|
Yönetimin dinmek bilmeyen taraftar düşmanlığı yeniden sahnede. Temmuz ayında haksız cezalar ile grubumuz üzerinde oynanmaya başlayan oyun ikinci perdesiyle karşımıza çıktı. Kadim dostumuz KFY (Kill For You) grubu lideri Hakan Özkaraca (Sarı Hakan) ve grup üyesi Engin Divrik hiç bir yasal dayanağı, kanıtı, şahidi olmayan uydurma bir senaryoyla cezalandırılmaya çalışılıyorlar. Hatta bir başka olay bahane edilerek Engin Divrik gözaltına alınıyor ve kendisine Eskişehir deplasmanına ilişkin bir suçlamada bulunuluyor. Yönetimin isteğiyle belirlenen liste tüm hukuk kurallarını ihlal eden anlayış tarafından idari cezalara maruz kalıyor. Bu hak, hukuk dinlemeyen zihniyet devlet büyüklerinide kandırarak yalanlarla, iftiralarla süsledikleri senaryolarını hayata geçirmeye devam ediyorlar. Dün GFB'ye, bugün KFY'ye yapılanlar yarın diğer tribün gruplarınında başına gelmeden bu hukuksuzluk karşısında sesimizi yükseltmeliyiz. Marsilya tribün grubu lideri Santos'a yapılanlara karşılık bir çok Fransız tribün grubu ve Fransa dışından tribün gruplarının dayanışması hepimizin aklında. Hatta Marsilya takımının bu dayanışma içindeki rolü de hepimizce bilinmekte ancak burada durum biraz farklı çünkü bu senaryoyu tezgahlayan bizzat kulüp yönetimimizdir. Sayın Ali Koç'un açıklamalarıyla yumuşayan yönetim-tribün gerginliği ne yazıkki dün yaşananlarla yeniden başlangıç noktasına geri dönmüştür. Eskişehir, Arsenal ve Galatasaray maçlarında tribünlerdeki sorunlarımızı ikinci plana atarak elimizden geldiğince takımımıza destek olmaya çalıştık. Ancak bu desteğimize karşılık olarak daha fazla yalan ve iftira dolu saldırılar devam etmiştir. Mtk maçıyla başlayan senaryolar başta ağabeyimiz olmak üzere bir çok kardeşimizin haksız yere ceza almalarıyla devam etmişti. Bu dönemde tüm tribün gruplarımız ve özellikle kadim dostumuz KFY grubu bizlerle dayanışma içinde bulunmuş, gerek açıklamalarla gerekse tribündeki protestolarla aldığımız haksız cezalara karşı seslerini yükseltmişlerdir. Tüm grupların ortak hareket etme çabalarına o dönemde öncülük edenlerden Hakan Özkaraca'nın (Sarı Hakan Ağabey) çabalarıyla, girişimleriyle ve özverisiyle GFB'ye olan destek gittikçe büyümüştür. GFB'ye olan desteğin büyümesi yönetimi rahatsız etmiş ve KFY grubundan arkadaşlarımız ve dostlarımız kulübe görüşmeye çağrılmışlardır. Ancak KFY grubu öncelikle GFB ile olan dayanışmayı düşünerek bu görüşmeyi kesin bir dille reddetmiştir. Tüm bunlar yönetim tarafından hazırlanan ve cezalandırılmaları için senaryoya dahil edilen isimlere KFY üyelerinide eklemiştir. Antalyaspor ile oynanan lig maçı sonrasında Engin Divrik gözaltına alınarak kendisine ve Sarı Hakan Ağabey'e maç yasağı ve para cezası verildiği bildirilmiştir. Bu haksızlıklar karşısında susmayacağımızı ve protestolarımızı büyüterek devam ettireceğimizi herkese duyuruyoruz. Stadımızı kendi taraftarları için yasaklı bölge haline getirmeye çalışan zihniyet ne kadar iftira atarsa atsın ne kadar yalan senaryo üretirse üretsin bu mücadelemiz devam edecektir. Kendisine Fenerbahçeliyim diyen herkes seyirci değil taraftarsa bu mücadelenin içinde görev almak zorundadır. Tüm bu haksızlıkların son bulması, başta grubumuz ve KFY üyelerine verilen haksız cezaların kaldırılması için daha önce olduğu gibi tüm demokratik yolları kullanacağımızı ve haksız cezalar karşısında Başbakanlığımıza attığımız faxlar, mailler yönetimimizin devlet büyüklerini yanlış yönlendirmesi ile yine sonuçsuz kalırsa büyük bir yürüyüşle Ankara'da Başbakanlığa gideceğimizi tüm taraftarlarımıza duyuruyoruz. Bu haksızlık karşısında susan bizden değildir. Genç FENERBAHÇELİLER |
|
Şu günde kafamızın takıldığı en önemli hususlardan birisi oldu sevgili Özgür. Hala akıllar almıyor bir cana böyle kolay kıyılmasını ve bunu basit bir olay gibi görüp hala tribünleri suçlu bulan görüşleri.. Tamam, haydi bunun adı tribün vahşeti olsun ama 21 yaşında genç bir üniversite öğrencisinin öldürülmesine ne diyeceksiniz? Ayrıca bu suçu işleyen kişinin ilk icraatı değilmiş bu. Okuduklarımıza göre aynı mekanda bir çok taraftar bu istasyonda bir takım olaylar yaşamış. İşin garip yanı bu mekanın bir polis okulunun karşısında olması. Yani yağmalama gibi bir olayın olması mantığınız alıyor mu? Karşısında polis okulu olan bir benzin istasyonunu yağmalamak pek bir mantıksız değil mi? Kabul et sevgili basın, sen bunu düşünmedin hiç. Düşünmek istemedin. Sende biliyorsun böyle bir şeyin olmayacağını. Rahat bir şekilde pompalı tüfek bulunduran, bunu gözü kapalı bir şekilde kullanmaktan çekinmeyen kişiye diyecek lafınız yok mu? Şu yazıyı yazarken ekranda beliren "Benzin İstasyonu Yağmalandı" adlı haber hiç şaşırtmıyor bizi biliyor musun? Biz bunu yapacağını çoktan biliyorduk. Çok yazık, gencecik bir insanın ölümü nasıl olur da ilgilendirmez kimseyi? Bir fidanın soluşunu es geçecek kadar düşüncesiz olmak hiç normal değil ama doğru ya, herkese göre tribüncüler hep kötü çocuktur. Bizleri kötü göstermek bizleri anlamayanların tercih ettiği yegane yoldur. Belki anlamak isteseler her şey daha farklı olacak. Özgür belki geri gelmeyecek ama oluşturulan bu birliktelik sayesinde bu hayata kasteden kişi hak ettiği cezayı alacak. Bugüne kadar birbirimizle mücadele ettik, birbirimizle çeşitli şekillerde kapıştık. Bugün artık birbirimize sahip çıkma zamanıdır. Gelin; Özgür için, 21 yaşındaki genç bir insanın hayatını umursamayanlar için, tribünleri ve tribüncüleri potansiyel terörist olarak görüp, her fırsatta onları linç etmek isteyenlere tepki için bu hafta oynanacak olan maçlarda bir dakika sessiz kalalım. Gelin bu kara düzene karşı, renk ayrımı gözetmeden bir dakikalıkta olsa karşı duralım. Genç FENERBAHÇELİLER & Grup CK http://www.gencfb.org/oku.asp?oku=1684 |
|
Her muhalif sesin arkasında GFB'yi arayan Fenerbahçe yönetimi, önceki gün protokol tribününün hemen altı da dahil tüm statta protesto edildi.. Fenerbahçe'de sezon başından beri tribünlerden başkan Aziz Yıldırım ve yönetime tepkiler geliyordu. Başkan Yıldırım, bu tepkilerin 30-40 kişilik bir taraftar grubundan geldiğini söylüyordu. Ancak ilerleyen haftalarda, işler kötü gittikçe protestolar da yayıldı. Bu kez yöneticiler işi "GFB bütün bölümlere 15-20'şer kişilik gruplar halinde dağılıyor ve buradaki taraftarları provoke ediyor" demeye kadar götürdü. Bu arada kulüptekilerin aklına tepkilerin 'kötü sonuçlar nedeniyle' olabileceği ihtimali gelmiyordu. Ama önceki günkü Kayseri hezimetinde stattaki herkes patladı. Protokol tribününün hemen altında, en pahalı yerde oturanlar bile alkışlı protestoya katıldı. Yöneticiler hala protestoların adresi olarak GFB'yi görüyorlar. Ama Şükrü Saracoğlu Stadı'nın müdavimleri de sormadan edemiyor: "Herkes tamam da. Protokolün hemen altında, stadın en pahalı bölgesinde oturanlar da mı GFB'li?" Camiada herkes yönetimde bir 'GFB paranoyası' oluştuğundan söz etmeye başladı. http://www.sabah.com.tr/haber,66CD8A...EB416889A.html Basında anladıyor yavaş yavaş gerçekleri..Başkan sonunu hazırlıyor ama farkında değil
|
|
< Resime gitmek için tıklayın > [img=http://img161.imageshack.us/img161/7752/01yc3.th.jpg] < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > [img=http://img161.imageshack.us/img161/7752/01yc3.jpg] [img=http://img161.imageshack.us/img161/7752/01yc3.63fd04ebd1.jpg] <a data-test="test" rel="nofollow" style="word-wrap: break-word; text-decoration: underline;" target="_blank" onclick="return dhExternalLinkRedirect(this)" href="/ExternalLinkRedirect?module=pgdcode&messageId=25736457&url=http://imageshack.us" data-href="http://imageshack.us"><img src="http://img161.imageshack.us/img161/7752/01yc3.jpg" border="0" alt="Image Hosted by ImageShack.us"/></a><br/><a data-test="test" rel="nofollow" style="word-wrap: break-word; text-decoration: underline;" target="_blank" onclick="return dhExternalLinkRedirect(this)" href="/ExternalLinkRedirect?module=pgdcode&messageId=25736457&url=http://g.imageshack.us/g.php?h=161&i=01yc3.jpg" data-href="http://g.imageshack.us/g.php?h=161&i=01yc3.jpg"><img src="http://img161.imageshack.us/img161/7752/01yc3.63fd04ebd1.jpg" border="0"></a> http://img161.imageshack.us/my.php?image=01yc3.jpg |
|
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın, Şükrü Saracoğlu Stadı’nda düzeni sağlama çabaları, taraftar grupları arasında gerilim yarattı. Birbiri ardına bildiri yayınlayan sarı-lacivertliler, huzursuzluğun bitirilmesini istedi Fenerbahçe’nin, MTK ile oynadığı maçta maraton üst tribünde yaşanan kavgadan sonra Şükrü Saracoğlu Stadı’nda düzeni sağlamak için düğmeye basan Başkan Aziz Yıldırım’ın girişimleri, yerini ateşli bir tartışmaya bıraktı. Sarı-lacivertli taraftar grupları, Yıldırım’ın müdahaleleri nedeniyle gerilim yaşarken, taraftar dernekleri birbiri ardına bildiriler yayınlayarak, tribünlerde sükunet içinde maç seyretmek ve takımlarını desteklemek istediklerini duyurdu. Bazı üyeleri 1 yıl maçlardan men ve para cezası alan Genç Fenerbahçeliler Derneği durumu Başbakanlığa şikayet etmek için uzun bir dilekçe ve delil raporu hazırladı. Raporda, ceza alan bazı isimlerin MTK maçının oynandığı gün migros kale arkası tribünde oldukları fotoğraflarla belgelenirken, grup lideri Sefa Kalya’nın o sırada tribünde namaz kıldığı iddia edildi. Yıldırım’ın planı Aziz Yıldırım’ın bu gelişmeler üzerine bir basın toplantısı düzenleme kararı aldığı ve taraftar gurubu liderlerinin hangi muhalifleri ile ne tür bir ilişki içinde olduklarını kamuoyuna açıklayacağı belirlendi. Yıldırım’ın kendine muhalif olan isimlerin, tribün liderleri ile maddi ilişkiler içinde olduklarını kanıtlayacak bilgiler vererek, tartışmaları sonlandırmak ve taraftarı kendi yanına çekmek istediği öğrenildi. İşte bildiriler ‘Tribün bitiyor’ “Eriyen taraftarlık ruhu ve bazı tribün olayları karşısında kaygılanmaktayız. Üzüntümüz odur ki; yitip gitmekte olan, bir zamanların efsanesi Fenerbahçe tribünlerinden başka bir şey değildir. Bizler, aynı renklere aşık insanların, konumu ve sıfatı ne olursa olsun Fenerbahçe etrafında tek bir yumruk olacağı günlerin hayaliyle yaşıyor ve bunu arzuluyoruz.” 1907 ÜNİFEB ‘Nedir bu kavga’ “Tribünlerimizin, maalesef çok saygı duyduğumuz ama neden yaptığı konusunda en ufak bir fikir yürütemediğimiz başkanımız tarafından yok edilmesini üzülerek izliyoruz ve soruyoruz; nedir paylaşılamayan, nedir bu inatlaşma, nedir bu kavga, kime ne faydası vardır.” KFY ‘Destek azalıyor’ “Stadımızda her geçen gün azalan tribün desteğini üzülerek izlemekteyiz. Fenerbahçe tribünlerine sınırsız emeği geçmiş Genç Fenerbahçeliler grubunun bazı üyelerinin karşılaşmalardan men cezası aldığı açıklanmıştır. Olayların içinde bulunmayan insanların da ceza alması adil değildir.” EuroFeb ‘Baskıcı zihniyet’ “Baskıcı ve yasakçı zihniyetin yaptırımları, kulübünü maddi ve manevi anlamda desteklemekten başka amacı olmayan bizler tarafından ziyadesiyle hissedilmeye başlanmıştır. Kökünü halktan almış bir kulübün, halk ile bağını kopararak elit ve seçilmişlerin kulübü yapılması üzüntüyle izlenmektedir.” Grup CK GFB’den iddialar Genç Fenerbahçeliler (GFB) kendi internet sitesinden bir açıklama yaparak yönetimi eleştirdi. Açıklama şöyle: “MTK maçındaki tartışmalar sonucunda Sefa ağabeyimiz ve bazı kardeşlerimize cezalar verilmiştir. İşin komik yanı ceza alanların içerisinde maçta olmayanlar, migros kale arkası tribününde olanlar, olaylar esnasında koridorda namaz kılan ve henüz tribüne girememiş olanlar yer almaktadır. Acaba bu oyunlar bizlere yapılan bazı teklifleri kabul etmediğimiz için mi olmaktadır? Aslında konuşmamız ve söylememiz gereken çok şey var ama yine de Fenerbahçe menfaatlerini göze alarak susmayı tercih ediyoruz ve takdiri kamuoyuna bırakıyoruz.” Milliyet |
|
Gencfb.org'dan da açıklama yapılmış.. Bizi Bitiremeyeceksiniz ! 30 Temmuz 2008 Çarşamba günü kendi sahamızda oynadığımız Mtk maçı esnasında Maraton Üst E Blok'ta gerçekleşen ufak çaplı tartışmalar ve büyütülmeyecek olaylar sonucunda bugün itibariyle Sefa ağabeyimiz ve grubumuzdan bazı kardeşlerimize 1 yıl spor müsabakalarından men + para cezası getirilmiştir. İşin komik ve ilginç yanı ceza alan kardeşlerimizin içerisinde maçta olmayanlar, Migros Kale Arkası Tribünü'nde olanlar, olaylar esnasında koridorda namaz kılan ve daha henüz tribüne girememiş olanlar (Mtk maçına gelenler bilirler ki gişelerde ki yoğunluk yüzünden maça geç girenler olmuştu) yer almaktadır. Bu cezanın amacı GFB'ye karşı yapılan alışıla gelmiş ve ısmarlama oyunların son perdesidir. Fenerbahçe için yapmış olduğumuz her iyi işe bir gölge düşürmek amacıyla ve tribündeki varlığımızı sekteye uğratma amacıyla yapılmış bu tezgahlar artık maalesef kabak tadı vermiştir. Bu tarz hareketlerin ve yapılan bu yıpratma operasyonlarının artık GFB'den çok Fenerbahçe'ye ve tribünlerine zarar verdiğini görememek, göz yummak ve müdahale etmemek Fenerbahçe menfaatleriyle zıtlaşmaktadır. Amacı Fenerbahçe'ye hizmet eden bir grubu takdir etmek ve desteklemek yerine pasifize etmek Fenerbahçelilik'le ne derece bağdaşmaktadır? Bizlere sahip çıkması gereken kişiler maalesef gerekli birimlerle iş birliği yaparak bu oyunları engellemek yerine bu oyunların başrolünde yer alarak bizleri hayal kırıklığına uğratmaktadırlar. Acaba bu oyunlar bizlere yapılan bazı teklifleri kabul etmediğimiz için mi olmaktadır? Aslında konuşmamız ve söylememiz gereken çok şey var ama yine de Fenerbahçe menfaatlerini göze alarak susmayı tercih ediyoruz ve takdiri kamuoyuna bırakıyoruz. Fenerbahçe camiasına yakın kişiler bu olayların iç yüzünü ve mağduriyetimizi bilmektedirler fakat kimse bu olaylara tepki verme cesaretini gösterememektedir. Aslında her zaman ki gibi üstümüze oynanan bu oyunlar bizleri birbirine daha çok kenetlemektedir. Saygılarımızla, Genç FENERBAHÇELİLER |
|
Kurumsallaşan klubümüzün, çağa ayak uydurması neticesinde gerçekleştirdiği rakip takım oyuncusu transferleri "tribünde nasıl bir refleks uyandırır" sorusunu gözardı etmek ile oluyor genelde. Dün Tümer'i tribüne çağırırken nasıl yüreğimiz buruk çağırıyorsak, Emre ve Burak'ı da öyle çağıracağız galiba. Tümer ellerini kaldırıp tribüne doğru koştuğu her saniyede .... deyişi aklıma gelirdi. Emre ve Burak tribüne gelirken de siyah beyaz, sarı kırmızı formalarıyla koşacaklar sanki bize.. Artık son derece normal ve profesyonel futbol ilkeleri formatında kendini bize kabul ettirmiş olan rakip takım transferlerine tepki oldukça azaldı. Sezon başladığında Burak ve Emre'yi herkes tek tek çağıracak tribüne. Ama üzülerek söylüyorum ki o kalbinin üstünde taşıdıkları arma uğruna bir Rıdvan, bir Lefter gibi savaşmadıkça benim için Galatasaraylı Emre ve Beşiktaşlı Burak olarak kalacaklar.. Tribüne çağırırken, kendilerini benimsediğimizi düşünmeleri çok yanlış. Her oyuncu gibi kendilerine bir fırsat verilir. Bu dakikadan sonra çubukluya verilen değere göre muamele görülür. Bu-rak Yıl-maz , oo Emre Bölezoğlu diye bağırırken de bu fırsatı verdiğimizi düşünüp, arma için savaşmaları gerektiğini bilmeleri lazım. Hakkımızdan Hayırlısı... Alıntıdır.. |
|
Yazı uzun, ama hikaye tadında... Bir içten teşekkür sonuna kadar okuyanlara... --------------------------------------------------------------- Tarih: 15-16 Eylül 2005 Ligin henüz ilk haftalarıydı. Evinde Malmö'ye yenilen Beşiktaş'ın acil moral depolamaya ihtiyacı vardı. Bunun için önünde inanılmaz bir fırsat vardı; Fenerbahçe'yi yenmek. Fenerbahçe'yi yenerlerse hem Malmö mağlubiyetini unutturacaklardı, hem de şampiyonluk yolunda iyi bir gözdağı vermiş olacaklardı. Ama şimdi biraz sezon başına dönüyoruz... Tarih: 2 Ağustos 2005 İstanbul Vali'si Muammer Güler başkanlığında toplanan İl Spor Güvenlik Kurulu, bir karar aldı. Karara göre üç büyükler arasında oynanacak maçlara rakip seyirci alınmayacaktı. Bunun ilk denemesi Beşiktaş-Fenerbahçe maçında uygulanacaktı. Bu karar belkide tarihe geçecekti. Yarı yarıya tribün sistemi elinden alınan taraftarlardan şimdide deplasman hakkı isteniyordu. Ama bu tarihi En Büyüğün destekçileri, yani her zaman tarih yazanlar, bozacaklardı... Yeniden... Tarih: 15-16 Eylül 2005 Fenerbahçe taraftar sitelerinde bir haber dolaşıyordu. Herkesin ağzından "gideceğiz" lafı çıkıyordu. Bu haber çığ gibi büyüdü. Ama itimat edilmedi. Nedeni basitti; o güne kadar bir çok kez çeşitli tribünlerde bu tip söylentiler ortaya çıkmıştı, ancak hepsi lafta kalmıştı. Oysa rakip taraftarlarının unuttuğu bir şey vardı. Bu sefer bu olayı konuşanlar, "geliyoruz" diyenler, Fenerbahçeli'ydi. Sanal aleme düşen yazılarda, "mümkün değil", "yemez", "komik" gibi yorumlar yapılıyordu genç nesil tarafından. Oysa ağabeyleri belkide bir çok kez tarihte Beşiktaş-Fenerbahçe olayı yaşamışlardı. En azından karşı tarafın kudretini bilerek davranmaları lazımdı. Ama belkide onlarda, bu genç kardeşlerinin rahatlığına kapılıp önemsemediler belkide. Tarih: 17 Eylül 2005 Bir genç evinden çıktı. Oyalanacak birşeyler arıyordu ama ne mümkün! Yarını düşünüyordu. Birşeyler yapıp orada olmalıydı. Bir arkadaşını aradı, akşama kadar onunla sokaklarda başı dönmüşcesine takıldı. Aslında başı dönmüştü. Aşk sarhoşuydu, Fenerbahçe aşkı... Kimisi aptallık dese bile... Akşam olunca evine gitti. Babasına birşey söylemeliydi. "Ben" dedi, "İstanbul'a arkadaşlarımla gezmeye gidiyorum. Tüm masraflarımı da arkadaşım karşılıyor. Merak etme baba." Baba önce oralı olmadı ancak sonunda tamam dedi. Oysaki üniversitesinde çok önemli sınavlar arifesindeydi. Ama bunu düşünecek hali yoktu, çünkü sarhoştu... Gece 03:00'da Ankara otogarı AŞTİ'ye geldi, 2 arkadaşıyla birlikte bilet aldı. Tabiiki biletini arkadaşları almadı, haftalığını bu işe yatırmıştı, bir hafta aç gezmek sorun değildi. Ve yola koyuldu. Sabah gün ağarırken İstanbul'daydı... Tarih: 18 Eylül 2005 O genç daha önceden Ankara'dan yola yine bu iş için koyulan bir ağabeyi ve İzmir'den gelen bir kardeşi ile buluştu. İki simit bir ayran, bir de 2 paket sigara... Ama ne yediklerini biliyorlardı, ne yaşadıklarını. "O an"ı düşünüyorlardı. Akşam ne olursa olsun takımın yanında olmayı... Tıpkı 700-800 kişi gibi... Öğle sularında 700-800 kişi stadın yanında toplanmışlardı. Amacın takımın yanında olmak olduğu ve nasıl hareket edilmesi gerektiği anlatıldı. Kimse taşkınlık yapmamalıydı, çünkü amaç kavga değil, takımın yanlarında olduğumuzu görmesiydi. Herkes vapura bindi. Karşıya geçildi, stada girildi. Evet görüntülerde görünen ve toplu halde duran Fenerbahçeli sayısı yaklaşık 300'dü. Ama sanılmasınki geriye kalanlar kuş olup uçtu. Şunun bilinmesinde fayda var, çoğu oradaydı. Ancak o topluluğun olduğu tarafa geçmekte bazı güçlükler yaşandı ve polis kapattı orayı. 2 tarafta dağınık olarak durmak zorunda kaldılar. 300 sarı-lacivert yürek ve aynı bölgeye girebilen Beşiktaşlılar maçı bekliyorlardı. Beşiktaş taraftarı ve polis bir şeylerden kuşkulandılar, ama "olmaz" rehaveti üstlerine çökmüştü bir kere. Hani o iskeleyi bastık diyenler var ya... Burayı okumasınlar, çünkü bu paragraf onları aşar. Yanımdaki bir renktaş 3-5 koltuk yanımızdaki 2 yaşı küçük ve arkadaş olan çocukları çağırdı. "Siz yukarıya çıkın abicim" dedi. Çocuklara birşey olmasından korkmuştu. Renkleri ne olursa olsun onların ana-babası vardı, günahları zaten hiç yoktu. Çocuklar ne olduğunu anlamadılar ama yukarı çıktılar. Öyle de şerefliceydi bu iş. Maç başladı. Birinci dakika dolmak üzereyken bir ses patladı, "Her zaman her yerde en büyük Fener." Bağıranların, ekran başındakilerin, Türkiye'deki herkesin tüyleri diken diken olmuştu. O ses yine yükseliyordu işte, "Her zaman her yerde en büyük Fener." O sesi bağırmak, o sesi duymak... Halkın takımından başka kimsenin tezahuratına yakışmayan sözler, ve Fener... "Her zaman her yerde en büyük Fener." Maçın ilk saniyeleri büyük gürültüyle tezahurata başlayan Beşiktaş tribünleri bir anda sustu, 3-5 saniye çıt çıkmadı. Anlamak zordu tabi bu olayı. Bir küfür başladı ama akıllar karışıktı. "Nasıl olabilirdi? Geldiler"... Evet gitmiştik. Üst kısmımızdaki Beşiktaşlılar anında dağıldılar. Yağmur gibi yan tribünlerden bozuk para yağıyordu. Tam o sırada genç sahaya baktı, Volkan gurur ifadesiyle tribünlere bakıyordu, Serkan Balcı yumruğunu sıkmış, 45 derecelik açıyla havaya kaldırıp o sesi ruhuna işliyordu sanki. Taraftar ise gururluydu. Takım yalnız kalmamıştı. Çubuklu yine ordusuyla oradaydı. Herşeye rağmen... Polis geldi, herkesi dışarı çıkardı. Bir grup karakola götürüldü. Karakola alındı diye üzülen, sıkılan, darlanan kimse yoktu. Herkes mutluydu. Çünkü onlar sarhoştu... Maçı Fenerbahçe 2-1 kazanmıştı. Bu da ayrı mutluluktu. Hoş kaybetsede üzülen olmazdı, çünkü onların ruhu ÇUBUKLUYDU... Artık sabaha karşı olmuştu ki... Televizyonda maç ile ilgili haberler verilirken bir kişi "onlar bizden değil" diyordu, "Fenerbahçe taraftarı olduğunu düşünmüyoruz." Bunu diyen üzüntü verici bir şekilde çubuklunun yöneticisiydi. İşte o günkü tek mutsuzluk oydu oradaki o 700-800 kişi için. Varsın olsun, onlar yüreklerdeki sevdayı, yârinin yanına taşımışlardı. İşte hikaye böyle... Önemli ayrıntı ise; bu sarhoşluk hiç bitmezdi ki... Bu sarhoşluk ömürlüktü. Bilinmesi gereken tek şey ise ne olursa olsun o "çubuklu"nun yalnız kalmayacağıdır. Her ortamda,yani o günkü yüreklerden kopan ses gibi; "her zaman her yerde." İşte bunu bilmemek sarhoşluk değil, aptallık olur. Çubuklunun karşısına çıkmaya cüret edecek olanlara duyurulur... Biz de sarhoş çok... Alıntıdır. |
|
<a data-test="test" rel="nofollow" style="word-wrap: break-word; text-decoration: underline;" target="_blank" onclick="return dhExternalLinkRedirect(this)" href="/ExternalLinkRedirect?module=pgdcode&messageId=23945669&url=http://img119.imageshack.us/my.php?image=17adasdep0up2fy4.jpg" target="_blank" data-href="http://img119.imageshack.us/my.php?image=17adasdep0up2fy4.jpg" target="_blank"><img src="http://img119.imageshack.us/img119/3743/17adasdep0up2fy4.th.jpg" border="0" alt="Free Image Hosting atwww.ImageShack.us" /></a><br /><br /><a data-test="test" rel="nofollow" style="word-wrap: break-word; text-decoration: underline;" target="_blank" onclick="return dhExternalLinkRedirect(this)" href="/ExternalLinkRedirect?module=pgdcode&messageId=23945669&url=http://img604.imageshack.us/content.php?page=blogpost&files=img119/3743/17adasdep0up2fy4.jpg" title="QuickPost" data-href="http://img604.imageshack.us/content.php?page=blogpost&files=img119/3743/17adasdep0up2fy4.jpg" title="QuickPost"><img src="http://imageshack.us/img/butansn.png" alt="QuickPost" border="0"></a> Quickpost this image to Myspace, Digg, Facebook, and others! < Resime gitmek için tıklayın > [img=http://img119.imageshack.us/img119/3743/17adasdep0up2fy4.th.jpg] |
11 Ocak Pazar 13:30..
Fenerbahçemize başarılar.