|
Herkese merhaba sevgili takipçilerim.Öncelikle eski arkadaşlarıma tekrar teşekkür etmek istiyorum.Beni tanıyanlar vardır aranızda mutlaka.Eski GırGır,hoşaf,leman dergileri onlara beni hatırlatmıştır çoktan ve hafif bir tebessüm ile okuyorlardır bu yazımı..Eminim sizde şimdi eski bir dostu uzun zaman sonra görmüş gibi seviniyorsunuz.size önce kendimden biraz bahsedeyim dostlarım. Bu hale gelmek için çok çaba sarfettiğimi söylemeliyim.Elimden tutan kimse olmadı benim.Kendi ayaklarımın üzerınde durmaya başlayana kadar çeşitli firmalarda(başta yimpaş,migros,et balık kurumu)hırsızlık yaptım.O yıllar benim için altın zamanlarımdı.Hiç bukadar zengin olmamıştım.Gözümü para hırsı bürümüştü. Bu uğurda birkaç akrabamı da öldürmekten çekinmemiştim tabiki. Benim için para her şeyden önemliydi. Varımı yoğumu satıp paraya çevirdim. Yetmedi… daha çok para istiyordum.. gidip tüm paramı OSMAKAMİ siketi’ne çevirdim. Ozamanlar bir OSMAKAMİ siket’i 0.917 tl’ye denk geliyordu. Ne kalıcak yerim ne içecek suyum vardı ki bir de yalnızlık eklendı bunun uzerıne.. cunku canım arkadasım rizamettin uzun bir seyahate cıkmıstı. Yıllar sonra OSMAKAMİ diye bir ülkenın olmadıgını,buna en cok benzeyen yerelesım yerinin :OSMANKAMİL köyü oldugunu ve bu paranın o köydede gecmedigini hatta köy halkının cok agresif olup benim gibi adamları cok fena patakladıklarını anladım..rizamettinin bana verdigi 50 trilyon OSMAKAMİ siketini 1 ekmekciye 1 pide karsılıgında sattım ama yeni birsey ogrenmıstım kı oda gazete kagıdı ıle para arasında kı farktı. Hırsızlıga geri donmek ıstedım ama devlet hırsızlıga universite bitirme şartı koymustu.. bende sınava hazırlanmaya karar verdım. Fakat sınava girme şartı olarakta lise diploması ıstedıler. Lise gittigimde de ortaokul diploması ıstedıler. Ortaokulda ilkokul diploması istediginde artık canıma tak etmişti.herşeye en baştan başlamaya karar verdim. Rahmetli annemin mezarı önünde temsili bir dogum töreni yaptım ve bekçinin kıçıma indirdigi sopalarla agladım bu sefer…. Aglamasaydım ölebilirmişim dostlarım buna inanabiliyormusunuz????????? Bu dogumda annem öldügü ıcın bir cocuk esirgeme kurumuna yazıldım(gizlice mudurun odasına girip kendımı kayıt etmem hıcte kolay olmadı). Ama burada aradıgım huzuru bulamadım. Cunku cocuklar benı dıslıyor yanına aldıklarında ıse sureklı tacız edıyor ve benden harac alıyolardı. Bakıcıların attıgı dayakda buna eklenice burası cekılmez oluyordu. Derken birgün kacmaya karar verdım. Uzerımdekı bu sacma sapan gömlekle kacmak oldukca zor oldu.. nıhayet 21. denememde kanalizasyon sistemini kullanarak kactım. Tum bu zorluklar bana cok zarar vermıstı. Ama yeni birsey ogrenmıstım; cocuk esirgeme kurumu ile deliler hastanesi arasındaki fark…….. Sonra ki 6 sene boyunca bir ekmekçide (bana pide satmıştı yaa) un taşıyan hamal olarak çalıştım. Ama kollarımı kullanamadığım için çuvalları ağzımla taşıyordum. Ustam beni çok seviyordu , eşek gibi çalıştırıyordu. 6. senenin sonunda gömleğin ipleri çürüdü ve koptu. Artık ellerim serbestti. Koşa koşa ustamın yanına gittim ve müjdeyi verdim. Ama o beni hiçte iyi karşılamadı ve artık bana ihtiyacı olmadıgını söyleyerek beni kovdu. O gün yeni bir şey daha öğrendim ; kollarınız yok diye sizi seven ustanız sizi her an yarı yolda bırakabilir. Artık yapacak bir şeyim yoktu. Hiçbir umudum kalmamıştı. İntihar etmeye karar verdim ki birden aklıma ustadan çaldığım paralar geldi. 6 yıl boyunca her gün kasadaki paranın yarısını çalmıştım ve artık zengindim. Aklımda ise tek bir şey vardı ; ustadan intikam almak….. Ancak işler yine umduğum gibi olmadı. Para beni zevk ve sefaya itmişti. Bütün paramı mastürbasyona harcıyordum. Yıllarca keşfedemediğim cinselliğimi bulmuştum artık. Derken bir gün uyuşturucuya başladım. Beni uyuşturucuya başlatan kişi İngiltere de benden aldığı tüm parasını bitirip geri yanıma gelen RİZAMETTİN idi. Aslında ona teşekkür etmeliyim. Çünkü uyuşturucu sayesinde tüm kötü anılarımı siliyordum beynimden. Bana yaşamadığım zevkler yaşatıyordu. Birgün rizamettin bana bir çuval uyuşturucu satıp tekrar ingiltereye gitti. Yine hiç param kalmamıştı. Bu uyuşturucu çuvalı bana birkaç hafta yetmişti. Ama bittikten sonraki halim tek kelimeyle perişandı. Soluk alıcak halim bile yoktu, sadece titriyordum. Hiç param olmadığından yenisini de alamıyordum. Mezarları açıp ölülerin altın dişlerini çalmaya başladım. Günlerce çaldım çaldım çaldııım. Artık yine çok param vardı ama uyuşturucu nereden alınır bilmediğim için alamadım. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Bir gün sokaklarda gezerken bir dükkanın vitrininde duran televizyonlarda polislerin uyuşturucu baskınını izledim ve düşündüm. Bu polisler yakaladıkları uyuşturucuları ne yapabilirlerdi ki??? Elbette satarlardı. Hemen mezarlıktaki kulubeye koştum. Ve cebimden avuçlayıp çıkardığım dişleri hafif bir tebessümle bekçiye uzattım ve bugünki operasyonda ele geçirdikleri malların tamamını satın almak istedim ve hiç bu kadar dayak yediğimi hatırlamıyorum. O gün bir bekçilerin polislikle alakasının olmadığını anladım. Bekçi dayı elimden tutup beni bir rehabilitasyon merkezine götürdü ve beni bırakıp , dişleri de alıp gitti. Buradakilerin amaçları bana az az uyuşturucu verip sonunda bırakmamı sağlamaktı. Lakin verdikleri mal hiç benim kullandığıma benzemiyordu. O gün yepyeni bir şey öğrendim ; uyuşturucu ve un arasındaki fark….. tabi bunu merkezdekiler de öğrendi ve beni uyuşturucu bağımlısı yaptıkları için vicdan azabı çekip beni serbest bıraktılar. Bende bekçi amcaya beni buradan bıraktıklarını söylememelerini, eğer öğrenirse çok üzüleceğini söyleyip oradan ayrıldım... Alıntıdır........ |
| formda fun club kurma heyecanı almış başını gitmiş...hadi bizde fun club kuranları destetlemeyenler fun clubını kuralım demicem ama bıktım bu fun club muhabbetinden son bulsun artık bu fun clublar!!!!! |
|
Nokia 6288’i tanıttı Hürriyet İnternet Finlandiyalı mobil iletişim cihazları devi Nokia, kayarak açılan kapağı ve yüksek kaliteli video izleme özellikleriyle ön plana çıkan yeni 3G cep telefonu Nokia 6288’i tanıttı. Gerçek zamanlı video paylaşımı ve video zil sesleri indirme imkanı sağlayan Nokia 6288, 3G teknolojisinin tüm avantajlarını sunuyor. 512 MB hafıza kartıyla birlikte satışa sunulan yeni Nokia 6288 ile tüm videolar, 262.144 renkli QVGA ekranda (320x240 piksel) rahatça izlenebiliyor. 2 megapiksel ve VGA olmak üzere iki ayrı kamerası olan Nokia 6288 ile video paylaşmak ve çift yönlü video görüşmeleri yapmak da daha kolay. Nokia 6288’deki özel kamera ve zum tuşları, video kaydını veya sevdiklerinizin fotoğraflarını çekmenizi kolaylaştırıyor. Nokia 6288 ile çekilen fotoğraflar düzeltilebiliyor, MMS ya da e-posta yoluyla gönderilebiliyor ve Bluetooth teknolojisi kullanılarak uygun bir yazıcıda bastırılabiliyor. 115 gram ağırlığındaki Nokia 6288, beyaz ve siyah renk seçenekleriyle sunuluyor. Yeni Nokia 6288 hakkında bir açıklama yapan Nokia yetkilileri şunları ifade ediyorlar: “Etkileyici tasarımı, dünya standardında video özellikleri ve gelişmiş 3G teknolojisiyle yeni Nokia 6288, bu sezonun en çok tercih edilen telefonlardan biri olacak.” Yeni Nokia 6288’in yıl sonuna kadar piyasaya sunulması bekleniyor. |
|
1564 yılında Fransa kralı IX. Charles yıl baslangıcını ocak aynın bırıncı gunune aldı.Daha once avrupada yaygın olan yıl baslangıcı MArt 25 idi.Ozaman ki iletisim sartlarında IX. Charles'in bu kararı fazla yayılamadı.Duyanlar ise protesto amacıyla eski adetlerine devam ettiler.1 Nisan'da partiler duzenlediler.Digerleri ise onları nisan aptalları olarak nıtelendırdıler.1 Nisana butun aptalların gunu adını verdıler.Bu gunde dıgerlerıne suprız hedıyler verdıler,yapılmayacak partilere davet ettiler,gercek olmayan haberler urettiler.Yıllar sonra Ocak ayının yılın ılk ayı olmasına alısılınca,Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kulturlerinin parcası gorerek kutlamaya devam ettiler.Ordanda butun dunyaya yayıldı (1 nisan fransada dogmus,bisi sorucam boykota dahil mi ya 1 nisan) |
|
arkadaslar bızım bu esnaflardan cektıgımız nedır ya?malı alırken adam bı saat dıl doker ve kandırır senı... musteri :yıkanınca ceker mı bu? esnaf:yoq abi ne cekmesı bunu bı yıka varya en az 5 cm uzar 1)Bir tanesi sorun çıkarsın, hepsini geri getir 2)Kesinlikle kırılmaz. 3)Hanımefendi tabaklar tamamiyle ithal malıdır. 4)Orijinal yedek parcası. 5)Kusura bakma güzelim, bizde de hiç bozuk kalmadı. 6)Telefon şehirler arasına kapalı. |
| toplum olarak bı bataklıgın ıcıne suruklenıyoruz medenıyet denılen sacmalıgın yuzunden..evlenıcegın karın olacak kisinin kız olmasını ıstemek yobazlık mı?kız kardesının baskasıyla bırlıkte olmasına karsı cıkman yobazlık mı?ramanzan ayında oruc tutmamın ne sakıncası var kı musluman degılmıyız tc cumhurıyetı devletının dını ne??ıslam degıl mı??neden dınımı ozgurce yasayamıyorum,neden yobazlık olarak goruluyor kı bu |
|
hhehehe konuyu ben actım madem baslangıcıda yapmak bana duser 1)anne kutuphaneye gıdecegız arkadaslarla(klasik bi yalan ama benım cocuklugumda kullandıgım yalanlardan bı tanesi) 2)anne mehmetlerin ailesi baska yerde kalıcakmıs bende onlarda kalıcam ders calısıcaz 3)ozellıkle unıversıtelı yalanıdır:baba fotokopi parası gondersene |
| arkdaslar bu konuda arkdaslarımız tarafından yapılan sakalar,hıc ummadıgımız kısılerden yedıgımız kazıkları yazalım.. |
Bu hale gelmek için çok çaba sarfettiğimi söylemeliyim.Elimden tutan kimse olmadı benim.Kendi ayaklarımın üzerınde durmaya başlayana kadar çeşitli firmalarda(başta yimpaş,migros,et balık kurumu)hırsızlık yaptım.O yıllar benim için altın zamanlarımdı.Hiç bukadar zengin olmamıştım.Gözümü para hırsı bürümüştü. Bu uğurda birkaç akrabamı da öldürmekten çekinmemiştim tabiki. Benim için para her şeyden önemliydi. Varımı yoğumu satıp paraya çevirdim. Yetmedi… daha çok para istiyordum.. gidip tüm paramı OSMAKAMİ siketi’ne çevirdim. Ozamanlar bir OSMAKAMİ siket’i 0.917 tl’ye denk geliyordu. Ne kalıcak yerim ne içecek suyum vardı ki bir de yalnızlık eklendı bunun uzerıne.. cunku canım arkadasım rizamettin uzun bir seyahate cıkmıstı. Yıllar sonra OSMAKAMİ diye bir ülkenın olmadıgını,buna en cok benzeyen yerelesım yerinin :OSMANKAMİL köyü oldugunu ve bu paranın o köydede gecmedigini hatta köy halkının cok agresif olup benim gibi adamları cok fena patakladıklarını anladım..rizamettinin bana verdigi 50 trilyon OSMAKAMİ siketini 1 ekmekciye 1 pide karsılıgında sattım ama yeni birsey ogrenmıstım kı oda gazete kagıdı ıle para arasında kı farktı.
Hırsızlıga geri donmek ıstedım ama devlet hırsızlıga universite bitirme şartı koymustu.. bende sınava hazırlanmaya karar verdım. Fakat sınava girme şartı olarakta lise diploması ıstedıler. Lise gittigimde de ortaokul diploması ıstedıler. Ortaokulda ilkokul diploması istediginde artık canıma tak etmişti.herşeye en baştan başlamaya karar verdim. Rahmetli annemin mezarı önünde temsili bir dogum töreni yaptım ve bekçinin kıçıma indirdigi sopalarla agladım bu sefer…. Aglamasaydım ölebilirmişim dostlarım buna inanabiliyormusunuz?????????
Bu dogumda annem öldügü ıcın bir cocuk esirgeme kurumuna yazıldım(gizlice mudurun odasına girip kendımı kayıt etmem hıcte kolay olmadı). Ama burada aradıgım huzuru bulamadım. Cunku cocuklar benı dıslıyor yanına aldıklarında ıse sureklı tacız edıyor ve benden harac alıyolardı. Bakıcıların attıgı dayakda buna eklenice burası cekılmez oluyordu. Derken birgün kacmaya karar verdım. Uzerımdekı bu sacma sapan gömlekle kacmak oldukca zor oldu.. nıhayet 21. denememde kanalizasyon sistemini kullanarak kactım. Tum bu zorluklar bana cok zarar vermıstı. Ama yeni birsey ogrenmıstım; cocuk esirgeme kurumu ile deliler hastanesi arasındaki fark……..
Sonra ki 6 sene boyunca bir ekmekçide (bana pide satmıştı yaa) un taşıyan hamal olarak çalıştım. Ama kollarımı kullanamadığım için çuvalları ağzımla taşıyordum. Ustam beni çok seviyordu , eşek gibi çalıştırıyordu. 6. senenin sonunda gömleğin ipleri çürüdü ve koptu. Artık ellerim serbestti. Koşa koşa ustamın yanına gittim ve müjdeyi verdim. Ama o beni hiçte iyi karşılamadı ve artık bana ihtiyacı olmadıgını söyleyerek beni kovdu. O gün yeni bir şey daha öğrendim ; kollarınız yok diye sizi seven ustanız sizi her an yarı yolda bırakabilir.
Artık yapacak bir şeyim yoktu. Hiçbir umudum kalmamıştı. İntihar etmeye karar verdim ki birden aklıma ustadan çaldığım paralar geldi. 6 yıl boyunca her gün kasadaki paranın yarısını çalmıştım ve artık zengindim. Aklımda ise tek bir şey vardı ; ustadan intikam almak…..
Ancak işler yine umduğum gibi olmadı. Para beni zevk ve sefaya itmişti. Bütün paramı mastürbasyona harcıyordum. Yıllarca keşfedemediğim cinselliğimi bulmuştum artık. Derken bir gün uyuşturucuya başladım. Beni uyuşturucuya başlatan kişi İngiltere de benden aldığı tüm parasını bitirip geri yanıma gelen RİZAMETTİN idi. Aslında ona teşekkür etmeliyim. Çünkü uyuşturucu sayesinde tüm kötü anılarımı siliyordum beynimden. Bana yaşamadığım zevkler yaşatıyordu. Birgün rizamettin bana bir çuval uyuşturucu satıp tekrar ingiltereye gitti. Yine hiç param kalmamıştı.
Bu uyuşturucu çuvalı bana birkaç hafta yetmişti. Ama bittikten sonraki halim tek kelimeyle perişandı. Soluk alıcak halim bile yoktu, sadece titriyordum. Hiç param olmadığından yenisini de alamıyordum. Mezarları açıp ölülerin altın dişlerini çalmaya başladım. Günlerce çaldım çaldım çaldııım. Artık yine çok param vardı ama uyuşturucu nereden alınır bilmediğim için alamadım. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Bir gün sokaklarda gezerken bir dükkanın vitrininde duran televizyonlarda polislerin uyuşturucu baskınını izledim ve düşündüm. Bu polisler yakaladıkları uyuşturucuları ne yapabilirlerdi ki??? Elbette satarlardı. Hemen mezarlıktaki kulubeye koştum. Ve cebimden avuçlayıp çıkardığım dişleri hafif bir tebessümle bekçiye uzattım ve bugünki operasyonda ele geçirdikleri malların tamamını satın almak istedim ve hiç bu kadar dayak yediğimi hatırlamıyorum. O gün bir bekçilerin polislikle alakasının olmadığını anladım.
Bekçi dayı elimden tutup beni bir rehabilitasyon merkezine götürdü ve beni bırakıp , dişleri de alıp gitti. Buradakilerin amaçları bana az az uyuşturucu verip sonunda bırakmamı sağlamaktı. Lakin verdikleri mal hiç benim kullandığıma benzemiyordu. O gün yepyeni bir şey öğrendim ; uyuşturucu ve un arasındaki fark….. tabi bunu merkezdekiler de öğrendi ve beni uyuşturucu bağımlısı yaptıkları için vicdan azabı çekip beni serbest bıraktılar. Bende bekçi amcaya beni buradan bıraktıklarını söylememelerini, eğer öğrenirse çok üzüleceğini söyleyip oradan ayrıldım...
Alıntıdır...