M

Yüzbaşı
10 Mart 2005
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
0 üye
Görüntülenme (?)
86 (Bu ay: 5)
Gönderiler Hakkında
M
21 yıl
BİR BAYANIN SİSTEMATİK OLARAK ANALİZİ
Element : Bayan - Kadın - Kız (Şekil Önemli Değildir)
Sembolü : Erkek isteğine bağlıdır...
Standart Atom ağırlığı : 55 kg olarak bilinmektedir...
Alternatif ağırlıkları : 35 - 130kg... İstisnalar 130 u da aşabilir...
Bulunduğu yerler : Gezegendeki tüm kırsal ve kentsel yaşam yerleri (maddiyat da önemlidir bazılarında)

Fiziksel özellikleri:
1- Yüzeyi renkli film tabakasıyla kaplıdır. Sinir yapısına göre farklılık gösterebilir...
2- Değişik sıcaklıklarda kaynar. Buharlaşma derecesine kadar gelmez...
3- Bilinen bir sebep olmaksızın donar. Ve özmek zaman alır...
4- Özel ilgi gördüğünde erir. Fazlası gösterildiğinde tepkimeye yol açar...
5- Yanlış kullanımlarda ısırır. Hatta cimcik atabilirler...
6- İşlenmemişinden sıradan maden filizine kadar pek çok halde bulunur. Tomurcuk halinde görmek zordur...
7- Doğru noktalara basınç uygulandığında ürün verir. Bu kısım cok faydalı
8- Standart ölçüleri varsa da kolay bulunmaz. Özel arastırma icerisinde analiz etmek gerekir...
9- Çekici özelliğine aldanılıp fazla yaklaşılmaması önerilir. Aksi durumlarda cekilmez olurlar...
10- Her zaman bir uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Ve psikolog kullanılmalıdır...

Kimyasal özellikleri:
1- Altın,gümüş, platin, zümrüt, inci ve diğer kıymetli madenlerle yakın akrabalığı vardır.
2- Büyük miktarlardaki pahalı maddeleri ve değerli tasları rahat taşıyabilirler...
3- Belli bir sebebe bağlı olmaksızın patlayabilir. Ve nedenini anlayana kadar saçlarınız ağarabilir...
4- Sebepsiz yere çıkıp gidebilir, çıkıp gelebilir. Sebep sordugunuzda ise tartısma konusu cıkartabilirler...
5- Sıvılarda çözünürlüğü yoktur. Rastlanmamıstır...
6- Alkolle doyurulduğunda aktivitesi büyük oranda artar. Performanslarıda bilhassa cene yapılarında cok konusan tipleride vardır...
7- Dünyada bilinen en büyük servet indirgeyicidir. Aynı zamanda meraklısıdır... (istisnaları var elbette)
8- Kapalı alanlarda bir arada tutulmaları tehlikelidir. En saldırgan oldukları zamanlarıdır...
9- Çok sayıda bir arada olmaları merkezi sinir sistemini etkiler. Başkalaşıma yol açmaktadır...
10- Belli bir sistemi çökertmek için kullanılabilir.
11- Hiç işlenmeden son derece etkin maddeye sahip olabilir.
12- Bir tanesi bile nefes kesilmesi hafıza kaybı yaratabilir.

Genel kullanım alanları:
1- Genelde süs olarak.
2- Üretimde
3- Belli dozda kullanılması halinde rahatlamada büyük yardımcı özelliği vardır.
4- Çok etkili temizleyici özelliği vardır.

Testler:
1- Saf numunesi doğal halde bulunabilirse rengi parlak pembeye döner.
2- Daha iyi bir numunesiyle kıyaslandığında rengi yeşile döner.
3- Kulağa zarar verdiği tespit edilmiştir. Akılalmaz çığlık atabilen modelleri vardır...

Potansiyel tehlikeleri:
1- Tecrübesiz ellerde çok tehlikelidir.
2- Birden fazlasıyla ilgilenmek yasal olarak engellenmiştir.
3- Ancak değişik mekanlarda ve birbirleriyle temas etmelerini engellemekle bunu yapanlar bulunmaktadır.
4- Ayni mekanda, uzun süre bir arada olmak, çeşitli sakıncalar oluşturmaktadır. Kaçının...
5- Bağımlılık yapabilir ve tedavisi yoktur.
6- Bir çok efsanede ve gerçek hikayede tehlikeleri anlatılmıştır... Bazı efsaneler ise ölümle bile ilgilidir...

Bir köşe yazısında okudum daha evvel benzeri açılmıştı forumda ama tekrar gündeme getirmek istedim... Bazı söylevler gerçeğe o kadar uygun ki bu kadar olur yani...


Bunlari bilmek gerek...
M
21 yıl
ERTAN ALLAH BELANI VERSİN EVLADIM :)))
Ertan Allah Belanı Versin Evladım...

Heaa buluştuk onunla çözünürlüğü düşük çıktı...



< Resime gitmek için tıklayın >
M
21 yıl
A Ş K T O H U M U
AŞK TOHUMU

Herkesin içinde sabırlı bir tohum gibi kendi kozasında saklı duran bir aşk yatar. Bir gün bir güneş parlar, bir yağmur düşer ve tohumun çatlayıp çiçekler açışını, ruhunuzun rengarenk bir ağaç gibi rüzgarlarda dans ettiğini görürsünüz.

Sonra...

Rüzgarlarla dans eden çiçekler, bazen manasız kaprislerle, yanlış anlamalarla , hoyrat fırtınalarla örselenip, yeniden insan ruhuna dökülür ve bu kez acının tohumları olur aşkın çiçekleri. Zakkum beyazı çiçekler halinde büyüyüp, içinizi kavurur.

Aşka lanet eder, unutmaya çalışır, acıyı öldürebilmek için aşkı da öldürmeye uğraşırsınız.

Ve unuttukça ‘bir şey eksilir‘ sizden.

Acıdan kurtulabilmek için ‘eksilmeye‘ bile razı gelirsiniz. Bir gün ‘artık unuttum‘ dersiniz , Yahya Kemal gibi bir ‘nekahat‘ dönemi yaşadığınızı sanırsınız.

‘Günlerce ne gördüm ne de bir kimseye sordum.

Yarab hele kalp ağrılarım dindi diyordum

His var mı bu alemde nekahat gibi tatlı

Gönlüm bu sevincin heyecanıyla kanatlı

Bir taze bahar alemi seyretti felekte

Mevsim mütehavvil vakit akşamdı Bebek‘te‘

Sonra bir ‘çifte kayık‘ geçer sulardan , bir ‘kadın sesi‘ bir şarkı söyler, bütün zakkumları öldürür, acının çiçekleri yanık kokularıyla dağlayıp geçer içinizi...

En beklemediğiniz anda, ‘mevsim mütehavvil vakit akşamken Bebek‘ te‘ yada yağmurlarla parçalanan bir gece yarısında veya sabaha karşı rüyalarla yatağınızda uyandığınızda ilk günlerde olmadığı kadar derin özlemlerle sarsılırsınız , ‘onu‘ görmek yada hiç olmazsa sesini duymak için kıvranırsınız.

Çaresizlik, özleminizi ve acılarınızı daha da büyütür.

Unuttuğunuzu sandığınızı unutmadığınızı, ‘eksik‘ parçanızın gene yerine oturduğunu zakkum çiçeklerini soluyarak keşfedersiniz.

Aşkın böyle bir acıya değmeyeceğini düşünürsünüz. Falcıların söylediği gibi ‘gözyaşı olur kadınların yatağında‘ böyle zamanlarda.

Aşktan korkar, bütün çiçekleri çiğneyip, gizli bir tohum gibi gömersiniz yüreğinize.

‘Ne görür ne de bir kimseye sorarsınız.‘

Sonra bir ses duyulur, bir yağmur damlar, rüyalarda bir güneş görülür ve tohum yeniden çatlar.

‘Mevsim mütehavvil vakit akşamdır Bebek‘te‘, ruhunuzun aşkın ve acının çiçekleriyle, bir büyük bahçe gibi rüzgarlarla dalgalanır.

Zamanla, hayatın geniş bir bahçe oluşunu , yalnızca sevincin ya da yalnızca acının çiçeklerini değil, kaçınılmaz olarak hepsini birden içinde barındırdığını, çiçeklerin bir kısmından vazgeçmenin bahçenin bütününden vazgeçmek olduğunu anlar, bahçeyi bütünüyle seversiniz.

‘Mevsim mütehavvil vakit akşam olur Bebek te‘ ve zakkumlarınız açar ve biri der ki, ‘Bırak açsınlar, çiçeksiz kalmaktan iyidir zakkumlar

M
21 yıl
RENK FALI
BEYAZ

Kadinlar :

Ilk renk olarak tercihi beyaz olan kadin, isteyerek veya istemeyerek olsun kalbinin saf ve temiz duygularla yüklü oldugunu ortaya koyuyor demektir. Nezaket kurallarina uyabilen, yumusak beraberinde de alçakgönüllü biri olmanin yaninda, asil olmak ve iyilikte onun meziyetleri arasinda sayilabilir. Gösterisli ve gürültü patirtili neseli bir yasam onun için hiç de cazip degildir. Evi onun her seyi, baska insanlara yardim da hedefidir. Neseli olabilir ancak genel olarak sakin ve sessiz bir yapidadir. Yaratilis geregi düzeni olmasi, elinin her ise yatkin olmasi ve becerileri onun diger yanlaridir. Itinali ve pozitif düsünce tarzi, onu zaman içinde sert ve acimasiz birisi yapsa dahi adaletli ve dogru insan olmasi baskalarina karsi dürüst davranmasini saglamaktadir.

Erkekler :

Beyaz seven bir erkek ise asla korkak ve de çekingen bir yapida olamaz. Tersine zalim ve sogukkanli bile olabilirler. Heyecanini disari yansitmayan, sabit ve sakin yapili bir insan kimligi çizerler, onlarin yasaminda telas olmadigi gibi bir de, düzenli, asiri derecede titiz yapidadirlar. Pratige önem verirler, güçlü bir hafizalari olmasi için ise hiç bir çaba göstermezler. Sabirli, enerjik ve asiri güven duygularina sahiptirler. Saglam yapili vücutlari, sir dolu ikilemli de bir kisilikleri vardir.Bir de cömert ve kisilere yardimda atilgan olmak hiçbir zaman için çekinmezler.

SARI

Kadinlar :

Sari rengin parlak ancak koyu ton olanini seven kadin, dedikoduya meyilli fazla olan bir insandir. Çok sinirli konulari olmasina karsi, durmaksizin konusmayi çok severler. Davranis, hareketlilik bakimindan da duragan bir tablo sergilerler. Yüzleri bos ve manasiz baktigi zaman bilesiniz ki, konusulan konu agir, onlar bakimindan oldukça çok yüksektir. Ancak konu hafifleyip de dedikodu safhasina girdigi zaman, iste onlari o an tutamazsiniz. Sariyi seven bu kadinlar özünde negatif kimseler degillerdir. Ama, bilmek isteme, herkesle en ince detayina kadar alakadar olmalari, her seyi bilmek istemeleri, bu kisileri çekilmez kilmaktadir. Cömert olamamalarina karsi, sayet pozitif bir günlerinde iseler herkese yardim edebilirler.

Erkekler :

Bir erkegin önüne pek çok renk koyup da seç dediginizde, sayet sari rengi seçer ise, o erkek bilmeyerek de olsa biraz korkakligini ortaya koyuyor anlamindadir. Ama onu korkutan manevi anlamda korkular degil, maddesel anlamdaki korkulardir. Düsüncelerini dobra olarak söylerler, karsi düsüncelerden de zerre kadar çekinmezler. Herkesin kendisine merakla bakmasin neticesinde hoslanan yapisi itibariyla ara sira, rengarenk kiyafetler de giyebilirler. Kendi ile alakali konularda büyük övünç duyarlar, sözleri ara sira abarti noktasina varmaktadir. Insanlarla iyi geçinen bir yapisi olmasinin yani sira kadin arkadaslari azinliktadir.

TURUNCU

Kadinlar :

Sicakkanli yapinin sahibi, iyi kalpli, dost b ir insan istiyor iseniz, turuncu ve bu rengin tonlarini seven bir kadin olukça idealdir. Sogukluk, sertlik onlarin kitabinda yok gibi bir sey diyebiliriz. Insanlara göstermis olduklari ilgi daima dengeli ve sevecendirler. Ne uzak-soguk dururlar, ne de çok samimi-laubali olurlar. Tam olarak orta kararin her an için asiriliktan çok daha iyi oldugunu savunurlar. Kendisine bir zarar verildigi takdirde bagislayicidir, asla kindar olmayan, kizdiklarinda kesinlikle bagirip çagirmayan tiplerdir. Ancak onun bu hali kimseyi yaniltmamalidir, tepesine çikilmak istendiginde de kuvvetli, saglam karakterleri neticesinde bu duruma hiçbir sekilde tolerans göstermezler. Bu kisinin en büyük meziyetlerinden biri de, hakkini savunma bunu karsisindakine onu kirmadan, üzmeden yapmasini çok iyi bilmesidir.

Erkekler :

Turuncu rengi seven erkekler ise de ayni turuncu seven kadinlarda oldugu gibi, dengeli, ilimlidirlar. Anlayis gücü, sabir gücü , sevecenlik, dayanma gücü onlarda da vardir. Hoslarina gitmeyen bir seylere ise asla müsaade etmezler. Böylelikle bir kisi orta yas gurubunda ise, bütün çocuklarin sevdigi saydigi bir baba, bir dost olurlar. Sayet çocuklarin yapmalarina müsaade edilmeyen seylere onlar, alçakgönüllü ve sevecen kisilikleri sebebinden izin verirler. Ama hiçbir an için de çocuklarinin simarmasina izin vermezler. Kavgalar, tartismalar onlarin baris sever karakterleriyle hiç bagdasmadigindan dolayi bu gibi durumlardan daima kaçarlar.

PEMBE

Kadinlar :

Ahenkli, neseli kadinlarin rengidir pembe. Yürek kipirtilari sanki uçar gibi olan, mutlu kisilerdir bunlar. Ancak, asla asiriliklari, hafif davranislari yoktur. Gereken durumlarda ise ciddi, agirbasli, sorumluluklarinin bilincinde olabilirler. Hayatin, pek çok agir konu ve gerçeklerden olustugunu bilirler ve sadece nese için yasamamayi ögrenmis bir ruh halleri vardir. Utanma hisleri, çekingenliklerini saklamasini becerdikleri gibi, bunu çok nadir olarak disa vururlar, cosku, atesli olma, firtinalar içersinde yasamaktan oldukça çok uzaktirlar.

Erkekler :

Pembe rengi tercih eden erkekler maddi anlamda, manevî anlamda yapilari çok güçlü olamayan kisilerdir. Onlarda cesaret, atilimcilik aram amalisiniz. Yavasliklari onlari uysal yapi sahibi yapmistir, konusmalari da bu dogrultudadir. Bitmek bilmeyen, devamlilik arz eden bir sinir, heyecan durumu içersindedirler. Alinganlik, hassasiyet durumlari da bu sebeptendir. Ancak insanlara olan sevgisi en üst düzeydedir. Onlar için dost kazanma, çevrelerinkileri memnun etme en bas görevdir. Olaylarin beraberindeki tartismalarin dozu arttikça oradan kaçmak açisindan sayet bir yol bulamazsa, bu seferde her söylenileni yapmasi kaçinilmazdir. Ancak bütün bunlari da yapar iken, kendilerinin tersine etrafin huzurunu daha çok düsünürler.

KIRMIZI

Kadinlar :

Kirmizi, tüm renklerin içinde en çok ilgi uyandiran bu rengi seven kadinlar, neseli, yasam dolu, hayattan zevk almasini bilen kariyer sahibi kisilerdir. Dengesizdirler de bazi zamanlar. Hemen heyecana kapilirlar, çabuk kizarlar, öfkelenirler. Amatörce de olsa dans etmekten, sarki söylemekten hoslanirlar, bundan zevk alabilirler. Asla somurtkan, duragan bir durumda olamazlar. Etraflari onlar açisindan önemli degildir. Her kim ne düsünürse düsünsün umurlarinda olmaz, kendi yasamlarinin arkasinda durarak; Bu benim yasantim, size ne oluyor der gibi bir ifade ile kendilerini anlatirlar.

Erkekler :

Korkusu asla olmayan, cesur, sosyal olan bu kisiler, tam bir erkek sembolüdür. Onlara kabadayi bile dersek abartmamis oluruz. Tehlike sinyali onlar için günlük, olagan bir davranislardandir. Gülmek istedikleri durumlarda bile tehlikeye girerek gülerler. Daima kendi bildikleri en dogru oldugu için , toplum adetleri onlari asla ilgilendirmemektedir. Sasirtici isler yapmak konusunda da üstlerine yoktur, küçük ya da büyük olmalari onlarin havai olmalarinin önüne kesinlikle geçemez. Bu onlarin yaramazliklarla dolu olan dünyalarinin bir parçasidir. Gene de onlar çevrelerinin rengi taninir, gerek onlarla gerek de onlarsiz bir çevre zor düsünülür diyebiliriz.

KAHVERENGI

Kadinlar :

Kahverengi seven kadinlarin çok genis hayal güçlerinin oldugu söylenmemektedir. Ancak yöntemlidirler, ani duygusalliklar, parlak zeka isaretleri onlarda pek de mevcut degildir. Bu kisiler için reel olan sakinlik , kendi halinde olmak, bunlarin yaninda sessiz sedasiz olmaktir. Olaganüstü eylemlerde bulunmadiklari bakimindan, ç ok fazla derecede göze çarpmazlar, gözleri de rahatsiz etmezler. Bu rengi seven kadinlar ev islerinde çok basarili olurlar, ev islerini büyük bir zevkle yaparlar. Onlarin kitabinda düzensiz olmak, rasgele bir is yapmak yoktur. Sistem, programdir bütün yasamlari. Bu sebepten de sistematik bir çalisma düzenleri mevcuttur. Çevresinde olanlarin kusurlarini bagislayici, hosgörülüdürler. Yalani sevmezler, hatta iyi bir sey için bile beyaz yalan dahi asla konusmazlar. Dinsel taraflari, inançlari da güçlüdür.

Erkekler :

Orijinal olmaktan yoksun olan insanlar genellikle de bu rengi seven erkeklerdir. Anlayis seviyeleri genis, iyi isleyen beyinleri, izleme güdüleri ise son derece gelismistir. En belirgin özellikleri sadelik yanl isi olmalaridir, nefret ettikleri en önemli deger, darbedir. Abartili seylerden, gösteristen hiç hoslanmazlar. Küçük seyler onlari tatmin edebildiginden dolayi, büyük para harcamalari yoktur. Az harcama, çok tasarruf kazanmalari da onlari son derece mutlu eder, cimrilik derecesinde diyebiliriz. Hirsli olmalari, alakasizlik, aliskanliklardan dogabilecek kaoslari ortadan kaldirmaktadir. Maniler, bütün zorluklar onlari asla yildiramaz.

YESIL

Kadinlar :

Igneleyici tarzdaki cevaplari seven, alayci, hazir cevap insanlardir. Özellikleri de kivrak zekali olmalaridir, bu rengi seven kadinlarin, yasamda basarili olamayanlari genel olarak, alayci, pisirik, fesat duygular tasimalarindandir. Çogu zaman bir alayci üsluba, espri savurganligina sahiptirler. Bu nedenle agiz dalasinda onlarla bas edebileceginizi hiç düsünmemelisiniz. Yesil rengi seven kadininin beyni de daimi olarak iyi bir sekilde islemektedir. Etraflarina karsi duyarli olmalari, olani biteni anlamalarina oldukça çok yardimci olur. Ancak beyinleri hareketlidir, bedenleri degil. Bazilari vardir ki, onlar tam anlamiyla tembel sinifina girerler. Çogunda sabirsizlik mevcuttur, uzun, yorucu isler onlarin ilgisinde degildir, insani yari yolda birakirlar.

Erkekler :

Yesil huzursuz, düsüncesiz erkeklerin sevdigi bir renktir. Iyi kalplidirler, istemeden de olsa ara sira kalp kirabilirler. Para pul onlar bakimindan önemli degildir, bu yüzden ellerindeki paranin en azindan yarisini dagiti rlar. Ama, çogu anda ceplerinde dagitacak kadar para olmaz,adeta nerede aksam orada sabah diyen tiplerdendir. Her sey onlari mutlu edebilir, baskalarina da çok fazla güven duyarlar. Eglence hayati, zevk onlarin sembolleridir. Eglenemedikleri günlerin kaygisina düserler, yesil rengi seven kadinlar gibi onlarda esprili, sohbetleri dinlenen kisilerdir. Kendisini dinleyen birilerini bulduklari zaman uzunca anlatilarda bulunmaktan hiç kaçinmazlar. Nedeni ise onlar güzel konusma gibi bir meziyete sahip olduklarini bilirler. Bunun yaninda sorumluluk sahibi olma duygusundan uzaktirlar. Ancak her seye ragmen sevimli insandirlar, geçinilmesi kolay, karsisindaki kisiyi mutlu eden bir karakterleri vardir.

MAVI :

Kadinlar :

Mavi rengi tercih eden kadinlar son derin duygulara sahiptirler. Bir seye sevinmeye görsünler, onu abartma yolu ile en üst noktaya çikarirlar, üzüntüleri de ayni bu biçimde gösterirler. Duygusal alanda da inis, çikislari ani, hizli olur, tipki sevinç ve üzüntüde oldugu gibi, bir an neseli iken hemen akabinde üzüntünün kollarina kendilerini ativerirler, bu duygu kontrolsüzlügünden dogan ahenksizlik onlari saskina çevirir. Kendilerini hiçbir an tam olarak anlayamadiklarindan dolayi da hiçbir zaman kendilerinden emin degildirler. Ve her an; Bana neler oluyor böyle dedigini duyar gibi olursunuz. Daimi olarak korkulari vardir, her türlü telkin, tedavilere ragmen o korkulari ile yasamayi tercih ederler. Korkunun temel kaynagi da kendisidir, o bunu bilerek korkar. Derin aci, yogun düsünceler, onlarin siklikla dalip gitmelerine neden olur. Çevrelerine karsi ise sevgi dolu, cömerttirler. Çevreleri onlar bakimindan oldukça çok önemlidir, nedeni ise kendisinden kaynaklanan sikayetleri devamli olarak çevresine aktararak teselli bulurlar. Bu hal kimseyi gücendirmez, tersine o kisinin samimi biri olduguna inanirlar, ona saygi gösterirler.

Erkekler :

Mavi rengi seven erkekler, kadinlarina nazaran çok daha sakin, daha dengeli olurlar. Çalisip, yasamlarini kazanmak zorunda olduklarinin farkindadirlar. Onlarin is hayatlarinda firtina estiren duygusal hislere de yer yoktur. Mavi rengi seven erkekler is yasamlarinda duygularina duvar çekerler. Yöntemi degil, içlerinin sesini dinleyerek çalismayi tercih ederler. Bu sebepten de yönteme dayanan islerde basari gösteremezler, ancak sisteme dayanmayan islerde hep bir numaradirlar. Günlük hayatlarinda degisiklikler yasamak , onlar için olagan bir durumdur. Bu sebepten masa basi gibi duraganlik isteyen isler onlara göre degildir, aktive olmus hallerini oturduklari yerden degil de, hareket halinde iken sergilemek isterler.

MOR

Kadinlar :

Bu rengi tercih eden kadinlar lüks düskünüdürler. Tarihe bile dönüp bir bakacak olur isek, sosyeteye, saray erkanina mensup kadinlarin ilk renk tercihleri hep mor renk olmustur. Bu bir abarti degildir tamamen gerçektir. Mor rengi seven kadinlar içinde saltanat, lüks, zarafet, rahat bir yasam, ün, mevkii sevmeyen çok az bir kitledir. Tüm bunlara ragmen çalismak için de hiçbir çaba göstermezler. Bazi seyleri daima baskalarindan beklerler, kisaca ise armut pis agzima düs derler. Bu gibi beklentilerin ardinin arkasinin gelmedigini bildiklerinden dolayi, hiçbir zaman doymak bilmezler. Onlarin bazi ihtiyaçlarini karsilayanlarin kiymetini bilmezler, daima onlara yeni istekler için sürekli manevi baskida bulunurlar. Kendilerini rahat hissetmeleri içinde sürekli iltifat edilmeleri gerekmektedir, onlarin hava, su kadar ihtiyaçlarinda gidalardir.

Erkekler :

Mor rengi seçen erkeklerde mor kadinlarindan farkli degildirler. Pahali esyalar, lüks onlarin yasam felsefesidir, üstelik bu konuda çok da abartilidirlar. Öyle herkesle dost olmazlar. Onlarin birisiyle dost olabilmeleri, o kisinin mevki, parasal durumuna baglidir. Ancak bu, hiçbir zaman onlari servet avcisi yapmaz. Onlar bu davranislari kendilerine menfaat saglamak için degil, egolarini, aristokrat düsüncelerini tatmin için yaparlar.Bu sebepten de demokrasi diye bir kavramlari yoktur. Ise soyunduklari an, çok dikkatli, agir hareket ederler. Onlarin hata yüzdesini düsürür, ancak bu her an böyle degildir, gereken yerde, zamanda hizli olmayi da pekala becerebilirler.

GRI

Kadinlar :

Gri renk beceri ve sessizligin adidir, bu rengi seven kadinlar. Is hayatinda iyi mesleklerde bulunur, basarili olurlar. Baska insanlar tarafindan itici, soguk olarak isimlendirilseler de içlerinden sadece bir kismi bu sinifa girer. Içlerindekini disa vuramadiklarindan dolayi, böyle bir duygu uyandirirlar. Bu kisilere sorarsaniz da duygulari olur olmaz disa vurmak gereksiz, hos degildir. Tarafsiz davranmaktan hoslanirlar, bundan da son derece gurur duyarlar. Kimileri ise duygularini içlerine hapsederler, ancak duygularini nasil dile getirip, hayata geçireceklerini bilmezler. Iyi bir uzman olurlar, her konuda. Ancak bu kendi tercih ettikleri konular olur ise. Ve o alanlarinin disinda baska bir alana ilgi duymazlar. Düsünce yapilarinda mükemmellik, zekalariyla bütünlesir. Hane içinde siradan bir ev kadini olmak hiç tarzlari degildir. Buna neden de is yasamina girerler, burda bütün yetenek, yönlerini ortaya sererler.

Erkekler :

Gri zeka seviyesi yüksek, isler durumda olan kuvvetli erkeklerin rengidir, gri. Ancak el becerilerinde yok denecek kadar azdir, en ufak bir el becerisi isteyen isi yapmak, bu kisiler için büyük basari olarak nitelenir. Ancak bu isleri yapacak birileri vardir, onlar da buna çok güvenirler, bu onlarin onurunu biraz kirar ancak, kendileri yapmasin da! Zaten onlar beyin, zeka adamidirlar, elbette yapacak bir isleri vardir. Bu konuda son derece güven duyarlar, bunda da çok haklidirlar, kusur, yeteneklerini iyi bilirler.

SIYAH

Kadinlar :

Siyah renk seven,hüznün ve kederin kadinidir. Yasam serüvenleri hayal kirikliklari ve aldanmalarla geçer. Çevreden yasam dolu, neseli görülseler de somurttuklari günler boyunca hayalet gibi gezdikleri de olmaktadir. Aslinda içteki gerçeklerin bir biçimde disa vurus seklidir, nedeni ise o disa vuran taraf, onlarin gerçek yüzleri olmasidir. Bu kadinlarin kimi de sert ve soguk olurlar. Siyah rengin parlak, gösterisli olanini seçen kadinlar ise, öbürlerine hiç benzemezler, neseli, mutlu, huzurdan hoslanan, keyif alan kisilerdir.

Erkekler :

Siyah renk seven erkekler,düsünce özgürü ve düsünceli olanlardir ayni anda sert kisiliklidirler. Yasamdan zevk almayi bilmezler, sayet böyle bir zevk alma olayi onlar için, günah sayilir, soguk kalmayi tercih ederler. Ancak baskalarinin yasami söz konusu oldugunda, karismadan duramazlar, tepede olduklarinda herkesin hayatini kontrol etmek gibi bir dürtüleri ortaya çikar, durmadan ögüt verirler, bunu da iyi niyetle yaparlar ancak, çevreleri bunu asla anlayamaz, bu yüzden de negatiftirler, bu hayat, gelecek hayatlarin bir hazirlik dönemi niteligindedir.



M
21 yıl
6600 NOKIA TELEFONLARDA jar VE gba UZANTILI...
Arkadaşlar NOKIA 6600 Modellerinde jar ve gba uzantılı oyunları nasıl çalıştırabilirim... Nasıl bir Java Proğramı yüklemek gerekiyor... Araştırmadıgım bir ortam kalmadı kafayı sıyıracak duruma geldim telefonu yere fırlatasım geliyor... Allahını seven bir yardım etsin...
M
21 yıl
ÖRÜMCEKLE HATUN SOYMACA
Eski bir oyundur arkadaşlar belki bilenler vardır aranızda... JezzbaLL tarzı oyun stili var ama bu biraz farklı bu konuyu daha öncede topic ile açmıştım birkaç arkadaş birkaç site ismi önermişti fakat kaybettim... Umarım tekrar yardımcı olabilecek birisi çıkar...

Örümcekle hatun soymaca oyunu arkadaşlar... Eski bir oyundur download edebileceğim bir site bilen varsa lütfen link versin...
M
21 yıl
FIKRALAR :)))
Havuz
Yeni evli cift balayi icin bir otele gitmis. Ilk gece butun pozisyonlari denemisler.
Ertesi gece kadin:
-Tum pozisyonlari denedik degisik bir sey yapalim bu sefer demis
Erkek biraz dusundukten sonra:
-Buldum! Sen pencerenin onune git ,ben de kapinin onune, birbirimize dogru kosup birleselim demis.
Kadin kabul etmis,yerlerini almislar.
Erkek: -uce kadar sayiyorum, ucte kosmaya basla demis.
-Biiirr, ikiiii ve uucccccc!!!!!!!! ................................
Velhasil erkek hizalayamamis ve otelin 2.kat penceresinden havuza dusmus. Havuzdan cikacak ama cirilciplak oldugu icin utaniyor.Bakmis havuz kenarindaki barin barmeni hala is basinda hemen seslenmis:
-Arkadas ! Ordan bana bir masa ortusu uzatir misin?
-Niye? diye sormus barmen
-Pencereden dustum de...uzerinde hic bir sey yok,cikamiyorum havuzdan.
-cikin cikin, hic kimse sizi farketmez.
-Nasil yani?
-Oteldeki herkes 2.katta kapi koluna giren kadini kurtarmakla ugrasiyor.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Namik Kemal
Zamanin birinde hükümdar bir kanun getirmis, ve demiski herkim üc hafta cuma namazina gelmez ise kafasi kesile. neyse takip edilmis bizim namik kemal üc hafta gitmeyince yakalanmis tabi. hemen yatirmislar kafasini kesecekler, namik kemal :
- ölen insanin üc istegi olurmus. der vezire,
vezirde hükümdara bakar, hükümdar tamam der, neymis?
- vezirin karisini z..keyim der, olmaz falan, hükümdar olacak der,
ikinci istegi sorulur, hükümdarin karisini z..kecegim der. hükümdar parlar olamaz der, vezir olmali hakanim, yoksa ölmeyecek bu yezit der,
Neyse hükümdarin karisinida z.ker, ücüncü istegi sorulur diker gözlerini hükümdara ve vezire, vezir olayi anlar;
ya hükümdarim ben bunu sanki namazda görür gibiyim, der.
Hükümdar parlar; ne gibisi iblis benim yanimda kiliyordu namazini... der..
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Papagan
Yeni evli bir cift gerdek gecesi mesk etmek icin hazirlanirken kadin birden esine -yapamayacagim- der. Esi sebebini sordugunda -Bu papagan bana bakarken mesk edemem- yanitini verir.
Bunun uzerine adam papagana -Simdi arkani don, eger bizim tarafa donecek olursan senin anani m..kerim- der. ve papagan arkasini doner. Kari kocanin isi biter ve sabah olur.
Papaganin arkasi hala donuktur. Cift ise balayina gitmek icin valizlerini toplamaya baslar.
Fakat son bir parca valize sigmamaktadir. Iceride su diyalog gecer.
- Ittir ittir
- Ittiriyoz ama olmuyo iste
- Yaw duzgun itsene sunu, girdi girecek
- Dayanamayacagim, gucum kalmadi
- Ha gayret sik disini, az kaldi giriyor
- Yok bu boyle olmayacak. Ben en iyisi gardolabin ustune cikip oradan atlayayim. Belki o zaman girer.
Bunun uzerine papagan hisimla doner
- Valla degil anami, sulalemi m..kseniz bu pozisyon kacmaz...
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Vibratör
Acaip utangaç bir kadin bir sex-shop tan içeri girer. Binbir güçlükle saticiya:
- "Sey," der: "Ben bir vibrator alacaktim." Satici gayet rahat,
- "Vibratörler karsi duvarda hanimefendi. Siz secin begenin, ben begendiginizi getiririm." der.
Ay kadindan nasil utangaç! Terler bosanir, kizarir, bozarir en nihayetinde:
- "O zaman," der, "Su kirmizi olani istiyorum." Satici derin bir nefes alip
- Sabirla, "Hanimefendi," der, "Vibratörler yangin tüpünün sagindakiler
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Fenerbahçeli
Kadinin biri futbol hastasi olan FB`li kocasinin kendisine olan ilgisizliginden sikayet ediyormus. Ne yaptiysa kocasinin istegine, ilgisine muhatap olamiyormus. Sonunda bir arkadasi ona kocasinin nefret ettigi sari kirmizi renkli ic camasirlarla yataga girerse belki istedigini alabilecegini soylemis. Kadin arkadasinin onerisini denemis.
Kocasi onu sari kirmizi renklerle gorunce gercekten de azgin bir boga kesilivermis ve karisina istedigini vermis, onu sabaha kadar uyutmamis.
Bu ertesi gun de boyle gitmis, ondan sonra da... Kadin cok mutluymus, ancak bu tempo ilerideki gunlerde kadini yormaya baslamis. Ama o camasirlari giymese de kocasi artik durmuyormus. Ne yapacagini dusunurken, arkadasi bu defa da ilk yaptiginin tersini yapmasini onermis. Kocasinin karsisina sari lacivert renklerle cikarsa onu rahat birakabilecegini onermis. Kadin da bunu uygulamis.
Gece karisini karsisinda sari lacivert camasirlarla goren kocasi gulumsemis:
"Ee, adami iste boyle düze düze FenerBahce`li yaparlar" demis.

M
21 yıl
...KAÇ KIRLANGIÇ KOVALADINIZ...
Kaç Kırlangıç Kovaladınız ?

Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş. Pencerenin önüne
konmuş, bütün cesaretini toplamış, röfleli tüylerini kabartmış,
güzel durduğuna ikna olduktan sonra, küçük sevimli gagasıyla cama
vurmuş. Tık..... Tık......Tık....
Adam cama bakmış.Ama içeride kendi işleriyle uğraşıyormuş.
Meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan? Minik bir kırlangıç!
Heyecanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, deriiin
bir nefes almış şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış.
Hey adam!Ben seni seviyorum. Nedenini niçinini sorma. Uzun
zamandır seni izliyorum.Bugün cesaret buldum konuşmaya.Lütfen
pencereyi aç ve beni içeri al.Birlikte yaşayalım.
Adam birden parlamış: Yok daha neler? Durduk yerde sen de
nerden çıktın şimdi? Olmaz, alamam,demiş. Gerekçeside pek sersemceymiş:
Sen bir kuşsun! Hiç kuş, insana aşık olur mu?
Kırlangıç mahcup olmuş.Başını önüne eğmiş.Ama pes etmemiş,
bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş,gülümseyerek bir kez daha
şansını denemiş: Adam, adam!Hadi aç artık şu pencereni.Al beni
içeri! Ben sana dost olurum.Hiç canını sıkmam!
Adam kararlı, adam ısrarlı: Yok ,yok ben seni içeri alamam
demiş.Biraz da kaba mıymış, neymiş lafı kısa kesmiş.İşim gücüm var,
git başımdan. Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın
penceresine gelmiş: Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi
al beni içeri.Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım.Çünkü
ben ancak sıcakta yaşarım.Pişman olmazsın, seni eğlendiririm.
Birlikte yemek yeriz, bak hem de sen de yalnızsın' yalnızlığını
paylaşırım, demiş.
BAZILARI GERÇEKLERİ DUYMAYI SEVMEZMİŞ! Adam bu yalnızlık
meselesine içerlemiş.Pek bir sinirlenmiş: Ben yalnızlığımdan
memnunum,demiş. Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş.Düpedüz kovmuş.
Kırlangıç , son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca,başını önüne
eğmiş, çekip gitmiş. Yine aradan zaman geçmiş.Adam, önce düşünmüş, sonra kendi
kendine itiraf etmiş:Hay benim akılsız başım; demiş.Ne kadar
aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk
fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle
kös kös oturacağıma , keyifli vakit geçirirdik birlikte.
Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş.Yine de kendi
kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş: Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım
nasıl olsa yine gelir.Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim.
Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş.Gözü yollardaymış.
Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş.
Ama......
Onunki hiç görünmemiş.
Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna.
Kırlangıç yokmuş! Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören
olmamış.Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye
gitmiş.Olanları anlatmış.
Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:
"KIRLANGIÇLARIN ÖMRÜ 6 AYDIR...."

HAYATTA BAZI FIRSATLAR VARDIR, SADECE BİR KEZ ELİNİZE GEÇER VE
DEĞERLENDİRMEZSENİZ UÇUP GİDER!
HAYATTA BAZI İNSANLAR VARDIR, SADECE BİR KEZ KARŞINIZA
ÇIKAR;DEĞERİNİ BİLMEZSENİZ KAÇIP GİDERLER!
VE ASLA GERİ DÖNMEZLER!

Dikkatli olun....
Farkında olun.....
Ve bir düşünün bakalım;
Acaba siz bugüne kadar pencerenizden kaç kırlangıç kovaladınız ?
M
21 yıl
DOĞRU İLETİŞİM İÇİN 20 KURAL
KURAL 1
Önce arkadaşlık!

Hatta arkadaşlık öyle bir ön plana çıkmalı ki... Aşk ancak ardından gelmeli!

Çünkü...

Romantik aşkın kıvılcımı söndüğünde...

Arkadaşlık ateşinin kalpleri ısıtıyor olması lazım!

KURAL 2
Önemli konuları karşınızdaki insanın işi başından aşkınken gündeme getirmeyin.

Sizin birinci önceliğiniz belki de -o sırada- karşınızdaki insanın birinci önceliği değil. Hele işi başından aşkınsa, yoğunsa, kafasına iş takılmışsa... Oysa siz, size gerekli ilgiyi göstermediği sonucunu -yanlış da olsa- çıkaracaksınız.

Bekleyin...

Doğru zamanı yakaladığınızda konu orada çözülecektir. Yanlış zamanlama yüzünden çözülemediğinde... İçinizde büyüyecektir.

Çözülmeyen sorunlar zamanın geçmesiyle beslenerek büyür.

KURAL 3
Ön fikirli olmayın, yani karşınızdakini "peşin hükümle" haksız ilan etmeyin.

Örneğin "Sen anlaşılmazsın" yerine "Ben seni anlamakta zorlanıyorum" demeyi tercih edin.

Aslında böyle yapınca, karşı tarafın savunmasını kırıyor ve onu açık olmaya zorluyorsunuz.

Karşınızdakinin lafını ağzına tıkamaktansa cevap almaya bakın!

KURAL 4
Ne istediğinizi tam olarak bilin.

Karşınızdakinden şikâyet edeceğinize, siz tam olarak ne istediğinizi söyleyin ve karşınızdakinin buna tepkisinden hareket ederek yolunuza devam edin.

Sonuçta sizin kafanızın içinde ne olduğunu bilemeyebilir. Genellikle tartışmaların başlama nedeni, birisinin sevgi arayışı, ilgi alaka istediğidir.

Ne istediğinizi tam olarak bilin ve onu isteyin.

Sevgi dilenmek için rol yapmayın!

KURAL 5
Karşınızdakinin isteklerine ve duygularına kilitlenin.

Birisi bizi suçladığında hemen olayın kendi tarafımızdan görünen boyutunu anlatmaya başlarız.

Bu hepimize normal gelir de... Aslında bir savunma mekanizması...

Ne yapabileceğinize dair sorular sorun...

Savunma dürtüsü kendine güven eksikliğinden doğar ve asıl konudan uzaklaştırır.

Bir seferde bir konuyu tartışın.

KURAL 6
Bunu "bir sefer de bir konuyu tartışın" şeklinde yazabiliriz. Çünkü genelde bir tartışma sırasında ondan evvelki on tartışmanın da hesabı ortaya çıkar. Bu durumun işleri kolaylaştırmadığını hepimiz biliyoruz.

Doğru söz ayrıca savunma istemez.

Tam olarak neyi kastettiğinizi açık edin.

KURAL 7
Mesela eşiniz bir köşeye çekilmiş sessiz sessiz duruyor...

Bu şartlarda "Bana mı sinirlendin" diye sorarsınız veya "Sen niye sinirlisin" diye mi?

Bana mı sinirlendin daha akıllıca...

Size olmayabilir ve açılır, derdini anlatır. Eğer sizeyse... Ne olduğunu konuşursunuz.

Oysa...

"Niye sinirlisin" demenizin altında "Sen sinirlisin (zaten)" düşüncesi yatıyor.

Konuşurken ince ayar önemli!

Karşınızdakini dinleyin.

KURAL 8
Bu kadar basit. Çoğu zaman karşınızdaki insanın tek istediği onu dinlemenizdir. Dinlediğinizden ve ne dediğini anladığınızdan emin olduğunda mesele kalmayacak.

"Sen" yerine "Ben" kullanın.

KURAL 9
Kural basit...

"Hep geç kalıyorsun yerine" "Beklemekten haz etmiyorum."

"Dağınıksın" yerine "Arkanı toplamaktan yoruldum."

Kendinizi nasıl hissettiğinizden sadece siz sorumlusunuz!

Talimat vermeyin, rica edin

KURAL 10
Talimatla rica arasındaki fark...

Talimat yerine gelmezse cezası vardır...

Mesela bir somurtma, bir hareket, sessizlik, sırt dönme.

Oysa ricaların cezası yoktur ve belki de bu yüzden rica ettiğinizde her şey daha kolay olur.

Gerçek rica kimseye sorumluluk yüklemez.



KURAL 11
Karşınızdakine cevap vermek yerine tepki göstermeyi seçmeyin.

Tepki, -reaksiyon- harekettir, birisine ağzınızı açmadan bir duyguyu iletirsiniz. Cevap vermek ise sözel bir eylem... Konuşmaya davet ediyor... Hoşunuza gitmeyen bir şey olduğunda tepki değil cevap verin. Böylece sorun, anlaşılmaz bir durum, bir bilmece olmaktan çıkar.

Tepki verirseniz karşılığında tepki alırsınız ve sonuçta hedeften uzaklaşırsınız.

KURAL 12
Duygularınız sizi yanıltmaz... Çatışmanın nedeni duygu değil sizin o duygu karşısında verdiğiniz tepkidir.

Duygu ile düşünceyi ayırabilmek gerekiyor... Hem kendi içimizde hem de karşımızdaki için... Sevdiği insan eve çok geç gelirse herkes sinirlenebilir, kırılır, üzülür. Ama bu hissi doğal karşılayıp konuşmak gerek... (O içeri girer girmez üzerine saldırmak yerine!)

Hissetmek insan olmanın bir parçası... Hislerinizi değil tepkilerinizi tartın.

KURAL 13
Anlayışlı olun.

İnsanlar bir fikri defalarca dile getiriyorlarsa "anlayış" arıyorlar demektir... Yani mutlaka sizin de onlarla aynı fikirde olmanız gerekmiyor... Karşı tarafı anlıyor olmanız yetecektir.

Bir çocuk düşünün, "Senden nefret ediyorum" diye ağlıyor. Siz ona kırılacağınıza çocuğun nasıl mutlu olacağını düşünürsünüz değil mi?.. İşte anlayışlı olmak bu.

Her zaman hemfikir olmak gerekmez ara sıra anlayış göstermek çok işe yarar.

KURAL 14
Eşiniz "Hayatım"dediğinde oradaki "Hayatım"ın gerçek anlamını yakalamaya çalışın...

Kavga ederken bile söylenen "Ama hayatım anlamıyorsun valla" formülünde karşınızdaki size bir mesaj vermeye çalışıyor ve aslında size "hayatım" derken o "kendi hayatını" dile getiriyor.

O hayatı görebilmeniz önemli.

Her tartışmanın altında bastırılmış bir istek vardır. Onun ne olduğunu bulun!

KURAL 15
Eşinize duygularınızın ne olduğunu, o duyguyu hisseder hissetmez, söyleyin.

Türk filmlerinde çok olur, biri "akım" der diğeri başka şey anlar. İnsan karşısındaki hakkında aslında doğru olmayan bir hisse kapıldı mı... Ayıkla pirincin taşını! Bu his geldiği anda işin aslını ortaya çıkartmak gerek, o nedenle duygu hissedilir hissedilmez verdiğiniz tepki dile getirilmeli.

Bu işin bir istisnası var... Eski kavgalar!

Mesela kendinizi evde yalnız hissettiniz diye, "Sen zaten iki ay önce eve de sabaha karşı gelmiştin" diye başlamamak lazım!

Bir anda bir insan ya ya bir durumun sizi çok kızdırması güç ama birikmiş kızgınlığı patlatabilir.

Bardağı taşıran son damla durumlarını yaşamamak için bardağın dolmasına izin vermemek gerek.

KURAL 16
Yüzde 100 dürüst olun ve bu da günde 24 saat sürsün! Veya yüzde 99.99 dürüst olun, "Bugün suratın hasta gibi duruyor" demenin alemi yok! Ama eşiniz ona karşı hep açık oynadığınızı bilirse ve ilişki dürüstse arada sağlam bir güven ilişkisi oluşuyor.

Bilmek istediğinizi sorun!

Dürüst olun ki güven olsun. Güven olsun ki arkadaşlık doğsun. Arkadaşlık olsun ki uzun bir ilişkinin tadı olsun!

Ara sıra işi şakaya vurun...

KURAL 17
Aranızda yaptığınız konuşmalar mahkeme tutanağı değil! Bazen yerinde bir espri her şeyi yumuşatır... Kadın: Bu huyun böyle devam ederse ben de çeker giderim!

Adam: Nereye gidiyorsun, ben de geleyim!

Gülümseten cevaplar işi kavgadan çıkarır, meseleye yapıcı yaklaşım sağlar.

Falcılık yapmayın.

KURAL 18
Bir insanı ne kadar yakından tanırsanız kafasından geçenleri o derece rahat okumaya başlarsınız. Ancak önemli konularda işin bu yönüne fazla güvenmemek gerek... Ya yanlış okumuşsanız?!

Konu önemliyse sorun!

Durum ayan beyan belli olsa dahi, işin aslını sormak aslında yanlış bir fikirle yola devam etmekten iyidir.

Ana yoldan sapmayın!

KURAL 19
Bazen birisine -kırılacak üzülecek diye- söylememiz gereken bir şeyi söylemeyiz. Ama söylememiz gerekebilir. Burada izlenecek yol, ilk önceliğimizi ortaya koymak! Söylemesi zor bir şeyi anlatmadan evvel bir açılım yapabiliriz... Seni çok seviyorum, senin için en iyisini istiyorum, bu konu aramızı bozsun istemiyorum...

Zor şeyi söylemeden evvel karşınızdakine olan zaafınızı ortaya koyarsanız iki tarafın da işi kolaylaşır.

Sevdiklerinizle zor konuları konuşurken duygularınızı dile getirin... Getirin ki tartışmalar sizi beraber kılan sevgiden ayırmasın.

Lafı dolandırmayın!

KURAL 20
Yani bu 20 kuralın hepsini birden uygulayın.

Ve asla unutmayın...

Sevenler arasında iletişimin üç büyük temel kuralı vardır:

Duygular, duygular, duygular!




M
21 yıl
BİR BEBEĞİN YARIM KALMIŞ GÜNLÜĞÜNDEN
Bir bebeğin yarım kalmış günlüğünden;

5 Ekim: Bugün var edildim. Buradayım. Varım. Müthiş bir duygu bu. Var olduğumu henüz annem ve babam bilmiyor.Bir elma çekirdeğinden bile küçüğüm. Ama ne de olsa, ben benim.
Varım ya! Bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli belirsiz, yüzüm yok ama,
varlığımı ve benliğimi hissedebiliyorum. Bir kız olacağım ve baharda
çiçekleri seveceğim.

19 Ekim: Biraz büyüdüm. Kımıldamam mümkün değil. Annem henüz farkında değil ama onun kanıyla besleniyorum. Kalbini dolaşıp gelen sımsıcak kan bana geliyor. Beni sevecek bir kalbin pırtılarını şimdiden hissediyorum. Annem beni çok sevecek. Annem için güzel bir sürpriz olacağım.

23 Ekim: Hiç göremediğim bir el ağzımı biçimlendirmeye başladı. Dudaklarımda onun dokunuşunu hissediyorum. Bu "el"in dokunduğu yerler dudağım damağım oluyor. Düşünün bir yıl sonra bu elin donduğu yerde tebessümler açacak, güleceğim. Dudağımdan ve dilimden sözler dökülecek. Herhalde önce "Anne!" diyeceğim. Anne duyuyor musun beni? Seninle konuşacağım. Sana güleceğim. Kimilerine göre hâlâ daha var değilmişim... Nasıl olur? Varım ve gülücükler sunacak dudaklarım da olmak üzere ya... Hem sonra
bir ekmek kırıntısı ne kadar küçük olursa olsun yine ekmektir. Öyle değil mi anneciğim? Ah bir konuşabilsem!

27 Ekim: Bugün pek mutluyum. İçimde tatlı bir kıpırtı başladı.Artık bir kalbim var. Kalbim atmaya başladı. Hayatım boyunca böyle atıp duracak. Sevgilerle dolduracağım kalbimi. Tıpkı anneminki gibi... Annem bedeninde iki kalbin birden atmaya başladığını bilseydi ne kadar sevinirdi! Duyuyor musun anne?

2 Kasım: Her gün biraz daha büyüyorum. Kollarım ve bacaklarım da biçimlenmeye başladı. Hele bir büyüsün kollarım bak nasıl kucaklayacağım seni anneciğim. Şu ayaklarım da tamamlansın da, beraber çiçekli bahçemizde yürürüz. Belki birlikte okula gideriz.

12 Kasım: Ah evet... Bunlar, bunlar ne kadar sevimli ve küçük şeyler. Aman Allah'ım parmaklarım da çıkmaya başladı. Bunlarla çiçek toplayacağım, annemin elini tutacağım, kalem tutacağım. Belki de güzel bir şiir yazacağım.Anneciğim, orada mısın? Ellerimi ellerinin arasına koymak için sabırsızlanıyorum.

20 Kasım: Oh, nihayet.. Annem doktora gitti. Burada olduğumu öğrendi.. Yaşasın! Doktor teyze özel bir cihazla gördü beni. Ultrason diyorlarmış. Resmimi bile çekti. Sevinmiyor musun anneciğim? Seneye kalmaz kollarının arasında olacağım...

25 Kasım: Artık babam da burada olduğumu biliyor. Fakat henüz kız olduğumun farkında değiller. Onlara sürpriz yapacağım..

10 Aralık: Bugün yüzüm tamamlandı. Artık iki güzel gözüm, bir küçük burnum, dudaklarım ve yanağım var... Anneme benziyorum galiba...

13 Aralık: Artık çevreme bakabiliyorum. Etrafım çok karanlık ama olsun. Yine de mutluyum. Yaşıyorum ve varım. Kısa bir süre sonra gün ışığını görebileceğim, renkleri ve çiçekleri tanıyacağım. Rüyamda gördüm. Dünyada gökkuşağı diye bir şey varmış.. Onu çok
merak ediyorum.. Anneciğim, babacığım sizin yüzünüzü de
göreceğim. Tanışacağız.... Mutlu olacağız. Gülüşeceğiz..

24 Aralık: Kulaklarım daha iyi duyuyor artık. Anneciğim, senin kalbinin seslerini duyuyorum. Benim kalbimin atışlarını da sen duyabiliyor musun? Hatta sesini bile tanıyabiliyorum. Sesin ne kadar tatlı... Hiç duymadığım bir şey bu... Güzel ve sağlıklı bir kız olacağım. Kollarında uyuyacağım, yüzüne bakacağım, o tatlı sesini dinleyeceğim. Benim
için ninni de söyleyecek misin anneciğim? Sen de beni özlüyorsundur mutlaka... Beni koklayacaksın.. Çok seveceksin, değil mi?

28 Aralık: Anne burada bir şeyler oluyor. Doktor abla neden mutsuz bakıyor böyle... Sen acı çekiyor gibisin. Kalp seslerin değişti... Sustun. Benimle iye konuşmuyorsun anne? Anne... Anne... Anneciğim... Yüzümde soğuk bir şey hissediyorum. Anne, yüzümü parçalıyorlar... Anne bir şeyler yap... Anne...Kolumu çekiyorlar anne... Canım yanıyor anne... Anne... Ayaklarımı parçalıyor bu şey anne... Beni sana bağlayan damarı kopardılar anne... Anne
kalbimi parçalıyorlar... Anneciğim... Anne... Anne... An... Ah!

Kürtajınız tamamlandı hanımefendi. Geçmiş olsun!


Günahsız bir bebek neden öldürülür... Kürtaj ile barışık olan her kadını allah islah etsin... Bu yazılanlar gercekte böyle mi acaba... Bir bebek böyle feryat eder mi acaba...
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.