| Merhabalar. Hem birikim, yatırım yapmak için hem de gerçekten sevdiğimden ve merak ettiğimden ekonomiyi öğrenmek istiyorum ama bilgim hiç yok. Tv’de programları izleyince bile adam akıllı anlamıyorum. Bana ekonomiyi temel kurallarıyla anlatan yatırım araçlarından borsadan dövizden genel düzenden bahseden acemiler için olan bir ekonomi kitabı önerebilir misiniz veya herhangi bir başka kaynak? Şimdiden çok teşekkürler sayın forum üyeleri. |
|
Merhabalar. Hayatım sınavlarla geçti, geçiyor. Yıllar boyunca edindiğim deneyimler taktikler var. Bunları anlatıcam. Anlatmadan önce şunu belirtmeliyim bu anlattıklarımın uygulanabilirliği ve sağlıycağı yarar kişiden kişiye değişebilir. Bilgi birikimi veya sürecin neresinde bulunulduğu hedefin ne olduğu bunlara göre farklılık gösterebilir. Ama uzun vadeli çalışma gerektiren üniversiteye giriş sınavı için yazıcam yani bizim zamanımızdaki ygs lys. Katılmayanlar olabilir ama bende işe yaradı ygs lys de ve sonraki sınavlarımda. Dediğim gibi kişisel bişey siz değerlendirin. İlk öncelikle sadece son sene çalıştım ve sene başında benden yüksekte olan birçok kişiden yüksek puanlar alarak bitirdim. Ama seneye başlarken yaptığım şey şuydu ki bence en önemli nokta da bu. Hayatımda yer kaplıyan gereksiz şeyleri çıkardım. Tüm sosyal medyayı kapatın. Zaman almasa bile kafanda yer tutar. Haber izlemeyin gündemi takip etmeyin. Gereksiz sohbetlere ortamlara girmeyin. Ciddiyim bu çok önemli. Haberi izlersin 5 dakika ama sonraki çalışıcağın 3 saat dersin yarım saati onu düşünürsün düşünmesen bile beyninde o bilgi yer eder algılama seviyen düşer. Bu tarz şeyleri tamamen çıkarıyoruz. Temel odağımız ders. Ders derken dersin içinde de kafayı yoran gereksiz şeyler var. Ne yazsam acaba diye şimdiden düşünmenin manası yok. Tıp istiyorum ama zormuş mühendislik yazıcam ama iş imkanı örnek veriyorum sadece bunları araştırmayın konuşmayın. Hatta şunu yapın kafanızda bir hedef olsun seviyenize göre ama sizi bir tık zorlayan. Mesela boğaziçi makina kazanıcam bu sabit bir hedef. Ve bunu araştırmayın sadece ilerde yurtdışında bir şirkette çalışıcam şunları tasarlıycam vs gibi güzel motive edici hayaller kurun. Hedef ve hayaller bunlar motive etmeli. Evet hayattan herşeyi çıkardım sadece ders çalışıyorum. Herşey derken şu yazıyı okuman da dahil. Başkalarının tavsiyelerini çok önemseme. Şu kitap bu kitap bak şu soru bu soru gerek yok. Tamam temel bir fikrin olsun ama bunlara çok takılma. Geleceğe olayın başında olumlu bakıcaksın ve kendini ders çalışmaya kaptırıcaksın o kadar ki bir süre sonra bunları sonucu düşünmüyceksin bile elde ettğin deneme sonuçlarından iyi alıcaksın bunlar seni daha da motive edicek. Kaygın kalmıycak. İşte o zaman tamam moda girdin demektir. Emin olun bu tüm dikkat dağıtıcı etkenleri çıkarmak önemli çünkü algı seviyeniz artıcak. Ama tabi ki insan sıkılabilir. Bunun yolunu söylüyorum. Deneme ve soru çözmek bol bol. Ve bunlardaki gelişimi görmek. Bunlar pozitif feedback yapıcak daha da çok çalışıcaksınız. İkincisiyse arkadaş ortamı ders konuşcağınız motive arkadaşlar. Evet ders konuşucaksınız. Kafa dağıtalım maç konuşalım falan değil dostlar dediğim gibi kaptırıcaksınız olaya. Rüyanda bile dersi görüceksin. Bu en önemli nokta teknik detaylara çok girmiyorum çünkü sistem değişti farklı soru bankaları var vs. Ama deneme çözmek çok önemli. Deneme ve bol bol soru bankası kolay zor farketmez. Konularda çok vakit kaybetmeyin. Süreli çalışabilirsiniz. Ders çalışmaktan zevk alın. Biraz stres iyidir. Ama çalışmayınca daha çok stres olursun. Çok yıldığınız anda alın kolay bir soru bankası çözün. Okulların taban puanlarına bakmayın. İnternete girmeyin. Çok sıkılırsanız müzik dinleyin. Ailenizle muhabbet edin. Zor ama güzel sonuç alınca değiyor. Başarılar diliyorum. Son olarak son yıl son aylar çok önemli. Ben o şekilde puan yükselişini yakaladım. O yüzden umudunuzu kaybetmeden herşeyi boşvererek yardırın kısaca. Eleştirenler olabilir olsun bu benim bakış açım size uygunsa bişeyler yapın zaten biliyorsanız ne ala. Yazım kuralalrına şekline dikkat etmedim amaç fikri vermek o konuda kusura bakmayın kolay gelsin. |
|
Herkese merhaba. Yeni tıp fakültesinden mezun olmuş biri olarak tercih dönemindeki arkadaşlarıma belli tavsiyelerim olucak. Doğru olabilir yanlış olabilir belki taraflı olabilir siz herkesden fikir alıp öyle karar verin bunlar sadece benim kişisel gözlemlerim. Neden tıp fakültesi, ne olduğunu bilerek mi yazıyoruz, doktor olma yolundaki süreç nedir? Ben tıp fakültesi yazarken bunların çoğunu bilmiyordum. Belki de bilmek gerekmiyordur sürecin getirdikleri değişiyor ama bahsediyim biraz. Bildiğiniz üzere 6 sene tıp fakültesi 3 sene teorik dersler ve ek olarak pratik dersler tabi. 4 sınıfta major stajlar alınır dahiliye, kadın doğum, pediatri gibi.. İlk 3 senede sağlıklı insan vücudu belli temel hastalıklar ve tıpla ilgili ek dersler olur. 4 ve 5 te bunları tamamlayıcı özelleşmiş konular üzerinde durulur. Stajlar da teorik dersler alınır o bölümün doktorlarından ve hastanenin o bölümüyle ilgili yerlerde eğitimler yapılır hasta muayene edilir takip edilir. Hastanede bolca vakit geçirmek hastalarla ilişki 4 ve 5 sınıfta başlar. 5. Sınıfta küçük stajlar vardır. Kbb, anestezi gibi ortalama 2 3 hafta sürer. Son sene de intörnlük senesidir. Sınav yoktur. Hastanede asistan doktor gözetiminde çalışılır. Bu senelerim nasıl geçti? İlk 3 sene 2 ayda bir kurul sınavları olur. Son 1 ay yoğun ders çalışılır son günler uykusuz geceler. Derslerden kopmadığın sürece geçmek çok zor değil. Sorulmuş sorular üzerinden çalışmak kilit nokta. Derslerde çoğu okulda devam zorunluluğu yok bu yüzden ilgisiz kalan biri olaydan kopabilir. Kalmamak için derslere gitmenizi öneririm. 4 sınıf bence tıp fakültesinin derslere en önem verilmesi gereken senesi. Çünkü öğrenilen dersler tıp bilginizin temelini oluşturacak. Bu da iyi bir doktor olmanızı sağlıycak. Sınavlarda sözlü de olur hocalar sınav günü yapar. Burda giyiminiz kuşamınız konuşmalarınız staj içindeki tutumunuz da hocalar tarafından değerlendirilir. Tabi sınava hangi hocadan girceğiniz de önemli. Ama iyi öğrenmiş biri sorun yaşamıycaktır. Stajlar sıkı takip gerektirir. Hergün düzenli çalışması bence en uygunu. Ayrıca dipnot olarak ekliym bu stajları iyi öğrenenler genelde tusta da başarılı oluyor. Ve gözlemlerim iyi okullarda arkadaşların bu seneden tus kitaplarından bu stajlara çalışmaya başlaması bu konuya sonra da değiniceğim. 5 sene 2 3 haftalık küçük stajlardan oluşur. Bu stajlar da içerik olarak yine pratik izlemle daha çok ilişkilidir. Okuldan okula stajdan staja zorlukları değişir. Bazen 1 gün çalışmak yeterliyken bazen 2 hafta çalışmak gerekebilir. 5 sınıfta çoğu kişi tus sınavı için haftasonu dershaneye gider. Yoğun tempolu bir senedir yorucudur. Ama çok şey öğrenirsiniz. Perşembe uykusuz gece, cuma sınav. Cuma öğleden sonra dinlenme. Cumartesi pazar sabah 8 akşam 8 dershane. Ama her bölümü dolaşmak hastaneyi tanımak yeni şeyler öğrenmek güzeldir. Bu sene tus çalışmalarıyla gelecek planları stresleri başlar yoğun olarak. 6 sınıfta intörnlük senesi. Sınav yoktur. Yine genelde 2 ay olmak üzere belli bölümlerde çalışılır. Okuldan okula değişkenlik gösterir. Çalışma koşulları yoğundur bir intörn çoğu tıp fakültesinde ayak işlerini halleden yeri geldiğinde doktorluk yeri geldiğinde sekreterlik yeri geldiğinde personel yeri geldiğinde hemşire işleri yeri geldiğinde asistan yeri geldiğinde cerrah olur. Yıpratıcı bir süreçtir. Biraz boş vaktim olsa da ders çalışsam dersin. Yorucudur. Güzel yanıysa çalışma koşullarını iş hayatını doktorluğu öğrenirsin. Hastalarla ilişkilerin gelişir. Her bölümde çok sayıda farklı doktorla çalıştığın için gözlem yapma fırsatı bulursun ve kendini geliştirirsin. Ama genel olarak işgücün ve iyi niyetin herkes tarafında suistimal edilir. Doktorluktan çok ayak işi yapılır. Tıp fakültesi süreci genel olarak böyle. Tabi ki okul bittikten sonra bir tus sınavı var. Kazanması çalışması gerçekten zor bir insan. Tusu kazanıp uzmanlık yapıcağınız bölüme yerleşince de önünüzde ortalama 4 5 senelik bir asistanlık süreci var. Asistanlık süreci de özellikle cerrahi bölümlerde yoğun. Ayda 10 14 gün hastanede nöbet tutuyorsunuz. Nöbet sonrası günler de hastanede oluyorsunuz. Asistanlık bitince mecburi hizmete gidiyorsunuz devletini sizi atadığı yerde ortalama 1 yıl çalışıyorsunuz. Sonra kendi kariyer yolunuzu çizebilirsiniz. Üniversite hastanesinde veya bir devlet hastanesi veya özel bir hastane veya kendi yerinizi açabilirsiniz. Şimdi bu konuların daha çok fazla ayrıntısı var ve çok önceden bunları fazla konuşmak araştırmak çok gerekli değil bence. Asıl önemli olan şuan iyi bir tıp fakültesi tercihi yapmak. Bu konudaki fikirlerimse şöyle; öncelikle bence ilk tercihler ismş olan köklü üniversiteler olmalı hacettepe cerrahpaşa gazi ege gibi. Tıp fakültesinin eski olması köklü olması bence çok önemli. Çünkü ordaki eğitim sistemi kendini geliştirmiş oturmuş belli bir mekanizmaya girmiş demektir. Ayrıca bu fakültelerden mezun olmak her zaman size bir isim kazandırır. O okulun bakış açısını kazanırsınız. Ekstra bir özellikse bu okulların hastanelerine türkiyenin dört bir yanında hasta gelir. Çeşitli hastalıkları görme fırsatınız olur. Hocalar genellikle Dünya çapında söz sahibi bilgili hocalardır ve çoğu için doktorluk kadar bir eğitmci olmak da önemlidir. O yüzden bu kriterleri ele alarak bu okullar ilk tercihiniz olmalı. Özel okullar hakkındaki fikrim bence bu okullardan sonra düşünülebilir. Avantajları neler özel okulların? İngilizce tıp eğitimi mesela. Bence tıp eğitim türkçe olmalı. Bunu sadece ben değil birçok eğitimci doktor söylüyor. Tıp eğitimi iyi alındıktan sonra tıp literatüründeki birçok terimin türkçesi de aynı olduğu için ingilizcesini anlamakta sunmakta yazmakta bir sorun yaşamazsınız. Önemli olan türkçe bir şekilde anadilinizde olayı iyi kavrıyabilmek. İngilizce eğitimin bir avantajı amerikada doktorluk yapmak isteyenler için olabilir. Bu tabi ki kişinin tercihi. Ama unutmayın şimdiki düşünceleriniz 6 sene sonra çok değişkenlik gösterebilir. Ayrı bir konu. Özellerin ingilizce eğitimini bir yana koyarsak stajları yaptığınız hastaneler ayrı bir önemli konu. Şimdi bildiğim üzere birçok özel hastanede yapılan stajlarda stajer veya intörnlerin hastayla birebir teması veya yaptıkları kısıtlı kalıyor. Bu bence eğitimin yetersiz kalmasına sebep oluyor. Öte yandan intörnlük sürecinde çoğunun yine daha rahat geçtiğini bu yüzden tusa daha iyi çalışsalar da doktorluk eğitimi olmasa da o hasta ilişkisini öğrenmelerinin eksik kaldığını düşünüyorum. Kontenjan sayılarının az olması hocaların ilgisinin sizde artmasına sebep olabilir. Bu artı bir özellik. Öte yandan kalabalık bir fakültede okurken çevrenizdeki arkadaşlarınız da size çok şey katıcak. Ortak vizyonlarınız hedefleriniz olucak. Yeni açılan fakülteler; bence çok tercih etmeyin çünkü dediğim gibi sistemin oturması hocaların eğitim vermeye yeni başlamış olması olumsuz etkileri olucaktır. Tabi daha rahat geçebilirsiniz stajları. Şimdi diğer fakülteler hakkında çok bilgim yok ama şunu söyleyebilirim büyükşehirde okumak hastanenin köklü olması olumlu özellikler. Aklıma gelenler şimdilik bu kadar. Son söz olarak şunları diyebilirim. Herkesi tebrik ediyorum sıjav sonucundan dolayı. Tercih dönemi stresi normal ama mutlu olun büyük bir başarıya imza attınız. Bu yazdıklarımı da gözünüzde büyütmeyin. Hepsi başlı başına çok güzeldi benim için sizin için de öyle olucak. Doktorluk insanların hayatlarına dokunabilmek onların size gelip teşekkür etmesi gülümsemelerini iyi olmalarını görmek gerçekten çok güzel şeyler. Tabi ki zor bir süreç. Ama herkesin yaptığı gibi siz de yapıcaksınız. Çoğu kişi size zor, tercih etmeyin diyebilir. Ama zor şeylerin sonucunda güzel şeyler değerli şeyler olur. Sizde bunu yapıcak güç olduğunu zaten ispatladınız. Bu mesleği seçerken yapcağınız şey kendinizi güzel bir amaç uğruna bişeylere adamak. Farklı beklentileriniz olmasın. Zaten bu en kıymetli şey. Kolay bölüm diye tercih yapmayın özellikle zor yerleri seçin. Önemli olan iyi bir doktor olmak. Sadece doktor olup diplomayı almak değil. O zihniyetle başlamayın. Önünüzde uykusuz geceler, bol stresli günler sınavlar olsa da hepsi güzel bir yolculuk. Neyse kısaca bahsettim fikirlerimden. Aklınızın bir köşesinde dursun. Yazım hataları olduysa da kusura bakmayın telefondan hızlıca yazdım. İyi tercihler hepinize.. |
|
Herkese merhaba. Yeni tıp fakültesinden mezun olmuş biri olarak tercih dönemindeki arkadaşlarıma belli tavsiyelerim olucak. Doğru olabilir yanlış olabilir belki taraflı olabilir siz herkesden fikir alıp öyle karar verin bunlar sadece benim kişisel gözlemlerim. Neden tıp fakültesi, ne olduğunu bilerek mi yazıyoruz, doktor olma yolundaki süreç nedir? Ben tıp fakültesi yazarken bunların çoğunu bilmiyordum. Belki de bilmek gerekmiyordur sürecin getirdikleri değişiyor ama bahsediyim biraz. Bildiğiniz üzere 6 sene tıp fakültesi 3 sene teorik dersler ve ek olarak pratik dersler tabi. 4 sınıfta major stajlar alınır dahiliye, kadın doğum, pediatri gibi.. İlk 3 senede sağlıklı insan vücudu belli temel hastalıklar ve tıpla ilgili ek dersler olur. 4 ve 5 te bunları tamamlayıcı özelleşmiş konular üzerinde durulur. Stajlar da teorik dersler alınır o bölümün doktorlarından ve hastanenin o bölümüyle ilgili yerlerde eğitimler yapılır hasta muayene edilir takip edilir. Hastanede bolca vakit geçirmek hastalarla ilişki 4 ve 5 sınıfta başlar. 5. Sınıfta küçük stajlar vardır. Kbb, anestezi gibi ortalama 2 3 hafta sürer. Son sene de intörnlük senesidir. Sınav yoktur. Hastanede asistan doktor gözetiminde çalışılır. Bu senelerim nasıl geçti? İlk 3 sene 2 ayda bir kurul sınavları olur. Son 1 ay yoğun ders çalışılır son günler uykusuz geceler. Derslerden kopmadığın sürece geçmek çok zor değil. Sorulmuş sorular üzerinden çalışmak kilit nokta. Derslerde çoğu okulda devam zorunluluğu yok bu yüzden ilgisiz kalan biri olaydan kopabilir. Kalmamak için derslere gitmenizi öneririm. 4 sınıf bence tıp fakültesinin derslere en önem verilmesi gereken senesi. Çünkü öğrenilen dersler tıp bilginizin temelini oluşturacak. Bu da iyi bir doktor olmanızı sağlıycak. Sınavlarda sözlü de olur hocalar sınav günü yapar. Burda giyiminiz kuşamınız konuşmalarınız staj içindeki tutumunuz da hocalar tarafından değerlendirilir. Tabi sınava hangi hocadan girceğiniz de önemli. Ama iyi öğrenmiş biri sorun yaşamıycaktır. Stajlar sıkı takip gerektirir. Hergün düzenli çalışması bence en uygunu. Ayrıca dipnot olarak ekliym bu stajları iyi öğrenenler genelde tusta da başarılı oluyor. Ve gözlemlerim iyi okullarda arkadaşların bu seneden tus kitaplarından bu stajlara çalışmaya başlaması bu konuya sonra da değiniceğim. 5 sene 2 3 haftalık küçük stajlardan oluşur. Bu stajlar da içerik olarak yine pratik izlemle daha çok ilişkilidir. Okuldan okula stajdan staja zorlukları değişir. Bazen 1 gün çalışmak yeterliyken bazen 2 hafta çalışmak gerekebilir. 5 sınıfta çoğu kişi tus sınavı için haftasonu dershaneye gider. Yoğun tempolu bir senedir yorucudur. Ama çok şey öğrenirsiniz. Perşembe uykusuz gece, cuma sınav. Cuma öğleden sonra dinlenme. Cumartesi pazar sabah 8 akşam 8 dershane. Ama her bölümü dolaşmak hastaneyi tanımak yeni şeyler öğrenmek güzeldir. Bu sene tus çalışmalarıyla gelecek planları stresleri başlar yoğun olarak. 6 sınıfta intörnlük senesi. Sınav yoktur. Yine genelde 2 ay olmak üzere belli bölümlerde çalışılır. Okuldan okula değişkenlik gösterir. Çalışma koşulları yoğundur bir intörn çoğu tıp fakültesinde ayak işlerini halleden yeri geldiğinde doktorluk yeri geldiğinde sekreterlik yeri geldiğinde personel yeri geldiğinde hemşire işleri yeri geldiğinde asistan yeri geldiğinde cerrah olur. Yıpratıcı bir süreçtir. Biraz boş vaktim olsa da ders çalışsam dersin. Yorucudur. Güzel yanıysa çalışma koşullarını iş hayatını doktorluğu öğrenirsin. Hastalarla ilişkilerin gelişir. Her bölümde çok sayıda farklı doktorla çalıştığın için gözlem yapma fırsatı bulursun ve kendini geliştirirsin. Ama genel olarak işgücün ve iyi niyetin herkes tarafında suistimal edilir. Doktorluktan çok ayak işi yapılır. Tıp fakültesi süreci genel olarak böyle. Tabi ki okul bittikten sonra bir tus sınavı var. Kazanması çalışması gerçekten zor bir insan. Tusu kazanıp uzmanlık yapıcağınız bölüme yerleşince de önünüzde ortalama 4 5 senelik bir asistanlık süreci var. Asistanlık süreci de özellikle cerrahi bölümlerde yoğun. Ayda 10 14 gün hastanede nöbet tutuyorsunuz. Nöbet sonrası günler de hastanede oluyorsunuz. Asistanlık bitince mecburi hizmete gidiyorsunuz devletini sizi atadığı yerde ortalama 1 yıl çalışıyorsunuz. Sonra kendi kariyer yolunuzu çizebilirsiniz. Üniversite hastanesinde veya bir devlet hastanesi veya özel bir hastane veya kendi yerinizi açabilirsiniz. Şimdi bu konuların daha çok fazla ayrıntısı var ve çok önceden bunları fazla konuşmak araştırmak çok gerekli değil bence. Asıl önemli olan şuan iyi bir tıp fakültesi tercihi yapmak. Bu konudaki fikirlerimse şöyle; öncelikle bence ilk tercihler ismş olan köklü üniversiteler olmalı hacettepe cerrahpaşa gazi ege gibi. Tıp fakültesinin eski olması köklü olması bence çok önemli. Çünkü ordaki eğitim sistemi kendini geliştirmiş oturmuş belli bir mekanizmaya girmiş demektir. Ayrıca bu fakültelerden mezun olmak her zaman size bir isim kazandırır. O okulun bakış açısını kazanırsınız. Ekstra bir özellikse bu okulların hastanelerine türkiyenin dört bir yanında hasta gelir. Çeşitli hastalıkları görme fırsatınız olur. Hocalar genellikle Dünya çapında söz sahibi bilgili hocalardır ve çoğu için doktorluk kadar bir eğitmci olmak da önemlidir. O yüzden bu kriterleri ele alarak bu okullar ilk tercihiniz olmalı. Özel okullar hakkındaki fikrim bence bu okullardan sonra düşünülebilir. Avantajları neler özel okulların? İngilizce tıp eğitimi mesela. Bence tıp eğitim türkçe olmalı. Bunu sadece ben değil birçok eğitimci doktor söylüyor. Tıp eğitimi iyi alındıktan sonra tıp literatüründeki birçok terimin türkçesi de aynı olduğu için ingilizcesini anlamakta sunmakta yazmakta bir sorun yaşamazsınız. Önemli olan türkçe bir şekilde anadilinizde olayı iyi kavrıyabilmek. İngilizce eğitimin bir avantajı amerikada doktorluk yapmak isteyenler için olabilir. Bu tabi ki kişinin tercihi. Ama unutmayın şimdiki düşünceleriniz 6 sene sonra çok değişkenlik gösterebilir. Ayrı bir konu. Özellerin ingilizce eğitimini bir yana koyarsak stajları yaptığınız hastaneler ayrı bir önemli konu. Şimdi bildiğim üzere birçok özel hastanede yapılan stajlarda stajer veya intörnlerin hastayla birebir teması veya yaptıkları kısıtlı kalıyor. Bu bence eğitimin yetersiz kalmasına sebep oluyor. Öte yandan intörnlük sürecinde çoğunun yine daha rahat geçtiğini bu yüzden tusa daha iyi çalışsalar da doktorluk eğitimi olmasa da o hasta ilişkisini öğrenmelerinin eksik kaldığını düşünüyorum. Kontenjan sayılarının az olması hocaların ilgisinin sizde artmasına sebep olabilir. Bu artı bir özellik. Öte yandan kalabalık bir fakültede okurken çevrenizdeki arkadaşlarınız da size çok şey katıcak. Ortak vizyonlarınız hedefleriniz olucak. Yeni açılan fakülteler; bence çok tercih etmeyin çünkü dediğim gibi sistemin oturması hocaların eğitim vermeye yeni başlamış olması olumsuz etkileri olucaktır. Tabi daha rahat geçebilirsiniz stajları. Şimdi diğer fakülteler hakkında çok bilgim yok ama şunu söyleyebilirim büyükşehirde okumak hastanenin köklü olması olumlu özellikler. Aklıma gelenler şimdilik bu kadar. Son söz olarak şunları diyebilirim. Herkesi tebrik ediyorum sıjav sonucundan dolayı. Tercih dönemi stresi normal ama mutlu olun büyük bir başarıya imza attınız. Bu yazdıklarımı da gözünüzde büyütmeyin. Hepsi başlı başına çok güzeldi benim için sizin için de öyle olucak. Doktorluk insanların hayatlarına dokunabilmek onların size gelip teşekkür etmesi gülümsemelerini iyi olmalarını görmek gerçekten çok güzel şeyler. Tabi ki zor bir süreç. Ama herkesin yaptığı gibi siz de yapıcaksınız. Çoğu kişi size zor, tercih etmeyin diyebilir. Ama zor şeylerin sonucunda güzel şeyler değerli şeyler olur. Sizde bunu yapıcak güç olduğunu zaten ispatladınız. Bu mesleği seçerken yapcağınız şey kendinizi güzel bir amaç uğruna bişeylere adamak. Farklı beklentileriniz olmasın. Zaten bu en kıymetli şey. Kolay bölüm diye tercih yapmayın özellikle zor yerleri seçin. Önemli olan iyi bir doktor olmak. Sadece doktor olup diplomayı almak değil. O zihniyetle başlamayın. Önünüzde uykusuz geceler, bol stresli günler sınavlar olsa da hepsi güzel bir yolculuk. Neyse kısaca bahsettim fikirlerimden. Aklınızın bir köşesinde dursun. Yazım hataları olduysa da kusura bakmayın telefondan hızlıca yazdım. İyi tercihler hepinize.. |
|
Piyasada biçok hatchback araba var. Bunların arasında tercih yapıcam ve şuan astra enjoy 1.0 ile wv golf comfort 1.4 arasında kaldım. 70 bin tl sınırında en iyi hatchback araba sizce hangisi? Tavsiyelerinizi bekliyorum |
|
DODGE NITRO Araba tam bir tank. Güzel gözüküyor güçlü bir motoru var. Peki bu arabanın 2.elleri neden 50.000 - 60.000 civarı. Tamam servisi pahalı. Sadece istanbul'da. Tamam üretimi durdu. Piyasadan çekildi. Ama abi 50 bin ucuz değil mi bir tanka. Gidip fiesta mı alıyım o paraya? |
|
PUANIM 425 - 555 BASARI YUZDEM 9.21 OKULLARIN SIRALAMASI HEP PUANLARA GORE YAPILMIS. AMA BASARI YUZDESINE GORE YAPMAK DAHA DOGRU VE NET OLUR. BASARI YUZDESINE GORE SIRALAMA BULDUNUZ MU? VEYA GECEN SENE 9.21 GIBI BI ORAN VEYA ONA YAKIN BASARI YUZDESI YAPAN BI ARKADAS VARSA PUANI KACTI SOYLEYEBILIR MI? |
|
Vw. Ucuk markalari gecersek bmw ve merc den sonra en kaliteli marka o yuzden vw bi araba almaya uzuun bi arastirma doneminden sonra karar verdim. 1.2 105 ps duz vites midline GOLF 7 43bin 1.4 122 ps duz vites comfortline GOLF 7 48bin 1.4 122 ps duz vites sportline SCIROCCO 54bin Simdi hangi arac sizce? Golf 7 istiyorum cunku golf hosuma gidiyor bicok yeni teknoloji var arac yeni 10yil boyunca tipi eskimez ve 2.el iyi gider benzinli motorlar daha az yakiyor. Scirocco istiyorum cunku spor araba iyi olcak. Kizlarin hosuna gidiyor. Ve gencim. Aslinda tipine asik degilim ama yine hos ve fiyati da su aralar baya dusurmusler. Buraya kadar okuduysaniz hemen iki dakkada fikrinizi beyan edin bilginiz varsa paylasin lutfen. Tesekkurler. |
|
Arkadaslar land rover freelander 2 28bin de dizel aracim var. Son zamanlarda sesi degisti. İnce bi ses geliyor. Gecen de gazi kokleyince siyah duman geldi. Cekiste bi sorun farketmedim ama su ses olayi cok net. Devirle birlikte artiyor. Turboda sorun olabilir. Yani bi sorun oldugu kesin de ne olabilir sizce kasko karsilar mi ne kadar masraf cikarir? Git baktir diyceniz ama araba babamin o da haftasonu baktircak. Benimse icime dert oldu epeydir de bu sekilde kullaniyorum. Cevaplar icin tesekkurler. |
Tus denen sınav tıpta uzmanlık dallarına girmek için kazanılması gereken sınavdır. Bir sıralama sınavıdır. 120 temel 120 klinik sorudan oluşur, iki seansdır. Bu sınavda baraj puanı geçenler tercih yapar sıralamasına göre kazananlar bir bölüme asistan doktor yani araştırma görevlisi olarak yerleşip 3, 4 veya 5 yıl bölümüne göre eğitim alırlar. Bu eğitim süresince tabi ki hizmet de verir doktorluk yaparlar. Ardından ortalama 1 sene doğuda mecburi hizmet verdikten sonra uzman doktor olurlar. Şimdi temel olarak sınav bu.
Bizim sınavımızın Dünya’daki diğer uzmanlık sınavlardan olan farkı tamamen bilgi, ayrıntı bilgiden ibaret olması. Abd’de bir üniversitenin yaptığı araştırmaya göre en zor tıp sınavı. İçeriğini bilmesem de o çalışmanın bu zorluk ayrıntı bilgilerden geliyor olmasından kaynaklı. Sınav birincilerinin bile en az 10 yanlış yaptığını düşünürsek zorluğu burdan kaynaklı. Temel olarak bu sınavı kazananlar ne kadar nasıl çalışıyor onu anlatayım. Bu sınav tabi ki tamamen bilgi sınavı. Ezbere dayalı bilgi. Tüm tıp fakültesi boyunca alınan eğitim üzerinden soruluyor. Konu kitaplarını üst üste koyunca yaklaşık 1.5 metre olan binlerce sayfa bilgiden. Sınav böyle olunca çok çalışmanın yanında taktiksel çalışma belli bilgileri çok kere tekrar edip kelimelerden çağrışımlar yapıp ezberlemekten geçiyor. Aynı kitap en az 5 kere okunup her yeri işaretleniyor. 24 kitap var yaklaşık 200 sayfa her biri. Tabi ki birden çok kere okuyunca bir sonraki tekrarda hız ve anlama artıyor. Sınavdan yaklaşık 2 ay önce de son tekrar yapılıp. Olabildiğince son ana sıkıştırıp iyi hatırlanmaya çalışılıyor. O dönem bir tusiyer muhtemelen günde 14 saat masa başında oturuyordur. Genelde 2 senelik olan bir süreçte zorluk nerde derseniz sürecin uzunluğu ve psikolojiyi sağlam tutabilmekte. Başta herkes bu sürece çok hırslı başlıyor bu bir gerçek. Herkes tıp fakültesinin sonlarında uzun yıllar birçok sayıda sınava girmiş. Sınavlara hazırlanmayı mental olarak taktik olarak çözmüş insanlar. O yüzden bu konuya da büyük bir hevesle hırsla atlıyorlar. Tabi ki başarı hırsı da. Tabi ki uzman olma isteğiyle. Ama bu sürece girdikten sonra ciddi çalışan biri öyle bir moda giriyor ki her vaktinde her saniyesinde tusu düşünüyor. Ara verdiği on dakikayı kayıp olan on dakika olarak düşünüyor. Günde birkaç saat çalışma değil. Günde birkaç saat çalışmama olarak geçen bir süreç. Ve özellikle sürecin başlarında ilk bir sene istenilen puan artışı yakalanamıyor. Bu insanı yıpratıyor. Ve hayatı derse endeksleyince hayattaki diğer şeyleri çıkarmak zorunda kalıyoruz. İnanılmaz bir stres, bıkkınlık oluşuyor. Bu yüzden tus çalışanların çoğu antidepresan kullanıyor. Ayrı bir nokta tabi ki tusiyerler arası rekabet. Herkes çok hırslı herkes kendisini başkasıyla kıyaslıyor. Sıfır hareket sürekli bir odadasın. En güzel yaşlarını bir odada oturarak geçiriyorsun. Onlarca kez kendine soruyorsun değer mi? Kendini kandırıyorsun çok güzel olacak diye herşey. Ama asistanlık da onlarca nöbetin olduğu çalışma saatlerinin fazla olduğu ayrı bir zorluk. Ama yine de tek bildiğin bu olduğu için yola devam ediyorsun. Hedefini başarmak istiyorsun hırs yapıyorsun. Aylar böyle geçiyor. Modun değişiyor. Bakışın yüzün değişiyor. Yaşam enerjin gidiyor. Üzerinde farkında olmadığın bir stres. Uyuyamıyorsun gece birçok kez uyanıyorsun. Kendini ihmal ediyorsun. Arkadaşlarınla muhabbetin azalıyor. Hobilerin zaten yok. Neyse amacım hayıflanmak değil . Sadece ben başkalarının süreçlerini okuyunca empati yapmayı seviyorum o yüzden anlatıyorum. Sonuç olarak bakınca herhalde ygs lys’ye çalıştığım 20 katı çalıştığım bu sınavda ortalama üstü bir puanla bitirdim. Tabi bitirdikten sonra hayatımda bir boşluk aylarca süren bir kafa toplama evresi de oldu. Zor bir süreçti ama mutluyum. Zor birşeyi başardığım için, istediğim işi, benim için anlamlı olan işi yapacağım için, insanlara yardım edeceğim için, gurur duycağım bir iş yapcağım için. Bu zor süreçleri geçirmenin sadece tus için değil herşey için en büyük yararı sanırım insanın bir açıdan güçlenmesi, hayatına anlam gelmesi ve kendine daha çok inanması. Her süreç için söylüyorum sanırım hedefi başarmak yeni hedefler koymak insanı hayata bağlayan mutlu eden birşey. Zor ama güzel olansa bu süreçlerde güçlü durabilmek. Herkese kolay gelsin.