L

Binbaşı
03 Şubat 2008
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
7 üye
361013 Gün Cezalı
357654 gün 14 s. 26 dk.
Gönderiler Hakkında
L
9 yıl
Atatürk konusu neden kaldırıldı?
Konuyu uçuran admin, birazcık dinin imanın varsa, kurallar çerçevesinde mantıklıca açıklayabilir misin kaldırılma sebebini?
L
9 yıl
Memura verilen zam geri alınacak.
< Resime gitmek için tıklayın >

Yıllık geliri 10 bin liranın üzerine çıkan memurdan kesilen yüzde 15'lik gelir vergisi oranı yüzde 20'ye çıktı.

Yüzde 4+4 zam oranı sonrası yıllık geliri 10 bin liranın üzerine çıkan yüzbinlerce memurun gelir vergisi oranı yüzde 15’ten yüzde 20’ye çıktı.

KAMU-SEN'DE AÇIKLAMA

Kamu-Sen'den yapılan yazılı açıklamada 2012 yılı için geçerli olan gelir vergisi dilimlerini belirlerken, enflasyon ve yeniden değerleme oranlarını dikkate almayıp, alt vergi dilimini yüzde 6.3 artıran Maliye Bakanlığı'nın, daha fazla vergi toplamak derdine düştüğü belirtildi. Açıklamada, "Düşük maaşlı memurların bile ödeyeceği gelir vergisi oranları da Haziran ayında yüzde 15'ten yüzde 20'ye çıktı. Böylece Haziran ayı itibarı ile altı aylık brüt ücretlerinin toplamı 10 bin TL'yi geçen yaklaşık 1 milyon 900 bin memur, bir üst vergi diliminden vergi ödemek zorunda kaldı. Haziran ayında yüzde 4 zam alan memurlar da gelir vergilerine gelen yüzde 5'lik artış dolayısıyla maaş artışından faydalanamamış oldu. Hükümet bir eliyle verdiğini öbür eliyle geri aldı" ifadeleri kullanıldı.

ÖĞRETMEN 89 TL ZAM ALDI; 74,5 TL'DEN FAZLADAN VERGİ ÖDEDİ

Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge Merkezi'nin yaptığı araştırmaya göre; Mayıs ayında ek ders ücretleri de d'hil 223,5 TL'den gelir vergisi ödeyen bu öğretmen; yüzde 20'lik vergi dilimine girdiği Haziran ayı sonrasında 298 TL gelir vergisi ödeyecek. Buna göre 89 TL zam alan öğretmenin ödediği vergi 74,5 TL artacak. Böylece yüzde 4'lük zam bir öğretmenin maaşına yalnızca 14,5 TL olarak yansıyacak.

DURUM DOKTOR VE MÜHENDİSLER İÇİN DE AYNI

Araştırma, diğer kamu görevlileri için de durumun aynı olduğunu gösteriyor. Öyle ki; 1. derecenin 4. kademesindeki bir mühendis de Haziran ayı itibarı ile bir üst dilim olan yüzde 20 oranıyla vergilendirilecek. Mayıs ayında 205 TL olan gelir vergisi tutarı, 69 TL'lik artışla, Haziran'da 274 TL'ye çıkacak ve 115 TL zam alan bir mühendisin eline geçen maaş, yalnızca 46 TL artacak. Aynı şartlardaki bir doktorun ödediği gelir vergisi ise Haziran ayında 281 TL'den 374 TL'ye çıkacak. Böylece bir doktorun maaşına, 147 TL zam gelmesi gerekirken, eline geçen zam 54 TL'de kalacak.

UZMANLAR DA MAĞDUR

Nisan ayında 232 TL vergi ödeyen bir uzman, yüzde 20'lik gelir vergisi dilimine Mayıs ayında giriyor. Buna göre bu uzman, Haziran ayında 310 TL vergi ödeyecek ve ödediği vergideki 78 TL'lik artış maaşına yansıtılacak. Maaşına yüzde 4 artış yapılan uzmanın ise 128 TL zam alması gerekirken, fazladan ödemek zorunda kalacağı 78 TL nedeniyle, yalnızca 50 TL maaş farkı alabilecek.

SÖZLEŞMELİ PERSONELİN MAAŞI ARTMADI; AZALDI

Kamu görevlileri arasında gelir vergisi bakımından en mağdur kesim, hiç şüphesiz sözleşmeli personel. Maaşı yaklaşık 2 bin 150 TL olan bir sözleşmeli personelin ödediği gelir vergisi, Mayıs ayında 104 TL artarak 312 TL'den 416 TL'ye çıktı. Toplam 86 TL maaş zammı alan bu sözleşmeli personel, ödediği verginin 104 TL artması nedeniyle maaşında 18 TL'lik bir azalma yaşadı.

KONCUK: "GELİR VERGİSİNİN YÜZDE 65'İNİ ÜCRETLİ ÇALIŞANLAR ÖDÜYOR"

Konu ile ilgili olarak açıklama yapan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, asıl amacı çok kazanandan çok; az kazanandan az vergi almak olan vergi sisteminin, Türkiye'de yakaladığından vergi almak şeklinde işlediğini belirtti. Memurların ve sözleşmeli personelin; iş adamlarından, sanayiciden, yıllık kazancı milyonlarca TL'yi bulan işletmeciden daha fazla gelir vergisi ödediğini vurgulayan Koncuk, bu adaletsizlik nedeniyle memur maaşlarına yapılan yüzde 4'lük zammın tamamının vergiye gittiğini belirtti.
L
9 yıl
mahallede sahibi belli olmayan aracın kaldırılması
Birşey danışmak istiyorum bilenler olabilir diye. Aşağıda durumu olabildiğinde çizmeye çalıştım. bir kartal parketmişler mahallenin tam dönüşüne. 2-3 hafta oldu aynı yerinde. arabayıda iyice paketlemişler sağını solunu iyice kamufle etmişler, sahibi kimdir nedir belli değil. çalıntı araç gibi. aracın plakasınıda göremedim. büyük ihtimal sigortası falan olmayan bir araçtır. pek şehir içi bir yer olmadığından, oralarda ayak işine kullanıyor diye tahmin ediyorum. veya belalı bir araç diyelim işte. mahalleden ufak araçlar bile zor zar dönüş yapıyor, ufak hyundai minibüsler giremiyor bile. uğraşmak istemiyorum bunu nereye şikayet edebilirim?? çektirebilir miyim?


< Resime gitmek için tıklayın >
L
9 yıl
Toki konutlarında ölen masum insanlar.
Taraf Gazetesi, Ahmet Altan'ın köşe yazısı. Dün çıkan yazısı. Gazeteyi okumamış olanlar için bu alıntıyı paylaşmak istedim.

Yoksullar


Televizyonda “çocuklarım içerde” diye çırpınan kadını gördüm.
Çocukları ölmüştü.
Ama henüz bunu bilmiyordu.
Gelişmiş bir ülkede yaşasaydı, çocuklarını “devletin dere yatağına yaptığı” bir binanın bodrum katında ölüme bırakmayacaktı.
Başka ülkelerde de insanlar doğal afetler nedeniyle ölür ama “devletin yanlış yere yaptığı” binada boğularak ölmez.
Ölen o kapıcı ailelerinin o evlere yerleştiklerinde duydukları sevinci düşündüm, “devletin yaptığı sağlam ve güvenilir evlere” yerleştiklerine, “hayatlarını kurtardıklarına” inanmışlardı herhalde
Devlet, onları öldürdü.
Biliyorum ki bunun siyasi bir bedeli olmayacak, devleti yönetenlerin fevkalade pişkince açıklamalarını dinleyeceğiz, belki bir iki mühendis suçlanacak, olay kapatılacak.
Burada, yoksulları öldürürler.
Samsun’da evleri “dere yatağına” yaparak öldürdüler.
Uludere’de bombalayarak.

Yoksulları öldürürler burada.
Hesabını bile vermezler.
Aldırmaz, geçer giderler.
“Ortadoğu’da kuracağımız büyük imparatorluğun” hayallerini dinleriz, olmazsa bir tepe bulur oraya Ortadoğu’nun en büyük camiini dikerler, çabuk unuturlar ölüleri, kimse onlara hatırlatmaz.
“İnsanları öldürmüştünüz, ne oldu” demez.
Devlet… İnsanların canını emniyete almak için bulunmuş bir yapı bu, insanların içinde boğularak öleceği evler yapıyor.
Niye dere yatağına yaptılar acaba binaları?
Dere yatağına yapılan binalarda insanların öleceğini bilmemeleri imkânsız, bunu bile bile niye yaptılar?
Niye başka bir arazide değil de orada?
Dere yataklarından en az yüz metre ötede olması gereken binalar niye yatağın içine inşa edildi?
Bakanın ilk açıklamalarını okudum, “devletin hiçbir suçu olmadığını” öğrendim.
Suç, taşan derede herhalde.
Suç, devlete güvenip de o evlere yerleşen yoksullarda belki de.
Ama devlette değil, hükümette değil, bakanda değil, bakanlıkta değil.
Yoksullar ölür bu ülkede.
Öyle birer ikişer değil, yüzer yüzer ölürler.
Son altı ayda 366 işçi, iş kazalarında öldü.
Her gün ortalama iki işçi ölüyor.
Her gün.
Dünya kendi çevresindeki dönüşünü her tamamladığında biz iki işçiyi ölümün kucağına bırakıyoruz.
Yıllardan beri sürdürüyoruz bu düzeni.
Atölyeler patlıyor, tersaneler yanıyor, madenler çöküyor.
Devlet aldırmıyor.
Yoksullar ölür çünkü.
Düzeni böyle kurmuşlar, değiştirmezler, yoksulları öldürmekte büyük para var çünkü, yoksullar ölüme, paralar zenginlerin cebine akıyor.
Devlet yönetenlerin umurunda mı yoksullar?
Uludere’de bombalayarak öldürdüler de hesabını vermediler, dere yatağında boğduklarının mı hesabını verecekler?
Kapıcı çocuklarının boğularak öldüğü o binaların açılışını bizzat bugünkü bakan yapmış, açılıştaki konuşması, “Dünyayla kucaklaşan Türkiye” diye başlıyor.
Nasıl kucaklaşıyorlarsa dünyayla arada yoksul çocuklar ezile ezile ölüyor.
Büyük bir propaganda sistemi kurmuşlar, ruhunu satmaya hazır olanları sistemlerinin içine toplamışlar, insanlar öldükçe sistemleri tef çalıp “yok bir şey, yok bir şey” diye türkü söylüyor.
Uludere’de “yok bir şey”, Tuzla tersanelerinde “yok bir şey”, dere yatağında yapılan evlerde “yok bir şey”, patlayan atölyelerde “yok bir şey”, çöken madenlerde “yok bir şey”.
Ne var peki?
“Türkiye büyük devlet” var, Osmanlı imparatorluğu var, “Ortadoğu’ya biz nizam vereceğiz” var, “ecdadın yaptığından daha büyük” cami gösterişi var, fiyakalı nutuklar var, dalkavukluk edebiyatının en yağlanmışları var, pişkinlik var, yüzsüzlük var.
O kadın nasıl çırpınıyordu orada…
Nasıl ağlıyordu.
“Çocuklarım içerde” diye bağırıyordu.
Korkunç bir gürültüyle gelen sel sularına kapılan o çocukların hesabını verecek mi kimse?
Vermeyecek.
Güzel nutuklar dinlersiniz.
Bir iki acıklı şiir belki.
Devletin vereceği budur.
Bir de tazminat öderler belki ölenlerin ailelerine, daha sonra “sorumluların” bulunmasını isteyen insanları azarlamak için, “parasını verdik ya daha ne söyleniyorsunuz” demek için.
Yoksulları öldürürler burada.
Yoksul ölümlerinden nutuklarına süs yaparlar.
Çocuklarının hesabını soran çıkarsa önce azarlar, sonra mahkemeye verir, sonra hapse gönderirler.
Bir iki güne kalmaz, “kabahatin ölenlerde olduğunu” okuruz.
Devlet kabahatli olacak değil ya, elbette ölen yoksullar kabahatli, yoksul oldukları için kabahatliler, öldükleri için kabahatliler.
Evleri dere yatağına yapmışlar.
Törenlerle açmışlar.
Övünmüşler.
Karadeniz’de “yağmur yağacağı” hiç akıllarına gelmemiş nedense, derelerin taşacağını hiç düşünmemişler.
Niye oraya yaptılar acaba, devletin arazisi miydi orası yoksa birisinden mi satın aldılar, niye dere yatağını seçtiler?
Kendileri oturmayacağı için herhalde.
Onlar oturmayacak, paşalar oturmayacak, zenginler oturmayacak, yoksullar oturacak orada, “yap gitsin o zaman.”
Yoksulları öldürürler burada, bazen bombalarlar, bazen madenlere gömerler, bazen atölyelerde yakarlar, bazen de sel sularına atarlar.
Bir imparatorluk kurmaya hazırlanıyorlar, en büyük camiiyi yapıyorlar, daha ne yapsınlar?
Bir de yoksulları mı kurtarsınlar?
Yoksul onlar, yoksullar ölür burada.
L
9 yıl
Belediye, İstanbullu'yu araba almaya mahkum etti
Bir hafta önce başlayan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve Haliç Köprüsü bakım çalışmaları İstanbul trafiğini felç etti. Trafik çilesine çare arayan İstanbullulara, Karayolları Genel Müdürü kenti terk ederek, tatile gitmelerini tavsiye etti, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ise “toplu taşıma araçlarını kullanın” çağrısında bulundu. Konuyla ilgili görüştüğümüz uzmanlar köprü tadilatının ön çalışma yapılmadan başlatıldığını görüşünü savunurken, mega kentteki toplu ulaşım sıkıntısına dikkat çekti.

“Ulaşım sorunu çözülemeyen bir kentin trafik sorunu çözülemez” diyen Ulaşım Uzmanı Prof. Dr. Ergun Gedizlioğlu, “Köprü bakıma alındı trafik sıkıştı” yorumlarına katılmadığını belirterek, “Köprü bakımının yol açtığı trafik İstanbullu’nun hergün yaşadığı trafik sorununun yanında devede kulak kalır” ifadesini kullandı. Prof. Gedizlioğlu şunları söyledi; “Kış aylarını düşünün, köprü trafiği sanki çok mu açıktı? Bu şu anlama geliyor İstanbul’da ciddi bir trafik sorunu vardır. Belediye Başkanı “Toplu taşıma aracı kullanın” diyor. Peki bu insanlar hangi toplu taşıma araçlarını kullansın? Varolan toplu taşıma araçlarını kullananlar, hangi şartlarda yolculuk yaptıklarını bir düşünsünler? İstanbul’un trafik sorunu burada başlıyor. Böylesine büyük bir kentte bir ulaşım sistemi ağı yok.”

‘Yığılma olmazdı’

Toplu ulaşımdaki yetersizliğin İstanbul’da araç sahibi olmayı zorunluluk haline getirdiğine dikkat çeken Prof. Gedizlioğlu, “İstanbullular mecburen araba alıyor. İnsanlar paraları olmasa bile, üç kuruşu bir araya getirip derme çatmada olsa bir şekilde bir araç sahibi oluyor, olmak istiyor. Oysa bir ulaşım sistemi ağı olsaydı, bu zorunluluk ortadan kalkar ve trafikte böylesine yığılma olmazdı” diye konuştu.

Çalışmalardaki aksaklıklara da dikkat çeken Prof. Dr. Ergun Gedizlioğlu sözlerini şöyle sürdürdü; bir yolu bakım çalışmasına alacağınız zaman sadece o yolun girişi kapatılmaz. Bölgenin kapasitesine göre, kilometrelerce önceden çalışmalar yapılır, yol daraltılır. Ve o bölgeye yığılma önlenir. Bunu da trafik mühendisleri yapar. Maalesef köprü tadilatından önce bu çalışmalar yapılmadı. Çünkü Karayollarında işini iyi yapabilen trafik mühendisi yok.”

‘Planlamadan yoksun’

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Prof. Dr. Nurettin Sözen, Boğaz Köprüsü’nde yapılan tadilatı “çağdaş planlamadan yoksun” olarak değerlendirdi. Prof. Dr. Sözen şunları söyledi; “Tabii ki Boğaz Köprüsü’nün tamir edilmesi gerekiyordu ama daha iyi planlanarak bu tamir yapılabilirdi. 3 ay süreyle İstanbul halkı sıkıntı yaşayacak. Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesi, kent hayatını ilgilendiren böyle bir konuda tek başına karar almamalıydı. Kurumlar arasında bir diyalog sağlanmalı; Karayolları Genel Müdürlüğü ciddi bir hazırlık yapmalıydı.”

‘Bilirkişilere danışılmıyor’

Ulaştırma Uzmanı Profesör Dr. Zerrin Bayraktar da AKP’li İstanbul Belediyesi’nin bir plan doğrultusunda çalışmadığını ifade etti. Bayraktar, “Akşam yatıp, sabah bir kararla kalkıyorlar. Sonuçları daha vahim olunca yani insanlar sıkışınca da ani verilen başka bir kararla farklı bir çalışmaya girişiyorlar. Ortada plan yok program yok. Bu çalışmaların sonucu da İstanbullu’ya maddi manevi külfet oluyor. Üstelik bu çalışmaları yaparken bilirkişilere, üniversitelere danışmıyorlar. Tamamen parti zihniyetiyle hareket ediliyor. Teknoloji artık çok ileri, köprü bakıma alınmadan önce ciddi bir çalışma yapılmış insanlar mağdur olmazdı” ifadesini kullandı.
L
9 yıl
Demiryolları özelleştiriliyor ...
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, THY'deki grevle ilgili mağdur olan çalışanları üzecek açıklama yaptı. Yıldırım demiryollarının da özelleştirileceğini açıkladı

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, THY'deki grevle ilgili mağduriyet sadece çalışanda değil, o gün gidemeyen 110 bin yolcunun olduğunu belirterek, ''Yolcu da mağdur olmuştur. Çalışanlara hiçbir zaman duyarsız olunmaz, ama keyfiyet hiçbir yerde kabul edilemez. Bu sorumsuz davranışı azmettirenin, inanıp işe gelmeyenin hakkı hukuku konuşuluyor'' diye konuştu.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, demiryollarında 9 yılda yapılan yatırımlarla demiryollarının serbestleşmeye hazır hale geldiğini belirterek, pazartesi günü Bakanlar Kurulu'na sunumunu yaptıklarını, kanunun bu sene çıkacağını, uygulamanın ise seneye başlayacağını söyledi.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Ankara''daki metro çalışmalarının projeye göre oldukça hızlı gittiğini belirterek, ''Bizi zorlayacak tek şey metro araçları olabilir, ihalesi tamamlandı bizce. Ama Kamu İhale Kurumunda bir itiraz var. Onun sonuçlanmasını bekliyoruz'' dedi.


İstanbul Deniz Otobüslerinin özelleştirilmesinden sonra, neler yaşandığını bursalı arkadaşlarımız anlatsınlar... hergün bütün bursa gazetelerinde ido hakkında sayfalarca yazı yazılıyor. yaptıkları zamlarla ilgili. ama adamların umurunda olmuyor, sonuçta ister parayı basıp geçersin, ister geçmezsin! devlet müdahele dahi edemiyor. aynı şeyi eğer satılırsa eminimki demiryolları'ndada yaşayacağız demektir bu.

< Resime gitmek için tıklayın >
L
9 yıl
Messenger güncel sürümünü yüklemeden açamıyorum
burası yeri değil ama bilenler vardır diye açtım
msn 2009 sürümünü yüklüyorum ama illaki son güncellemeyi yükleyin diyor, ben eskisini kullanmak istiyorum..... ne yapabilirim?
L
9 yıl
Genelkurmay Başkanı Necdet Özel; Amerika'nın izni alınmalı ..
Ordunun hangi şekilde, nasıl tasfiye edildiğinin en açık gerçeği...! O kadar general içeri atıldıktan sonra, asıl zihniyetin ne olduğu açıkça belli oldu. Koskoca Türkiye GenelKurmay Başkanı Amerikanın izni olmadan hiçbir iş yapamıyacağını belirtmiş.

Necdet Özel, Kandil'e girmenin faturasını ise göze almak gerektiğini anlattı.

1- Devlet kararı olmalı
2- ABD ikna edilmeli
3- Muhtemel ağır kayıplara karşı kamuoyu hazırlıklı olmalı


Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici ve arkadaşlarını kabulde önemli açıklamalar yaptı.

Uludere olayında ölenler arasında ‘silahlı teröristler’ bulunduğunu savunan Özel’in, “Biz ulaştığımızda silahlar toplanmıştı. Bu gerçekler yakında ortaya çıkar” dediği öğrenildi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK), PKK’nın üssü olan Kandil’i yok edebilecek güce sahip olduğunu anlatan Özel, Kandil’e vurabilmenin 3 şarta bağlı olduğunu anlattı. Özel bunları, ‘devlet kararı olması, ABD’nin ikna edilmesi ve muhtemel ağır kayıplara karşı kamuoyunun hazırlıklı olması’ olarak aktardı.

Kandile girmenin 3 şartı: Görüşmede BBP lideri Destici, “Kandil’e niye girmiyoruz?” diye sordu. Orgeneral Özel, Silahlı Kuvvetlerin Kandil’i etkisiz hale getirecek güce sahip olduğunu ancak, oraya gidişin belli şartları olduğunu anlattı. Kandil’e saldırının bir devlet kararı gerektirdiğini, ABD’nin buna rıza göstermesinin de şart olduğunu hatırlatan Özel “Ağır kayıplar da olabilir. Kamuoyu da buna hazırlıklı olmalı” diye konuştu

kaynak;http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetayV3&ArticleID=1091774&CategoryID=77
L
9 yıl
Vergide yeni düzenleme;
Yeni düzenlemelerle küçük esnafa kolaylıklar sağlanırken, camii ve Kur'an kursu yaptıran mükelleflerden de vergi alınmayacak

Vergi Dairesi Başkanı Sıtkı Aksöz, düzenlediği basın toplantısında 6322 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hakkında bilgi verdi. Yeni kanunla yatırımların teşviki, bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılması, yatırım ortamının iyileştirilmesi, hizmet ihracının teşviki ve cari açıkla mücadele, esnafa yönelik kolaylaştırmalar, vergi adaletinin sağlanması, vatandaşa kolaylıklar ile makro ihtiyati tedbirlerin alındığını söyledi.

10 YIL SÜREYLE GELİR VERGİSİ ALINMAYACAK

Türkiye'de yeni teşvik sisteminin hayata geçirildiğini dile getiren Sıtkı Aksöz, "Yeni teşvik sistemiyle birlikte yatırımcılar yatırıma başladıktan sonra, bütün kazançları için indirimli kurumlar vergisi ödemek suretiyle devlet katkısı haklarının bir kısmını yatırım döneminde kullanabileceklerdir. Büyük ve stratejik yatırımların inşaatında ödenecek KDV yatırımcılara iade edilecektir. En az gelişmiş illerde çalıştırılan işçilerin asgari ücreti üzerinden hesaplanan gelir vergisi 10 yıl süreyle alınmayacak ayrıca, sigorta primi işçi ve işveren payının bir kısmı devletçe karşılanacaktır" dedi. Yeni teşvik sistemiyle cari açıkla mücadeleye hız verildiğinin altını çizen Aksöz, "Yurt dışına uzaktan erişimle verilecek; mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi, veri saklama, tıbbi raporlama hizmetlerinden elde edilen kazançların yarısı vergi matrahından düşülecek ve bu hizmetlerden KDV alınmayacaktır. Yanlızca yabancılara; eğitim, sağlık alanında hizmet verecek işletmelerin elde ettikleri kazancın yarısı vergiden istisna edilecektir" diye konuştu.

CAMİİ YAPTIRAN VERGİ ÖDEMEYECEK

Yeni düzenlemeyle vergi adaletinin de sağlanacağını da dile getiren Aksöz, " Konut teslimlerinde; inşaatın yapıldığı arsanın değeri, konutun vergi değeri dikkate alınarak, katma değer vergisi oranını farklılaştırabilme konusunda Bakanlar Kurulu’na yetki verilmiştir.

Yurt dışından yolcu beraberinde getirilen cep telefonlarından, kullanıma açılması sırasında ithal edilen cep telefonlarına benzer şekilde telefon başına 100 TL vergi alınacaktır.88 bin TL’yi aşan yıllık geliri olanlar, konut kira geliri istisnasından yararlanamayacaktır" dedi.

Yeşilay'a yapılacak bağış ve yardımlar ve camii ve Kur'an kursu yapımının vergi matrahından indirilebileceğini açıklayan Aksöz, "Mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi olarak yaptırılacak ibadethaneler ve Diyanet İşleri Başkanlığı denetiminde yaygın din eğitimi verilen tesislerin yapımına yönelik olarak yapılan ayni ve nakdi bağış ve yardımların, gelir vergisi ve kurumlar vergisi tespitinde beyannamede indirilebilmesi imkanı getirilmiştir. Hazinenin yurt dışında kira sertifikası ihracı vergisel açıdan kolaylaştırıldı. Firmaların borçlanma yerine öz kaynaklarını kullanmaları özendirilmiştir. Bu kapsamda borca batık firmaların kredi maliyetlerinin bir kısmının gider yazılmasına yasak getirilmektedir" diye sözlerini tamamladı.



HURDAYA AYRILACAK ARAÇ SAYISI ARTTI

Yeni kanunda Torba Yasa şartlarını ihlal edenlere yeni bir fırsat verildiğini açıklayan Aksöz: " Kamuoyunda Torba Yasa olarak bilinen ve çok sayıda kamu alacağını yapılandıran 6111 sayılı Kanun kapsamında, İlimizde 149 bin 237 mükellef başvuru yapmış olup bunlara ait 177 bin 897 adet dosyaya ilişkin 637 milyon 608 bin 985 TL tutarında borç yapılandırılmıştır. Söz konusu Yasa ile ilgili şartlara uyulmayıp düzenli ödeme yapılmadığından, mükelleflerimizce yapılan 52 bin 237 adet başvuru ihlal kapsamına girmiştir. Başkanlığımızca, mükelleflerimizin yapılandırdıkları borçlarının taksitlerini düzenli ödeyerek herhangi bir ihlal durumuyla karşılaşmamaları ve tekrar borç üretmelerinin önüne geçilmesi için gerekli tedbirler alınacaktır" ifadelerini kullandı. Hurdaya ayrılabilecek araçların kapsamı genişletildiğini de açıklayan Aksöz, açıklamasını şu şekilde sürdürdü: "Konya'da bulunan 2 bin 823 adet aracın, 31.01.2012 tarihi itibariyle yüzde 38,29’u (10 bin 273 adedi) kanun kapsamından yararlanmış ve 34 milyon 575 bin 419 TL kamu alacağının tahsilinden vazgeçilmiştir. Yeni getirilen düzenlemeden ise, 1990 ve daha eski model araçlar yararlanabilecekler. Bu kapsamda aracı olanların 31.12.2014 tarihine kadar trafik tescil şubeleri ve vergi dairelerine başvurarak araçlarını hurdaya ayırmaları durumunda; araca ilişkin vergi, faiz, tescil plakasına yazılmış idari para cezaları vb tüm borçlar silinecektir. Konya İlinde, bu düzenlemeden yararlanabilecek 1990 model ve öncesi yaklaşık 100.000 adet araca ait 52 milyon TL tahsilinden vazgeçilebilecek kamu alacağı bulunmaktadır. Bu nedenle, Kanun kapsamına giren araç sahibi mükelleflerimizin, hem vergi, hem de hurda yardımının aynı anda yapılmasını sağlayan ve geniş bir mükellef kitlesini ilgilendiren bu düzenlemeden yararlanmak için zaman kaybetmeksizin başvuruda bulunması kendi menfaatlerine olacaktır."

Aksöz, vergi borçlarının sınırlama olmaksızın tüm vergi dairelerine ödenebileceğini bildirdi.

kaynak;

http://www.ntvmsnbc.com/id/25354320/

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1089765&CategoryID=80
L
9 yıl
Parası olana param sağolsun, Parası olmayana Vatan sağolsun.
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.