|
Merhaba, Bildiğiniz gibi kulaklıkla müzik dinlerken yapay bir hava oluşuyor, müzik sanki beynimizin içinde çalıyor. Bu da kısa sürede baş ağrısı hissetmemize yol açıyor. Halbuki evde hoparlorler ile dinlediğimizde, sağ kulağımız, soldaki hoparlörü de az da olsa duyuyor. Ama kulaklıkta böyle bir şey yok, sağ kulak sadece sağ kulaklığı duyuyor solu kesinlikle duymuyor. İşte buna super stereo effect deniyor ve kimilerine göre çok yapay ve rahatsız edici kimilerine göre ise güzel bir şey. Gerçek hoparlorlerin yerleştirildiği kusursuz bir oda akustiğini taklit etmek amacıyla, crossfeed diye bir cihaz yapılıyor. Bu cihaz (ya da devre) sanki odada 60 derece açıyla iki hoparlör yerleştirmişsiniz gibi duymanızı sağlıyor kulaklıktaki müziği. Müziğin konumu beyninizin içinden, ön tarafınıza doğru kayıyor. 2 boyutluluktan 3 boyutluluğa doğru yaklaşıyor. Ben bu devrelerden bir tane yaptım ve denedim. Sanırım bundan sonra çok hassas dinlemeler dışında crossfeedsiz kulaklık kullanmayacağım. yandaki iki butondan birisi bypass diğeri ise crossfeedin seviyesini belirliyor. Sizlerden de bu tarz bir cihaz kullanmış olanların deneyimlerini duymak isterim. Alper, |
Az önce Westone UM-1 lerim elime geçti. Ve almak isteyen arkadaşlara referans olması açısından buraya izlenimlerimi koyayım dedim.
İlk olarak dış görünüşten başlayalım :
Kutu :
< Resime gitmek için tıklayın >
Westone UM-1'ler harika bir kutunun içinde geliyor. Kutunun tasarımı yarı saydamlığı ve üzerindeki fotoğraflar kulaklığın çıkaracağı sesi çok açık bir biçimde ortaya koyuyor.
Taşıma çantası :
Westone UM-1'lerin yanında bir de minik "hard case" geliyor. Doğrusu böyle bir kulaklığı soft case içinde taşımak istemezdim.
Uçlar :
Westone UM-1 standart olarak comply tips denen uçlarla geliyor, içinden iki çift kısa iki çift de uzun uç çıkıyor. Bu uçlar bence Westone'u diğerlerinden ayıran en önemli özellik. Ben plastik uçların yarattığı vakum etkisi nedeniyle çok rahatsız olmuştum cx-300 lerde. Westone'un comply tipleri ise sıkıştırıldığında eski şekline yavaş yavaş dönen özel bir materyalden oluşuyor. Bu sayede uçları yuvarlayarak inceltip, sonrasında kulağınıza kusursuz şekilde oturtabiliyorsunuz. incelen uçlar kulağınızda herhangi bir basınç yaratmadan içeri giriyor, ve içerde 5 10 saniyede kulak kanalının şeklini alacak şekilde büyüyerek kusursuz bir yalıtım sağlıyor. Çıkarırken de kulaklığı kulağınızda biraz oynattığınızda uçlar büzüldüğü için yalıtım açılıyor böylece çıkarma esnasında cx-300 lerde olduğu gibi kulak zarınızı da çekiştirmemiş oluyorsunuz vakum etkisiyle.
Kablo :
UM-1'in kablosu birbiri etrafına sarılmış 3 küçük kablocuktan oluşuyor. Bu alışık olmadığımız bir görünüm ancak oldukça sağlam görünüyor. Burada en önemli konu ise, kabloya dokunmak sağa sola sürtmek, kablo üzerinde davul çalmak dahi kulağımızda herhangi bir ses yaratmıyor. Bence bunun bir diğer sebebi de uçların comply olması. Bir konuyu daha belirtmeliyim, UM-1'in kablosu kulağınızın üstünden arkaya doğru dolaşıp arkada birleşecek şekilde tasarlanmış. Yani çenenizde değil de ensenizde birleşecek. Böylece hem kablo hareketi minimize olacak hem de bence daha rahat bir kullanım sağlanacak.
Kulaklık gövdesi :
Kulaklığın gövdesi de şu hayatta hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığının bir kanıtı gibi. CX-300 ün gövdesi çok minik görünüyor, UM-1 inki ise ona kıyasla dev gibi görünüyor öyle değil mi? Fakat UM-1 in gövdesi profesyonel iemlerde olduğu gibi kulak içindeki boşluğa göre tasarlanmış. Bu sayede UM-1'ler takılıyken o kulağımın üzerine yatabilirmişim gibi geliyor. CX-300 de ise en ufak bir dokunuşta öylesine bir basınç yaratıyordu ki kulak zarımda neye uğradığımı şaşırıyordum.
Ara not :
Gördüğünüz gibi daha ses kalitesi konusuna hiç gelmeden kullanışlılık, rahatlık ve ergonomi konularında UM-1 açık ara önde. Ben şahsen CX-300 leri kullanırken ciddi şekilde kulak ağrısı çektim. Hiç bir zaman tam oturmak istemedi kulağıma ve sürekli bir vakum etkisi yarattı kulak zarımda. UM-1 leri ise sanki sonsuza kadar dinleyebilirim. Gerçektende hiç yok gibiler kulağımda.
Ses kalitesi :
Test için kullanılan cdler :
Chesky Records - The Ultimate Demonstration Disk
Marantz Hi-End Audiophile Test Demo SACD
Muddy Waters Audiophile Mobile Fidelity Sound Lab
Geldik en önemli konuya,
Ben CX-300 almadan önce herkes bas ve tizleri ile ilgili şikayetler yazıyordu. Ben ise eğitimsiz kulak sendromu olabileceğinden şüphelenip burada duyduğum yorumlara pek prim vermemek istiyordum. Cx-300'ü bir süre dinledikten sonra durumu idrak ettim. Baslar ya da tizler ile ilgili değildi sorun. Sorun midler ile ilgiliydi.
Seste esas karakteri veren midlerdir bence. Frekans jeneratörünü 50 hz'e ayarlayıp bırırırırırı diye ses cıkartmak ile bir bass virtüözünü dinlemek arasındaki fark nedir, ya da 15000 hz e ayarlanmış frekans jeneratörü ile sağlam bir vokalin fiiiii diye bağırmasından çıkan kaymak gibi ses arasındaki fark nedir. Tabii ki kaliteli midler. Gerçek detaylar midlerde saklıdır. Kırılan bir bardağın sesinin titititit diye dijital gelmesi mid eksikliğinden, şıngır şıngır gelmesi ise mid varlığından ileri gelir.
Düşük seviye ses sistemlerinin basları ve tizleri düzgün verememesi nedeniyle çok tiz ve çok bas sesler kaliteli ses sistemi ile özdeşleşir oldu kullanıcıların kafasında. Bunu bilen sennheiser sıradan kullanıcılar için ürettiği cx-300'ün kutusuna ultra mega super bass yazdı kulaklığın karakterini de bas ve tizin en uçlarını verecek şekilde ayarladı anlaşılan. Çünkü diğer konularda olduğu gibi ses konusunda da quality e değil de quantity e bakar olmuştu insanlar.
Bunun sonucu "abi süper bas veriyor" "gümbür gümbür abi kulağını patlatır insanın" "tizler var ya kulak zarımı deliyor gibi çok ince tizleri veriyor" şeklinde diyaloglar oluştu.
UM-1 ise içinde boğulduğumuz bu garipliklere karşı tokat gibi insanın suratına çarpıyor. Diyor ki Hi-Fi 'ın High Fidelity yani aslına yüksek derecede uygunluk olduğunu ne zaman unuttun. En pahalı kabinlerin en çok bas veren değil, en flat frequency response'a sahip olanlar olduğunu ne zaman unuttun. Ne zamandan beri yapay şekilde güçlenen bas ve tiz frekansların yarattığı artificial bir ses kaymak gibi bir vokalden daha fazla prim yapar oldu?
Evet, tahmin edebileceğiniz gibi UM-1'in sesi oldukça nötr ve renksiz. Ve hakkında söylendiği gibi equalizer a çok iyi cevap veriyor. Bunun anlamı equlizer ayarları ile bir çok diğer kulaklığı emule edebiliyorsunuz. Fakat en sonunda benim gibi siz de nötr halde dinlemenin çok daha iyi olduğuna karar vereceksiniz eminim.
Not : Eq ayarları ile basları ve tizleri yükselttiğinizde de cx-300 ün aslında nasıl olması gerektiğini görüyorsunuz. Yükselen baslar diğer frekansları boğmuyor, tizler kulak tırmalamıyor. Bütün bunların temelinde de kaliteli midler yatıyor bence.
Sonuç :
"Abi baslar güm güm diye süper vursun tizler cam kırıkları gibi gelsin" diyen arkadaşlara bunu ve tüm diğer üst seviye kulaklıkları öneremiyorum malesef. Onların bakması gereken ibareler ultra mega bass super technology gibi şeyler. Benim gibi sadelik, krem gibilik, karakterlilik ve aslına uygunluk arayanlar için ise ideal bir başlangıç. Bunun bir adım ötesi ise çift sürücülü bir kulaklık olurdu. Ben herhalde bundan sonra eger upgrade edersem UM-2'ye çıkmak isterim.
Sanıyorum birkaç gün dinledikten sonra daha detaylı bir review yazabilicem.
Umarım kulaklık almayı düşünenlere faydası olur.