|
arkadaşlar ben aşağıdaki yazıyı okuduğumda oldukça ilginç buldum sizlerinde görüşünüzü merak ediyorum Şeker Hoca bir alem hoca: "Peygamberimiz yaşasaydı cipe binerdi, zaten devenin de iyisine binmiş!" diyor. Teravih namazında eli boş gelen kadınlara "Televizyon programlarına börek çörek yapıp gidersiniz, buraya eliniz boş geliyorsunuz!" diye takılıyor. Söylediklerini oya sunuyor, Cuma namazının farzını kıldırıp "Memleketin 330 milyar dolar borcu var, haydi şimdi gidip çalışın!" diye cemaati işlerinin başına gönderiyor. O Malatya'nın ünlü Şeker Camii'nin Şeker Hoca lakaplı imamı Celal Tigen. Basın Yayın Halkla İlişkiler mezunu. Yaşını sorduğumuzda "52 modelim!" diyor. > > >İşte sorular ve cevaplar: > > >Cemaatiniz camiden taşıyormuş. Nedir bunun esbab-ı mucibesi? >"Zebanilerden, cehennemde kaynayan kazanlardan, cehennem ateşinde yananlardan bahsetmem. Cami korkutma yeri değil, sevdirme yeridir. Adam camiye zaten dert, ızdırap içinde geliyor. Bir de cehennemden mi bahsedeceğiz?" > > >Camide promosyon uygulamanız varmış? > >"Gelenleri caminin monoton havasından kurtarmak lazım. Camiye >gelen çocuklara camiyi sevdirmek gerekir. Onlara sorular soruyorum, >bilseler de bilmeseler de şehirler arası bilet, çeyrek, cumhuriyet altını veriyorum." > > >Camilerde niye devamlı ayakkabılar çalınır? >" Bizde ayakkabılar kaskoludur. Ayakkabısı çalınana ayakkabı alıyorum." > > >Hep böyle grand tuvalet mi giyersiniz? > >"İslam dini cübbe, sarık, takke ve tesbihten ibaret değildir. >Peygamberimiz sıcak iklimde yaşadığı için entari giymişti. >Kutuplarda yaşasa öyle mi giyecekti?" > > >Hurafeler ve batıl inançlara niçin bu kadar itibar ediliyor? > >"Şiddetle karşıyım. Gidiyorlar türbelere, çaputlar bağlıyorlar, " Al sana göbek, ver bana bebek!" bunlarla uğraşıyorlar. Malatya'da Keşşaf Baba Türbesi var. Bir baktım kadınlar türbenin etrafında neredeyse içki kokteyli yapıyorlar. Yakını içki içen eline viski, şarap, rakı ne varsa mezara getirmiş. Şimdi bu adam kalksa bunları kovalasa haklı değil mi? Bunlar dini takvim yapraklarında, cami diplerinde öğrendikleri için oluyor." > > >Allah bilir sizin internet siteniz de vardır? >"Cemaate;www.celalhoca.com.tr <http://www.celalhoca.com.tr/> 'ye >girin, sorular sorun dedim. >Cemaat araştırmış. "Hocam bulamadık!" dediler. Sitem yok, espri yapmıştım. Ama hazırlıkları yapılıyor, yakında olacak." > > >Cuma Namazının farzını kıldırıp cemaati gönderdiğiniz oluyormuş, niye? >"Bu memleketin 330 milyar dolar borcu var. Namazın farzını kıldırdıktan sonra; "Haydi şimdi gidin çalışın, memleket düzlüğe çıksın!" diyorum." > > >Sizden rahatsızlık duyanlar yok mu? >"Neşeli şeyler anlatıyorum diye çok tepki verdiler. Dini preslemişler, monoton hale getirmişler. İslam dini güler yüzlü bir din ama namazı bile somurtarak kılıyoruz." > > >Şeker Hoca devam ediyor: > > >"Şeker Camii'ne yalınayak gelinmesini yasakladım. Ayağında mantar, egzama, başka bir hastalık olabilir. İnsanlar o ayakla basılan yere secde ediyorlar. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı'na cemaate galoş giydirelim dedim. Henüz alamadım ama 1000 tane alıp koyacağım camiye." > > >*** > >"Bir gün sabah namazı için camiye gelmiştim. Üstünde hırka olan birini gördüm ama çok karanlıktı, tanıyamadım."Kimisiniz?" dedim, "Turgut Özal'ım" dedi. O sırada Başbakandı. Korumalarını atlatıp gelmiş. Annesi Hafize Hanım'la tanıştırıp aile imamları olmamı, dini konularda onları yönlendirmemi ve yılda 5 kere hatim indirmemi istedi. "Babam için 5 kere hatim indirmiyorum, ancak bir kere yapabilirim!" dedim. "Peki öldükten sonra mezarıma 5 yıl boyunca gelip dua okur musun?" dedi. "Ya Amerika'da, Arabistan'da ölürseniz, nasıl geleyim?" dedim, onu da kabul etmedim. >Ama 4 yıl boyunca Özal ailesinin aile imamlığını yaptım." > > >*** > >"Bir zaman cami yeni yapıldığı zamanlarda 4 avize gerekiyordu. > >Halde çalışan birine; "Sen camiye avizeleri getir, ben senin reklamını yapayım!"dedim. Cami doluyken cemaate; "Namazın farzı kaç diye sorsam aranızda bilen olur, bilmeyen olur. Haydi ondan da vazgeçtim, abdestin farzını sorsam onu da bilen olur, bilmeyen olur.. Ama kaliteli, ucuz sebze ve meyvenin hal binası No:47 Şahin Topaloğlu'nda satıldığını bilip oraya gidersiniz!" dedim. 15 gün sonra avizeleri getirdi. "Hocam, gelen giden benim dükkanı soruyor, caminin başka ihtiyacı var mı?" diye sordu." > > >*** > >"Bir ara dünya kupası maçı vardı. Birkaç rütbeli kişi teravih namazını da, maçı da kaçırmak istemiyordu. "Hocam ne yapacağız?" diye > >sordular. "Teravihe gelin, hızlı kıldırıp sizi maça yetiştiririm!" dedim. Birkaç rekatı hızlı hızlı kıldırdım. Sonra biraz rolantiye almışım. Maça geciktiler. > >"Hocam ne yaptın? İyi gidiyordun,s onra birden yavaşladın?" dediler. "Yahu radara yakalandık! Görmediniz mi, cemaatin arasında Malatya Müftüsü vardı?" dedim |
|
90 saniyede Orta doğunun 5000 yıllık tarihi http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?4A6F250 |
|
Iste Yalnizligin ACITTIGI Anlar; *aksam yemegini yalniz basina yerken birden anlatmak, paylasmak istedigin binlerce cumle oldugunu ve bu cumlelerin bogazina dizildigini anladigin an... *hastalandiginizda bir tas corba pisireniniz yoksa, ameliyata girerken cuzdaninizi hastabakiciya birakip hakkini helal et diyorsaniz yalnizligi iliklerinize kadar hissedebilirsiniz. *arkadaslarla icmek varken, yanliz basina bilgisayarin basinda ictigin an *iceriden nefis yemek kokularinin gelmedigi, hosgeldin oglum/kizim/sevgilim/arkadasim seklinde karsilanmadigin, bir eve adim attiginda. *the doorsdan people are strange sarkisi dinlerken sarkinin sozlerinin kendinize ne kadar uydugunu anladiginiz anlar. *yolda hicbiryere yetisme geregi olmadan yururken, birden yavas yavas yagmur baslar. kisi aliskanlik olarak adimlarini hizlandirir. sonra hatirlar ki nasilsa gorecek, seni umursayan, sirilsIklam olmus olmana uzulecek, seni seven biri yok. adimlari tekrar yavaslatir, evine yalniz basina aksam yemegini yemek uzere en uzun yoldan doner. *gozlerinizden yas duserken kendi mendilinizi kendiniz aldiginiz an. *etrafinizi deli gibi dagitmaniza ragmen kimselerin size laf soylemedigi, kimselerin o daginiklarinizi toplamadigi anlar.daginik olmak ho$ ama, bu noktada anla$ilan yalnizlik en az o e$yalar kadar dagitir, toparlanamaz hale getirir insani. *sevdigin sarkiyi senin kadar sevebilecek hickimsenin yaninda olmadigi an. *digerlerinden olmadigin, biraz daha farkli oldugun icin arkadaslarinin seni terkettigini anladigin anlar... *evde saskin bi vaziyette salya sumuk aglarken uzun uzun kimi arasam diye dusundugunuz ve isteginiz gibi bi isim bulamadiginiz zamanlar *istiklalde yalniz basiniza yurudugunuz zaman *is donusu kapiyi anahtarla acip karanlik eve girdiginizde "ben geldim" diyecek kimse olmadiginda. hatta daha beteri, kimse olmadigini bile bile "ben geldim ulan evim, nasil gecti gunun beyav" dediginizde. evle, bilgisayarla, televizyonla, puzzle'la, muzikle, mutfak penceresiyle, otla bokla yuksek sesle konustugunuzda. *gece cok gec olmus sanip yatarken saatin daha 12 bile olmadigi anlasilan ve kendi kendine gulerek "tavuk gibi erken mi yatacaksin" denilen an. *elektriklerin kesildigi gecelerde daha net hissedilir. ne tv ne de bilgisayar oldugundan minderle ya da kolonya sisesi ile konusulan anlardir. *bir bayram sabahi, ailece yasayan karsi komsunuzun sizin yalnizliginiza care olsun diye 'istersen gel beraber kahvalti yapalim' cagrisini duydugunuz an *hastayken, nane-limon yapacak, atesinize bakacak, uzerinizi ortecek ve sefkat gosterecek kimsenin olmadigi anlar. *heves edip aldiginiz tum yiyeceklerin en kucuk boy olmalarina ragmen bitmeden bayatlayip atildigi anlardir. yiyecegi cope dokerken basinizi kaldirip gozlerinizi kisip, dersiniz: iste bu an o an, anladim.. *bir elinde sigara digerinde bira, kucagindaki hemstira bakip gulumsedigin anlardir. hatta "hemstirda birazdan sigara dumanindan rahatsiz olup kacacak" diye dusundugun anlardir. *evde yaptiginiz yemegi tek basina yerken, masaya oturdugunda bir kac saniyelik sessizligin oldugu an. sonradan televizyonu acmak zorunda kalabilir insan, sirf yalnizlik hissi veren bu sessizligi bozmak icin.. *pink floyd - wish you were here i uzaklara dalip dinlerkenki zaman dilimi *evinizde muzik dinlerken sevdiginiz bir sarkinin ciktigi bir anda, gaza gelip bagira bagira sarkiyi soylediginiz ve igrenc sesiniz yuzunden kimseden firca yemeyeceginizi anlayip kedere boguldugunuz andir. *guzel bir yemek yaparsin tek basina yerken haliya bir parca dokulur egilip sorarsin "nasil guzel olmus mu?" iste yalnizligini anladigin an o andir. *televizyondaki sipiker sunumunu bitirip iyi aksamlar dediginde "sanada" diye karsilik verme ihtiyaci duydugun an. *yilbasi aksami eve gelirken sokaklardaki neseli kalabaligi izlemek sonrasinda bos evde yapacak birsey bulamamak . .. *aziz nesin sesler adli siirinde bu anlari cok guzel anlatmistir.siiri okudugunuzda yalniz oldugunuz kafaniza cok guzel dank eder. gecenin bir zamani evine gelince kilitte duyuyorsan anahtarin sesini anla ki yalnizsin elektrik dugmesini cevirince cit diye bir ses duyuyorsan anla ki yalnizsin ...... YAZAR: ? alıntıdır. |
|
arkadaşlar bana gelen bir maili hiçbir değişiklik yapmadan aşağıda sizlerle paylaşmak istedim lütfen okuyun TALASEMİ MAJOR (AKDENİZ ANEMİSİ) OLAN BİR ARKADAŞ İÇİN KAN İHTİYACI VARDIR. İLGİLENEN ARKADAŞLARA ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER. Buradan herkese seslenmek istiyorum. Eger ilgilenmek isterseniz Sizden bir ricam var ; Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji bölümünde tedavi görmekteyim. Talasemi Major( Akdeniz Anemisi) hastasıyım.21 günde bir 2 ünite kan almak zorunda kalıyorum. Yılda ortalama 36 adet kan alıyorum. Hematoloji kliniğinde benim gibi 30 talasemi hastası daha var. Kanlarımızı hastanenin kan merkezinden temin ediyoruz. Fakat Ramazan ayına girdiğimiz şu günlerde Kan bulmakta oldukça zorluk yaşamaya başladık. İnsanlar oruç oldukları için kan vermek istemiyorlar ya da veremiyorlar. Bizde Kan merkezini aradıgımız zaman her seferinde kan yok cevabı ile karşılasıyoruz. Bu moralman oldukça yıkıcı oluyor. Eger Ankarada bulunuyor ve kan vermek için bir saglık sorununuz olmadıgına inanıyorsanız ve eger isterseniz, lütfen en fazla yarım saatinizi ayırarak bize kan verebilirmisiniz. Kanlar bizim kan merkezimizde, kan vermek için uygunsanız, muayene sonrası doktor kontrolünde alınmaktadır. Kan vermek isteyenler özel mesajla bana telefonlarını bırakabilirler. Ben size mutlaka ulasırım. Veya emailime mesaj olarak telinizi yazabilirsiniz. Teşekkürler... Email: b_arac@yahoo.com |
|
alıntıdır, saygıyla ..... ADAM : Sevgilim, bugünlerde çıkabilecek miyiz? Hayır hazırlanman birkaç yıl daha sürecekse bu kıyafetlerle çıkmayalım. KADIN : Neden? ADAM : Moda değişecek hayatım. Ya da en azından mevsim değişecek,yazlık kıyafetlerle üşümeyelim diyorum. KADIN : Abartma. ADAM : Sen de abartma. Bir buçuk saattir portmantonun aynasında kendimi seyrediyorum ve sıkıldım. KADIN : Bir de benim durumumu düşün. Yıllardır aynı manzarayı seyrediyorum. ADAM : Ne varmış manzarada? KADIN : Pek kayda değer bir şey yok. Bir burun ve arkadaşları. ADAM : Çok komik. Kadınların sıradan bir evden çıkış hadisesini neden bu kadar ciddiye aldığını anlamıyorum. Sanki bir daha dönmeyeceğiz.Gidip bir evin bahçesinde köfte yiyeceğiz, hepsi bu. KADIN : Ona barbekü partisi deniliyor canım. ADAM : Öyle mi? Peki köftelerin bundan haberi var mı? Yoksa bizim salakköfteler aşağılık birmangalda can vereceklerini mi düşünüyorlar? Halbuki ne kızarması, parti kuruyor angutlar haberi yok. KADIN : Amma konuştun ha! Geliyorum tamam. ADAM : Gitmek istemediğim bir yere sayende acele ediyorum ya, ben asıl ona yanıyorum. KADIN : Neden gitmek istemiyormuşsun? ADAM : Çünkü köfteleri mangala dizecek olan kişi senin eski sevgilin. KADIN : Yine mi aynı konu? ADAM : Evet aynı konu. KADIN : Aşkım o yıllar önceydi. ADAM : Ama o yıllarda da sevgililer sevişiyordu. KADIN : Eeeee? ADAM : Ne demek eeee? Adamın senin memelerine bakıp, siz bir de bunları benim zamanımda görecektiniz, diye düşünmesi beni rahatsız ediyor. KADIN : Kürşat'tan adam diye bahsetmen doğru değil. ADAM : Madem bizim için adam sayılmıyor neden köftesini yemeğe gidiyoruz. KADIN : Sevgilim yıllarca bu saçma konuyu konuşuyoruz. Kürşat'la yıllar önce kısa bir ilişkimiz oldu hepsi bu. ADAM : Ne kadar kısa? KADIN : Ne bileyim ben, iki ay falan. ADAM : Memelerini görmesi için yeterli bir süre. KADIN : Ben sana ilk erkeğim oldu?unu söylediğimi hatırlamıyorum. ADAM : İyi de bununla gurur duymasan iyi olur. Eski sevgililerinden bir takım kurma imkanımız olduğunu biliyoruz. KADIN : Kabalaşma! ADAM : Peki inceltelim. En azından basketbol takımı kurabiliriz, yedeklerle beraber tabi. KADIN : Anladım, sen hazırda sorun bulamadın, yaratmaya çalışıyorsun. ADAM : Hayır. Sadece insanların ayrıldıkları insanlarla sürekli buluşup görüşmelerini anlayamıyorum. "Tanıştırayım yeni sevgilim, eski sevgilim. Bu da eski sevgilimin yeni sevgilisi, bu da yeni sevgilimin eski sevgilisi. Ne güzel değil mi? Hepimiz birbirimizin her yerini ezbere biliyoruz." KADIN : Buna çağdaş yaşam deniliyor işte. ADAM : Nesi çağda? bunun? Biraraya gelmemesi gereken insanların toplanıp birbirine çağdaş çağdaş gıcık olmalarının ne manası var? Zira benim Kürşat'ı sevmem tıbben mümkün değil. Ama etraf uyuz olmasın diye ona gülmem hatta belki de köfteleri pişirmesine yardım etmem gerekiyor. Hiçbir şey olmamış gibi. Hiçbir ortak yanımız yokmuş ya da bir sürü ortak yanımız varmış gibi. KADIN : Son söylediğin cümleyi anlamadım. ADAM : Kürşat'la ortak yanlarımız, ortak yanlarımızı ortaya koyup dost olmamıza engel oluyor, bilmem anlatabildim mi? KADIN : Hayır anlatamadın. ADAM : Onunla tek ortak yanımız senin memelerin ve bu ortaklık beni rahatsız ediyor. KADIN : Sürekli memelerimden bahsettiğinin farkında mısın? ADAM : Özür dilerim. Kürşat'tan izin almalıydım. Ne de olsa memelerinin üzerinde onun da hakkı var. KADIN : Bak bütün bu söylediklerini saçma sapan bulmakla beraber, eğer bu konuda birisi problem çıkaracaksa o Kürşat olmalı, çünkü o varken sen yoktun! ADAM : Tamam işte, ben de bu yüzden onu köfte yemeğe çağırmıyorum. KADIN : Acıklı olan şu. Biz seninle beraber olmaya başladığımız günlerde ben önceki ilişkilerimi sana uzun uzun anlattım ve sen de büyük bir anlayışla dinledin. Ama sonuçta erkek olduğun için bana sahip olduğunu hissettiğin andan itibaren masken düştü. Tarihime bile sahip çıkmaya başladın. Senden önce hayatıma giren herkesten nefret ediyorsun. ADAM : Ama listede öyle adamlar var ki... KADIN : Kimi kasdediyorsun? ADAM : Mesela o cüce olan, neydi adı? KADIN : Takiyettin'imi diyorsun? ADAM : Evet Takiyettin.İsmi kendinden uzun. Salaklığa bak. Bir cücenin adı en fazla Can olmalı. Ama kompleks işte. Ailesi uzun göstersin diye dikine çizgili bir isim koymuş. Takiyettin! Duyan bir şey sansın diye. KADIN : Aklın sıra aşağıladığın adam üç kez Tübitak'tan ödül aldı. ADAM : Biliyorum, yılın en kısa boylu bilim adamı ödülü. KADIN : Herkes senin gibi biçimsel bakmıyor olaya. ADAM : O da davetli mi? KADIN : Gelir herhalde, Kürşat'ın iyi arkadaşıdır. ADAM : Hadi buyrun! Ne bu? Eski sevgililer toplanıp kongre mi yapacağız? KADIN : Kürşat'la beni Takiyettin tanıştırmıştı zaten. ADAM : Öyle mi? Ne güzel. Ne demişti tanıştırırken? "Kürşat benim boyum kısa, memelere Yetişemiyorum, sen bir baksana." KADIN : Sen gerçekten çok iğrenç bir insansın. ADAM : Asıl iğrenç olan sensin. Ben birlikte olduğum kadınları toplayıp pirzola yapıyor muyum? İyi biz de toplanalım o zaman? KADIN : Toplanırsanız haberim olmasın. O kadar beşinci sınıf kadının arasında görünmem doğru olmaz. ADAM : Doğru. Benimkilerin arasında Tübitak ödülü alan yok . Ama hepsi hiçbir yardıma ihtiyaç olmadan üst raftan kitap alabiliyor. KADIN : Bu kadar iğrençlik yeter! Geliyor musun, gelmiyor musun? ADAM : Bağırmadan konuş benimle. KADIN : Ben bağırmıyorum. ADAM : Bağırıyorsun. KADIN : Geliyor musun sen? ADAM : Hayır! Gelmiyorum. KADIN : Sen bilirsin, ben gidiyorum. ADAM : Sen benim yüzüme kapı çarpamazsın. Zıkkımın kökünü yiyin. Yalnız Kürşat'a söyle, benimle ilgisi yok, o memeler benden önce sarkmıştı.__ |
|
Müzeyyen... 301'i falan yazıyoruz ama... Aslında üç gündür aklım başka yerde... Müzeyyen Senar'da. Devamlı dua ediyorum onun için. Bırakıp giderse bizi çünkü... Yok bir tane daha Müzeyyen. Bakın, geçenlerde andık Zeki Müren'i. Dile kolay, 10 yıl geçmiş... Geldi mi bir tane daha? Nerede Ayhan Işık? Hani Sadri Alışık? "Şakayla karışık" sormuyorum bunu. Vazgeçtik Yeşilçam'dan... Var mı Hollywood'un Vahi Öz'ü? Tonton aşçı Necdet Tosun, şapşal uşak Cevat Kurtuluş, şöyle harrrs diye kuzu budunu ısıran Danyal Topatan... Biryantinli saçlarıyla tavladığı kızları, çaktırmadan uyku ilacı kattığı gazozla yatağa atan Önder Somer, şımarık zengin kızı Belgin Doruk, canım benim Adile Naşit... Nerede? Yılmaz Güney, Efkan Efekan, Bilal İnci, Hüseyin Baradan, Kemal Sunal... Erol Taş var mı, Erol Taş? Ya Aliye Rona? Bu kadar mı "iyi" oynanır, "kötü." Kadir Savun gibi oturaklı adam nerede? Hulusi Kentmen? Sevmeyen birini gördünüz mü hiç? Ben görmedim... Peki, yerini doldurmayı başaran birini gördünüz mü? Filmler çekiliyor, diziler çekiliyor. Gişe rekorları, reyting rekorları kırılıyor. Var mı bir tane, Mürüvvet Sim'den daha tatlı "evde kalmış azgın teyze..." Öztürk Serengil, yeşşşeee, nerede? "Afeti devran" demişler Neriman Köksal için... Geçti mi o devran? Barış Manço? Ayhan Işık vefat ettiğinde, gazeteye ilan vermiş Nubar Terziyan... Kral'ı gerçek evlat gibi sevdiğini, çok üzüldüğünü belirtmiş... Bu ilanın mürekkebi kurumadan, Ayhan Işık'ın ailesi, "Terziyan ile hiçbir yakınlığımız yoktur" diye açıklama yapmış... Ermeni ya... Aman ha. Bugün, AB elçiliklerine yalakalık yapmak için saçma sapan hakaretler içeren kitapları savunan tatlı su entelleri, yazmış mıdır Nubar Terziyan'a yapılan bu haksızlığı hiç? Ya da, var mıdır "bu milleti" bu kadar benimseyen ve seven bir tane daha Nubar? Goygoyculuk yaparak kahraman olmaya çalışan tırışkadan yazarlar, sorgulamış mıdır hiç, o güzel insan, Sami Hazinses neden ölene kadar gizledi Ermeni olduğunu? Ekmek parası için işlettiği piyango bayiisi elinden alınmaya çalışılan Kenan Pars, neden ismini değiştirmek zorunda kaldı? Türkiye'ye güzellik katmaya çalışan bu Ermeni vatandaşlarımız neden hiç yazılmaz da... Küfür eden Ermeniler savunulur? Hayır, amacım 301'e atıfta bulunmak değil. Başka bir şey anlatmaya çalışıyorum... Yukarıdaki isimler ve benim eşekliğim nedeniyle yazmayı unutmuş olduğum isimler varken... Yoktu bu milletin cep telefonu, televizyonu, iPod'u, bilgisayarı... Fakirdik. Bugün, cep telefonumuz da var, televizyonumuz da, otomobillerimiz de. Ama o isimler gittiğinde... Yerine koyamıyorsun bir tane daha. Satın alamıyorsun. Çünkü gençlerimize "zenginlik" diye sunulan hadise, sadece "para" değil... Çünkü "yozlaşma" denilen hadise de, sadece "gecekondu", "takıyye", "tarikat", "dandik enteller" ve "telekız mankenler" olarak göstermez kendini. İçim titriyor Müzeyyen için... Dua ediyorum. Yılmaz ÖZDİL (alıntıdır) |
|
1.. Charlie'nin Melekleri filminin korsan VCD'sinin bir yerinde, melekler dansöz kiyafetiyle göbek atarken fonda da ezan okunuyor. Bizim çevirmen o sahneye altyazi olarak, 'Bu davranisi protesto ediyorum. Burayi çevirmiyorum' yazmis! 2.. Mel Gibson'un basrolde oldugu Vatansever (The Patriot) filminin final sahnesine korsan çevirmen aynen söyle yazmis: 'Bu filmde anlatilanlarin hepsi yalan. Bu adamlar tarihte hiçbir zaman bu kadar cesur olmadilar. Atalarimiz bunlari her zaman yenmistir.' 3.. Matrix Reloaded'de Neo'nun mimarla karsilastigi sahnede Neo mimara kim oldugunu sorar ya. Korsan VCD'sinde Mimar cevap olarak, 'Matrix'i yapan dürrük benim' diyormus! 4.. Gladyatör'ün çevirmeni ise bütün filmi kafasina göre çevirmis. Filmin basindaki savas sahnesinde General Maximus'un askerlerine yaptigi bir konusma vardir. Altyazi su sekildeymis: 'Bu Capulculardan korkmayin. Alayi gelse yeriz. Ben arkanizdayim. Hadi koçlarim, göreyim sizi!' 5.. American Wedding filminin bir sahnesindeki diyalog içinse korsan çevirmen alt yazi olarak, 'Valla burda ne söyledigini ben de anlamadim. Ne diyo lan bu?!' diye yazmis. 6.. Akil Oyunlari (Beautiful Mind) filminde oyuncu 'My God!' diyor. Bizim muhafazakar çevirmenin altyaziya koydugu cümle aynen söyle: 'Aman Allahim! (C.C)' 7.. Film: Örümcek Adam. Kahramanimiz ilk ag atma deneyimini gerçeklestirecek. Nihayet atmaya muvaffak oluyor. Ag karsi binada. Agi kendine dogru çekip tedirgin bir sekilde kontrol ediyor. Bu da tamam. Iste ilk uçus denemesine baslangiç cümlesi: 'Yaa Bismillah!' 8.. Solaris filminde, George Clooney'nin oynadigi karakter, gittigi gezegende aslinda ölmüs olan karisiyla karsilasiyor. Onun gerçek olmadigini bildigi için de bir kapsüle koyup uzaya yolluyor. Bu sahnede su altyazi varmis: 'Her erkegin rüyasi!' 9.. Enemy at the Gates (Kapimdaki Düsman) Rus bir sniper (keskin nisanci) ile Alman bir sniper'in hesaplasmasini anlatiyor. Neticede Ruslar'in kahramanligina dair bir film. Korsan VCD'nin sonunda Türk çevirmenin söyle bir yorumu varmis: 'Ruslar gerçekten bu kadar cesur ve kahraman olsaydi, üstün silah güçlerine ragmen Çeçen kardeslerimize yenilmezlerdi!' |
|
Ankara 1.yeni başlayanlar için ankara aştidir. >(bkz: aşti) soğuğun içine işlediği anda başını kaldırıp etrafta denizi aramaz isen kolay alışırsın. 2. madde 1: ankara da deniz yoktur. deniz kenarında bir kentte bir şekilde bulunmuşsan, denizi seviyorsan, ankara yı kısa vadede sevemeyeceksin, hiç kasma. yine de çeneni kapa, ankara iyi güzel de denizi yok abi bea kabilinden düşüncelerini kendine sakla, bu muhabbetleri defalarca kez duymuş olan ankaralılar pek sevencen davranmazlar, sıcak yaklaşmazlar. baygınlık verirsiniz. yapmayın etmeyin gözünüzü seveyim. madde 2: ankara yı istanbul ile, izmir ile kıyaslamaya kalkmayın, bu da sevilmez, hele izmir karşılaştırması tiksinti yaratır. yok kordon vardı yok çiğdem vardı bilmemne.. gölbaşı nda denize dökerler adamı allahama.. madde 3: ankara da kış soğuk geçer. rüzgarı keser, ayazı süründürür. kalın giyinin, bere ve eldiven edinin; öğlen dışarı çıkıyorsanız ve geç saatlerde dışarda bulunmanız gerekecekse havaya aldanmayın. coğrafya dersinde karasal iklim için neler söylerdiniz onları hatırlayın. ya da en iyisi bir gece iliklerinize kadar üşüyün, sonra gece-gündüz sıcaklığı arasındaki büyük farklı anlayın. madde 4: çinçin mahallesi denilen yere gece gitmeyin. gündüz de gitmeyin. illa gidecem ben gezerim görürüm hoplarım zıplarım diyorsanız, en fiyakalı, en pahalı giysilerinizi giyin, telefonunuzu boynunuza asın öle gidin. madde 5: ankara da deniz yoktur. alışın madde 6: elektronik malzeme, korsan cd falan arıyorsanız kızılay da vakit kaybetmeyin, teknosa arayıp kazık yemeyin, maltepe pazarı nı öğrenin. ben öğrenciyim abi sözünü motto bilin,her alışverişte işe yarar. madde 7: öğrenciyseniz, kendi evinizde kalacaksanız, bir şekilde itfaiye meydanı na gidin, dibine kadar araştırın, az parayla süper ev nasıl döşenir görün. ya da beni çağırın göstereyim. madde 8: atakule de bir halt yok, boşuna meraklanmayın, çankaya ya sırf atakule için tırmanmayın. ha eğer ben illa bozkır manzarası görecem edecem diyip de gidecekseniz, hemen aşağıdaki botanik parkına da uğrayın. madde 9: ankara da deniz yoktur. deniz aramayın. madde 10: metro ya girin, kaybolun, ama alışveriş yapmayın. madde 11: odtü, bilkent, hacettepe yahut başkent üniversitesi öğrencisi iseniz, araba almayın, otobüs ve servisi tercih edin. eskişehir yolunun her sabah yaşadığı tıkanıkta tuzunuz bulunmasın. sizin yüzünüzden sınava geç kalmayayım. lütfen. madde 12: banliyo trenleri güvenlidir, çekinmeyin kullanın. sincanlı ezik büzük gençlerle muhatap olmayın. madde 13: kaybolursanız kimseye asla ve kat a yol sormayın. sorduğunuz her yüz kişiden kırkı gitmemeniz gereken yönü, otuzu bambaşka bir tarafı gösterir, kalan otuz da bilmiyorum abi ben buraların yabancısıyım der. karanfil sokak ta sağlık bakanlığı nerede diye sorarsınız, adamı kocatepe camii ne çıkarırlar, yapmadıkları şey değildir. harita edinin. madde 14: odtü lü değilseniz, odtü kampüsüne girmeniz, alcatraz dan kaçmanız kadar meşakkatli bir meseledir, bunu bilin. ısrarcı iseniz, risk alın ve güvenpark tan kalkan odtü minibüslerinden birine binin, kampüse girişte kimlik soran görevli minibüse girdiğinde, kendinizden emin bir şekilde adamın gözlerine sen benim kim olduğumu biliyor musun bakışı atın. işe yarayabilir. (sonrası gelen düzenleme: ne yaparsanız yapın, gerekirse ormana dalın girin ama kimlik diye topkek ambalajı, kupa sekizlisi göstermeyin) madde 15: ankara da deniz yok. yok ulan işte, yok! madde 16: ulus pek sevilen bir yer değildir. eski meclis binasının burada bulunması ulus u güzel kılmaz. zamanla göreceksiniz ki, ulus u hiçbir şey güzel kılmaz, kılamaz; olabilemez. ulus tan ve arka sokaklarından uzak durun. madde 17: en popüler buluşma mekanları olan kızılay gima yı ve dost kitabevini ni öğrenin. madde 18: tunalı hilmi caddesi demeyin. ankaralılar -muhtemelen hilmi nin güzel bir isim olmadığını düşünüyor olduklarından direkman tunalı derler. siz de tunalı diyin. madde 19: ankaragücü taraftarı çirkef ve kalabalık, gençlerbirliği taraftarı az sayıda ve enteldir. kalabalık bir ankaragücü taraftar grubu görürseniz sakının. laf atarlarsa karşılık vermeyin. tek kişi bile olsa, iki dakika içersinde sürüyle adam toplayıp peşinizden koşturabilir. büyükşehir belediyespor un taraftarı yoktur, olduğunu iddia eden olursa gülün geçin. nanik yapın. madde 20: "boş yere ağlama, kalbini bağlama, ankara kızlarına" şarkısını öğrenin, sık sık söyleyin. madde 21: ankara da en güzel mevsim sonbahardır. tadını çıkarın. madde 22: trafikte taş düşemez ama milletvekili çıkabilir. kırmızı ışıkta sizi bekletebilir. hazırlıklı olun. madde 23: gazi üniversitesi nin iibf dışındaki bir fakültesine gidecekseniz temkinli olun,eli tespihli takım elbiseli tiplerle saçınız, sakalınız, küpeniz üzerine bir konuşma yapmaya hazır olun. adamlarla papaz olmayın. madde 24: gece ondan on birden sonra sokaklarda kimseciklerin kalmaması normaldir, kimyasal bomba neyin atılmamış, insanlar sığınağa kaçarcasına bir anda ortalıktan kaybolmamışlardır, olağan bir durumdur bu. sakin olun, panik yapmayın. madde 25: cadde ortasında düğün dernek görürsen şaşırma, bilmediğin ankara havalarında da oynama. (bkz: düz oyun) (bkz: kaşıklı oyun) (bkz: okuntu) 3. nerde olursanız olun aşağıya doğru indiğinizde kızılaya çıkarsınız. Pek çok yere yürüyerek gidebilirsiniz, kaybolmak gibi bir şansınız yoktur, bunu unutmayın. "aha nerdeyim lan ben?"dediğinizde ulustasınızdır, panik yapmaya gerek yok, bentderesine doğru gitmediğinizden emin olduktan sonra, hızla metroya ulaşabilirsiniz, müzelerin biraz aşağısındadır. büyük tiyatroyu sorup, entel görünümüne girmeyin, itfaiyeciler çarsını sorun, kimse sizi kandırmasın. samanpazarı da olabilir. ulus dışında ankarada hiçbir yerde absürd bir durumla karşılaşmazsınız. etrafınızda, gözünüzü nereye çevirdiyseniz bir robocpa çarptıysa kızılaydasınız demektir., eylem yapılacak anlamındadır bu. korkmayın. yine, bir avuç eylemci için 4 otobüs robocop, çevik kuvvet inmiştir. bu kadar polisi nereye göndersin kardeşim bu devlet?! mantığıyla öyle bakınır dururlar o polisler. sonra ssk işhanı ve sakarya alkol mekanlarıdır. en berrbat birahenlerden tutun meyhane ve club ortamlarının hepsi vardır oralarda. ankarada güz bambaşkadır. özellikle, kalabalığı seviyorsanız, yüksel caddesinde, tenhalığı seviyorsanız, bahçeli 7. cadde hariç her caddesinde ve tandoğanın ara sokaklarında turlarsanız, bir aylığına bu şehri sevebilirsiniz belki. onun dışında bürokrasi hemen her zman kendisini hissettirir de bir tek sakarya caddesine uğramaz gibi gelir bana. 4. ankara melankoliktir, ekim güzeldir. (bkz: 22 yıldır bu şehri yaşayanlar için ankara) 5. ankaraya geldik laila ya gidelim diye gazlara geldiyseniz 1 şişe viski için 300 milyon, bir bira için 20 milyon gibi fiyatlara hazırlıklı olun. armada ile migros alışveriş merkezi eşittir ama migros alışveriş merkezi biraz daha eşittir. (bkz: mudo) bilkente yolunuz düşerse marakesh e uğrayın. metroya binerken her zaman ve her zaman, mutlaka inenlere yol verin. inen ve binenlerin toplu çemkirmelerine maruz kalmayın. metro ve ankarayı karıştırmayın. ikisi de kızılay da kesişir; ankaray aşti ye gider, metro ise akköprü* ve batıkent tarafına. kar-buz çok olur lütfen dikkatli adımlarla yürüyün. 6. ankaradaki yürüyen merdiven adabında acelesi olmayan vatandaş sağda dursun diye bir kural yoktur. yürüyen merdivene binecekseniz yürümeyin, durun zira merdiven zaten sizin için yürümektedir. 7. kavaklıdere, ayrancı mevkilerine belediye otobüslerine bindiğinizde fark edeceksiniz ki otobüsün yaş ortalaması 65-70 civarlarındadır. korkmayın takım elbiselerle otobüse binmenize gerek yok herkes öyle biniyor diye. 8. genelkurmay önünde ayakkabınızı bağlamak üzere durmayın. makinalı tüfek doğrultuyorlar. (bkz: biz burda yabancıları sevmeyiz) 9. -"hocam"a alışın, bu lafı duyunca kendinizi hoca gibi hissetmeyin. bir ankara klasiğidir, özellikle üniversite kampüslerinde güvenlik görevlileri öğrencilere, taksi şoförleri güvenliğe, büfeciler büfecilere, kısaca herkes herkese hocam der. ayrıca taksi şoförü üniversiteli olduğunuzu anladığı anda hocam diye hitap eder size. hoca değilsiniz, ankaralısınız. -eğer yere tükürür veya otobüste yellenirseniz kimse birşey demez, ama ters yöne girerseniz ya da yanlışlıkla metronun inme >platformundan binerseniz (ki ankaray dan metro ya geçecekseniz tüm oklar inme platformunu gösteriyor) küfür yersiniz. garip prensipleri olan bir şehirdir. -dost deyince konur sokak taki dost kitabevi değil, karanfil deki anlaşılmalı. aman ha, arkadaşınızı fıtık edersiniz sonra yanlış yerde bekleyip. 10. -aoç belediye başkanının insafına bırakıldı ya da bırakılması kuvvetle muhtemel. bozulmadan son bir kez gidip görün. kokoreç yiyin. şençam köftesinden tırtıklayın. dondurma tüketin. çiçekçileri gezin. -radyo odtü çok hoş bir kanaldır. frekansı 103.1 dir. haftaiçi sabahları modern sabahlar olur güzeldir. -harikalar diyarı, zart zurt gölü ankaranın tarihi yerleri değildir. aldanmayın. -odtüden bahçeliye giderkenki yolun ortasındaki gökkuşağı adlı yapının ne ayak olduğunu sormayın boşuna. bilene rastlamadım. -izmirliler, istanbullular diğer bütün vatandaşlar gibi kardeşimizdir ama gelip de "buranın denizi yok, akşamları dolmuş olmuyor, istanbulun gözünü seveyim, ne modern şehirmiş meğer "bik bik bik" diye trip atanlar sevilmezler pek. yoksa istanbul,izmir şahane şehirlerdir itirazımız yok. -kızılaydaki yapı kredi binasındaki leyleklerin niye birinin yan yan diğerinin de kanatlarını farklı frekanslarda çırparak uçtuğu üzerine kafa yormayın. biz yorduk yararını görmedik. -- Aydın YILMAZ Electrical&ElectronicEngineer alıntıdır........ |
|
MERAK ETMEYİN GERÇEKTEN ÜCRETSİZ VE GERÇEKTEN ZAHMETSİZ.... Ormanlarımız ve gelecegimiz için bir kaç saniye ayırırmısınız. Cok kolay birsey.. tek yapacainiz telefonunuza gelen mesajlari silmek..... Sevgili Arkadaslar, Belki biliyorsunuz ama TEMA vakfi tarafindan desteklenen 10 milyar mese projesinden bahsetmek istiyorum.. http://www.smsmese.org/index.asp?id=109160 adresine girip solda "Projeye Destek" kisminin altinda bulunan "baglantiya tiklayin"a girdiginizde bir form dolduruyorsunuz.. Bu formu doldurdugunuzda cep telefonunuza sponsor firmalarin gonderecegi 20 kisa mesaji kabul etmis oluyorsunuz.. Boylece projeye katilan, yani sadece bu 20 mesaji kabul eden her kisi icin 9 mese agaci dikiliyor (mesajlar size ucretsiz gonderiliyor, siz sadece cep telefonunuza gelen smsleri okuyorsunuz hatta dilerseniz okumadan siliyorsunuz :) ) Projenin hayata gecmesi icin 5milyon kisinin destek olmasi gerekiyor.. su anki rakam 01 Ağustos 2006 itibariyle, 1 milyon 872100 mesaj ...Sizin bu formu dolduracaginizi hatta doldurmakla kalmayip arkadaslarinizi dakampanyadan haberdar edeceginizi umuyorum :) Ayvalik'in - Ege' nin yandigi(!) ya da yakildigi gunlerde inatla agac dikimine katkida bulunmaliyiz sanirim. Sevgiler... alıntıdır.... |
Cerrahpasa Tip Fakültesi Kulak Burun Bogaz Anabilim Dali olarak 12 yas
alti isitme problemi olan maddi durumu kötü hiç bir saglik güvencesi
olmayan fakir çocuklarin tüm tedavisini ve kullandiklari isitme cihazini
ücretsiz karsilayacagiz. Çevrenizde bu tür çocuklar varsa lütfen benim
telefonumu verin.
SEMA ONAY
I.Ü. Rektör asist.
Cerrahpasa Tip Fakültesi yurtiçi yayin koordinatörü
Cep Tel: 0543 291 65 65--- 0532 504 02 22
Bu maili mümkün oldugunca çok kisiye iletelim! Gerçekten birinin isine
yarayabilir!!!