A

Yarbay
30 Eylül 2007
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
18 üye
Görüntülenme (?)
209 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
A
7 gün
Ön Düzeni Çok Takıyorum, Obsesif Kompulsif Miyim?
Aracın ön takımını çok takıyorum.
Önlerden azıcık ses gelsin kafayı yiyecek oluyorum.
Yaptırıyorum bir iki ay sonra bir daha bozuluyor

Şimdilerde tablalardan ses geliyor, arabayı hareket ettirince alttan ÇIKIRT diye bir ses geliyor

Ben de yukarda zannediyorum ki teker çıktı arabadan gidiyor, o derece etkileniyorum.

Nasıl aşabilirim bu takıntıyı?




< Resime gitmek için tıklayın >
A
geçen hafta
Millet Şu Aralar Buldog Gibi Kullanıyor Ne Yapacağız?
İş çıkış saatlerinde 5-6 gibi yolda oluyorum mecburen.

Bu yasaklardan mıdır nedir, özellikle bu saatlerde millet çok agresif ve dengesiz kullanıyor.

Çift yönlü ayrılmış yolda ters şeritten giren bir de üstüne korna çalan mi dersiniz?
Sinyal verip dönecekken camı açıp küfür eden mi?
Işıklarda beklerken sarı yanınca kornaya abanan mı?
Mahalle arası sokakta 50-60 ile giderken beni sollayıp bir de camı açıp el kol hareketi yapan mı?

Vallahi sabretmekten bıktım.
Mecbur araba sürüyoruz, arabaya biniyoruz. Gidip geldiğim yer 2 vasıtalık yer, başka türlü gitme şansım yok.

Ne yapmalı nasıl davranmalı ?
A
2 hafta
Yeni Araç Öğrenenler İçin Özet Bilgiler Lazım
Yeni araba sürmeyi öğrenen ve ehliyet sınavına girecek biri için özet bilgiler lazım.
Başlık ve alt maddeler şeklinde olacak.

Mesela:

Araç Kontrol Başlığı altında
. Akünün yeri
. Deponun yeri
. yağ nasıl kontrol edilir vs


Kavşaklarda Başlığı altında:
. Önce sol aynadan kontrol
. Yavaşlanır
. Tabela kontrol edilir


vs gibi kısa öz yanına tik atılabilecek bilgiler lazım..

Nerden buluruz?
A
2 hafta
Mahalle Arası Küçük Tamirhaneler Artık Tutar Gibi, Sizce?
Aracım eski model, servise gitmem hep sanayiye giderim.

Eskiden sanayiye gitmek benim için bir etkinlik ya da macera gibi birşeydi. Cumartesi sabah 7 de kalkar, 8 de tamirhanenin önünde olurdum. Ustanın değişecek dediği parçaları gider parçacılardan tek tek sora sora alırdım. Arabam yapılana kadar başında bekler, sorar soruşturur, orada gün boyu akşamı ederdim.

Şimdi ise sanayiye gitmek benim için zulüm gibi birşey oldu. Hafatasonu zaten kapalı. Haftaiçi de çalışıyorsun vakit olmuyor.
Olsa bile, sanayiye gitmeyi gözüm hiç kesmiyor.

Aracın aylardır ön takımından tak tak ses geliyor, bu haliyle binmeye devam ediyorum artık derdimden.

Yani diyorum ki şöyle mahallemde alt sokakta, bir lifti,iki ustası olan bir yer olsa, sabah bıraksam arabayı akşam alsam ne güzel olur.

Hani her arıza değil de, ufak ufak yağ değişimi, parça değişimi, filtre değişimi, bilgisayarla arıza tespit vs. İş görecek kadar.

Geçirecekse de adabı ile geçirsin, işini düzgün yapsın. Beni iki defa getirtmesin ama yapsın.


Bu pandemi mandemi de bence bu iş için bir fırsat.

Mahalle aralarında böyle küçük tamirhaneler olsa ne olur sizce? İyi olur mu?
A
2 hafta
Şehir İçinde Aracınızı Nasıl Koruyorsunuz?
B sınıfı bir aracım var, çok modelli sayılmaz ama mal canın yongasıdır sonuçta.

Ankara gibi bir şehirde günde aşağı yukarı 100-150 km yol yapıyorum ki bunun hemen hepsi şehir içinde ve özellikle iş saatlerinde.

İstatistiğe döktüğümde haftalık ufak tefek de olsa bir kazamın olduğunu farkettim.

Örneğin geçen hafta, yoldan müşteri alan bir dolmuş, ben yanından geçerken burnunu kaldırdı ve küt! Sağ tarafı 1 metre kadar çizdi.

Dolmuşun tampon plastik onda birşey yok. Ama bende boya hasarı vardı. Dolmuşcu nasıl olsa bende birşey yok diye kaçacaktı, polis çağırırım dedim geri adım attı. Ama bu kez de dolmuştakiler üstüme yürüdü. Yasak saatine yakın bir saat idi, hadi geç kaldık bilmem ne , seni mi bekleceğiz dediler. (millet de köpek gibi , şaştım kaldım.) . Ben de çok bunaldım artık, gönderdim artık adamı. Tek dedim kendi hasarımı paramla yaptırayım. Dolmuşcu sevinerek gitti ellerini ovuşturarak.

Ondan sonra gene bu hafta, zoraki bir park yeri buldum. Ama aracı sığdıramadım, bu kez ben yandakine sürttüm. Telefon bırakmış, aradım, para istedi. Gönderdim. Olay yerinden kaça da bilirdim, ama bu konularda fazla hassasım.

Marketin önüne koyuyorum arabayı. Bayan bebek arabasını süttüre süttüre yanından gidiyor, öteki market arabasını bıraktı benim bagaja bindirdi.


Işıklarda duruyorum. Yandaki arabanın kapısı açılıyor, KÜT! gerizekalı bir bayan benim kapıya olduğu gibi bindiriyor.

Yani demem o ki, illaki haftalık bir kaporta hasarı oluşuyor.

Şimdi aracım çok çok üst model değil ama ister istemez canım yanıyor

Modelli bir aracım olsa ne yaparım bilmiyorum.

Nasıl sürerim o aracı şehir içinde? Nasıl korururum?

Siz ne dersiniz?
A
3 hafta
Şimdi Kendi Aracımızla Şehir Dışına Gidebiliyor Muyuz?
Kimisi birşey olmaz diyor , kimisi yok izin alacaksın diyor.
Net bir cevap alamadım.

Haftaiçin 19.00 a kadar kendi aracımla şehir dışına çıkabilir miyim?
A
geçen ay
Pitbul besleyenlerin asıl amacı nedir?
Parkta çocuklarla oturuyoruz. çocuklar oynuyor, ben bankta oturuyorum.

az sonra parka elinde tasmayla bir şişman bir kız geldi. Kızın poposu herhalde belediyenin çöp varili kadar vardı. Nasıl o kadar büyütmüş anlamadım. Popo, kızdan 10 dk sonra falan giriş yaptı parka, o derece yani.

Neyse, tasmanın ucunda da bir köpek, gelene havlıyor geçene hırlıyor. baktım köpek pitbul.

Kız köpekle birlikte geziniyor parkta, ama boyuna da milleti rahatsız ediyorlar. bir tane banka yanaştılar, orada da iki tane kız vardı, köpek bildiğin kızlara atıldı, hırladı falan. kızlar korktu kaçtılar parktan.

sonra köpekli kız halan parkta gezinmeye devam etti. birkaç çocuğa falan da havladı, ama kız nasıl keyifli.

ha ha ha, korkmayın birşey yapmaz deyip duruyor boyuna. kız resmen keyiften dört köşe, şuh kahkahalar atıp duruyor.

şimdi ben de uzaktan izliyorum ama bir yandan da düşünüyorum. şimdi it buraya gelse, bana yana da çocuklarıma havlasa ne yaparım, saldırsa ne yaparım diye içimden de kurup duruyorum. hani elimde bir bıçak neyim olsa, gözüm dönecek, saldıracağım hayvana o derece.


neyse, kız uzaklaştı baya, sonra bir yere oturdu falan. biz de çok durmadık parktan ayrıldık.

ama o leğen popolu kız ve yanındaki ona buna havlayan iti böyle film karesi gibi aklımda kaldı.

Yanıma gelse ne yapardım , ne yapardım öyle düşünür oldum. Siz olsanız ne yapardınız?
A
geçen ay
....
dddd
A
2 ay
Bu Fiat 500 ün olayı tam olarak nedir?
Yolda şurda burda görürdüm hiç dikkatimi çekmezdi.

Geçen kaldırımda yürürken, birisi fiat 500 arabasının kapısını bacasını açmış, içini temizliyordu.

Şöyle geçerken bir göz gezdirdim, pek bir albeni göremedim açıkçası. Bagajı küçüktü, konsolu eğreti duruyordu falan. Bir tek dışardan şekli şemali şirin gibi duruyor.

Bir de sarı sitede fiyatlarına bakayım dedim, gerçekten muazzam fiyatları var.

Modeli kötülemek gibi bir niyetim asla yok ama ;

Şimdi bir insan niye fiat 500 almalı, bana ne avantaj sağlar, neyi cezbeder, sorusunun cevabını merak ediyorum.
A
2 ay
İnanmayacaksınız Ama -> Mado 'ya Acıdım.
Geçen çarşıya indim.

Malum kafeler, restoranlar, eğlence merkezleri hep kapalı. Normalde cıvıl cıvıl olan sokaklarda şimdi ancak elini kolunu sallayarak bi-medeni suriyeli ve somalililer dolaşıyor. Kafelerin , restoranların önünden geçerken içeri bir göz atıyorum, içerde ya dirseğini masaya dayamış duran üzgün bakışlı bir esnaf oluyor ya da hepten kapalı oluyor.

Şimdi diyeceksiniz eve servis, gel al hizmeti var ya. Doğru, ancak bazı mekanlar, yalnızca mekan olduğu için tercih edilir. Yani sadece yemek yemek için değil, girersin içeri oturursun, internete girersin, vakit geçirirsin. Sonra giderken de onlar sana hesapta geçirir, hesabı öder çıkar gelirsin.

Bu mekanlardan biri de Mado sayılır. Kalitesi, fiyatları, hizmeti tartışılır, kimi beğenir, kimi beğenmez, Ancak mekan olarak kaliteli bir mekandı. Açıkçası hayatım boyunca iki defa Mado'ya gittim ikisinde de sağolsun ısmarladılar (yancı değilim öyle denk geldi) . Yediklerim, içtiklerim gerçekten iyi ve temizdi , ancak gene de menüye göz attığımda , benim gibi orta gelirli insanlar için fahiş olmasa da cüzdanını yoracak fiyatlardı. Yani normal zamanda kendim için gitmem, ancak önemli birisiyle iş görüşmesi vs varsa ancak. Oturulur, görüşülür, belki bir tatlı bir kahve içer kalkar gidersin, bu iş için dört dörtlük mekandı. Tabi bu bir sene öncesi.

Neyse işte, geçenlerde çarşıya inince çocuklar illa profiteröl diye tutturdular. Nerden alsam nerden alsam, aklıma Mado geldi. Çocuklar yiyecek malum temiz olur, zehirlenmez sıpalar dedim. Yerini bildiğimden Önünden geçeyim diye yöneldim. Bir baktım o 1 sene önce tıka basa dolu olan , önünde arabaların yer bulamadığı Mado şimdi bomboş, western filmlerindeki önünde dikenlerin savrulduğu pub lara dönmüş. Gene de gel al servisi vardır, birşeyleri vardır diye dolanırken, baktım dışarda bir yerde, bir kenara cam dolap koymuşlar.

Dolaba ne var ne yok diye bakayım dedim, bir iki simit mimit gibi birşeyler ve bir iki paket de pudinge benzeyen, ama direkt vuran kış güneşinin etkisiyle bambaşka bir şekil olan bir kaç pudingimsi gördüm. İçim bir tuhaf oldu. Ben bakınırken tezgah arkasından boynu bükük bir çalışan buyrun diye benden tarafa doğru geldi. Ben de, içim tuhaf olduğundan mıdır nedir, vazgeçip yoluma devam ettim. Sanki varoş semtte döküntü pastaneler olur da hani, önünden geçerken hızlıca geçersin ya onun gibi birşey oldu.

Giderken aklım Mado'da ve o çalışanda kaldı. Yılların Mado'suna , tıka basa dolu Mado'suna karşı içi bomboş bir Mado görmek gerçekten ama gerçekten içimi acıttı gençler. Belki o adam da son çalışandı, inşallah onu da kovmazlar.

Ben de aylardır işsiz, sokakta dolanan, iş arayan bir insanım. Ama Mado'ya da acıyacağım aklıma gelmezdi. Elbette Mado'nun sahiplerinin durumu hala şu an benden kat be kat iyidir. Ama ne bileyim işte, içim tuhaf oldu, anladınız siz beni.


Not: bu bir mado markası yergisi ya da övgüsü değildir.
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.