S

Onbaşı
20 Mart 2008
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
1 üye
362503 Gün Cezalı
355951 gün 22 s. 34 dk.
Gönderiler Hakkında
S
18 yıl
*** Medyuma İsmail\u0027in web sitesine geeel ***
Medyum: Ruh ötesi iletişim kurma deneylerinde, ruhlarla insanlar arasında aracılık ettiğini ileri süren kimse. (TDK)
http://www.tdk.gov.tr/TR/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA

CİNLERRrr PERİLERRRRRR, ne ararsan tekmili birden, hepsi vaaarrr ! KUYRUĞU TİTREKLER için belki bir gün işlerine yararlar diye veriyorum. Bu iyiliğimi unutmayın haa.. Öteki tarafa benden selam söyleyin.

Bende mi medyum felan olsam acaba. İyi para var bu işte. Millet üniversiteyi boş verin yaaa, Türkiye böyle giderse yakında doktor yerine herkes bunlara gidecek. Doktor olmak çok zor, medyumluk kolay. 2 salla bi üfür, çık televizyona, diğer medyum müsvettelerinin gözüne salla 1-2 yumruk, ahanda meşhur bir medyumsun işte.

MERAKLISI AHANDA BURAYI TIKLASIN ( X )


< Resime gitmek için tıklayın >
S
18 yıl
*** Patron yok, allah versin ***
Geçende arkadaşın dükkanına gittim, yarım saatte nerden baksan 6 tane dilenci geldi, arkadaşla bir türlü konuşamadık yaaaa.. ne iş beyler, dilenciye para verirseniz, sayısını arttırırsınız. Amma çoğaldılar bunlar yaa !
< Resime gitmek için tıklayın >
S
18 yıl
Atatürkün en çok beğendiğiniz sözleri hangileridir ?
< Resime gitmek için tıklayın >

Benimkiler bunlar;

Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır.


Ben, manevî miras olarak hiç bir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen eremediğimizi fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir.
Kemal ATATÜRK
1923


Halka yaklaşmak ve halkla kaynaşmak daha çok aydınlara yöneltilen bir vazifedir. Gençlerimiz ve aydınlarımız niçin yürüdüklerini ve ne yapacaklarını önce kendi beyinlerinde iyice kararlaştırmalı, onları halk tarafından iyice benimsenip kabul edilebilecek bir hale getirmeli, onları ancak ondan sonra ortaya atmalıdır.
Kemal ATATÜRK
1923

Taassup cahilliğe dayanır. Bundan dolayı taassubu olan cahildir. İlim mutlaka cahilliği yener, o halde halkı aydınlatmak lazımdır.
Kemal ATATÜRK
1923


Ben toprak büyütme dileklisi değilim; barış bozma alışkanlığım yoktur; ancak antlaşmaya dayanan hakkımızın isteyicisiyim. Onu almasam, edemem. Büyük Meclisin kürsüsünden milletime söz verdim: Hatay'ı alacağım... Milletim benim dediğime inanır. Sözümü yerine getirmezsem onun huzuruna çıkamam, yerimde kalamam. Ben şimdiye kadar yenilmedim, yenilemem; yenilirsem bir dakika yaşayamam. Bunu bilerek ve sözümü mutlaka yerine getireceğimi düşünerek benim dostluğumu lûtfen bildiriniz ve doğrulayınız, ekselâns Ambasadör...
Kemal ATATÜRK
1937

« … Bence, dinsizim diyen mutlaka dindardır. İnsanın dinsiz olmasının imkânı yoktur… »
Dinsiz kimse olmaz. Bu genelleme içinde şu din veya bu din demek değildir. Tabiatıyla biz, içine girdiğimiz dinin en çok isabetli ve çok olgun olduğunu biliyoruz ve imanımız da vardır… »
Kemal ATATÜRK
02. 02. 1923, İzmir, Türkiye’nin Geleceği Üzerine Konuşma.


Halife için söyledikleri.
«İstanbul’da saltanat ve zevklerinin, çıkarlarının devam ettirilmesini düşmanların anavatanımızı istila etmek emellerine uydurmakta, onlarla işbirliği yapmakta, düşman devletlerin her isteğine boyun eğmekte asla tereddüt göstermeyen, vicdanları sızlamayan, milletimizin hür ve müstakil yaşama azmini kırma için hainane teşebbüslerden çekinmeyen sultan ve halifelerin artık bu vatanda asla yeri yoktur ve olamaz. »
26. 08. 1925, İnebolu’da Bir Konuşma.

HALK HÜKÜMETİ
« … Bizim hükûmetimiz demokratik bir hükûmet değildir, sosyalist bir hükûmet değildir ve hakikaten kitaplarda mevcut olan hükûmetlerin, bilimsel yapıları itibarıyla hiçbirine benzemeyen bir hükûmettir. Fakat millî hakimiyeti, millî iradeyi tecellî ettiren tek hükûmettir, bu mahiyette bir hükûmettir! Sosyoloji noktasından bizim hükûmetimizi, ifade etmek lâzım gelirse, halk hükûmeti deriz. »
01. 12. 1921, T.B.M.M.


« Hilafetle beraber Türkiye’de mevcut olan Ortodoks ve Ermeni kiliseleri, patrikhaneleri ve Musevi hahamhanelerinin ortadan kaldırılması lazımdır. Hilafet ve bu muhtelif patrikhaneler asırlardan beri ruhani yetkilerinin sınırları dışında çok büyük ayrıcalıklar aldılar. Halkın anlayışına dayanarak bahşedilen hukuk dışı ayrıcalıklar ile cumhuriyet idaresinin uygulanması mümkün değildir… »
04. 05. 1924, New York Herald Tribune Muhabirine Demeç.


« Hilâfet, geçmişin bir rüyası olup, zamanımız da varlık nedeni yoktu… »
25. 11. 1924, Matin Gazetesi Yazarı Madam Titaniya’ya Demeç.


« … Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır. »
16. 03. 1923, Adana Esnaflarıyle Konuşma.


« … Hayat felsefesinin garip bir tecellisidir ki, her faydalı ve her yeni şeye karşı mutlaka bir kuvvet çıkar. Buna bizim dilimizde (İrtica) derler. İşte bu irticanın imhası için gerekli tedbirleri evvelden almış olmak lazımdır… »
18.01.1923, İzmit’te Halk İle Konuşma.


« Unutmamalıdır ki, milletin hakimiyetini bir şahısta yahut belirli şahısların elinde bulundurmakta menfaat bekleyen cahil ve gafil insanlar vardır. Hükümdarlar, kendilerini aslı olmayan bir kuvvetin temsilcisi tanırlar ve bundan zevk alırlar. Fakat onların etrafındaki menfaatperestler, bunu din kisvesine büründürerek milleti iğfâle, küçük görmeye çalışırlar. Nitekim şimdiye kadar çalışmışlardır. Nihayet milletin kulağı bu söylentilerle dolar ve o telkinleri dinin icabı ve gerçeklerin ifadesi olarak kabul ederler. Bu gibilere gerici ve hareketlerine irtica derler… »
31.01.1923, İzmir’de Halk İle Konuşma.

http://www.kanka.net/forum//archive/index.php/t-32298.html


Aslında tüm sözlerini okudukça, onun yolundan ne kadar saptığımızı anlıyor ve üzülüyorum. Haydi arkadaşlar, aslında herbirimiz bir Atatürk'üz, istesek yapabiliriz, diyorum !
S
18 yıl
Türk Olmak ! Bu şiiri kim yazdı ?
< Resime gitmek için tıklayın >< Resime gitmek için tıklayın >
Arkadaşlar youtube da gezerken bu şiiri buldum. Kim yazdı bu şiiri acaba ? Alnından öpmek lazım onun. Gözlerim yaşlandı yaaa.

Türk olmak,
buhran zamanında Arjantin'de mağazalar yağmalanırken,
daha ağır buhranda sorumlusuna en ağır cezayı
tek bir cam kırmadan sandıkta kesmektir.
Türk olmak
en zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak,
en dertli gününde bile her üzüntünün bir şafakta biteceğini bilerek
tevekkül göstermektir.
Zor iştir Türk olmak.
Türk olmak
Anadolu'da her düşen yağmur damlasına hamdetmek,
her çıkan başak için şükretmektir.
Türk olmak,
Asya'da batılı,
Avrupa'da doğulu diye tepki görmektir.
Irk sözünü bilmeden yaşamak,
yaradılanı Yaradandan ötürü sevmektir.
Magazin programları ile dizilerin arasına sıkışsa da,
yeri geldiğinde silkinip üzerindeki ölü toprağını atabilmektir.
Türk olmak,
mahalle maçı için aynı saatte, on kişi buluşamazken,
milyon kişinin bir araya gelmesidir.
Tavla oynarken bile kavga ederken,
milyon kişinin kavga etmeden gösteri yapabilmesidir.

Türk olmak,
saz çaldığında,
ney üflendiğinde,
kös dövüldüğünde ve
kaval çaldığında,
yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir,
bir de Yemen Türküsü'nde...
Hayatın sana verdiklerine "nasip",
vermediklerine "kısmet" demektir.
Her işin "hayırlısına" inanmaktır ve
"feleğe" küfretmektir ve
ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir
Milletine sövmektir,
ama başkasına sövdürmemektir,
Türk olmak.
Türk olmak,
Yunus'u bilmektir,
Aşık Veysel'i sevmektir.
Mevlana'yı,
Hacı Bektaş-ı Veli'yi ve
Hoca Yesevî yi
-tek bir satırını okumasa da-
yüreğinde taşımaktır.

Türk olmak,
milli maçta ağlamaktır.
Ayhan Işık'a,
Belgin Doruk'a aşık olmaktır.
Türk olmak,
aşkını ölesiye sevmektir.
Aşkı için ölmektir,
öldürmektir.
Sevdiceğinin elini bir tez tutamadan,
toprağa girmektir.
En güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir.
Eşkıyaya türkü yakmaktır,
Türk olmak,
ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı,
çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir.
Aynı nedenle Türk olmak,
yemeği ziyan etmekten korkmaktır.
Göz hakkına, diş kirasına saygıdır
Türk olmak.
Evindeki bir kap aşın yarısını tanrı misafirine vermektir.
Kendi yerde,
misafiri döşekte yatırmaktır
Türk olmak.


Türk olmak
askere davul-zurna ile uğurlanmaktır,
belki de dönmeyeceğini bilerek.
Türk olmak,
annenin ardından
"bir oğlum daha olsun,
onu da göndereceğim" demesidir.
Babanın gözyaşlarını tutarak,
tabutuna son kez dokunurken
"vatan sağ olsun" demesidir.
Türk olmak
"Türk çayında radyasyon olmaz" yalanları ile,
"gusül abdesti alana aids bulaşmaz" dolanları ile yaşamaktır.
Her hükümetin enkaz devraldığı,
enkazı katlayarak bıraktığı ülkede olmaktır
Türk olmak
faşist olmaktır,vatanına, yurduna,
tarihine sahip çıktığınca.
Türk olmak
demokrat ve çağdaş olmaktır, vatanına, yurduna,
tarihine sahip çıkmadığınca.
Türk olmak
lisanının Avrupa'da yasaklanmasıdır ve yine
Türk olmak
kendini anlatamamaktır.
Avrupa'da hor görülmek
Türk olmaktır,
ataların bir sürü asır önce Viyana'yı kuşattığı için ve
hoş görülmemektir,
sadece kuşatıp;
Napolyon gibi bütün Viyana'yı yakmadığı için.

Türk olmak,

Osmanlı'nın borcunu ödemektir.
Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi.
Kosova'da ve Bosna'da,
Batı Trakya'da ve Makedonya'da
bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin
hesabını vermektir.
Türk olmak
Kıbrıs'ta, Hocalı da, Anadolu'da ve
Balkanlar'da soykırıma uğrayıp,
yapmadığın soykırımla suçlanmaktır.

S
18 yıl
Atatürkün Gençlik Hakkındaki Sözleri (Yarın 19 Mayıs)
< Resime gitmek için tıklayın >< Resime gitmek için tıklayın >


Arkadaşlar Yarın 19. Mayıs Atatürkü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı. Bir gün yetmez bunları anmak için. Önce hepimizin 19. Mayıs Gençlik Bayramı kutlu olsun arkadaşlar !

Atatürkün gençlik hakkındaki bazı sözlerini kopyala yapıştır yaptım ve dikkatlice ve yavaş yavaş okudum. Hepsi gerçekten çok anlamlı arkadşlar. Sizinde eklemek istedikleriniz varsa lütfen ekleyin arkadaşlar. Teşekkür ederim.

Siz de ekleyin lütfen.

1- Yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz. Fakat arkadaşlar, yorulmadan ne demek? Yorulmamak olur mu? Elbette yorulacaksınız. Benim sizden istediğim şey yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman dahi durmadan yürümek, yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir. Yorgunluk her insan, her yaratık için tabii bir durumdur, fakat insanda yorgunluğu yenebilecek manevi bir güç vardır ki, işte bu güç yorulanları dinlendirmeden yürütür. Sizler, yani yeni Türkiye’nin gençleri, yorulsanız dahi beni izleyeceksiniz.

2- Gençler cesaretimizi takviye ve idame ettiren sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz eğitim ve bilgi ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, düşünce özgürlüğünün en kıymetli örneği olacaksınız. Yükselen yeni kuşak, gelecek sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.

3- Sizler, yeni Türkiye’nin genç çocukları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.

4- Muhterem Gençler, hayat mücadeleden ibarettir. Bundan dolayı hayatta yalnız iki şey vardır. Kazanmak, yenilmek. Size, Türk Gençliği’ne terk edip bıraktığımız vicdani emanet, yalnız ve daima kazanmaktır ve eminim daima kazanacaksınız. Milleti yükseltmek için yapılacak şeylerde, atılacak adımlarda kesinlikle tereddüt etmeyin. Milleti yükseltmek için dikilecek engellere hep birlikte engel olacağız. Bunun için beyinlerinize, irfanlarınıza, bilgilerinize, gerekirse bileklerinize, pazularınıza, bacaklarınıza başvuracak, fakat sonuçta mutlaka ve mutlaka o amaca varacağız... Bu millet, sizin gibi evlatlarıyla layık olduğu olgunluk derecesini bulacaktır. (1923,Tarsus) (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, Ankara, 1997, s. 137)

5- Türkiye Cumhuriyetinin, özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türk’ten çok geriydi. Mânada, fikirde, tarihte bu, böyleydi. Eğer bugün, Batı nihayet teknikte bir yükselme gösteriyorsa, ey Türk çocuğu, o kabahat senin değil, senden evvelkilerin affolunmaz ihmalinin bir neticesidir. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin, bu belli! Fakat zekânı unut, daima çalışkan ol! (Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, AKDTYK., Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 1999, s.213)

6- Gençler! Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mutluyum. (Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, AKDTYK, Atatürk Araştırma Merkezi, s.195)

7-Gençler! Cesaretimizi artıran ve devam ettiren sizsiniz. Siz almakta olduğunuz eğitim ve kültür ile, insanlık özelliğinin, vatan sevgisinin, düşünce özgürlüğünün en kıymetli sembolü olacaksınız.

8- ... Sizin gibi gençlere sahip bulundukça, bu yurt ve ulusun, şimdiye kadar elde ettiği başardığı zaferlerin üstüne çok daha büyük zaferler koyabileceğine şüphe etmiyorum. (1923, Adana) (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, s. 117)

9- Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir. (1929, İstanbul) (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, Ankara, 1997, s. 279)

10-• Birbirimize vereceğimiz işaret ileri! İleri daima ileridir. (1925, Konya) (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, Ankara, 1997, s. 245)

S
18 yıl
*** Ailesinde GAZİ veya ŞEHİT olan varmı ? ***
Arkadaşlar, ailesinde, dedesi, dedesinin babası veya ninesinin annesi v.s. KURTULUŞ SAVAŞI'ına katılmış ve gazi veya şehit olan kimse varmı aranızda ?

< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
< Resime gitmek için tıklayın >
S
18 yıl
Youtube.com açıldımı ?
Arkadaşlar, benim bilgisayarda youtube hala böyle gözüküyor. nasıl düzeltebilirim ?

Youtube hala kapalımı yoksa açıldımı gerçekten ?
< Resime gitmek için tıklayın >
S
18 yıl
*** UMARIM, BAYIK VE KARAYILAN YAKALANAMAZ--Niyemi ? Buyrun İçeri***
Arkadaşlar benim teorim şudur;
Not: Bu aşağıda yazdıklarım tamamen şahsi düşüncelerim olup hiçbir yerden alınma yada kopya değildir. isteyen istediği yerde benden izin almaksızın yayınlayabilir.

Güneydoğuda ve Kuzey ırakta çok büyük bir tiyatro oynanmakta TSK'ya dolayısıyla Türkiye Cumhuriyetine çok büyük bir komplo kurulmaktadır;

Bu tiyatronun oyuncuları; Bir tarafta hesapta müttefik gözüken Türkiye, TSK ve ABD ve barzani var. Diğer tarafta meclisimizdeki pkk milletvekilleri, pkk teröristleri ve bu saydığım tarafların hiçbiriyle anlaşmayı kabul etmeyen bu milislerin yönetici kadroları var. Pkk nın yönetici kadrolarının hesabı, terörü devam ettirmek, halk hareketini güneydoğu ve doğu halkının ayaklanarak kominist devrimi gerçekleştirmesi ve kürtlerin bağımsızlıklarını elde etmelesini sağlamaktır.

Türkiyenin gücünü bilen ve gören abd ve barzani, bölgede belli bir askeri güce sahip olan Türkiyenin, kuzey ıraktaki kürdistanı tanıması için pkk ya darbe vurmasını hesapta göz yummaktadır.

PKK'nın beklentisi terörün, onların deyimiyle bağımsızlık hareketinin askeri güçle bitirilemiyeceğinin gündeme alınmasını sağlamaktır. ne abd ne de barzani sonuna kadar Türkiyenin arkasında olmıyacaklarını bilmeleridir. ppk nın beklentisi de bu yöndedir.

Benim tahminim, hesapta abd nin ve barzaninin sınırdışı harekatları için Türkiyeye belli bir süre vermiş olmalarıdır. bu süre zarfında zaten, abd ve barzani Türkiyenin harekatlarını sınırlı tutması için zaten gereken önlemleri almışlardır. buna göre, pratikte Türkiye kuzey ırağa yeterli askeri gücü gönderip pkk nın kökünü kazıma olanağına asla sahip olamayacaktır. barzaninin stratejik hesapları zaten bu yöndedir. TSK böylelikle pkk sathında sadece tıraş yapmaktan başka bir şey yapamıyacak asıl ppk güçlerine yönelemiyecektir. pkk zaten kendi merkezlerini çoktan kuzey ırağın içlerine taşımıştır bile. dikkat ederseniz haberlerde bile, sıkıya geldilermi, kuzey ıraktaki halkın içine sızmaktalar. buna sızmak değil tam anlamıyla " sığınmak " denir. açıkçası barzani tüm koşullarda pkk nın kendi bölgesine sığınmasını kabul ettiği gibi, bunu özellikle istiyorda. barzaniye sığınan pkk lılar, yeniden silahlanarak sınırlarmıza kadar insanların yaşadığı köyden köye geçerek sınırlarımıza sızmakta ve karakollara saldırarak askerlerimizi şehit etmektedir.

Her ne kadar, kuzey ırakta askeri kontrolün pkk nın elinde olduğu sanılmakta ise de kontrolün barzaniye geçmesinin an meselesi olduğunu belirtmeliyim. akp sayesinde millet meclisine giren aslında pkk nın siyasi kadrosu olan pkk lı milletvekillerinin sıklaşan barzani ziyaretleri de bunu göstermektedir. pkk nın yönetici kadrolarının TSK'nın eline geçmesinin barzaninin de işine gelecektir çünkü, gerek pkk nın milletvekillerinin gereksede barzaninin işine en çok gelen şey, şu anda ne abd ye ne de başka bir güce teslim olmayan pkk yönetici kadrolarının TSK tarafında teslim alınmasıdır. işte o zaman kendilerinin gerçek anlamda kürtlerin yöneticisi olacaklarını düşünmektedir. aslında bu milletvekillerinin anlamadıkları belki de, çoktan kabul ettikleri konu, kısa bir süre sonra, barzaninin Türkiye büyük millet meclisi içindeki kuklaları olacaklarıdır.

abd ve barzani tsk ya bu pkk yönetici kadroları teslim alıncaya kadar gizli gizli yardım edecektir. Türkiye bu kadroları teslim alınca, yönetimin kendine geçeceğini sanmakta, pkk nın milislerinin teslim olacağını sanmakta ve bütük hataya düşmektedir. bu kadrolar teslim alınınca pkk nın tüm avrupadaki maddi olanakları ve milisleri barzaninin kontrölüne geçecektir. Barzaninin ve abd nin kazancı burada TSK nın sınır dışı harekatları için geçerli bir neden kalmayacağını kabul ettireceğini ileri sürüp, Türkiyeye hesapta yardımcı olan barzaniyi ve kürdistanı tanınmasını isteyecektir. Açık açık, onların hesabına göre Türkiyenin GÜNEY KÜRDİSTANI tanımasınını isteyecektir. Benim korkum, Türkiyenin şu anki yöneticilerinin politik olarak kürtlere federasyon vermeyi kabul etmeleri ve bu güvenceyi çok daha önceden abd ve barzaniye vermiş olmasıdır.

Umarım, pkk tehlikesi tamamen ortadan kaldırılıncaya kadar pkk nın yönetici kadroları TSK'nın eline düşmez. Veya (ki çok zor) pkknın şu anki kadroları bu oyunu bozmak için tsk ile saldırmazlık paktı imzalamasıdır. Aksi takdirde, GÜNEY KÜRDİSTANdan sonra barzani yönetimine geçecek olan KUZEY KÜRDİSTAN ve millet meclisimizdeki KUZEY KÜRDİSTAN MİLLETVEKİLLERİnin hesabı, özerklik tanınmasını ardından, zaman içinde ABD ve AB tarafından ileri derecede güçlendirilecek olan GÜNEY KÜRDİSTANIN eline geçme tehlikesi hiç de uzakta değildir.

Türkiye kuzey ırakta abd nin ve ab nin kurmuş olduğu büyük bir tuzağın içine çekilmektedir.


Umarım TSK, pkk nın bayık gibi, karayılan gibi yönetici kadrolarını pkk'nın tüm silahlı güçleri TSK'nın eline geçinceye kadar yakalayamaz. TSK mutlaka ve mutlaka kuzey ırakta kurulan bu tuzağa karşın, en az ama en az 20 km'lik tampon bir bölge oluşturmalıdır. Bu tampon bölge, Türkiyenin kürt sorununun tamamen ortadan kaldırılıncaya kadar kaldırılmaması gereklidir. barzani yaşadığı sürece bu konuda, hiçbir zaman bir gelişme sağlanmayacaktır.

Türkiye her zaman olduğu gibi uyutulmakta, ırakın kuzeyinde sorunun gerçek çözümü için değil, Türkiyenin hem ekonomik hem de askeri açıdan yıpratılması için oyalanmaktadır.
Buraya kadar okuyabilen kaç kişi var ? Okuyanlar mesaj atsın lütfen.

Saygılarımla,
SMIRNOFF
S
18 yıl
4 ASKERİMİZ DAHA ŞEHİT OLDU !
Genel kurmayın az önce yapmış olduğu açıklamada, pkk ile çıkan çatışmada 4 askerimiz daha şehit olduğu belirtildi.
Toplam 6 şehit, 19 leş.
bu iş barzaniye kadar dayanır beyler. bunun başka türlü çözümü yok.
BARZANİ KALDIR ...IÇINI, GELİYORUUUUZZZ !

< Resime gitmek için tıklayın >
S
18 yıl
MUCİZENİN ADI : EGE MAHİR YILDIZ - Lütfen üst konu yapalım.


MUCİZENİN ADI : EGE MAHİR YILDIZ
06/05/2008
250 gündür yaşam mücadelesi veren oğlum EGE için;

En son ne zaman bir hayat kurtardınız?
En son ne zaman bir hayatı kurtarmak için bir şeyler yapmaya çalıştınız? Çabaladınız mı en azından?
En son ne zaman anne veya baba oldunuz? Veya olacak mısınız? Veya olmayı düşünecek misiniz?


Ağır gelmiş olabilir bu sorular. Bana da sorsalar ağır gelirdi büyük ihtimal. Çaresizlik nedir yeni öğrendim bu yaşımda. Çaresizim, çaresiz kalmanın gerçek anlamına.
Baba olacağım çok uzak ihtimaldi sanki. Ya da yakıştıramazdım kendime ne bileyim. Garip bir çelişkiydi benim için. Tek bir baba kavramı vardı bende, o da benim babamdı. Ancak babam “baba” olabilirdi bilinçaltımda.
Ne zaman Ege’m dünyaya geldi, korkmayı derinden hissettim ilk defa. Ne müthiş bir duyguymuş meğer, evladını kaybetme korkusu. Babalık duygumu bile yaşayamadım korkudan. Böbürlenmemeye , şişirmemeye çalıştım kendimi. İnsan baba olunca bütün bir kâinata ilân etmek istiyor da, o yüzden diyorum. İnanamadım önce nefes aldığına, kıpırdadığına bile. İlk gözyaşımı göğsü inip kalktığında akıttım onun için. Muhteşemdi o an.
Şimdi ise 250 günden beri babayım, şükrediyorum halime. Ama çıkmazdayım da aynı zamanda. Çünkü hayatıma ilk defa bir kavram daha girdi “baba” dan sonra. ORGAN NAKLİ…!

Bu kavramla beni oğlum tanıştırdı: 3 ekim günüydü, ameliyata girdi 33 günlük Ege’m. İncebarsağın tamamıyla kalınbarsağının yarısını bırakıp çıktı “Ameliyathane, GİRİLMEZ” yazan kapıdan. İşte o an başladı “organ nakli” nedir, niye yapılır,hangi organlar değişebilir, riskleri nelerdir vesaire…
Geldik sözün bittiği yere:
Oğlumun, Ege’min incebarsak nakline ihtiyacı var! Neden oldu,niye oldu sorularını dinleyecek zamanımız, cevaplayacak mecalimiz dahi yok ne yazık ki.. Her an, her şey olabilir; durumunu yaşamaktayız.
Size bir şey söyleyeyim mi? Bu incebarsak nakli dünyanın en zor nakillerinden biri. Tüm dünyada 650 küsür yapılmış. Bizim ülkemizde 2 yetişkine başarıyla uygulanmış sadece. Bir bebeğe örneği yok şu ana kadar. Kısmet olursa o örnek Ege’m olacak.
Çoğu organ naklinde kan grubu şartı aranmıyor ama incebarsak naklinde aranıyor mesela.
Farklı bir yapı incebarsak ,bir sürü tüycük var içinde. Bir sürü tüycüğün bir sürü görevi kabaca. Ben barsaklarımı bozduğum zaman anlardım kıymetini, o da çok ender olurdu zaten..

Ama şimdi, hayatımın anlamı incebarsak. Hiçbirşeye bu kadar muhtaç olmamıştım hayatımda. Bu nakil oğlumun tek umudu ve bizim tek umudumuz.. belki inanmayacaksınız ama gerçekten söylüyorum, nakil olsa bile başarı oranı milyonda bir gibi bir şey. Bu durumda Ege’min yaşama oranıyla hemen hemen aynı sanırım. Bu milyonda biri denemek istiyoruz. Bu milyonda bir tek umudumuz.

Mucizelere, Ege’me güvendiğimiz için. Aynı zamanda verenin de, alanın da yüce Rabbimiz olduğunu bildiğimiz için.
Ben 250 gündür uğraşıyorum sesimizi duyurmak adına. 12 Kasımda başardık aslında. Birçok gazetede, televizyonda, internet ortamında Ege’min güzel cemalini gördünüz. Kimi haberlerde böbrek ve karaciğerinin de iflas ettiğini yazdılar. Hayır etmedi çok şükür ama şimdilik.. kimi haberleri de algılayamadı halkımız: Acaba, sapasağlam çocuklarımızdan mı incebarsak istiyorlar? Diye düşünenler de oldu.

Hayır sapasağlam çocuklarımızdan istediğimiz sadece Ege kardeşlerine dua etmeleri. Biz, beyin ölümü gerçekleşmiş veya kaybedilmiş 0 RH+ kan grubuna sahip, 0-2 yaş arası çocuklarımızın sadece bulundukları hastanede organlarının bağışlanmasını diliyoruz aileleri tarafından. Beyin ölümü demek beynini, kan dolaşımını, organlarını makinelerin yaşattığı demek oluyor. Yani kaybedilmesi kesin anlamına geliyor. Hee, bunu istemek kolay mı? Hayır hiç de değil. Ama bir umut dedim ya. Hem başarıyla gerçekleşirse nakil, organları bağışlanan yavrucağın bir parçası da bizim yavrucağımızda yaşayacak kim bilebilir. Bizim umut dediğimiz şeyin toprakta 2 saat içinde çürümeye başladığını biliyor muydunuz?
Çocuklarının beyin ölümü gerçekleşmiş anne babalar. Öncelikle Allah sabır versin diyorum. Ve inanın sizin yaşadığınız acıyı tüm kalbimle yaşıyorum. Çünkü her an bu acıyla karşı karşıya gelebileceğimi biliyorum. Sizden organ bağışına katılmanızı diliyorum. Evlatlarınızı kaybetmeden önce ‘biz, organlarını bağışlıyoruz’ demenizi diliyorum bulunduğunuz hastanenin doktorlarına..

Hatta dilemiyorum, yalvarıyorum bunun için. Oğlum Ege’m için. Sizin de bir parçanızın yaşaması için yalvarıyorum.
Ve bu ailelelerin haricinde de hepinizi organ bağışına davet ediyorum. Biz öldükten sonra toprak olup gideceklerine başkalarına hayat olsun. Başkalarına umut ışığı olalım.

44 bin insan organ bekliyor ülkemizde. Dilek olay, 44 bin. Anadolu’da bir” şehir” demek bu rakam. Savaşta kaybetsen “hezimet” demek. Bir stadyumu dolduran insan demek. Bir de bu 44 bin insan için üzülen ailelerini düşünün..! 44 bini katlıyorsunuz o zaman. Ve hayatın bir cilvesini daha düşünün: 44 bin 1 olma ihtimalimiz her zaman bizde saklı kalıyor olacak..

Bu yüzden duyarlı olalım. Başıma gelince anladım durumun vehametini. Siz de benim söylememle anlayın, başınıza gelmesin, ne olur! Düşmanıma istemem bu sıkıntıyı gerçekten..


Sabırla bekliyoruz; Ege’m, eşim, ben ve bizim için üzülen sizler adına. Sabırla bekliyoruz 44 bin insanımız adına…
Ve selamete çıkmak istiyoruz gönülden..
Ama;
Çok zormuş sabretmek
Baba Ümit Fikret YILDIZ’dan bütün anne babalara ve anne baba adaylarına…
Kalın sağlıcakla..


Arkadaşlar, yukarıdaki mesaj bana Mahir Yıldız'ın babası Ümit fikret YILDIZ tarafından gönderildi. Lütfen bu sayfayı kopyala taşı yapıp e-mail gruplarına gönderelim. Sadece hayır işlemek için. Sizden başka hiçbir şey istenmiyor, sadece organ bağışının artması için, lütfen bu sayfayı kopyala taşı yapıp e-mail gruplarına gönderelim. Organ bağışı ne kadar artarsa, Mahir YILDIZ kardeşimizin organ nakli şansına sahip olacağı belirtiliyor. Lütfen, bu iyiliği esirgemiyelim. Bildiğimiz tanıdığımız arkadaşlarımıza bu ricayı geçelim. Lütfen bu sayfayı kopyala taşı yapıp e-mail gruplarımıza gönderelim. Herkese Teşekkür ederim. İsteyen Mahir Yıldızın babası Ümit Fikret YILDIZ ile temasa geçebilir. Ama lütfen, gerçekleşemeyecek tekliflerle yaklaşmayın. Sonuç gelebilecek bir teklifiniz varsa hiç durmayın temasa geçin. umitfikretyildizz@hotmail.com
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.