Final grubuna aynen şunu yazdım “Guldan only / +900 / Link curves”…
Bir cumartesi akşamıydı ve oyunun en dolu olduğu saatlerdeyiz.”Ne kadar sürse de bekleyeceğim” dedim ve çok geçmeden grubuma 19 tane 900 item level üstü curve atmış adamlar ile donattım.
Guldana başlarken rw ile ekrana aynen şunu yazdım “You all know what to do , failer will be kick”
Bendeki taş a bakar mısın
Peki ne mi oldu ?
İlk phase bitmeden öldüm ve 19 kişi hatasız kusursuz guldanı tarumar ettiler. Ben de onları izleyerek taktikleri çözdüm.
Başarmıştım…
850 ilvl ile başladığım nighthold maceramı tamamlamıştım ve achivimi almıştım. Bu süreçte düşen leg item ve raid kankalarım sağolsun ihtiyacı olmayan itemler ile birlikte ilvlim 880 e yaklaştı baya.
Bu hafta ise kurduğum gerçek one shot grup ile wipe yemeden temizledik raidi. Bu süreçte hem taktikleri ezberledim, hem liderlik nedir nasıl yapılır onu öğrendim. tov ve en taktiklerini bilmesem de nighthold komple ezberimde.
Şuan 885 item levelım, yarın class hall upgrade bitince 2. Legimi de takabileceğim. heroic progressim 4/10 , onun da üzerinde çalışıyorum . Ve daha karakteri açalı 1 ay olmadı. Elimden tutan olsa belki çok daha kısa sürede bunlar gerçekleşirdi ama tek kişinin çabası ile anca bu kadar oluyor.

Yazımı sıkılmadan okuyup buraya gelen herkese helal olsun, sürç-i lisan ettiysek affola mobilden yazıyorum biraz sıkıntı benim için.
Yeni başlayan arkadaşların buradan çıkaracakları dersler ;
- Mutlaka oyunu az çok bilen, size yardım edecek birilerini bulun. Başlarda hızlı yükselmeniz ve mitik+ girmeniz için çok önemli. İnsanlarla iletişim kurmaktan sakın çekinmeyin. Bu konuda guilde girmek iyi olabilir.
- En önemlisi kendinize güvenin ve sizi almadıkları yerlerde siz kurun. Başta çıkan sıkıntılarda küfür yediğinizde utanıp yerin dibine girseniz de bir süre sonra gamsızlığın dibini vurup ehehehe diye gülüyorsunuz. Kaybedecek hiçbir şeyiniz yok.
- Kurduğunuz gruplarda insanlara bilmediğiniz izlemini asla vermeyin, her zaman otoriter olun ve bossa başlamadan önce sağa sola renkli işaretlerden koyup raid warning den havalı şeyler yazın. İnsanların güvenini kazanırsanız wipe yeseniz bile terk etmezler.
Yeni başlamamış arkadaşların buradan çıkaracakları dersler;
- Girdiğiniz partinin başkanının achivlerine ve gearlarına mutlaka bakın

Herkese iyi geceler..



EKLEME :

Taktiğime yeni bir ekleme yaparak tekrar karşınızdayım

Grup kurdunuz ve +900 yazdınız değil mi ? Peki ne oldu ?

Girenler sizin item levelınızın 900 olmadığını gördü ve çıktı...

Çözüm nedir ?

880+ Yazıyorsunuz ve sadece 900 üstünü alıyorsunuz.

Problem çözülmüştür (Burada 880 örnektir, sizinki kaç ise onu yazın)


EKLEME 2 :

İlla kurmam ben beceremem diyorsanız, girmek istediğiniz gruba join diyin ve grup liderine whisp ile [betreyar rise] linkleyin.

Achivi almamış olmanız önemli değil muhtemelen tıklayıp ona bakmaz Bu taktikle de girdiğim raidler oldu.

Bir üst seviye hc girmeye çalışan curve sahibi olmayan arkadaşlar da mitik bosslardan birini linkleyerek girmeyi deneyebilirler, bu hafta tich kesmemi sağladı bu yöntem

S
5 yıl
Çözülemeyen mavi ekran 0x000000ef
Öncelikle hepinize merhabalar, size özetle sorunumdan bahsedicem. Bilgisayarım rastgele zamanlarda mavi ekran veriyor ve critical process died diye bir hata alıyorum. BlueScreenView ile detaylarını aldım sizinle de paylaşıcam.

Sorunu çözmek için kendi denediklerimi anlatıyorum.

-Sfc /scannow
-chkdsk
-Format

Çözülmedi

En sonunda ssd arızalı sanırım diyip ssd yi servise verdim ve bu bahaneyle daha yüksek kapasiteli yeni bir ssd aldım.

Sonrasında;

-Temiz kurulum
-Güncel driverlar

Derken sorun tekrarladı. Sonrasında yaptıklarım;

-c,d,e komple sağlık testi yaptım.(HD Tune Pro)
-sfc ve chkdsk tekrar yaptım.
-Ramler test edildi. (memtest86)

Bunların dışında şunları belirteyim. BIOS güncel, driverlar güncel. Isınma sorunum yok. Aklıma da başka bir şey gelmiyor internette yazan hemen her şeyi denedim ancak bir gelişme yok tam düzeldi diyorum ertesi gün tekrar patlıyor.

Aklımdan usb uzatmalarda kısa devre falan mı var acaba dedim, sadece klavye mouse taktım, farklı klavye mouse da taktım yine sorun aynı.

Hatayla ilgili detaylı bilgiler ise şu şekilde ;

================================================== 
Dump File : 121316-8750-01.dmp
Crash Time : 13.12.2016 13:06:35
Bug Check String : CRITICAL_PROCESS_DIED
Bug Check Code : 0x000000ef
Parameter 1 : ffffdc88`8762e800
Parameter 2 : 00000000`00000000
Parameter 3 : 00000000`00000000
Parameter 4 : 00000000`00000000
Caused By Driver : ntoskrnl.exe
Caused By Address : ntoskrnl.exe+14a6f0
File Description : NT Kernel & System
Product Name : Microsoft® Windows® Operating System
Company : Microsoft Corporation
File Version : 10.0.14393.479 (rs1_release.161110-2025)
Processor : x64
Crash Address : ntoskrnl.exe+14a6f0
Stack Address 1 :
Stack Address 2 :
Stack Address 3 :
Computer Name :
Full Path : C:\Windows\Minidump\121316-8750-01.dmp
Processors Count : 8
Major Version : 15
Minor Version : 14393
Dump File Size : 546.076
Dump File Time : 13.12.2016 13:07:23
==================================================

S
5 yıl
Oyun oynarken pc donuyor [ÇÖZÜLDÜ]
Merhaba arkadaşlar konuyu özet geçiyim; oyunun ortasında pc donuyor ve sesler loop olmaya başlıyor, reset atmadan düzelmiyor.

Sistemi bugün vatan bilgisayardan alıp dizdim tüm parçalar sıfır ;

Anakart : MSI H110M PRO-VD
İşlemci : i7 6700K
Ekran kartı : msi gtx1070 gaming x 8
ram : corsair vengance kırmızı 8 gb ddr4 2400 mhz
Soğutucu : corsair h100
OS : Windows 10 pro lisanslı


Düne kadar amd sistem kullanıyordum ve ekran kartını değiştirmedim. Hiç bir sorun yoktu o yüzden sorunun ekran kartından kaynaklanmadığını düşünüyorum.

Sıcaklık değerleri normal, işlemci yükte 50 geçmiyor ekran kartı ise 70 i.

Daha yeni format attım ve sadece google chrome, güncel driverlar ve steam origin vs. yükledim . Korsan hiç bir şey yok şuan virüs bulaşmış olma ihtimali yok.

3d mark ta benchmarkları vs. yaptım sorun çıkmadı, baya bi süre gta 5 ve just cause 3 oynadım sorun yoktu sonra ilk olarak bf 1 oynarken mavi ekran geldi. Açarken uzunca bi süre hoşgeldiniz ekranında bekledi derken masaüstü geldi ve tekrar dondu. Sonra tekrar bi gta5 açtım kısa bi süre oynadım tekrar dondu.

Hata vs. vermediği için çözüm bulamıyorum, google a oyun oynarken pc dondu yazınca da ısınma vs. problem çözümleri çıkıyor. ama ilk mavi ekranın fotoğrafını çektim. Şöyle bir yazı vardı ; KERNEL DATA INPAGE ERROR Başarısız: Msfs.SYS

Bluescreenwiew a baktığımda sıfır mavi ekran gözüküyor, herhangi bir bilgi yok

EDİT : Format atınca sorunum çözüldü.
S
6 yıl
Steam oyunlarında yüzde 10 indirim fırsatı !
Arkadaşlar merhabar , nakit itiyacım üzerine bir kampanya başlattım.

Eğer ttnet playstore üzerinden almak istediğiniz oyun varsa sizin yerinize havale/eft karşılığı alabilirim. Playstore a girip istediğiniz oyun var mı bakın derim yüzde 10 indirimli vericem.

Şuan Grand Theft Auto V 90 TL

Rainbow Six Siege 90 TL

Satıyorum , başka oyun isterseniz siteye buradan bakabilirsiniz.
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.