|
Süleyman Soylu ve Ümit Özdağ, daha önce sosyal medya üzerinden mülteci konusu üzerine birkaç kez atıştılar. Ancak bunların hepsi siyasi üslup çerçevesindeydi. Bir hakaret yoktu. Keza, İç İşleri Bakan Yardımcısı ile Özdağ'ın tartışması da öyle. Ancak bugün Süleyman Soylu, ortada Özdağ'ın kendisine yönelik sarfettiği herhangi bir ağır cümle, onur ve gurur kırıcı söylem olmamasına rağmen, çok ciddi bir tavırla "Hayır, hayır, hayır. O kişiden gelen mesajı duymak istemiyorum. Ben onu adam yerine bile koymam. Hayvandan daha aşağılıktır. O soros çocuğu ve operasyon çocuğudur." cümlelerini duyunca şaşkına döndüm. Birincisi çok gayriahlaki sözler bunlar, ikincisi T.C. bakanının bu sözleri başka bir siyasetçiye, onu da geçtim bir vatandaşa söylemesi için ya şahsına ya ailesinden birine çok ciddi ithamlar duymuş olması gerekir. Aradım, taradım, Özdağ'ın Soylu'ya hakaret tweetini, söylemini bulamadım. Ama Soylu'nun Özdağ'a bu cümlesi çok ama çok açık bir kavga başlangıcı. Çünkü biliyor, Özdağ asla bu lafların altında kalacak bir siyasi profil değil, ülkücü kimlikten geliyor ve gerek istihbarat gerek emniyet gerek sokakta "ailesinden gelen" bir itibarı var. Merak eden Özdağ'ın babasını araştırabilir. Şimdi de Özdağ'ın çıkıp çok sert bir tutumla "Yarın 11.00'de geliyorum erkeksen çık karşıma, çıkamazsan da seni bulacağım oğlum." sözlerini duyduk. Kıraathane ağzı belki ama eğer siz bir insanın onuruna bu kadar laf edersiniz, "onun bunun çocuğu" diyemediğiniz için operasyon çocuğu derseniz, karşı taraf gayet anlar ne demek istediğinizi. Hâl böyle olunca Twitter ve Ekşi Sözlük'te bu tartışma üzerine yazılanları okudum. Zafer Partisi'ni iktidar cephesinin Millet İttifakı'ndaki oyları bölmek için kurulduğunu söyleyenler oluyor bildiğiniz üzere. Ben açıkçası böyle düşünmüyor ve Özdağ'a destek veriyorum. Çünkü 6'lı masa denilen sarı muhalefetin bu ülkede bir şeyleri değiştireceğine zerre inancım yok. Ne sokakta ne de kendi tabanlarında 6 parti de seçime 1 yıl kalmışken bir heyecan oluşturamadı. Ne ekonomi adına ne mülteciler adına "şunu yapacağız, bunu yapacağız, planımız hazır, planlar şunlar..." diye anlattıkları bir politika görmedim, duymadım. Hepsi lafta, sözde kalan şeyler. O nedenle Özdağ, önce Mansur Yavaş çıkışı sonra mültecilerin artık dayanılmaz seviyelere gelmesi ve sınırlardan gelen ne idüğü belirsiz kişilerin şehirleri istilası, TikTok'ta Türk kadınlarını taciz etmesi, röntglemesi sonrası yürüttüğü "Mülteci politikası" ile iyi bir ivme yakaladı. Ama Soylu ve Özdağ arasında bugün yaşanan "bir anda" bu kadar ciddileşen tartışmayı bir türlü anlayamadım. Kafamı kurcalayan iki seçenek var, sizin de bu konuda görüşlerinizi bekliyorum: 1-) Süleyman Soylu ve Ümit Özdağ, danışıklı dövüş içerisindeler. Soylu, kendisine söylenmiş ağır hakaret olmamasına rağmen televizyona çıkıp Özdağ ile yıllardır düşmanmış gibi davranıp, hakaret etti, Özdağ'da yanıtsız bırakmadı ve çok sert cevap verdi. Özdağ'ın bundan sonraki çıkışları sonrası mültecileri istemeyen kitle tarafından "kahraman" ilan edilmesi çok olası. Özdağ, Cumhur İttifakı'na oy veren kişilerden oy alamayacağı için (Cumhur İttifakı seçmeninin %80'i Soylu gibi düşünüyor, mülteciler kalmalı, zararları yok kafasında.) haliyle Millet İttifakı'ndan oy alacak ve 2023 seçimlerinde Cumhur İttifakı sandıkta çoğunluğu yine bulacak. 2-) Süleyman Soylu, Ümit Özdağ'ı alenen hedef alarak kendisine oynamasını bekledi. Kendisi kalkıp "operasyon çocuğu" değil de direkt küfür etse yine ceza almayacağını biliyor, kendisine soruşturma başlatacak cesur savcı yok çünkü. Özdağ'ın da sözlerine sert yanıt vereceğini iyi biliyor. Bu sayede Özdağ ve kitlesini kışkırtıp Özdağ'ı kendisine çekecek. Soylu'nun programda "15 Temmuz'da işimiz yarım kaldı." söylemi de bir mesaj. Özdağ gözaltına alınabilir eylemlerde bulunursa kitlesi ve mülteci istemeyen kişilerin de sokağa çıkabilme olasılığı var. Bu durumda siyaset iyice gerilecek ve bu olay tamamen iktidara yarayacak. Siyaset gündemini yarın 11:00'den itibaren haftalar belki aylarca bu konu meşgul edecek; enflasyonun, mülteci olaylarının, sınırdan elini kolunu sallayarak geçenlerin konuşulması bir kez daha ertelenecek. Siz hangi tarafı makul görüyorsunuz, Soylu'nun bir anda ortada bir sebep yokken bu denli yükselmesinin sebebi ne olabilir? |
|
Millet İttifakı'ndaki 6 parti tarafından bugün açıklanan güçlendirilmiş parlamenter sistemi kitapçığında çok fazla açık uçlu alan bırakılmış. Cumhurbaşkanı'nın görev süresi 7 yıl olarak belirtilmiş ancak Cumhurbaşkanı'nı kimin (halk mı meclis mi) seçeceği yazılmamış. 2023'te muhalefetin adayı şayet Cumhurbaşkanı olursa ve muhalefet 2023 yılında HDP'nin de desteğiyle mecliste %60'lık bir çoğunluk oranına ulaşırsa bugünkü hazırladığı çalışmayı referandum olarak halka sunabilme yetkisine sahip. Halk da eğer bu güçlendirilmiş parlamenter sistemi kabul ederse bir sistem değişikliği olacak demektir. Bu durumda, 2023'te Cumhurbaşkanı seçilen aday, örneğin 2025 Haziran'ında yeni gelen sistem sonrası yapılacak genel seçimde Cumhurbaşkanı olarak devam edecek mi, genel seçim öncesi istifa mı edecek? Şayet ederse o zaman devletin başı o süre zarfında kim olacak? Diyelim ki bu kişi Cumhurbaşkanı olarak kaldı, 2025'te de seçimi CHP-İYİ PARTİ-DEVA ittifakı kazandı, başbakan belirlendi. Bu durumda mevcut sistemdeki yetkileriyle seçilen Cumhurbaşkanı ne olacak? Başbakan'a hükümet kurma yetkisi verdikten sonra ve bakanlar kurulu kurulduktan sonra Cumhurbaşkanı istifa edip, mecliste yeniden bir seçime mi gidilecek yoksa yetkileri kısıtlanmış şekilde 2030'a kadar (mevcut sistemde görev süresi 2028'de sona ermesi gerek, bunu nasıl ayarlayacaklar o da meçhul) görevine devam mı edecek? Bir ikinci, önemli sorun ise: Diyelim her şey muhalefetin istediği gibi gitti ve belirledikleri aday Cumhurbaşkanı oldu, referandumda halk, güçlendirilmiş parlamenter sisteme "evet" dedi. Bu durumda 2024-2025'te yapılacak bir genel seçimde AKP 1.parti çıkar, diğer partilerden biriyle ittifak kurar da AKP Genel Başkanı, başbakan olma imkanını yakalarsa muhalefetin eline ne geçecek? Böyle bir durumda var çünkü. Eğer Erdoğan, pes etmez, ben partimde siyasete devam edeceğim derse, bir bakmışsınız 2025'te şu anki gibi yürütmenin başı olan bir başbakan olabilir. Çok çok fazla açık uçlu soru var ve bence muhalefet bu konularda sınıfta kalmış vaziyette. Muhalefetin gelecek planlarını anlayan, tahmini olan arkadaşların bu sorulara vereceği cevaplar, benim ve bu soruları merak eden birçok arkadaşa ilaç niteliğinde olur. Düşünceleriniz, cevaplarınız neler? |
|
Mega depolama uygulamasına girdim, önüme siyah ekran çıktı bir anda. Telefonda düğmeler çalışıyor ama uygulamadan çıkamıyorum, ekranı kilitleyebiliyorum telefon kapanmıyor, telefon kapatmak için düğmelere basıyorum telefondan siren çalıyor. Denetim merkezine falan girebiliyorum ama asla başka bir uygulamaya geçiş yapamıyorum. Telefon şu an açık, şarj gidiyor ama kapanmıyor, takılı kaldı. Çözümü ne bunun, bu nasıl bir sorun. ÜRÜN: İphone SE 2 |
|
Selamlar arkadaşlar, Dairem İstanbul'da, 9 katlı eski bir binanın 7. katı. 4 yıldır kiracıyız, ilk kez bu yıl böyle bir sorunla karşılaştık. Yatak odasının tavanının köşesinden yağmur yağdığı zaman damla damla su akıyor. Orası kuruduktan sonra da böyle sarı bir leke bırakıp kabarıp dökülüyor. Sadece yağmur yağdığında oluyor ve genelde şiddetli yağmurlar. Evim çatı katı değil bir şey değil, neden oluyor diye bir usta tanıdık var onu çağırdım, dış cephe su alıyordur, tesisatlık durum yok dedi. Benim yatak odasının üstü de yatak odası. Üst katın balkonu ile benim yatak odasının penceresi alt alta değil birbirine paralel uzanıyor. Üst kattaki balkondan su gelme ihtimali olabilir mi? Balkon giderinde çatlak vs. nedeniyle. Bu ilk sorum. Esas sorum ise bu soruna çözüm bulmak istiyorum. Dış cepheden su aldığı için sırf benim daire alıyor diye dış cepheye mantolama yapmazlar, zaten yeni yapıldı dedi kapıcı. İçeriden bu sorunu hiç değilse bir yıl falan çözmek istiyorum. 1 kg isonem nem ve rutubet boyası (veya başka tavsiyeler varsa) alıp suyun geldiği, kabarmalar olan bölgeyi önce temizleyip sonra sadece o köşe bölgeye boya yapsam, sorunu çözer miyim? Tavanın tamamını boyamak yerine daha bölgesel bir çözüm arayışı içindeyim. Tavsiyeniz ne olur? < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > |
|
< Resime gitmek için tıklayın > Bugünkü 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları için İmamoğlu'nun davetlisi olarak İstanbul'a gelen Akşener, ön protokolde İmamoğlu ile yan yana oturdu. Akşener'in yanında İYİ Parti İl Başkanı'nın yanı sıra milletvekilleri ve genel başkan yardımcıları da bulunuyordu. Aynı zamanda siyasi kimlik olarak birbirlerine zıt görünen CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile Akşener'in birkaç kez beraber gülüşerek konuştuğu görüldü. Bugünkü kutlamalarda kürsüye konuşma yapmak için çıkan Akşener, İmamoğlu'na övgüler de dizdi. Hatta öyle ki kendisini Fatih Sultan Mehmet ile aynı yere koydu ve ikisine de kararlı lider benzetmesi yaptı. İstanbul'u alan iki büyük lider imasında bulundu. Ekrem İmamoğlu'na Fatih Sultan Mehmet benzetmesi yapan Akşener, "1453, Fatih Sultan Mehmet, (Ekrem İmamoğlu'na) aynı senin gibi, dedi ki 'Ya İstanbul beni alır, ya ben İstanbul'u alırım' Bizans'a rağmen, Avrupa'ya rağmen, Haçlılar'a rağmen, 'ya İstanbul'u alırım, ya İstanbul beni alır' İki kararlı lider, ve İstanbul alındı." şeklinde konuştu. Aynı zamanda İmamoğlu, Akşener konuşma yaparken sağ kolunun yanında konumlandı ve kendisi konuşması bittikten sonra kürsüden indiğinde Akşener'in kürsüye çıkacağını görünce kendisine eşlik ederek koluna girdi ve beraber sahneye çıktılar. Bugünkü görüntüye, aralarındaki samimiyete, partiler arasındaki uyuma ve konuşmalara bakarsak İYİ Parti lideri ve teşkilatının Cumhurbaşkanlığı Adaylığı için en potansiyelli aday olarak gördüğü isim Ekrem İmamoğlu... Siz ne düşünüyorsunuz? |
| Eski silikon çok sert, sökmeye çalıştım falçata ile sökemedim. Yağmur yağınca pencere kenarındaki silikonlardan su sızıyor mermere. Eski silikonun üstüne direkt yeni silikonu çeksem de tutar mı? 2-3 sene idare etse yeter beni. |
|
Salondaki parkelerde bölgesel kabarmalar / şişlik vardı. Üzerine bastıkça çat çut ses çıkarıyordu, hem de yürürken belli oluyordu. Gözle görülür düzeyde değiş şu an ama üstünde yürürken bariz belli oluyor. İki üç gündür bölgesel olan şişlik / kabarıklık, yayılmaya başladı. Buna çözüm bulmazsam gitgide yayılır mı her yere? Bunun çözümü ne? Tamamen parkeler sökülüp, yeniden mi takılacak? Bu bildiğin inşaat işlemi olur. Daha pratik yolu yok mu bunun? Yardımcı olur musunuz lütfen? |
|
PVC balkonumda bir senedir küflenme var, boyalar hep düştü. Birkaç aydır da su sızıntısı var. Mermerlerin altlarında açılmalar var, oralardan her yağmur ve kar yağdığında su sızıyor. Fotoğrafları koydum. Ek olarak pencerelerin üstündeki duvar ve pencereyi birbirine bağlayan boşluktan da sürekli su sızıyor, sanırım o bölgenin silikonu tahriş oldu. Malum dönem nedeniyle eve işçi çağıramıyorum, ailem biraz hassas, titizlik sorunları var. Kendim, bu sıkıntıyı gidermek için ne yapabilirim, çözümü basit mi? Bilen arkadaşlar yardımcı olursa çok memnun olurum, sevgiler. < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > |
|
4 yaşındaki kısırlaştırılmış tekir kedim 7.5 kiloya kadar çıktı. Bana diyet maması ve zayıflaması için aktivite önerir misiniz? Ve şu an tehlikeli bir durum oluşur mu? Allah korusun, kalp krizi, karaciğer sorunu, diyabet vb. gibi... Ek olarak: Elimle sırtına doğru bastırdığımda omuriliğini, kemiklerini hissediyorum. Obez kedilerde hissedilmiyormus yağdan. Ancak bizimkinde elle bastırınca hissediliyor kemikler. O biraz içimi rahatlattı... Görseller: < Resime gitmek için tıklayın > < Resime gitmek için tıklayın > |
Millet İttifakı'nın adayı, Erdoğan'ın rakibi olma olasılığı en yüksek 3 isim üzerinden ayrı ayrı denklemler kuralım.
1-) Mansur Yavaş
2-) Ekrem İmamoğlu
3-) Kemal Kılıçdaroğlu
Bu üç isim dışında birisinin CB adayı gösterilmesi demek 2. Ekmeleddin vakası demek. Hele hele Abdullah Gül, Abdüllatif Şener gibi isimler, Erdoğan'a ilk turda %60'ları bile gösterebilir. Bugün bile Ekmeleddin kararı nedeniyle topa tutulan CHP, böyle bir hataya daha düşmez. Potansiyel üç cumhurbaşkanı adayını, en objektif ve gerçekçi gözle yorumlama gereği hissettim. Romantizmi, içi boş popülizmi bırakıp biraz gerçeği görmek lazım. Herkes istiyor ki bir değişim olsun, yeni bir Türkiye'yi inşa edelim, ekonomi rayına otursun. Güzel.
Peki ya sonuç?
Sonuç ortada.
Üzülerek söylüyorum ki, 2023'teki genel seçimin akşamına "Atı alan Üsküdar'ı geçti." söylemine şimdiden kendinizi alıştırın. Ve şunu da eklemek istiyorum, bir gün bu devran elbet değişecek ve o gün bu iktidarın bu ülkede bıraktığı enkazdan ve olumsuz işlerden çok muhalefetin beceriksizliği ve iş bilmezliği konuşulacak.