M

Yüzbaşı
13 Ocak 2005
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
3 üye
Görüntülenme (?)
102 (Bu ay: 1)
Gönderiler Hakkında
M
2 yıl
İstanbul\u0027da gece yarısı sır kazı: Hiçbir açıklama yapılmadı, ekipler nöbette!
"Yoksa yine gömülmüş silahlar mı bulunacak?" Mesela yani!! Veya hazine mi?


https://www.gercekgundem.com/gundem/324526/istanbulda-gece-yarisi-sir-kazi-hicbir-aciklama-yapilmadi-ekipler-nobette

"İstanbul'da İl Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekipler, dün akşam saatlerinde Büyükçekmece ilçesi Pınartepe Mahallesi'nde bulunan boş bir arazide iş makinalarıyla kazı ve arama yaptı.
Geniş güvenlik önlemlerinin alındığı arazi ve çevresindeki aramalara havadan helikopterle destek verildi. Polisler, gece boyunca arazide nöbet tutarak, bölgede devriye gezdi.



Ayrıca sabaha karşı arazide bir arama daha yapıldı. Konuyla ilgili resmi kaynaklardan henüz bir açıklama yapılmazken, kazı yapılan arazide polisin nöbeti sürüyor."
M
2 yıl
Çalmayın dediğim için zulüm gördüm, İngiliz zindanlarında kaldım!!!
https://www.gercekgundem.com/siyaset/322016/erdoganin-eski-ozel-kalem-muduru-turhan-comez-calmayin-dedigim-icin-zulum-gordum-ingiliz-zindanlarinda-kaldim
"AKP eski milletvekillerinden olan ve partideki muhalif çıkışlarıyla bilinen Op. Dr. Turhan Çömez, Halk TV'de Açıkça programına konuk oldu.
AKP'nin kuruluşunda yer alan, Erdoğan’ın bir dönem doktorluğunu ve özel kalem müdürlüğünü de yapan Turhan Çömez, AKP'den ayrılmasının ardından Ergenekon davasında yargılanmıştı.

Turhan Çömez, AKP'den ayrılmasının ardından yaşadığı süreci Halk TV'de anlattı. 
Çömez, ailesine yapılanları, Bulgaristan Türklerine yapılan asimilasyon için kullanılan Belene Kampı'ndaki işkencelere benzetti. 
Çömez, yolsuzluklara karşı çıktığı için hedef alındığını belirterek, "Aralarında benim gibi olanlar çıktı itiraz edenler oldu. Hiçbir günahım, kabahatim olmadığı halde, sadece 'çalmayın, çırpmayın' dediğim için, 1 Mart tezkeresinde farklı bir duruş sergilediğim için, yolsuzluklarla ilgili soru önergeleri verdiğim için, demokrasi yok dediğim için parti içinde başıma gelmeyen kalmadı." dedi.
"TOPLUM PSİKOLOJİSİ İŞGAL EDİLMİŞ"
Turhan Çömez'in açıklamaları şöyle oldu: 

Dış güçler bu kadar zayıfsa, insanlar aç ve sefilse; bu kadar berbat bir güçte olan dış güçler Türkiye’ye nasıl saldırı gerçekleştiriyor.
Türkiye’ye korkunç bir tiyatro izler gibi bakamıyorum. Gerçeklerden kopmuş, kavga ile dövüşle uğraşan bir yere dönmüş. Toplum psikolojisi işgal edilmiş.

Eski yol arkadaşımlarıma demokrasiyi de dini de laikliği de anlatabilirim. İmam hatip lisesini birincilikle bitirdim, Kuran kurslarında yetiştim, İstanbul Tıp Fakültesi’ni de çok iyi bir derece ile bitirdim.
"ÇALMAYIN DEDİĞİM İÇİN BAŞIMA GELMEYEN KALMADI"
Londra’ya sıfır İngilizceyle geldim sınavları verdim. Şu anda kanser ameliyatları yapıyorum. Demokrasi ve insan haklarına başka bir pencerede bakmak lazım. Eski yol arkadaşlarımın deneyimi sığ ve kıt. Onlar başka bir kültürle ülkeyi idare ediyorlar.
Aralarında benim gibi olanlar çıktı, itiraz edenler oldu. Hiçbir günahım kabahatim olmadığı halde, sadece çalmayın, çırpmayın dediğim için 1 Mart Tezkeresi'nde farklı bir duruş sergilediğim için, yolsuzluklarla ilgili soru önergeleri verdiğim için, içinde demokrasi yok dediğim için parti içinde başıma gelmeyen kalmadı.

"İNGİLTERE'DE SOKAKLARDA KALDIĞIM GÜNLER OLDU"
İngiltere’de aç kaldığım, sokaklarda kaldığım, sokakları süpürdüğüm, temizlikçilik yaptığım günler oldu. Düştüğüm yerden yeniden kalktım ve benim bu ülke için söyleyecek sözüm var, benim bu ülke için yüreğim yanıyor, bildiğim, inandığım şeyleri ülke için konuşmak durumdayım.
Tweet atıyorum, eski arkadaşlarım inanılmaz mesajlarla geri dönüp hakaretler ediyorlar. ‘Sen reisimize nasıl laf söylersin? Sana mı kaldı İngiltere’den laf konuşmak?’. Evet bana kaldı. 
"SİZİN YAPTIĞINIZ ZULÜMDÜR"
Ben Türkiye'ye zaman zaman gelip gidiyorum ama Türkiye'de yeni bir düzen kurma şansım olduğunu düşünmüyorum. Milletvekilliğinden ayrıldığımda o zaman Vakıf Gureba Hastanesi’nde genel cerrahi uzmanı olarka çalışmıştım.
Yasanın verdiği hakla yeniden müracat ettim, geri döneyim diye. "Hayır dönemezsin". Ben Kars'ta Erzurum'da da görev yaptım ama sizin yaptığınız zulümdür dedim. Türkiye'de bu şartlar altında nasıl hizmet vereceğim konusunda şüphelerim var. Hiçbir hastane benim deneyimlerimi kullanmak istemeyecektir. 
"TÜRKİYE UTANÇ DUYARDI"
Allah'tan başka hiç kimseden korkum yok. Burada yaşamadığım şey kalmadı.
Benim yaşadığım ızdırapları ve dramları birgün bir programda anlatmış olsaydım Türkiye utanç duyardı.
Bandırma'da bir kaymakam, aile efradımı çağırarak sanki Belene Kampı'ndaki Todor Jivkov'un temsilcisi gibi soyadlarını değiştirmesini istedi. Lütfen yazın bunları. Türkiye bu zülümleri gördü. 
Hala utanmıyor musun, bu adamın soyadını taşıyorsun diye hakaretler ettiler. 80 yaşındaki babamı evinden toplayarak hesap sordular nerede çocuğun diye? Ve bunu benim eski arkadaşlarım yaptı.
Ve ben eski arkadaşlarımın yapmış olduğu zulümler sebebiyle İngiliz zindanlarında kaldım. Biliyor muydunuz bunu?
Buralara kadar FETÖ'cü savcıları, hakimleri gönderdiler. Benimle ilgili burada da bir süreç yürüttüler. 
"ARKADAŞLARIM BEN ZULÜM GÖRÜRKEN ALKIŞ TUTTULAR"
Ve İngiliz hükümeti beni hapse attı. Kolombiyalı uyuşturucu tacirleri ile İngiliz zindanlarında kaldım. Hiç kimsenin bundan haberi yok. Benim arkadaşlarım ben burada zulüm görürken alkış tuttular.
İngiliz zindanlarından yanımda uyuşturucu kaçakçıları varken mücadele verdim. Sonradan başbakan olan o zamanlar İçişleri Bakanı Teheresa May’i mahkemeyi verdim de o mahkemeyi kazanarak çıktım o cezaevinden. Sonra kalktılar Fransa’da Lyon’a kadar, İnterpol’e kadar gittiler beni geri alabilmek içn.
Ben oturdum bir başıma kırık dökük İngilizcemle param yok, avukat tutamıyorum. Türkiye’de hukukun ne kadar siyasallaştığını anlatarak Lyon'da dava kazandım.Ve İnterpol Türkiye’ye 'bu dava siyasidir, bu adamı alamazsınız' dedi. Ben 12 yıl ülkemi göremedim. Midilli adasına giderdim, doğu yakasında bir motelde kalırdım."
M
2 yıl
Erdoğan\u0027ın açılışını yapacağı Kilimli Sahil Yolu harabeye döndü
https://www.yenicaggazetesi.com.tr/erdogan-8-gun-sonra-acilisini-yapacakti--kilimli-sahil-yolu-harabeye-dondu-499942h.htm
"Yapımı 2002 yılında Kilimli Belediyesi tarafından başlatılan ancak Karayolları Yol Ağı’nda bulunmadığı için tamamlanamayan Kilimli Sahil Yolu, 2011 yılında ihale edildi. İhaleyi alan şirket 120 günde teslim edeceğini açıkladı. Bölüm bölüm ihale edilen yolun yapımını üstlenen şirket, belirtilen sürede yolu teslim edemedi ve çalışmalar durdu.
Yapımı yılan hikayesine dönen yol 2020 yılında bir kez daha ihaleye edildi. Toplamda yaklaşık 500 milyon liraya mal olan yol, 22 Ocak’ta tam 8 gün sonra Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılacaktı.

YOL HARABEYE DÖNDÜ

Karadeniz gazetesinde yer alan habere göre, Zonguldak- Kilimli arasındaki yaklaşık 11 kilometrelik yolu yarıya indirecek ve 5 dakika sürecek olan Sahil Yolu Projesi’nin, yapımı devam eden Filyos Limanı için de büyük önem taşıdığı belirtiliyordu.
22 Ocak’ta açılışı yapılacak olan yol, dün akşam saatlerinde başlayan şiddetli fırtına nedeniyle oluşan dev dalgalar tarafından adeta yutuldu. Yer yer asfaltı söken dalgalar, karayolunu da taş ve su altında bırakarak kullanılamaz hale getirdi.

“AKP’Lİ MÜTEAHHİTLER ZENGİN OLSUN DİYE YOL YAPILMAZ”

Çevreci derneklerin ilk başından itibaren karşı çıktığı sahil yolu projesinin Karadeniz’deki dalgalara dayanamayacağını söyleyen CHP Kilimli İlçe Başkanı Erol Sarıal, yolun bitirildikten sonra ikinci kez dalgalar tarafından yutulduğunu söyledi.

Sarıal, yapılan uyarılara rağmen ek önlemler alınmadığını söyleyerek, “Sağlam yol yapın. Güvenlik katsayısı yüksek yol yapın diyoruz. Müteahhitleri zengin edecek yol yapıyorsunuz. Ereğli-Zonguldak; Zonguldak-Devrek-Mengen yolları her yıl kayıyor, yıkılıyor yeniden yapılıyor. Kilimli Sahil Yolu, güzel olur hoş olurdu; ancak kıyısında uzanan azgın dalgaları olan Karadeniz değil de Konya Ovası olsaydı hoş olurdu. AKP'nin müteahhitleri zengin olsun diye yol yapılmaz. Yol yapımı, ihale verilme aşamasından ibaret değildir. İhaleler her aşamada denetlenmelidir. Bitirilme aşamasında da denetlenip öyle ödeme yapılmalıdır” dedi."

Göklerden gelen bir uyarı var ama takan yok!
M
3 yıl
ByLock\u0027un lisans sahibi David Keynes(Alparslan Demir) tahliye edildi
https://www.gercekgundem.com/guncel/311457/bylockun-sahibi-sessiz-sedasiz-tahliye-edildi-ilk-dilekcesindeki-hic-duyulmamis-isim-saraydan-cikti
https://www.karar.com/guncel-haberler/bylockun-lisans-sahibi-david-keynes-tahliye-edildi-1638887
"Pehlivan'ın duruşma tutanağından aktardığına göre Türkiye, David Keynes adına bir arama kararı dahi çıkarmadı. Asıl adı Alparslan Demir olan ve ABD vatandaşı olunca adını David Keynes olarak değiştiren Bylock'un lisans sahibinin Türkiye'deki tüm işlemlerinin Alparslan Demir adıyla yapıldığını aktaran Pehlivan "Yani ABD pasaportu ile ülkeye girse kimsenin ruhu duymayacaktı." değerlendirmesinde bulundu.

Pehlivan, "Keynes ile ilgili çok şey yazıldı ancak çok kritik bazı noktalar özenle saklandı" diyerek Keynes'in ABD'den dönmeden önce  İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği dilekçe'den çok çarpıcı satırlar aktardı.

KEYNES'İN İTİRAFLARI
Pehlivan'ın aktardığına göre Keynes'in ilk dilekçesinde şunlar yazıyordu:
“1990 yılında Ankara Siyasal’ı kazandım. İlk dönemin ortasına kadar o zaman cemaat adı verilen örgütün evinde kaldım. Ev imamı olan ve şu anda örgütün Birleşmiş Milletler’deki davalarını organize eden eski hâkim Talip Aydın ile anlaşamadığımdan ayrılıp kendi evime İstanbul’a döndüm. Diğer evde (ayrıldığı evi kastediyor) Prof. Çağrı Erhan, eski TRT Haber Dairesi Başkanı ve Eyüp’ten tanıdığım olan Ahmet Böken ve şu anda kaçak olarak İngiltere’de yaşayan Bugün TV Genel Yayın Yönetmeni Tarık Toros vardı.” 

Pehlivan söz konusu cümlelerden yola çıkarak "Prof. Çağrı Erhan ismi neden hiç haber olmadı?" dedi ve şu bilgiyi aktardı: "Prof. Çağrı Erhan, şu an Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Üyesi.""
M
3 yıl
Sedat Peker\u0027in \u0027AKP ile FETÖ arasında arabuluculuk\u0027 iddiasında yeni gelişme: Meğer o dosya kapatılmı
https://www.gercekgundem.com/guncel/307682/sedat-pekerin-akp-ile-feto-arasinda-arabuluculuk-iddiasinda-yeni-gelisme-meger-o-dosya-kapatilmis

"Pehlivan'ın, arabulucu olduğu iddia edilen Mücahit Arslan'ın kız kardeşinin FETÖ ile ilgili dosyasının kapatıldığını ve üstünün örtüldüğünü iddia etti. 
Pehlivan'ın yazısı şöyle:

Erdoğan, Afrika’ya gitti ve Togo Cumhuriyeti’ne şunu dedi: 
“FETÖ ile mücadeledeki kararlı duruşlarından dolayı teşekkür ederim.” 
Karşımdaki kişi gazeteden o açıklamayı gösterdi ve ekledi: “Bir gün belki Togo gibi kararlı oluruz.” 
Anlamıştım, bir şey demek istiyordu. Israr edince dilinin altındaki baklayı çıkardı. 

Meğer... 
Tarih: 17 Kasım 2020. 
AKP’nin kurucularından, partinin eski milletvekili Mehmet İhsan Arslan, BBC Türkçe’ye konuştu. Arslan, FETÖ ile AKP’nin nasıl işbirliği yaptığını ve 15 Temmuz’dan sonra FETÖ’nün taktiklerini kullanmaya başladıklarını itiraf etti. Tarih: 10 Aralık 2020.
AKP Merkez Disiplin Kurulu’nun eski milletvekili Arslan’a sadece uyarı cezası vermekle yetindiği açıklandı. 

Tarih: 17 Ağustos 2021. 
Sedat Peker, sosyal medyadan kritik bir iddia ortaya attı. 
Peker’e göre, Mehmet İhsan Arslan’ın AKP milletvekili olan oğlu Mücahit Arslan, FETÖ ile partisi arasında 2.5 aydır arabuluculuk yapıyordu. Gazetemiz yazarı Mustafa Balbay ise 2021 başından beri Mücahit Arslan’ın bu çalışmalar içinde olduğunu belirtti. 
ARSLAN AİLESİNİN KIZININ FETÖ DOSYASI
Şimdi duydum ki tam da bu takvimle örtüşen sır bir olay yaşanmıştı..."
M
3 yıl
20 yıl önce yazılan 20 yılı anlatan yazı
Sözcü gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, Kasım 2002 seçimlerinden önce ve sonra Bekir Coşkun'un Hürriyet'te yazdığı yazıları köşesine taşıdı.

"1 Kasım 2002'de, tarihi seçime sadece iki gün kala “Söz Sizin” başlığıyla şunu yazmıştı.

Artık neredeyse son saatler, bir daha ne zaman söz size düşer, ne zaman ülke yönetimini size sorarlar bilemem.
İyi düşünmelisiniz.
Son pişmanlık fayda etmiyor.
Pazar günü sandık başına gittiğinizde, elinizde tuttuğunuz oy pusulasına bir kez daha bakıp, onun anlamını ve değerini bilmelisiniz.
O iradenizdir.
Aklınız, vicdanınız, mantığınız, sözünüz, diliniz, beyniniz, kişiliğinizdir o.
O pusula sizsiniz.
Bu yüzden ‘‘her toplum layık olduğu yönetimi bulur'' diyorlar.
Diyelim ki yalancılara-hırsızlara oy verip, sonra ‘‘hırsız var!'' diye bağırmaya hakkınız yok.
Olamaz…
Çünkü siz onayladınız.
Bile bile, göre göre, “hırsız'' dediklerinizin tümünün, bir zamanlar sizin oylarınızla gelip hırsızlık yaptıklarını gördünüz.
Önce sizi çaldılar.
Çünkü hırsız kimlik sormaz.
Gözlerinizi açmalısınız.
Ne istediğinizi bilmelisiniz…
Çağdaş bir ülke, çağdaş bir toplum içinde, çağdaş bir insan gibi yaşamak mı?
Gericilere oy verip ‘‘geri gittik'' demeye hakkınız yok.
Yöneticileri karanlık, ama kendisi aydınlık bir ülke yok, hiç de olmadı.
Olamaz.
Çağdaş olmayan insanların peşine takılıp, çağdaşlığa nasıl varılır?
Neredeyse saatler kaldı…
İyi düşünmelisiniz.

2 Kasım 2002'de, tarihi seçime sadece bir gün kala “İyi Düşünün” başlığıyla şunu yazmıştı.

Bu, cumhuriyet tarihinin en önemli üçüncü seçimi.
Birinci önemli seçim; çok partili yaşama geçtiğimiz, DP'yi iktidara getiren 1950 seçimleriydi.
İkincisi; Özal'ı iktidara getiren 1983 seçimleri.
Ve bu üçüncüsü, yarın.
Tarih 2002.
1950'deki birinci önemli seçimler, siyaseti cami avlusuna taşıyan, halk yerine ayrıcalıklı bireylerin, devlet yerine parti ocaklarının öne çıktığı siyasi değişimdi.
1983'teki ikinci önemli seçimler, orta sınıfı ortadan kaldıran, sadece yoksullar ile zenginlerin var olduğu, serbest piyasa sisteminin ekonomik değişimi.
Ya bu üçüncü önemli seçimler?
Siyasi İslam'ın muhtemel iktidarı.
Tersine devrim.

1950 ile 1983'ün küllerinden doğan… Gücünü 1950 ile 1983 anlayışlarının hukuksuzluk ve yoksulluğundan alan… 1950 ile 1983'te ekilen tohumların filizlenmesiyle ortaya çıkan, laik cumhuriyet düşmanlarının muhtemel zaferi.
Üçüncü önemli seçimler yarın.
Ne yazık ki; yoksulluğu-hukuksuzluğu elli senedir oylarıyla destekleyen çoğunluk, onlara kızınca bu sefer de onların bir yan ürününü, laik cumhuriyet düşmanlarını iktidara getiriyor.
Hazin…
Ama gerçek.
Yarın üçüncü önemli seçim var.
Bazı seçimlerin sonuçları bir seçim döneminin, üç-beş yılın çok ötesine uzanıp gider.
Bu öyle bir seçim.
Diyelim ki Hitler'e oy vermiş olan Almanlar, hâlâ ondan kurtulmuş değiller.
Bugün çoğumuzun isyanına neden olan yoksulluk ve hukuksuzluğun da geçmişte yapılan yanlış tercihlerimizin sonucu olduğunu unutmamalısınız.
Bence bu yarınki seçimlerin sonuçları bir seçim döneminin çok ötelerine uzanacak kadar önemli.
İyi düşünmelisiniz.
Çağdışı ve karanlık ideolojilerle, ne zenginliğe, ne hukuka, ne demokrasiye, ne aydınlık günlere varılabilir.
Karanlığa düşmemeli Türkiye.
Bu cennet kadar güzel ülke bunu hak etmedi.
Yazıktır.

Ve, seçimden sadece bir gün sonra, seçimden sonraki ilk yazısında “Müstahak” başlığıyla şunu yazmıştı.

Sizleri kutlarım.
Sizleri birçok şey için kutlarım.
Akp'yi tek başına iktidar yaparak, Türkiye'nin çağdaş dünyada gerçek yerini almasında, bu inanılmaz tercihi yaptığınız için, kutlarım.
Kim ne derse desin, kim daha seçim sabahından başlayarak yalakalık yapmaya, yeni iktidara hoş görünmek için bahaneler-teoriler uydurmaya başlarsa başlasın… Bu, dinci siyasetin iktidarıdır.
Ve, onu tek başına iktidar yaptınız.
Bizler burada yırtındık, siyasi İslam'ı tek başına Türkiye'nin başına getirdiniz, kutlarım.
Yanılıp, bu yazı için sizden özür dilemeyi çok isterim.
Sizler ise bundan böyle politikacılardan yakınmaktan, onları şikayet etmekten vazgeçmelisiniz.
Siz seçtiniz.
Elbette Mustafa Kemal'in aydınlık çocukları ayrı.
Onlar gözyaşlarını silsinler.
Hayırlı olsun size Akp.
Kutlarım.

Bir yıl önce aramızdan ayrılan Bekir Coşkun, benim için işte buydu.

Testi kırılmadan önce uyarandı.

Öngörüleri, cesareti ve satmadığı kalemiyle, mükemmel bir Cumhuriyet aydınıydı.

2022'nin kasım ayında muhtemelen seçim olacak.
Bu yazıların üzerinden tam 20 yıl geçmiş olacak.
“Yanılıp, bu yazı için sizden özür dilemeyi çok isterim” demişti…
Türk milleti sandık başına gittiğinde, 20 yıl sonra da olsa, bu 20 yılın her saniyesinde haklı çıkan Bekir Coşkun'dan özür dileme erdemini gösterebilmeli."

https://www.gercekgundem.com/medya/307198/20-yil-once-hurriyette-yayimlanan-yazi-gundeme-dustu-1-kasim-2002-secimlerinden-iki-gun-once
M
3 yıl
Abdullah Gül’ün kızı boşanıyor: Damat villayı vermek istemiyor!
https://www.gercekgundem.com/guncel/298211/abdullah-gulun-kizi-bosaniyor-damat-villayi-vermek-istemiyor
Okumanızı tavsiye ederim, çok fena karışık olaylar ve manyak paralar.

"Abdullah Gül’ün kızı boşanıyor: Damat villayı vermek istemiyor!
7-9 dakika

OdaTV yazarı Hürrem Elmasçı yazdı: Duyduğuma göre damat Sarımermer üzerine olan villayı vermek istemiyor! Umarım doğru değildir. Yoksa Gül ailesi Mehmet Sarımermer’in üzerine olan villada nasıl oturacaklar?
Hürrem Elmasçı'nın bugünkü yazısı şöyle:
Çok üzülüyorum, bazı kulis bilgilerini vermek istemiyorum çocuklar.
Aşağıda yazacaklarım kaç gündür elimde bekliyor, bir türlü yazmaya gönlüm elvermedi. Evet şekerim ayrılık haberi vermeyi hiç ama hiç istemiyorum. Ama ben yazmasam çıkmayacak mı haberi, çıkacak…
Hatırlar mısınız, 2007 yılı bir sonbahar günüydü; 14 Ekim… Kübra Gül, Mehmet Sarımermer ile İstanbul Gösteri ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen nikah töreniyle evlendi.
Dünyalar güzeli Kübra kızım, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün evladı. Kayserili Gül ailesini bilmeyeniniz yoktur sanıyorum.
Yakışıklı damatları Mehmet Sarımermer de Kayserili. Aileyi kısacık tanıtayım size:
SARIMERMER AİLESİ
Kayseri’nin tanınmış ailelerine ilişkin iki kitap var: “Kayserili Meşhurlar” ve “Kayseri Ansiklopedisi.” Her iki kitapta da Sarımermer ailesinin adı geçmiyor! Demek ki köklü bir aile değil. Acaba bu dünürlük nasıl oldu?
Abdullah Gül’ün dünürü Abdullah Sarımermer avukattı. Kardeşi Mehmet Sarımermer yün halı üretimi yapan “Özipek Halıcılık”ı kurdu. 1964’te işini Hereke’ye taşıdı; ipek halı yapmaya başladı. Sonra Uşak’ta “Trend Halı”yı kurarak dünyada ilk el halısı görünümündeki makine halılarını üretti.
Mehmet Sarımermer, 1972’de trafik kazasında hayatını kaybettikten sonra işi, kardeşi Avukat Abdullah Sarımermer ve dayı oğlu Abdullah Çınar devraldı.
Abdullah Sarımermer, 22 Ağustos 2008’de vefat edince halı işinin başına damadı Mustafa Annaç geçti.
Damada geleyim çocuklar; 1978 doğumlu. Amcasının adını taşıyor Mehmet Sarımermer.
Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi 1996-1997 öğrenim dönemi mezunu. Bu okul AKP’li meşhurların çocuklarının gittiği okul olarak ün yaptı bilirsiniz. Erdoğan’ın oğulları bu liseden biliyorum…
Mehmet Sarımermer’in babası Abdullah Sarımermer okulun en büyük bağışçılarındandı. Ayrıca Okul Koruma Derneği Başkanı’ydı. Okulun camisini o yaptırdı.
Okul müdürü Ömer Öztop (ki adı Uğur Mumcu’nun kitabında RABITA’dan para alınarak yurt dışına gönderilen öğretmenler arasında geçiyordu) öğrencisi Mehmet Sarımermer’in amcası Mehmet Sarımermer ile birlikte Ensar Vakfı’nu kurdu.
Damat Sarımermer ise sonra bu vakfın başkan yardımcısı oldu.  Bu yazıyı nasıl toparlayacağım, ne grift ilişkiler var; Kartal İmam Hatip mezunu Halil İbrahim Bacacı Ensar Vakfı ve ABD’deki Türken Vakfı'nın yönetiminde bulunuyor. Ki Bacacı da Sarımermer’in teknoloji şirketinin ortağı oldu: Fenn Bilgi Teknolojileri Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Bu ekip Bilal Erdoğan’ın Okçular Vakfı yönetiminde de bulunuyor. Bacacı en son Sürat Kargo’yu ucuza kapatmasıyla gündeme geldi geçen ay. Ay şiştim yeter bu çocukların iş hayatları…
Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu damat Mehmet Sarımermer’in ilk işi nedense mobilyacılık oldu! İstanbul Fulya’da dünyanın ünlü mobilya markalarını satan; “Apek Mobilya Dekorasyon Ticaret ve Sanayi A.Ş”ye ait “Medallion” adlı mağazanın sahibiydi. Damadın adı Solid Gayrimenkul Yatırımları İnşaat San. ve Tic. A.Ş. ile TBMM gündemine bile geldi şekerim…
Düğüne dönersem çocuklar…
Çiftin nikâhını İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş kıydı. Ay bu yazı kitap olacak bu gidişle; Kadir Topbaş'ın oğlu Hüseyin Ersan Topbaş ile -KBT Dış Ticaret- ve Abdullah Gül'ün damadı Mehmet Sarımermer ile -FENN A.Ş- ortak şirketler kurdu. Yeter magazine döneyim ben!
Nikah şahitliğini o dönemin Başbakanı Erdoğan, TBMM Başkanı Köksal Toptan ve yine eski TBMM Başkanı Bülent Arınç yaptı.
Düğün Kandilli'deki Adile Sultan Yalısı'nda yapıldı. Takı merasimi gazetelere haber oldu. Geçeyim bunları sonuca geleyim artık…
EVİN FİYATI DUDAK UÇUKLATIYOR
Tat Towers’ın da sahibi Salih Tatlıcı’nın Kandilli’de 1992’de yaptırdığı Tatlıcı Villaları yıllar içinde çok el değiştirdi. Bu bile Türkiye sermaye yapısının nasıl el değiştirdiğini gösteriyor. İşte yeni zenginlerden biri Abdullah Gül’ün dünürü Kayserili Sarımermer ailesiydi. Bir gün Hür­ri­yet ga­ze­te­si­nde “Gü­l’­ün Vil­la­sı­” di­ye da­ma­dı Meh­met Sa­rı­mer­me­r’­e ait ev­le­r manşet oldu. Neydi konu:
Gül 2007’de, İs­tan­bul Çek­me­kö­y’­de­ki “İ­dea­list Kent Vil­la­la­rı­”n­da iki vil­la sa­tın al­dı. (Ay­nı si­te­de ka­yın­bi­ra­de­ri İb­ra­him Öz­yur­t’­un da bir vil­la­sı var.) Gül, 8 oda 1 sa­lon 368 met­re­ka­re alan­lı vil­la­la­rı bir­leş­ti­re­rek, ara­zi­si­nin ala­nı­nı 736 met­re­ka­re­ye yük­selt­ti. Söy­le­nen­le­re gö­re Gül, ken­di vil­la­la­rın­da otu­ra­cak­tı ama Hay­rün­ni­sa Gül, Üm­ra­ni­ye­’de otur­mak is­te­me­di; Boğaz’a nazır sosye­tik Kan­lı­ca­ villalarını ter­cih et­ti.
Kavacık Tatlıcılar sitesindeki Gül ailesinin oturduğu villa 2013 yılında iddialara göre o dönemin parasıyla 13 milyon dolara satın alındı.
Vallahi bu konuyu yakından bilen lise arkadaşımın dostu fiyatı birebir söyledi: 5.946.500+5.778.500=11.725.000 Türk lirasının o tarihteki dolar karşılığı (6.517.500 dolar) idi. Geri kalan kısmının satıcı firmaya elden verildiği söylendi.
(Rakam doğru mu bilmek zor; Gazeteci Hasan Cemal’in aynı sitedeki küçük villasını AKP’li Bakan Zafer Çağlayan’a 3.5 milyon dolara sattığını duymuştum. Hatta o villanın inşaatını Reza Zarrab’ın yaptırdığı söylenmişti.)
Çocuklar Hürrem Hanım araştırmacı gazeteci oldu; girdim emlakçılara baktım; aynı sitede 603 metrekare evin fiyatı 38 milyon lira! Yani 603 metre kare 4.5 milyon dolar ediyor. Ben size Gül’ün oturduğu villayı yazayım siz fiyatını tahmin edin…
HAYRÜNNİSA ÇOK EMEK VERDİ
103 bin metrekare arsa üzerine kurulu 28 villanın yer aldığı ve helikopter pistinin de bulunduğu bu sitede, 4.5 katlı villadan sadece 2 tane bulunuyor. Gül’ün oturduğu bunlardan, Salih Tatlıcı kendine yaptırmıştı.
Gül ailesinin satın aldığı villa iki tapudan oluşuyor:
10 bin 770 metre kare arsa üzerinde 2 bin metre karelik villa iken, yapılan tadilat sonrası ev 3 bin 600 metre kareye çıkartıldı!
Ayrıca eve ait 8000 metre kare bahçe mevcut.
Ayrıca tadilat sonrası villanın çevresi kapatıldı site dışından özel giriş yapılarak özel bir konuma sahip villa haline geldi.
Bilirsiniz eski first lady Hayrünnisa Hanımefendi zevk sahibidir, Çankaya Köşkü’nü bile çok şık yeniledi. Güzel de kitabını çıkardı, evimde bazen açıp bakıyorum. Her seferinde “bravo Hayrünnisa kızım” diyorum…
Villanın tadilatında en lüks ithal ürünleri kullandığını ve hatta yanlış yapılanları tekrar tekrar yeniden yaptırdığını duyduk.
Öyle ki,  tadilatın elektrik ve mekanik bölümün maliyeti o dönemin dolar kuruyla düşünün lütfen- 3 milyon 100 dolar olup bu maliyet Tema Teknik firması tarafında karşılandı.
Ayrıca tadilat sonrası evin kendine özel trafosu, jeneratörleri, endüstriyel mutfağı, yerden ısıtması, klima sistemi, evin her odası ayrı otomasyon sistemli olup, açık ve kapalı suyu ısıtılabilen iki havuzu ve kapalı seraya sahipti.
Görmemiş demeyiniz yavrum ayrıntı vermemin sebebi var. Yazacağım.
DAMAT VERMİYOR
O dönem şunu duyduk çocuklar:
Böylesine lüks pahalı villanın maliyetinin nasıl karşıladıklarını kamuoyuna izah edemeyeceklerini düşünen Abdullah Gül malikâneyi damadı Mehmet Sarımermer’in üzerine yaptırdı. Ve yıllardır da Mehmet Sarımermer’in üzerinde bu değerli villa…
Geldik meselenin özüne:
Son günlerde Kübra Gül Sarımermer ve Mehmet Sarımermer boşanmak üzere oldukları bilgisi Ankara’ya kulağıma kadar geldi. Çok üzüldüm sanırsam dünya tatlısı iki çocukları var. Ama şekerim bir evlilik yürümüyorsa yürümüyordur, insanlar kendini yıpratmamalı değil mi? Ancak her boşanmada tatsızlık oluyor ister istemez.
Duyduğuma göre damat Sarımermer üzerine olan villayı vermek istemiyor! Umarım doğru değildir. Yoksa Gül ailesi Mehmet Sarımermer’in üzerine olan villada nasıl oturacaklar?
İşi nasıl çözecekler merakla bekliyorum. Umarım her şey tatlıya bağlanır…"
M
3 yıl
Resmi Gazete\u0027de yapılan MİT kanunu ihlali!!!
https://www.gercekgundem.com/guncel/295476/emekli-albay-umit-yalim-ortaya-cikardi-resmi-gazetede-buyuk-skandal
"25 Ağustos tarihli Resmi Gazete’de bir skandala da imza atıldı. Resmi Gazete’de general ve amiral atamalarının yayımlandığı bölümde MİT Kanunu ihlal edildi. Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım bu vahim hatayı ortaya çıkardı.
Yalım, şunları söyledi;

“Yüksek Askeri Şura Kararları’nın 4 Ağustos 2021’de yayınlanmasından sonra beklenen general ve amiral atamaları, gecikmeli olarak 24 Ağustos 2021’de açıklandı. Atama listeleri Resmi Gazete’nin 25 Ağustos 2021 tarih ve 31579 sayılı nüshasında yayınlandı. 

Ancak, Atama Listesi’ni yayınlayan Resmi Gazete, MİT Kanunu’nu ihlal etmiş. 2937 Sayılı Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Kanunu’nun 27. Maddesi’ne göre, MİT mensuplarının kimliklerini herhangi bir yolla ifşa edenlere üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası verilir.

Resmi Gazete’nin 25 Ağustos 2021 tarih 31579 sayılı nüshasında yayınlanan General Atama Listesi’nde MİT Kanunu’nun 27. Maddesi ihlal edilmiş.

Resmi Gazete bu durumu derhal düzeltmeli ve General Atama Listesi’ni hazırlayanlar ile listede imzası/parafesi olanlar ve listeyi Resmi Gazete’de yayınlayanlar hakkında MİT Kanunu’na muhalefetten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma açılmalıdır.”"
M
4 yıl
‘Doğru Parti’ bugün yola çıkıyor: Bizim hatalarımız yüzünden Erdoğan doğdu...
https://www.gercekgundem.com/siyaset/207438/dogru-parti-bugun-yola-cikiyor-bizim-hatalarimiz-yuzunden-erdogan-dogdu
"‘Doğru Parti’ bugün yola çıkıyor: Bizim hatalarımız yüzünden Erdoğan doğdu4-5 dakika

Eski Sağlık ve Devlet Bakanı Rıfat Serdaroğlu ve arkadaşlarının başlattığı Çoban Ateşi Hareketi, bugün kuruluş dilekçesini İçişleri Bakanlığı'na vererek Doğru Parti adıyla siyasi hayatına başlıyor. 25 Ağustos 2020 07:36 / SiyasetHürriyet yazarı Yalçın Bayer, partinin kurucu genel başkanı olan ve bir süre sonra bu görevi devredeceğini açıklayan Rıfat Serdaroğlu ile yeni parti hakkında konuştu.Yalçın Bayer'in yeni parti hakkında aktardıkları ve Serdaroğlu'nun açıklamaları şöyle:Demirel döneminin Doğru Yol Partisi’nde milletvekili ve bakanlık yapan Rıfat Serdaroğlu, iki yıldan beri yürüttüğü araştırma sonucunda ‘Doğru’ adlı partisinin kuruluş dilekçesini bugün İçişleri Bakanlığı’na sunacağını açıkladı. 120 kurucu arasında gençler ve kadınlar ağırlık taşıyor, eski milletvekillerinden hiç kimse bulunmuyor. “Amacımız bu milleti yeniden ayağa kaldırmaktır. Türkiye Cumhuriyeti’ni temel değerlerine yeniden kavuşturmaktır. Bu nedenle sistemin koruyucusu olmak istiyoruz. Bütün vatandaşlarımızın bize destek olmasını diliyorum” dedi.Siyasetin içinden geldiğini, babası eczacı Kemal Serdaroğlu’nun Menderes döneminde DP milletvekili olarak ünlü ‘Tahkikat Komisyonu’na red oyu vermesine karşın bu iddia nedeniyle Yassıada’da müebbet hapse mahkum olduğunu, Celal Bayar’la 8 ayı hücrede olmak üzere altı yıl cezaevinde yattığını, Celal Bayar’ın direnişi nedeniyle ve ilaçlarını verdiği için birlikte yattıklarını, cezaevinden en son ikisinin birlikte çıktıklarını söylüyor. Ailesinin nasıl bir ‘mücadeleci’ olduğunu anlatmak için şöyle konuşuyor:“Babam çok vatansever bir insandı. Kıbrıs’ta Türk Mukavemet Teşkilatı’nın oluşturulmasında onun katkısı büyüktür. Nitekim Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş’la bu mücadelede çalışmışlardır. Makine Kimya Endüstrisi’nin silah ve mermilerini arkadaşı Mersin milletvekili Sadık Erdem ile Kıbrıs’a çıkarmışlar. Bu parasal kaynak DP’li Başbakan Adnan Menderes tarafından ‘örtülü ödenek’ten sağlanmış. Yani Kıbrıs’taki mücadelenin altyapısı DP’nin gayretleriyle oluşturulmuş. Nitekim KKTC’de Serdarlı ve Erdemli adlı yerleşim yerleri ‘bu kişilerin isimlerini kahramanlıkları sonucu’ verilmiştir.Olaylar 50 yılı geçtiği ve devlet sırrı olmaktan çıktığı için anlatıyorum. Adalet Parti döneminde Bergama Belediye Başkanlığı yaptım. İki dönem milletvekilliğimde Sağlık ve Devlet bakanlıklarında bulundum. Süleyman Soylu, Mehmet Ağar ve Tansu Çiller ile aynı partide bulunduk. Özer Çiller’i de iyi bilirim.
100’ÜN ÜZERİNDE DAVABen iktidar muhalifliğine 2007 yılında başladım. O günden beri her gün iktidar hakkında yazı yazıyorum. Hakkımda, yerel mahkemelerde 100’ün üzerinde hakaret davası açıldı. Son üç davadan 5 yıl 8 ay mahkûmiyet verildi. Onlar için Antalya, Ankara ve İzmir’de istinaf mahkemelerine başvurdum. Birinden beraat ettim. Öbürleri için de Yargıtay hakkımı kullanacağım.
‘SOKAK KAVGASI’ YAPIYORUMBiz Balkan kökenliyiz. Ben maliye okudum. Alaçatı’da oturuyorum, iki oğlum var. Biz keyifli insanlarız ama ülkem elden gidince ‘sokak kavgası’na başladım. İki yıldan beri, yani bugüne kadar 74 vilayete ‘kalmalı’ gittim. Bir ‘aksaçlılar grubu’ oluşturuyoruz. Sonra ben genel başkanlıktan ayrılacağım, kadınları ve gençleri yetiştireceğim. Ciddi bir kadrolaşma hareketimiz var. Kurucular kurulu yarın (bugün) İçişleri Bakanlığı’na kuruluş dilekçemizi vereceğiz, sonra Anıtkabir’i ziyaret edeceğiz.
PARALI KİMSEMİZ YOKParalı kimsemiz yok. Zaten her il kendisini harcamasını kendi karşılayacak. Bizler Atatürk ve Türkiye’yi çok seviyoruz. Onun ilkelerinde yürüyeceğiz. Genel merkez binamızı tuttuk, ben de artık Ankara’da oturacağım.Bu dönemde bir salata satıcısının ‘tek adam’ idaresinden korkması ilginçtir. Şunun bilinmesini istiyorum, bu mücadelede kırıcı olmak istemiyoruz.”
SON SORURıfat Serdaroğlu’nun “Bugünlere geliş sürecinde kimleri hatalı buluyorsunuz?” sorusuna yanıtı şöyle:“Herkesi... Bütün liderler hatalı bence; başta Demirel, Deniz Baykal, Turgut Özal, Tansu Çiller ve Ecevit... Bizim hatalarımız yüzünden Erdoğan doğdu ve gelişti. Bu hareketimize Türk milleti sahip çıkacaktır.”"

< Resime gitmek için tıklayın >
M
4 yıl
Sorunları aktaran muhtara soruşturma açıldı!
"Eş'in aktardığı olay şöyle:İktidar partisi artık tabandan kopmaya başlamış. Güç zehirlenmesi, partinin taşra bürokrasisini umursamazlığa yöneltmiş. Bir örneğini, sindire sindire gözlemledik, dinledik. Devletin görevlisi kaymakam, partili belediye başkanlarının ve parti örgütlerinin etkisinde. İktidar partisinin taşra yöneticilerinin önde gelen kaygısı genel merkeze “Her şey yolunda” izlenimi vermek. Kapsayıcı etkili çalışmalar yapmak niyetinden uzaklaşmış durumdalar.
SORUNLARI AKTARDI, SORUŞTURMA AÇILDIİktidar partisinin anlaştığı bir firma, bir ilçedeki bütün muhtarları telefonla arıyor. Muhtarlara, ilçelerinde sorun olup olmadığını, varsa neler olduğunu soruyor. Birçok muhtar önceden kurgulandığı için anket firmasına “sorun olmadığı” yönünde yanıt veriyor. Ancak birkaç muhtar, ilçenin sorunlarını sıralıyor. Anket firması yetkilisi bununla yetinmiyor, dile getirilen sorunların gerçek olup olmadığını doğrulamak için ilçede iş yapan esnaftan kişilerin adlarını ve telefonlarını da istiyor. Muhtar bu konuda da açık davranıyor ve kendisine yakınmayla gelen esnafın tümünün ad ve telefonlarını veriyor. Aynı görüşmeler esnafla da yapılıyor. Herkes sorunlarını iletebilmenin mutluluğunu yaşıyor. Ancak bu mutluluk kısa sürüyor. Parti genel merkezinden uyarıların belediye başkanı ve kaymakama iletilmesiyle muhtar hakkında soruşturma açılıyor.‘GÖREVDEN ALIN AMA SORUNLARI ÇÖZÜN’İlçenin otuz yıl öncesini bildiğimiz için geçen sürede birkaç makyaj düzenlemesinin dışında büyüme yönünde bir gelişme göremedik. Muhtarın bize anlattığı bütün sorunlar gerçek. Çevre köyler plansız da olsa yapılan hayvancılıkla büyürken ilçe yerinde saymış.Başarılı olmak mı, başarılı görünmek mi?Anladığımız kadarıyla iktidarın taşra bürokrasisi başarılı görünmek istiyor. Eksiklerin sorunların parti genel merkezine ulaşmasını, bunların çözümü konusunda çalışma yapılmadığının bilinmesini istemiyorlar. Bu noktada kopukluk başlıyor. Bu kopukluk ekonomik kriz ortamında yaygınlaşır ve kemikleşirse iktidarın sorunları daha da derinleşir.“Komünist” yaftası yapıştırılan, daha farklı türlü yakıştırmalar yapılan muhtar, “Benim hangi siyasi görüşte olduğumu herkes biliyor. Sorun nedir diye soruyorsunuz, anlatıyoruz. Anlatmasak, sorunlar ne bizim için ne de AKP’li ilçeliler için çözülmeyecek. Herkes için sorunlar duracak. Örneğin hayvan pazarı yok. Hayvan pazarı CHP’liler için de yok, AKP’liler için de yok. 8 yıldır küçük bir bölümü bitmemiş bir yol var. Biterse oradan sadece CHP’liler mi geçecek? Halkın oyuyla muhtar seçildim. Şimdi hakkımda soruşturma var. Görevden mi alacaksınız, alın. Ama sorunları çözün” diye yakınıyor.Doğu Anadolu’ya gidince derin vadilerden, kocaman dağlardan geçiyorsunuz. Kanal İstanbul’a harcanacak paranın çeyreği ile bölge ve Türkiye ihya olabilir."
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.