
|
< Resime gitmek için tıklayın > Çiftlik Bank’ı kurarak yüz binlerce kişiyi dolandıran ve kaçan Mehmet Aydın’ın eski eşi Sıla Soysal, sistemin detaylarını anlattı: “İlk parayı 16 yaşındaki bir çocuk yatırdı. Başlangıçta paraları günübirlik yiyordu. Sistem sonradan katılanın parasını eskiden katılana vermek şeklinde oluyordu” dedi İnternet üzerinden yüksek kâr vaadiyle sanal hayvan sattığı “Çiftlik Bank”ı kuran 25 yaşındaki Mehmet Aydın, 80 bin kişiden topladığı 511 milyon TL ile sırra kadem bastı. Yüksek kâr vaadiyle çiftçilerden hayvan alan ve milyonlarca TL para topladıktan sonra kayıplara karışan Aydın ve Çiftlik Bank hakkında Geyve ve İnegöl Cumhuriyet başsavcılıklarının başlattığı soruşturma sürüyor. Geyve’deki soruşturma kapsamında gözaltına alınan şirketin yönetim kurulu üyesi Cafer Çolak (35) ve teslim olan şirketin sahibinin eski eşi Sıla Soysal, “nitelikli dolandırıcılık” suçundan önceki gün tutuklandı. Aydın’a ait şirket, tesis ve hayvanlara tedbir konulurken, soruşturma kapsamında gözaltına alınan Hamza T. adlı bir kişi daha tutuklandı. PARALARI GÜNLÜK HARCIYORDU Aydın’ın eski eşinin ifadesinde saadet zincirine ilişkin bütün detayları anlattığı ortaya çıktı. Tanıştıkları dönemde eşinin maddi durumunun iyi olmadığını belirten Soysal’ın şunları dediği öğrenildi: “2016 yılında bir yazılım programlayıcısı arkadaşıyla Çiftlik Bank’ı kurdular. Kurduğu kişiyi tanımıyorum. Bildiğim kadarıyla ilk andan itibaren çok sayıda kişi yatırım yapmaya başlamış hatta ilk yatırımı 16 yaşında olan bir çocuğun 4 bin TL olarak yaptığını söylemişti. Bir şirket olmadığı için paralar Mehmet’in şahsi hesabına yatıyordu. Sonra birdenbire günlük 30 bin TL’ye yakın yatırım yapıldığına ben de şahit oldum.” < Resime gitmek için tıklayın > Soysal, devamında da şu bilgileri verdi: “2 ay boyunca da böyle sürdü. Sanal olarak alınan hayvanların gerçekten alınacağı söyleniyordu ancak ortada bir çiftlik ya da hayvan yoktu. Bursa’da kiraladığı ofis ve dükkânda işlerini yürütüyor, fason yaptırdığı sucukları ya da satın aldığı yumurtaları şarküteri bölümünde kendi üretimi (Çiftlik Bank) olarak satıyordu. Oyunculara da bu arada para veriyordu. Ancak bu sistem sonradan katılanın parasını eskiden katılana vermek şeklinde oluyordu. Sistem bu şekilde işliyordu. Kendisinin şahsi hesaplarım üzerinden para kaçırdığı konusunda bilgim yok.” Mehmet Aydın’a ait şirket, tesis ve hayvanlara tedbir konuldu. ‘PARALARI EZİYOR MUSUN?’ Mehmet Aydın, bir kişinin sosyal medyadan yönelttiği “Paraları eziyor musun? Gerçekten sövmeyeceğim, hakkını veriyorsan helal olsun” sorusuna bir video ile cevap verdi. Aydın, 100’lük banknotlar halindeki dolar destelerini çekmeceyi açıp kapatarak gösterdi. Ardından kolundaki altın saati de kameraya yaklaştırdı. Bu video üzerine Aydın’a tepkiler daha da arttı. BULAŞIKÇILIKTAN 40 MİLYON TL’LİK MAVİ YUMURTAYA 80 bine yakın kişiden 511 milyon TL toplayan Mehmet Aydın’ın, eşinin hesabına 1.7 milyon TL aktardığı ve Uruguay’a kaçtığı ileri sürülmüştü. Sakarya’nın Taraklı İlçesi’nde yaklaşık 4 ay önce Çiftlik Bank Mavi Yumurta Damızlık Tesisleri’nin açılışında konuşan Aydın, dünyanın en yüksek besin değerine sahip ve en büyük yumurta damızlık tesisini Sakarya’da açtıklarını belirterek, tesiste yıllık 40 milyon mavi yumurta üretimi hedeflediklerini ve Türkiye ekonomisine yıllık 5.4 milyar TL katkıda bulunacaklarını söylemişti. Aydın’ın daha önce, Bursa’da, Yusuf Sabahyıldızı’nın sahibi olduğu Kat3 Malt Night ile konser salonu Bursa Suare’nin ortak mutfağında bulaşıkçılık yaptığı öne sürüldü. "ÇOK GARİBAN BİR ÇOCUKTU" Aydın’ın bu işe Ekim 2013’te başlayıp aynı yıl aralık ayında ayrıldığını söyleyen işyeri sahibi Yusuf Sabahyıldızı, şunları anlattı: “Çok gariban bir çocuktu. Temiz ve güler yüzlüydü. İlk başladığında çorabının üzerine giydiği terliklerle işe gelip gidiyordu. Çok üzüldük, yardım ettik. Kaldığı evin kirasını da çalışan arkadaşları aralarında topladığı para ile ödedi. İçine kapanık gariban bir insanın böyle bir dolandırıcılık olayına girmesine akıl sır erdiremiyorum.” http://www.haberturk.com/ciftlik-bank-in-kacak-kurucusu-mehmet-aydinin-eski-esi-her-seyi-anlatti-1878279 |
|
< Resime gitmek için tıklayın > Binlerce insandan milyonlarca TL alarak ortalıktan kaybolan Çiftlik Bank, 2017 yılında sosyal medya hesabından yaptığı açıklama tartışmalara neden oldu. Konya Akşehir'deki Türkiye'nin en büyük Dev Süt ve Besi Sığırcılığı İşletmesi olarak duyurulan projeye 210 milyon TL devletin hibe verildiğini açıklamış. "Türkiye'nin en büyük 'Dev Süt ve Besi Sığırcılığı İşletmesi' projemizin 23 Aralık Cumartesi günü Konya Akşehir'de temel atma törenimiz var" bilgisi paylaşılarak, "Toplam yatırım miktarı 700.000.000 TL, % 30 Devlet teşvik ve hibeleri kullanılarak yapılacaktır" ifadeleri kullanıldı. Resmi kaynaklardan henüz resmi bir açıklama yapmazken, Çiftlik Bank'tan yapılan o açıklamanın insanları kandırmak için mi yapıldığı büyük bir merak konusu oldu. < Resime gitmek için tıklayın > https://www.yeniakit.com.tr/amp/haber/ciftlik-banka-devlet-hibe-mi-verdi-436465.html?utm_campaign=Bundle&utm_medium=referral&utm_source=Bundle&bnrv=4382 |
|
Videoyu izlemek için tıklayınız Son günlerde sosyal medyada paylaşılan din istismarcılarına bir yenisi daha eklendi. Kendisine 'şehy' dedirten Abdullah Yolcu kadınlar ile ilgili akıl dışı iddialarda bulunup, "Tek eşi olan erkekliğini test ettirsin! Tek kadınla doyan erkek sapıktır" diyor. Bir türlü ‘dur’ denilemeyen din istismarcısı şarlatanlara bir yenisi daha eklendi. Abdullah Yolcu adlı zatın 4 yıl önce söylediği öğrenilen ve sosyal medyada gündem olan sözleri dinleyenleri şoke etti. Tek eşliliği savunan erkekleri sapıklıkla suçlayan Abdullah Yolcu videoda, “Tek eşi olan erkekliğini test ettirsin! Tek kadınla doyan erkek sapıktır” diyor. Kerkük doğumlu olduğunu öne süren Abdullah Yolcu, Erkeklerin çeşit sevdiğini ileri sürüp, tek kadınla yetindiğini söyleyen erkeklere de test yaptırmalarını tavsiye ediyor. Bir erkekle yetinmeyen kadınlar için ise ‘yırtık' diyen Yolcu, erkekler konusundaki sözlerini haklı çıkarmak için de cennette erkeklere huri verilirken kadınların sadece kocaları ile yetineceklerini ifade ediyor. Kadınların ve erkeklerin cinsel hayatlarını diline dolayan Abdullah Yolcu zaman zaman gülerek çirkin imalarda bulunuyor. https://www.sozcu.com.tr/2018/gundem/bir-sen-eksiktin-tek-kadinla-doyan-erkek-sapiktir-2289735/ |
|
< Resime gitmek için tıklayın > Eskişehir'de liseli genç, 6 yaşındaki erkek çocuğunu istismar etti. İstismar, mağdur çocuğun "Anne ben hamile kalır mıyım?" sorusuyla ortaya çıktı. Tutuklu yargılanan Selçuk K. (18), 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Olay, geçen yılın Aralık ayında meydana geldi. Selçuk K., iddiaya göre, E.A. adlı erkek çocuğunu park halindeki otobüse bindirip, cinsel istismarda bulundu. E.A.’nın olayı anlattığı ailesi, Selçuk K.’den şikayetçi oldu. Gözaltına alınan Selçuk K., işlemlerinin ardından sevk edildiği mahkemece tutuklanıp, cezaevine konuldu. Eskişehir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuklu yargılanan Selçuk K., savunmasında, lise öğrencisi olduğunu, olay sırasında kıyafetini çıkarmadığını ve istismarda bulunmadığını söyleyerek, tahliyesini istedi. Sanıktan şikayetçi olan E.A.’nın annesi de mahkeme heyetine, “Oğlum gelip, bana ‘Hamile kalır mıyım?’ diye sordu. Sanığın cezalandırılmasını istiyorum” dedi. MAHKEME BAŞKANINDAN SANIĞA: 2 AY DAHA BÜYÜK OLSAYDIN 33 YIL VERİLİRDİ Mahkeme heyeti, tutuklu sanık Selçuk K.’yi ‘çocuğun cinsel istismarı’ suçundan 12 yıl hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme başkanı, sanığa, olay tarihinde 17 yaşında olduğu için 12 yıl hapse mahkum edildiğini söyleyerek, “2 ay daha büyük olup, 18 yaşında olsaydın sana 33 yıl ceza verilirdi” dedi. https://www.sozcu.com.tr/2018/gundem/erkek-cocuk-annesine-hamile-kalir-miyim-diye-sorunca-cinsel-istismari-ortaya-cikti-2290064/ |
|
< Resime gitmek için tıklayın > Türkiye günlerdir durdurduğu çakar lambalı araçta bulunan İstanbul Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Yelkenci ile tartışan ve açığa alınan polis memuru N.Ç.'yi konuşuyor. Konuyla ilgili İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan'dan açıklama geldi. Çalışkan, polis memurunun cezadan dolayı değil 50 dakika beklettiği için açığa alındığını söyledi. Çalışkan, "Biz polisiz, kanunlar neyi emrederse onu uygularız. Kimseyi ayırmayız. Polisin hiç kimseyi keyfi bekletmeye ne bir hakkı ne de yetkisi vardır. Müfettiş atadık" dedi. Polis memurunun avukatı ise "Müvekkilim Milli Eğitim Müdürü’nü 50 dakika bekletmemiş. Peş peşe arayan, mobing yapan müdürlerine telefondan cevap vermek zorunda kaldığı için işlem yapamamış" diye konuştu. Akşam'ın haberine göre Mustafa Çalışkan, “2017 yılında 22 milyon kişiye GBT yaptık. Her gün 100 bin kişiye GBT yapıyoruz. Tek bir şikayet gelmedi. Buradaki sıkıntı polis memurunun görevini doğru yapmamasıdır. O gün aracı çakar olduğu için durduruyor. Kendisi trafikçi değil. Hemen trafik ekibini çağırması gerekirdi. Bunu yapmıyor. 50 dakika boyunca aracı bekletiyor. İl Emniyet Müdür Yardımcısı olay yerine gelene kadar aracı salmıyor. Nitekim gereken yapılıyor ve 106 TL ceza kesiliyor. Konunun İl Milli Eğitim Müdürü'yle bir ilgisi yoktur. O gün araçta o hareket kime yapılırsa yapılsın aynı şeyi yapardık. Biz polisiz, kanunlar neyi emrederse onu uygularız. Kimseyi ayırmayız. Polisin hiç kimseyi keyfi bekletmeye ne bir hakkı ne de yetkisi vardır. Müfettiş atadık. En ince noktasına kadar konunun takipçisi olacağım" dedi. POLİS MEMURUNUN AVUKATI KONUŞTU İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Yelkenci’nin 34 MEM 05 plakalı kiralık Audi aracını, çakar kullandığı gerekçesiyle durdurunca açığa alınan polis memuru N.Ç’nin avukatı Bilal Sadık Yurtçu ise “Müvekkilim iddia edildiği gibi Milli Eğitim Müdürü’nü 50 dakika bekletmemiş. Peş peşe arayan, mobing yapan müdürlerine telefondan cevap vermek zorunda kaldığı için işlem yapamamış. Sadece bir müdür 13 dakika görüşmüş. Bu sırada da 5 cevapsız çağrı var telefonda. Hepsini savcılığa verdik” dedi. SENİN ÇOCUĞUN VAR MI?' Avukat Bilal Sadık Yurtçu, o gün müvekkilini arayan bir şube müdürünün tehdit ettiğini, “Ben vatandaşa işlem yaparken bu tip kişilere işlem yapmayayım mı” diye itiraz eden müvekkiliyle aralarında şöyle bir diyaloğun geçtiğini anlattı: Müdür: Senin çocuğun var mı? Müvekkil: Var. Müdür: Yarın okulda işi olsa ne yapacaksın Müvekkil: Müdürüm illegal bir şey talep etmiyorum çocuklarım için. Sizin illegal bir işiniz mi var. Zaman geçiyor, beni engelliyorsunuz dedim. Tutanak tutacağım, sizden şikayetçi olacağım. 'CEZAYI PLAKAYA YAZARSIN' Sonrasını şöyle anlatıyor Avukat Bilal Sadık Yurtçu: “İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı M.Ç. oraya kadar gelmiş. ‘Sen kimsin, sana ulaşamıyoruz’ diye bağırmış. Evrakı müvekkilimin elinden alıp adamları göndermiş. Müvekkilim ‘Bunu yapamazsınız bu suç’ diye itiraz edince ‘Cezayı plakasına yazarsın’ demiş. ÜÇ ÇOCUK BABASI Bayrampaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde başpolis olarak görev yaparken Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde geçici olarak gönderilen müvekkilim üç çocuk babası. 18 yıldır emniyete hizmet ediyor. Açığa alındığı için maaşından kesinti yapıldı. Eşi ev hanımı. Bu durum onun ekonomik durumunu olumsuz olarak etkiledi. Hakkında soruşturma açıldı ama ifadeye bile çağırmadılar.” http://www.hurriyet.com.tr/gundem/kocaelinde-tuhaf-olay-cezaevine-alinmayinca-otomobiliyle-kapiya-girdi-40773595 |
|
< Resime gitmek için tıklayın > TSK'nın Zeytin Dalı harekâtında etkisiz hale getirilen terörist sayıları ile ilgili açıklanan verilerin nasıl hesaplandığı merak konusu. Güvenlik uzmanı Abdullah Ağar, öldürülen terörist sayısının resmi rakamlardan fazla olduğunu belirterek çok çarpıcı bilgiler paylaştı. TSK ve ÖSO birliklerinde Suriye'de devam eden ve bugün 55. gününde ola Zeytin Dalı harekâtında ilk günden bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısının 3 bin 524 olduğu açıklandı. Güvenlik uzmanları, herkesin merak ettiği ‘Bu rakamlar nasıl hesaplanıyor' sorusunun cevabını açıkladı. Suriye'nin kuzeyinde devam eden ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) birliklerince icra edilen Zeytin Dalı harekâtı kapsamında birliklerin ilerleyişi devam ediyor. Afrin merkezine oldukça kısa bir mesafede olan Mehmetçik, sahada kullandığı kara ve hava unsurları ile çok sayıda teröristi de etkisiz hale getirdi. Güvenlik uzmanı Abdullah Ağar, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, terör örgütü YPG/PKK'nın Zeytin Dalı harekâtındaki kaybının ‘bilinenden çok daha fazla' olduğuna işaret ederek, bu sayıların nasıl hesaplandığına dair önemli bilgiler paylaştı. 'ÇOK GELİŞMİŞ GÖRÜNTÜ SİSTEMLERİ VAR' Önce ateş destek vasıtaları ile yapılan atışlara değinen Ağar, "SİHA'ların, taarruz helikopterlerinin ve üst hava akınlarını gerçekleştiren uçaklarımızın atış öncesi, atış anı ve atış sonrası hedeflerdeki hareketliliği ve ortaya çıkan etkiyi kayıt altına alan çok gelişmiş görüntüleme sistemleri var. Bununla birlikte tanklarımızın da gerek termal gerekse diğer mercek sistemleriyle hedefi atış ve sonrasında gözetleme kabiliyetleri var. Yani bütün bu ateş destek vasıtalarımız atışın hedefteki tesirini görebiliyor, kayıt altına alabiliyor ve raporlandırmaya zemin hazırlayabiliyor" bilgisini paylaştı. 'İHA, İKU VE ASKERİ UYDULAR SÜREKLİ TAKİPTE' Gözlemin sadece bununla sınırlı kalmadığına dikkati çeken Ağar, şöyle devam etti: "Elbette sadece bununla da kalmıyor. Çatışma alanları ve ateş altına alınan hedefler sürekli İHA, İKU (insanlı keşif uçağı) ve askeri uydularımızla da bölge izleniyor. Teröristlerin hareketleri, alanlara giriş-çıkış, sızma ve sıyrılmaları, sayıca artış ve azalmaları sürekli takip ve analiz ediliyor, işleniyor. Bununla birlikte topçu ve havancılarımızın yaptıkları atışları görme ve analiz imkânları yok. Burada devreye ileri gözetleyiciler, diğer atışlardaki gibi etkiyi takip, kontrol ve kayıt altına alan İHA, İKU gibi sistemler devreye giriyor. Ve tabii birliklerin kendi tespitleri de oluyor. Operasyonlar sonrası ele geçirilen alanlarda karşılaşılan teröristler, çatışmaya giren birlikler tarafından bir bir sayılıyor, kayıt altına alınıyor." 'SADECE TEYİDİ ALINANLAR TOPLAM RAKAMA DAHİL EDİLİYOR' Ağar ayrıca, TSK tarafından açıklanan rakamlara sadece teyidi alınanların dahil edildiğine dikkati çekerek, "İçindeki terörist sayısı bilinmeyen, görülmeyen, teyitli bilgisi alınmayan üs, kovan, bina, sığınak, barınak ve depolardaki imhaların sadece görünen, ifşa edilen, bilgisi alınan ve teyit edilmiş olanları rakamlara dahil ediliyor. Yani teröristlerin başına yıkılmış binaların, molozların, yıkıntıların altında kaç terörist kalmış, kaçı ölmüş, geriye dönüp bakan, sayan, saymaya çalışan yok" ifadesini kullandı. 'SAYININ DÜŞÜK OLMASI İÇİN CESETLERİ KAÇIRIYORLAR' Hâkim bir arazi kesiminin ya da meskûn mahallin ele geçirilmesi için yapılan taarruz ve manevralardan sonra yaşanan çatışma ve ateş fasılalarında YPG/PKK cesetleri kaçırmaya çalıştığına da işaret eden Ağar, şöyle devam etti: "Örneğin, akşama sarkan bir çatışma sonrası, ‘taktik gerekçelerle' Mehmetçik köye sabahın erken saatlerinde girmeyi tercih ediyor. Bunu fırsat bilen YPG/PKK, sivil ve sivil süsü verilmiş araçlarla (kamyon, minibüs, traktör, pick-up ve hayvanlarla) bütün gece boyunca köyün içinden ceset ve yaralı kaçırıyor. Hatta pek çok kereler araçların birinin gelip birinin gittiği durumla karşılaşılmış. YPG/PKK terörist kayıplarını az göstermek için sayısız talimat yayınlamış ve cezalandırma sistemi devreye koymuş durumda. Her ne olursa olsun, cesetlerin geride bırakılmasını istemiyor. Bununla birlikte cesetleri ve kayıpları gizlemek gibi de temel bir derdi var. Bunu dair uygulamalarda cesetleri gömmek kadar, cesetleri tünellerin-kuyuların-dehlizlerin-menfezlerin içine sakladığı, uçurumlardan ve yarlardan aşağı attığı, kaya çatlaklarına sıkıştırdığı tespit edilmiş. Hatta cesetleri parçalayarak paylaşıp kaçırmaya kalktıklarına bile rastlanmış." http://www.hurriyet.com.tr/gundem/herkes-cevabini-merak-ediyordu-oldurulen-teroristler-nasil-sayiliyor-40773434 |
|
< Resime gitmek için tıklayın > Konya’daki bir ortaokulda 6’ncı sınıf öğrencisi K.Ç.’ye cinsel istismarda bulunmakla suçlanan 59 yaşındaki hademe N.Ç.’nin tutuklanmasının ardından, okul müdürü M.B.nin de öğretmenlerin kendisini bilgilendirmesine karşın, soruşturma açmadığı öne sürüldü. Müdür M.B.’nin öğretmenlere "Siz görmediniz, duymadınız, bilmiyorsunuz olayı kapatmanız gerek" dediği ileri sürüldü. Müdür M.B. ise "Milli eğitime bilgi verecektim ancak öğretmenler benden önce giderek konuyu anlatmışlar" dedi. Geçen Aralık ayında bir ortaokulda, 6’ncı sınıf öğrencisi K.Ç., Din Kültür ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Ş.H.’ye (28) ağlayarak okulun hademesi evli ve 4 çocuk babası N.Ç.’nin cinsel istismarına uğradığını, kimseye anlatamadığını, geceleri rüyasından "Bana dokunma, beni tutma" diye bağırarak uyandığını anlattı. Öğretmen Ş.H., iki kez durumu okul müdürü M.B.’ye bildirdi. Müdür M.B., herhangi bir girişimde bulunmayınca, öğretmenler, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve jandarmaya haber verdi. ’TORUNUM YAŞINDA’ Jandarmanın okulda gözaltına aldığı N.Ç., suçlamaları kabul etmedi. N.Ç., "Çocuklar çay ocağına geldiklerinde ’Buraya girmek yasak’ dedim. Elimi şöyle salladım. O sırada elim K.Ç.’nin sırtına değdi. Muhtemelen o nedenle çocuk böyle bir iddiada bulundu. Ben K.Ç. ile baş başa kalmak için hiç çaba sarf etmedim. Bir defasında kendisine meyve vermiştim. O zaman bütün öğrencilere verdim. K.Ç. benim torunum yaşındadır" dedi. N.Ç., işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece ’çocuğun cinsel istismarı’ suçundan tutuklandı. OKUL MÜDÜRÜNÜN ’KONUYU KAPATIN’ DEDİĞİ İDDİASI Tanık olarak jandarmada ifade veren öğretmen Ş.H. ise sınıfta ergenlik dönemi ve kadınların özel durumlarıyla ilgili bilgilendirme yaptığı sırada öğrencisi K.Ç.’nin yanına gelip, koridorda hademe olarak görev yapan N.Ç.’nin kendisine sürekli tacizde bulunduğunu ileri sürdüğünü belirtti. Konuyu okul müdürü M.B.’ye anlattığını belirten öğretmen Ş.H., ”Konuyu müdür beye anlattığımda K.Ç.’nin ailevi sorunları olduğunu ve olayın asılsız olabileceğini söyledi. Daha sonra bu konuyla ilgilenebileceğini söyleyerek beni odasından gönderdi" dedi. Okul müdürü 4 gün geçmesine karşın bir şey yapmayınca, konuyu anlattığı 2 öğretmen arkadaşıyla tekrar müdürün yanına gittiklerini söyleyen Ş.H., şöyle konuştu: ”Hep birlikte müdür beyin odasına gittik. Müdür bey, ’Çocuk dikkat çekmeye çalışıyordur, başka bir çocuk olsa üzerine düşerim ama K.Ç.’nin ailesel problemleri var, psikolojik sorunları olabilir. Bu konuyu uydurmuş olabilir’ dedi. Öğretmen arkadaşlarla birlikte öğrenciyi dinledik. ’Neden yalan söylesin ki’ dedik. Bunun üzerine müdür bey, ’Sizin işiniz gücünüz yok mu, çocuğu dinliyorsunuz’ dedi. Öğretmen arkadaşım yazılı bir dilekçe vermek istediğimizi söyledi. Müdür bey de ’Basını da çağırın, o zaman okulun adını da çıkarın’ diyerek bize kızdı. Müdür bey ’Bu iftiradan sonra N.Ç.’nin hakkını öbür tarafta nasıl ödeyeceksiniz’ dedi. Bu olayın asılsız olduğunu abartmamamız gerektiğini söyledi. Müdür bey, ’Siz görmediniz, duymadınız, bilmiyorsunuz’ dedi ve olayı kapatmamız gerektiğini söyledi. Müdür bey, ’O zaman nöbet görevlerini iki katına çıkartalım’ diyerek bizi caydırmak amaçlı tehditvari konuştu. ’Ben N.Ç. abiye konuyla ilgili bilgi verir imza alırım, siz karışmayın onları gözlemleyin’ dedi. Müdür beyin bu olayı çözmemesi üzerine durumu telefonla ilçe milli eğitim müdürüne bildirdim." OKUL MÜDÜRÜ,’CİNSEL TACİZ OLAYIYLA İLGİLİ BİR ŞEY TESPİT EDEMEDİM’ Okul müdürü M.B. (46) ise bilgi sahibi olarak verdiği ifadesinde, cinsel taciz olayıyla ilgili bir şey tespit edemediğini ileri sürdü. M.B., ifadesinde, "Öğretmen hanım yanıma gelerek N.Ç.’nin K.’yi taciz ettiğini söyledi. Ben de bu konu hakkında araştırma yapıp ilçe milli eğitime bilgi vereceğimi söyledim. K.Ç.’nin ailevi sıkıntıları nedeniyle böyle bir iftirada bulunabileceğini söyledim. Başka bir öğrencinin böyle bir şikayeti olsaydı, gerekli yerlere bildirirdim. Bu tür olayların yaşanmaması için ortaokul ve ilkokulda okuyanların birbirlerinin binalarına girmesini yasakladım. N.Ç.’ye de öğrencilerle muhatap olmamasını, sadece işini yapmasını söyledim. Daha sonra okuldaki tüm öğretmenlere ve hizmetli N.Ç.’ye çocukların cinsel istismarı konusunda bilgi verdim, bununla ilgili tebliğ yaptım ve imzalattım. Olayla ilgili yaptığım araştırmada cinsel taciz olayıyla ilgili bir şey tespit edemedim. 25 Aralık tarihinde ilçe milli eğitime bilgi verecektim; ancak okuldaki öğretmenler benden önce giderek konuyu anlatmışlar. N.Ç.’nin böyle bir şey yapacağına inanmıyorum" dedi. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, araştırmalarının sürdüğünü söyledi. http://www.hurriyet.com.tr/amp/gundem/hademenin-ogrenciye-tacizinde-skandal-iddia-40772917 |
|
< Resime gitmek için tıklayın > İngiltere'nin Rusya'dan kendi saflarına devşirdiği eski Rus ajan Sergey Skripal ile kızının zehirlenmesi olayı, BM Güvenlik Konseyi'nde İngiliz elçi ile Rus elçi arasında atışmaya neden oldu. İngiltere'nin BM Daimi Temsilci Yardımcısı Jonathan Allen, Rusya'yı suikast düzenlemekle suçladı. Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia ise bunu reddederek "Londra’da zehirlenen Skripal olayı sır perdesini çözmek için aslında yeni bir Sherlock Holmes lazım" diye cevap verdi. 4 Mart tarihinde eski Rus ajanı Sergey Skripal ve kızı Yulya’nın İngiltere'nin Salisbury kentinde sinir gazıyla zehirlenmeleri olayı dün akşam BM Güvenlik Konseyi'ne taşındı. İngiltere’nin BMGK’daki temsilcisi Allen, “Rusya, ülkemizde askeri amaçlı üretilen (Noviçok) gazıyla seçici olmayan ve binlerce insanın hayatını tehlikeye atan kimyasal saldırı düzenlemiştir” derken ABD, Fransa İngiltere’nin tespitiyle hemfikir olduklarını duyurdu. İngiliz temsilci,“Rusya, geçmişinde devlet destekli suikastler yapma, diğer ülkelere müdahale etme, sivillerin hayatlarını gözardı etme geçmişine sahip” diye konuştu. Rusya'nın “pervasız eylemlerine” karşı çıktıklarını ifade eden Allen, BM Güvenlik Konseyi'ne Birleşik Krallık ile dayanışma içinde olması çağrısı yaptı. < Resime gitmek için tıklayın > İngiliz Büyükelçi Jonathan Allen ORTAK SORUŞTURMAYA HAZIRIZ Rusya Büyükelçi Nebenzia ise buna "Skripal olayıyla ilgimiz yok. Bu madde bizce İngiltere’de üretilip Rusya’yı suçlamak için provokasyon amaçlı seçilen kurban Skripal üzerinde tatbik edilmiştir. Biz ortak soruşturmaya hazırız. Hiçbir şeyden korkumuz ve gizlediğimiz hiçbir şey yok” diye karşılık verdi. Hararetli tartışmada Nebenzia, İngiliz yazar Conan Doyle’nin Sherlock Holmes eserini hatırlayarak “Skripal’in Londra’da zehirlenmesi olayında İngiltere yönetimi Conan Doyle eserindeki beyinsiz Scotland Yard müfettişi Lestrade gibi davranıyor. Kanıt göstermeksizin işine geleni suçlama kısa yolunu seçiyor. Londra’da zehirlenen Skripal olayı sır perdesini çözmek için aslında yeni bir Sherlock Holmes lazım. Ama ben İngiliz yönetiminin gerçekleri ortaya çıkarma amacı güttüğünü düşünmüyorum” çıkışında bulundu. < Resime gitmek için tıklayın > Rusya'nın BMGK Büyükelçisi Vassily Nebenzia BİZDE O MADDE YOK, BATI'DA VAR Sergey Skripal'ın zehirlenmesinde kullanılan (Noviçok) kimyasal madde hakkında Rusya’nın resmi görüşünü de dile getiren Nebenzya, “Burada adı geçen kimyasal maddeye gelince. Biz ne Sovyetler Birliği ne de günümüz Rusya’sında (Noviçok) adı altında herhangi kimyasal silah geliştirilmesi çalışması yapmadık. 1970’li yıllarda Sovyetler ve ABD, VX gazı üzerinde çalışmalar yaptı. Rusya, 1992 yılında kimyasal silahların yasaklanması anlaşması uyarınca bu alandaki tüm araştırmalara son verdi. Elimizdeki son kimyasal silah kapsülü de 2017 yılında imha edildi. Bu durum Uluslararası Kimyasal Silah Denetçileri komisyonu tarafından kabul edilmiştir. Ancak bizdeki ve internette serbestçe ulaşılabilen bilgilere göre Batılı ülkeler bizim gibi davranmadı. Başta ABD ve İngiltere, 90’lı yılların başında Rusya’daki uzman kimyagerleri ve kimyasal silah üretimiyle ilgili dosyaları ülkemizden kaçırarak zehirleyici madde araştırmalarını sürdürdü. Bu alanda ciddi ilerleme kaydettiklerini de biliyoruz. Nitekim 4 Mart tarihinde nasıl zehirleyici madde kullanıldığının araştırması İngiltere’de bu tür kimyasal silahları geliştiren Porton Down askeri merkezinde yapıldı. Dolayısıyla bize adı geçen maddenin numuneleri Rusya ile araştırma için paylaşılmadan Rusya BMGK’da hiçbir kararın altına imzasını atmayacak” şeklinde konuştu. ABD RUSYA'YI SUÇLADI ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley de İngiltere'deki sinir gazı kullanımından Rusya'yı sorumlu tutarak, Rusya'nın “acımasız bir suç işlediğini” söyledi. ABD'nin Birleşik Krallık ile “mutlak dayanışma” içinde olduğunu ifade eden Haley “Rusya eylemlerinden sorumlu tutulmalı.” dedi. hurriyet.com.tr |
|
Videoyu izlemek için tıklayınız İlk olarak İngiliz kanalı BBC Two'da ve daha sonra da Netflix'te yayınlanan 'Collateral' adlı dizide geçen Kırıkkale diyaloğu sosyal medyada büyük bir yankı yarattı. DİZİDEKİ diyaloğun paylaşılmasının ardından adeta günün konusu haline gelen sahnede, İngiliz İç İstihbaratı'ndan Sam Spence ile MI5'in insan kaçakçıları arasına ajan olarak yerleştirdiği Berna Yalaz arasında geçen diyaloğa tanıklık ediyoruz. İşte ikili arasında geçen ve büyük tepki gören o sahne… Berna: Çocukluk arkadaşlarımın hayvan olduğunun farkındayım. Beraber büyüdük ve bana güveniyorlar. Çocukken birlikte Kırıkkale'deydik. Sam: Hiç gitmedim. Berna: Dünyanın en berbat yeri. İngiltere'ye beraber geldik. Sabah gözümüzü Türkiye'de açmadığımız her gün mutluyuz. http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/magazin/ingilterede-yayinlanan-dizide-skandal-turkiye-sahnesi-40772679 |
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, UBER-taksici kavgasını değerlendirdi. Tüfenkci, “Biz serbest teşebbüs hürriyetinden yanayız. UBER vatandaşta bir karşılık bulduğu için yer alıyor.” dedi
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, UBER - taksici kavgasının taraflarını aynı masaya oturtacaklarını açıkladı. UBER’in vatandaşta karşılık bulduğu için var olduğunu belirten Tüfenkci, “Taksici esnafı kendini check etmeli ve vatandaş neden UBER’i tercih ediyor bunu iyi analiz etmeli” dedi.
Bakan Tüfenkci, bir grup gazetecinin sorularını yanıtladı. Bakanlık olarak geçen yıl hazırladıkları raporu hatırlatan Tüfenkci, “Biz serbest teşebbüs hürriyetinden yanayız. UBER vatandaşta bir karşılık bulduğu için yer alıyor ve piyasa kazanıyor. Burada ciddi bir çalışmayı ortaya koyup piyasanın şekillenmesini istiyoruz” dedi. UBER’in tamamen kaldırılmasının söz konusu olup olmadığı sorusu üzerine Tüfenkci, “Varsa bir boşluk ona göre düzenlemek istiyoruz” dedi.
https://www.haberturk.com/gumruk-bakani-tufenkci-den-uber-aciklamasi-1878225-amp