|
İlçe ve il meclislerindeki komisyonlarımız, kurullarımız, yeni gelen her üyenin, her bir üyemizin yetkinliğine, etkinliğine, ayıracağı zamana, verebileceği emeğe göre onları kapsayan, onları çalıştıran, onların çalışmalarına destek veren ve siyasetin gücünü onlardan alan dinamik yapılar olarak siyaset sahasında bazı hususları oluşturacaktır. Yeni Parti'ye yeni katılan bir üye, 'Seçimler geçti, birazcık bekle, birazcık seni tarayalım, bir görev veririz.' yerine kendini içinde bulduğu dinamik, akışkan, kapsayıcı ve sürekli siyaset yapan, siyaset üreten bir modele dâhil olacak. Modelin kendisi zaten yeni üyeyi ya da şikayet edeni kendi içine çekecek, kendi safına çekecek, iktidarın değişmesini beklemek yerine değiştirenlerden, değişmesi için çaba sarf edenlerden biri haline getirecektir. Siyasi partileri içine kapatan, bazen parti içi iktidar hedefiyle partiyi gerçek iktidar hedefinden uzaklaştıran delege sistemine dayalı eski nesil örgütlenme biçimini terk ediyoruz. Artık delegelik, Siyasi Partiler Kanunu'nun görevini yerine getirmek için teknik bir görev olarak kalacak. Yeni partimizde her bir üye ilçe başkanını, il başkanını, genel başkanı doğrudan seçecek. Yeni Parti, Türkiye'de siyaset yapış biçimini değiştirecek, Türkiye'de siyasetin yapılış biçimini değiştirecektir. Artık üyeleri geri plana atan eski nesil siyaset anlayışı sona erecek, üyelerin söz, yetki ve karar sahibi olduğu yeni nesil siyaset, Yeni Parti ile birlikte kurulacaktır. Bizim partimizin gücü liderinden, yöneticilerinden değil, partimizin gücü örgütünden ve bilhassa her bir üyesinden gelecektir. Geçtiğimiz son grup toplantısında, zamanı gelmiş, başka çaresi kalmamış bir ayrılıktan hemen önce nasıl son bir teklifse bütün üyelerle yapılacak bir genel başkan seçiminin son çare olduğunu söyledim ve buna cevap alamadım. Ya da 'Efendim, mümkün değil.' diyenlere, yani mümkün görmeyenlere, o yüzden de iktidar değiştirmek yerine kendine muhalefeti sadece mümkün görenlere bu siyasetin nasıl mümkün olacağını görmek için Yeni Parti'yi izlemeye davet ediyorum. işte artık yeni partiye üye olmak daha anlamlı hale geliyor. |
|
YENİ Parti, İ. M. Gökçek'in yaptığı 1,03 TL'lik bağışı "milletimizin helal parasına, haram karıştıramayız" diyerek iade etti. adama böyle kapak yaparlar.
|
|
Yapay zekanın ve dijital devrimin dünyayı yeniden şekillendirdiği bir çağda, bazı geri kafalı zihinlerin hâlâ Orta Çağ’ın feodal prangalarından kurtulamadığını görmek hazindir. Neymiş efendim; Türkiye eski Osmanlı topraklarına kavuşmalı, sınırlara sınır katmalı, mazlumlara umut olmalıymış... Oysa gözden kaçırdıkları büyük bir hakikat var: Toprak büyüklüğü, toprağa bağlı feodal çağların bir güç göstergesiydi. 19. ve 20. yüzyılların ağır sanayi devriminde, fabrikaları besleyecek ham madde için önemliydi. Bundan yüz yıl evvel de anlamlıydı; çünkü o eski coğrafyaların altında, endüstrinin can damarı olan petrol yatıyordu. Fakat bugün petrolün devri kapanıyor, dünya elektrikle, yenilenebilir enerjiyle ve veriyle dönüyor. Bugün gücün haritası, coğrafi sınırlarla değil, akıl sınırlarıyla çiziliyor. Bakınız haritaya; yüz ölçümü olarak Türkiye’den katbekat küçük olan Hollanda, ürettiği katma değerle ekonomik bir deve dönüşmüş durumda. Doğal kaynakları neredeyse hiç olmayan Japonya ve Güney Kore, teknoloji ihraç ederek dünyayı yönetiyor. Konya kadar bir alana sıkışmış İsviçre, refahın ve finansın küresel zirvesinde oturuyor. Uluslararası arenada resmi bir devlet olarak tanınmakta bile zorlanan Tayvan, ürettiği tek bir mikroçiple bugün dünya devlerini dize getiriyor ve kişi başına düşen milli gelirde bizi fersah fersah geride bırakıyor. Demem o ki; 21. yüzyılın arenasında hükümranlık, bayrağı daha uzak topraklara dikmekle değil; ekonomik gücü büyütmekle, teknolojik üstünlüğü ele geçirmekle ve kendi halkına onurlu, yüksek standartlarda bir refah seviyesi sunmakla ölçülür. Gelecek, toprağın genişliğinde değil, zihnin derinliğindedir. bunu idrak edemeyen sığ zihniyetler ne yazık ki bu ülkeyi felaketlere sürüklemektedir. . |
|
Bildiğiniz üzere bugün bazı belde belediyelerinde ara seçimler yapılıyor. bakalım sonuçlar ne olacak? geçmiş seçimlere bakılırsa bu beldelerde bariz bir şekilde akp ve mhp üstünlüğü var. cumhur ittifakınının kaleleri diyebileceğimiz yerler. Ama Özgür başkanımız buralardan bize oy çıkmaz boş yere gezip enerjimizi nefesimizi tüketmeleyim demiyor. adam canla başla çalışıyor gitmediğin yer,ayak basmadığın yer elbette başkalarının kalesi olur düşüncesiyle kaleleri fethetmeye gidiyor. bu beldelerdeki CHP oyunu bir önceki seçime göre %5 dahi artırsa bu kardır. peki sözde chp nin genel başkanıyım diye geçinen atanmış kk ve ekibi bugün ne yapıyor? grup toplantısına katılmayacak vekilleri tehdit etmekle meşguller. NOT: güncelleme -Tokat Yolüstü: AKP -Tokat Almus Bağtaşı: AKP -Gümüşhane Tekke: AKP -Nevşehir Mustafapaşa: AKP -Tokat Yeşilyurt Kuşçu: MHP -Tokat Çevrecik: CHP üllkede değişen bir şey yok. geçmişte akp ye yüksek oranda oy vermiş bedeler yine akp ye oy vermiş geçmişte chp ye oy vermiş çevrecik beldesi yine chp ye oy vermiş. ama burada bakılması gereken CHP nin oy oranı artmış mı bir önceki seçimlere göre düşmüşmü bunu analiz etmek gerek. |
|
Macaristan'da halk, ülke tarihinin en kritik seçimlerinden biri için sandık başına gitti. Kesin olmayan sonuçlara göre Trump'ın desteklediği Viktor Orban 16 yıl sonra iktidarı kaybetti; yeni başbakan Peter Magyar olacak. https://www.dw.com/tr/macaristanda-viktor-orban-se%c3%a7imi-kaybetti/a-76756603 darısı bizim ülkeye |
|
50 islam devleti ABD ve İsrail ses etmiyor ama solcu bir iktidara sahip Hristiyan ülke olan İspanya şuan en sert ve en net tavrı koyan ülkelerden biri. nerede ümmet kardeşliği? siyasal islamcı akp iktidarı bile bu son yaşanan savaşta çok sessiz. şu hale bak molla rejimine yapılan bu saldırıyı yine biz solcular karşı çıkıyoruz. halbuki bu mollaların solcu iranlılara yaptıkları ortadayken. harbiden biz çok mu enayiyiz |
|
Merhaba arkadaşlar, Bu konuyu; e-ticarete başlamak isteyen, iş arayıp bulamayan veya yeni bir yol çizmek isteyen, deneyim paylaşmak ve soru sormak isteyen herkes için açıyorum. Son yıllarda e-ticaret çok konuşuluyor ama bilgi kirliliği de bir o kadar fazla. Bu başlık altında amacımız;
⚠️ Bu konu:
Gerçek deneyim, bilgi ve öğrenme paylaşımı içindir. Ben de elimden geldiğince bildiklerimi paylaşacağım. Deneyimi olanların katkı sunması, yeni başlayanların soru sorması bu konuyu değerli kılacaktır. Herkesin katkısına açık, seviyeli ve faydalı bir başlık olması dileğiyle. |
|
haksız ve hukuksuz şekilde tele1 e çökenler şimdi ne yapacak. youtube kanalına da mı çökecek veya kapatacak? tele2 youtube kanalını kapatırsın tele3 açılır.. bunun sonu gelmez. nede olsa youtube kanalı açmak beleş https://www.youtube.com/watch?si=iNACGQOFDM92muQn&v=O0isgFg6Mj4&feature=youtu.be |
|
sen bir milli eğitim bakanı olsan kaliteli nitelikli insanlar yetiştirmek istesen hangi derslere ağırlık verirdin? ChatGPT: Çok güzel bir soru — çünkü bir ülkenin geleceğini belirleyen en kritik konu aslında hangi insan tipini yetiştirmek istediği ve eğitimi buna nasıl yönlendirdiğidir. Eğer ben Milli Eğitim Bakanı olsaydım ve hedefim nitelikli, düşünen, üretken, ahlaklı ve yaratıcı bireyler yetiştirmek olsaydı, mevcut sistemi kökten gözden geçirir ve şu alanlara ağırlık verirdim 👇 🎯 1. Düşünme ve Analiz Dersleri Amaç: Eleştirel düşünebilen, sorgulayan, neden-sonuç kurabilen insanlar yetiştirmek. Dersler:
💻 2. Teknoloji ve Üretim Odaklı Eğitim Amaç: Tüketen değil, üreten gençlik. Dersler:
🌍 3. Uygulamalı Hayat Becerileri Amaç: Gerçek hayatla uyumlu, özgüveni yüksek bireyler. Dersler:
📚 4. Dil ve Kültür Amaç: Hem anadilini iyi kullanmak hem dünyaya açık olmak. Dersler:
🧠 5. Bilimsel ve Yaratıcı Denge Amaç: Bilimsel düşünen ama sanatla da gelişen zihinler. Dersler:
⚙️ 6. Eğitim Modeli Değişikliği (Derslerden de Önemli)
Eğer bu sistem kurulsaydı, 15 yıl sonra Türkiye’de:
|
Bu stratejinin temel sacayakları şu dinamikler üzerine kuruludur:
- Güven Erozyonu ve Sandıktan Uzaklaştırma: Halkın adalet sistemine, kurumlara ve siyaset kurumuna olan inancı sistemli şekilde zedelenmektedir. Amaç; geniş kitlelerde "Nasıl olsa hiçbir şey değişmeyecek" algısını (öğrenilmiş çaresizlik) yerleştirerek oy verme davranışını ve seçimlere katılımı düşürmektir.
- "Ya Ben Ya Hiçbiri" Paradoksu: İktidar bloğu, kendi seçmen konsolidasyonunu korurken muhalif veya kararsız seçmeni ilgisizleştirmeyi hedefler. "Bana oy vermiyorlarsa, seçime güvenmeyip sandığa da gitmesinler" politikası, demokratik meşruiyet alanını daraltma işlevi görür.
- Otoriter Toplum Modeli (Atıl ve Örgütsüz Toplum): İdealize edilen yapı; denetleyici mekanizmaların, bağımsız medyanın ve muhalefetin zayıflatıldığı Rusya tarzı "güdümlü demokrasi" modelidir. Halkın birbirine olan güveni yok edilerek, toplumsal dayanışma ağları çökertilmekte ve örgütlenme kabiliyeti elinden alınmış pasif bir kitle yaratılmak istenmektedir.
Atatürk Gençliğinin Tarihi Sorumluluğu ve Reaksiyon HattıBöylesi bir kuşatma karşısında benimsenecek tutum, yılgınlık veya apolitikleşme olamaz. Cumhuriyetin kurucu felsefesi ve Atatürk’ün gençliğe yüklediği tarihsel misyon, pasif bir izleyici olmayı değil, proaktif bir direnç hattı örmeyi zorunlu kılar.
Söz konusu stratejiyi boşa çıkarmak için izlenmesi gereken temel adımlar şunlardır:
NOT: YAZININ ANA FİKRİ VE ÇOĞU YAZILAN BANA AİT. SADECE BU YAZIYI DAHA PROFESYONELCE YAZ DEDİM Yapay zekaya editörlük ve yazının anlatımını daha güçlendirdi.