|
http://www.haksozhaber.net/news_detail.php?id=8710 Arkadaşlar; gerçi adalete intikal eden bir durum ama görüşlerinizi almak için yazıyorum. Kota problemi olanlar için haberin tam metnini koyuyorum.En son kısımda da kendi yorumum var. Askerde şüpheli ‘intihar’ Askerde ‘psikolojik problemleri var’ denilerek eline silah verilmeyen ve bir süre sonra ‘intihar etti’ denilen Caner Bahar isimli gencin babası Ramazan Bahar, olayın peşini bırakmayınca korkunç bilgilere ulaştı. Oğlunun “öldürüldüğüne” inanan baba Ramazan Bahar, “Bir insan nasıl olur da elinde silah izi bırakmadan kafasına kurşun sıkabilir? Silah ateşleyen bir insanın elinde barut izi olmaz mı?” diyerek olayın aydınlatılmasını ve sorumluların bulunarak hesap sorulmasını istedi İstanbul Bağcılar'da bakkal dükkânı işleten Ramazan Bahar, 4 Şubat 2009'da Kastamonu'nun Bozkurt ilçesinde askerlik yapan oğlu Caner Bahar'ın intihar ettiği haberiyle yıkıldı. Ancak acılı baba intihar olayını soruştururken karşılaştığı bilgi ve belgeler üzerine oğlu Caner'in intihar etmediği, öldürüldüğü kanaatine vardı. “Oğlum inançlı ve Allah'ını bilen biriydi. Asla intihar etmez” diyen Ramazan Bahar, intihar olayını soruşturan Askeri Savcılığa başvurarak hukuk mücadelesi başlattı. Ramazan Bahar, yaklaşık 1 yıl önce (20 Mayıs 2008) oğlu Caner'i İzmir'e askere gönderdi. Caner, annesini kaybetmenin üzüntüsüyle rahatsızlanması üzerine 9 Haziran 2008'de İzmir Asker Hastanesi'nde muayene oldu ve 3 ay hava değişimi verildi. Hava değişimi izninin bitmesine yakın GATA Haydarpaşa Hastanesi'nde muayene olan Caner'e, “Ayda bir kıta hastanesi psikiyatri polikliniğinde kontrolü uygundur” raporu verildi. Bu rapora göre, hasta istemese bile komutanı tarafından mutlaka kontrole gönderilmesi gerekiyordu. Askerlik öncesi tedavi gören oğlu Caner'in tedavisine, askerlik yaptığı Kastamonu Bozkurt Karakolu'ndaki komutanı Jandarma Kıdemli Başçavuş M.T.'nin engel olduğunu belirten Ramazan Bahar, komutanın Caner'e çok kötü davrandığını ve ölümle tehdit ettiğini söyledi. “BABA, KOMUTAN ÜSTÜME GELİYOR” Caner Bahar, 29 Eylül 2008 tarihinde Kastamonu Bozkurt Karakolu'nda askerlik görevine tekrar başladı. Rahatsızlığı sebebiyle Caner'in zimmetine silah verilmedi ve kantinde görevlendirildi. Caner'in görev yaptığı karakolun komutanı, Kastamonu Jandarma Alay Komutanlığı tarafından iki kez, “askerlere çok kötü davrandığı” ve “personele ızdırap çektirdiği” suçlamasıyla “uyarı” cezası aldığı tespit edilen Jandarma Kıdemli Başçavuş M.T. idi. 'İntihar' olayının ardından Kastamonu Jandarma Alay Komutanlığı'nın hazırladığı soruşturma raporunda da geçtiği şekliyle, M.T., Caner Bahar'a yoğun baskı yapıyordu. Caner'in, ölümünden 6 gün önce kendisini telefonla aradığını belirten Baba Ramazan Bahar, “Caner bana 'Baba, komutan üzerime çok yoğun geliyor. Beni iyice bunalttı' demişti. Komutanı M.T.'nin, birkaç kez tabancasını çekerek Caner'in üzerine yürüdüğü ve öldürmekle tehdit ettiğini, Caner'in birlikte askerlik yaptığı arkadaşlarının şahitliği ile de tespit ettik. Bunların yanı sıra komutanı T., Caner'i ısrarlarına rağmen askeri hastaneye göndermedi” diye konuştu. KOMUTAN CİNAYETLE SUÇLANIYOR Hukuki süreç içinde birçok çelişkili bilgi ve belgeyle karşılaşan acılı baba Ramazan Bahar, hukuk mücadelesini avukatı aracılığıyla, intihar olayını araştıran Askeri Savcılığa taşıdı. “Olaydan iki gün önce oğlumla görüştüm ve bana Mart ayında izne geleceğini söyledi” diyen Ramazan Bahar, “Oğlum, bırakın silahlığı, cephaneliğin ortasında bile koysan intihar etmez. Oğlum Allah'ını ve dini bilen bir insandı. İntihar olayının ertesi günü karakoldan arkadaşı arayıp 'Olay size söylendiği gibi değil, peşini bırakmayın' dedi. Bir insan nasıl olur da iz bırakmadan silahla kafasına kurşun sıkabilir? Silah ateşleyen bir insanın elinde barut izi olmaz mı?” şeklinde konuştu. Ramazan Bahar, Askeri Savcılığa verdiği dilekçede, Karakol Komutanı M.T.'yi cinayetle suçluyor. 'İntihar etti' dediler ama ellerinde baruta rastlanmadı Caner Bahar, 4 Şubat günü saat 06.20'de sağ şakağından MP5 marka silahla kendini vurarak 'intihar' etti denildi. Olay, ancak yaklaşık 3 saat sonra Bozkurt Savcısı'na bildirildi. Bu saate kadar Caner'in intiharıyla ilgili çok çelişkili raporlar hazırlandı. Caner'in ölüm saati Savcı'nın tespit tutanağında 08.15 olarak gösterilirken, Bozkurt Devlet Hastanesi'nde 10.45 olarak geçti. Bir diğer çelişkili durum ise, MP5 silahının Caner Bahar'ın eline nasıl geçtiği konusu oldu. Caner Bahar'a rahatsızlığı sebebiyle silah verilmemişti. Karakol Komutanı ise bu durumu, “Nöbet değişimi sırasındaki boşluktan faydalanarak silahlıktan içi mermi dolu MP5'i aldı” diyerek savunuyor. Silahta parmak izi tespiti yapılmazken, olay yerinde iki boş kovan bulundu. İKİ AYRI SİLAHTAN İKİ BOŞ KOVAN Odanın duvarlarında da iki mermi çekirdeğine rastlandı. Ancak çıkarılan mermi çekirdekleri üzerinde de doku incelemesi yapılmadı. Otopside yapılan incelemede Caner Bahar'ın ellerinde, silah kullananların elinde bulunması gereken baruta rastlanmadı. Olaydan bir gün sonra, Caner Bahar'ın birlikte askerlik yaptığı arkadaşlarından birinin arayıp, “Olay size anlatıldığı gibi değil, peşini bırakmayın” demesi Ramazan Bahar'ın şüphelerini artırdı. Bunların yanı sıra, Ankara Adli Tıp Kurumu'nda yapılan otopsi sonrasında, cenazeyi almaya giden Ramazan Bahar'ın kardeşi Alaattin Bahar'ın sol kulakta 0,5 cm eninde 1,5 cm uzunluğunda doku kaybının olduğunu görmesi ve olay yerinde ikinci boş kovanın bulunması Caner'in ölüm şekli üzerindeki şüpheleri iyice artırdı. Mermilerin balistik incelemesinde de 2 ayrı silahtan atıldıkları sonucu çıktı. Askeri Savcılık tarafsız olamaz! Ramazan Bahar'ın Avukatı Reşat Petek ise Caner'in olayında birçok soru işareti olduğunu belirterek, Askeri Savcılık tarafından yürütülen soruşturmanın hukuki çelişkilerle dolu olduğunu söyledi. Müvekkili Ramazan Bahar'ın şikâyetçi olduğu Jandarma Kıdemli Başçavuş M.T.'nin soruşturmasının, daha önce askerlere zulüm yaptığı için defalarca ceza veren ancak yine de kendisini görevden almayan Alay Komutanlığı'nca yürütüldüğüne dikkat çeken Petek, “Jandarmaya her türlü zulmü yapan ve bundan dolayı defalarca uyarı cezası alan adam, bu olayın müsebbibi olarak duruyor. Bu kadar ikaz edilen bir adamı siz nasıl bunca askerin başına sorumlu diye tutarsınız?” diye sordu. (Kemal Gümüş / VAKİT) Ben Caner’in dayısıyım.Bir hukukçu olarak öncelikle şunu üzülerek söylemek durumundayım; adaletin hiç tecelli etmediği yada geç tecelli ettiği günümüz hukuk sistemine maalesef güvenemiyorum.Bir kere; askeri yargı, sivil yargı diye çift başlı bir sistem olmaması lazım.Düşünsenize; sicil amiri gene bir komutan olan bir sistemden ne bekleyebilirsiniz.Böyle bir sistemden karaları bağımsız ve vicdanen verilmiş bir adalet görebilirmisiniz.Bu nedenle en yakın zamanda bu çift başlı sistemin kalkması gerekiyor.Herkesin bağımsız, kararlarını vicdanen veren ve adil olan mahkemeler önünde eşit şartlarda yargılandığı bir sistemin getirilmesi gerektiğini düşünüyorum.O nedenle son zamanlarda çıkarılmış bir kanunun (Asker kişilerin de sivil mahkemelerde yargılanmasına izin veren kanun) eğer Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilirse ve Anayasa Mahkemesinde iptal edilmezse, bizim bu olayımızda da yargının önünü açacağını ve daha adil bir kararın çıkmasına zemin hazırlayacağına inanıyorum. Olayı Caner yönünden ele almak gerekirse; İlk duyduğumda şok oldum.Caner’in intihar edebileceği fikrini hiç aklım almıyor.Çünkü intihar edecek kişi askerliğinin ilk aylarında intihar ederdi.Ayrıca kendisine silah bile zimmetlenmeyen bir asker nasıl olurda bir silah elde edebilir.Askerliğini komutan olarak yapmış bir kişi olarak biliyorum ki bu silahlığın kapısının kapalı olması veya başında bir asker bulunması gerekir.Bu nasıl bir ihmal ki bir kişinin canına mal oluyor.Ayrıca Savcının olay yerine geç gelmesi ve delilleri tam araştırmadan olayı geçiştirmesi gerçekten şüpheleri arttırıyor.Olay yerinde farklı silahlardan atılmış kovanların olması, birden fazla mermi çekirdeğinin bulunması olayın çok geniş çaplı incelenmesini gerektirir.Eğer M.T. denilen kişi Caner’i vurmuşsa bunun en kısa zamanda açığa çıkarılıp en ağır cezayla cezalandırılmasını canı gönülden istiyorum.Bu en azından acımızı (özellikle Annem’in acısını) biraz da olsa dindirecektir.Fakat tam olarak içimizin rahatlaması (eğer o kişi vurmuşsa) ancak ve ancak ahirette, tam adaletli olan Allah’ın (c.c.) vereceği kararla olacaktır.O’na inancımız sonsuz. |
| Açılışda çift çekirdeği de kullanmak için windows içinden bir yerden ayar yapılıyordu. Neresiydi orası? İlgilenenler için şimdiden teşekkürler. |
| Notebook'la kablosuz olarak internete bağlanırken intel proset programı profil kaydederken "profil kaydedilirken/güncellenirken veri tabanı iç hatası ortaya çıktı" diye bir hata veriyor ve profil kaydedemiyor.Windows'un kendi kablosuz programıyla rahatlıkla bağlanabiliyorum ama bu proset programıyla bunu başaramadım (Not:Laptop teknik servise gitmişdi.Anakart değişimi oldu.Teknik servise gitmeden önce intel prosetle de rahatlıkla bağlanabiliyordum.) Acaba neden kaynaklanıyor olabilir? Fikir verebilecek olan varsa şimdiden teşekkürler. |
| Merhaba arkadaşlar. Tuzla Piyade Okulu yedek subaylık sınavına giren arkadaşlar var mı bilemiyorum ama bir soru sormak istiyorum. İçeri girdikten sonraki işlemler kaç saat sürüyor? Tahminen sabah ilk giren kişi içeriden kaç gibi çıkar? |
| İyi akşamlar.Soracağım konuya pek vakıf olamadığım için sizlere sorayım dedim.Masa üstlerinde SATA harddisklere xp kurulurken xp'nin SATA H.D'yi tanımak için disket istediğini biliyorum.Sorum acaba bu dizüstlerinde de aynı mı? Yarın bir dizüstüne kurmaya çalışacaz da bir sorup öğreneyim dedim.Şimdiden teşekkürler? |
|
Arkadaşlar bir sorunumuz var.Yardımcı olursanız seviniriz. bilgisayarımız zaman zaman kitleniyor.Bilgisayarda her hangi bir anda yani mesela internette dolaşırken oyunda veya masa üstündeyken genellikle de windows açıldıktan kısa bir süre sonra kilitleniyor.Biostanmı acaba dedik biosu güncelledik.Fakat çözüm olmadı.Harddiski bad sector taraması yaptık bad sector yok.Biz sebebini bulamadık.Yardımcı olursanız seviniriz.Sistem özellikleri: AMD Athlon64 3000+ Epox 8kda3I nforce3 250 512 MB Twinmos ram 120 GB harddisk(HDD) 128 MB fx5700 ekran kartı |
|
Arkadaşlar! Bugün şu an itibariyle ADSL hattımı kapatmak için başvuruda bulundum.Her halde netteki son dakikalarımı yaşıyorum.Bu son dakikalarımı sizlerle vedalaşarak değerlendirmek istedim.Bu forumda geçirdiğim dakikaları özleyeceğim.Kah sevindik, kah üzüldük, bir çok bilgi alışverişinde bulunduk.Ama genel itibariyle bu forumda iyi vakit geçirdim.İstemeden kalbini kırdığım kişiler varsa özür dilerim.Artık haklarınızı helal edin! Arkadaşlar yalnız bir şey söylemek istiyorum. Gerek bu forumda gerekse diğer forumlarda Türktelekom'un yanlış uygulamalarından sıkça bahsedilmekte.Ben de gerek hizmetler olsun gerekse yanlış fiyat politikaları olsun Türktelekom'un bu eksikliklerini protesto için hattımı kapatıyorum.Sizlerden de böyle yapın diye bir istekte bulunamam ama Türktelekom'dan bu derece şikayetçi olduktan sonra hattımı kapatmamam beni derinden derine rahatsız etti.O nedenle hattımı kapattım.Belki bilmek isteyenler olur diye belirteyim dedim. Şu an itibariyle Türktelekom hala bağlantımı kesmemiş.Herhalde bunca yaptığı kötülü uygulamalardan sonra insafa gelerek bana ücretsiz ömürboyu fahri abonelik verdiler. Edit1:2. paragraf eklendi. Edit2:Son paragraf eklendi. |
|
İzleyin! Bana çok ilginç geldi.Siz ne dersiniz? http://www.youtube.com/watch?v=Yx9FgLr9oTk&eurl= |
|
http://www.youtube.com/watch?v=sGqDLUAy2Tc&mode=related&search= Burada bir bilim adamı androidin nasıl yapıldığından bahsediyor.Bu da androidin resmi. http://img48.imageshack.us/img48/8274/robot1gh7.jpg |
Adres tarifi isteyenler için: Kartaltepe mahallesi Filiz sokak/ Bakırköy. Meydana yakın bir yer burası Meydanın iki sokak ötesi.Bakırköy-Taksim sarı dolmuşlarının biraz aşağısındaki sokak, yalnız sokağın öbür başına kadar yürümek gerek. Bir de bu teyzemiz gündüzleri hastanede çocuğuna baktığı için gelemiyor. Akşam 7-8 gibi geliyor zannedersem.
İsteyen arkadaşlar da olursa akşamları saat 8 gibi meydanda buluşup ben bizzat sizi teyzenin bulunduğu yere götürebilirim.
22 kasım saat 00.52 itibariyle güncelleme: Arkadaşlar şimdilik o bölgeden geçenler çorap alarak teyzeye yardım etsinler. Konu hem yanlış anlaşılır hem de suç olur düşüncesiyle hesap numarası vermekten vazgeçtik. Ama Deniz Feneri, İHH, Belediye, Kaymakamlık gibi resmi yada sivil toplum kuruluşlarıyla bağlantıya geçip yardımların bu kanallardan yapılması için elimizden ne gelirse yapacağız. Maddi yada manevi desteği geçenler, konuyu güncel tutan, hiç bir şey yapamıyorsa dua edenlerden Allah razı olsun. Gelişmeler oldukça bilgilendiricem.
< Resime gitmek için tıklayın >