C

Binbaşı
18 Ekim 2002
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
0 üye
Görüntülenme (?)
49 (Bu ay: 0)
Gönderiler Hakkında
C
13 yıl
Norton İnternet Security 2009
NİS 2009 BOX olarak Türkiye'ye ne zaman gelecek?
Ve 3 kullanıcılı kutularda gelecekmi?
Bir bilgisi olan varmı?..
C
13 yıl
Fenerbahçe Dünyanın En Değerli Kulübü Oldu!.
Fenerbahçe Dünyanın En Değerli Kulübü Oldu!.

Fenerbahçe, 2 milyar 32 milyon dolarlık piyasa fiyatı ile dünyanın en değerli futbol kulübü ünvanını ele geçirdi.

Hisse senetleri son 1 ayda yüzde 100’e yakın prim yapan Fenerbahçe, 2 milyar 32 milyon dolarlık piyasa fiyatı ile dünyanın en değerli futbol kulübü ünvanını ele geçirdi. Manchester United 1.8 milyar dolar, Real Madrid ise 1.3 milyar dolarlık değeri ile Fenerbahçe’yi yakalayamadı. Kanarya’nın rakipleri Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor’un toplam değeri ise ancak 433 milyon dolar ediyor

Takımın başına Euro 2008’in şampiyonu İspanya’nın teknik direktörü Aragones’i getirerek tüm dünyada ses getiren Fenerbahçe, borsada da tarih yazıyor. İMKB, global sarsıntı ve iç siyasi belirsizlikle zor günler geçirirken Fenerbahçe hisseleri rekor üstüne rekor kırıyor. Dün de yüzde 13.64 yükselerek 100 YTL ile tarihi zirvesine çıkan Fenerbahçe’nin piyasa değeri 2 milyar doları aştı ve borsanın en değerli 22’nci şirketi oldu. İMKB’nin yüzde 8.19 gerilediği 19 Haziran tarihinden bu yana ise Fenerbahçe hisselerindeki yükseliş yüzde 74’e ulaştı.

2004 yılında 200 milyon dolar piyasa değeri ile halka açıklan Fenerbahçe’nin piyasa değeri böylece 4 yılda 10’a katlanmış oldu. Mali yapısı gelirlerden oluşan ve yatırımcısına yüksek temettü vaadeden Fenerbahçe hisseleri yabancı yatırımcıların da gözdesi. Öyleki yüzde 15’i halka açık olan Fenerbahçe’nin hisselerinin yüzde 82’si yabancıların hesabında bulunuyor.

F/K'sı Borsanın 7 Katı

Başta Fenerbahçe olmak üzere futbol kulübü hisselerinde yaşanan yükselişin özellikle futbol kulüplerinin vergilerinin sıfırlanabileceği yönündeki haberlerin etkili olduğu söyleniyor. Ancak uzmanlar, söylentilere göre yatırım yapılmaması konusunda yatırımcıları uyarıyor. Özellikle hisselerin “ucuz” olup olmadığının bir göstergesi olan fiyat/kazanç (F/K) oranının Fenerbahçe hisselerinde 51’e ulaştığına dikkat çekiliyor.

Borsanın ortalama F/K’sı ise 7.44 seviyelerinde bulunuyor. Diğer kulüp hisselerinde de yükseliş sürüyor. Beşiktaş hisseleri dün yüzde 8.57, Galatasaray hisseleri ise yüzde 6.11 değer kazandı. Borsanın yüzde 8.19 düştüğü 19 Haziran’dan bu yana ise Trabzon hisseleri yüzde 24.6, Galatasaray hisseleri yüzde 8.59, Beşiktaş hisseleri ise yüzde 26.07 arttı.

Manchester United’ı da Real Madrid’i de Barcelona’yı da solladı!

Kulüp / Piyasa değeri (Milyon dolar)

Fenerbahçe 2.032
Manchester United 1.800
Real Madrid 1.285
Arsenal 1.200
Liverpool 1.050
Bayern Munich 917
AC Milan 798
Barcelona 784
Chelsea 764
Juventus 510
Shalke 04 470
Trabzonspor 318
Galatasaray 229
Beşiktaş 86

KAYNAK : DHA (eKolay.net)
C
14 yıl
Logitech MX610 Mauselara Ne Oldu?!
< Resime gitmek için tıklayın >

Bu mauselara ne oldu arkadaşlar? Neden hiçbir yerde bulunamıyor? Neden Logitech bu mauseların üretimini durdurdu! Konu ile ilgili herhangi bir bilgisi olan varmı?
C
15 yıl
TBL 2006-2007 ŞAMPİYONU FENERBAHÇE
< Resime gitmek için tıklayın >

Fenerbahçe Ülker, BEKO Basketbol Ligi Play-Off finalinin dördüncü buluşmasında Efes Pilsen'i farklı yenerek 16 yıl sonra mutlu sona ulaştı, 100. yılda Bayan Basketbol ve Futbol Takımı'nın ardından şampiyonluğa uzandı!!

Fenerbahçe Ülker, basketbolda tam 16 yıldır süren sessizliğe son verdi, BEKO Basketbol Ligi'nin finalinde Efes Pilsen gibi zorlu bir rakibi 4-0'lık seriyle geçerek 2006-2007 sezonunda şampiyonluk ipini göğüsledi: 98-76
Maça hızlı giren, Ömer ve İbrahim'in üst üste üçlükleriyle 2.20'de skoru 2-11'e getiren Fenerbahçe'ye karşı çabuk toparlanan Efes, Prkacin ve Haislip'in basketleriyle farkı eritti. 18-23 Fenerbahçe'nin üstünlüğüyle kapanan ilk çeyreğin ardından ikinci periyoda bu kez Efes etkili başladı, Kerem ve Ermal'in pota altı sayılarıyla 12.05'te 11-0'lık seriyi tamamlayarak skoru 27-23'e getirdi.
Ancak bu dakikadan sonra savunmada toparlanan, hücumda da Basden'in 13.58'deki üçlüğüyle sürat kazanan Fenerbahçe, Mrsic'in üst üste üçlüğüyle coştu, 19.41'de İbrahim'in basketiyle 4-23'lük seriyi tamamlayarak devreyi 31-46 önde kapadı.
Üçüncü çeyrekte oyunu yavaşlatan, kontrolü elden bırakmadan önce Mrsic, ardından da Ömer'in üçlükleriyle farkı koruyan sarı-lacivertliler, son çeyreğe 53-68 üstünlükle girdi. İki takımın da üçlük yarışına giriştiği son periyotta arayı daha da açan Fenerbahçe, son dakikaları müthiş tezahüratlar altında tamamladığı müsabakayı 98 -76 kazanarak seriyi 4-0'la tamamladı ve 2006-2007 sezonunu şampiyonlukla kapadı. Basketbol liginde ikinci kez mutlu sona ulaştı.
C
15 yıl
Beşiktaş Tümer'e 100 bin YTL Ödeyecek!!
< Resime gitmek için tıklayın > Beşiktaş Tümer'e 100 bin YTL Ödeyecek!!

Beşiktaş sezon başında Fenerbahçe’ye transfer olan Tümer Metin’e 100 bin YTL ödeyecek.

Beşiktaş yönetimi sezon başında Fenerbahçe’ye transfer olan Tümer Metin’e 100 bin YTL ödeyecek... Siyah beyazlı takımda oynadığı dönemde kalan 200 bin YTL’sini isteyen milli futbolcuya Başkan Yıldırım Demirören, Asbaşkan Levent Erdoğan ve yönetici Mario Berk olumlu yanıt verdi. Siyah beyazlı takımda hiçbir futbolcunun parasının kalmadığını ifade eden Asbaşkan Levent Erdoğan, "Tümer’in 200 bin YTL’lik bir alacağı kalmıştı.

Başkanımız Yıldırım Demirören, Fenerbahçeli oyuncuya ödeme yapılmasını istedi. Beşiktaş olarak kendisine 100 bin YTL verecek. Hayırlı uğurlu olsun" dedi. Beşiktaş’a Samsunspor’dan İlhan Mansız’la birlikte transfer olan Tümer, geçen yıl siyah beyazlı yönetimle masaya oturmadan Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’la görüşünce, İkinci Başkan Murat Aksu tarafından kulüpten kovulmuştu.

KAYNAK: Hürriyet
C
15 yıl
NASA Yeni Uzay Teleskobunu Tanıttı!.
< Resime gitmek için tıklayın > NASA Yeni Uzay Teleskobunu Tanıttı!.

Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA, 2013'te, ilk uzay teleskobu Hubble'in yerini alması planlanan yeni uzay teleskobu James Webb'in (JWST) maketini basına tanıttı.

Başka güneş sistemlerindeki olası yaşam biçimlerini ve gezegenleri inceleyecek olan JWST, Hubble'ınkinden yaklaşık 3 kat daha büyük, 6.5 metrelik çapına sahip altıgen biçimli 18 parçadan oluşan ana aynasıyla uzaya yerleştirilen en büyük teleskop olacak.

İlk uzay teleskobu olma unvanına sahip Hubble, 17 yıl önce uzaya gönderilmiş ve astronomide devrim yaratmıştı.

JWST'nin fırlatılması ve çalıştırılmasının maliyetinin yaklaşık 4.5 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Hubble'ın şimdiye kadarki maliyeti ise yaklaşık 8 milyar dolar.

KAYNAK: CNN TÜRK
C
15 yıl
Yıldız Savaşlarında II.Perde
< Resime gitmek için tıklayın >Yıldız Savaşlarında II.Perde

Devletlerin uzay faaliyetlerinin bir sınırı var mıdır? Devletler arası zıtlaşma, korkulduğu gibi bir silahlanma yarışına dönüşebilir mi? Böyle bir durumda uzay hukuku nasıl etkilenebilir?

BC, 19 Ocak 2007 tarihinde, 20 yıldan beri ilk kez, silahlanma yarışını tetikleyebilme potansiyeliyle uluslararası güvenlik ve uluslararası hukuk üzerinde derin etkileri olabilecek önemli bir olayı haber olarak geçti:

Çin Halk Cumhuriyeti önceden hiçbir bildirimde ya da uyarıda bulunmadan kara konuşlu orta menzilli balistik bir füze ile kullanım dışına çıkarılmış, alçak yörüngeye oturtulmuş (dünyadan yaklaşık 800 km kadar uzaklıkta) bir meteoroloji uydusunu başarıyla imha etmişti.

Birleşik Devletler’in 1980’lerde başlattığı meşhur “Yıldız Savaşları” projesinden beri ilk kez ve Rusya ve Birleşik Devletler’in ardından yörüngedeki bir uyduyu vurma kapasitesine sahip olan 3. ülke olan Çin, böylece, o dönemlerdeki şiddetini çoktan kaybetmiş “uzayın silahlandırılması” sorununu yeniden canlandırmış oldu.

Bu durum karşısında çıkarları birinci derecede etkilenecek olan ve böyle bir gelişmeyi kendi ulusal çıkarları için önemli bir tehdit olarak gören Birleşik Devletler’in verdiği tepkilerden ziyade Çin Halk Cumhuriyeti’nin yukarıda bahsi geçen denemeyi yapmasından çok önce benimsediği uzay politikasına göz atmak, bu olay neticesi devletler hukukunun uzay için öngördüğü rejimin bugün için ne oldu- ğunu anlamaya yardımcı olacak ve yakın gelecekte ne gibi değişikliklere maruz kalabileceğine ışık tutacaktır.

Pandora’nın Kutusu

31 Ağustos 2006 tarihinde Birleşik Devletler’in uzay faaliyetlerine ilişkin yeni ulusal politikasını saptayan bir başkanlı k direktifi yürürlüğe girmiştir.

Direktifte, son 50 yıldır sürdürülen uzay faaliyetlerinin askeri ve sivil alanlardaki getirilerine kısaca değinilmiş ve “bu yeni yüzyılda uzayı etkin şekilde kullanan daha fazla refah ve güvenliğe sahip olacak; bunu yapmayanlara nazaran büyük bir avantaj elde edecektir. Uzayda faaliyet gösterme serbestisi Birleşik Devletler için hava ve deniz gücü kadar önemlidir” dendikten sonra Birleşik Devletler’in yürüteceği uzay faaliyetlerine yön verecek temel ilkelerden bazıları şöyle sıralanmıştır:

✓ “Birleşik Devletler uzayın barışçıl amaçlarla ve tüm insanlığı n yararına olarak tüm uluslarca keşfine ve kullanı- mına açık olması hususunda kesin kararlıdır. Bu ilkeye uygun olarak “barışçıl amaçlar” Birleşik Devletler’in ulusal çıkarları doğrultusunda savunma ve istihbarat amaçlı aktivitelerde bulunmasına izin vermektedir.


✓ Birleşik Devletler herhangi bir ulus tarafından uzay yada gök cisimlerinin tümü ya da bazı parçaları üzerindekiher türlü egemenlik iddiasını; ve Birleşik Devletler’in uzaydafaaliyet göstermek ve uzaydan bilgi toplamak konusundakitemel hakkına getirilecek her türlü sınırlamayıreddetmektedir.

✓ Birleşik Devletler uzay faaliyetlerini ulusal çıkarları için hayati önemi haiz olarak kabul etmektedir. Bu politikaya uygun olarak Birleşik Devletler: Uzaydaki haklarını, yeteneklerini ve sahip olduğu hareket özgürlüğünü koruyacaktı r; diğer devletleri bu hakları ihlal etmekten ya da bu amaçla kabiliyetler geliştirmekten caydıracaktır; uzay kabiliyetlerini korumak için gerekli tedbirleri alacaktır; her türlü karışmaya karşılık verecektir ve eğer gerekiyorsa, rakiplerinin Birleşik Devletler’in ulusal çıkarlarına aykırı olarak uzayı kullanmasına engel olacaktır.

✓ Birleşik Devletler, kendisinin uzaya çıkmasına ya da uzayı kullanmasına sınır getirecek ya da bunu yasaklayacak yeni bir hukuki rejimin gelişmesine karşı çıkacaktır. Önerilen silah kontrol anlaşmaları ya da sınırlamaları Birleşik Devletler’in kendi ulusal çıkarları için uzayda araştırma, geliştirme, deneme ve operasyonlarda ya da diğer aktivitelerde bulunma hakkına halel getirmemelidir”

Peki Birleşik Devletler’in oldukça iddialı ve zaman zaman meydan okuyan bir tavır içeren bu ulusal politikası, sadece devletler arası ilişkilerdeki basit bir güç politikasına mı, yoksa bu ilişkileri düzenleyen hukuk düzeninin kurallarına mı dayanmaktadır?


Bu, hiçbir meydan okumayı kabul etmeyeceğini söyleyen politikaya karşı Çin Halk Cumhuriyeti’nin kısa bir süre sonra açıkça kafa tutan manevrası nasıl değerlendirilmelidir? Devletlerin uzay faaliyetlerinin bir sınırı var mıdır? Söz konusu zıtlaşma korkulduğu gibi bir silahlanma yarı- şına dönüşebilir mi? Böyle bir durumda devletlerin uzay aktivitelerine yön veren uzay hukuku nasıl etkilenebilir?

Devlet Egemenliğinin Uzaydaki Sınırı

Uzay ve gök cisimlerine yönelik devlet faaliyetlerini düzenleyen hukuk 1957’de Birleşmiş Milletler’in (BM) uzayı n hukuki statüsünü belirlemeye yönelik çalışmaları ele almasıyla şekillenmeye başladı.

1963 yılında oy birliğiyle kabul edilen 1962 (XVII) sayılı Genel Kurulu Kararı ile Uzay Hukukunun temel prensipleri belirlenmiş oluyordu. Bu prensiplerin konu hakkında genel teamülü yansıttığı ve binnetice devletleri bağlayan bir hukuk kuralları bütünü olduğu, doktrinde genel olarak kabul edilmiş bir görüştür.

Bu teamül kurallarının kodifikasyonu ise 27 Ocak 1967 tarihli ve atmosfer dışı uzayla ilgili uluslararası hukukun en temel referans metni olan “Devletlerin Atmosfer Dışı Uzay, Ay ve Diğer Gök Cisimlerini Keşif ve Kullanması Faaliyetlerini Düzenleyen İlkeler” başlıklı 17 maddelik anlaşma ile gerçekleştirilmiştir. Bu anlaşma büyük oranda yukarıda bahsi geçen BM GK kararının yeniden ele alınmasından ibarettir. Anlaşma ve kararın öngördüğü uzay hukukunun genel prensipleri ise şu şekilde özetlenebilir:

Sahiplenme yasağı ve faaliyet serbestisi. Faaliyet serbestisi atmosfer dışına çıkışta ve uzayda bulunulan faaliyetler sırasında aşağıda bulunan devletin iznine ya da onayına tâbi olmamayı içermektedir. Bununla beraber bu özgürlük birkaç temel ilke ile sınırlandırılmıştır:


✓ Faaliyetlerin uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Şartı’na uygunluğu: Bu ilkenin neticesi faaliyetlerin uzayın barışçıl amaçlarla kullanımı ve uluslararası barış ve güvenliği koruma hedefine yönelik olması zorunluluğudur. 1967 anlaşmasının 3. maddesinde düzenlenen bu ilke aynı anlaşmanın 4. maddesi uyarınca sadece ay ve di- ğer gök cisimleri için tam etki doğurmaktadır. Bu düzenleme kısaca şöyle ifade edilebilir: 1967 Anlaşmasının taraşarı, dünya yörüngesine hiçbir kitle imha silahı yerleştirmemeyi kabul ederken Ay ve diğer gök cisimlerini üzerlerine hiçbir askeri tesis kurmamayı ve bu gök cisimlerini barışçıl amaçlarla kullanmayı taahhüt etmektedirler. Bu noktada ortaya çıkan ve konumuz için büyük önem arz etmekle birlikte doktrinde de sıkça tartışılmış olan barı şçıl amaçların kapsamını saptama meselesinden önce, uzayda faaliyet gösterme serbestisine anlaşma ile getirilen diğer ilkeye kısaca değinmek gerekiyor:

✓ 1967 tarihli anlaşmanın 1. maddesinin 1. fıkrası “Atmosfer dışı uzayın, Ay ve diğer gök cisimlerinin keşfi ve kullanımı ekonomik ve bilimsel gelişmişlik düzeyleri ne olursa olsun tüm ülkelerin çıkarı ve iyiliği için ifa edilecektir. Bunlar tüm insanlığın tekeline aittir” düzenlemesini getirmek suretiyle uzay faaliyetlerinde sıkı bir işbirliğini öngörmektedir.

Uzayın Barışçıl Kullanımı

“Birleşik Devletler uzay sistemlerini, ulusu, nükleer bir saldırıdan koruma aracı olarak geliştirmiştir.” Uzay faaliyetleri ve teknolojileri geliştirilmesi ve uygulanması konusunda lider olan Birleşik Devletler’in uzay faaliyetlerini hangi amaçla başlattığı ve diğer devletlerin de bu mülahaza ile hareket etmesi ve devletlerin uzay faaliyetlerinin kapsamından askeri amaçları tamamen çıkarmamaları, bunları yasaklamalarının söz konusu olamayacağının en açık delilidir.

Bu düşünceden yola çıkarak bazı devletlerin yorumladığı üzere uzay faaliyetlerinin “barışçıl amaçlarla” sınırlı olması genel ilkesinin her türlü askeri faaliyeti yasaklayacak şekilde geniş yorumlanması devlet pratiği ve uzayın kullanılma amaçları göz önünde tutulduğunda devletlerin iradelerini yansıtmamakta ve inandırıcı olmaktan uzak görünmektedir. Bahsi geçen “barışçıl amaçların”, uzun zamandır Birleşik Devletler’in de savunduğu üzere saldırı amacı için kullanılabilecek araçların uzaya konuşlandı rılmasını yasakladığının kabul edilmesi gerekmektedir.

Prof. Pancracio’nun da çok açık şekilde belirttiği gibi uzaydaki faaliyetleri düzenleyen uluslararası hukukta (yapı lan düzenlemeyle) “yükümlülük altına alınan, devletlerin faaliyetlerinin amacının barışçıl olmasıdır, faaliyetin kendisinin askeri olması değil” ve bir faaliyetin doğası gereği askeri olması, bunun sadece savunma maksadıyla kullanı lması durumunda onun barışçıl amaçlarla kullanılmadı- ğı anlamına gelemez. Ayrıca söz konusu olan sadece dünya yörüngesine bir uzay aracının oturtulması haliyse, az önce de gördüğümüz gibi uzay hukuku sadece kitle imha silahlarının buraya yerleştirilmesini açıkça yasaklamaktadır. Dolayısıyla 1950’lerin sonundan itibaren söz konusu olan uzayın askeri amaçlarla kullanımında hukuka aykırı bir durum bulunmamaktadır.

Ancak asıl sorun uzayın silahlandı rılmasındadır. 1960’lardan itibaren uzay silahları iki alt kategoride düşünülmüştür: Bunlar ASAT tabir edilen anti uydu sistemleri ve uzay konuşlu silah sistemleridir. Çin Halk Cumhuriyeti’nin 11 Ocak 2007’de test ettiği dünyadan fırlatılan ASAT füzesinin de içinde bulunduğu 1. tip silahlar uzay için öngörülen hukuki rejimi ihlal eden bir durum arz etmemektedirler. Asıl sorun 2. tip yani uzayda konuşlu silah sistemlerinin varlığı halinde ortaya çıkacaktır.

Uzay konuşlu yörüngeden bombardıman sistemlerinin saldırı amaçlı olması cihetiyle uzay hukuku tarafından yasaklanmış olduğuna şüphe yoktur.

23 Mart 1983 tarihinde dönemin Birleşik Devletler Başkanı Ronald Reagan tarafından resmen başlatılan Stratejik Savunma İnisiyatiŞ, (kamuoyuna yansıyan adıyla Yıldız Savaşları Projesi) uzay konuşlu bir balistik füze savunma kalkanı öngörmekteydi.

Sistemde kullanılan silahların sadece füzelere karşı savunma amacıyla kullanılmaktan öte saldırgan bir tutum ile düşman devletlerin uydularını da imha etmek amacıyla kullanılabilir olması; silah teknolojilerinin ve sistemlerinin sadece savunma ya da saldırı silahı olarak sınışandırılmasındaki imkansızlık ve nihayet uluslararası hukukta öngörülen uzay rejiminin de muğlak ifadeler içermesi o zaman olduğu gibi günümüzde de sorunun karmaşık bir hal almasına sebep olmaktadır.

Yukarıda uluslararası hukukun devletlerin uzaydaki faaliyetlerine ne gibi sınırlamalar getirdiğini gördük. 1957’de Sovyetler Birliği’nin uzaya ilk uyduyu göndermesiyle uzayın ve devletlerin uzaydaki faaliyetlerinin hukuki rejiminin düzenlenmesi devletler için öncelik arz eden bir konu teşkil etmiş, sorun, çok kısa sürede konu hakkında genel teamül kurallarına dönüştüğü kabul edilen BM GK kararları ve özellikle de 1967 Anlaşmasıyla hukuki bir rejime bağlanmıştır. Ancak devletler hukukunda her teamül kuralında olduğu ve yukarıda da gördüğümüz gibi, bunlar da devlet davranışlarını ana hatlarıyla düzenleyen, açık ve çok kesin ifadeler içermeksizin genel davranış ilkeleri koyan kurallardır.

Hukuki rejimin bu normatif muğlaklığının üstüne askeri uzay faaliyetlerinin doğalarından kaynakla- GÜNCEL nan münhasıran belli hukuki kategorilere (savunma / saldı rı ayrımı gibi) girmelerindeki zorluk ve de günümüzdeki uluslararası siyasi ve jeopolitik konjonktür eklendiğinde “…her devletin diğer devletlere karşı içinde bulunduğu hukuki durumu kendi adına kendisinin saptadığı güncel uluslararası hukukta ” uzay için öngörülen hukuki rejim ve bunun devletlere yüklediği yükümlülükler yakın gelecekte daha da sık tartışılacak ve uyuşmazlıklara yol açacak gibi gözükmektedir. Bir süredir bu tehlikenin farkında olan Çin ve Rusya’nın uzay faaliyetlerini -özellikle de askeri olanları- daha detaylı olarak saptayan yeni bir uzay hukuku anlaşması yapılması talebine Birleşik Devletler’in cevabı yukarıda ana hatlarıyla incelediğimiz iddialı ifadeler içeren yeni Ulusal Uzay Politikası ile olmuştur.

İçerdiği bazı ifadelerin uluslararası hukukun genel ilkelerine uygunluğunun tartışmalı olduğunu bir yana bırakacak olursak Birleşik Devletler’in uzay politikasının günümüz uzay hukuk ile uyum içinde olduğ u görülmektedir. Zira Birleşik Devletler elinde bulundurduğ u teknolojik üstünlük ile yürürlükteki hukukun sağ- ladığı hareket serbestisinden oldukça memnun gözükmekte ve bu durumu değiştirecek her türlü girişime karşı olduğunu belirtmektedir.

Aksi yöndeki bir hukuki gelişmeye rıza göstermeyeceğini de açıkça bildirmek suretiyle mevcut hukuki rejimin yeni genel bir teamülle dönüşmesi ihtimalinde dahi bunun kendisine tatbik edilemeyeceğini ifade etmektedir. Buna karşılık Rusya Federasyonu ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin talepleri hukuki olmaktan ziyade politik bir mahiyet taşımaktadır. Zira bu devletler bir hakkın varlığını tartı şmak yerine mevcut olan hukuki durumun değişmesini (yeni bir uzay rejimi kurulmasını) istemektedirler.

Sonuç olarak gelecek yılların uzay hukuku açısından sadece hukuki uyuşmazlıklara değil bunlardan daha ziyade politik olanlara gebe olduğunu söylemek sanırız yerinde bir tahmin olacaktır.

KAYNAK: Milliyet
C
15 yıl
Dünya'nın Kiri Bu Haritada
< Resime gitmek için tıklayın >Dünya'nın Kiri Bu Haritada

Avrupa Uzay Dairesi'nin (ESA) uydusu Envisat tarafından çekilen fotoğraf, Dünya'nın 2006 yılı için nitrojendioksit (NO2) kirlilik haritasını gösteriyor.

NO2 akciğer kanseri ve solunum rahatsızlıklarına neden olan, insan faaliyetleri sonucu oluşan bir gaz.

Sensörleriyle atmosfer, okyanus, buz ve yüzeyin bilimsel ölçülerini alan gözlem uydusu, 2002'den beri faaliyette. Bilim insanları, en büyük çevresel uydu olan Envisat'tan elde edilen bulguları gözden geçirmek üzere 2007 Envisat Sempozyumu'nda toplandı.

KAYNAK:(Radikal)
C
15 yıl
Genetiği Değiştirilmiş İnekten Taze ''İnsülinli'' Süt
< Resime gitmek için tıklayın > Genetiği Değiştirilmiş İnekten Taze ''İnsülinli'' Süt

Arjantinli biyoteknoloji şirketi sütünde insan insülini bulunan dört buzağı yetiştirdi.

Arjantinli bilim insanları, sütlerinde insan insülini bulunan klonlanmış ve genetik olarak değiştirilmiş buzağı yetiştirdi.

Projenin sahibi olan biyoteknoloji şirketi, bilim insanlarının Patagonia 1, 2, 3 ve 4 adlarını verdikleri buzağıların yetişkin çağa geldiklerinde, bu insan hormonunu üretmeye başlayacaklarını açıkladı.

Şirket yetkilisi Marcelo Criscuolo, genetik olarak değiştirilmiş ineklerdeki insülinin en az yüzde 30 daha ucuza mal olacağını, düşük maliyetle çok miktarda insülin elde edilebileceğini söyledi.

Yakında Piyasada

Uzmanlar ineğin sütünden insülin elde etmek için, ilgili insülin genini zerkettikleri yumurtadan elde edilen klonlanmış embriyonları, taşıyıcı ineğin rahmine yerleştirdi. Buzağılar geçen ay dünyaya geldi.

KAYNAK: DHA
C
15 yıl
''Akıllı Toz''la Gezegen Keşfine Az Zaman Kaldı
< Resime gitmek için tıklayın > ''Akıllı Toz''la Gezegen Keşfine Az Zaman Kaldı

İngiliz bilim insanları gezegen keşfetmek için uzay araçlarınca götürülecek, rüzgârın taşıyabileceği, toz kadar minik, akıllı aygıtlar kullanacak.

'Akıllı toz' adlı aygıt, bir miktar elektrik verildiğinde şekil değiştirebilen, yönü belirlenebilen plastik kılıfla kaplı bir bilgisayar yongasından oluşuyor.

Mars gibi bir gezegen için akıllı toz taneciklerinin kum taneciği kadar olması gerektiğini düşünen uzmanlar, voltajla çipi çevreleyen kılıfın şeklini değiştirip, böylece şiddetli fırtınada dahi toz parçacığını hedefe yönlendirmeyi planlıyor.

KAYNAK: (Radikal)
DH Mobil uygulaması ile devam edin. Mobil tarayıcınız ile mümkün olanların yanı sıra, birçok yeni ve faydalı özelliğe erişin. Gizle ve güncelleme çıkana kadar tekrar gösterme.