| www.engereksizlink.com |

| mesela herkes zoom diyor. Zoom olunca daha mı hızlı olur acaba. Ben şimdi yabancı bi siteden downlad yaptım. 512 k ile 48 ile indi. Fakat başka bir dosyayı da beraber indirince toplam 64 kbps ile indi. Yani bence modemde sorun olsa toplam 64 ile indirmez. Telekomdaki sorun devam mı ediyor. Bu arada hızım da 54 çıkıyor ttnet speedtestte. |
|
< Resime gitmek için tıklayın > Tam isabet... Nişancılık tanrı vergisi, ama yetkinleşmek mümkün. Peki nasıl? Gözlerini eğit, duyularınla işbirliği yap, bedeninle düşün. Düzenli aralıklarla art arda fırlayan bıçaklar, genç kızın başından ayağına, bedeninden sadece birkaç santim uzağa dizi dizi saplanıyor. Son atışta ise, hedef alınan başın üstündeki iskambil kâğıdı mıhlanıyor. Bu dudak uçuklatan gösteri, Moira Orfei sirkinin bıçak atıcısı Giasper Busnelli için çocuk oyuncağı. Busnelli, aynı zamanda eşi olan asistana bıçak atmakla yetinmiyor. Bir arbaleti (tetikli yay) kaptığı gibi, başının üstündeki elmayı Giyom Tel misali vuruyor. Busnelli'nin, sirkin elverdiği en uzun mesafe olan 15 metreden hedefini kaçırması olanaksız. Gerçek şampiyonlarsa, hedeflerini 6 kat daha uzaktan vuruyorlar. Örneğin, Koreli Chung-Chang-Sook, aynı hedefi 90 metreden tam 36 kez üst üste vurarak, ok atmada dünya şampiyonu oldu: Kayısı büyüklüğünde bir hedefti bu. Okların saatte 250 kilometre hızla fırladığı bu yarışlar yalnızca isabetlilik değil, tam anlamıyla birer güç gösterisi. Nişancılık karşılaşmalarının en önemlileri olimpiyatlarda görülüyor. Bu atıcılık yarışmalarında, saatte 130 kilometre hızla giderken, her seferinde 15 farklı yönden gelebilen yumruk büyüklüğündeki bir diski 80 metreden vurmak gerekiyor. Bu alandaki dünya rekoru İtalyan Marcello Pittarelli'ye ait. Pittarelli, Almanya'nın Suhl kentinde, 1996 yılında yapılan olimpiyatlarda 150 diskin 150'sini de vurdu. Bıçak atmak el-gözü iyi eşgüdümlemeye bağlı bir numara. Oysa sırf bu yetmez; aynı hareketi yüzlerce kez becerebilmek de lazım. İster tenekeyi ister topu isterse okla bir hedefi delmek olsun, bu spor atletlerden çok önemli bir şey istiyor: nişancılık. Peki, nişancılık nedir? İsabet ettirme oranı nasıl artırılıyor? Öncelikle, tek bir çeşit nişan alma yöntemi yok, en azından iki tane var. Birincisi, hareketsiz hedeflere nişan almak. Örnekler arasında, elbette bazı atıcılık yarışları sayılabilir, ama hentbol, futbol, hatta basketbolü de örnek gösterebiliyoruz. Ne de olsa, hareketsiz kaleye ya da potaya nişan alınıyor. İkinci tip nişancılık, hareketli hedefleri vurmaya dayalı: Örneğin, uçan disklerin ya da pervane şekilli minik hedeflerin nişanlandığı ve kuşları öldürmeyi gerektirmeyen yarışmalar. Herkesin bu sınıflandırmadan memnun kaldığını söyleyemeyiz. Antropolog Desmond Morris, hareketli olsun olmasın, savunmasız ve korunaklı hedefler arasında ayrım yapıyor. Bowling lobutları, oklamak için konulmuş hedef tahtası, hatta kanadı kırık bir uçamayan kuş, savunmasız-korunaksız birer hedef. Takım sporlarında korunan kaleler, uçan bir kuş, iyi gizlenmiş bir kukla ise, korunaklı ya da savunulan hedeflerden. "Kısacası, korunaklı bir hedef avdır ve avlar keklik gibi avlanmamak için direnirler" diyen Morris'e göre avlanmak heyecan verici. Büyük Hakan'ın gol atması, avını vuran avcının sevincinden, onu yenme utkusundan farklı bir duyguya yol açmıyor. Acaba, bu yüzden mi futbolun hayran kitlesi okçuluktan daha geniş? |
|
Robot Çağı Steven Spielberg'ün filmi "Yapay Zeka"da, insan biçimindeki zeki robot ile yerine geçmeye çalıştığı çocuk arasında hemen açığa çıkan bir fark vardı: zeka... Robotların araba yapımından ameliyatlara, savaş teknolojilerinden günlük işlere kadar çok çeşitli amaçlarla kullanılması, bizi gelecekle ilgili beyin jimnastiğine zorluyor. Acaba insanlarla robotlar arasındaki o büyük uçurum aşılabilecek mi? Dahası, robotlar insanların yerini alabilecek mi? < Resime gitmek için tıklayın > Tokyo Üniversitesi'nde geliştirilen bu robotun silikon derisinin altında farklı duyguları yansıtması için yerleştirilmiş özel devreler var İnsan biçimli robot hayali, bilimkurgu öykülerinin ve sinemasının vazgeçilmez unsuru oldu. Bu, insanın fiziksel özelliklerine ve duygularına sahip robotların karakterleri, tüm dünyada değişik şekillerde tasarlanıyor. Örneğin Japonya'daki robotlar, genellikle çizgi film kahramanlarını andıran arkadaş canlısı, iri gözlü ve dik saçlı modeller. Batıda "Terminator" tipli, silah düşkünü robotlar tercih ediliyor. Her şeye rağmen, önümüzdeki 20 yıl içinde sadece bilimkurgu öğesi olarak kalmayacaklarına kesin gözüyle bakılıyor. Robot kelimesi dünyaya, "zorla çalıştırılan işçi" anlamına geldiği Çekçe'den yayılmış. Bu kelimenin 20. yüzyılın ikinci yarısında kullanılan mekanik aygıtlar için uygun olduğu söylenebilir. Çünkü robotlar, gerçekten de ağır sanayide insan gücünün ve hızının yetemeyeceği alanlarda kullanıldı. Ancak, günümüzde durum farklı. Artık endüstri amaçlı olmayan robotlar da üretiliyor. En çok ilgi uyandıran robotlar, kuşkusuz insan biçimli olanları. Araştırma laboratuvarları arasındaki yarış her geçen gün kızışıyor; duygularıyla, algılamalarıyla ve karar verme yetenekleriyle insana benzeyen robotlar üretmeye uğraşıyorlar. Kuşkusuz bu rekabet, robotların dış görünüşleri ve donanımlarında gelişmelere yol açıyor. Örneğin, çok parmaklı robot eller üretildi, yapay kaslar geliştirildi ve dokunma alıcıları tasarlandı. Asıl sorun, tüm bunların bir araya getirilmesi ve kusursuz biçimde çalışmalarının sağlanması. Reading Üniversitesi sibernetik profesörlerinden Kevin Warwick, "Tüm vücut parçalarının kontrolünü sağlayacak beynin üretilmesi için yıllar gerekiyor, ama bu imkânsız değil. Aslında, beynin hareketlerini kontrol eden motor bölümü, kavrayabildiğimiz bir olgu. Asıl zor olan insan beyninin bütününü çözümleyebilmek" diyor. Bilim adamları, 50 yıllık çalışmaların ardından "Yapay Zeka" (Artificial Intelligence, AI) konusunda önemli mesafeler aldılar. AI alanındaki ilk girişim, baştan aşağı bilgisayara yüklenen programlarla çalışan robotlardı. Böylece karmaşık karar aşamasında insani yetenekleri taklit edebilmeleri umuluyordu. Ama, bu uygulama sayfalar dolusu programlama gerektiriyordu. Dünya satranç şampiyonu Gary Kasparov'u 1997'de yenen IBM'in "Derin Mavi" satranç programı, Yapay Zeka'ya örnek verilebilir. |
Bilkent üniversitesinde hocayla öğrencinin ilişkisi. ilk seferde gelmezse sayfayı yenileyin gelir kızda afetmiş bu aradawww.bilkent.edu.tr
|