O

Binbaşı
05 Şubat 2005
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
4 üye
Görüntülenme (?)
34 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
O
6 yıl
ePTTAVM
Arkadaşlar, bu siteden telefon aldım geçen Cuma günü. Bugün hala hazırlık aşamasında yazıyor. Aldığıma pişman oldum, bu kadar geç göndereceklerini düşünmemiştim. 3-7 gün yasal süresi var, sonuna kadar kullanacaklar sanırım. Tatile çıkacaktım, telefonsuz çıkıcam artık. Bilginiz olsun.
O
6 yıl
Dağıtım Kutusu
Merhaba arkadaşlar,

Binamızda dağıtım kutusu yok ve gelen kabloda ek yerleri var, sürekli sorun yaşıyoruz. İnternette okuduğum kadarıyla dilekçe verildikten sonra uzun süre gelmiyorlarmış. Bu durumu çözmenin bir yolu yok mu? Bana hizmet getirmeyen kendileri, ama hiçbir şey yapamıyoruz malesef. Şikayet.var a yazdım, bilmiyorum faydası olur mu. Buradaki şikayet kısmına da yazdım geri dönüşler oldu fakat geçici çözüm uyguladılar.

Teşekkürler..
O
6 yıl
HTC 8X Kulaklık
Merhaba arkadaşlar,

Kulaklığım bozuldu, bildiğiniz gibi Beats Audio özelliği orjinal kulaklığı ile çok iyi hissediliyordu. Aynı kulaklığı tekrar nereden bulabiliriz? İnternette sahte ürünler var sanırım. Veya başka marka kulaklıklardan en iyi fiyat/performans hangi modellerden alınır?
O
7 yıl
Lucescu Röportajı
O
7 yıl
Short Term 12 (2013)


www.shortterm12.com

www.imdb.com/title/tt2370248



Tek katlı bahçeli bir evden yarı çıplak koşarak kaçan bir yeniyetmeyle açılıyor film. Gözetim altında tutulması gereken, risk sınırındaki gençlerin bakıldığı bir merkezdeyiz. Duygusal ve fiziksel yaralarla yaşayan bu çocuklarla ilgilenen Grace ve Mason, aynı merkezde çalışan ve birlikte yaşayan iki sevgilidir. İşlerine ve birbirlerine tutkuyla bağlı olmalarının yanında, özel hayatlarında belli belirsiz bir gerginlik yaşıyorlar. Grace, bakımevine yeni gelen bir kız çocuğuyla bağ kurar. Onun hayatını normalleştirme çabasının kendi hayatına da dokunuyor olduğunu zamanla fark eder. Sıkıntılı geçmişi, onu öngöremediği bir geleceğe taşıyacaktır. Kısa Dönem 12, Amerika’nın en büyük bağımsız film festivallerinden birini bünyesinde barındıran SXSW’de, hem Jüri Büyük Ödülü’nü hem de İzleyici Ödülü’nü aldı.


O
8 yıl
Dejavu
< Resime gitmek için tıklayın >

Ünal Başgan ‏@UnalBasgan

O
8 yıl
Siz hâlâ tekmeliğin yeterli olduğuna inananlardan mısınız?
Drogba bir sır verdi; "Şampiyon olduğumuz maçtan üç gün sonra bile evde kıpırdamadan yatıyordum" diyen Galatasaray'ın 10 numarası Sneijder kendini toparlayıp, Hollanda Milli Takımı'na tekrar seçildi

Kimin söylediğinin pek bir önemi yok, çünkü söyleyen de hatırlamak istemiyordur bu cümleyi: "Hagi bastonuyla geldi." 17 yıl önce Barcelona'dan Galatasaray'a geldiğinde 31 yaşında olan Hagi'yi yaşlı bulanların sayısı doğrusu az değildi o günlerde. 90'larda, 30'lu yaşların ilk yarısı, futbolcular için kariyerinin sonbaharı demekti. Kendilerine iyi bakanlar hariç... Rumen efsanenin beş yıl boyunca oynadığı futbol eleştiri sahiplerinde 'baston etkisi' yarattı ve "Her güzel şeyin bir sonu var" diyen Hagi, 36'sında futbola veda etti. Formayı çıkardıktan üç yıl sonra kendisine "İki yıl daha oynamaz mıydın?" diye sorduğumda da "Oynardım ama haftada beş gün idman yapacak gücüm kalmamıştı. Maçları oynardım ama o idmanlara çıkmamak olmazdı" dedi. 10'un vedasından 12 yıl sonra bir başka süperstar, Drogba, Galatasaray formasını sırtına geçirdiğinde yaşının karşısında 35 yazıyordu. Hagi'nin futbolu bıraktığı yaştan bir eksik. Dünya değişmiş, futbol değişmiş, oyun hızlanmış, defans oyuncuları birer gladyatöre dönüşmüş ama ne gam... Drogba 'doktordan satılık' otomobil edasıyla sol şeritten devam etti ve hâlâ da ediyor. Düzenli idman yapmak, yediğine içtiğine dikkat etmek, uykunun hakkını vermek profesyonel futbolun olmazsa olmazı. İşine saygı gösterenlerin de bunları yerine getirdiğinde kariyerlerine en az beş yıl ekledikleri kesin. Fakat Drogba, Maldini, Puyol, Cafu, Costacurta gibi isimler nasıl oluyor da yolun yarısındayken bile futbol topunun peşinden koşuyorlar?

HER MAÇTA VÜCUDUMU ZORLADIM
Bu sorunun cevabını bize belki Sneijder verebilir. 28 yaşında Galatasaray'a geldiğinde İtalya'da 'bitmiş' damgası yiyen Hollandalı 10 numaranın, Fransız So Foot dergisine verdiği röportaja bir göz atalım hep beraber. Sneijder, geçen sezonun ikinci yarısını şöyle anlatıyor: "Galatasaray'a geldiğimde takımın bir parçası olup yardım etmek istedim arkadaşlarıma. İstedim ama fizik olarak bunu yapamayacağım da farkındaydım. Vücudumu her maç zorladım. Şampiyon olduğumuz maçta ne varsa verdim ve o maçtan üç gün sonra bile evde kıpırdamadan yatıyordum. Bu kadarı fazlaydı. İmdadıma Drogba yetişti ve osteopati uzmanı tavsiye etti. Artık onlarla birlikte çalışıyorum ve onlara çok güveniyorum." Malum yaz bitti, şair Murathan Mungan'ın dizelerinde de, takvim yapraklarında da... Mevsimlerden grip, nezle şimdi şehirde yaşayanlar için. Yatağa düştüğünde vitamin haplarına saldıranlarla, sürekli adale sakatlıklarından mustarip olup doktor doktor dolaşan Sneijder arasında bir fark yok. İşte burada devreye giren adam daha bir ay önce "En az üç yıl daha futbol oynarım" diyen Didier Drogba. O ve onun gibi kariyerlerini uzatan yıldızların sırrı koruyucu hekimlikte. Acımasız darbelerle yıkılmamak, 90 dakikayı çıkarabilmek için, depar attıkları zaman adaleleri yırtılmasın diye bilimin sunduğu yeniliklerin, usta hekimlerin peşinde koşuyor 40'ına merdiven dayayan futbolcular...

GÖRÜNMEZ ZIRHLAR
Maldini, Cafu, Abbiati, Ambrosini, Seedorf, Sergio'ya yolun yarısında forma giydiren ve adı 'huzur evi'ne çıkan Milan kulübü de futbol dünyasında koruyucu hekimliğin öncüsü. Sakatlanınca Bayern Münih'in doktoru Wohlfahrt'a koşma devri çoktan bitti. Artık Jean Pierre Meersseman (Milan'ın sahibi ve İtalya eski başbakanı Silvio Berlusconi'nin 35 yıllık özel doktoru) gibi, Milan'ın dillere destan sağlık merkezi MilanLab'ı kuran ve futbolcuların sakatlanmaması için farklı teknikler kullanan doktorlar revaçta. Meersseman ve onun gibilerinin inandığı, kısaca vücudun bir bölgesindeki rahatsızlığın diğer bir bölgede sakatlığa sebep olabileceği. Örneğin çürük dişi olan bir futbolcunun adale ağrılarının dinmemesi ya da karaciğerinde sorun olan bir diğerinin omzundaki ağrıya ortopedist ile çare arayıp bulamaması gibi... Kineziyoloji, osteopati, kiropraktik uzmanları artık futbolun parçası... Modern gladyatörlerin gözle görülmeyen zırhlarını bu bilim dallarının uzmanları hazırlıyor artık. Yoksa siz hâlâ tekmeliğin yeterli olduğuna inananlardan mısınız?

NEDİR BU OSTEOPATİ?
Osteopati: Hastalıklarda kas-iskelet sisteminin etkinliği üzerinde duran tamamlayıcı tıp metodu. Bir sinirin veya omurilikten gelen sinirlerin, fiziksel veya duygusal etkilenmeden dolayı organlarda görülen, özellikle eklemlerdeki fizyolojik bozuklukların hareket kısıtlılığını düzeltme, fonksiyonel bozuklukları ve ağrıları yok etme amacıyla uygulanan tedavi yöntemi.
Kineziyoloji: Hareket bilimi. İnsan hareket sisteminin yapı ve özelliklerini, bu özelliklerin hareket anındaki tesirlerinin çeşitli hareketleri, yer, konum ve zamanla olan ilişkilerini, hareketlerdeki sınırlamaları, hareket prensiplerini içeren dal.
Kiropraktik: Sinir sistemini düzenlemek amacıyla omurga, kemik ve kaslara müdahele etme yöntemi. Genel hedef omurgada var olduğu düşünülen oynamaları ortadan kaldırmaktır.

http://www.sabah.com.tr/Pazar/2013/09/15/didier-drogbanin-sneijdere-verdigi-sir
O
8 yıl
Burak Yılmaz!!
Burak olmadan forvet hattı kamyon gibi, sert ama çok yavaş, Burak olsa bu defansı koşularıyla dağıtırdı, sonra oluşan boşlukta Drogba, Sneijder, Amrabat atardı Burak yine kötü futbolcu olurdu.
O
8 yıl
Bunun adı ihanet! (Sergen Yalçın 04/07/13 HTSpor)
U20 Dünya Kupası’nda Türkiye gibi bir takımın, hem de kendi ev sahipliğinde yapılan organizasyonda bu kadar aciz duruma düşmesi beni üzdü. Gerçekler yüzümüze tokat gibi çarptı. Fransa ile aramızda futbol mantalitesi bakımından fersahlar olduğu açıktı. Çok zayıf, çaresiz kaldık. Salih Uçan, 11’de oynasa da değişmezdi, çünkü sorun bireysel yetenek değil... Takım performansımız çok yetersiz. Bakıyorum ortada sistem filan yok. Çocuklara bir şey öğretilmemiş... Belirli bir düzen içinde oynamıyorlar, tesadüflere dayalı hücuma kalkıyorlar. Eğer rakip bir hata yaparsa, belki yeneriz havası hakimdi.

< Resime gitmek için tıklayın >

ALLAH’A EMANET

Burada hocanın da kabahati yok... Asıl suçlu, Milli Takım’ın alt yaş kategorilerinde bir türlü doğru yapılanmayı hayata geçiremeyenler... Bu çocuklar aşağıdan yukarı gelirken hiçbir şey öğrenmemişler. Bu büyük problem. Her ülkenin kendine has sistemi, oyun yapısı ve bunu uzun yıllardır uygulayan altyapı hocaları vardır. Bizde maalesef altyapılar Allah’a emanet... Federasyondakiler kendi adamlarını buraya getiriyor. Sürekli sirkülasyon olduğu için de sistem kurulması mümkün olmuyor. Günlük düşünülüyor. Altyapı, fazla baskı da olmadığı için ahbap-çavuş mantığıyla yönetiliyor. Türk futbolu böyle yönetilmeyi hak etmiyor. Böyle bir tabloda başarılı olmak mümkün değil. Altyapılarda, A Milli Takım’a entegre olacak sistem benimsenmeli. Ama hocalar sürekli değişiyor. Alt yaş kategorilerine göstermelik ilgi gösteriliyor. Federasyon, bu şekilde Türk futboluna ihanet ediyor.

SERPİL HAMDİ TÜZÜN GİBİ BİRİ GETİRİLMELİ

Tamam, yetenekli gençlerimiz var... Ama bunları istediğimiz seviyeye çıkaramıyoruz. Onları kaderleriyle baş başa bırakıyoruz. Altyapı hocaları, farklı olur... Eğitici, öğretici, geliştirici olur... Burada görev alacak isimle en az 7-8 yıllık bir anlaşma yapılmalı... Benim gözümde bu konudaki tek isim Serpil Hamdi Tüzün’dür... Öyle birini getireceksin. Birinci lig hocalarını buraya koyarsan, başarılı olamazsın... Yaş kategorileri ya iş bulamayan ya da o yıl teklif gelmeyen hocalar için “dinlenme” yeri olarak görülüyor. Teklif gelince gidiyorlar, her şey silbaştan oluyor. Yanlış anlaşılmasın, bu sözlerim Feyyaz Uçar’a değil. O ne yapsın, bu çocuklarla ne kadar çalışmış ki başarı beklensin...

YETER DEMİRÖREN!

Mehmet Ali Aydınlar’ın ardından ‘piyon’ olarak Yıldırım Demirören Futbol Federasyonu koltuğuna oturdu. Bu işlerden hiç anlamaz. Beşiktaş’ı ne duruma düşürdüğü ortada, şimdi federasyon da giderek irtifa kaybediyor. Yazık, çok yazık... Bir kere Demirören, futboldan anladığını sanır, ama hiç anlamaz. Futbolu, oyunu, oyuncuyu yorumlayamaz.. İşi bilse, Beşiktaş’ta başarılı olurdu... Bu kulüpleri de anlamak mümkün değil... Hangi akla hizmet TFF’nin başına getiriyorlar, inanılır gibi değil.. Demirören ancak ekibi sağlamsa, koltukta durabilir, başkanlık yapabilir... Ama görülüyor ki ne MHK’sı, ne PFDK’sı ne de Tahkim Kurulu’na güvenen yok. Kulüpler bile sırt çevirdiler...

DİNAMİT KOYDULAR

Türk futbolu kaotik günlerden geçiyor... Bana göre Türkiye’de futboldan artık el çekmesi gereken isimler var. Bunların başında da Demirören geliyor. Olmuyor, kaldıkça daha fazla zarar veriyor. İşbilmez Yıldırım Demirören ve Göksel Gümüşdağ ikilisi Türk futbolunu bitirdiler. Gümüşdağ, Abdullah Avcı’yı Milli Takım’a hoca yaptırdı. Elbirliğiyle Türk futbolunun altına dinamit koydular. Bunların futbol bilgisi nedir ki hoca seçiyorlar.

6+0 KARARI TRAJİKOMİK

Böyle komedi görülmedi... Ancak Türkiye’de olurdu, oldu... Sen Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynuyorsun, Avrupa Ligi’nde finalin eşiğinden dönüyorsun, ertesi sene sanki Avrupa’da sıfır çekmişsin gibi yabancı sayısını düşürmeye çalışıyorsun. Ey TFF, insanı güldürüyorsun! Senin 6 yabancına karşı rakipte 10-15 yabancı var. Nasıl başedeceksin. Topla, tüfekle, iman gücüyle mi! TFF, bu kararla Türk futbolunu küçültüyor, ayağına kurşun sıkıyor farkında değil. Neymiş, Türk gençleri ön plana çıksınmış... Kardeşim, sen yurt dışından Messi ve Ronaldo’yu mu getiriyorsun, istisnalar dışında yüzde 70’i vasat oyuncular getiriyorsun... İyi futbolcu, kendini gösterir. Senin gençlerin bu gelenlerden daha yetenekli değilse, zaten oynamasınlar... Yabancı sayısını kısıtlarsan, nasıl Avrupa’da başarılı olabilirsin ki? Bir yere kadar gidersin, sonra ipini çekerler, geri dönersin.

CEZALAR FENER'İ ETKİLER BEŞİKTAŞ'I ETKİLEMEZ

UEFA’dan gelen cezalar Tahkim Kurulu tarafından onaylanırsa, bu durum Fenerbahçe açısından büyük kriz yaratır. Yönetimde sıkıntı artar. Daha büyük kulüplere sıçramak isteyen yabancılar, gelmez... Ama Beşiktaş için cezaların çok önemli olduğunu düşünmüyorum. Zaten bütçe olarak Avrupa’da mücadele edebilecek seviyede değiller. Stadları yok. Bir bakıma iyi bile olmuş olabilir.

G.SARAY ALIR GÖTÜRÜR

Yeni sezonda da şampiyonun isminin değişeceğine ihtimal vermiyorum. Galatasaray alır götürür... Şu anda kadro kalitesi olsun, başkan ve teknik heyet açısından devamlılığı olsun Galatasaray rakiplerinden çok farklı... Yetişebilecek en yakın kulüp Fenerbahçe’ydi... Ancak iki yıl Avrupa’dan ceza almaları, oyuncuları demoralize edebilir. Yönetimde yaşanan sıkıntılar da çabası...

YANAL, FENERBAHÇE'NİN HOCASI OLAMAZ

F.Bahçe’nin hoca dezavantajı var. Ersun Yanal, Fenerbahçe gibi çalışılırken ateşten gömlek giyilen bir takımı yönetecek kapasitede değil. Ceza gelecek diye, hoca yokluğunda bir seçim yaptılar. Yanal, Türkiye için iyi bir hoca olabilir ama üç büyüklerde hocalık yapacak seviyede değil. Bir Fatih Terim’le yarışamaz. Aykut Kocaman kalsa bir nebze daha iyiydi... Takımı tanıyordu. Kulübün içinden gelmiş, başarılı olmuş isimdi ve kredisi de fazlaydı.

FATİH TERİM VARSA 1-0 ÖNDESİN

Fatih Terim, hem karizması, hem ağırlığı hem de takım üzerindeki gücü olsun çok farklı... Bir defa Galatasaray’ın çok büyük bir hoca avantajı var. Bir kere Galatasaray, yüzde 10 hoca avantajıyla lige başlıyor. Yani yarışa 1-0 önde giriyor. Ben Terim’in büyük bir sürpriz olmazsa üst üste 3. şampiyonluğu kazandıracağını düşünüyorum.

BİLİC'İ BEĞENİYORUM

Beşiktaş, Bilic’i göreve getirdi. Agresif bir teknik direktör. Hırvatistan’ı çalıştırırken kulübede izledim. Beğendiğim bir hoca. Beşiktaş’ta başarılı olabilmesi için uzun süreli çalışması lazım. İyi bir teknik direktör. Bir yıllık geçiş sürecinden sonra Beşiktaş daha iyi yerlere gelecektir. Bu sene işi zor. Daha sonraki süreçte yavaş yavaş toparlanır. Bilic’in taraftarla kanının uyuşması da önemli bir avantaj. Takımla da kimyası örtüşecektir.

4 TRANSFERE BAKIŞ

BRUNO ALVES (F.BAHÇE): Çok iyi bir transfer. Defansta büyük katkı sağlayacaktır. Ama Holmen’i gereksiz buldum.

CHEDJOU (G.SARAY): Güçlü fiziği var. Galatasaray’ın en zayıf bölgesi savunmasıydı. İsabetli tercih yaptılar.

GÖKHAN TÖRE (BEŞİKTAŞ): Adı var, kendi yok... Bakalım, bu kez Beşiktaş’ta varlığını ispat edebilecek mi?

BATUHAN KARADENİZ (TRABZON): Bu kafa yapısıyla Batuhan’dan hiçbir şey olmaz. Kendine, yeteneklerine ihanet eden bir oyuncu.



Kaynak
O
8 yıl
Adamsın Mutu!
Rumen futbolcu, kanalizasyondan kurtarılan ‘mucize çocuğu’ evlat edinmek istediğini söyledi. Mutu, siyasal prosedürleri çözmek için yardım istedi.

< Resime gitmek için tıklayın >



Adrian Mutu… O belki de Hagi’den sonra Rumen futbolunun en büyük yeteneğiydi. Ancak bir ‘gençlik hatası’ olarak kullandığı kokain kariyerini yok etti. Bu olay sonrası ağır tazminat ödemek zorunda kaldı. “Mutu” denince akla gelen ilk kelime artık ‘kokain’ değil ‘insanlık’ olacak. Futbola veda eden ünlü yıldız, Çin’in Jinhua kentinde dünyayı şoke eden kanalizasyon borusundan kurtarılan ‘mucize bebek’ için harekete geçti. Talihsiz bebeğin kurtarılma görüntülerini izlediğinden beri üzüntüden yemek bile yiyemediğini belirten Mutu, çocuğun hayatını kurtarmak için evlat edinmek istediğini söyledi.

Üç çocuk sahibi olan Mutu eşi Consuelo ile görüşüp bebeği evlat edinmeleri gerektiği konusunda ikna etti. PRO TV’ye konuşan Mutu “O bana Tanrı tarafından gönderildi. Mutlaka evlat edinmeliyim” diye yakardı. 17 ülkenin Çinli çocukları evlat edinme hakkı bulunuyor ve maalesef Romanya bunların arasında yer almıyor.

http://amkspor.com/2013/05/31/adamsin-mutu.html

http://www.guardian.co.uk/football/2013/may/30/adrian-mutu-adopt-baby-sewage-pipe

http://www.thesun.co.uk/sol/homepage/news/4948387/Football-drugs-cheat-Adrian-Mutu-keen-to-adopt-flushed-Chinese-baby.html

http://www.dailymail.co.uk/sport/football/article-2333441/Ex-Chelsea-striker-Adrian-Mutu-wants-adopt-Chinese-baby-flushed-toilet.html?ico=sport

http://sports.yahoo.com/blogs/soccer-dirty-tackle/adrian-mutu-wants-adopt-chinese-sewer-baby-165239383.html
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.