|
modem device on high definiti n audio bus hatası alıyorum aygıt yöneticisinde.. laptop : MSI-6833B ESİNDEN TÜM DRİVELERİ YÜKLEDİM AMA SORUN ÇÖZÜLMEDİ NE YAPMAM LAZIM ARKADAŞLAR |
|
merhaba arkadaşlar excel de formül yazdığımda gayet normal herşey çok iyi ama şimdi yeni sisteme göre atıyorum toplam 123,60 ben bunu otomatik olarak 124,00 a tamamlamak istiyorum yada 123,40 ise 123,50 yani 0,5 in katlarına tamamlamak istiyorum ilgilenen arkdaşlara şimdiden çok çok teşekkürler.. |
|
Bu konuyu bügun açtım. Ama gelen cevaplardan verdiğim bilgilerin eksik olduğunu düşündüm. Konuyu Özür dileyerek tekrar açıyorum. Bir note book aldım markası ACER ASPIRE AS5520G-503G25MI NOTEBOOK İşlemci : AMD Turion 64 X2 İşlemci Hızı : 2,0 GHz Bellek : 3 GB Sabit Disk : 250 GB İşletim sistemi Vista Home Premium. sorunlar yaşadım ve Xp kurmaya karar verdim. Ama Xp driverlerini bulamıyorum. Zaten Acer'in kendi sitesinde bu modelin Xp Driveri yok her neyse bundan vazgeçtim sanırım Xp kuramayacağım. Bakın Açıkca tekrar anlatıyorum. Bir DHCP serverde ortalama 50-60 Pc bir internet ağına bağlı. Tüm pcler internete girebiliyor.Benim Kendi Pc'mde. Lakin; dün itibari ile yukarıda yazdığım Notebook satın aldım. Kurulum cdsini kurdum. İşletim Sistemi Windows Home Premium. Eternei taktım ağı algıladı. DHCP Serverinden Server Adı : gumusbilisim IP Adres : 192.168.1.55 (DHCP IP otomatik Atıyor (benimde ağ ayarlarımda IP otomatik al seçeneği işaretli)) DNS Son Eki : gumusbilisim.server.com (192.168.1.1 olarak serverim dns'yi otomatik atıyor) Varsayılan ağ geçiti: 192.168.1.1 bu ayarları aldı. Bu ayarların aynısı Xp olan işletim sistemindede mevcut. buraya kadar sorun yok. Sorun Sadece Şu Serveri Vista işletim sistemi ile görebiliyorum. Ama Yanlızca Yerel Ağ olarak Görebiliyor İşletim sistemim Yani internete çıkamıyorum.Bu konuyu buraya açmadan once denediğim yollar.. 1. Hap kullandım 2. Direk Olarak Pc'ye bağladım 3. Aynı hap üzerine Xp ve Vista olan 2 ayrı Pc'yi bağladım. Xp internete çıktı Vista ise yukarıda yazdığım ayarlarda kaldı ve çıkmadı. 4. Vista'ya El ile IP,dns,Varsayılan ağ geçidi verdim. (bunu Xp'ye el ile atadığımda internete çıkıyor) 5.Wif (wireless Disable Ettim) 6. Wireless Driveri Devre dışı bıraktım. 7. Vista SP1 yüklü değilmi bilmiyorum. Sorun bundan kaynaklanabilirmi onuda bilmiyorum. 8. Vistanın Bağlantı onar seçeneğinden ip adres ve dnsyi yeniledim. serverden bir IP adres alıyor ve dns yeniliyor. bunları yapmama Rağmen İnternete çıkamıyorum. İlgilenen arkadaşlara şimdiden tşk ederim. |
|
arkadaşlar dün teknosadan yeni ACER ASPIRE AS5520G-503G25MI model laptop aldım. ve internete bağlanamıyorum.server üzerinseki ağdan bağlanıyorum serverı göryo ama internete bağlanmıyo bağlantı sorununu dün gece sabaha kadar uğraştım çözemedim. xp yüklemek istiyorum ama xp driveri yok nasıl ne yapıcam.. ayrıyeten iş yerinde şu an kullandığım bilgisayara switch aldım swichle bağlanmak istiyorum ne yapıcam xp driveri de yok. sizce sorun nerde yanlız xp driverlerini nerden bulucam birde serverden diğer bilgisayara taktığımda bağlanıyo laptop ta bağlanmıyo.. nedeni nedir acaba ? |
|
EVLENİRKEN NEREDEYDİN? Adamın işi varmış, Ankara'ya gidiyormuş, tam uçağa binerken kulağında bir ses : -Binme, bu uçak düşecek! Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş, binmemiş. İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış : -Uçak düştü kurtulan olmadı!Koşmuş Haydarpaşa'ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses kulağında : -Binme bu trene, raydan çıkacak! Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve, sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş : -Tren Eskişehir'de raydan çıktı şu kadar ölü, şu kadar yaralı... Allahına şükretmiş, koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses -Bu otobüse binme, freni patlayacak! Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış, bağırmış : -Sen kimsin yahu? -Ben senin iyilik meleğinim! Adam iyice kızmış : -Ulan evlenirken neredeydin! ANA SÜTÜNÜN ÜSTÜNLÜĞÜ Öğretmen, öğrenciye sormuş : -Yeni doğan çocuklar için ana sütü niçin inek sütünden daha yararlıdır? Öğrenci hiç duraksamadan cevabı yapıştırmış : Ana sütü bir kere çok daha lezzetlidir.Ekşime mekşime yapmaz.Kedi içmez.Taşınması daha kolaydır. Üstelik ambalajı da çok nefistir! BAŞKA KIZARTSIN Topkapı Merter'de Hundai'nin en büyük servislerinden olan Adilce Hundai Servisi'nin sahiplerinden Alaaddin'in çok yaramaz bir oğlu vardı.Ahmet, o kadar yaramazdı ki babası Alaaddin Bey, onu psikiyatriste getirmek zorunda kalır.Doktor, çocuğu inceler, babasına durumu bildirir.Ona,"mutlaka oğlunun her dediğini yapmak gerektiğinin şart olduğunu" anlatır.Başka türlü çocuğunun düzelmeyeceğine inanan Aladdin Bey Ahmet'in her dediğini yapar.Cin gibi akıllı fakat çok yaramaz olan Ahmet, o gün : -Solucan isterim, diye tutturur. Alaaddin Bey, kömürlüğe iner.Nemli bir köşeden iğrenerek bir solucan bulur ve Ahmet'e getirir. -Anneee!Bunu pişir, diye bağırır, çocuk annesine.Kadıncağız da iğrenerek, tiksinerek solucanı olduğu gibi pişirir.Bir tabağa koyarak Ahmet'in önüne getirir.Ahmet, gözleri parlayarak tabaktaki solucana bakar.Karşısında gazetesini okumakta olan babasını çağırıp : -Baba,bu solucanın yarısını sen ye, yarısınıda ben yiyeceğim, der.Alaaddin Bey: -Oğlum, hiç solucan yenilir mi, demeye fırsat bulamadan Ahmet bağırmaya, sinir krizleri geçirmeye başlar.Alaaddin Bey: -Tamam, tamam, demek zorunda kalır.Masaya oturur.İçinden doktora kızarak, lanetler yağdırarak gözlerini kapayıp, kan ter içinde bir lokmada solucanın yarısını yutar.Sonra midesi bozulmuş şekilde kusmaya giderken çocuk arkadan yine bağırır : -Üüüü!Sen benim yemek istediğim tarafı yedin.Bu taraf senindi.Sen bu tarafıda ye annem bana başka kızartsın. DAHA ÇOK İSTİYOR... Çocuk, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşlandı : -Oğlum ne oldu gözüne?Düştün mü yoksa? -Hayır düşmedim.Arkadaşım Orhan'la dövüştük.Ben de yarın onun gözünü şişireceğim! Annesi yatıştırmaya çalıştı : -Sakın ha!Dövüşmek iyi birşey değil.Ben sana yarın pasta çörek vereyim.Arkadaşına da ver, barışın.Güzel güzel oynayın olmaz mı? -Olur anneciğim, barışırız. Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak döndü.Annesi merakla sordu : -Yine ne oldu? -Arkadaşım yaptı, daha çok pasta, çörek istiyor! DÜŞÜNÜŞ BİÇİMİ Matematik öğretmeni ilkokul çocuklarına sormuş : -Ağaçta 5 kuş var.Birini vurdum kaç kaldı. Ahmet hemen : -Hiç kalmaz.Çünkü sesten hepsi uçar, demiş. Öğretmeni bunun üzerine : -Olmaz öyle şey, diye cevap vermiş. Burası matematik dersi.5 taneden biri vurulursa 4 tane kalır.Ama düşünüş biçimini beğendim. Ahmet fena halde hırslanmış : -Bende birşey sorabilirmiyim öğretmenim, demiş. Sor bakalım. -3 kadın dondurma yiyor, biri ısırarak, biri yalayarak, biri emerek yiyiyor.Bunlardan hangisi evli. Öğretmen kızarıp bozarmış.Sonunda : -Bilemem, demiş. -Emen mi? Ahmet cevabı yapıştırmış : -Yoo, parmağında alyansı olan.Ama düşünüş biçiminizi beğendim İYİ BİŞEY Öğretmeni Ali'ye sorar : -Bugün hiç iyi bişey yaptın mı? -Evet. Köpeğimle iki yaşlı kadını korkuttum. Böylece tramvaya yetişebildiler İKİ VAKTE KADAR Eski deyimle basur (yeni ve bilimsel söylenişiyle hemoroit) çekenler bilir, çok ıstırap veren bir hastalıktır. Adamcağız da hemoroitten öyle çekmiş ki...Derken biri Kahve telvesi sür deyince, bir yerlerden kahve bulmuş.Bol bol koyup pişirmiş.Sonra da avuçladığı gibi sürmüş.Sürmüş ama...Ağlaya sızlaya doktora koşmuş. Soyunmuş, eğilmiş.Doktor da eğilmiş, bakarken...Hasta sormuş : -Ne var doktorcuğum?Ne gördün? -Vallahi iki vakte kadar bir yol görünüyor.Birde uzun boylu birinden toplu para alacaksınız.Haaa Bir de mektup Genç kadın şikayetlerini anlatıyordu : -Birincide yoruluyorum. İkincide gögsümde ve bacaklarımda ağrılar başlıyor, üçüncüsünde bayılacak gibi oluyor, kalp çarpıntılarım ve nefes almam fazlalaşıyor. Doktor sordu : -Peki birincisinden sonra neden vazgeçmiyorsunuz? Genç kadın : -Nasıl vazgeçerim doktor, apartmanın dördüncü katında oturuyorum. DOKTOR ÇOK KIZDI Adam doktora gitmişti. Muayeneden sonra doktor : -Sana suppozituvar yazıyorum. Akşamları uygularsın. Adam eve geldikten sonra karısına sorar. -Suppozituvar ne demek? -Ben nerden bileyim aç telefonu doktora sor. Adam doktora telefonda suppozituvarın nasıl kullanılacağını sorar. Doktor yanıtlar. -Rektal yoldan kullanacaksın.Ve telefonu kapatır. Adam karısına döner ve : -Rektal yol ne demek? -Ayol delimisin ben nereden bileyim doktora sorsana. Adam bu sefer de rektal yoldan kullanmak nedir diye sorar. Doktor yanıtlar. -Anal yoldan uygulayacaksın. Adam yine anlamamıştır. Tekrar sorar : -Anal yol nedir? Doktor tekrar yanıtlar. -Kıçına sok kardeşim. Ve telefonu kapatır. Adamın yüzü buruştuğu için karısı sorar. -Doktor ne dedi? -Valla adamın ne dediğini anlamadım ama çok kızdı sanırım. İlacı kıçına sok dedi.,,,,BİTTİ Kadın apandisitten ameliyat oluyordu : -Doktor, ameliyattan sonra herkes benim yara izimi görecek mi?, diye sordu. Doktor ciddi bir durum takınarak : -Bu size bağlı efendim BENİM YERİME SENİ GÖTÜRÜR Hoca Nasreddin ölüm döşeğindeymiş. Karısını çağırmış. -Hanim en güzel elbiselerini giy, iyice kokular sürün, tak takıştır yanıma gel otur. -Ayol hoca delirdin mi sen. Bu durumdayken ben nasıl süslenirim? -İyi ya azrail gelince belki beğenip benim yerime seni götürür. AMERİKA'DAN MÜHENDİS GETİRİRDİK Kayseri'nin bir köyünde imece yöntemiyle yol yapılıyor. Bunun için de eşekten yararlanılıyor.Eşek hangi yolu izlerse, orası genişletip araba yoluna dönüştürülüyor.... Köye gelmiş olan Amerikalı Barış Gönüllüsü, ne olup bittiğini kavrayamadığı için sorar : -Ne yapıyorsunuz böyle? -Yol yapıyoruz. -Bu eşek ne için? -O, yolun mühendizi. Yola uygun geçeneği o gösterir. Barış Gönüllüsü katıla katıla güler : -Ya eşek bulamasaydınız? -İşte o zaman Amerika'dan mühendiz getirirdik! DOLDURUN HEYBESİNİ ALTINLA Kayserili, Papa'nin cennetten yer sattığını işitince doğru Vatikan'a gitmiş. Papa'ya: -Bazı Müslümanlar cehennemlik olduğu için, demiş, Cehennemin tapusuyla anahtarını şimdiden almak istiyorum. Uzun pazarlıklardan sonra istediği fermanı ve anahtarı elde etmiş. Bunun üzerine zengin Hıristiyanlara yönelik bir reklam kampanyasına girişmiş: -Cehennemin tapusu ve anahtarı bende. Cehenneme girmek istemeyenler, benden belge alabilirler. Cennet arsalarının yarı parasına... Kayserilinin elindeki fermani gören Hıristiyanlar, cehenneme kabul edilmeyeceklerine ilişkin belge satın almaya başlamışlar... Cennet müşterileri azalınca, Papa Kayseriliyi çağırtmış : - Al şu verdiğin parayı, ver cehenemin tapusuyla anahtarını! Kayserili: - Ben cehennemi sattım, demiş. Geri almak için çok para gerekli. - Ne kadar? - Heybenin iki gözü dolusu altın. Papa, çaresizlik içinde ellerini iki yana açtıktan sonra buyruğu vermiş: -Doldurun bu Kayserilinin heybesini altınla! O HALDE MERAK ETME Kayserilileri kızdiımak için, eşek etinden pastırma yaptıklarını her fırsatta soyleyen biri yine bir Kayseriliye bunu sormuş : -Sizde eşek etinden pastırma yaparlarmış doğru mu? Kayserili adamı rahatlatmış : -Kayseri'ye gidecek misin? -Yok, gitmeyecegim! -O halde merak etme! SAHTE OLMASAYDI Yahudinin biri, pazara, topal eşeğini satmak için götürür, fakat alıcıyı kandırsın diye, eşeğin tırnağına bir çivi çakar, eşeğe bir Kayserili müşteri çıkar.Kayserili ayaktaki çiviyi görur, içinden "Çiviyi çıkarırım, eşek düzelir!" der, parayı verir, eşeği alır. Yahudi ertesi gün sağda solda övünür : -Siz Kayserililer açıkgözüz, diye övünürsünüz, eşek anadan doğma topaldı, o çiviyi ben çaktım, alıcıyı aldattım! Duyanlar esegi alan Kayseriliye koşup, anlatırlar.Kayserili elini dizine vurur : -Tüh yahu, verdiğimi para sahte olmasaydı, bayağı kazıklanmıştım! Tramplen Temel izmir'de efes Otel'e gitmis. "Yüzme havuzuna cittim, peni attılar" demiş. Nedeni sorulunca, - Havuza isedum, demiş. - Amaan herkes işiyor, seni niye kovdilar, denince Temel söyle cevap vermiş" - Tramplenden isedum., Duvarcı Ustası Belediye kuruluşlarından birinde çalışan bir duvarcı usatasının başına gelen kazayı şefine anlattığı mektup şöyle: Sayın şantiye şefim; İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur. Bildiğiniz gibi ben bir duvar ustasıyım. İnşaatın altıncı katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 250 kg kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu. Aşağı indim, bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım, altıncı kata çıktım. İpi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya saldım. Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata çıkardım. İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım. Bütün tuğlaları varile doldurdum. Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm. İpi çözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum. Nasıl bulmayayım? Ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kilogramlık varil süratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti. Heyecan ve şaşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim. Yolun yarısında dolu varille çarpıştık. Sağ iki kaburgamın bu sırada kırıldığını sanıyorum. Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı. Parmaklarım da bu sırada kırıldı. Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı. Varil hafifleyince, bu sefer ben aşağı inmeye varil yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık. Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı. Can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim. Başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini gördüm. Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum. Bayılmışım, gözümü hastanede açtım. Cenab-ı Hak'tan tüm kullarını böyle görünmez kazalardan korumasını diler, hürmetle ellerinizden öperim. Duvarcı ustanız |
|
Son kez gösteriyorum ona göre... Hoş bir bayan, uzunca bir yolculuktan sonra oteldeki odasına çekilmiş, yatmaya hazırlanırken, birden komodinin üzerinde duran kurbağayı görünce irkilmiş, korkmuş, derhal resepsiyonu arayarak: "Odamda bir kurbağa var hemen gelin" demiş. Görevli: "Efendim o kurbağa özeldir ve bayanları mutlu etmek için odaya konmuştur, denemek isterseniz, bacaklarınızın arasına koyun!" diye cevap vermiş. Kadın şaşırmış, ama merak ta etmeye başlamış, denemeye karar vermiş, Kurbağayı bacaklarının arasına koymuş... Kurbağada hiç hareket yok... Tekrar resepsiyonu aramış: "Bu kurbağa anlattığınız şeyi yapmıyor!" "Hemen geliyorum" demiş adam, içeri girdiğinde bayan yatağın üzerine uzanmış halde merakla beklemekte.. Adam kızgın bir sesle kurbağaya seslenmiş: "Bak son kez nasıl yapılacağını gösteriyorum ona göre......." Öksürük İlacıAdamın biri çok kuvvetli öksürüyormuş, doktora gitmiş derdini anlatmış. Doktorda adama yanlışlıkla öksürük ilacı yerine müshil ilacı vermiş ve demiş ki: bir hafta boyunca yemeklerden sonra iç ve yanıma gel. Adam bir hafta sonra gelince doktor: Öksürüğün nasıl oldu deyince, adamda: Cesaret edipte öksüremiyorum ki, demiş. Kaynana'nın direnişi Temel bir gün kahveye girmiş. Üstü başı yırtıkmış. Ne oldu diye sormuşlar. -Temel: "Kaynanamı gömdük."diye cevap vermiş. - Kahvedekiler: "İyi de bu halin ne?" -Temel: "Biraz direndi de." Gel de tercümana güven! Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikçi buldu. Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Çünkü baba, bu tetikçi yakalanırsa polise fazla bir şey anlatması mümkün olamaz, diye düşünüyordu. Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına çağırdı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular. Tercüman işaretle sordu: - "Para nerede?" Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi: - "Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neden bahsettiğinizi anlamıyorum." Tercüman tercüme etti: - "Neden bahsettiğinizi anlamıyormuş. " Baba 38'liği koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadı: - "Şimdi sor bakalım, para nerede." Tercüman işaretle sordu: - "Para nerede?" Sağır-dilsiz kan ter içinde işaretle yanıt verdi: - "Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince soldan 3. ağacına kovuğunda yüz bin dolar var." - "Ne söyledi?" dedi Baba. Tercüman yanıtladı: - "Dedi ki, hala neden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek delikanlılık ister. 10 bin lira için değer mi?İki tavuk markette geziyorlarmış. Yumurta reyonuna geldiklerinde birinci tavuk diğerine 40.000 TL. değerindeki yumurtaları göstererek - "Bak bunları ben yaptım" der. Biraz daha ilerler, biraz önceki yumurtalardan daha küçük ve 30.000 TL değerindeki yumurtaları görürler. Bu sefer diğer tavuk: - "Bak bunları da ben yaptım, seninkilerden yapacaktım ama kocam 10.000 TL. için poponu yırtmaya değmez dedi" Çocuğun süzmesi! Temel'in 8 tane çocuğu varmış. Ama hepsi de birbirinden salak, geri zekalıymış. Temel ve karısı Fadime doktora gitmişler, durumu anlatmışlar. Böyle böyle biz artık çocuk istemiyoruz demişler. Doktor da 1-2 kutu prezervatif vermiş. Nasıl kullanılacağını anlatıp yollamış. Ancak kullana kullana bir gün prezervatifleri kalmamış. Temel kara kara düşünmeye başlamış . Fadime " Dur ben sana dantelden örüvereyim demiş." Ölçüyü almış 1-2 gün içinde örmüş. Aradan 9 ay geçmiş. Temel ile Fadime nin 1 çocukları daha olmuş . Zamanla çocuk büyümüş, 9-10 yaşlarına gelmiş. Ama nasıl bir çocuk zeki mi zeki, fırlama mı fırlama . Önceki 8 ine hiç benzemiyor. Tüm sınavlarda birinci, sporda tüm şehrin en iyisi, köyün en zeki, en atılgan çocuğu olmuş. Bir gün Temel kahvede otururken sormuşlar. " Ya Temel senin 9 çocuğun 8'i deli mi deli bu sonuncusu nasıl oluyor da bu kadar akıllı oluyor? " Temel gerine gerine cevap vermiş. " Süzme o, süzme..! " Temiz Don Gümrük kapısından bir İngiliz, bir Fransız, bir Türk geçsek için bekliyorlarmış. Gümrük görevlileri valizlerini kontrol etmeye başlamış. Önce İngiliz'in valizine bakmışlar. İçinden 7 adet don çıkmış. "Niye 7 tane?" diye İngiliz'e sormuşlar. O da "Haftanın yedi gün var. Hepsi için bir tane. Pazartesi, Salı, Çarşamba..." demiş. "Vay be! Helal olsun medeniyete, temizliğe bak adamlardaki." "Sıra Fransız'ın valizine gelmiş. Açmışlar bakmışlar 8 tane don. "7'yi anladık da niye 8?" diye sormuşlar. Fransız "Pazartesi, Salı, Çarşamba... Her gün için bir tane, bir tane de ne olur ne olmaz diye yedek aldım" demiş. "Vay be! Adamlardaki temizliğe medeniyete bak!" demiş görevliler. Sıra Temel'e gelince açmışlar bakmışlar tam 12 adet don. "Vay be! Ne varsa bizim insanımızda var. Şu medeniyete, şu temizliğe bak!" Sormuşlar "Neden 12 adet?" Bizimki cevap vermiş "Ocak, Şubat, Mart,......" Çapkın doktor! Kadın göğsünden rahatsızmış ve bir röntgen mütehassısına gitmiş. Doktor, "soyunun lütfen" demiş. Kadın : "Beyefendi ben utanırım ışıkları kapatabilir misiniz acaba?" diye sormuş. Neyse doktor ışıkları kapatmış beş dakika sonra kadın sormuş: "Doktor bey elbiselerimi nereye koyayım? Benimkilerin üzerine...." Dava, savunma ve karar harika Davanın böylesi... Avukat Orhan Azizoğlu hukuki bir olayı nakletti... Olay gerçek. Bantlardan, tutanaklardan, karar ve zabıtlardan geçilmeyen şu günlerde mahkeme salonuna bir keyif penceresi açmaya yardımcı oluyor. Bir akşam tiyatrodan çıkmış iki erkek arkadaş yolda yürürlerken Önlerinde iyi giyinmiş, şık ve alımlı bir hanımın yürüdüğünü fark ederler. Erkeklerden birisi diğerine dönerek, "Bu hanımla bir gece geçirmeye 500 dolar veririm" der. Bu sözleri işiten genç hanım başını çevirir ve "Teklifinizi kabul ediyorum" der. Teklifi yapan erkekle hanım beraberce genç ve çekici kadının evine gidip hemen yatağın yolunu bulurlar. Ertesi sabah apartmanı terk ederken, adam kadına 250 dolar verir. Hanım pazarlık bakiyesi parayı ister ve "250 dolar daha vermezseniz sizi dava ederim" der. Adam güler, "Bunu nasıl ve hangi esaslara göre yapacağınızı görmek isterdim" deyip apartmanı terk eder. Ertesi gün mahkemeden gelen celp pusulası adamı şaşırtmış. Hemen avukatına gidip olayı detaylarıyla anlatmış. Avukat, "Bu esaslara istinaden aleyhine bir karar alınabileceğini sanmıyorum. Ancak davanın nasıl sunulup savunulacağını doğrusu pek merak ediyorum" diye mütalaa vermiş. Dava başlamış ve ön soruşturmadan sonra hanımın avukatı mahkemeye dava konusunu aşağıdaki şekilde arz etmiş: "Muhterem hakim beyefendi, müvekkilem, bu hanım efendi, itina ile yetiştirilip çimlerle örtülü bahçe niteliğinde bir gayri menkule sahip bulunmaktadır. Bu arazi parçasını belli bir süre için davalı beyefendiye 500 dolar karşılığında kiralamıştır. Davalı gayri menkulü kira amacına uygun olarak kullanmış ve kira müddeti sonunda tahliye ederken kira bedelinin yarısı olan 250 doları ödememiştir. Kira tutarı yüksek bir bedel değildir, kaldı ki kiralanan yer özel ve yasal bir bölgedir. Dileğimiz adaletin yerine gelmesi ve davalının müvekkilime anlaşmanın bakiyesi olan meblağı ödemesidir" Davalının avukatı bu beklenmedik savunma karşısında şaşırmış fakat bir avukat olarak işin enteresanlığından haz duymuş ve hemen daha önce hazırladığı savunmasını kenara koyarak davayı şöyle savunmuş: "Muhterem hakim beyefendi, müvekkilim bu genç beyefendinin, bu genç hanımdan sahibi olduğu gayrimenkulu bir süre için kiraladığı doğrudur ve müvekkilim bu anlaşmadan son derece memnun kalmıştır. Bununla beraber müvekkilim arazide bir kuyu bulmuş ve kuyuyu örgü taşlarıyla donatmış, kuyuya boru indirmiş ve pompa yerleştirmiştir. Bütün bu uğraşların işçilik masraflarını müvekkilim üstlenmiştir. İnancımıza göre bütün bu arazi geliştirme çalışmaları ödenmeyen meblağı karşılayacağından aleyhimize açılan davanın düşmesini talep ediyoruz." Genç hanımın avukatı tekrar söz almış: "Muhterem hakim bey, müvekkilem, davalının beyan ettiği gibi arazi üzerinde bir kuyu bulunduğunu ve gerekli gelişmeleri yaptığını kabul ediyor ve herhangi bir itirazda da bulunmuyor. Ancak bahis konusu kuyu zaten arazide mevcut idi ve kuyu olmasaydı davalı muhtemelen bu araziyi kiralamayacaktı. Ayrıca arazi tahliye edildiğinde davalı söz konusu ettiği taşları, boruyu ve pompayı sökerek beraberinde götürmüştür. Bu bakımdan davamızda ısrar ediyor ve vereceğiniz kararın adalete uygun olmasını diliyoruz." Hanım davayı kazanır! Vşk Atasözlerindeki Tezat... 1. 'damlaya damlaya göl olur' / 'taşıma suyla değirmen dönmez' 2.. 'iyi insan lafın üstüne gelir' / 'iti an çomağı hazırla' 3.. 'bir elin nesi var iki elin sesi var' / 'nerde çokluk orda bokluk' 4.. 'fazla mal göz çıkarmaz' / 'azıcık aşım ağrısız başım' 5.. ' kervan yolda düzelir' / ' balık baştan kokar' 6.. 'söz gümüşse,sükut altındır' / 'sükut ikrardan gelir' 7.. 'harama uçkur çözülmez' / 'güzele bakmak sevaptır' 8.. 'iki gönül bir olunca samanlık seyran olur' / 'iki çıplak bir hamama yakışır' 9.. 'bülbülün çektiği dili belası' / 'bilmemek ayıp değil sormamak ayıp' 10.. 'eşeğe altın semer vursan da eşek yine eşektir' / 'ye kürküm ye' 11.. 'eğri otur doğru söyle' / 'doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar' 12.. 'düşenin dostu olmaz' / 'dost kara günde belli olur' 13.. 'ava giden avlanır' / 'atın ölümü arpadan olsun' 14.. 'erken kalkan yol alır ' / 'acele işe şeytan karışır' 15.. 'birlikten kuvvet doğar' / 'körler sağırlar, birbirlerini ağırlar' 16.. 'tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır' / 'lafla peynir gemisi yürümez' 17.. 'gün ola harman ola' / 'perşembenin gelişi çarşambadan bellidir" 18.. 'ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol' / 'hocanın dediğini yap, yaptığını yapma" 19.. 'iyilik yap denize at' / 'merhametten maraz doğar" 20.. 'zararın neresinden dönülse kardır' / 'gelen gideni aratır" 21.. 'yüzü güzel olanın huyu da güzel olur' / 'yüzü güzel olanı değil huyu güzel olanı sev" 22.. 'akıl akıldan üstündür' / 'aklın yolu birdir" 23.. 'el elden üstündür' / 'alet işler el övünür" 24.. 'acı patlıcanı kırağı çalmaz' / 'yaşın yanında kuru da yanar" 25.. 'zorla güzellik olmaz' / 'zora dağlar dayanmaz" 26.. 'öfke baldan tatlıdır' / 'öfke ile kalkan zararla oturur" 27.. 'işleyen demir ışıldar' / 'insan yedisinde neyse yetmişinde de odur" 28.. 'fazla mal göz çıkarmaz' / 'azı karar çoğu zarar" 29.. 'insan kıymetini insan bilir' / 'insanoğlu çiğ süt emmiş" 30.. 'anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al' / 'beş parmağın beşi birbirine Benzemez" 31.. 'olmaz olmaz deme, olmaz olmaz' / 'iş olacağına varır" 32.. 'eski dost düşman olmaz' / 'güvenme dostuna saman doldurur postuna" 33.. 'harama el uzatılmaz' / 'üzümü ye bağını sorma" Başlangıca bakıp hemen sevinme... Irgat koşa koşa ağasının yanına gelir; -Ağam akşam rüyamda seni gördüm -Hayırdır len nasıl gördün? -İkimizde aynı uçakta seyahat ediyorduk. -Eeee -Sonra uçak arıza yaptı ve düştü. -Hayırdır inşallah,ne oldu sonra? -Ben bok çukuruna, sen de bal çukuruna düştün. -Olacak di mi o kadar fark. Ağalığım rüyada bile belli olmuş. -Sonra birbirimizi yalaya yalaya temizledik. |
|
Ustaca cevaplar... SIPA Köylü, yeni doğan bir sıpayı kucağına almış evine dönerken, iki ortaokul öğrencisi kendisine takılır ve : * Hayrola amca, derler. Oğlunu nereye götürüyorsun böyle? Adam, kendine yapılan bu terbiyesizliğe aldırmamış görünerek cevap verir: * Gittiğiniz okula kaydını yaptıracağım. Necip Fazil Kısakürek vapurla Karaköy'e geçerken, yanına biri yaklaşıp : * Üstat, diye sormuş. Peygamberlere ne diye gerek duyuldu, biz kendimiz yolumuzu bulabilirdik. Necip Fazil, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan : * Ne diye vapura bindin ki, cevabını vermiş. Yüzerek geçsele karşıya. |
|
Çapkınlık ipuçları 1-İlk görüşte aşka inanır misin ? Yoksa dışarı çıkıp tekrar mi gireyim? 2-Affedersiniz! Biz küçükken farklı okullarda okumamış miydik? 3- Sırtına dokunup: Aman tallahim gerçekten omuz kemikleri!! Ben bunları kanat sanmıştım! 4- Cukulatadan bebeklerimiz bir düğün pastasının üstünde sence de güzel görünür mü ? 5-Saati sorun.9'u 5 mi gediyor? Bugün pazartesi 28 mart 9.05..Sizinle tanıştığımın günü ve zamanı aklımda tutmam gerekli de! 6-Oturdunuz, konuştunuz ve kalktı gidiyor..Birsek unutmadın mi?Neyi? Beni.! 7- Bu şehirde yabancıyım . Bana evinin yolunu tarif edebilir misin? 8- Baban uzaylı miydi? Senin gibi birsek yeryüzünde yok çünkü! 9-Telefon numaramı unutmuşum, seninkini ödünç alabilir miyim? 10-Merhaba! Bay Watch'un son bölümünde harika oynadın, bir imza alabilir miyim? 11-Erkek"Sesi sen de duydun mu?" Ne sesi? Ben birsek duymadım! Kalbim kirildi 12-Baban hırsız miydi? Hayır ! Ne Alaka?!? Gözlerinin yerine konulan elmasları kim,nerden çaldı o zaman? 13-Bana yolu tarif edebilir misiniz? Kız: Ne yolu? Nereye? Kalbine 14-Beni bir cimcikler misin Kız: Neden? Bu güzellik gerçek olamaz! Rüya görüyorum sanırım 15-Annenle baban zamanında karsılaşmasaydı, yeryüzündeki en mutsuz insan ben olurdum! 16- Siz Aktüel'in kapağındaki kız değil misiniz? 17-Umarım suni solunumdan anlıyorsundur..Soluğum kesildi seni görünce! |
Ürün özellikleri ;
İşletim sistemi : Windows 7 Home basic (64bit)
İşlemci : AMD Phenom II Quad - Core N970
Ekran kartı : AMD HD6470M gDDR3 1 GB Hybrid
Ram : 4 gb DDR3
Harddisk : 500 GB
ODD : Süper multi dual layer ( sata )
Wired : 100m LAN
Renk : Gümüş ( silver )
Mİ YOKSA ?
TOSHİBA Satellite L750-1LJİşlemci
tür : Intel® Core™ i3-370M İşlemci
saat hızı : 2.40 GHz
Ön Veri Yolu : 1,066 MHz
3. seviye önbellek : 3 MB
İşletim sistemi
Orijinal Windows® 7 Home Basic 64 bit (önceden yüklenmiş, Toshiba-HDD kurtarma)
Tasarım Rengi
renk : Matrix pattern tasarımı ve beyaz klavyesiyle Lüks İnci Beyazı
Sistem belleği
standart : 4,096 MB
maksimum genişleme : 8,192 MB
teknoloji : DDR3 RAM (1.066 MHz)
Sabit disk
kapasite : 500 GB
sürücü dönüşü : 5,400 rpm
DVD Super Multi (Çift Katmanlı) sürücüsü
uyumluluk : CD-ROM, CD-R, CD-RW, DVD-ROM, DVD-R, DVD-R(DL), DVD-RW, DVD+R, DVD+R(DL), DVD+RW, DVD-RAM
maksimum hız : Okuma: 24x CD-ROM, 8x DVD-ROM/ Yazma: 24x CD-R, 4x CD-RW, 10x HS CD-RW, 24x US CD-RW, 8x DVD-R, 6x DVD-R (Çift Katmanlı), 6x DVD-RW, 8x DVD+R, 6x DVD+R (Çift Katmanlı), 8x DVD+RW, 5x DVD-RAM
tür : DVD Super Multi (Çift Katmanlı) sürücü
Ekran
boyut : 39,6 cm (15,6”)
tür : 16:9 en boy oranıyla ve LED arka ışıklandırmasıyla Toshiba TruBrite® HD TFT Yüksek Parlaklıkta ekran
dahili çözünürlük : 1.366 x 768
Ekran bağdaştırıcısı
tür : CUDA™ Teknolojisini destekleyen NVIDIA® GeForce® 315M
bellek kapasitesi : 512 MB ayrılmış VRAM. Kullanılabilir grafik belleği, TurboCache™ teknolojisi ile sistem belleği kullanılarak genişletilebilir: yüklü 4 GB sistem belleği ile en fazla 2.234 MB (önceden yüklenmiş 64 bit işletim sistemiyle birlikte).
bellek türü : DDR3 Video RAM (sırasıyla Video RAM ve sistem belleği birleştirilmiş)
bağlı veri yolu : PCI Express®