|
27 Ocak 2009 tarihinde oynanan Türkiye Kupası maçı sonrası Sivasspor teknik direktörü Bülent Uygun, Galatasaray taraftarını hedef alan bir açıklama yapmıştır. Bülent Uygun açıklamasının başında geçen yılki maça değinmiştir. Bilinmelidir ki; Galatasaray taraftarı, bayrağının dalgalanacağı her müsabakaya kimseden icazet almadan gider. Geçen yılda gidilmiştir, hem Sivas emniyeti hem de Sivasspor Kulübü tarafından herhangi bir sorunla karşılaştırılmadan ağırlanmıştır. Bu misafirperverliğe de Galatasaray taraftarı, kendisine yakışan şekilde, bir sonraki maç öncesinde sitesinden ve sonrasında da maç esnasında pankartlarla teşekkür etmiştir. (5 Mayıs 2008 Tarihinde sitemize girdiğimiz teşekkür mesajının görüntüsü yazının devamındadır.) Amacımız her maçta takımımıza destek vermektir. Bunu da küfürden uzak durarak yapmak için çaba gösteririz. Yine de kontrol dışı küfürleri engellemek her zaman mümkün olmamaktadır. Bunu en iyi anlayanın Bülent Uygun olacağını düşünmekteyiz. Zira daha bu sezon Ankara’daki bir maçtan sonra ettiği küfürleri ekranlardan sansürlü (BİP) hali ile hep beraber izledik. Kendisinin küfürle mücadelesini takdir etmekle beraber naçizane önerimiz! Bu mücadelesine ilk olarak kendisinden ve stadından başlamasıdır. Üç gün evvel oynadığımız maçta bize, kulübümüze edilen küfürleri yayıncı kuruluştan veya emniyet kayıtlarından kolaylıkla bulabiliriz. Galatasaray kulübü asırlık bir çınardır ve bu çınarla beraber var olmuş milyonlarca taraftarı vardır. Bu taraftara dil uzatmak kimsenin haddi değildir. *** Yine dünkü maç sırasında spontane gelişen bir tezahürata dayanılarak, Galatasaray taraftarını ırkçılık ile suçlamak, bu nedenle cezalandırılması için kampanya başlatmak, büyük bir haksızlık ve kabul edemeyeceğimiz bir suçlamadır. Aynı tezahürat geçtiğimiz haftalarda Sivas tribünlerinde "Kahrolsun İsrail, Yaşasın Balili" şeklinde, başka tribünlerde "Kahrolsun İsrail, Filistin'e Özgürlük" şeklinde yapılmıştır. Eğer basının gözleri sadece Galatasaray tribünlerini görüyorsa, bizlerde bunu tribünleri hedef alarak; taraftarı yıpratmak, parçalamak, birbirine düşürmek ve karşı karşıya getirmek suretiyle tekrar toparlanmakta olan Galatasaray Spor Kulübüne karşı başlatılan bir yıpratma kampanyasının kanıtı olarak görebiliriz. Ayrıca tasvip etmediğimiz küfürlü tezahüratta bahsedildiği gibi ırkçı bir söylemde yoktur; çünkü tezahüratta ırk yoktur. Bir ülke ve o ülkenin başka bir ırka yaptığı zulme tepki vardır. Kimse kahrolsun "Museviler yada Yahudiler" demiyor. Buda konunun basın tarafından ne denli çarpıtıldığının bir örneğidir. Galatasaray tribünü de diğer tribünlerde olduğu gibi her dinden insanı barındırmaktadır ve bugüne kadar da böyle bir ayrımı körükleyecek hiç bir davranışa girmemiştir. Bundan sonra da girmeyecektir. Galatasaray tribünü her zaman için katledeni umursamadan; eziyete ve haksızlığa uğramış, katledilmiş milletlerin yanında olacaktır, tıpkı Atalarından gördüğü gibi. Galatasaray tribünlerine karşı spontane bir tezahürata dayanılarak başlayan yıpratma kampanyasını protesto ediyoruz. Galatasaray tribünleri söz konusu olunca algıda seçiciliğinin en net örneklerini veren temsilci, gözlemci ve özellikle medyayı adaletli davranmaya çağırıyoruz. *** Son olarak Medya ya; İsrail gibi terörist bir devlete tepki göstermenin ırkçılık olarak yaftalandığını Hitler öğrense ağzı kulaklarına varırdı herhalde. Bu nasıl bir eğitimsizlik bu nasıl bir cahilliktir? Galatasaray taraftarına giydireceğim derken cehaletin inceliklerini sergileyenler, Türkiye'nin İsrail'e haklı tepkisini haftalardır ne diye adlandırıyorlar çok merak ediyoruz. Irkçılık mı? Peki ırkçı kim? - İsrail de bile Gazze’de olan olayları protesto eden İsrail vatandaşı Yahudiler mi? - Prof. Richard Falk mu? - Rachel Corrie mi? Balili'den ne beklerdik? Şimdi gözlerinizi kapatın ve Balili'nin gol attıktan sonra formasını çıkardığını düşünün, içindeki Filistin bayraklı t-shirt'ünü hayal edin. Sizce tribünlerin tepkisi ne olurdu? Basitçe tribün refleksini idrak edebileceğiniz bir örnek bu sevgili medya. Filistinlilere yapılan zulüme, soykırıma karşı sizlerden duyarsız kalmamanızı temenni ediyoruz. Bizler bundan sonra da dünyanın neresinde olursa olsun yapılan zulümlerin ve vahşetin karşısında insanlık adına durmaya devam edeceğiz. |
| Alısıla gelen durum su kı mavı ekran hatası verır sıstem ama ekranda yazılar olur vs. bırseyler yazar ama bu ekran sadece mavı ve hıcbır yazı yok harf bıle cıkmıyor sıstem yenıden baslıyor sebeplerı ne olabılır acaba ? |
|
Ust konularda yardım ıstedım cok oldu ama kımse yardımcı olmadı telefonum 1.1.4 zıbrı ıle kırılmıs durumda. ımeı fake sımdı ben 2.2ye yukseltmek ıstıyorum neler yapmam lazım Once ıtunes ıle normal guncellestırıp sonra QuickPwn programıyla http://resim.donanimhaber.com/m_27987900/tm.htm bu konuda anlatılanlarımı yapacagım lutfen yardım edın |
|
Sıstemde vısta kurulu suan xp kurmak ıstıyorum ve xp cdsını takıyorum bıostan cd den baslat dıyorum hersey tamam sonra baslarken hanı bır tusa basın yukleme ıcın falan dıyen ekran var ya oralar hıc cıkmıyor ılk acılıs ekranı ve sonrasında vıstanın basladıgına daır bar varya doluyor sonra vısta acılıyor dırek bu ekrana gecıyor sebebı ne olabılır lutfen yardım edın kafayı yemek uzereyım cok sacma bırsey bu ![]()
|
|
Wırelles router aldık, 192.168.5.1 uzerınden gırıs yapmak ıstıyorum kıtapcıgında kullanıcı adı Guest sıfre Guest dıyor yazıyorum kabul etmıyor sorun nedır acaba lutfen yardımcı olurmusunuz |
|
2008 Ekim ayı sonuçlarına digitürk´ün 2 703 828 abonesi bulunmaktadır. Bu abonelerin % 74.82ini AB Grubu izleyici kitlesi oluşturmaktadır. Özellikle LİG tv aracılığı ile abone sayısında büyük bir artış gösteren Digitürk´ün Türkcell süper ligin önümüzdeki yıllardaki yayın hakları konusunda da favori olduğu öngörülmektedir. Digitürk Aboneleri Nerede Yaşıyor: İstanbul % 59.8 Ankara % 11.2 İzmir % 8.3 Antalya %5.2 Bursa %4.5 Mersin %2.8 Adana % 2.0 Eskişehir %1.4 Diğer % 4.9 Digitürk Aboneleri Hangi Takımı Tutuyor: Galatasaray %34.8 Fenerbahçe %29.7 Beşiktaş %19.5 Trabzonspor % 6.2 Diğer %9.8 .. Kaynak : Digitürk Ekim Sayısı Alıntıdır. |
|
Aslan’ın genç yıldızı arda, derbi sonrası tribünlere bu sözlerle seslendi. Beşiktaş’a karşı alınan 4-2’lik galibiyetin sevincini yaşayan g.saray’ın yıldızı arda turan, sabah gazetesine konuştu. karşılaşma sonrası tribünlere üçlü çektiren ve işaret parmağını boğazına götürüp sahayı gösteren arda, bu hareketinin anlamını açıkladı. genç oyuncu, "taraftarımıza, g.saray formasıyla öleceğimi söyledim" dedi. türkiye’de sarı-kırmızılı takımdan başka hiçbir yerde forma giymeyeceğini ısrarla vurgulayan arda’nın elini boğazına getirmesi, akıllara yıllar önce tugay kerimoğlu’nun yaptığı hareketi getirdi. tugay, f.bahçe’ye transfer olacağına dair dedikoduların çıktığı bir dönemde kendisini tribüne çağıran taraftarlara el işaretleriyle "ben burada doğdum, burada öleceğim" mesajını vermiş, ayrıca mikrofonlara "ali sami yen’de öleceğim" açıklamasını yapmıştı. arda da "tugay ağabey bu hareketi yaptığında ben çok küçüktüm. o tam bir g.saraylı ve verdiği sözü hâlâ tutuyor. türkiye’de g.saray’dan başka takımın formasını giymedi. ben de taraftarlarımıza, hayatım boyunca g.saraylı kalacağımın sözünü verdim" diye konuştu. yeni ’bayrak adam’! kaptanlıkla ilgili daha fazla konuşmak istemediğini söyleyen yıldız oyuncu, "uzatmanın anlamı yok. ancak bir tek şeyin bilinmesini istiyorum. kaptanlık konusu, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da performansımı hiçbir şekilde etkilemeyecek" demekle yetindi. başkan polat, genç oyuncuyla yaptığı görüşmede, geleceğin g.saray’ını arda’nın üzerine kurmak istediğini söylemişti. yıldız oyuncunun beşiktaş maçının ardından tribünlerle girdiği iletişim sonrası, türkiye’de sarı-kırmızılı takımdan başka yerde oynamayan ve ’sadece g.saray’ diyen tugay ile bülent’in tahtının yeni varisi olduğu kulüpte ve taraftarlar arasında konuşulmaya başlandı. < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > |
|
Rıdvan Dilmen (Milliyet): Akıl Sır Ermiyor Geçen hafta dedim ya, bu Fenerbahçe'nin gerçekten ortası yok. Ya çok kötü oynuyorlar, ya da çok iyi. Beş gün önce Antalyaspor karşısındaki takıma bir bakıyoruz, arzu var, yardımlaşma üst düzeyde, sahanın her yerinde pres. Bir de dün geceye bakıyoruz; bütün oyuncular bitse de gitsek artık ritminde. Denizli'de pozisyon yok, üç puan alınıyor. Konya'da yarım pozisyonla iki gol, üç puan geliyor. Nedense deplasmanlarda başka bir kimliğe bürünüyor takım. Bu istikrarsızlıkla zirvede devamlı olmak çok zor. Evet Fenerbahçe şansının da yardımıyla çok önemli bir galibiyet daha aldı. Ancak devre arasında transfer istemeyen Aragones'in bu maçı birkaç defa izlemesi, kararını yeniden gözden geçirmesi gerek. Takım içinde rekabet yaratılmalı. Gürcan Bilgiç (Sabah): Cevapsız Sorular Maçı Fenerbahçe mi kazandı, yoksa Konya mı kaybetti? Bu soruya cevap aradık, bir türlü bulamadık İlk isabetli şut 30'da Erdal'dan geldi, Fenerbahçe 33'te Uğur ile cevap verdi. İki dakika sonra Uğur, iki rakibe karşı dripling yapmaya çalışırken, Erdal faul yaptı. Uğur'u Messi mi sandı bilinmez? Yarım saatlik al ver gülümden sonra, bir anda ortalığı karıştıran "elleme kollama" boyutuna geçtik hep birlikte. Kimse tribünden kaleci Oğuzhan'dan gelen topun Önder'in neresine çarptığını kestiremiyordu. Yardımcı Nihat Mızrak golü verdi, orta sahaya koştu. Hakem Kuddusi Müftüoğlu önce bir durdu. "Elle oynama" işareti yaparak altı pasa doğru koştu. Sonra elini havaya kaldırıp, nedense ofsayta hükmetti. Derken yardımcı ile konuşmaya başladı golü verdi. Neresinden tutsanız elinizde kalıyor yani. Selçuk Yula (Fotomaç): Nereye Kadar? İlk önce şunu söyleyelim. Bu kadar kötü futbolla deplasmandan alınan üç puan F.Bahçe'nin büyük şansıdır. 90 dakika boyunca savunmada hatasız oynayan Önder-Carlos ve orta sahada mücadeleyi bırakmayan Josico dışında hiçbir futbolcuyu gündeme getirmiyorsak, bu galibiyetin nasıl geldiğini siz hesaplayın. Güiza'ya artık bir şey diyemiyorum. Sezon başından beri böylesine yalnızları oynayan bir forvet herhalde dünyanın hiçbir takımında yoktur. Atılan gole kadar iki kalecinin eline top değmedi. Konyaspor, 5 maçtır gol atamıyor. Onu da Fenerbahçe'ye attı. Veysel'in golünden başka Konyaspor'da 1-2 cılız atak dışında bir şey göremedik. Şu bir gerçek ki Fenerbahçe, kimilerine göre sezonu iyi bir yerde kapatmış olacak ama ikinci yarıdaki fikstürü gözümüzün önüne koyduğumuzda "Bu futbolla nereye kadarın?" tartışmasını masaya yatırmak gerekir.Elbette bu kadar yazdık ama herhalde bütün tartışmalar Önder'in golü üzerine odaklanacak. Kuddusi, ilk başta serbest vuruşu işaret etti. Golü ısrarla yardımcı hakem verdirdi. Ben ona buna bakmam. Burada golü atana bakarım. Uzun zamandır oynamayan Önder, eğer galibiyet golünü atıyorsa sevinçten yerinde durmazdı. Demek ki doğruya doğru, karar yanlış! Ziya Şengül (Star): Bıktım Hakem Yazmaktan ! Nostaljiyle yazıya girmek istiyorum... 3 yıl önce aynı statta Anelka'nın attığı gol tartışıldı. Eliyle-koluyla attığı söylendi. Aynı filmi dün gece yine bir Konyaspor-Fenerbahçe maçında izledik. Maçın en rahat oyuncuları, her iki takımın kalecileriydi; ilk 30 dakikada... Birden Fenerbahçe şans golüye öne geçti. Fener, Mevlana'nın desteğini mi alıyor bu maçlarda, bilemiyoruz! Ama ulvi bir güç var herhalde, Konya'da şans hep Fener'den yana oluyor! Şimdi eski hakemler tartışacak... Kimi diyecek ki ‘Goldü', kimi de ‘Hayır değil, eliyle attı...' Gel de çık işin içinden... Biz hep hakemleri tartışacaksak, Türk futbolunun hali ne olacak? Hep hakemsiz bir maç yorumunu yazmanın özlemini çekiyorum. Son yıllarda bu özlem daha çok arttı benliğimde... Şaşırmış durumdayım! Dün akşam Alex iyi, Güiza ise gol pas vermesine rağmen enkaz gibiydi... Fener, kötü oynadığı bir maçı şansının da yardımıyla kazanarak, zirvede ayak seslerini hissettirmeye başladı. Kemal Belgin (Türkiye): Maçı Deniz Kurtardı Şayet F.Bahçe gibi 100 milyon euro maliyetli bir takım, bana göre bugünkü ligin en zayıflarından birine orta alanı teslim edip, kolayca duvar pası yiyip, kalesinde de gol görüyorsa, vay ki vay... Savunmasının ortası yok olmuş Selçuk‘u da sakatlıktan dolayı kaybetmiş F.Bahçe, bir hakem tiyatrosunun içinden çıkardığı ilk gol ve futbol sanatı kokan ikinci golü ile hiç oynamadan, hiç pozisyon oluşturmadan bir maçı daha cebine indirdi.Aragones, bu takımla, bu oyuncularla vallahi de iyi gidiyor. Ama Güiza geçen sene Mallorca'da geçirdiği günleri oturup videodan seyretse, "Vay anam vay. Ben nereye geldim" diye oturur ağlar her halde. Konyaspor maçın sihrini, eline geçirdiği ikinci devrenin başından sonra ancak 11 dakika sürdürüp, bu anlayışının ürünü ile bir gol bulabildi hepsi o... Alıntıdır.
|
|
F.Bahçe, maestrosu Alex geldikten sonra Türkiye'de yüzde 66.6'lık galibiyet oranı yakaladı Bu, Alex'li maçlarda yüzde 65'e indi, sambacıdan yoksun karşılaşmalarda yüzde 75'e çıktı.. İŞTE İSTATİSTİKLERLE ALEX.. F.Bahçe'nin Brezilyalı yıldızı Alex de Souza, birçok kişiye göre takımın her şeyi... Orta sahada sarı-lacivertli takımı bir maestro gibi yönlendiren Alex, attığı gol ve yaptığı asistlerle de geldiği 2004-2005 sezonundan bu yana Fenerbahçe'nin skor yükünü sırtlanmış görünüyor. Hâl böyle olunca akıllarda da 'maestro' olmadan Fenerbahçe'nin 'çok eksik' olacağı düşüncesi doğuyor. Ama sarı-lacivertli takımın Alex'ten yoksun olarak çıktığı son maçlara bakıldığında ortaya çıkan tablo öyle görünmüyor. Kanarya, sakatlığı nedeniyle bir süredir yeşil sahalardan uzak kalan Alex'in olmadığı Arsenal deplasmanından bir puan çıkardı. Ardından Galatasaray derbisini 4-1 galip bitirdi. Kupada Ankaragücü'nü deviren Fenerbahçe, ligde de en son Ankaraspor'u 2-0'la geçti. Bu tablodan yola çıkılırken sambacının geldiği 2004-2005 sezonundan beri; oynadığı ve oynamadığı maçlarda alınan sonuçları mercek altına aldı. Ve ortaya ilginç bir sonuç çıktı. Fenerbahçe, Alex'ten yoksun olarak çıktığı Türkiye'deki maçlarda, sambacının forma giydiği karşılaşmalara oranla çok daha başarılı bir istatistik yakalamıştı. MAESTROSUZ DAHA BAŞARILI! Alex geldiğinden bu zamana Fenerbahçe, Türkiye'de toplam 177 maça çıktı. Bunların 118'inde galip geldi; yüzde 66.6'lık bir oran yakaladı. Bu rakam, Brezilyalı yıldızın oynadığı 149 karşılaşmada 97 galibiyetle yüzde 65.1'e geriledi. Sambacının görev almadığı 28 maçta ise 21 kez sahadan zaferle ayrılan Kanarya'nın galibiyet oranı yüzde 75 oldu. Fenerbahçe'nin Alex'siz galibiyetlerinden üçü ezeli rakibi Galatasaray'a karşı alındı. Bütün bu rakamların ışığında şunu söylemek mümkün: "Fenerbahçe, Alex'siz de başarılı; hatta daha da başarılı olabiliyor." SABAH |
maclarda 7 yas engelımı var maclarda varsa
o zaman aynı gun mac ozetlerı var onda yok 7+
buarada vadı fanatıklerıne kotu haber tekrar var o gun
< Resime gitmek için tıklayın >