Bilmeyen arkadaşlar vardır diye Bende bildiklerimi paylaşayım dedim. Hem ilerde kullanırsınız hemde işte lazım olur. Birazcık bond efekti kullandım haliyle. düzenli görünsünler diye. doya doya ezberleyin PvP : Player Versus Player = 2 oyuncu arasında ki duelloya denir. PvM(player versus monster) PvE(player versus envoirment <<< envonun nasıl yazıldığını unuttum pardon) : 2side aynı anlamı taşıyor. Oyuncu ile Oyuncu olmayan(nonplayer) karakterlerinin yaratıklar vs.vs. arasında ki savaş mücadele anlamına gelir. AFK : away from keyboard = Klavye başında olmamak anlamına gelir Loot : yaratığı öldürdüğünüzde düşen itemlar/ yada bir kasa açtığınızda çıkan itemlar gibi vs.vs. ganimet almak anlamına gelir kısacası. BRB : Be right back = geri dönecem anlamına gelir. BTW : by the way = bu arada WTB : want to buy = satın almak istediğiniz anlamına gelir WTS : want to sell = satmak istediğiniz anlamına gelir AGROO : misal şimdi bi gruptasınız ve yaratık takımınızda ki healer(mage'e yada neyse işte) saldırıyor ve o anda eğer healer agroo derse anlayın ki ona saldıran yaratığın attack'ını kendinize çekmesini istiyor. Başkasına saldırıda bulunan yaratığı kendi üstünüze çekmeye agroo denir. Newbie : Oyuna yeni başlamış biri. türkçe tabiriyle Ezik dediğimiz kişiler. exp / xp : Experince = tecrübe anlamına gelir. Hani şu level atlarken işe yarayan şey DOT : Damage Over Time = Silkroad'a göre bunu tanımlamak gerekirse Burn ve Poison gibi etkinliklerdir. Yani belli süre içinde sık sık damage vermesine DOT denir. NPC : Non player character = Bir insan tarafından kullanılmayan karakterlerdir. Buff = Her hangi bir karakterin senin yeteneklerini belirli bir süreliğine arttırması olayıdır yani hani şu 500 hp arttıran scrollar gibi. DC : Disconnect = Oyundan düşme/kopma olayı. LFP : Looking For Party = Party aradığınızı belirtir. Tabi bu pek silkroad için geçerli olmaz zati otomatik party sistemi var. Party(e bari bunuda açıklıyayım) : Bildiğiniz grup Spawn : Yaratıkların doğdukları noktalardır vede doğmalarıdır. Misal bir manyang kestiniz ve yeniden bir manyang çıktı. Buna "yaratığın spawn olması" denir. Manyang'ın çıktığı yere ise "spawn noktası" denir. Raid : Büyük saldırılardır.Büyük geniş bir analda geniş oyunculardan oluşan bir sistemdir.Raid'lerde pvp , pvm veya pve olabilirler. Tabi silkroad için pek geçerli görmüyoruz aslında görürüzde bu joymax adam gibi event yaptırmıyor ki... Buna örnek ne verilir? Misal Bir ordu olusu Niya General koyarlar karşınıza alın öldürün diye. Tabi bunlar öldüklerinde özel itemlar falan düşürürler. Buna Raid diyoruz. Rezz : Resurrect = Canlandırmak anlamına gelir. STFU : Shut the f** up = Kapa çeneni / kes sesini... ( yabancılar çok yaygın kullanır) KS : kill steal = Hani sizin daldığınız bir yaratığa biri dalınca "KS YAPMA LAN!" dersiniz ya. İşte odur. HOT : heal over time = Bu olay ise DOT'un heal versionudur. wtf : what the f*** = Haskk.... anlamına geliyor (bunlarında öğrenilmesi lazım. elin gavuru birşey derse anlayın yani afedersiniz o kadar ayıp değil yani şunun şurasında birlikteyiz zaten ) omfg : oh my f*** god : yukarda kiyle aynı gibi... dinden imandan çıkmak istemedim şimdi açıklayarak hatta Türkçe olarak nazikce versionu Allah kahretsin ' dir. Silkroad için Renkleride açıklayalım bari : Mavi : Sizden çok çok güçsüz(öldürürseniz bu renkteki yaratıkları çok az derece exp alırsınız) Yeşil : Sizden biraz güçsüz (öldürürseniz normal exp değerinin biraz altında alırsınız) Gri : Sizle eşit/uygun (öldürürseniz normal exp alırsınız) Turuncu : Sizden biraz güçlü (normal exp değerinin biraz üstünde alırsınız) Kırmızı : Bulaşma bana bulaşırım sana (pek fazla elleşmeyin bunnlara... ha öldürürüm derseniz normal expin baya bi üstünde alırsınız) |
|
2007 sezonu öncesi favori takımların hepsi yeni sezonda yarışacakları araçlarının tanıtımlarını yaptılar. Yeni araçlar ile devam eden test sürüşleri her ne kadar hangi takımın daha formda olduğu hakkında bizlere fikir versede sezonun ilk yarışı Avustralya Grand Prixi bitmeden net bir gözlemleme yapmamız mümkün olmayacak. Şimdi Formula1 takımlarının yeni sezonun getirdiği kural değişikliklerine adapte ettikleri yeni makinalarını teknik açıdan karşılaştıralım. Renault R27 Teknik Analiz < Resime gitmek için tıklayın > Aerodinamik ekibin başındaki Dino Toso'ya göre, aracın lansmanında gösterilen dış görünüş aracın yalnız yarısı. Toso ayrıca, Barcelona'daki sezon öncesi testlere kadar burunun üst tarafı, kanatlar ve bazı noktalara yapılacak ilaveler olduğunu söylüyor. Motor ve monokok yapı gibi değişmiş olan bazı kısımlar, takımın daha önceki düşüncelerinin geliştirilmiş şekli. Asıl ana değişiklikler sidepodlar ve vites kutusunda. Bu arada Teknik Direktör Bob Bell, geliştirme faaliyetlerinin anahtar rol oynadığını belirterek, R27'nin "yeni görünümü altında tümüyle yeni" bir araç olduğunu söyledi. Bell, "Araçta 6 bin veya 7 bin parçanın bulunduğunu bilmek önemli. Bunların her birini değerlendirdik ve kendimize, aracı daha hafif ve güçlü, bileşenleri daha sıkışık yapabilir miyiz diye sorduk" diye konuşmuştu. Bunun Renault'daki geliştirme sürecinin bir parçası olduğunu söyleyen Bell, insanların dış görünüşe dikkat etmelerine rağmen, başarıyı getirecek diğer etkenlerin, dikiz aynaları gibi görsel olarak göze çarpan noktalardan çok daha önemli ve zaman alıcı olduğunu kaydetmişti. Renault, bu çalışma şekliyle son üç yılda sarfettiği çabaların meyvelerini toplam 4 şampiyonlukla topladı. Bu arada geçmiş senelerden farklı olarak bu sene Bridgestone lastiklerine geçiş için de ekstra bazı önlemler alındı. Şu an için aracın güvenirliği konusunda çok fazla şey bilmiyoruz ancak bu konuda Fransız ekibinin bir sorun yaşayacağı tahmin edilmiyor < Resime gitmek için tıklayın > Araç paketinde ciddi teknik değişikliklerin olmaması Renault'nun sezon boyunca geliştirme potansiyelinin kıt olduğu manasına gelebilir. Çünkü istatistiklere baktığımızda Ferrari geçtiğimiz sezonun ikinci yarısından itibaren Renault'dan daha hızlıydı. R27, sezon sonrası faaliyetlerinde bu konuda gerekeni yapmamışsa, sezon başından itibaren bu hız sorunu açıkça kendini gösterir. Bell ise bu konuda çeşitli tedbirlerin alındığını ifade ediyor. R27'nin yeterli ön uç downforce'a sahip olmasına rağmen, daha fazlasına ihtiyaç duyduklarını belirten Bell, "Aero balansı istediğimiz yerde sağlayabiliriz. Biz daima biraz daha fazlasından hoşlanırız. Yapmaya ihtiyaç duyduğumuz şey, aracın önüne ilişkin geliştirme çalışmalarını sürdürmek. Tabii sadece ön kanat için değil, genelde aracın ön bölümü üzerinde..." diyor. Bu arada yeni Bridgestone lastikleri öne doğru biraz daha ağırlık meyili olmasını gerektiriyor. Eski Michelin lastikleri önde daha fazla ağırlık yapmak için farklı bir denge dağılımına yol açıyordu. Fakat sonuçta bu mesele, aerodinamik basın merkeziyle dengelenerek çözümlenebiliyor. Yeni ING görünümü bir kenara koyarsak, R27 aslında selefinin çok benzeri. Yeni araç, R26'yla dingil aralığı, vites kutusu/monokok uzunluk ve süspansiyon açısından aynı mekanik tasarım özelliklerini taşıyor. Aracın ön ucu ilk yarıştan önce değiştirilecek. Dolayısıyla geçtiğimiz yıldan gelen konik burun, ön kanat ve bargeboard'lar hep geçici tasarımlar. Fakat bunun yanı sıra yeni radyotör ve egzost donanımının çevresindeki sidepodlar neredeyse tümüyle yenilenmiş. Monokok yapı 6 mm kalınlığındaki yan panele uygun olması için biraz daha geniş ancak sidepod iskeleti daha dar. Yeni pod kanatlar ve aynalar, hem Renault taraftarları arasında hem de medyada aracın en çok konuşulan bölümlerinden biri. Yekpare pod kanat ve ayna temel bir fikir ve sidepod ilavelerinin en önemli parçası olarak görülmüyor. Bell bu tasarımı, sadece “hoş bir dokunuş ve imza” olarak değerlendiriyor. Dini Toso’nun yorumu ise, “Sidepod görsel olarak en büyük değişiklik. Ancak aerodinamik olarak öyle değil. Kanatlar ve difüserler gibi görmeye pek hazır olmadığınız şeyler, bizim kazanç sağlayacağımız yerler” şeklinde. Toso, aynaların ön tekerlerin peşi sıra yerleştirilmiş olduğunu hatırlatarak bunu aerodinamik açıdan düzensiz bir bölge olduğuna dikkat çekiyor. Bu durum aynaların aracın diğer parçaları üzerindeki türbülansın etkisini minimize ediyor. Ayrıca bu tasarımda aynalar arka görüş açısından olumsuz bir durum arzetmezken, lastiklerin görünüşü de gerçek manada iyileştirilmiş oluyor. Aynaların konumunun bir dezavantajı, gövde titreşimine meyilli olması. Bu da testlerde zaten tespit edilmişti. Ancak aynaların pozisyonunun getirdiği avantajlar en azından bu dezavantajı dengeliyor gözüküyor. Yoksa tasarımcılar, bile bile bu titreşimin olumsuzluğuna katlanmak istemezdi. Ayrıca kanattaki karbon fiberin vibrasyonunu tesirini azaltacağından da şüphe yok. Fakat pod kanatları hakkında daha enteresan olan nokta, sidepod boyunca flip up’a monte edilen pod kanadının devamı olması. Bu tüm montajı tek parça haline getiriyor. Aslında bunlar motor kapağının kaldırılmasını sağlamak için ayrılabiliyor. Bu, pod kanatlarının, hava akışını, kanat içinde düzenli bir akışa yönlendirme fonksiyonunun önemini ortaya koyuyor. Kanat dışındaki düzensiz hava akışı ise daha fazla arka downforce sağlıyor. Bu arada yeni araçta, bir önceki araçtan gelen düşük seviyeli flip up’ların, bacanın ve kanatçıkların şekli korunmuş. Fakat egzost, 2006 aracındaki gibi çıkıntısı götürülmüş olmaktan çok şaside bir çıkıntı yapıyor. Sidepod’ların ve motor kapağının çevresindeki her şey, biraz daha dar ve biraz daha alçak hale getirilmiş. Fakat genel görünüme bakıldığında, Renault’nun evrimci felsefesi korunmuş. Arkada, aracın arka kanadı ve difüseri, R26’dan aktarılmış. Ancak bu parçaların Pazartesi günü Barcelona’da başlayacak olan testler sırasında değiştirileceği belirtiliyor. Renault, benzersiz bir difüser tasarımı gerçekleştirmiş. Pozisyonu ve daha alçakta kalan wishbone’lar itibariyle orta tünel ve dıştaki kanallarla agresif bir özellik sergiliyor. Yeni tasarım, difüserle tekerlek arasındaki alanı kapsayan sıradışı iki eğri parçanın yardımıyla değiştirilmiş görünüyor. Bunların nasıl çalışacağı henüz bilinmiyor veya tam olarak hangi noktada araca avantaj getireceği. Fakat muhtemelen bunların getireceği avantaj sınırlı olacak. < Resime gitmek için tıklayın > Şasinin altındaki vites kutusu yeni geliştirilmiş. Vites kutusunda, kritik bölgelerinde yer alan karbon fiberle kaplı titanium kullanılmış. Bell vites kutusu hakkında, “Bu konuda benzersiziz. Ve her yıl daha avantajlı hale geliyoruz.” diyor. Dişliler ve vites atma mekanizması kesintisiz tasarım özelliğiyle değişmiş. Bu Renault tarafından geliştirilmiş bir teknoloji ve ani vites değiştirme özelliği (ICG) olarak adlandırılıyor. Bu sistem Renault’yu rakiplerine karşı ayrıcalıklı kılıyor. Şu ana kadar tanıtımı yapılan araçların hiçbirinde Renault’nun kullandığı bu teknoloji mevcut değil. Vites kutusunun üstünde, arka süspansiyonda, benzer bir dikey çubuk tasarımı korunmuş ve dingil milinin arkasına amortisörler yerleştirilmiş. Bu sene, daha küçük hale getirilmiş olan motor kapağı, süspansiyonların hava akışına karşı açıkta bırakıyor. Bu pek alışılmış bir tasarım değil. Fakat belki de Barcelona da bu alanda bazı değişiklikler olabilir. Bu sene uygulunacak motor teknolojisinin dondurulması kuralı sebebiyle Renault’nun 2007 motoru RS29’dakinden küçük bazı farklılıklar taşıyor. Motor mühendisi Rob White, yeni düzenlemelerden pek memnun değil. Çünkü yapabildikleri tek şey aracın devir sayısını 19 bin rpm’ye ayarlamak, motorun araca yerleştirilmesi ve bazı ufak değişiklikler. Geçen seneki motorun, takımlar arasındaki en güçlü motor olduğu, ayrıca yakıt sarfiyatı konusunda daha avantajlı ve daha küçük radyatörler gerektirdiği vurgulanıyordu. Yeni motor da tüm yönleriyle 2007’deki rakiplerini kıskandıracak bir motor görünümünde F2007: Teknik analiz 14 Ocak 2007'de Maranello'da tanıtılan F2007, Ferrari'nin 53. F1 otomobili. Bir önceki otomobil olan 248 F1'e göre fazlaca değişikliği bünyesinde bulunduran F2007 Aldo Costa ve Nicolas Tombazis tarafından tasarlandı. Efsane tasarımcı Güney Afrikalı Rory Byrne ise danışman olarak bu ikiliye eşlik etti. Şimdi kadrosunda da büyük değişikliğe giden Ferrari takımının yeni sezonda kullanacağı aracı teknik yönden inceleyelim. < Resime gitmek için tıklayın > Şasi: Aracın dingil mesafesi 248 F1'e göre 85mm daha uzun. Geçen sene en kısa, bu sene de en uzun dingil mesafesine sahip olan takım Ferrari. Bunun başlıca nedeni ise Bridgestone lastik hamurlarının bu sene daha sert olacağı. Uzun dingil mesafesine sahip araçlar yüksek ve orta hızda dönülen virajları daha iyi alırken düşük hızda dönülen virajlarda zorlanır. Ferrari'nin bunu yeni süspansiyonlar ile dengeleyebilmesi mümkün. Ön lastikler ile kokpit arasındaki mesafe, maksimum aerodinamik performansı elde edebilmek için arttırılmış. 2007'de FIA'nın getirdiği yeni güvenlik kuralları çerçevesinde aracın yan, arka ve ön kısmı gelebilecek darbelere karşı güçlendirilmiş. Bunun neticesinde ise araçta 10 kg civarında bir ağırlık artışı oluşmuş. Aerodinami: 2007 ile beraber aerodinamik savaşlarınada girmiş bulunuyoruz. Tek lastik sağlayacısının Bridgestone olması ve 2006 sonu ile dondurulan motorların kullanılacak olması aerodinamiyi önemli konuların başına yerleştiriyor. F2007, 248 F1'in aerodinamisi ile tanıtılmış olmasına rağmen 18 Mart'ta koşulacak olan Avusturalya Grand Prix'nde çok farklı bir araç göreceğimiz kesin. Takımlar aero parçalarını olabildiğince saklamaya çalışacaklardır. Mekanik: F2007'nin mekaniğinde göze çarpan iki önemli değişiklik var. Yeni tasarlanan vites kutusu ve sıfır omurga sistemi. Yeni vites kutusunun az da olsa zaman kazandıracağına kesin gözüyle bakılıyor. Sıfır omurga sistemi ise Ferrari için bir ilk oldu. Daha önceleri hep tek omurga sistemini kullanan Ross Brawn'un bir yıl ara vermesinin araca yansıması adeta. 2003 ve 2005 sezonlarında sert lastik hamurlarıyla bir çok kez aşınma sorun yaşayan Ferrari bakalım bu sezon neler yapacak. Kimi Raikkonen'in 31 Ocak'ta Valencia'daki testlerde tek bir lastik setiyle 51 tur atması F2007'nin F2003-GA ve F2005'i bu konuda geride bıraktığını gösteriyor. Tüm bunların yanında Ross Brawn, Michael Schumacher ve Paolo Martinelli'nin takımdan ayrılmasının etkileri merakla beklenen unsurlar. McLaren MP4-22 Teknik Analizi McLaren, birçok yönüyle, geçtiğimiz yıllar içinde araç tasarımında trendlere öncülük etmiş bir takım. McLaren ekibi son iki sezondur, diğer takımların daha henüz bu yıl yaptıkları teknik gelişmelerin çoğunu içinde barından bir araçla yarışmıştı. Örnek vermek gerekirse karbon vites kaplaması, vites değiştirme sırasında zaman kaybını önleyen sistem, alçak sidepodlar ve sıfır omurga gibi. < Resime gitmek için tıklayın > Takım lastik değişikliğinin olmadığı 2005 sezonunda başarılıydı ancak yaşadığı güvenirlik problemleri ve Renault’nun hızı karşısında sonuca ulaşamadı. Geçen yıl da takım rakipleriyle mücadele etmek yerine, lastikler, aerodinamik istikrar ve yine korkulu rüyaları olan güvenirlik problemleriyle boğuştu durdu Ve 10 sene aradan sonra ilk kez bir sezonu hiç zafer kazanamadan kapamak zorunda kaldı. Bu süre zarfında McLaren teknik kadrosunda bazı kayıplar yaşadı. Adrian Newey’in Red Bull’a kaymasıyla birlikte üst düzey bazı teknik personel de Newey’i takip etti. Buna rağmen Paddy Lowe, Mike Coughlan gibi teknik seviyede üst düzey isimler ve tasarım çalışmalarının başında bulunan Pat Fry’la daha da kötü bir istikrarsızlığın ortasına düşmekten korundu. Aracın görünüşünü etkileyen teknik kural değişikliklerinin olmaması nedeniyle McLaren’ın 2007 aracı MP4-21’den çok da farklı görünmüyor. Tabi bu ilk bakışta yanıltıcı olsa da McLaren bu kez aracın geliştirilmesinde büyük değişikliklerden ziyade detaylara çok daha fazla yoğunlaşmış. McLaren, yeni aracının geliştirilmesi için birçok rakibinden çok daha önce çalışmaya başlamıştı. Bu ısrarlı ve azimli çalışmanın aracın her parçasına yansıyıp yansımadığını göreceğiz ancak testlerde yeni aracın gösterdiği performans detaylar üzerinde çalışmanın bu sene sonuç vereceğini gösteriyor gibi. McLaren, yeni araç lansmanında da, eski aracı ön kısmını kullanmak yerine yeni spesifikasyon ön kanatla basının karşısına çıkarak alışılmadık bir adım attı. Yeni ön kanat dizaynı, takımın her zamanki üç katlı yumuşak kavisli tasarımının izlerini taşıyor. < Resime gitmek için tıklayın > Farklı olarak, yeni tasarım kanadın, üçlü katmanın ortasından burna monte edilmesiyle ortaya çıkmış. Bu tasarım muhtemelen kanattan gelen ağırlıkları daha eşit şekilde almayı sağlıyor. Araçta görülen bir diğer farklılık da, sidepodlarda. Sidepodlar, yekpare bir şekilde şaside kalıp halinde üretilmemiş. Bunun yerine aerodinamik şeklin oluşturulması için çok parçalı motor kapağı kullanılmış. Yani McLaren kaza testlerinin sonuçlarından etkilenmeksizin, sidepodların şeklini çok daha kolayca değiştirebilecek. Bu montaja ilaveten takım, sidepod omuzlarının üstündeki pod kanatlarında bazı değişik uygulamalar gerçekleştirmiş. Pod kanatları birçok takımın tasarımından farklı olarak daha geriye yerleştirilmiş. Takım bu kanatlarla, ön tekerlerden gelen kirli hava akışını, sidepodlerin üzerinden gelen akıştan ayırmayı amaçlıyor. Sidepodlar oldukça belirgin bir şekilde geriye ve içeri doğru yerleştirildiği için, motoru ve vites kutusunu kapladığı alanda şaside bir çıkıntı meydana getirmiş. Bu alanlarda ve arka kanadın önündeki yassı bölgedeki hava akışını iyileştirmek için, olağandışı uygulamalara gidilmiş. Önce bacanın arka üst kısmına üçgen şeklinde bir parça ilave edilmiş. Bunların ön tarafında da yine aerodinamik katmanlı parçalar yer alıyor. Bu katmanlara yapıştırılmış ısı sensör şeritleri bulunuyor. Difüser de önemli değişiklikler geçirmiş. Difüserin merkezdeki kanal çok daha fazla agresif hale getirilmiş. Yan kanallar da, bunların üzerine monte edilmiş olan bazı sıradışı oluklarla tamamlanmış. < Resime gitmek için tıklayın > Difüserdeki bu tasarımla, 2005’de başlayan maksimum yükseklik kuralına karşı ince bir çözüm bulunmuş görünüyor. Diğer taraftan yalancı difüser bacası normal alanında mevcudiyetini koruyor. Bu tasarımla McLaren, sınırlı yükseklik nedeniyle kaybettiği difüser performansını yeniden yakalamış. Ancak bu, diğer takımlar tarafından veya FIA tarafından - çok ekstrem bir bakış açısı gerekiyor - nasıl değerlendirilir buna da bakmak lazım. Sonuç olarak daha göremediğimiz birçok artısı ve eksisiyle McLaren bu sene şampiyonluğun en büyük favorilerinden biri. Sezon sonrası çalışmalarda ve yeni yılda gerçekleştirilen testlerde geçtiğimiz yıllarda yaşadığı güvenirlik başta olmak üzere birçok sorunu aşmış görünüyor. Hız ve performans açısından da son beş yılın hazırlık dönemleri değerlendirildiğinde gelinen seviye McLaren’ın bu sene yıllardır bekledikleri şampiyonluğa ulaşabileceğini gösteriyor. Ancak şunu da ifade etmek lazım ki, testler her ne kadar sezonun nasıl şekilleneceğine dair önemli ipuçları verse de, sonuçta yarışlardan çok farklı bir karakter taşıyor. Ayrıca McLaren’ın başarısı, diğer takımların göstereceği başarıyla ilişkili olacak. Tıpkı Ferrari ve Renault’nun McLaren’ın performansına bağlı olduğu gibi. Williams FW29'un teknik analizi 2007 aracının lansmanını yapan en son takımlardan biri olan Williams, Cuma günü Oxfordshire'da FW29'la basının karşısına geçti. 2006 aracından farkı hemen anlaşılan FW29'un önemli oranda revize edilmiş aerodinamik yapısı ve mekanik değişiklikler dikkat çekiyor. Williams'ın hatırlanacağı üzere geçtiğimiz sezon hem aero verimliliği çok zayıfdı hem de güvenirlik problemiyle mücadele etmek zorunda kalmıştı. < Resime gitmek için tıklayın > İngiliz ekibinin karşılaştığı bu problemler, aracın mükemmel denebilecek mekanik kavrayışını gölgede bırakmıştı. FW29 yüzeysel olarak bakıldığında geçen seneki araca benziyor. Tabii irili ufaklı birçok farklılık mevcut. Örneğin geniş yakıt tankına yer açmak için vites kutusu hafifçe daha kısa hale getirilmiş. Sidepodların arkasında ise karmaşık aerodinamik iyileştirmeler yapılmış. Sidepodlar, - sadece sezonun ilk yarışlarında kullanılmak için yapılmış - geniş bacalara doğru gidiyor. Ayrıca hava direncini düşürmek maksadıyla kanatçıklarda bazı değişiklikler yapılmış. Daha az hava direnci için daha fazla downforce oluşturma düşüncesi aracın arkasında da devam etmiş. Ön kanatta hala eski parça kullanılırken, sezon başlamadan önce aracın önünde bazı değişiklikler yapılması bekleniyor. Mekanik olarak, aracın arka kısmı Toyota motoruna uygun gelecek şekilde yeniden tasarlanmış. Vites kutusu ise kesintisiz vites değiştirme sistemi ile tamamen yeni Williams tasarımı özelliklerini taşıyor. < Resime gitmek için tıklayın > Ağırlığın önemli bir kısmı gövdenin dışına alınarak önde sıfır omurga tasarımı korunmuş. Önde gerekli dengenin korunması için ise şasinin yükselen kısmının altına doğru daha uzun dikey splitterlar oluşturulmuş. Bunların dışında aracın geçen sene yaşadığı problemler göz önüne alınarak çok sayıda mantıklı değişiklik yapılmış. Sonuç olarak Williams pistlerin ihtiyacını karşılayan bir araç üretmiş. Şayet kapsamlı rüzgar tüneli testlerinde elde edilen rakamlar pistte de geçerli olursa, Williams'ın, bu sezon orta sınıf takımların önünde olmaması için hiçbir neden olmayacak Devamı Eklendikçe Yayınlıyacağım. Kaynak: TurkiyeF1.Com |
Arkadaşlar sıkıntımı şöyle anlatayım daha 3gün önce bu oyuna başladım şuan 1dan 3kyu yani lvl13'üm ama yanlışlıkla assasinz oldum, Normalde Hunter Olmak İstiyor.Acaba assasinzdan çıkıp Hunter olabilirmiyim.Ayrıca Forumda Aramada Yaptım Çıkmadı. Yardım ederseniz sevinirim.
|
|
< Resime gitmek için tıklayın > Akıllı ev sistemlerinin altyapısını hazırlayan Cisco'nun Satış Müdürü Ersel Oymak "Gelecekte her ev akıllı olabilecek. Evler yaşayan organizmalara dönüşecek" dedi. Gözümüzü çevirdiğimiz her yerde yeni bir inşaat alanıyla karşılaştığımız şu günlerde, işler bina inşa etmenin ötesine geçerek onu 'yaşatmaya' kadar vardı. Teknolojiyi son damlasına kadar hayatlarımıza sokan 'akıllı binalar' tüm avantajları ile göz kırpıyor. Öyle ki, eğer eviniz akıllıysa, yapılabilecekler yalnız hayal gücünüzle sınırlı. Peki akıllı ev nedir; nasıl oluşur; eksileri, artıları nelerdir? Amerikalı bilişim devi Cisco'nun Satış Müdürü Ersel Oymak sorularımızı yanıtladı. Akıllı ev ne demek? Aslında akıllı ev, yaşanan yerdeki cihazların elektronik ortamda bir araya gelip yaşamı kolaylaştırmasıyla oluşur. Yani, binanın içindeki her sistemin birlikte çalışmasının sağladığı akıllı çalışma ort***** akıllı ev diyebiliriz. Akıllı evler, yaşayan bir organizmaya dönüşmüş binalardır. Bu ortamlar otomasyon sistemleri ve sensörleri ile tepkinize karşılık veren sistemler barındırır. Peki bir akıllı evin varlığından hangi şartlarda söz edebiliriz? Binalar genelde 2 ayrı sisteme ayrılıyor. Kendi altyapısı, su, elektrik ve doğalgaz; bir de bunun üzerine network altyapısı gelsin istiyoruz. Ses, veri ve bilgi iletişim sistemleri bu sayede tek bir çatı altında toplanabiliyor. Bir diğer altyapı ise bina otomasyon sistemleri: güvenlik ya da kamera sistemi, ısı değişimlerini ayarlayabildiğiniz havalandırma sistemleri... Bunlar genelde birbirinden ayrı altyapılarda oluyor. Bir akıllı evden bahsedebilmek için tüm bu sistemlerin aynı platforma oturmuş ve merkezi bir noktadan yönetilebiliyor olması gerek. Ayrık sistemlerle değil de tek bir noktadan yönetim söz konusu ise, evler akıllı ev statüsünde görülebilir. Sıradan evler sonradan akıllı hale getirilebilir mi? Evleri sıfırdan akıllı hale getirmek daha iyi olur. Ama herhangi bir ev de akıllı hale getirilebilir. Bu seçim tabii ki daha masraflı olur. Akıllı evlerde kullanılan eşyalar da özel mi olmalı? Eve has ürünlerin, örneğin beyaz eşyaların aynı ortamda birbirleriyle konuşabilmeleri gerekir. Bilgisayar, fırın gibi eşyalar akıllı ev konseptinde kablosuz ortamda birbirleriyle haberleşebilir. Bu yüzden eşyaların bluetooth gibi kablosuz haberleşme şeklinde nitelenen özelliklere sahip olması gerekir. Ortalama ne kadara mal olur akıllı bir ev sahibi olmak? Burada düşünülmesi gereken ilk nokta binanın kendisinde network ve bu servisi sağlayacak bir servis sağlayıcının olup olmadığı. Mesela daireye koyulan bir pano ile sesli komutlarınızı algılayarak çalışabilen ürünlerle, çocuğunuzun çantasına yerleştirdiğiniz GPS vericisi yardımıyla nerde olduğunu veya arabanızı görebiliyorsunuz. Biz network'u sağlıyoruz. Bunların etrafına kimin hangi ürünlerle geleceği belli olmaz. Dolayısıyla fiyat da buna göre belirlenir. |
|
< Resime gitmek için tıklayın > USB yuvasının ne işlere yaradığını öğrenince şaşıracaksınız. USB Hub'ları bilirsiniz. Örneğin kasanızdaki USB yuva sayısı bellidir. Sizin çevrebirimlerinizin USB kabloları bu yuvalar için fazla ise tek çareniz, USB Hub'lardır. Aslında bu yazıda da bir USB Hub'dan bahsedeceğiz. Kendi rakiplerinden bir farkı daha var. Bu ürün, aynı zamanda kahve de ısıtıyor. USB Hub ile çok sayıda USB yuva Bir ürünün fiyatını yüksek bulanlar "Yok daha neler, bulaşık da yıkıyor mu?" diye sorarken, biraz daha dikkat etsinler. Çünkü USB ürünlerin sınırları genişliyor. Aşağıda resmini gördüğünüz USB Hub'a 4 tane daha USB aygıt bağlayabiliyorsunuz. Boyutu küçük olduğundan masanızda çok fazla yer kaplamıyor ve şık tasarımı sayesinde oldukça estetik görünüyor. Aynı zamanda kahve ısıtıcısı Şimdiye kadara anlattığımız özellikler, 4 portlu bir USB Hub için sıradan şeylerdi. Sıra geldi, ürünün diğer görevine. Yani kahve ısıtıcılığı görevine gelelim. Bilgisayar başında yoğun çalışanlar (Oyun oynayanlara ve chat yapanları da bu kitleye dahil ederek ne kadar bağışlayıcı olduğumuzu gösteriyoruz.) için en kötü anlardan biri de soğuyan kahveler olsa gerek. Monitörünüze dalıp gidersiniz ve başınızı çevirip biraz önce keyifle hazırladığınız kahveden bir yudum almak istediğinizde soğumuş olan kahveniz, yüzünüzün buruşmasına ve "iiiyyhğğ" - yazıldığı gibi okunur - sesine yakın bir seda ile keyfiniz kaçar. Ek kabloya gerek kalmıyor USB Hub, sayesinde bu problem de ortadan kalkıyor ve kahveniz, her daim sıcak kalıyor. Gerekli olan gücü ise kablo karmaşası yaparak elektrik prizinden değil, bilgisayara bağladığınız USB kablosundan alıyor. Yani, ısıtma için ek ir kabloya gerek kalmıyor. "Bize unutkan demiştiniz. Peki, biz kahvemizi bu ısıtıcıda da unutursak, ofiste yangın çıkar mı?" diye soranlar için hemen söyleyelim, ürünün güç aldığı kablo sanayi tipi güç kaynakları değil, sadece USB yuva olduğundan ısı üretme özelliği de belli bir sınırda kalıyor. Bu da kahvenizi sıcak tutmak için yeterli bir dereceye tekabül ediyor. Nerden satın alabilirim? Ürün, Türkiye'de henüz satılmıyor. Panasonic telefonların kopyası olan Pamasonic, Panasonik gibi markaları getirmek için birbirleriyle yarışan donanım firmaları acaba neden bu ürünleri Türkiye'ye getirmezler anlamıyorum. Anlamak da istemiyorum. Not:Daha Önce Verildiyse Şimdiden Özür Diliyorum < Resime gitmek için tıklayın > |
|
merhaba arkadaşlar. size insanların nasıl dolandırıldığını ve korunma yollarını anlatmaya çalışacağım. PARTİ YOLUYLA KANDIRMA oyunda size bir parti teklifi geldiğinde çıkan pancerenin birinci kutusunda 'exp auta share ( expleri paylaş )' yada 'exp distribution ( expleri paylaşma )' yazar. buraya kadar herşey normal. gelelim ikinci kutuya... orada da genelde 'ıtem distribution (itemleri paylaşma) yazar. ama bazı uyanıklar size 'item auto share ( itemleri paylaş )' yazan parti istekleri gönderebilirler. tam olarak nasıl yapıldığını bilmiyorum, ama bu şekilde hırsızlık yapıyorlar. bu şekilde yapılan hırsızlıklar alanında en tecrübeli olan arkadaş bir türk. oyundaki adı texas ve bir arkadaş grubu var. (hırsız grubu diyelim) DEĞİŞ - TOKUŞ YÖNTEMİ İLE KANDIRMA o malı koyar, siz parayı koyarsınız, siz confirm tuşuna basarsınız, o el çabukluğuyla itemi geri alıp confirm tuşuna basar. approveye basmadan önce dikkatli bakmazsanız paracıklarınız uçaar gide. bu alanda en kıdemli türk arkadaşlarımız _TR_HUNTER_TR ve solucan. solucanın bir özelliği kazıkladığı arkadaşlara 'almanca' küfür etmesi. KERVANA ÇIK ABİ!! İSTERSEN 3 YILDIZLI ÇIK BEN 50 LEVELİM SENİ KORURUM!! YÖNTEMİ İLE KANDIRMA bu tamamen salakları kandırmaya yönelik bir eylemdir. ona güvenip 3 yıldızlı kervana çıkarsınız, ancak adam yarı yola gelmeden thief giysilerini çeker, malınızı alır ve gider. insaflıysa gitmeden önce sizi resler ki, peşinden kovalayın adamda eğlensin diye. Allahtan şimdiye kadar sadece ikinci yöntemle kazık yedim onda da 25k gitti. ama canı yanan çoook.. hiç olmazsa sizinki yanmasın. -konu mesajlarında bildiklerinizi anlatmanız rica olunur- >>>Alıntıdır.<<< |
Boş olan yerlere HP ve MP ilaçlarını koyuyoruz(koyduğunuz kutunun sayına dikkat edin) Benim ki alttaki resimdeki gibi
< Resime gitmek için tıklayın >
Gördüğünüz gibi ben HP yi 1'e MP yi ise 2'ye koydum. Ayarları buna göre yapacağız!
Resimde "M" yazan yer ise mause'dan tekerleğe basıp ya da klavyeden "X"e basıp kullanıyorsunuz.
Klavyeden "T" tıklayıp Auto potion recovery penceresini açıyoruz. Aşağıdaki gibidir
< Resime gitmek için tıklayın >
Penceredeki gibi işaretleyiniz
Bu yüzde ayarları kendinize göre ayarlayın. Mesela kendi levelimden yüksek yaratıklara saldırırken HP oranını yüksek tutarım.
Şunu da belirteyim Int karaktere sahip arkadaşlar HP değerini yüksek tutmalarını tavsiye edilir
Not:HP ve MP ilaçlarının miktarından haberdar olun, eğer inventoyda bu ilaçlar kalmamışsa işiniz iş
Kullandığınız yere de HP koyabilirsiniz