S

Binbaşı
08 Şubat 2005
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
0 üye
Görüntülenme (?)
30 (Bu ay: 1)
Gönderiler Hakkında
S
16 yıl
Saflara hoş geldin Polat!
Saflara hoş geldin Polat!


Rambo-Abdullah Çatlı kırması kahraman Polat, yıllardır Amerikan saflarındaki Türk sağını "Kahrolsun Amerika" pankartının altına taşıyor. "Kurtlar Vadisi Irak", sadece yenilmişlik duygusunu gideren bir yara bandı değil, aynı zamanda Türkiye sağının yeni safının habercisi...


Nihayet bizim de bir Rambo'muz oldu. Aynı onun gibi gözüpek ve atak... Onun gibi devlet tarafından yetiştirilmiş, özel eğitimden geçirilmiş. Attığını vuruyor. Rambo gibi az konuşuyor ama konuştu mu lafını esirgemiyor.
Rambo Vietnam'a gidip esir alınan Amerikan askerlerini kurtarırdı, Polat Irak'a gidip aşağılanan Türk askerlerinin öcünü alıyor.
İşin ilginç yanı "kahraman Polat", Rambo'dan ve Hollywood'dan öğrendiği bu numaraları, onların anavatanı Amerika'ya karşı kullanıyor.
Yani "kötü Amerikalılar"ı kendi silahlarıyla vuruyor.

Tarkan'dan Polat'a
"Kurtlar Vadisi Irak"ı izlerken gençliğimde "Kahpe Bizans"ı kılıçtan geçiren Tarkan filmlerinin hazzını aldım.
"Amerikan gavuru", günahsız Iraklılara acımasızca işkence yapıp çoluk çocuk demeden kurşunlarken yan koltuğumda oturan yaşlı teyze "Allah belanızı versin. Tüh vicdansızlar" diye söylenerek ortalama Türk insanının tepkisini veriyordu.
Polat tek başına zalim Amerikan ordusunu dize getirdikçe salonumuz çocukken Yılmaz Güney filmlerinde yaptığımızı yaptı ve bu zaferi alkışlarla karşıladı.

Yara bandı
Amerikan aksiyon filmlerinin dinamik temposu ve tekniğiyle Tarkan filmlerinin hamasetini ustaca yoğuran film soluk soluğa izleniyor.
Ancak başarısının sırrını bu sürükleyicilikten ziyade, son bir yılda içine düşürüldüğümüz yenilmişlik duygusunda aramalı...
Amerikalılar ulusal kırmızı çizgilerimizi silip bir de Süleymaniye'de kafamıza o çuvalları geçirdiğinden beri ezik bir ruh haliyle geziniyoruz.
Ne savaşa girer gibi yapıp girmemiş oluşumuz ne "Biz de onların komutanını donuna kadar soyduk" türünden üste çıkan palavralarımız bu ruh halini onarmaya yetti.
Ama şimdi Polat, Irak'ta çuvallamamıza ilaç gibi gelecek bir yara bandı sunuyor bize...
Senaryo, toplumdaki anti-Amerikan hissiyata da birebir denk düşüyor.
Nihayet gerçek hayatta yapamadığımızı filmde yaptık:
Amerikalıların başına çuval attık.
Üç kişiyle ordularını dağıttık.
Sam Amca'nın göğüs kafesini yardık.
Ve filmin galasında Amerikan askerlerine uşaklık yaptırdık.
İntikamımızı aldık.
Rahatladık.

İkame kahraman
Film Ortadoğu'ya ihraç edilirse Arap dünyasında büyük seyirci bulabilir ve Polat oradaki ezik ruhlular için de ideal bir kurtarıcı kahraman olabilir.
Bu Irak'taki durumu düzeltmez tabii ama ruhumuzu ferahlatır.
Sinemanın yarattığı hayal dünyasının bir faydası da budur.
Gerçek hayatta yapamadığımız dayılanmayı perdede görmek yenilmişliğin acısını hafifletir.
Eh, onca aşağılanmadan sonra toplumların bu afyona da ihtiyacı vardır.



Sam aynı Sam, Polat niye değişti?
Tarihsel açıdan bakarsanız "Kurtlar Vadisi Irak"taki asıl yenilik, Polat'ı Amerikan karşıtı saflarda görmemiz.
Malumunuz, Polat'ın ataları 1960'larda sokaklarda "Amerikalı
evine dön" diye yürüyen öğrencilerin üzerine "Komünistler Moskova'ya" diye bağırarak saldırmış, ateş açmışlardı.
Türkiye'nin en büyük öğrenci eylemlerinden biri 1968 yazında, Amerikan 6. Filosu'nun ziyaretinde yapılmıştı ve orada "Bağımsız Türkiye" sloganıyla yürüyenlerin üzerine açılan ateşle Vedat Demircioğlu öldürülmüştü.
Filmin kötü adamı Mr. Sam Marshall'ın da isabetle hatırlattığı gibi "Amerika, anti-komünist mücadele için Polat gibileri beslemiş, palazlandırmıştı."
Onu bırakın, "Polat'ın çalıştığı" Özel Kuvvetler, Amerikan parasıyla kurulmuş ve her yıl finanse edilmişti.
Ama gün oldu, filmdeki Sam gibi Sam Amca da "Artık size ihtiyacımız yok" deyiverdi.
Öküz öldü, ortaklık bozuldu.

Nereden nereye?
1950'lerde Marshall yardımı getiren gemileri törenlerle karşılayan Türkiye şimdi "büyük şeytan"a isim diye takıyor Marshall'ı...
1960'larda İstanbul'u ziyaret eden Amerikan askerleri için kerhane duvarlarını boyatanlar şimdi Iraklı dul, zalim Amerikalının kalbini deşince alkış tutuyor.
Polat işgalcilerle sosyalist jargonla konuşuyor, "Amerikan askerlerinin patronu Amerikan kapitalizmi değil mi?" diyor.
Amerika mı değişti?
Hayır. Vietnam'dan beri
Sam aynı Sam...
Lakin 11 çuval, Türk sağına 50 yılda anlatılamayanı anlatıverdi.
1960'larda boyanan kerhane duvarları nasıl Türk-ABD yakınlaşmasının fotoğrafı olarak hafızalara kaydolduysa, sanırım "Kurtlar Vadisi Irak" da Türk sağının Washington'dan kopuşunun simgesi olarak tarihe geçecek.



Polat, Çatlı mı?
Dizideki Polat'ı ayrı değerlendirmek lazım. Ama filmdeki Polat, hiç kuşkusuz Abdullah Çatlı'yı akla getiren bir karakter olarak çizilmiş.
Gökçen Çatlı'nın babasıyla ilgili anılarını okursanız ("Babam Çatlı", Gökçen Çatlı, Timaş, 2000) Çatlı ve arkadaşlarının bir dönemki eylemlerinin benzer şekilde değerlendirildiğini görürsünüz.
Çatlı da "devlet tarafından özel olarak işe alınıp yetiştirilmiş, milleti ve devleti için her türlü tehlikeyi göze almış, gerekirse cinayet işlemiş, sonra yurtiçi ve yurtdışında sayısız operasyonlara katılıp ülke menfaatleri için çalışmış bir kahraman" olarak tarif ediliyor.
Şu farkla ki, Çatlı'nın 1970'lerde ölüm emrini verdiği ve evlerinde boğazlanarak öldürülen yedi TİP'li genç, 30 yıl sonra bugün Polat'ın boğazladığı Amerikalılar ülkelerini işgal etmesin diye uğraşıyorlardı.
Belki de filmdeki Amerikalı'nın işaret ettiği gibi, şimdi Türklerle Kürtleri birbirine düşüren de, o gün sağcılarla solcuları birbirine kırdıran da onlardı.
Polat ve arkadaşlarının bunu anlaması 30 yıla ve 30 bin cana mal oldu.


Türk sinemasının inanılmaz sıçraması
"Kurtlar Vadisi Irak"ta gözü kara Polat'ın iki adamıyla Amerikan ordusunu dize getirmesi yürek ferahlatan bir palavra olabilir.
Ama Polat'ın Hollywood'u yüreğinden hançerleyeceği şimdiden belli gibi...
Sinema izleyici istatistikleri inanılmaz bir gelişmeyi haber veriyor:
Geçen yıl Türkiye'de toplam 28 milyon biletli seyirci vardı.
Bunların 11 milyonu yerli filmleri tercih etti.
Bu, yüzde 40 civarında bir Türk filmi seyircisi demekti.
Hollywood'un ezip geçtiği Avrupa'da (Fransa hariç) ulusal sinema seyirci oranı yüzde 10'larda geziniyor.
O yüzden yüzde 40'lık yerli film seyircisi, müthiş bir rakam...
Şimdi sıkı durun; çünkü daha da büyük bir rakam geliyor:
Geçtiğimiz ocak ayında yaklaşık 6 milyon seyirci sinemaya gitmiş. Bunlardan
5 milyonu Türk filmlerini tercih etmiş.
Yani oran yüzde 80'leri aşmış.
Ki, büyük seyirci çekeceği anlaşılan "Kurtlar Vadisi Irak" yeni vizyona girdi.
Ankara Sinema Derneği Başkanı Ahmet Boyacıoğlu "Şubatta toplam seyirci 10 milyona çıkacak, bunun 9 milyonu Türk filmi seyircisi olacak" tahmininde bulunuyor ve "Bu, Türk sinemasında bir Rönesans habercisidir" diyor.
Dedim ya, Polat Amerikalıları asıl burada vuracak gibi görünüyor.


Can Dündar - Milliyet - 5.2.2006

http://www.milliyet.com.tr/2006/02/05/yazar/dundar.html
S
16 yıl
Mehmet Ali Ağca Yakalandı
Gazeteci Abdi İpekçi’nin katili Mehmet Ali Ağca’nın tahliye edilmesi nedeniyle başlayan tartışmalara Yargıtay son noktayı koydu. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, “Mehmet Ali Ağca yanlış tahliye edilmiştir ve bu karar bozulmalıdır” dedi. Yargıtay Başsavcısı karara itiraz etmeyerek, Ağca’nın cezaevine girmesi kesinleşti.

Adalet Bakanlığı’nın itirazı üzerine Ağca’nın tahliyesini inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi, oybirliğiyle infaz süresinin yanlış hesaplandığına karar verdi. Yargıtay, Ağca’nın Papa suikasti nedeniyle İtalya’da yattığı 20 yılın İpekçi cinayeti cezasından mahsup edilemeyeceğine hükmetti. Kararda ayrıca Ağca’nın kamuoyunda ‘Rahşan Affı’ olarak bilinen yasadan da yararlanamayacağı yer aldı.

Mehmet Ali Ağca Dosyası

Kararda “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın istemi yerinde görüldüğünden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararının bozulmasına, diğer işlemlerin yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi” denildi.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin kararında Ağca’nın cezalarından, “öldürme” suçundan gözetim ve tutuklulukta geçirdiği 153 gün ile iade sırasında yolda geçirdiği 1 günlük sürenin indirilmesi gerekirken, İtalya’da geçirilen ve yanlış hesaplanan 20 yıl ile 4616 sayılı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesi’ne Dair Kanun uyarınca 10 yıllık sürelerin mahsubu sonucu erken koşullu salıverilmeye ilişkin Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararına karşı yapılan itirazı reddeden Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin hükmünün yerinde görülmediği kaydedildi.

YARGITAY TAHLİYE KARARINI BOZDU
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok karara itiraz etmeyerek, Ağca’nın yeniden cezaevine girmesinin önünü açmış oldu.

Mehmet Ali Ağca 12 Ocak’ta cezaevinden tahliye edilmiş, ancak bu karar başta Abdi İpekçi ailesi olmak üzere kamuoyunda geniş tepki toplamıştı. Tepkiler üzerine Adalet Bakanlığı, tahliye kararını yeniden incelenmesi için Yargıtay 1. Ceza Dairesi’ne göndermiştir.

AĞCA KARTAL’DA YAKALANDI
Mehmet Ali Ağca hakkındaki karar sonrasında İstanbul Kartal’da yakalandı. İstanbul Valisi Muammer Güler NTV’ye yaptığı açıklamada, Ağca’nın Emniyet Müdürdlüğü’ne götürüldüğünü açıkladı.


NTV yayınına katılan Ağca’nın Avukatı ise kararın resmen kendilerine bildirilmediğini, müvekkilinin bugün Yargıtay’da yapılan duruşmaya katılmak istediğini açıkladı.

Kaynak: NTVMSNBC

Vay anasını, demek bu ülkede arada sırada adaletin yerini bulduğu da oluyormuş. Şimdi Ağca'yı tahliye edenleri yargılamak lazım.
S
16 yıl
Türkiye sizinle gurur duyuyor
- siyasi liderlere göre genç sayılabilecek yaştaydı.. kadındı.. türkiye'nin en iyi liselerinden birinde okumuş, üniversite'yi amerika'larda bitirmişti.. ve türkiye'nin en iyi üniversitelerinden birinde hocaydı.. ekonomistti.. çağdaş türk kadının örneği olarak çıkmıştı siyasi arenaya.. kadınlar, gençler destekliyordu onu en fazla.. sürekli batılılığın, çağdaşlığın, modernizmin temsilcisi olduğu vurgusunu yapıyordu. gazeteler, televizyonlar hep ondan söz ediyordu. hızla yükseldi siyasi hayatta.. genel başkan olarak girdiği ilk seçimde "oyunuzu karanlığa vermeyin.. ya şeriat ya biz.." diye çıktı alanlara.. ve 2 ay sonra gericilikle, karanlık olmakla suçladıklarıyla kol kola kurdu hükümeti.. başbakandı. gün geçmiyordu ki bir yolsuzluk iddiası ortaya atılmasın. kocasının daha önceden batırdığı bankaya dair bir şeyler yazılmasın, konuşulmasın.. kafatasçı çetelerle el ele doğu'daki şiddeti alabildiğine artıran kararlara imza atan ve ikide bir milliyetçilik vurgusu yapan da oydu, abd'deki malvarlığını her defasında söz verip de getirmeyen de o..
bir mitingini hatırlıyorum.. gençler, kadınlar, ihtiyarlar, işçiler, köylüler sarmıştı çevresini.. türkiye onunla gurur duyuyordu..

- 1978'de 7 yedi genci gözünü kırpmadan katleden çetenin reisiydi.. sayısız öldürme, yaralama olayında ismi geçiyordu.. sonradan birtakım karanlık ilişkileriyle devlet için çalışmaya başladığı söyleniyordu.. asala denen örgütü çökertmek için eski faşist katillerden kurulan timin içindeydi.. yaptığı katliamlar hakkında açılan davalar sürekli sürüncemede kalırken o, sahte nüfus kağıdıyla devletin topladığı vergilerden elde ettiği kazançla iş bitiriyordu.. o artık 'vatanı ve milleti için çalışan bir işadamı'ydı.. asala'yı bitirmişti, uyuşturucu işine girmişti.. sonra bir gün bir kaza oldu.. bir milletvekili ve bir emniyet müdürüyle birlikte bir mercedes'in içinden çıktı cansız bedeni..
cenazesini hatırlıyorum.. binlerce insan toplanmıştı.. türkiye onunla da gurur duyuyordu..

- polistiler. manisa emniyet müdürlüğü'ne bağlıydılar. bir gün 16 tane genç getirildi önlerine.. kızlı erkekli.. 16'dan 30'una kadar 16 genç.. duvarlara sol bir örgüt lehine yazı yazdıklarıydı iddia edilen.. dövmüşlerdi o gençleri. elektrik vermişlerdi. makatında cop sokulduğunu söylüyordu delikanlılardan biri. bir genç kız "çırılçıplak soydular beni. göğüslerime, vajinama elektrik verdiler.." diyordu. gülüyorlardı kendi aralarında bütün bunları yaparken. fiziksel işkencenin yanına psikolojik işkenceyi de eklemek adına, faşist marşlar dinletiyorlardı gençlere. onlara verilen 'görevi' yerine getiriyorlardı. sonra bir gün bu olaylar basına yansıdı. polisler tespit edildi. haklarında dava açıldı.
duruşmalarını hatırlıyorum. birileri gelmişti adliye önüne, onlara destek olmak için. türkiye onlarla da gurur duyuyordu.

- eski genelkurmay başkanı'ydı.. karışık günlerdi o günler, çatışmalı, kanlı.. durumdan vazife çıkarmıştı. "kardeş kavgasına son verecekti"... 4 arkadaşıyla birlikte kararını verdi. yönetime el koyacaklardı. koydular da. ve ülkenin en karanlık yıllarına imza attılar. önce idamlar başladı.. birer ikişer darağacına yollanıyordu gençler. o zamanki yasalara göre 18 yaşın altındakiler idam edilemediği halde, idam edilen 17 yaşındaki genç hakkında sorulan soruyu "asmayalım da besleyelim mi?" diye yanıtlıyordu. sonra gözaltında ölümler başladı. ülkenin dört bir yanı koca bir işkencehaneye dönmüştü. karakollardan, cezaevlerinden gün geçmiyordu ki tutuklu ve hükümlülerin çığılığı yükselmesin. gün geçmiyordu ki cezaevlerinden bir ölüm haberi gelmesin. insanlara dışkı yedirildiği söyleniyordu kimi cezaevlerinde.. binlerce insan sakat kalmıştı.. karakola düşüp de dayakla kurtulan seviniyordu haline. o ise korkutmayı seçiyordu etrafı, "eğer.." diyordu..: "içimizden birini öldürmeye kalkacak olurlarsa, o örgütün elimizdeki bütün üyelerini öldürürüz.." bir ülkenin devlet başkanı, kendi cezaevlerinde kalan insanlara savaş esiri muamelesi yapıyordu. sonra yeni yaptırdığı anayasa'yı halkoyuna sundu. halkoyuna sundu dediysem yanlış anlaşılmasın, "hayır" propagandasını yapmak yasaktı. muhtarlardan bilgi toplanıyordu, kimlerin hayır oyu vereceği üzerine. referandum günü gelip çattığında bir de görüldü ki şeffaftı pusulanın içine konacağı zarf, verilen oyun ne olduğu gözüküyordu, jandarma denetiminde yapılan o oylamada. ve yüzde 92 gibi rekor bir oranla halk 'onaylamıştı' paşa paşa, paşasının yasasını. sonra laiklik diyordu her yerde, okullarda din dersini zorunlu hale getirirken.. laiklik diyordu, kuran'dan ayetlerle belgelendiriyordu miting konuşmalarını. şimdilerde güneye yerleşti. villasında yaşıyor.
geçenlerde halkın içine karışmasını hatırlıyorum. sarmıştı insanlar etrafını.. ve tabi türkiye onunla da gurur duyuyordu.

işte bu yüzden türkiye, ne zaman birileriyle gurur duysa; midemde bir ekşime başlar. korkarım.


Ekşisözlük'ten alıntıdır. Çok hoşuma gitti sizinle de paylaşmak istedim, özellikle Ağca ile "gurur duyan" insanlar varken.
S
16 yıl
Superonline ADSL
Superonline ayda 29 milyona sınırsız 512K ADSL veriyormuş galiba. Sırf kota saçmalığı yok diye ciddi ciddi geçmeyi düşünüyorum ama bağlantı kalitesinden şüpheliyim. Kullanan arkadaşlar varsa görüşlerini yazabilirler mi acaba? Superonline'a geçsem mi yoksa 512 kotalı ile Telekom'dan devam mı etsem?
S
16 yıl
Kibar Spam
Hi There,
My name is Rodney
I am sorry for the unusual approach but I have acquired
your email address xxxxx@xxx.xxx
as a person who is actively involved or is looking for an
online `Business `Opportunity.

If this is the case I would be grateful if you would allow
me to send you details of an opportunity that I am currently
involved in at the moment.

I did not want to send you any details until I had mailed
you to seek your permission first,as experience has taught
me that not all leads that we acquire are genuine`Business
Opportunity Seekers, If this is the case for you then please
ignore this email as you have already been excluded from
future mailing from me.

If however It would be ok to send you details of my
Opportunity then please send an email to
rhodvhan@TECHEMAIL.COM with "Send_me_info." in the subject line
and your Name in the text body, without this I cannot send
you any further information I am afraid.

So why not give it a try?... it's`FREE anyway!...
Just give me a chance to show you how our program
works.

You can cancel your membership anytime you want.

Looking forward to hearing from you.

Thank you very much for your time and your cooperation,

God Bless You and your Family

Yours sincerely,

Rodney
mailto: rhodvhan@TECHEMAIL.COM
4:43:58 PM
1/4/2006



İyice b.ku çıktı işin
S
16 yıl
FEAR'da ekstra performans
Gün geçmiyor ki bir ilginçlik daha yaşanmasın sevgili okuyucularımız [Dikkat Şahan Çıkabilir aklınıza geldi mi burada? :)]. Bildiğiniz gibi oyunların .exe uzantılı dosya isimlerini değiştirince ekran kartı üreticilerinin yaptığı hileler ortaya çıkmıştı geçtiğimiz senelerde. Şimdi de FEAR'da ATI kart kullananlar için bu olayın tam tersi yaşanıyor.

Eğer kartınız X serisi bir ATI ise (9XXX serilerinde sonuç ne oluyor deneme şansım olmadı), mesela X800 gibi, oyunun kurulu olduğu klasördeki FEAR.exe dosyasının adını değiştirdiğiniz zaman (ben FCK.exe yaptım) kartın oyundaki performansı yaklaşık %15 artıyor.

FEAR gibi kartları çok zorlayan bir oyunda bu %15'lik performans artışı ise oldukça önemli.

Eğer belirtilen kartlara sahipseniz siz de deneyin, bu arada benim gözüme çarpan oyundaki duman efektlerinin kalitesinin biraz düştüğü oldu. Bana mı öyle geldi bilmiyorum ama FEAR.exe'yi değiştirince biraz değişklik oluyor gibi...

Not: Radeon 9XXX sahipleri de deneyip sonucu yorum kısmına yazarlarsa seviniriz.


kaynak:www.trgamer.com
S
16 yıl
http://anti-arkadas.5u.com/
http://anti-arkadas.5u.com/

Haftasonu bi arkadaşla beraber bu siteyi yaptık, bakalım beğenecek misiniz
S
16 yıl
MotoGP İstanbul
Yarışları izleyen var mı? 125cc çok manyaktı yaw. Tabii reklamın bitişinde Okay Karacan'ın lafına yarıldım (NTV de sağolsun dakikada bir reklam soktu). Yayına girdiğini farketmemişti herhalde

"artık bitirin reklamı lan yarış süper"

Şimdi 250cc başlıyor
S
16 yıl
Türkler Ayda
- Houston..
- Efendim abi...
- Aya inmek üzereyiz...
- Hadi hayirlisi...
- Kraterli olandi di mi ay?


- Houston...
- Evet Apollo, ay yürüyüsünüz bitti mi?
- Bitti bitmesine de bu Ayi Cemal tutturdu gelmisken Amerikan bayragini
sökelim, bizimkini koyalim diye, onu ararken kaybolduk, az daha oksijenimiz
bitiyordu.
- Buldunuz mu bari?
- Bulduk ama sökemedik, nasil dikmislerse gavurlar...
Cemal yarin ay araciyla üzerinden gecmeyi deneyecek...
- Helal olsun aslanlar... Size güveniyoruz...



- Houston...
- Apollo?
- Ya bu Cemal Fener bayragi getirmis yaninda, aya onu da dikmek istiyor,
yere de topladigimiz taslardan "Efsane geri döndü" yazdi... Ben hayatta terk
etmem burayi o bayrak buradayken...
Bir cim bom bayragi yollayin hemen...
- Merak etme Apollo, biliyordum ben o hosafin böyle bisiy yapacagini... Acil oksijen
depolarinin oldugu yere bakarsan göreceksin ki oksijen tüpleri orada yok...
niye? Cünkü kardesin oraya anli sanli dev bir GS bayragi koydu..
- Hehe.. büyüksün Houston... seni seviyorum...
Yenilse de yense de...



- Houston
- Nedir?
- Abi ben cok sikildim burada, su dönüs tarihini öne alalim diyecektim...
- Olur mu, daha Satürn'e gidip örnek alacaksiniz!
- Abi ben hep örnek almisimdir Satürn'ü zaten, bi an önce dönelim...
diyorum
- Ya Apollo, bak sinirimi bozma, kitlerim kumanda aletlerinizi buradan, bi
daha dönmek nasip olmaz!!!
- Ama abi ya... :(
- Sus sus !



- Apollo!
- Buyur Houstoncugum
- Venüs'ten tas örneklerini aldiniz mi?
- Aldik aldik, bi sürü tasimiz oldu, simdi dönmek üzere yola ciktik, 24
saatte yörüngeye gireriz..
- Cok iyi. Bilim adina önemli seyler yaptiniz..
- Ya bisey sorcam Houston...
- Sor..
- Neden sadece tas toplattiniz bize, o kadar böcek, cicek vardi, bi de o tek
gözlü yaratiklardan da getirseydik?
- Hastir, neden söylemediniz?
- Neyi abi?



- Houston bisey sorcam, biz niye topladik bu tasdi kumdu falan, ne yapcaz ki
bunlari?
- Bilimsel arastirmalar icin, evrenin sirlarini gizlerini ögrenmek icin
falan, biliyorsun bunlar bi cok konuda bizleri aydinlatabilir..
- Yani cok önemli seyler bunlar yani?
- Evet Apollo, hadi yörüngeye girmek üzeresiniz, hazirlanin artik bu arada
sen niye soruyon bunlari???
- Valla Houston, ben bu örnekleri topladiktan sonra Cemal Abi'ye vermistim,
gemiye koy diye, o da zannetmiski kapiya kadar götürecek, ben oradan alip
bagaja koycam, yani senin anlayacagin biz onlari ayda unuttuk galiba...
- Neeee?
- Abi yörüngeye giriyoz, sonra konusalim..



- Houston?
- Apollo..
- Houston bisiy diycem ama kapatmak yok..
- Go ahead Apollo..
- Houston 10 aydir uzaydayim, burada bu kadar astronot, kozmonot arkadasla
irtibatim oldu, yeminle söylüyorum, sen hepsine bes basarsin.
Seni neden yer ekibine vermisler anlamis degilim.
- Sorma hocam, bir takim politik olaylara kurban gittik, cok büyük yanlislar
yapildi bize...
- Sen digerlerinden farklisin, halk adamisin sen. Seni seviyorum Houston...
- Ben de seni Apollo...



-Apollo napiyosunuz orda bu duman da ne?
- Mangal yakiyoruz güzel kardesim. Hapla olmaz ki bu beslenme isi.
Bilememissiniz siz.
- Karbonmonoksitten zehirlenme ihtimaliniz var, derhal söndürün.
- Hop alooo. Delikanli adama birsey olmaz.



- Turkship 2ABC4, motorlari kapattiniz. Bir sorun mu var?
- Yok be Houston. jupiter cekiyo zaten, bosa aldim. Fazla yakmasin
alet.



- Alo Houston, benzin bitti ne yapalim?
- Ne yaptin lan o kadar benzini, ictin mi?
- Yok bee, yörüngeye inerken bir ufoyla yaristim. Ama varyaa sana ne diyim
ne hizdi bee.
- Deme!



- Houston... Ruslarla kenetlenmemize olanak yok.
- Neden?
- Hanim kiziyor. "Burada kenetlendigin yetmiyor mu ruslarla? Bi de
orada kenetleneceksin" diyor.



- Houston!! Houston diyorum alow!!
- Ne var nooldu?
- Cemal abiyi dövüyorlar yetisin.



- Houston, Mars'da hayat yok abi. 9 dedi mi yatiyorlar herifler.
Canimiz sikildi. Dönüyoruz biz..



- Houston, Alien filminin sonunda ne oluyordu biliyon mu? Benim aldigim
VCD'nin 2. CD'si bozuk cikmisti da izleyemediydim.
- Nerden aklina geldi simdi?
- Cemal abinin kafaya birsey yapisti da, cikaramiyoruz. O sebeple...



- Houston, ilk yardim cantasi neredeydi?
- Yine ne halt yediniz?
- Gecen Usak'ta tasa tuttugumuz uzaylilarla karsilastik. Tanidi bizi
herifler. Kirdilar Cemal abinin fanusu.



- Houston?
- Efendim?
- Vali Bey'e öyle, yarin okullari tatil etsin. Kar geliyor. Ben
gördüm.
S
16 yıl
Türk işi virüs:)
Dear Receiver,
> You have just received a Turkish Laz virus.
> Since we are not so technologically advanced in
> Trabzon-Turkey,this is a manual virus.
> Please delete all the files on your hard disk
> yourself and send this mail to everyone you know.
> Thank you very much for helping us.
> Hacker Temel

"Sayın Alıcı;
Şu anda Türk bir Laz virüsü almış bulunmaktasınız.
Trabzon-Türkiye teknolojik olarak pek gelişmiş
sayılamayacağı için, bu manuel bir virüstür.
Lütfen kendi hard diskinizdeki tüm dosyaları siliniz ve
bu maili tanıdığınız herkese yollayınız.
Teşekkürler.
Hacker Temel"

DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.